Milli Devlet’te insan -2-
Bireyler, çoğulculuğa açık, paylaşımcı, ana kimlik etrafında tüm unsurların toplanabileceği bir hoşgörü ile yetiştirilmemekte; tam tersine egoist, bencil, kimi zaman en yakınını dahi dışlayıcı, yalnız kendi ihtiraslarının tatminine çalışan bir hayat telakkisi ile hayata başlamaktadırlar
26.07.2026 04:01:00
Haber Merkezi
Haber Merkezi





Bireyler, çoğulculuğa açık, paylaşımcı, ana kimlik etrafında tüm unsurların toplanabileceği bir hoşgörü ile yetiştirilmemekte; tam tersine egoist, bencil, kimi zaman en yakınını dahi dışlayıcı, yalnız kendi ihtiraslarının tatminine çalışan bir hayat telakkisi ile hayata başlamaktadırlar.
Böylesi bir birey, demokrasi adına, global odakların da kışkırtması ile yaşamının her aşamasında ben–sen ayrımını gündem etmekte; zaten farklı etnik grupları barındıran toplumda bu ayrımcılığın körüklenmesinin önü açılmaktadır.
Milli Devlet anlayışında devletin bekasını tehdit eden eğitim anlayışı, tamamen değiştirilecektir.
Toplumu kuşatacak, her farklı oluşuma devlet–millet yararına ve bütünlüğüne halel getirmeyecek seviyede izin verecek, insan haklarını doya doya yaşatacak, hoşgörülü, adil bir insan modeli oluşturulacaktır. Bu şarttır; zira Milli Devleti, ancak topluma hizmeti bir vazife bilecek bu olgunlukta insan uygulayabilir.

Demokrasi adı altında milletin birlik ve beraberliğine zarar verecek adımları toplumlara attıran global odaklar, bu sayede milleti parçalamak istemektedir. Birlik ve beraberliğin olmadığı yerde huzur olması, bireylerin haklarını tam manası ile yaşaması mümkün değildir.
Milli Devlet anlayışındaki Sosyal Devlet projeleri, hakikatte modelimizin insana verdiği değerin ifadesidir. Sosyal Devlet projeleri ile, toplum içerisindeki sınıflar arasında çatışmaya son verilmektedir. Adaletin de tesis edilmesini sağlayan Sosyal Devlet, hakların yaşanması noktasında bütün bireylerin eşit olduğunun da ispatıdır.
Her sistemin oluşumunda bir sınıfın çıkarlarının gözlendiği ve korunduğu bilinen bir gerçektir…
Kapitalizmde, sermayeyi elinde tutan bir grup sermayedarın hakları kollandı. Komünizm, sınıf farklılığını ortadan kaldırma gayesi ile ortaya çıktı ise de, alınan sonuçlar gösterdi ki, devlet kademesindeki bir grubun hegemonyasına zemin hazırlandı.

Milli Devlet ise, toplumdaki sınıf farklılıklarını kabul etmektedir. Bu, toplumların doğal yapısıdır ve herkesi aynı hayat seviyesine getirmek zaten gaye değildir.
Ancak Sosyal Devlet anlayışında önemli olan tüm kesimlerin güçlendirilmesidir. Sınıflar arası geçişe de izin veren bir ekonomi modelini hayata geçiren Milli Devlet'te, alt gelir grubundaki bir vatandaşın temel ihtiyaçlarını karşılayacak bir gelire malik olmasının yansıra, Sosyal Devlet projeleri çerçevesinde alacağı faizsiz kredilerle bir iş kurarak toplumda üretici olabilmesi de amaçlanmaktadır.
Sosyal Devlet'te önemli olan tek tek her vatandaştır. Sosyal Devlet anlayışında her şey insan içindir; insan, bizzat kendisi hizmete layıktır. Bu anlayışın kaynağı, "insanı yaşat ki, devlet yaşasın" kuralıdır. Kurumlar, insana hizmet etmelidir.
Binlerce yıllık Türk tarihi ve onlarca asra yayılan imparatorluk dönemlerine baktığımız zaman, insan merkezli bir devlet geleneğinin hakim olduğunu görüyoruz.

