HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 12 HAZİRAN 2021, CUMARTESİ

Milli Devlet ve kadın-I

03.05.2021 00:00:00
'Milli Devlet ve kadın-I' seslendirme dosyası:

İnsanoğlunu dünyaya getirme gibi mucizevi bir olayın kahramanı olan kadın, sadece insan neslinin devamındaki bu hayati vazifesi nedeniyle bile sonsuz hürmete ve hizmete layık iken; tarih boyunca birçok toplumlarda hep ezilmeye mahkum edilmiştir. Böylece kadın ilk çağdan beri, hakkında en çok konuşulan ve fakat hakkı da en fazla yenen insan olmuştur.

Kadını köle kabul eden anlayış, tarihte ilk olarak antik Grek kentlerinde ortaya çıktı. Atina'da bir baba kızını istediği adama satardı. 

Roma döneminde kadın, kölelerin bile altındaydı. Velayet hakkı yoktu, evlat edinemezdi

Aynı dönemlerde Türk geleneğinin kadına müstesna bir yer verdiğini görüyoruz. İtalyan seyyah Marco Polo; Türk kadınlarının dünyanın en temiz ve en ahlaklı kadınları olduğunu söyler.

Atatürk 1923 yılında, "Şuna inanmak lazım ki dünya üzerinde gördüğümüz her şey kadın eseridir" diyerek kadının toplum içindeki önemini ve kıymetini ortaya koymuştur.

Kapitalist dünyada aile ortamında ezilen kadın, iş ortamında köleleştirilmiştir. Kadının özgürleşme süreci, yağmurdan kaçarken doluya tutulmaktan başka bir şey değildir.

Bütün taşların yerine oturması için öncelikle bakış açımızı değiştirmemiz gerekmektedir. İnsana, ekonomiye, aileye bakışımızı değiştirmemiz gerekiyor. Bu bağlamda Sosyal Devlet/Milli Devlet kadına bakışı vermekte, kadını toplumun ayaklar altında ezilen konumundan alıp başa taç yapmaktadır.

Liberal-kapitalist modeller kadının özgürleştirilmesi için onun aile ortamından topluma çekilmesini savunurlar. Buradaki önemli nokta kapitalizm, kadını toplumun içerisinde olmaya davet ederken, onu çalışma ortamına davet eder. 

Liberal anlayışlara göre kadının özgürleşmesi için fabrikalarda çalışması ve üretime katılması gerekir. Milli Ekonomi Modeli'nde ise kadının ekonomiye en önemli katkısı onun tüketmesi ile sağlanmaktadır.

Batı'da kadın asıl zulmü, sanayi toplumuna geçiş aşamasında yaşamıştır. Nitekim 17. yüzyılda İngiltere'de ortaya çıkan ve Avrupa'da yayılan sanayi devrimi ile büyüyen bir işçi sınıfı oluştu. Böylece el emeğine dayanan eski üretim mekanizması yıkılmış oldu. Kadınlar, erkeklerle aynı şartlarda, hatta yer yer daha ağır şartlarda ve ancak erkeğin yarısı kadar ücretle çalışıyorlardı.

Kadınların 19. yüzyılda ev sektöründen sonra en yoğun çalıştıkları alan tekstil sanayi idi. Madenlerde çalışan kadınların vücutlarında ciddi deformasyonlar görüldü. Mide ve akciğer rahatsızlıklarına yakalandılar. Nihayet 1842'de Britanya'daki madenlerde kadınların çalışması yasaklandı. 1847'de ise kadınların çalışmaları 10 saatle sınırlandı.

Kadınların çalışması her şeyden önce aile bağlarını koparır. Çünkü kadın günde 12-13 saatini fabrikada geçirirken ve erkekte aynı ya da başka bir yerde çalışırken, dışarıdaki çocukların hali ne olur? Annelerin çalışmasıyla genel küçük çocuk ölümlerinin arttığı besbellidir. (devam edecek…)

 
Zuhal Konukseven / diğer yazıları


logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 425 10 66
Faks: (212) 424 69 77
E-posta: [email protected]


WhatsApp haber: (0542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2021

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez.