Anadolu'nun bazı şehirleri vardır; onları sadece yollar, dağlar ve binalar anlatmaz. O şehirleri anlamak için hafızalarına, insanına ve tarihine kulak vermek gerekir. İşte Denizli de böyle şehirlerden biridir. Ege Bölgesi'nin güneydoğusunda, kadim ticaret yollarının kesişim noktasında yükselen Denizli, sadece tekstiliyle değil, binlerce yıllık tarihi, şifalı suları ve mücadele ruhuyla Türkiye'nin müstesna şehirlerinden biridir.
Denizli temasları sırasında bir kez daha gördük ki bu şehir, geçmişiyle övünen ama geleceğe de umutla bakan yaşayan bir medeniyet merkezidir. Yeryüzünde eşi benzeri az bulunan Pamukkale Travertenleri, beyazlığıyla adeta gökten yeryüzüne inmiş bir kar şehrini andırıyor. UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde yer alan bu eşsiz tabiat harikasında gün batımını izlemek, insanın hafızasında silinmeyecek izler bırakıyor. Ancak bölgeyi yakından tanıyanların aktardığı bir husus dikkat çekiyor. Travertenlere verilen suyun dönüşümlü olarak kullanılması ve bazı havuzların uzun süre susuz kalması, yeniden değerlendirilmesi gereken bir uygulama olarak karşımıza çıkıyor. Çünkü Pamukkale'nin ruhu, o beyaz taşların üzerinden süzülen şifalı sularla hayat buluyor.
Pamukkale'nin hemen yanı başındaki Karahayıt ise bambaşka bir mucize... Beyazın yerini kızılın aldığı bu coğrafyada, demir oranı yüksek, yaklaşık altmış derece sıcaklığa ulaşan termal sular yüzyıllardır insanlara şifa dağıtıyor. Kırmızı ve yeşil travertenleriyle Karahayıt, dünyada benzerine rastlanması güç bir tabiat hazinesi. Fakat insanın içini burkan bir manzara da yok değil. Yerin altından artezyen şeklinde çıkan bu şifalı suların önemli bir kısmının boşa aktığı görülüyor. Oysa bu nimet, doğru planlamayla hem sağlık turizmine hem de bölge ekonomisine çok daha büyük katkılar sağlayabilir.
Denizli denilince elbette akla üretim gelir. Buldan'ın ve Babadağ'ın meşhur dokumaları, nesiller boyunca Anadolu'nun zarafetini kumaşa işlemiştir. Ancak tekstil sektörünün temsilcileri bugünlerde oldukça dertli. Otuz yılı aşkın süredir sanayicilik yaptığını ifade eden bir tekstilci, "Hayatım boyunca bu kadar zor bir dönem yaşamadım" sözleriyle içinde bulundukları tabloyu özetledi. Aslında bu cümle sadece Denizli'nin değil, bütün Türkiye'nin fotoğrafıdır. Ekonomik sıkıntılar artık ülkenin dört bir yanına nüfuz etmiş durumda. Üreten, istihdam sağlayan ve yatırım yapan kesimler geleceğe ilişkin ciddi kaygılar taşıyor.
Denizli programı, Bağımsız Türkiye Partisi Denizli İl Başkanlığı'nın yeni hizmet binasının ziyaretiyle başladı. Program kapsamında, sağlık çalışanlarının önemli sivil toplum kuruluşlarından biri olan AHESEN de ziyaret edildi. Denizli Şube Başkanı Dr. Oktay Armağan ile aile hekimliği sisteminin sorunları, sağlık çalışanlarının beklentileri ve çözüm önerileri üzerine verimli bir fikir alışverişi gerçekleştirildi.
Denizli'nin dikkat çeken bir başka yönü ise yerel medyanın içinde bulunduğu mücadele... Kentte artık güçlü bir yerel televizyon bulunmuyor. Gazeteler ve radyolar ise büyük zorluklar içinde yayın hayatlarını sürdürmeye çalışıyor. Bu kapsamda dijital platformlarda ve uydu üzerinden yayınlarını sürdüren Doğuş Radyo'nun canlı yayın konuğu olduk. Doğuş Radyo ekran ve mikrofonlarında ülkenin ekonomisi, siyaseti ve BTP'nin çözüm perspektifi üzerine samimi bir sohbet gerçekleştirdik. Doğuş Radyo sahibi İskender Doğan ile program yapımcısı Sevgi Tuğcu'nun misafirperverliği, Denizli'nin kadim konukseverliğinin güzel bir örneğiydi.
Ziyaret sırasında Güçlü Yol Partisi Genel Başkanı Kemal Seyhan ve beraberindeki heyetle de bir araya gelinerek karşılıklı görüş alışverişinde bulunuldu.
Fakat Denizli'yi asıl Denizli yapan, onun istiklal ruhudur. Kent merkezinde bulunan Bayramyeri Meydanı'nda ve Millî Mücadele'nin öncü isimlerinden Müftü Ahmet Hulusi Efendi'nin kabri başında yapılan ziyaretler, insanı yüz yıl öncesine götürüyor. İzmir'in işgal edildiği o karanlık Mayıs günlerinde, Anadolu'nun üzerinde umutsuzluk bulutları dolaşırken Denizli, teslimiyeti değil direnişi seçmişti. Müftü Ahmet Hulusi Efendi'nin Bayramyeri Meydanı'nda haykırdığı: "Elinize üç taş alıp da olsa direneceksiniz!" sözleri, yalnızca Denizli halkına değil, bütün bir millete verilen istiklal çağrısıydı. Denizli, 16 Mayıs 1919'da işgale karşı tavrını ortaya koyarak Batı Anadolu'da kurulacak Kuvayı Milliye hareketinin ilk harcını atan şehirlerden biri oldu. Denizli sadece tekstilin, turizmin ve termal zenginliklerin değil; aynı zamanda istiklalin ve milli direnişin de başkentlerinden biridir.
Denizli temasları, partililerin yoğun katılımıyla gerçekleştirilen Genişletilmiş İl Divan Toplantısı ile sona erdi. Toplantıda teşkilat çalışmaları, önümüzdeki döneme ilişkin siyasi gelişmeler ve yol haritası ele alındı. Bu vesileyle, ziyaret boyunca yakın ilgi ve misafirperverliklerini esirgemeyen BTP Denizli İl Başkanı Sayın Turgay Urgan'a, il yönetimine ve bütün teşkilat mensuplarına gönülden teşekkür ediyorum.
Denizli'den geriye hafızada kalan ise beyaz travertenlerin, kızıl şifalı suların ve "üç taşla da olsa direneceksiniz" diyen bir milletin sarsılmaz istiklal ruhunun bıraktığı derin izler oldu.
Denizli temasları sırasında bir kez daha gördük ki bu şehir, geçmişiyle övünen ama geleceğe de umutla bakan yaşayan bir medeniyet merkezidir. Yeryüzünde eşi benzeri az bulunan Pamukkale Travertenleri, beyazlığıyla adeta gökten yeryüzüne inmiş bir kar şehrini andırıyor. UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde yer alan bu eşsiz tabiat harikasında gün batımını izlemek, insanın hafızasında silinmeyecek izler bırakıyor. Ancak bölgeyi yakından tanıyanların aktardığı bir husus dikkat çekiyor. Travertenlere verilen suyun dönüşümlü olarak kullanılması ve bazı havuzların uzun süre susuz kalması, yeniden değerlendirilmesi gereken bir uygulama olarak karşımıza çıkıyor. Çünkü Pamukkale'nin ruhu, o beyaz taşların üzerinden süzülen şifalı sularla hayat buluyor.
Pamukkale'nin hemen yanı başındaki Karahayıt ise bambaşka bir mucize... Beyazın yerini kızılın aldığı bu coğrafyada, demir oranı yüksek, yaklaşık altmış derece sıcaklığa ulaşan termal sular yüzyıllardır insanlara şifa dağıtıyor. Kırmızı ve yeşil travertenleriyle Karahayıt, dünyada benzerine rastlanması güç bir tabiat hazinesi. Fakat insanın içini burkan bir manzara da yok değil. Yerin altından artezyen şeklinde çıkan bu şifalı suların önemli bir kısmının boşa aktığı görülüyor. Oysa bu nimet, doğru planlamayla hem sağlık turizmine hem de bölge ekonomisine çok daha büyük katkılar sağlayabilir.
Denizli denilince elbette akla üretim gelir. Buldan'ın ve Babadağ'ın meşhur dokumaları, nesiller boyunca Anadolu'nun zarafetini kumaşa işlemiştir. Ancak tekstil sektörünün temsilcileri bugünlerde oldukça dertli. Otuz yılı aşkın süredir sanayicilik yaptığını ifade eden bir tekstilci, "Hayatım boyunca bu kadar zor bir dönem yaşamadım" sözleriyle içinde bulundukları tabloyu özetledi. Aslında bu cümle sadece Denizli'nin değil, bütün Türkiye'nin fotoğrafıdır. Ekonomik sıkıntılar artık ülkenin dört bir yanına nüfuz etmiş durumda. Üreten, istihdam sağlayan ve yatırım yapan kesimler geleceğe ilişkin ciddi kaygılar taşıyor.
Denizli programı, Bağımsız Türkiye Partisi Denizli İl Başkanlığı'nın yeni hizmet binasının ziyaretiyle başladı. Program kapsamında, sağlık çalışanlarının önemli sivil toplum kuruluşlarından biri olan AHESEN de ziyaret edildi. Denizli Şube Başkanı Dr. Oktay Armağan ile aile hekimliği sisteminin sorunları, sağlık çalışanlarının beklentileri ve çözüm önerileri üzerine verimli bir fikir alışverişi gerçekleştirildi.