Türk milletinin uzun süre ayakta kalabilen devletler vücuda getirme kabiliyetinin sırrı, insanı esas almasıdır. Topluma hizmette sadece çoğunluğun çıkarları esas alınmamaktadır.
Bütün fertlerin mutluluğu olmadan toplumda gerçek huzurun olamayacağı prensibi ile hareket eden Milli Devlet bir insanı kurtarmak bütün insanlığı kurtarmaktır diyen ölçüye sahiptir." (Prof. Dr. Haydar Baş Milli Ekonomi Modeli)
Böylesi bir birey, demokrasi adına, global odakların da kışkırtması ile yaşamının her aşamasında ben–sen ayrımını gündem etmekte; zaten farklı etnik grupları barındıran toplumda bu ayrımcılığın körüklenmesinin önü açılmaktadır.
Milli Devlet anlayışında devletin bekasını tehdit eden eğitim anlayışı, tamamen değiştirilecektir.
Toplumu kuşatacak, her farklı oluşuma devlet–millet yararına ve bütünlüğüne halel getirmeyecek seviyede izin verecek, insan haklarını doya doya yaşatacak, hoşgörülü, adil bir insan modeli oluşturulacaktır. Bu şarttır; zira Milli Devleti, ancak topluma hizmeti bir vazife bilecek bu olgunlukta insan uygulayabilir.

Demokrasi adı altında milletin birlik ve beraberliğine zarar verecek adımları toplumlara attıran global odaklar, bu sayede milleti parçalamak istemektedir. Birlik ve beraberliğin olmadığı yerde huzur olması, bireylerin haklarını tam manası ile yaşaması mümkün değildir.
Milli Devlet anlayışındaki Sosyal Devlet projeleri, hakikatte modelimizin insana verdiği değerin ifadesidir. Sosyal Devlet projeleri ile, toplum içerisindeki sınıflar arasında çatışmaya son verilmektedir. Adaletin de tesis edilmesini sağlayan Sosyal Devlet, hakların yaşanması noktasında bütün bireylerin eşit olduğunun da ispatıdır.
Her sistemin oluşumunda bir sınıfın çıkarlarının gözlendiği ve korunduğu bilinen bir gerçektir…
Kapitalizmde, sermayeyi elinde tutan bir grup sermayedarın hakları kollandı. Komünizm, sınıf farklılığını ortadan kaldırma gayesi ile ortaya çıktı ise de, alınan sonuçlar gösterdi ki, devlet kademesindeki bir grubun hegemonyasına zemin hazırlandı.

Milli Devlet ise, toplumdaki sınıf farklılıklarını kabul etmektedir. Bu, toplumların doğal yapısıdır ve herkesi aynı hayat seviyesine getirmek zaten gaye değildir.
Ancak Sosyal Devlet anlayışında önemli olan tüm kesimlerin güçlendirilmesidir. Sınıflar arası geçişe de izin veren bir ekonomi modelini hayata geçiren Milli Devlet'te, alt gelir grubundaki bir vatandaşın temel ihtiyaçlarını karşılayacak bir gelire malik olmasının yansıra, Sosyal Devlet projeleri çerçevesinde alacağı faizsiz kredilerle bir iş kurarak toplumda üretici olabilmesi de amaçlanmaktadır.
Sosyal Devlet'te önemli olan tek tek her vatandaştır. Sosyal Devlet anlayışında her şey insan içindir; insan, bizzat kendisi hizmete layıktır. Bu anlayışın kaynağı, "insanı yaşat ki, devlet yaşasın" kuralıdır. Kurumlar, insana hizmet etmelidir.
Binlerce yıllık Türk tarihi ve onlarca asra yayılan imparatorluk dönemlerine baktığımız zaman, insan merkezli bir devlet geleneğinin hakim olduğunu görüyoruz.

Türk milletinin uzun süre ayakta kalabilen devletler vücuda getirme kabiliyetinin sırrı, insanı esas almasıdır. Topluma hizmette sadece çoğunluğun çıkarları esas alınmamaktadır.
Bütün fertlerin mutluluğu olmadan toplumda gerçek huzurun olamayacağı prensibi ile hareket eden Milli Devlet bir insanı kurtarmak bütün insanlığı kurtarmaktır diyen ölçüye sahiptir." (Prof. Dr. Haydar Baş Milli Ekonomi Modeli)






















































































