logo
18 AĞUSTOS 2026

Milli Devlet’te ekonomiye genel bir bakış -1-

Devletlerin iktisadi olarak kendi ayakları üzerine durmadan siyasi sahada tam bağımsız olmaları mümkün değildir

18.08.2026 00:22:00
Haber Merkezi
 
Milli Devlet’te ekonomiye genel bir bakış -1-
Milli Devlet’te ekonomiye genel bir bakış -1-
Devletlerin iktisadi olarak kendi ayakları üzerine durmadan siyasi sahada tam bağımsız olmaları mümkün değildir.

Sınırların önemini yitirdiği günümüzde, küresel manevralarla dünyaya hâkim olan güçlerin ekonomide Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelere ilk empoze ettikleri görüş, ulus devlet anlayışının gereksizliğidir.

Uluslararası şirketlerin, IMF ve Dünya Bankası vasıtasıyla ülkelerin bütçelerine yön verdiği, kaynaklarını ve her türlü gelirlerini ele geçirdiği bir dönemde yaşıyoruz.

Global firmaların ciroları hatırı sayılır büyüklükteki devletlerin GSMH'sından daha fazla bir noktaya gelmiştir.







1994 yılında en büyük 5 global firmanın satış hasılatı 871 milyar dolar iken, aynı yıl tüm az gelişmiş ülkelerin GSYİH 77 milyar dolar düzeyinde idi.  İlk 20 firmanın piyasa değeri 2017 itibari ile 6,181 trilyon Dolardır.

Küresel oyunlar sonucunda Türk ekonomisinin sürüklendiği noktada, artık ülkemizin vergi gelirlerinin tamamı, iç ve dış borçlarımızın faizlerini dahi karşılayamaz durumdadır.

Türkiye, yüksek faiz–döviz–borç kısır döngüsü içindedir. Kâr getiren birçok kamu kuruluşu, değerinin çok altında bedelle özelleştirilmiştir. Türkiye piyasalarında bulunan para miktarı ise yeterli değildir.

Piyasalardaki bu açığın kapatılması için Merkez Bankası'nın para basarak para temin etmesi gerekir iken; bu işleri, bankaların çek ve kredi kartlarıyla ve ürettikleri kaydi para ile yapmaları istenmektedir.

Piyasada kullanılan bu araçlarla, bankalar, faiz işleterek yeni bir kazanç kapısı elde etmektedirler. Devlet ise, para basma vazifesini yerine getirmediği için Hazine ihaleleri ile global finans aktörlerine borçlandırılmaktadır.







Bu ihaleler, bankalar ve para ile para kazanan sermaye grupları için yeni bir gelir kapısı olmaktadır.

Türkiye'de devlet, piyasanın ihtiyacı olan emisyonu sağlayamadığı için; yüklü faizli borç yöntemiyle bu açığı, ABD Merkez Bankası (FED) gidermekte ve yabancı para birimleri milli paramızın yerini almaktadır.

Gelinen noktada, böyle bir ülkede milletin refahından ve yararından bahsetmek zor, belki de imkânsızdır.

O halde, Türk milletinin ve aslında kapitalist anlayışın altında ezilen tüm halkların hakkını vermek için, her sahada olduğu gibi ekonomi sahasında da yepyeni bir modeli oluşturarak hayata geçirmeye mecburuz. Bu bağlamda tam bağımsız Sosyal Devlet/Milli Devlet anlayışının, milli bir ekonomiden mahrum olması düşünülemez.







Bu cümleden olarak Milli Ekonomi Modeli, yukarıda kısaca değindiğimiz ülkemizin sıkıntılarının yanında, bugüne kadar hiçbir iktisadi sistemde halledilemeyen şu 3 mesele temel alınarak doğmuştur ve bunlara çözüm getirmektedir:

– Adil bir gelir dağılımı,
– Sürekli büyümenin yakalanması,
– Tam istihdamın sağlanması, yani işsizlik sorunun halledilmesi.

Tanım olarak, "insanın sınırlı ihtiyaçlarının sınırsız kaynaklardan karşılanması ilmi ve yine ülkelerin gerektiğinde her türlü mal ve hizmeti üretebilme gücüne sahip olmasının yanı sıra, iç ve dış harcamalarını borçlanmadan temin edebilmesinin formülü" şeklinde ifade edebileceğimiz Milli Ekonomi Modelimiz, ülkelerin ve milletlerin kalkınmasının ve ekonomik bağımsızlığının tek yoludur.

Milli Ekonomi Modeli, ülkelerin kalkınmasında sosyal refahı sağlamalarında kendi kendine yeter bir çözümü ortaya koymaktadır. Esasında bu son derece önemli bir noktadır. Hiç kimseye bağlı olmadan kalkınabilen ülkelerin siyasi olarak da bağımsız olmaları mümkün olacaktır.







Milli Ekonomi Modeli'nin en önemli özelliği, insana verdiği değerin bir göstergesi olarak tüketim yanlısı bir analize dayalı olmasıdır. Liberal–kapitalist modellerin –kaynakların kıt olduğu yanlışından yola çıktıkları için– esas aldıkları bir sınıf vardır ki, bu kesim topluma yön veren küçük bir azınlıktır.

Yani mevcut sistemler, yalnızca gücü elinde bulundurana hizmet etmektedir. Milli Devlet'in ekonomi anlayışında ise, şimdiye kadar hiçbir sistemin yapamadığı gerçekleşmekte; küçük bir azınlık değil, ezilen, hakları gasp edilen ve çoğunluk başta olmak üzere toplumun tamamının çıkarları dikkate alınmaktadır.

Getirilen çözüm önerileri, öncelikle dar gelirli kesimin güçlendirilmesine yöneliktir. Tüketicinin güçlendirilmesiyle elde edilecek netice ise, piyasaların tamamının refahını temin edecek şekilde bir bütünlük arz etmektedir." (Prof. Dr. Haydar Baş Milli Ekonomi Modeli)

Zeytinburnu'nda yıkım sırasında 4 katlı bina aniden çöktü

İstanbul Zeytinburnu'nda kentsel dönüşüm kapsamında yıkım çalışmaları başlatılan 4 katlı bir bina, çalışma esnasında aniden çöktü. O anlar bir vatandaşın cep telefonuyla anbean kaydedildi

17.08.2026 13:58:00
İHA
 
Zeytinburnu'nda yıkım sırasında 4 katlı bina aniden çöktü
Zeytinburnu'nda yıkım sırasında 4 katlı bina aniden çöktü
Olay, Zeytinburnu Telsiz Mahallesi'nde dün meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, kentsel dönüşüm projesi kapsamında yapılan incelemeler sonucunda sokak üzerinde bulunan 4 katlı bir binanın yıkımına karar verildi.






Proje kapsamında bina boşaltıldıktan sonra yıkım çalışmalarına başlandı. Çalışma esnasında beton kesme makinasıyla vurulan bir darbede bina aniden çöktü. 






Binanın çökmesiyle birlikte cadde toz bulutuyla kaplanırken, vatandaşlar panikle etrafa kaçıştı. O anlar cadde üzerinde bulunan bir vatandaşın cep telefonu kamerasına anbean yansıdı.






Hatay'da işçi servisi tırla kafa kafaya çarpıştı: 1 ölü, 15 yaralı

Hatay'da işçileri taşıyan servis minibüsünün tırla çarpıştığı kazada 1 kişi hayatını kaybetti, 15 kişi de yaralandı

17.08.2026 00:20:00
İHA
 
Hatay'da işçi servisi tırla kafa kafaya çarpıştı: 1 ölü, 15 yaralı
Hatay'da işçi servisi tırla kafa kafaya çarpıştı: 1 ölü, 15 yaralı
Kaza, Erzin-Ceyhan kara yolu Burnaz mevkiinde yaşandı. Toros Tarım işletmesinden çıkan işçi servisi ile karşı yönden gelen tır kafa kafaya çarpıştı. İhbar üzerine bölgeye itfaiye, sağlık ve jandarma ekipleri sevk edildi.






Kazada hurdaya dönen minibüsteki yaralılar itfaiye ekipleri tarafından araçtan çıkarıldı. Kazada serviste bulunan Mehmet Soylu isimli işçi hayatını kaybederken, 15 yaralı olay yerinde yapılan ilk müdahalenin ardından hastaneye sevk edildi.









Soylu'nun cansız bedeni de olay yerindeki incelemenin ardından morga kaldırıldı.
 







Servisteki işçilerin taşeron firmada çalıştığı ve mesai bitimi Dörtyol ile Payas ilçelerindeki evlerine dönmek için yola çıktıkları öğrenildi. Jandarma ekipleri kazayla ilgili inceleme başlattı.






Vize dolandırıcılığı operasyonunda şüpheliler gazetecilere tepki gösterdi

Vize dolandırıcılığı operasyonunda şüpheliler ve yakınları gazetecilere tepki gösterdi

15.08.2026 16:31:00
İHA
 
Vize dolandırıcılığı operasyonunda şüpheliler gazetecilere tepki gösterdi
Vize dolandırıcılığı operasyonunda şüpheliler gazetecilere tepki gösterdi
İstanbul merkezli 6 ilde, vize danışmanlığı adı altında faaliyet gösteren ve konsolosluk randevu sistemlerini "bot" yazılımlarla kilitleyerek vatandaşları mağdur ettiği öne sürülen şebekeye yönelik operasyonda tutuklanan 37 şüpheliden Alanya'da hakim karşısına çıkan 8'i ile yakınları, cezaevine sevki sırasında kendilerini görüntüleyen gazetecilere tepki gösterdi. Tutuklu şahıslardan birisi, su şişesi fırlattığı gazetecilere, "Terbiyesizler, insafsızlar. Adam mı öldürdüler" şeklinde tepki gösterdi.






İstanbul merkezli 6 ilde düzenlenen operasyonda, vize danışmanlığı adı altında faaliyet gösteren bazı kişi ve şirketlerin konsoloslukların randevu sistemlerini "bot" yazılımlarla kilitlediği, vatandaşların randevu almasını engellediği ve ücret karşılığında randevu temin ederek haksız kazanç sağladığı iddiasıyla soruşturma yürütüldü. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen soruşturma kapsamında şüphelilerin para hareketleri de incelemeye alındı. Yapılan incelemelerde 2,8 milyar lirayı aşan para hareketi tespit edildi. Soruşturma kapsamında 49 şüpheli hakkında gözaltı kararı verilirken, İstanbul, Ankara, Antalya, Balıkesir, Bursa ve İzmir'de düzenlenen operasyonlarda 42 şüpheli gözaltına alındı, 37'si tutuklandı.








Alanya'da 8 şüpheli adliyeye sevk edildi

Operasyon kapsamında Alanya'da gözaltına alınan 8 şüpheli, dün sabah saatlerinde Alanya Adliyesi'ne sevk edildi. Savcılıkta ifadeleri alınan şüpheliler, tutuklanma talebiyle mahkemeye gönderildi. Mahkemedeki işlemlerin ardından Fikret K., Günsel K., Çınar K., Ayşe G., Tunahan A., Berkay V. ve Sezgin A. tutuklandı. Emel Ç. ise adli kontrol ve yurt dışına çıkış yasağı şartıyla serbest bırakıldı.








Basın mensuplarına tepki gösterdiler

Tutuklanan şüphelilerin cezaevine sevki sırasında görüntü alan gazetecilere bazı şüpheli yakınları sözlü olarak tepki gösterdi. Şüpheli yakınlarından biri basın mensuplarına, "Hayırdır, kimi çekiyorsun' Basınına başlarım, başlatma basınına" ifadeleriyle tepki gösterdi. Tutuklanan şüphelilerden Günsel K. de plastik su şişesi fırlattığı basın mensuplarına yönelik, "Çekil buradan. Terbiyesizler, insafsızlar. Adam mı öldürdüler'" şeklinde tepki gösterdi.






Yaşanan sözlü tartışmanın ardından tutuklanan 7 şüpheli cezaevine götürüldü.













Tüp patlamasında hayatını kaybedenlerin kimlikleri belli oldu

Manisa'nın Salihli ilçesinde bulunan ve 20 kişinin çalıştığı gaz dolum tesisinde iddiaya göre gaz sıkışması sonucu meydana gelen patlamada tesis sahibi Nazif Kavas ve işçilerden Servet Ekiz hayatını kaybetti

15.08.2026 16:25:00 / Güncelleme: 15.08.2026 16:28:09
İHA
 
Tüp patlamasında hayatını kaybedenlerin kimlikleri belli oldu
Tüp patlamasında hayatını kaybedenlerin kimlikleri belli oldu
Olay, Salihli'nin Atatürk Mahallesi'nde bulunan Kavas Gaz Dolum Tesisi'nde meydana geldi. İddiya göre, tesiste gaz sıkışması sonucu patlama meydana geldi İhbar üzerine olay yerine çok sayıda ekip sevk edildi.






Şiddetli patlamaların meydana geldiği yangın ekiplerin çalışması sonucu söndürülüp kontrol altına alındı. Ekiplerin çalışması sonucu tesis sahibi 2 çocuk babası Nazif Kavas(55) ile işçilerden 2 çocuk babası Servet Ekiz'in (45) cansız bedenlerine ulaşıldı.








Soğutma çalışmalarının yapıldığı olayla ilgili soruşturma başlatıldı.




















Tekirdağ'da korkutan yangın: Alevler geceyi aydınlattı

14.08.2026 12:18:00
İHA
 
Tekirdağ'da korkutan yangın: Alevler geceyi aydınlattı
Tekirdağ'da korkutan yangın: Alevler geceyi aydınlattı
Tekirdağ Çorlu'da çıkan tarla yangınında 200 dönüm anız alev alev yandı. Yangın itfaiye ekiplerinin müdahalesiyle söndürüldü






Olay, gece saatlerinde Hürriyet Mahallesi Mine Caddesi civarında meydana geldi. Henüz bilinmeyen bir nedenle tarlada buğday sapları alev aldı.

Yangın rüzgarın da etkisiyle büyüyerek geniş alana yayıldı.

Vatandaşların ihbarı üzerine olay yerine çok sayıda itfaiye ekibi yönlendirildi. Yangın, itfaiye ekiplerinin yaklaşık 1 saat süren çalışmalarının ardından söndürüldü.

Yaklaşık 200 dönüm alanın küle döndüğü öne sürüldü.

Yangının çıkış sebebi ise henüz bilinmiyor.













Maden projelerine protestoların arkasındaki nedenler

Türkiye'de ve dünyada son yıllarda artış gösteren madencilik faaliyetleri, beraberinde yerel halkın, çevrecilerin ve işçi sendikalarının büyüyen tepkilerini getiriyor

14.08.2026 00:30:00
Abdülkadir Gündoğdu
 
Maden projelerine protestoların arkasındaki nedenler
Maden projelerine protestoların arkasındaki nedenler
Türkiye'de ve dünyada son yıllarda artış gösteren madencilik faaliyetleri, beraberinde yerel halkın, çevrecilerin ve işçi sendikalarının büyüyen tepkilerini getiriyor. Toplumun farklı kesimleri maden projelerine karşı ses yükseltmeye devam ediyor.

Peki, köylüleri, çevrecileri, akademisyenleri ve maden işçilerini sokağa döken, projelerin karşısında durmaya iten temel dinamikler ve kaygılar neler?







1. Ekosistem Tahribatı ve Ormansızlaşma

Maden arama ve çıkarma süreçleri, özellikle yüzey madenciliği (açık ocak işletmeciliği) yöntemi kullanıldığında devasa arazi tahribatlarına yol açıyor:

Ağaç Kesimi ve Orman Kaybı: Maden sahası açmak amacıyla geniş ormanlık alanların yok edilmesi, bölgenin oksijen kaynağını ve biyoçeşitliliğini doğrudan tehdit ediyor.

Toprak Erozyonu ve Heyelan Riski: Bitki örtüsünün kaldırılmasıyla erozyon riski artıyor; dik ve dağlık arazilerde heyelan tehlikesi tetikleniyor.







2. Su Kaynaklarının Kirlenmesi ve Kuruması

Madencilik, doğası gereği yüksek miktarda su tüketen ve ağır kimyasallar (siyanür, sülfürik asit vb.) kullanılan bir sanayi koludur:

Asit Maden Drenajı ve Ağır Metaller: Açıkta kalan kayaların hava ve suyla teması sonucu oluşan asidik sızıntılar, yeraltı su kaynaklarına ve akarsulara karışarak içme ile sulama suyunu zehirliyor.

Su Stresi: Yerel kaynakların maden işletmeleri tarafından yoğun kullanımı, bölgedeki tarımsal ve evsel su erişimini kısıtlıyor.







3. Tarım, Hayvancılık ve Yerel Geçim Kaynaklarının Yok Olması

Maden sahalarının genellikle kırsal bölgelerde yer alması, geçimini topraktan sağlayan yerel halkı doğrudan etkiliyor:

Tarım Arazilerinin Kaybı: Zeytinlikler, otlaklar ve verimli tarım alanları maden ruhsat sahaları içinde kalarak üretim dışı kalıyor.

Kırsal Nüfusun Yerinden Edilmesi: Geçim kaynağını kaybeden köylüler göç etmek zorunda kalıyor; bu durum bölgesel sosyo-ekonomik dengeleri bozuyor.

4. Sağlık Riskleri ve Yaşam Kalitesinin Düşmesi

Çıkarma ve işleme aşamalarında oluşan toz, gürültü ve toksik atıklar, komşu yerleşim yerlerinde ciddi sağlık sorunlarına davetiye çıkarıyor:

Solunum Yolu Hastalıkları: Ağır toz emisyonu ve kimyasal partiküller, bölge halkında koah, astım ve kanser vakalarının artması riskini doğuruyor.

Atık Barajı Sızıntıları ve Katastrofik Riskler: Atık havuzlarının çökme veya sızdırma tehlikesi, yerleşim yerleri üzerinde sürekli bir güvenlik tehdidi oluşturuyor.







5. İşçi Hakları ve Çalışma Güvenliği İhlalleri

Protestolar sadece çevre örgütleri ve yerel halkla sınırlı kalmıyor; bizzat maden sahalarında çalışan işçiler de hak arayışı için meydanlara iniyor:

Ödenmeyen Ücretler ve Hak Gaspları: Maaşlarını, kıdem tazminatlarını alamayan ya da zorunlu ücretsiz izne çıkarılan işçiler eylemler düzenliyor.

İş İşçi Sağlığı ve Güvenliği (İSG) Eksiklikleri: Yetersiz denetimler ve iş kazası riskleri, çalışanların can güvenliği talebiyle grev yapmasına neden oluyor.

6. Katılımsız Karar Alma ve "ÇED" Süreçlerine Güvensizlik

Toplumsal tepkinin bir diğer odak noktası ise karar alma mekanizmalarındaki şeffaflık eksikliği:

Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Raporları: ÇED süreçlerinin formaliteden ibaret kalması veya halkın katılımı toplantılarının usulüne uygun yapılmaması kamuoyundaki güvensizliği pekiştiriyor.

Kamusal Yarar Tartışması: Çıkarılan madenlerin ve elde edilen finansal kazancın bölge halkına ya da devlete sağladığı yararın, doğaya verilen zararın yanında çok düşük kaldığı düşüncesi tepkileri büyütüyor.

"Madencilik faaliyetleri yalnızca teknik bir üretim meselesi değil; ekolojik adalet, kamu sağlığı ve demokratik katılım hakkını ilgilendiren çok katmanlı toplumsal bir konudur."







Çözüm Arayışları ve Ekolojik Modernleşme

Sosyologlar ve çevre uzmanları, madencilik alanındaki krizlerin aşılması için şu adımların şart olduğunu vurguluyor:

Katı Yasal Denetim ve Şeffaflık: Maden kanunlarının çevre ve insan merkezli olarak güncellenmesi.

Rehabilitasyon Zorunluluğu: Faaliyeti biten sahaların eksiksiz şekilde doğaya yeniden kazandırılması (ağaçlandırma ve alan ıslahı).

Stratejik Alanların Korunması: Su havzaları, orman alanları ve koruma altındaki biyolojik çeşitlilik merkezlerinin kesin olarak madenciliğe kapatılması.

Silahlı kuyumcu soygununda canından oldu: Tazminat kararı Yargıtay'dan döndü

Antalya'da silahlı kuyumcu soygununda öldürülen Abuzer Atakan Gür'ün ailesine 4 milyon 679 bin 831 TL tazminat ödenmesine ilişkin kararı, saldırganın eyleminin işveren yönünden nedensellik bağını kestiği gerekçesiyle bozan Yargıtay, dosyayı yeniden yerel mahkemeye gönderdi

13.08.2026 11:42:00
İHA
 
Silahlı kuyumcu soygununda canından oldu: Tazminat kararı Yargıtay'dan döndü
Silahlı kuyumcu soygununda canından oldu: Tazminat kararı Yargıtay'dan döndü
Olay, 29 Ekim 2021 tarihinde Kepez ilçesi 15 Temmuz Şehitler Caddesi'ndeki bir kuyumcu dükkânında meydana geldi. Kar maskesiyle iş yerine giren şüpheli, silahla vurduğu çalışan Abuzer Atakan Gür'ü darbedip yeniden ateş açtıktan sonra yaklaşık 2 kilogram altını alarak kaçtı. İhbar üzerine olay yerine gelen sağlık ekipleri, Gür'ün hayatını kaybettiğini belirledi.






Güvenlik kamerası kayıtlarını inceleyen polis ekipleri, şüphelinin yakalanması için çalışma başlattı. Afyonkarahisar İl Emniyet Müdürlüğü ekipleri tarafından Kütahya karayolunda yakalanan şüphelinin aracında ve üzerinde yapılan aramada Kalaşnikof marka uzun namlulu silah, silaha ait şarjör, şarjör içerisinde 15 mermi, 100 bin TL, 1 kilogram külçe altın ve 177 gram saf altın ele geçirildi. Şüpheli S.Ö, Antalya İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ile Gasp Büro Amirliği ekiplerine teslim edildi.








Yapılan araştırmalarda, 17 Ekim 2020 tarihinde Kepez ilçesindeki başka bir kuyumcuda meydana gelen silahlı yağma olayının şüphelisinin de S.Ö (29) olduğu tespit edildi. Her iki olayı da gerçekleştirdiğini itiraf eden S.Ö, emniyetteki işlemlerinin ardından 14 Kasım 2021 tarihinde çıkarıldığı nöbetçi sulh ceza hâkimliğince tutuklandı. Antalya 1'inci Ağır Ceza Mahkemesi'nde yargılanan S.Ö, tasarlayarak öldürme suçundan ağırlaştırılmış müebbet, nitelikli yağma suçundan 14 yıl, kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçundan ise 10 yıl hapis cezasına çarptırıldı.








Tazminat kararını Yargıtay bozdu

Abuzer Atakan Gür'ün yakınları, silahlı soygunun ardından işveren kuyumcu A.A. hakkında maddi ve manevi tazminat davası açtı. Aile, iş yerinde gerekli iş sağlığı ve güvenliği önlemlerinin alınmadığını öne sürerek, işverenin Gür'ün ölümünde sorumluluğunun bulunduğunu savundu.
Davayı karara bağlayan Antalya 4'üncü İş Mahkemesi, Gür'ün yakınlarına toplam 4 milyon 679 bin 831 TL maddi ve manevi tazminatın, olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle ödenmesine hükmetti. İşverenin karara karşı yaptığı istinaf başvurusunun reddedilmesinin ardından dosya Yargıtay'a taşındı.

Dosyayı inceleyen Yargıtay 10'uncu Hukuk Dairesi, saldırganın kuyumcu soygununu ve silahlı saldırıyı önceden planladığına dikkati çekerek yerel mahkemenin kararını bozdu. Yargıtay, üçüncü kişinin ağır kusurlu eyleminin işveren yönünden nedensellik bağını kestiğini belirterek, tazminata hükmedilen kararın bozulmasına oy birliğiyle karar verdi. Dosya, yeniden karar verilmek üzere Antalya 4'üncü İş Mahkemesi'ne gönderildi.









"Bir saldırganın suç işleme iradesi, işverenin yükümlülüğünü ortadan kaldırır mı?"

Gür ailesinin avukatlarından Elif Hondu Çil, müvekkillerinin Yargıtay kararına karşı yerel mahkemenin önceki kararında direnmesini talep ettiğini belirtti. Gür'ün ailesinin geçimini sağlamak için iş yerine gittiğini ve silahlı saldırıda hayatını kaybettiğini ifade eden Çil, şunları söyledi: "Bugün yıllar sonra hâlâ şu sorunun cevabını arıyoruz: Bir işçinin iş yerindeki güvenliği için alınması gereken önlemler alınmadıysa bu ölümde işverenin hukuki sorumluluğu nerede başlar, nerede biter' İş yerinde gerekli risk değerlendirmeleri yapılmamıştı. Gerekli önlemler alınmamıştı. Güvenlik amacıyla bulundurulması gereken bir silah ve alarm yoktu. Bu tespitlerin hepsi ilk derece mahkemesi tarafından yapıldı. Mahkeme de Abuzer Atakan Gür'ün eşinin ve çocuklarının maddi ve manevi tazminat taleplerini kabul etti."

Yargıtay'ın işveren ile ölüm arasındaki nedensellik bağının kesildiğine hükmederek kararı bozduğunu dile getiren Çil, "Bir saldırganın suç işleme iradesi, işverenin işçisini koruma yükümlülüğünü tamamen ortadan kaldırır mı' Bu saldırı bir tesadüf değildi. Saldırgan, iş yerindeki para ve altınları almak amacıyla dükkâna gelmişti. Biz suçlunun bulunmasını istemiyoruz. Suç da suçlu da zaten belli. Bir işçinin çalıştığı iş yerinde güvenliğinin sağlanması için işverene yüklenen sorumluluğun bu olay özelinde neden yok sayıldığını sorguluyoruz. Hiçbir tazminat Abuzer Atakan'ı geri getirmeyecek. Ancak bir işçinin iş yerine giderken sahip olması gereken en önemli hak, evine sağlıklı dönebilmektir. Abuzer Atakan evine geri dönemedi. Şimdi sıra adalette" ifadelerini kullandı.








"Silahlı yağma öngörülebilir bir risk"

Ailenin diğer avukatı Serpil Alabaş da saldırganın aldığı cezayı tartışmadıklarını, itirazlarının işverenin sorumluluğunun tamamen ortadan kaldırılmasına yönelik olduğunu belirtti. Saldırganın temel amacının yağma olduğunu ifade eden Alabaş, "Ölüm, bu yağma eylemi sırasında meydana gelen sonuçtur. İşverenin mal varlığı zarar görmüş, işçi ise hayatını kaybederek bunun bedelini canıyla ödemiştir. Ailesi ve çocukları da destekten mahrum kalmıştır. Yalnızca üçüncü kişinin yağma kastının bulunması, işverenin çalışanını öngörülebilir bir riskten koruma yükümlülüğünü neden tamamen ortadan kaldırmaktadır" diye konuştu.

Yargıtay kararında işverenin risk değerlendirmesi yapmadığı, gerekli önlemleri almadığı ve iş güvenliği eğitimi vermediğinin kabul edildiğini savunan Alabaş, "Kuyumculuk faaliyetinde silahlı yağma öngörülebilir bir risk ise bu risk değerlendirilmemişken meydana gelen ölümün işverenin kusuruyla hiçbir bağlantısının bulunmadığı nasıl söylenebilir. İş yerinin güvenlik şartlarının, çalışma düzeninin, Cumhuriyet Bayramı'ndaki açılış saatinin ve alınan ya da alınmayan diğer önlemlerin araştırılması gerektiğini söylüyoruz" dedi.

Gür'ün ilk ateşin ardından yere düştüğünü, saldırganın daha sonra yanına giderek yeniden ateş ettiğini belirten Alabaş, "Abuzer Atakan Gür o sabah çalışmak için iş yerine girdi. Akşam evine dönmesi gerekiyordu ancak dönemedi. Talebimiz yalnızca tazminat değildir. İş yerinde hayatını kaybeden bir işçinin de işverenin koruma yükümlülüğü kapsamında olduğunun kabul edilmesini istiyoruz" şeklinde konuştu.








"Çocuklarımın hakkını istiyorum"

Abuzer Atakan Gür'ün eşi Nurcan Gür ise iki çocuğuyla birlikte zorlu bir süreç yaşadığını belirterek, "Gelecek karardan çok umutluyduk fakat şu anda çok üzgünüz. Eşim geri gelmeyecek ancak iki çocuğuma bakmak ve onların geleceklerini hazırlamak zorundayım. Yerel mahkemenin adaleti yerine getirmesini istiyorum. Çocuklarımın hakkını istiyorum" dedi.
Gür'ün oğlu Gürkan Gür de yaşadıkları sürecin kelimelerle anlatılamayacak kadar ağır olduğunu ifade ederek, "Yargıtay davamızı bozdu. Önceki yerel mahkeme kararında mahkemenin yeniden durmasını istiyoruz. Umutluyuz ve adalete güveniyoruz. Babam geri gelmeyecek ancak hakkımızı alabilme umuduyla mahkemenin kararını bekliyoruz" diye konuştu.İHA

Adana'da toplu taşımada klima çilesi

Adana'da bunaltıcı sıcaklarda toplu taşıma araçlarında yaşanan klima sorunu nedeniyle vatandaşlar zor anlar yaşıyor. Dolmuş ve otobüslerde klimaların yeterince çalıştırılmadığını öne süren yolcular, yüksek ulaşım ücretlerine rağmen sıcakta seyahat etmek zorunda kaldıklarını belirterek denetimlerin artırılmasını istedi

12.08.2026 12:28:00
İHA
 
Adana'da toplu taşımada klima çilesi
Adana'da toplu taşımada klima çilesi
Adana'da yaz sıcaklıklarının bunaltıcı seviyelere ulaşması, kent içi ulaşımda yaşanan sorunları da yeniden gündeme getirdi. Özellikle dolmuş ve otobüslerde klimaların açılmadığını veya yeterli düzeyde çalıştırılmadığını ifade eden vatandaşlar, araçların içerisinde nefes almakta dahi zorlandıklarını söyledi.






Toplu taşıma araçlarında yolcu yoğunluğunun da etkisiyle sıcaklığın daha fazla hissedildiğini belirten vatandaşlar, klimaların özellikle araç dolduktan sonra çalıştırıldığını iddia etti. Vatandaşlar, toplu taşıma araçlarının yetkililer tarafından daha sık denetlenmesini ve klima kullanımının kontrol edilmesini talep etti.








"Zabıtaların bu durumu daha çok kontrol etmesi ve denetim yapması lazım"

Durakta bekleyen yolculardan Caner Ozan, Adana'da sıcaklıkların çok yüksek olduğunu belirterek, toplu taşıma araçlarında klima sorunu yaşandığını söyledi. Ozan, "Adana çok sıcak, şu an hissedilen hava sıcaklığı 45 derece. Toplu taşımalarda klimaları açmıyorlar. Bu durum otobüs şoförlerinden mi yoksa kooperatiflerden mi kaynaklanıyor çözemedik ama klimaları açmaları lazım. Durduğumuz yerde terliyoruz. Klimaların açılmasını istiyoruz, artık bu durumdan sıkıldık" dedi.








Klimaların çoğu zaman yolcu yoğunluğuna göre çalıştırıldığını öne süren Ozan, "Genelde kendilerine göre zamanları var. Yolcu dolunca veya dolmasını beklerken açıyorlar. Zabıtaların bu durumu daha çok kontrol etmesi ve denetim yapması lazım. Onlar denetim yaptıkça daha fazla ilerleme kaydedileceğini düşünüyorum" ifadelerini kullandı.








"Klimalar açılmadığı için durduğumuz yerde terliyoruz"

Fahri Bulut Elma ise sıcaklığın nem nedeniyle daha fazla hissedildiğini belirterek, "Adana'da hava sıcaklığı 45 dereceyi buluyor, nemden dolayı hava daha da sıcak oluyor. Bu sıcakta toplu taşımalara bindiğimizde çok fazla insan olduğu için içerisi daha da sıcak oluyor. Klimalar açılmadığı için durduğumuz yerde terliyoruz" diye konuştu.








Klimaların yeterince çalıştırılmadığını savunan Elma, "Bugüne kadar klimaların doğru düzgün açıldığına en fazla iki üç defa denk gelmişimdir, onların da sadece biri klimaydı, diğerleri sadece fandı" dedi.

'Eren'siz geçen 9 yıl

Trabzon'un Maçka ilçesinde bölücü terör örgütü mensupları tarafından açılan ateş sonucu 11 Ağustos 2017 tarihinde şehit edilen Eren Bülbül geçen 9 yıla rağmen unutulmuyor. 15 yaşında şehit olan Eren Bülbül, şehadetinin 9. yılında kabri başında düzenlenen programla anıldı

11.08.2026 12:49:00
İHA
 
'Eren'siz geçen 9 yıl
'Eren'siz geçen 9 yıl
Trabzon'un Maçka ilçesi Köprüyanı mahallesinde 11 Ağustos 2017 tarihinde terör örgütü mensuplarının hırsızlık için girdiği evlerini güvenlik güçlerine göstermek için giderken açılan ateş sonucu Astsubay Başçavuş Ferhat Gedik ile birlikte şehit olan Eren Bülbül, ölümünün üzerinden geçen 6 yıla rağmen unutulmuyor. 1 Ocak 2002 yılında dünyaya gelen ve PKK'lı teröristler tarafından 15 yaşında şehit edilen Eren Bülbül sevenleri tarafından 'İyi ki varsın Eren' etiketiyle anılırken, anne Ayşe Bülbül oğlunun mezarı başından ayrılmıyor. 15 yaşında şehit olan Eren Bülbül, şehadetinin 9. yılında kabri başında düzenlenen programla anıldı. Eren Bülbül'ün kabri başında düzenlenen programda Kur'an-ı Kerim okunarak dualar edildi. Programa Trabzon Valisi Tahir Şahin, Trabzon Emniyet Müdürü Ali Loğoğlu, Trabzon İl Jandarma Komutanı Tuğgeneral Murat Yakın, Maçka Belediye Başkanı Koray Koçhan, il ve ilçe protokolü, güvenlik güçleri, Eren Bülbül'ün ailesi ve vatandaşlar katıldı.

Eren Bülbül'ün mezarı ziyaretçi akınına uğrarken, anne Ayşe Bülbül, oğlunu gözyaşları ile anlattı.






"Ben yavrumun acısını uyurken bile taşıyorum"

Şehit Eren Bülbül'ün annesi Ayşe Bülbül, oğlunu bir saniye bile unutamadığını belirterek, "Sizlere göre 9 yıl geçti, benim için 9 bin yıl geçti. Benim yavrumun o gün günü bitmişti. İyi ki bu şekilde, vatanı için, milleti için, başında dalgalanan bayrağı için şehit verdim yavrumu. Evlat acısı çok zor, Allah kimseye bu acıyı vermesin. 9 yıl geçti ama sanki 9 bin yıl geçti. Ne yapabilirim ki' Yapacak hiçbir şeyim yok. Yavrumu bir saat, bir dakika, bir saniye bile unutmadım, unutamam. Yavrum bugün, bu anlarda son saniyelerini yaşıyordu. Özel günlerinde yalnız değil. Akşam yatarken bile Eren hep benim gönlümde, gözümün önünde. Ben yavrumun acısını uyurken bile taşıyorum. Rüyalarıma giriyor. O hayatta, çektiğimiz çilelerle, zorluklarla gözümün önüne geliyor. Bir anne olarak diyorum ki, 'Cenabı-ı mevlam beni de o yaşantılarla bitirecek' yavrumun şehitliğiyle gurur duyuyorum. Öyle bir evladın annesi olduğu için gurur duyuyorum. Arkamdaki dağım evlatlarımdır ama benim acım bitmez. Evlatlarım da kendi çocuklarıyla meşgul oluyor. Belki de bir anlık kardeşlerini unutuyorlar. Benim evladımı unutacak hiçbir yönüm yok" dedi.








"Amca-yeğen gibi bir yola yürüdüler"

Ayşe Bülbül, oğluyla birlikte şehit olan Astsubay Başçavuş Ferhat Gedik'e ilişkin amca-yeğen bir yolu yürüdüklerini vurgulayarak, "Evladımla bir yolda yürüdü. Şehadete beraber eriştiler. Allah ikisinin de rahmetini bol eylesin. Şehit edilmeden ben onunla sohbet ettim. Amca-yeğen gibi bir yola yürüdüler. Eren'in çalışkanlığı, Eren'in atılganlığı, sessizliği, sakinliğiyle sakin 15 yaşında değil 30 yaşındaydı. Temkinliydi bir çocuktu. Attığı adım bile değerliydi. Hiçbir şey anlayamadım, hissedemedim. Hayatımıza devam ederken yavrum uçtu gitti. İyi ki böyle bir evlat doğurdum. Vatan sağ olsun" şeklinde konuştu.



























