logo
26 AĞUSTOS 2026

Muaviye’nin ‘hadislerin yazılması’ konusundaki taktiği

Muaviye’nin hilafeti döneminde Resulüllah’ın hadisleri arasında rivayet edilen ve O’nun sünnetinden sayılan hadislerin şu hadislerden ibaret oldukları sanılmaktadır

10.04.2026 00:10:00
Haber Merkezi
 
Muaviye’nin ‘hadislerin yazılması’ konusundaki taktiği
Muaviye’nin ‘hadislerin yazılması’ konusundaki taktiği
Muaviye'nin hilafeti döneminde Resulüllah'ın hadisleri arasında rivayet edilen ve O'nun sünnetinden sayılan hadislerin şu hadislerden ibaret oldukları sanılmaktadır:

Sahih-i Müslim, Sünen-i Daremi, Sünen-i Ahmed b. Hanbel'de Resulüllah'tan şöyle nakledilir:

"Benden bir şey yazmayın, Benden Kur'an dışında bir şey yazan onu yok etsin." 

"Resulüllah'tan, sözlerini yazmak için izin istediler. O, izin vermedi."

Zeyd b. Sabit'ten, "Resulüllah bizi hadislerini yazmaktan alıkoydu ve bizim yazdığımız hadisleri yok etti." 







Ebu Hureyre'den, "Biz Resulüllah'tan duyduklarımızı yazıyorduk. O sırada yanımızdan geçerken, 'Ne yazıyorsunuz?' diye sordu. Biz, 'Sizden duyduklarımızı' diye cevap verdik.

O, 'Kur'an karşısında bir kitap mı?' dedi. 'Bizim sizden duyduklarımızdır' dedik. Bunun üzerine Resulüllah şöyle buyurdu: 'Allah'ın Kitabı'nı yazın, yalnız Allah'ın Kitabı'yla uğraşın, Allah'ın Kitabı karşısında başka bir kitap mı yazıyorsunuz? Yalnız Allah'ın Kitabı'nı yazın.'

Resulüllah'ın bu buyruğu üzerine yazdığımız şeyleri bir yere toplayıp yaktık." 







Eğer bu gibi hadisler doğru ise bu durumda Müslümanların tüm İslam kaynaklarını -sahihler, müsnetler, sünenler, tefsirler ve siretler gibi Resulüllah'ın hadislerini içeren kitapları- toplayıp yakmaktan başka bir vazifeleri yoktur.

Hayır, bu kesinlikle doğru değildir. Resulullah böyle bir şeyi ağzına dahi almamıştır. Aksine Veda Haccı'nda Mina'da şöyle buyurdu:

"Allah, sözlerimi duyup öğrenen ve onları duymayanlara ulaştıran kişiyi mutlu etsin. Nice fıkıh taşıyanlar var ki onu kendilerinden daha bilginine taşır." 







Resulüllah şöyle buyurur: "Allah, Bizden hadis duyan ve onu duyduğu gibi başka bir kişiye ulaştıran kişiyi mutlu kılsın. Nice kendisine ulaştırılan var ki anlayışı onu duyandan daha iyidir!" 

"Hazır olan olmayana duyursun, nice hâzır olanlar var ki onu kendisinden daha iyi anlayana ulaştırır." 

"Resulüllah üç defa, 'Allah'ım halifelerime rahmet et, halifelerime rahmet et, halifelerime rahmet et' buyurdu.







'Ya Resulallah! Sizin halifeleriniz kimlerdir?' diye sorduklarında, 'Benim halifelerim, Benim peşimden gelip hadis ve sünnetimi ezberleyenlerdir' buyurdu." 

Buhari, İlim adlı kitabında şöyle yazıyor:

"Yemen halkından bir kişi Resulüllah'ın hadisini duyunca, 'Ya Resulallah! Onu benim için yaz' dedi. Bunun üzerine Hz. Peygamber, 'Bunu falanca için yazın' buyurdu." 







