HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 15 MAYIS 2021, CUMARTESİ

Milletlerin çözülme işaretleri

24.05.2001 00:00:00
Milletler içerisinde farklı düşüncelere sahip grupların olması pek tabiidir. Bu çeşit farklılıkların çokluğu, milletlerin kültür zenginliğinden sayılır. Tehlikeli olan farklılık, hedef, yol, yön ve ölçü farklılığıdır. Bir millet içerisinde böyle bir farklılığın ortaya çıkması, çözülme işaretleri taşır. Türk milletinin bu şekilde çözülmesi, birbirine düşman edilmesi için çok çalışılmış ve halen de çalışılmaktadır. İstenilen sonuç elde edilmiş değil, ama hayli mesafe alındığı da inkar edilmez bir gerçektir. Bazı gruplar arasında bu farklılık veya çözülüş o kadar ileri bir noktaya varmış ki, birinin kahraman dediğine, diğeri çok rahat hain diyebiliyor.

Ekonomide başarı kâr, başarısızlık zararla ölçüldüğü halde, ekonomik konularda bile ihanet kelimesinin sıkça kullanıldığına şahit olmaktayız. Örneğin, Devlet Bakanı Yüksek Yalova'ya göre, "Özelleştirmeye inanmadığını söyleyen bir genel müdürü görevde tutmak ülkeye ihanettir". Başka birisine göre, aynı genel müdürü görevden uzaklaştırmak ihanettir. Şimdi gelde, işin içinden çık bakalım, çıkabilirsen. Çıkamadığımız içindir ki, tartışmıyoruz, tartışamıyoruz, habire kavga ediyoruz. Kavga ortamında da, düşünce, fikir, sağduyu ölür, onların yerini gürültü ve heyecan alır. Ülke Babil Kulesi'ne döner. Herkes konuşur, fakat kimse kimseyi anlamaz. Maalesef, Türkiye, uzun zamandan beri bu haldedir. Bu halin bir parçasını son ekonomik kriz sebebiyle tekrar yaşadık.

Türkler borçlanmamak, hele namerde muhtaç olmamak için, her zorluğa katlanan, her güçlüğe göğüs geren bir milletti. Türklerin bu karakterini çok iyi bilen General Ignatief, "Türklerin savaşla yenilemeyeceğini, yenilse bile, bu onların da daha çok bilenmesine ve güçlenmesine vesile olacağını "söyler ve bir çok tavsiyeler arasında şunlara da yer verir: "Türkler, dış yardımı reddederler. Haysiyet duyguları buna engeldir. Velev ki, geçici bir süre için görünüşte kuvvet ve kudret verse de Türkleri dış yardıma alıştırmak gerek". Nihayet Türkler, dış yardıma ve borçlanmaya alıştırıldılar ve bunun sonucunda koca Osmanlı Devleti tarihe gömüldü.

Yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti, bu olaydan çok büyük ders aldığından, borçlanmaktan şiddetle kaçmıştır. Lozan'daki görüşmelerde İngiliz Dışişleri Bakanı Lord Curzon, sinirli bir ifadeyle İsmet İnönü'ye şöyle der: "Bugün reddettiklerinizin hepsini cebimize atıyoruz. Memleketiniz baştan başa haraptır. İmar etmeyecek misiniz? Bunun için paraya ihtiyacınız olmayacak mı? Yarın para istemek için karşımıza geldiğiniz zaman, bu reddettiklerinizi cebimizden birer birer çıkarıp önünüze koyacağız ve verdiklerimizin hepsini geri alacağız". Başta İngilizler olmak üzere, Batı dünyasının bütün ümidi, yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti'nin yine ellerine düşeceği ve Lozan'da verdiklerini tekrar geri alacağı yönünde idi.

Batı dünyasının bu beklentisini, İngiliz Nev Conventiol Gazetesi Lozan antlaşmasından hemen sonra, şöyle dile getiriliyordu: "Türkiye, teorik bakımdan bağımsız bir ülke oldu. Ancak ticaret ve ekonomide yeteneksiz ve sermayeden yoksun olan bu halkı tanıyanlar bilirler ki, bu bağımsızlığın ömrü pek kısa olacaktır." Gerçek, gazetenin tahmininin tam tersi oldu. Atatürk'ün önderliğinde Türkiye Cumhuriyeti hızlı bir kalkınma hamlesi başlattı. Hemde, hiç dış borç almadan. Ama maalesef, Atatürk'ün ölümünden sonra, aynı hız ve anlayış devam ettirilmedi.

Bugün o noktaya gelindi ki, Devlet bakanı Kemal Derviş, borç para buldu diye, koca koca devlet adamları neredeyse zil takıp oynayacaklar. Bu hali görüp de, hayıflanmamak, "hey gidi günler, hey gidi devlet adamları" dememek mümkün mü? Bu anlayıştan ve bu halden kurtulmamız şarttır. Bunun yolu da, Prof. Dr. Haydar Baş'ın dediği gibi, "yeniden milli ekonomiye dönmekten geçer". İsterseniz, çözümü bir de Kanadalı iktisatçı Prof. Dr. Michel Chossudovsky'den dinleyelim. Dinleyelim de aklımız başımıza gelsin. O da şöyle diyor: "Dünya Bankası ve IMF kriz çıkararak, milli ekonomileri çökertiyor. Çözüm ülkelerin milli ekonomi temeli üzerine yeniden yapılanmalarına bağlıdır" Milli ekonomiye dönülünce, millet içerisinde baş gösteren çözülmeler, kısmen de olsa giderilir. Aksi halde çatışmalar ve çözülmeler kaçınılmazdır.
 
M. Hilmi Yıldırım / diğer yazıları


Senteks
Panax nedir
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 425 10 66
Faks: (212) 424 69 77
E-posta: [email protected]


WhatsApp haber: (0542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2021

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez.