logo
04 EYLÜL 2026

Milli Devlet’te ekonomiye genel bir bakış -1-

Devletlerin iktisadi olarak kendi ayakları üzerine durmadan siyasi sahada tam bağımsız olmaları mümkün değildir

18.08.2026 00:22:00
Haber Merkezi
 
Milli Devlet’te ekonomiye genel bir bakış -1-
Milli Devlet’te ekonomiye genel bir bakış -1-
Devletlerin iktisadi olarak kendi ayakları üzerine durmadan siyasi sahada tam bağımsız olmaları mümkün değildir.

Sınırların önemini yitirdiği günümüzde, küresel manevralarla dünyaya hâkim olan güçlerin ekonomide Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelere ilk empoze ettikleri görüş, ulus devlet anlayışının gereksizliğidir.

Uluslararası şirketlerin, IMF ve Dünya Bankası vasıtasıyla ülkelerin bütçelerine yön verdiği, kaynaklarını ve her türlü gelirlerini ele geçirdiği bir dönemde yaşıyoruz.

Global firmaların ciroları hatırı sayılır büyüklükteki devletlerin GSMH'sından daha fazla bir noktaya gelmiştir.







1994 yılında en büyük 5 global firmanın satış hasılatı 871 milyar dolar iken, aynı yıl tüm az gelişmiş ülkelerin GSYİH 77 milyar dolar düzeyinde idi.  İlk 20 firmanın piyasa değeri 2017 itibari ile 6,181 trilyon Dolardır.

Küresel oyunlar sonucunda Türk ekonomisinin sürüklendiği noktada, artık ülkemizin vergi gelirlerinin tamamı, iç ve dış borçlarımızın faizlerini dahi karşılayamaz durumdadır.

Türkiye, yüksek faiz–döviz–borç kısır döngüsü içindedir. Kâr getiren birçok kamu kuruluşu, değerinin çok altında bedelle özelleştirilmiştir. Türkiye piyasalarında bulunan para miktarı ise yeterli değildir.

Piyasalardaki bu açığın kapatılması için Merkez Bankası'nın para basarak para temin etmesi gerekir iken; bu işleri, bankaların çek ve kredi kartlarıyla ve ürettikleri kaydi para ile yapmaları istenmektedir.

Piyasada kullanılan bu araçlarla, bankalar, faiz işleterek yeni bir kazanç kapısı elde etmektedirler. Devlet ise, para basma vazifesini yerine getirmediği için Hazine ihaleleri ile global finans aktörlerine borçlandırılmaktadır.







Bu ihaleler, bankalar ve para ile para kazanan sermaye grupları için yeni bir gelir kapısı olmaktadır.

Türkiye'de devlet, piyasanın ihtiyacı olan emisyonu sağlayamadığı için; yüklü faizli borç yöntemiyle bu açığı, ABD Merkez Bankası (FED) gidermekte ve yabancı para birimleri milli paramızın yerini almaktadır.

Gelinen noktada, böyle bir ülkede milletin refahından ve yararından bahsetmek zor, belki de imkânsızdır.

O halde, Türk milletinin ve aslında kapitalist anlayışın altında ezilen tüm halkların hakkını vermek için, her sahada olduğu gibi ekonomi sahasında da yepyeni bir modeli oluşturarak hayata geçirmeye mecburuz. Bu bağlamda tam bağımsız Sosyal Devlet/Milli Devlet anlayışının, milli bir ekonomiden mahrum olması düşünülemez.







Bu cümleden olarak Milli Ekonomi Modeli, yukarıda kısaca değindiğimiz ülkemizin sıkıntılarının yanında, bugüne kadar hiçbir iktisadi sistemde halledilemeyen şu 3 mesele temel alınarak doğmuştur ve bunlara çözüm getirmektedir:

– Adil bir gelir dağılımı,
– Sürekli büyümenin yakalanması,
– Tam istihdamın sağlanması, yani işsizlik sorunun halledilmesi.

Tanım olarak, "insanın sınırlı ihtiyaçlarının sınırsız kaynaklardan karşılanması ilmi ve yine ülkelerin gerektiğinde her türlü mal ve hizmeti üretebilme gücüne sahip olmasının yanı sıra, iç ve dış harcamalarını borçlanmadan temin edebilmesinin formülü" şeklinde ifade edebileceğimiz Milli Ekonomi Modelimiz, ülkelerin ve milletlerin kalkınmasının ve ekonomik bağımsızlığının tek yoludur.

Milli Ekonomi Modeli, ülkelerin kalkınmasında sosyal refahı sağlamalarında kendi kendine yeter bir çözümü ortaya koymaktadır. Esasında bu son derece önemli bir noktadır. Hiç kimseye bağlı olmadan kalkınabilen ülkelerin siyasi olarak da bağımsız olmaları mümkün olacaktır.







Milli Ekonomi Modeli'nin en önemli özelliği, insana verdiği değerin bir göstergesi olarak tüketim yanlısı bir analize dayalı olmasıdır. Liberal–kapitalist modellerin –kaynakların kıt olduğu yanlışından yola çıktıkları için– esas aldıkları bir sınıf vardır ki, bu kesim topluma yön veren küçük bir azınlıktır.

Yani mevcut sistemler, yalnızca gücü elinde bulundurana hizmet etmektedir. Milli Devlet'in ekonomi anlayışında ise, şimdiye kadar hiçbir sistemin yapamadığı gerçekleşmekte; küçük bir azınlık değil, ezilen, hakları gasp edilen ve çoğunluk başta olmak üzere toplumun tamamının çıkarları dikkate alınmaktadır.

Getirilen çözüm önerileri, öncelikle dar gelirli kesimin güçlendirilmesine yöneliktir. Tüketicinin güçlendirilmesiyle elde edilecek netice ise, piyasaların tamamının refahını temin edecek şekilde bir bütünlük arz etmektedir." (Prof. Dr. Haydar Baş Milli Ekonomi Modeli)

KKTC'deki feribot faciasından kurtulan Adanalı gençler ailelerine kavuştu

KKTC'nin Girne açıklarındaki feribot faciasından kurtulan Adanalı 3 genç memleketlerine döndü. Faciadan kurtulan gençler yaşadıklarını anlattı

03.09.2026 20:59:00
İHA
 
KKTC'deki feribot faciasından kurtulan Adanalı gençler ailelerine kavuştu
KKTC'deki feribot faciasından kurtulan Adanalı gençler ailelerine kavuştu
Girne'deki feribot faciasından kurtulan arkadaşlar Sudenaz Sönmez, Burak Can Keskin ve Burak Arif Kaya, memleketleri Adana'ya havayoluyla döndü. AFAD ekipleri tarafından Çukurova Havalimanı'nda karşılanan gençler, ailelerine kavuştu. KKTC'deki feribottan kurtulan Sudenaz Sönmez'i, Kozan ilçesindeki Şevkiye Mahallesi'ndeki ailesi büyük sevinçle karşıladı. Ablası Gamze Sönmez, 4 gündür hiç uyumadığını, kız kardeşine kavuşmayı beklediğini söyledi.






"Gemi batarken ilk terk eden kaptandı"

Yaşadıklarını anlatan Sudenaz Sönmez, "Kaptanı ilk uyardıklarında Mersin Limanı'na kadar duramayacaklarının söylendiğini ve gemi batarken bile hala 'sakin olun, bir şey yok' dediler. Batarken ilk terk eden kaptan, yedek kaptandı. İnsanlar el uzatırken hepimiz bakıyorduk, hiçbir çalışan yoktu. El ele tutuşarak birbirimizi çıkardık. Ben Kozanlı arkadaşlarımızla limana inince bayıldım. Kayıplarımızın bulunması öncelik. Hukuki süreç devam ediyor. Cumhurbaşkanımızdan, AFAD'dan, Türk Konsolosluğu'ndan destekleri için ve Kozan Belediye Başkanımız Mustafa Atlı'ya çok teşekkür ederim. Annemi görünce o ağladı, eve çıkınca ben de ağladım" diye konuştu.

Anne Selcan Sönmez, kızına gözyaşları içinde sarılarak, "Kızıma kavuştuğum için çok mutluyum. Ailesini kaybedenlere başsağlığı diliyorum. Biz çok kötüydük, onları düşünemiyorum bile" diye konuştu.








"Camı kırarak çıktım çok dalga vardı"

Arkadaşlarının yanına ziyarete giden ve feribotta birlikte dönerken faciayı yaşayan Burak Can Keskin ise, "Allah bir daha göstermesin. Biz gittiğimizde yerler ıslaktı. Herkes kaptana bildirmiş ama 'ben burada yıllardır kaptanım' demiş. Camı kırarak çıktım. Çok dalga vardı, o can havliyle bilsen de kurtulamazdın. Herkes kendi canının derdine düştü. Zaten durdu ve geminin batması ile durması bir oldu" diye konuştu.

Feribot faciasından kurtulan Burak Can Keskin'in annesi Gülfidan Keskin de, "Oğlum aradı. 'Anne, biz ölüyoruz. Hakkını helal et anne' diye feryat etti. Oğlumun sesi ve diğerlerinin sesi. 'Anne seni seviyorum, hakkını helal et' demesi ile ben bittim. O kaptanlar da aynı acıyı tatsın. Bir de 'Haklarını helal etsin' diyorlar mı' Asla hakkımızı helal etmiyoruz" dedi.
Baba Cem Keskin ise, oğlunun şaka yaptığını düşündüğünü belirterek, "'Baba, gemi batıyor' demesi ile 'Yelek, bot yok mu'' dedim. 'Helal olsun oğlum' dedim. Limana varınca haber verdi, büyük sevinç yaşadık" diye konuştu.








"8 aylık hamile kadını pencereden ayaklarından çıkardım"

7 kişiyi camı kırarak kurtardığını söyleyen Burak Arif Kaya ise, "Gemiye bindik. İlk bastığımızda su vardı. Kaptana sordum, 'cıvatalardan su alıyor' dedi. 'Emin misin, batmadan gideceğimize'' dedim. Bana, 'sen 5 yıllık okul okuyorsun, ben 10 yıllık okul okuyorum' dedi bana. Gemiden çıktım, 'kalkıyoruz' dediler, gemiye geri bindim. 8-9 kilometre gittik gitmedik. Yardımcı kaptan, 'Sakin olun, bir şey yok' dedi. 2 dakika geçti, geminin içi su dolmaya başladı. Yanımda ufak çocuk, 'gemi batacak' dedi. İlerledik, ses gelince gemi her yerden su alıyor, kapılar kilitli. 'Benim de annem babam var' diyerek elde imkan varken kurtardım. 8 aylık hamile kadını pencereden ayaklarından çıkardım. Kolumla vura vura çıkardım. 3 çocuk ve yaşlı bir amcayı çıkarmaya çalıştık. Mazotlu su, kayıyordu. Cumhurbaşkanımızdan ve belediye başkanımızdan Allah razı olsun" şeklinde konuştu.




















Karadeniz'de alarm: Oksijenli yaşam alanı daralıyor

Karadeniz'de küresel ısınma, kirlilik ve aşırı avcılığın etkisiyle deniz ekosistemindeki dengeler değişirken, balıklar ve diğer deniz canlılarının hayatını sürdürebildiği oksijence zengin su alanlarının giderek daraldığı belirtildi

02.09.2026 13:47:00
İHA
 
Karadeniz'de alarm: Oksijenli yaşam alanı daralıyor
Karadeniz'de alarm: Oksijenli yaşam alanı daralıyor
KTÜ Deniz Bilimleri Fakültesi tarafından, Karadeniz'in biyolojik zenginliğinin tanınması ve korunmasına yönelik yürütülen AB BIOBLACK Projesi kapsamında çalıştay düzenlendi. Türkiye, Bulgaristan ve Romanya'dan proje ortakları ile paydaşların katıldığı çalıştayda, Karadeniz'e kıyısı bulunan ülkelerde gerçekleştirilen araştırmalar değerlendirildi. Katılımcılar, kendi ülkelerindeki mevcut durum ve önümüzdeki dönemde izlenecek yol haritaları hakkında sunum yaptı. Programda ayrıca deniz ekosisteminin korunmasına yönelik ülkeler arasında geliştirilebilecek iş birlikleri ve ortak projeler üzerinde görüş alışverişinde bulunuldu.






"Oksijenli su kütlesi daralıyor"

Karadeniz'de deniz suyu sıcaklığının küresel ısınmaya bağlı olarak hızla arttığını belirten KTÜ Deniz Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Coşkun Erüz, geçmişte yaklaşık 200 metre derinliğe kadar uzanan oksijence zengin ulus su kütlesinin bazı bölgelerde 100 metreye kadar daraldığını söyledi.

Erüz, iklim değişikliği, aşırı avcılık ve kirliliğin Karadeniz'deki canlı yaşamını ciddi şekilde tehdit ettiğini ifade ederek, "Biyoçeşitliliği etkileyen kısa faktörler var. Birincisi insan etkisiyle Karadeniz'in ekosistemi bozuluyor. Özellikle fiziksel yapıda ciddi bir değişim var. Küresel ısınmaya bağlı olarak Karadeniz'in deniz suyu sıcaklığı hızla artış gösteriyor. Bu sıcaklaşmada buharlaşmanın fazla olması ve tuzunun artmasıyla birlikte Karadeniz'in dip ve üst tabakası arasındaki etkileşim artmaya başladı. Bu Karadeniz'de balık ve diğer üstyapı organizmalarının yaşayabileceği oksijenli su kütlesinde daralmalar başladı. Daha önce 200 metreye kadar olan derindeki sular oksijence zengin sular iken şimdi bu derinlik yer yer 100 metrelere kadar çıkabiliyor. Balık ve diğer canlıların yaşayabileceği su kütlesini daraltıyor. Bunun üzerine insan baskısını yani aşırı avcılık ve kirliliği eklediğiniz zaman Karadeniz'deki balık ve diğer canlıların yaşama şansı iklim değişikliği ile birlikte çok zorlandı. Yeni bir planlama ve stratejiye gitmemiz gerekiyor. Aksi halde Karadeniz'de gerçekten hızla tehdit altına giren bir deniz. Alınması gereken en önemli etken bütün ülkelerin birlikte inorganik kirleticilerin denize girişini mutlaka keskin bir şekilde kontrol altına almamız gerekiyor. Bizim balık kaynaklarımızın başında Karadeniz geliyor. Eğer biz Karadeniz'i koruyamazsak gelecek nesillerimizin besin kaynağı zarar görecek. Isınması yetiştiricilik ve avcılığa etki edecek" dedi.








KTÜ'den Karadeniz biyoçeşitliliğinin takibi için mobil uygulama

Karadeniz'de nesli tehlike altındaki canlılar ile yabancı türlerin dağılımının belirlenmesine yönelik mobil uygulama geliştirildi. Uygulamayla denizdeki türlerin daha yakından takip edilmesi ve elde edilen verilerin biyoçeşitliliğin korunmasına yönelik çalışmalarda kullanılması hedefleniyor.

KTÜ Deniz Bilimleri Fakültesi'nden Prof. Dr. Hacer Sağlam, uygulamanın proje kapsamında geliştirildiğini belirterek, kullanım alanının genişletilmesinin hedeflendiğini ifade etti. Sağlam, "Proje kapsamında mobil uygulama geliştirdik. Bu uygulamanın amacı özellikle nesli tehlike altında ve yabancı türlerin dağılımını belirlemekti. Uygulama kullanımını yaygınlaştırmak istiyoruz. Karadeniz'deki canlılar aşırı avcılık, hayalet ağlar, yasa dışı avcılık, deniz çöpleri, yabancı türler gibi bir çok tehdit altında" ifadelerini kullandı.













Elektrikli araçların bataryaları neden yanar?

Elektrikli araçlarda kullanılan lityum iyon bataryalar, geleneksel yakıt depolarına kıyasla istatistiksel olarak daha az yangın riski taşısa da meydana gelen yangınlar kontrol edilmesi oldukça zor kimyasal süreçlere dayanır

02.09.2026 13:03:00
Hasan Gündoğdu
 
Elektrikli araçların bataryaları neden yanar?
Elektrikli araçların bataryaları neden yanar?
Batarya yangınlarının temel sebebi termal kaçak (thermal runaway) adı verilen zincirleme reaksiyondur. Lityum iyon hücreleri içerisindeki anot ve katot katmanları son derece ince bir seperatör (ayırıcı) zar ile ayrılır.






Bu yapı bozulduğunda şu süreç işler:

İç Kısa Devre: Fiziksel darbe, imalat hatası veya aşırı ısınma nedeniyle ayrıştırıcı zar erir veya delinir. Anot ve katot doğrudan temas ederek kısa devre oluşturur.

Isı Artışı ve Gaz Çıkışı: Kısa devre hızlı bir sıcaklık artışına yol açar. Batarya içerisindeki sıvı elektrolit bozulmaya başlar ve yanıcı gazlar salgılar.

Kendi Kendini Besleyen Reaksiyon: Sıcaklık 150 derece ila 200 derece eşiğini aştığında, batarya hücreleri dışarıdan oksijen almadan bile kendi oksijenini üreterek yanmaya devam eder. Bir hücredeki yangın yanındaki hücreleri tetikler ve tüm batarya paketine yayılır.






Gerçek Yaşamdan 2 Örnek

Güney Kore Incheon Kapalı Otopark Yangını: Şarjda olmayan park halindeki bir elektrikli aracın batarya paketinde meydana gelen iç kısa devre, kapalı otoparkta termal kaçağı tetikledi. Yangının saatlerce sürmesinin ve onlarca araca sıçramasının ana nedeni, bataryanın kendi yapısındaki oksijenle yanmaya devam etmesiydi.

Kaza Sonrası Alt Gövde Hasarı Yangınları: Yüksek hızla seyreden bir elektrikli aracın yol üzerindeki sert bir cismin üzerinden geçmesi sonucu aracın alt tabanında bulunan batarya muhafazası delindi. Hücrelerin fiziksel deformasyona uğramasıyla ani iç kısa devre oluştu ve kaza anından birkaç dakika sonra araç alev aldı.






Nelere Dikkat Edilmesi Lazım?

Elektrikli araç kullanımında batarya sağlığını korumak ve yangın riskini en aza indirmek için dikkat edilmesi gereken kritik noktalar:

Fiziksel Darbelerden Sonra Kontrol Yapın: Aracın altı sert bir zemine, kaldırıma veya yoldaki bir nesneye çarptıysa batarya muhafazası zarar görmüş olabilir. Vakit kaybetmeden yetkili serviste alt gövde kontrolü yaptırılmalıdır.

DC Hızlı Şarj Kullanımını Dengeleyin: Aracı sürekli maksimum güçte DC (Fast Charger) istasyonlarında şarj etmek hücrelerde aşırı ısınmaya ve zamanla lityum dendriti (kristalleşme) oluşumuna yol açar. Bu kristaller ayrıştırıcı zarı delebilir.

Orijinal ve Standartlara Uygun Şarj Donanımı Kullanın: Evde şarj yaparken onaylanmamış kablolar, yetersiz kesitli uzatma kabloları veya standart dışı duvar üniteleri (Wallbox) kullanılmamalıdır.






Aşırı Şarj ve Derin Deşarjdan Kaçının: Bataryayı uzun süre %0 seviyesinde bırakmak veya sürekli %100 seviyesinde tutmak kimyasal stresi artırır. Günlük kullanımda %20-%80 aralığını korumak güvenlik marjını yükseltir.

Yazılım Güncellemelerini Aksatmayın: Üreticilerin yayınladığı Batarya Yönetim Sistemi (BMS) güncellemeleri, sıcaklık takibi ve hücre dengeleme algoritmalarını optimize ederek olası riskleri önceden engeller.

Yurt dışı çıkış yasağı olan Arif Kocabıyık Bulgaristan'a kaçarken yakalandı

Kapıkule Sınır Kapısı'nda tır dorsesinin altında yakalanan ve hakkında yurt dışına çıkış yasağı bulunduğu belirlenen Arif Kocabıyık, hastane kontrolünün ardından adliyeye sevk edildi. Kocabıyık, adliyeye götürüldüğü sırada gazetecilerin sorusu üzerine "Anamur'a gideceğim" dedi

01.09.2026 13:00:00
İHA
 
Yurt dışı çıkış yasağı olan Arif Kocabıyık Bulgaristan'a kaçarken yakalandı
Yurt dışı çıkış yasağı olan Arif Kocabıyık Bulgaristan'a kaçarken yakalandı
Edirne Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma çerçevesinde, Bulgaristan'a çıkış yapmak üzere Kapıkule Gümrük Sahası'na gelen tırda yapılan kontrollerde dorsenin altında gizlenmiş iki kişi tespit edildi. Bu kişilerin Arif Kocabıyık ile İran vatandaşı Shayan Peiman Samadi olduğu belirlendi.






Hakkında yurt dışına çıkış yasağı bulunduğu tespit edilen Kocabıyık ile tır sürücüsü Muhterem Altıntaş gözaltına alındı. Muhafazadaki işlemlerinin ardından hastanede sağlık kontrolünden geçirilen Kocabıyık ve Altıntaş, Edirne Cumhuriyet Başsavcılığına sevk edildi.








Arif Kocabıyık, adliyeye sevk edildiği sırada basın mensuplarının yönelttiği soruya "Anamur'a gideceğim" şeklinde yanıt verdi.

Olayla ilgili soruşturma sürüyor.

Aşırı sıcaklar powerbankleri tehlikeye dönüştürüyor

Kırklareli'nde elektrik-elektronik sektöründe 31 yıldır faaliyet gösteren Vecdi Yüce, taşınabilir şarj cihazlarının (powerbank) aşırı sıcak ve güneş altında bırakılması halinde şişme ve patlama riski taşıyabileceğini belirterek, vatandaşlara dikkatli olmaları konusunda uyarılarda bulundu

01.09.2026 12:53:00
İHA
 
Aşırı sıcaklar powerbankleri tehlikeye dönüştürüyor
Aşırı sıcaklar powerbankleri tehlikeye dönüştürüyor
Kırklareli'nde 1995 yılından bu yana elektrik-elektronik sektöründe faaliyet gösterdiğini belirten Vecdi Yüce, taşınabilir şarj cihazlarının cep telefonu kullanıcıları için oldukça faydalı olduğunu ifade etti.

Taşınabilir şarj cihazlarının kullanımı ve muhafazasında dikkat edilmesi gereken önemli noktaları belirten Yüce, bilinçsiz kullanımın bu cihazlarda bomba etkisi riski taşıyabileceğini söyleyerek, "1995 yılından bu yana elektrik elektronik sektöründe bulunmaktayım. Yaklaşık 31 yıldır bu sektörde faaliyet göstermekteyiz. Taşına bilir şarj aletleri aslında çok güzel bir cihaz. Çağımızın insanlığa en faydalı cihazlardan birisi. Herkes şuan iletişim halinde ve cep telefonu kullanıyor. Vatandaşların çoğu cep telefonlarının şarjının tamamen dolu olmasını bekliyor ve istiyor. Bu yönde üretilmiş cihazlar oldukça faydalı. Bu cihazı kullanırken dikkat etmemiz gereken çok önemli şeyler var. Taşına bilir şarj cihazlarını aşırı sıcağa ve güneş altında bulundurmaktan kaçınmamız gerekiyor. Bu tarz cihazlar aşırı sıcaklara maruz kaldığında şişme yapabilir, hatta patlayabilir. O yüzden bu tarz cihazları daha çok gölgede muhafaza etmemiz gerekiyor" ifadelerini kullandı.






"Çok faydalı cihazlar ama kullanırken çok dikkat etmemiz gerekiyor"

Taşınabilir şarj cihazlarının çağımızın en faydalı araçlarından birisi olduğunu söyleyen Yüce, ayrıca kullanırken de çok dikkatli edilmesi gerektiği gerektiğini vurguladı. Yüce, "Özellikle, arabaların ön camın bulunduğu aracın göğüs kısmına koymamamız gerekli. Şarj ederken ise dolduğunda hemen çekmemiz gerekli, şarjda fazla tutulmamız gerekiyor. En fazla 1 gün şarjda tutun aksi takdirde şişme ve patlama yapma ihtimali yüksek. Bu cihazlar çok kullanışlı ve çağımızın en faydalı cihazlarından birisi diye biliriz ama kullanırken çok dikkat etmemiz gerekiyor. Şarj cihazlarını aşırı sıcaktan ve uzun süre şarjda etmekten kaçınmamız gerekiyor, yoksa bomba etkisi yapabilir" şeklinde konuştu.






BTP, 30 Ağustos’u tüm yurtta coşku ile kutladı: İstanbul Avcılar’da zafer yürüyüşü

Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) 30 Ağustos Zafer Bayramı'nı coşku ile kutladı. Türkiye'nin dört bir yanında fener alayları, kortejler, Türk bayraklı gösteriler düzenlendi. İstanbul'daki kutlamalar Avcılar yürüyüş yolunda yapıldı

31.08.2026 13:10:00 / Güncelleme: 31.08.2026 13:19:17
Haber Merkezi
 
BTP, 30 Ağustos’u tüm yurtta coşku ile kutladı: İstanbul Avcılar’da zafer yürüyüşü
BTP, 30 Ağustos’u tüm yurtta coşku ile kutladı: İstanbul Avcılar’da zafer yürüyüşü
Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) 30 Ağustos Zafer Bayramı'nı coşku ile kutladı. Türkiye'nin dört bir yanında fener alayları, kortejler, Türk bayraklı gösteriler düzenlendi.






İstanbul'daki kutlamalar Avcılar yürüyüş yolunda yapıldı. Saygı duruşu, İstiklal Marşı ve Andımız'ın okunmasının ardından binlerce partili ve onlara eşlik eden Avcılar sakinleri Türk bayrakları ile marşlarla yürüyüş yaptı.






Zafer yürüyüşünde her yaştan vatandaş bayram coşkusunu doyasıya yaşadı. Yürüyüşte üzerinde Atatürk görseli olan dev Türk bayrağı dalgalandırıldı.

Programın son kısmında oyun havaları eşliğinde halaylar çekildi, horonlar oynandı.









Bursa'da 30 Ağustos coşkusu

Türkiye genelindeki kutlamalarda BTP Bursa teşkilatının organizasyonu da dikkat çekti. Fomara Meydanı'nda kurulan stantta gün boyu zafer kutlaması yapıldı. 7'den 70'e binlerce Bursalı bayram heyecanını hep birlikte yaşadı.






"Milli bilinci diri tutmanın yolu"

Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş sosyal medya hesabından yurt genelindeki 30 Ağustos kutlamalarından kesitlerin yer aldığı bir video paylaştı.

BTP Lideri paylaşımında şu ifadelere yer verdi:

"30 Ağustos Zafer Bayramı'nı Türkiye'nin dört bir yanında coşkuyla kutladık.

Bu bayramları meydanlarda, sokaklarda, yurdun her köşesinde coşkuyla yaşatmak zorundayız çünkü milli bilinci diri tutmanın, bu kutlu emanetin değerini yarınlarımıza aktarmanın yolu bu meydanlardan geçer.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün emanetine sahip çıkan, geleceğe umutla bakan tüm milletimizin Zafer Bayramı tekrardan kutlu olsun. Birlik ve beraberlik içinde nice bayramlara…"






"Bağımsız Türkiye idealini gelecek nesillere taşıyacağız"

Bağımsız Türkiye Partisi'nin sosyal medya hesabından da bir kutlamalara dair bir video paylaşıldı.

Paylaşımda, "30 Ağustos Zafer Bayramı'nın 104. yılını İstanbul'da 7'den 70'e, marşlarla, bayraklarla büyük bir coşkuyla kutladık! O ruhu yaşatacak, bağımsız Türkiye idealini gelecek nesillere taşıyacağız. Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere tüm kahramanlarımızı minnet ve rahmetle anıyoruz" ifadeleri yer aldı.











Bursa'daki düğün yemeğinde 367 kişi hastanelere başvurdu

Bursa'nın Orhaneli ilçesinde sünnet cemiyetinde tavuklu pilav yedikten sonra Orhaneli Devlet Hastanesi'ne başvuran kişi sayısının 367 olduğu açıkladı. Sağlık Müdürlüğü, 74 hastanın Bursa'ya sevk edildiğini, çoğunun taburcu edildiğini sadece 23 hastanın tedavisinin devam ettiğini ve onların da durumlarının iyi olduğunu açıkladı

31.08.2026 12:03:00
İHA
 
Bursa'daki düğün yemeğinde 367 kişi hastanelere başvurdu
Bursa'daki düğün yemeğinde 367 kişi hastanelere başvurdu
Alınan bilgiye göre, Karıncalı Mahallesi'nde E.G. isimli şahıs dün akşam saatlerinde çocuğunun sünnet cemiyetinde misafirlere tavuklu pilav ikram etti. Ancak 1 saat sonra onlarca kişi gıda zehirlenmesi teşhisiyle Orhaneli Devlet Hastanesi'ne başvurdu






Bursa İl Sağlık Müdürlüğü, olaydan etkilenen 367 kişinin gece boyunca Orhaneli Devlet Hastanesi'nin yanı sıra çeşitli hastanelere başvurduğunu, Orhaneli Devlet Hastanesi'ne yapılan başvurulardan 74 hastanın ambulanslarla merkezdeki hastanelere taşındığını, çoğunun şifa ile taburcu edildiğini, tedavisi devam eden 23 hastanın ise genel durumlarının iyi olduğunu açıkladı.








Yetkililer, İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ile koordineli hareket edilerek gıda numunesi alınmasının sağlandığını, Orhaneli İlçe Sağlık Müdürlüğü ekipleri tarafından da su numunesi alındığını, jandarmanın olayla ilgili soruşturma başlattığını açıkladılar.




















Güzellik merkezi soruşturmasında 1 şüpheli daha yakalandı

Bakırköy'de bir güzellik merkezinde kadınların haberi olmadan mahrem görüntülerinin kaydedilerek dijital platformlarda ücret karşılığında yayımlandığı iddiasıyla yürütülen soruşturma kapsamında 1 şüpheli daha yakalandı. Soruşturma kapsamında daha önce yakalanan 2 şüpheli ise tutuklandı

30.08.2026 11:55:00 / Güncelleme: 30.08.2026 12:00:16
İHA
 
Güzellik merkezi soruşturmasında 1 şüpheli daha yakalandı
Güzellik merkezi soruşturmasında 1 şüpheli daha yakalandı
İstanbul Emniyet Müdürlüğü Bakırköy İlçe Emniyet Müdürlüğü'nce, bir iş yerinde kişisel verilerin hukuka aykırı olarak ele geçirilmesi ve özel hayatın gizliliğinin ihlal edilmesine yönelik yürütülen çalışmalarda, 28 Ağustos tarihinde müracaatta bulunan 4 kadın şahsın, daha önce hizmet aldıkları Bakırköy ilçesi Zuhuratbaba Mahallesi'nde bulunan bir güzellik merkezinde kendilerinden habersiz şekilde mahrem görüntülerinin kaydedildiği ve söz konusu görüntülerin dijital platformlar üzerinden ücret karşılığında yayımlandığı yönündeki beyanları üzerine inceleme başlatıldı.






Yapılan incelemeler kapsamında söz konusu iş yerinde gerçekleştirilen aramalarda, gizli kamera düzeneği bulunan aktif 1 cihaz, daha önce iş yerinden söküldüğü belirlenen 6 cihaz ile çok sayıda dijital materyal ele geçirildi. Konu kapsamında iş yeri yetkilisi F.Ö. isimli kadın şüpheli bahse konu iş yerinde, kamera ve güvenlik sistemlerinin kurulumunu gerçekleştirdiği belirlenen E.S.C. isimli şüpheli ise Kağıthane ilçesindeki ikametinde yakalandı.








Çalışmaların devamında, görüntülerin dijital platformlar üzerinden yayımlanmasıyla bağlantılı olduğu tespit edilen A.Ç. (30) isimli şüpheli de 29 Ağustos tarihinde Küçükçekmece ilçesindeki ikametinde yakalandı. Yapılan aramalarda ele geçirilen dijital materyallere el konuldu.








F.Ö. ve E.S.C., "Kişisel Verilerin Hukuka Aykırı Olarak Verilmesi veya Ele Geçirilmesi" ve "Özel Hayatın Gizliliğinin İhlali" suçlarından 29 Ağustos tarihinde sevk edildikleri adli makamlarca tutuklanarak ceza infaz kurumuna teslim edildi.

A.Ç.'nin de aynı suçlardan 30 Ağustos 2026 tarihinde adli makamlara sevk edileceği öğrenildi.

Kuzenini öldürdü: "Delikanlıysan vur" sözü cezasını 18 yıla düşürdü

Konya'da yaklaşık 3 yıl önce 5 bin liralık alacak meselesi nedeniyle kuzenini tüfekle vurarak öldüren 50 yaşındaki sanığın yargılandığı davada yeni bir gelişme yaşandı. İlk olarak müebbet hapis cezasına çarptırılan sanığın cezası, kuzeninin olay sırasında söylediği belirtilen "Delikanlıysan vur" sözü ve olay öncesindeki tartışmalar nedeniyle uygulanan haksız tahrik indirimiyle 18 yıla düşürüldü. Karar, Yargıtay tarafından da onandı

29.08.2026 11:49:00 / Güncelleme: 29.08.2026 11:56:20
İHA
 
Kuzenini öldürdü: "Delikanlıysan vur" sözü cezasını 18 yıla düşürdü
Kuzenini öldürdü: "Delikanlıysan vur" sözü cezasını 18 yıla düşürdü
Olay, yaklaşık 3 yıl önce merkez Meram ilçesi Gödene Mahallesi 17343. Sokak'ta meydana geldi. Amcasının yanında çalışan 50 yaşındaki Ömer Parlak, uyuşturucu kullandığı gerekçesiyle işten çıkarıldı. Bir süre sonra aynı iş yerinde çalışan kuzeni 30 yaşındaki Muhammet Bilal Parlak'ı telefonla arayan Ömer P., yaklaşık 5 bin liralık alacağının kendisine ödenmediğini iddia etti.






İkili arasında telefonda başlayan tartışmanın ardından Muhammet Bilal Parlak, kuzeninin evine gitti. Ancak Ömer P. kapıyı açmadı. Çevrede bulunanların müdahalesiyle sakinleşen Muhammet Bilal Parlak, daha sonra aracına yöneldi. Bu sırada evinden tüfekle çıkan Ömer P., kuzeni Muhammet Bilal Parlak'a ateş etti.

Ağır yaralanan Muhammet Bilal Parlak, olay yerinde hayatını kaybetti. Olayın ardından gözaltına alınan Ömer P., tutuklanarak cezaevine gönderildi. Konya 6. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen davada sanık Ömer Parlak, "kasten öldürme" suçundan müebbet hapis cezasına çarptırıldı.








