Bir milletin ayakta kalması ve geleceğini garanti altına alması için gereken temel prensipler vardır. Bunlar, olmazsa olmaz kabilindedir.
Bu temel değerlerden iki tanesi ana fonksiyon icra ederler. Bunlar; birincisi millî, ikincisi ahlakî değerlerdir. Dikkat edecek olursak bu değerler insan unsuru ile ilgilidir. Bu değerler geçerli ise, insan unsuru kazanılmış; eğer bu değerler aşındırılmışsa, insan unsuru kaybedilmiş demektir.
Millî ve ahlakî değerlerin toplamı aynı zamanda o milletin kültürü demektir. Millî kültür ise, o milletin insan modelini belirlemektedir. Yetiştirilen insanlar millî kültürün gereği olarak bayrağına, sancağına, gelenek ve göreneklerine, dinî duygularına ne kadar sahip iseler o milletin geleceği o kadar sağlam demektir.
Günümüz şartlarına bakıldığında bir tezatla karşılaşıyoruz.
Millî kültürü yaşayanlar, millî kültürü savunanlar "mürteci" damgası yemekten, çok zaman kendilerini kurtaramamaktadır. Üstüne üstlük potansiyel bir suçlu muamelesi de görmektedirler.
Elbette ki bu şekilde davrananlar şu veya bu şekilde imkânları ellerinde bulunduranlardır. İşte bu imkân sahipleri çağdaşlık, evrensellik ve ilericilik anlayışlarını kendi yarattıkları paradigmalar ile sınırlamakta ve ellerindeki boyayı istedikleri şahsın ve kurumun üzerine sürmektedirler.
Bu gözle ulusal basınımızı, yayın organlarımızı değerlendirmeye ne dersiniz! Alın elinize çok satan gazetelerden bir tanesini; haberlere bakın, basılan resimlere bakın; sunulan haberlerdeki verilmek istenen mesaja bakın. Şimdi hep beraber değerlendirelim!
Bu basın ve yayınlar millî kültürümüze uygun olabilir mi?
Bu basın ve yayını takip edenler millî kültürden haberdar olabilir mi?
Takdim edilen insan modelinin ne topluma ne de kişiye bir faydası dokunabilir mi?
Basın ve yayın yoluyla yapılmak istenen, bu milletin millî kültürünü dejenere etmekten öte geçmemektedir. Üstüne üstlük globalleşme rüzgarlarının da etkisiyle kültür olarak "hıristiyan batının" kültürü geçerli akçe olarak takdim edilmektedir.
Son yıllarda artık adı Türk, fakat kendisi yabancı kültürlerin esiri bir nesil gündeme gelmiş bulunuyor.
Devlet ve millet olarak nasıl bir tehlikeyle karşı karşıya kaldığımızı çok kolay test edebilirsiniz. Hemen etrafınızda ki insanlara bir test uygulayın. Vatanın, milletin, sancağın, bayrağın, devletin kendileri için nasıl bir anlam taşıdığını sorun. İkinci olarak da bu değerler için ne kadar fedakârlıkta bulunabileceklerini sorun. Alacağınız cevaplar geleceğimizin ne kadar emin olup olmadığını size göstermiş olacaktır.
İş işten geçmeden yapılacak olanlar elbette vardır. Ancak zamana yaymadan; vakit de geçirilmeden bu milletin değerlerini bayraklaştırmak, tek bilek tek yürek olmak gerekmektedir.
Özet olarak Yeniden Kuvay-ı Millîye ruhu ile buluşmak gerekmektedir.
Haydi hep beraber görev başına.
Bu temel değerlerden iki tanesi ana fonksiyon icra ederler. Bunlar; birincisi millî, ikincisi ahlakî değerlerdir. Dikkat edecek olursak bu değerler insan unsuru ile ilgilidir. Bu değerler geçerli ise, insan unsuru kazanılmış; eğer bu değerler aşındırılmışsa, insan unsuru kaybedilmiş demektir.
Millî ve ahlakî değerlerin toplamı aynı zamanda o milletin kültürü demektir. Millî kültür ise, o milletin insan modelini belirlemektedir. Yetiştirilen insanlar millî kültürün gereği olarak bayrağına, sancağına, gelenek ve göreneklerine, dinî duygularına ne kadar sahip iseler o milletin geleceği o kadar sağlam demektir.
Günümüz şartlarına bakıldığında bir tezatla karşılaşıyoruz.
Millî kültürü yaşayanlar, millî kültürü savunanlar "mürteci" damgası yemekten, çok zaman kendilerini kurtaramamaktadır. Üstüne üstlük potansiyel bir suçlu muamelesi de görmektedirler.
Elbette ki bu şekilde davrananlar şu veya bu şekilde imkânları ellerinde bulunduranlardır. İşte bu imkân sahipleri çağdaşlık, evrensellik ve ilericilik anlayışlarını kendi yarattıkları paradigmalar ile sınırlamakta ve ellerindeki boyayı istedikleri şahsın ve kurumun üzerine sürmektedirler.
Bu gözle ulusal basınımızı, yayın organlarımızı değerlendirmeye ne dersiniz! Alın elinize çok satan gazetelerden bir tanesini; haberlere bakın, basılan resimlere bakın; sunulan haberlerdeki verilmek istenen mesaja bakın. Şimdi hep beraber değerlendirelim!
Bu basın ve yayınlar millî kültürümüze uygun olabilir mi?
Bu basın ve yayını takip edenler millî kültürden haberdar olabilir mi?
Takdim edilen insan modelinin ne topluma ne de kişiye bir faydası dokunabilir mi?
Basın ve yayın yoluyla yapılmak istenen, bu milletin millî kültürünü dejenere etmekten öte geçmemektedir. Üstüne üstlük globalleşme rüzgarlarının da etkisiyle kültür olarak "hıristiyan batının" kültürü geçerli akçe olarak takdim edilmektedir.
Son yıllarda artık adı Türk, fakat kendisi yabancı kültürlerin esiri bir nesil gündeme gelmiş bulunuyor.
Devlet ve millet olarak nasıl bir tehlikeyle karşı karşıya kaldığımızı çok kolay test edebilirsiniz. Hemen etrafınızda ki insanlara bir test uygulayın. Vatanın, milletin, sancağın, bayrağın, devletin kendileri için nasıl bir anlam taşıdığını sorun. İkinci olarak da bu değerler için ne kadar fedakârlıkta bulunabileceklerini sorun. Alacağınız cevaplar geleceğimizin ne kadar emin olup olmadığını size göstermiş olacaktır.
İş işten geçmeden yapılacak olanlar elbette vardır. Ancak zamana yaymadan; vakit de geçirilmeden bu milletin değerlerini bayraklaştırmak, tek bilek tek yürek olmak gerekmektedir.
Özet olarak Yeniden Kuvay-ı Millîye ruhu ile buluşmak gerekmektedir.
Haydi hep beraber görev başına.
Prof. Dr. Ahmet H. Kepekçi / diğer yazıları
- Bahçeli’nin “Terörsüz Türkiye” çıkışı ve iç cephe meselesi / 10.03.2026
- Modern savaşın yeni yüzü ve Türkiye’nin bağımsızlık sınavı / 09.03.2026
- Savaş / 08.03.2026
- Konya denince… / 27.02.2026
- Elazığ Ziyaretleri: Yeniden İnşa mı, Yeniden Kalkınma mı? / 26.02.2026
- Malatya: Depremin ardından bir şehrin ruh hâli / 25.02.2026
- Dünya Çözüm Arıyor: Milli Ekonomi Modeli-10 Türkiye İçin Çıkış Yolu: Şimdi Milletin Karar Zamanı / 24.02.2026
- Dünya Çözüm Arıyor: Milli Ekonomi Modeli-9 Dünya Çözüm Arıyor: Yeni Ekonomik Ufuk ve Çözüm Adresi / 23.02.2026
- Dünya Çözüm Arıyor: Milli Ekonomi Modeli-8 İnsan Merkezli Ekonomi: Yeni Dönemin Anahtarı / 22.02.2026
- Dünya Çözüm Arıyor: Milli Ekonomi Modeli-7 Ekonomide Bağımsızlık Arayışı ve Yeni Paradigma / 21.02.2026
- Modern savaşın yeni yüzü ve Türkiye’nin bağımsızlık sınavı / 09.03.2026
- Savaş / 08.03.2026
- Konya denince… / 27.02.2026
- Elazığ Ziyaretleri: Yeniden İnşa mı, Yeniden Kalkınma mı? / 26.02.2026
- Malatya: Depremin ardından bir şehrin ruh hâli / 25.02.2026
- Dünya Çözüm Arıyor: Milli Ekonomi Modeli-10 Türkiye İçin Çıkış Yolu: Şimdi Milletin Karar Zamanı / 24.02.2026
- Dünya Çözüm Arıyor: Milli Ekonomi Modeli-9 Dünya Çözüm Arıyor: Yeni Ekonomik Ufuk ve Çözüm Adresi / 23.02.2026
- Dünya Çözüm Arıyor: Milli Ekonomi Modeli-8 İnsan Merkezli Ekonomi: Yeni Dönemin Anahtarı / 22.02.2026
- Dünya Çözüm Arıyor: Milli Ekonomi Modeli-7 Ekonomide Bağımsızlık Arayışı ve Yeni Paradigma / 21.02.2026



























