Denizli'nin dikkat çeken bir başka yönü ise yerel medyanın içinde bulunduğu mücadele... Kentte artık güçlü bir yerel televizyon bulunmuyor. Gazeteler ve radyolar ise büyük zorluklar içinde yayın hayatlarını sürdürmeye çalışıyor. Bu kapsamda dijital platformlarda ve uydu üzerinden yayınlarını sürdüren Doğuş Radyo'nun canlı yayın konuğu olduk. Doğuş Radyo ekran ve mikrofonlarında ülkenin ekonomisi, siyaseti ve BTP'nin çözüm perspektifi üzerine samimi bir sohbet gerçekleştirdik. Doğuş Radyo sahibi İskender Doğan ile program yapımcısı Sevgi Tuğcu'nun misafirperverliği, Denizli'nin kadim konukseverliğinin güzel bir örneğiydi.
Ziyaret sırasında Güçlü Yol Partisi Genel Başkanı Kemal Seyhan ve beraberindeki heyetle de bir araya gelinerek karşılıklı görüş alışverişinde bulunuldu.
Fakat Denizli'yi asıl Denizli yapan, onun istiklal ruhudur. Kent merkezinde bulunan Bayramyeri Meydanı'nda ve Millî Mücadele'nin öncü isimlerinden Müftü Ahmet Hulusi Efendi'nin kabri başında yapılan ziyaretler, insanı yüz yıl öncesine götürüyor. İzmir'in işgal edildiği o karanlık Mayıs günlerinde, Anadolu'nun üzerinde umutsuzluk bulutları dolaşırken Denizli, teslimiyeti değil direnişi seçmişti. Müftü Ahmet Hulusi Efendi'nin Bayramyeri Meydanı'nda haykırdığı: "Elinize üç taş alıp da olsa direneceksiniz!" sözleri, yalnızca Denizli halkına değil, bütün bir millete verilen istiklal çağrısıydı. Denizli, 16 Mayıs 1919'da işgale karşı tavrını ortaya koyarak Batı Anadolu'da kurulacak Kuvayı Milliye hareketinin ilk harcını atan şehirlerden biri oldu. Denizli sadece tekstilin, turizmin ve termal zenginliklerin değil; aynı zamanda istiklalin ve milli direnişin de başkentlerinden biridir.
Denizli temasları, partililerin yoğun katılımıyla gerçekleştirilen Genişletilmiş İl Divan Toplantısı ile sona erdi. Toplantıda teşkilat çalışmaları, önümüzdeki döneme ilişkin siyasi gelişmeler ve yol haritası ele alındı. Bu vesileyle, ziyaret boyunca yakın ilgi ve misafirperverliklerini esirgemeyen BTP Denizli İl Başkanı Sayın Turgay Urgan'a, il yönetimine ve bütün teşkilat mensuplarına gönülden teşekkür ediyorum.
Denizli'den geriye hafızada kalan ise beyaz travertenlerin, kızıl şifalı suların ve "üç taşla da olsa direneceksiniz" diyen bir milletin sarsılmaz istiklal ruhunun bıraktığı derin izler oldu.
Prof. Dr. Ahmet H. Kepekçi / diğer yazıları
- Denizli: Beyazın, kızılın ve istiklalin şehri / 01.07.2026
- Kerbelâ'nın mesajı: Tevhidin Merkezi Ehl-i Beyt / 27.06.2026
- Devlet refleksi ve ayakta kalmanın sırrı / 21.06.2026
- İran'ın gösterdiği gerçek: Güç önce millettir / 17.06.2026
- Milletin gündemi CHP değil, geçimdir / 10.06.2026
- Arşivlerden günümüze uzanan bir tarih hazinesi / 08.06.2026
- Gadir-i Hum ve İslam dünyasının kayıp hafızası / 07.06.2026
- FETÖ dosyası kapanmadı: Türkiye hangi dersleri alamadı? / 03.06.2026
- Atatürk bir partiye sığmaz / 30.05.2026
- İçeride kavga, dışarıda kuşatma / 27.05.2026
- Kerbelâ'nın mesajı: Tevhidin Merkezi Ehl-i Beyt / 27.06.2026
- Devlet refleksi ve ayakta kalmanın sırrı / 21.06.2026
- İran'ın gösterdiği gerçek: Güç önce millettir / 17.06.2026
- Milletin gündemi CHP değil, geçimdir / 10.06.2026
- Arşivlerden günümüze uzanan bir tarih hazinesi / 08.06.2026
- Gadir-i Hum ve İslam dünyasının kayıp hafızası / 07.06.2026
- FETÖ dosyası kapanmadı: Türkiye hangi dersleri alamadı? / 03.06.2026
- Atatürk bir partiye sığmaz / 30.05.2026
- İçeride kavga, dışarıda kuşatma / 27.05.2026
























