"Delikanlıysan vur" sözü haksız tahrik kapsamında değerlendirildi

Karara yapılan itirazın ardından dosyanın incelenmesi sırasında, Muhammet Bilal Parlak'ın olay öncesinde kuzenine yönelik "Vur beni, delikanlıysan" şeklinde söz söylediğine ilişkin tanık beyanları dikkate alındı. Ayrıca tarafların olaydan önce telefonla tartıştığı, Muhammet Bilal Parlak'ın sanığın evine gittiği ve sanığın kendisine hakaret edildiği yönündeki savunmasının aksini ortaya koyan bir delil bulunmadığı değerlendirildi.








Mahkemece bu hususlar, sanık lehine haksız tahrik çerçevesinde değerlendirilerek müebbet hapis cezasında indirime gidildi. Sanık Ömer P.'nin cezası 18 yıl hapse düşürüldü. Sanık hakkında ayrıca iyi hal indirimi uygulanmadı. Karara yönelik itirazın ardından dosya Yargıtay'a taşındı. Yargıtay incelemesinin ardından verilen karar onanarak kesinleşti.

Avrupa'ya dönüş yolunda kilometrelerce gurbetçi kuyruğu

Yıllık izinlerini Türkiye'de geçiren gurbetçilerin Avrupa'ya dönüş yolculuğu sürerken, Edirne'deki Kapıkule Sınır Kapısı ile Bulgaristan tarafındaki Kapitan Andreevo Sınır Kapısı'nda yoğunluk yaşanıyor

28.08.2026 14:19:00 / Güncelleme: 28.08.2026 14:33:34
İHA
 
Avrupa'ya dönüş yolunda kilometrelerce gurbetçi kuyruğu
Avrupa'ya dönüş yolunda kilometrelerce gurbetçi kuyruğu
Yaz tatilini aileleri ve yakınlarıyla geçirmek üzere Türkiye'ye gelen gurbetçiler, izinlerinin sona ermesiyle birlikte yaşadıkları Avrupa ülkelerine dönmek üzere yola çıktı. Başta Almanya olmak üzere farklı Avrupa ülkelerine gitmek için yola çıkan vatandaşlar, Kapıkule Sınır Kapısı'na ulaştı.

Sınır kapısında işlemlerini tamamlamak için bekleyen gurbetçiler, sıcak havaya rağmen uzun araç kuyruklarında saatlerce beklerken, Türkiye'den ayrılmanın hüznünü de yaşadı. Öte yandan diğer sınır kapılarında da yoğunluk yaşanıyor.






"Türkiye'ye gitmeye değer, Kapıkule'deki yoğunluk zorluyor ama dayanıyoruz"

Belçika'da yaşayan ve yıllık iznini Afyonkarahisar'ın Emirdağ ilçesinde geçiren gurbetçi Akif Çil, dönüş yolunda olduğunu belirterek, "Ben Afyon Emirdağ ilçesinden geliyorum. Belçika'da kalıyorum. Her sene olduğu gibi yıllık iznimize gittik. Şu anda dönüşteyiz. İznimiz bitti. Her seneki gibi hani bir yandan iyi oluyor, bir yandan kötü. Ama bu rezillik olmasa, Kapıkule'mizde yoğunluk olmasa bir şekilde iyi olacak ama yapacak bir şey yok. Değer yani, Türkiye'mize gitmeye değer. Zorluyor ama yapacak bir şey yok. Dayanıyoruz artık. Gurbet olduğu için vız geliyor. Sıramız da geldi, ben gideyim, önümü kaptırmayayım" dedi.








"Orası da ekmek parası, insanlar mecbur gidiyor"

Almanya'da yaşayan gurbetçi Fatma Yıldız, "Orası da ekmek parası, herkes mecbur gidiyor. Ne yapalım'" diye konuştu.

"Zorluklara rağmen ülkemizi seviyoruz, her şeye rağmen çok güzel"

Memleketi Adıyaman'da yıllık iznini tamamlayan ve Almanya'nın Münih kentine gitmek üzere Kapıkule Sınır Kapısı'ndan yola çıkan gurbetçi Fahri Kara, "Zorluklara rağmen güzel. Ülkemizi seviyoruz. Her şeye rağmen çok güzel. Bu tatil zamanında bu yoğunluklar oluşuyor maalesef. Ülkemiz elinden geleni yapıyor. Teşekkür ediyoruz ülkemize. Var olsunlar. Her şeye rağmen çok güzel her şey. Memleketimizi özlüyoruz" dedi.








"Memleketimizi özlüyoruz, gurbetlik zor"

Gurbetçi Zeliha Kara, "Memleketimizi özlüyoruz, gurbetlik zor. Her sene gelmeye çalışıyoruz. Bütün akrabalar orada. Hepsini gördük, hasret giderdik. Çok şükür, sağ salim evimize varmayı istiyoruz, bakalım" dedi.








"Üzgünüz"

Gurbetçi İlayda Korkmaz, çok beklediklerini ama dönüş yaptıkları için üzgün olduklarını ifade etti.













logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.