Sosyal medya paylaşımlarında dikkat edilmesi gereken 10 nokta


 
 
Günlük hayatın ayrılmaz bir parçası hâline gelen sosyal medya platformları, eğlenceli içerikler ve paylaşımlarla dolu olsa da siber suçlular için önemli bir fırsat alanı hâline geldi. Kimlik dolandırıcılığına yol açabilir, siber suçluların parolanızı ele geçirmesini sağlayabilir ve hatta kişisel bilgilerinizi ve eşyalarınızı hırsızlık riskiyle karşı karşıya bırakabilir. 

11.08.2026 11:02:00
Hasan Gündoğdu
 
Sosyal medya paylaşımlarında dikkat edilmesi gereken 10 nokta
Sosyal medya paylaşımlarında dikkat edilmesi gereken 10 nokta

Seyahat planları, konum bilgileri, doğum tarihi, yeni alınan eşyalar, aile fotoğrafları. Tüm bu içerikler sadece takipçilerin ilgisini çekmekle kalmaz, aynı zamanda siber suçlulara sizi tanımaları ve hedef almaları için ihtiyaç duydukları bilgileri de sunar. Kimlik avı saldırılarında ve sosyal mühendislik tekniklerinde artış yaşanırken, sosyal medya üzerinden yapılan aşırı paylaşımlar bu saldırılar için adeta açık kapı hâline geliyor. Sosyal medya platformları gizlilik ayarlarını ve içerik algoritmalarını sık sık değiştiriyor. Ancak kullanıcılar bu değişiklikleri takip etmediklerinde paylaştıkları bilgilerin kimlerle ne ölçüde göründüğünü kontrol etmekte zorlanabiliyor. Bilişim uzmanlarına göre, "sadece arkadaşlarım görüyor" sanılan bir paylaşım, birkaç etkileşim ve yeniden gönderimle çok daha geniş kitlelere ulaşabiliyor.







Siber suçlular sizi sizden daha iyi tanıyabilir

Uzmanlar, sosyal medya profillerinin siber suçlular için bir bilgi kaynağı hâline geldiğini belirtiyor. Paylaşımlarınızdan hobileriniz, alışveriş alışkanlıklarınız, ilişkileriniz, hatta güvenlik sorularınızın cevapları bile çıkarılabilir. Platformların sunduğu gizlilik araçlarını kullanmak ve hesap güvenliğini artırmak önemli bir adım. Asıl önemli olan ise bireyin dijital davranışlarını sorgulamasıyla başlıyor. Sosyal medya sizi sevdiklerinizle ve ilgi alanlarınızla buluşturabilir ama kontrolsüz kullanım hem sizi hem de çevrenizdekileri tehlikeye atabilir.







Sosyal medya paylaşımlarında nelere dikkat etmelisiniz?

• Kişisel bilgiler. Doğum tarihi, evcil hayvan adı gibi masum görünen bilgiler, parolalarınızı tahmin etmek için kullanılabilir.
• Tatil planları. Tatil öncesi yapılan paylaşımlar, evinizin boş olduğunun işareti olur.
• Konum bilgileri. Canlı konum etiketleri, güvenliğinizi riske atabilir.
• Pahalı eşyalar. Yeni alınan bir cihaz ya da değerli bir takı, kötü niyetli kişilerin ilgisini çekebilir.
• Çocuk fotoğrafları. İzinleri olmadan çocukların dijital ayak izini oluşturmak, uzun vadeli risklere yol açabilir.
• İşle ilgili serzenişler. Çalıştığınız kurum ya da iş arkadaşlarınızla ilgili paylaşımlar profesyonel itibarınızı zedeleyebilir.
• Finansal bilgiler. Kart numarası, IBAN, QR kod gibi veriler dolandırıcılığa kapı açabilir.
• Yakın çevrenin bilgileri. Arkadaş ve aile bireylerinin kişisel bilgilerini onların izni olmadan paylaşmayın.
• Çekiliş ve kampanyalar. Güvenilir olmayan hesaplardan gelen hediye vaatleri, kimlik avı girişimi olabilir.
• Özel mesajlar. Özellikle iş içerikli ya da kişisel yazışmaların ekran görüntüsünü paylaşmak güvenlik ihlali yaratabilir.







Güvende kalmak için neler yapılabilir?

• Paylaşım yaparken ne paylaştığınıza dikkat edin: Her zaman (profiliniz kısıtlı olsa bile) yanınızda oturan birine internette paylaştığınız bilgilerin aynısını söylemenin sizi rahatlatıp rahatlatmayacağını düşünün.
• Arkadaş listenizi sık sık gözden geçirin: Tanımadığınız veya gönderilerinizi görmesini istemediğiniz kişileri listenizden çıkarmak faydalı bir alışkanlık olacaktır.
• Arkadaş listenizi ve gönderilerinizi kimlerin görüntüleyebileceğini kısıtlayın: Bu, birisinin paylaştığınız herhangi bir bilgiyi kötü amaçlarla kullanma olasılığını azaltmaya yardımcı olacaktır.
• Fotoğraf erişimini kısıtlayın: Bunlar ideal olarak sadece bilinen arkadaşlar ve onaylı aile üyeleri tarafından görüntülenebilmelidir.
• İki faktörlü kimlik doğrulamayı (2FA) açın ve güçlü, benzersiz parolalar kullanın: Bu, parolalarınızı tahmin etmeyi veya kırmayı başarsalar bile birinin hesabınızı ele geçirme olasılığını azaltacaktır.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.