Milli Devlet’te eğitim -1-
Batı dünyası için insan hakları, her zaman sadece kâğıt üzerinde kalmıştır
03.08.2026 00:46:00
Haber Merkezi
Haber Merkezi





Batı dünyası için insan hakları, her zaman sadece kâğıt üzerinde kalmıştır. Bunun nedeni, meselenin iyi ele alınamamış olması değil, Batı dünyasında insan haklarını verecek bir iradenin bulunmayışıdır; böylece işin sadece propagandası yapılmakta, denilenler yalnızca lafta kalmaktadır. Hakkı veren olmayınca, istismarların olması ise çok normaldir.
Milli Devlette, önümüzdeki bölümlerde değineceğimiz gibi, hakların verilmesi değil, "insan için doğuştan var olduğu" devlet tarafından kabul edilen hakların yine devlet eliyle yaşatılması ve korunmasından bahsedilir.
Biz, ilk olarak fertlere haklarını verecek insanı ele alıyoruz. Öncelikle bu insanı yetiştiriyoruz. Hak ve hürriyetleri yaşatacak uygulamaları hayata geçirecek bir yaşam telakkisi kazandırıldıktan sonra, ancak insan haklarının uygulamalarından bahsedilebilir.
Milli Devlet, eğitim konusunu, günümüzde ihtiyaç duyulan ve özlenen insanın yetiştirilmesi bakımından önemle ele almaktadır. Bu bağlamda Kapitalizmin bencil ve egoist insan modelinin yerine; tüm insanlığa haklarını verecek ve onları koruyacak fertlerin yetiştirilmesi, milli eğitimin ana vazifelerindendir.

Birlik ve beraberliği temin edecek, devlet ve milletine bağlı bireylerin yetiştirilmesi de vazgeçilemez esastır.
İnsanın yetiştirilmesi bahsinde ele alınması gereken bir diğer önemli husus ise, her milletin kendine ait değerleri özelde ise Türk Milleti'ne ait değerleri gençliğimize kazandırmamızdır.
Bugün hangi millete bakarsanız bakınız; örnek bir modeli vardır. Bir İngiliz veya bir Alman vs. gencini farklı milletlerin gençliğinden ayıran bir modeli mevcuttur.
Kendi değerleriyle, örfüyle, adetiyle kısacası medeniyeti ile yoğrulmuş model anlayış, örgün ve yaygın eğitim ile kendine öğretilmiştir. Bizde ise, böyle bir Türk modeli henüz belirlenmemiştir. Dolayısıyla gençliğimizin yetiştirilmesinde de ona örnek olarak sunulan bir Türk modeli maalesef yoktur.
Bu boşluk, ister istemez globalizmin kültür anlayışı ile doldurulmaktadır. Globalizmin zihinler üzerindeki en etkili yaptırımı, fertlere, farkında olmadan kendi düşünce kalıplarını, kültürünü ve medeniyetini kabul ettirmektir.
Böylece yapılan reklamlar ve kampanyalarla batılılaşmayı, Batı patentli eşyaları kullanmak, onlar gibi giyinmek, onlar gibi yemek veya onlar gibi davranmak olarak anlayan bir millet oluşturulmaktadır.

Çağdaşlaşmayı batılı gibi olma şeklinde algılayan bu nesil, kendi gibi hareket etmeyenlere karşı taklit ettikleri ile bir üstünlük kazandığını düşünmektedir. Sahip olduğu değerlerini, milli kimliğini ve medeniyetini hiçe sayan bu anlayış, Batı taklidinde bir hayat telakkisi ile modernleştiğini düşünürken; geldiği noktada öz kimliğini ve değerlerini yitirmektedir.
Böyle bir nesil, geleceğimizi globalizme ipotek etmek demektir, dolayısıyla Globalizm karşısında dik durabilmek, değerlerine sahip çıkan bir gençliğin yetiştirilmesi ile sağlanabilir. Verilecek eğitim bu nedenle kültürümüze, tarihimize ve değerlerimize sahip çıkan bir hayat telakkisi ekseninde olmalıdır.
Milli Devletin en büyük sermayesi elbette ki yetişmiş gençliğidir. Vazifemiz, iyi eğitilmiş, bilgili, tecrübeli ve kabiliyetli, insan bahsinde temel vasıflarına dikkat çektiğimiz bir genç neslin yetiştirilmesidir. Bu gaye, eğitim sistemimizin keyfiyetinin ve kalitesinin değişmesi ile Milli Devlet anlayışında gerçekleştirilecektir." Devam edecek (Prof. Dr. Haydar Baş Milli Ekonomi Modeli)
Milli Devlette, önümüzdeki bölümlerde değineceğimiz gibi, hakların verilmesi değil, "insan için doğuştan var olduğu" devlet tarafından kabul edilen hakların yine devlet eliyle yaşatılması ve korunmasından bahsedilir.
Biz, ilk olarak fertlere haklarını verecek insanı ele alıyoruz. Öncelikle bu insanı yetiştiriyoruz. Hak ve hürriyetleri yaşatacak uygulamaları hayata geçirecek bir yaşam telakkisi kazandırıldıktan sonra, ancak insan haklarının uygulamalarından bahsedilebilir.
Milli Devlet, eğitim konusunu, günümüzde ihtiyaç duyulan ve özlenen insanın yetiştirilmesi bakımından önemle ele almaktadır. Bu bağlamda Kapitalizmin bencil ve egoist insan modelinin yerine; tüm insanlığa haklarını verecek ve onları koruyacak fertlerin yetiştirilmesi, milli eğitimin ana vazifelerindendir.

Birlik ve beraberliği temin edecek, devlet ve milletine bağlı bireylerin yetiştirilmesi de vazgeçilemez esastır.
İnsanın yetiştirilmesi bahsinde ele alınması gereken bir diğer önemli husus ise, her milletin kendine ait değerleri özelde ise Türk Milleti'ne ait değerleri gençliğimize kazandırmamızdır.
Bugün hangi millete bakarsanız bakınız; örnek bir modeli vardır. Bir İngiliz veya bir Alman vs. gencini farklı milletlerin gençliğinden ayıran bir modeli mevcuttur.
Kendi değerleriyle, örfüyle, adetiyle kısacası medeniyeti ile yoğrulmuş model anlayış, örgün ve yaygın eğitim ile kendine öğretilmiştir. Bizde ise, böyle bir Türk modeli henüz belirlenmemiştir. Dolayısıyla gençliğimizin yetiştirilmesinde de ona örnek olarak sunulan bir Türk modeli maalesef yoktur.
Bu boşluk, ister istemez globalizmin kültür anlayışı ile doldurulmaktadır. Globalizmin zihinler üzerindeki en etkili yaptırımı, fertlere, farkında olmadan kendi düşünce kalıplarını, kültürünü ve medeniyetini kabul ettirmektir.
Böylece yapılan reklamlar ve kampanyalarla batılılaşmayı, Batı patentli eşyaları kullanmak, onlar gibi giyinmek, onlar gibi yemek veya onlar gibi davranmak olarak anlayan bir millet oluşturulmaktadır.

Çağdaşlaşmayı batılı gibi olma şeklinde algılayan bu nesil, kendi gibi hareket etmeyenlere karşı taklit ettikleri ile bir üstünlük kazandığını düşünmektedir. Sahip olduğu değerlerini, milli kimliğini ve medeniyetini hiçe sayan bu anlayış, Batı taklidinde bir hayat telakkisi ile modernleştiğini düşünürken; geldiği noktada öz kimliğini ve değerlerini yitirmektedir.
Böyle bir nesil, geleceğimizi globalizme ipotek etmek demektir, dolayısıyla Globalizm karşısında dik durabilmek, değerlerine sahip çıkan bir gençliğin yetiştirilmesi ile sağlanabilir. Verilecek eğitim bu nedenle kültürümüze, tarihimize ve değerlerimize sahip çıkan bir hayat telakkisi ekseninde olmalıdır.
Milli Devletin en büyük sermayesi elbette ki yetişmiş gençliğidir. Vazifemiz, iyi eğitilmiş, bilgili, tecrübeli ve kabiliyetli, insan bahsinde temel vasıflarına dikkat çektiğimiz bir genç neslin yetiştirilmesidir. Bu gaye, eğitim sistemimizin keyfiyetinin ve kalitesinin değişmesi ile Milli Devlet anlayışında gerçekleştirilecektir." Devam edecek (Prof. Dr. Haydar Baş Milli Ekonomi Modeli)


















































































