Bu noktada akla şu soru gelmektedir: Hz. Peygamber hadislerinin yazılmasını istediyse, hadislerin yazılmasını yasaklayan rivayetler nasıl ortaya çıktı?

Bu sorunun cevabı şudur: Resulüllah'ın hadislerinin yazılmasını engelleyen Kureyş'in yani Muhacirler'in Hz. Peygamberin vefatından önce de O'nun vasiyetinin yazılmasını engellediklerini görmekteyiz.

Resulüllah'ın vefatından sonra da iki halife var güçleriyle peygamberin hadislerinin yazılmasını engelledi. Yazılan hadisleri bir araya toplayarak yaktı. Osman b. Affan bu uygulamayı sürdürdü.

Bir grup sahabe bu konuda hakim gücü takip etti. Ve yine sahabeden Ebuzer gibiler bu harekete karşı çıkarak, Resulüllah'ın hadislerini yaydıkları için ıstırap ve şiddete maruz kaldılar.







Hz. Ali, kendi hilafeti döneminde Resulüllah'ın hadislerinin yazılmasını teşvik etti.

O'nun ardından hilafete geçen Muaviye için Resulüllah'ın hadislerinin yazılmasını engellemek çok zordu.

Bu sebeple bazı kişilerden yardım alması gerekiyordu. İşte bu nedenle kendi taraftarlarından yardım aldı, onlar da, onun hükümeti döneminde Resulüllah'ın, hadislerinin yazılmasını engellediği konusundaki uydurma rivayetleri yaydılar.

Bu da Resulüllah'ın hadislerinde çelişki görünmesine neden oldu. (Prof. Dr. Haydar Baş İmam Ali eserinden)

Kültürel şok kentlerde toplumsal gerilimi tırmandırıyor

Savaşlar, ekonomik krizler ve küresel iklim değişikliklerinin etkisiyle hız kazanan uluslararası göç hareketleri, hedef ülkelerde ve büyük kentlerde uyum krizlerini beraberinde getiriyor

26.08.2026 00:48:00
Yaşar Cebesoy
 
Kültürel şok kentlerde toplumsal gerilimi tırmandırıyor
Kültürel şok kentlerde toplumsal gerilimi tırmandırıyor
Savaşlar, ekonomik krizler ve küresel iklim değişikliklerinin etkisiyle hız kazanan uluslararası göç hareketleri, hedef ülkelerde ve büyük kentlerde uyum krizlerini beraberinde getiriyor.

Göç eden topluluklar ile ev sahibi toplum arasında yaşanan "kültürel şok", gündelik yaşam pratiklerinden kamusal alan kullanımına kadar pek çok noktada toplumsal gerilimin artmasına yol açıyor.







Sosyologlar ve göç uzmanları, dil bariyeri ve yaşam tarzı farklılıklarından doğan uyum sorunlarının doğru entegrasyon politikalarıyla yönetilememesi durumunda, kentlerde paralel toplumların oluşabileceği konusunda uyarıyor.

"Kültürel şok, yalnızca yeni gelenlerin değil; alıştığı sosyal çevrenin ve kuralların değiştiğini gören yerel halkın da yaşadığı iki yönlü bir uyumsuzluk sürecidir."







Kültürel şok nedir?

Sosyolojide bireyin veya grupların alıştığı sosyal normlardan, dil ortamından ve kültürel sembollerden aniden uzaklaşarak farklı bir değerler dizisiyle karşılaşması olarak tanımlanan kültürel şok, göç alan kentlerde iki farklı boyutta hissediliyor:

Dil engelinin yarattığı iletişim kopukluğu, sosyal soyutlanma, dışlanma korkusu ve güvenli alan arayışıyla kendi içine kapanma eğilimi.

Yerleşik yaşam düzeninin, komşuluk ilişkilerinin ve kamusal alan normlarının değiştiği algısı; buna bağlı olarak gelişen kimlik kaybı ve güvenlik kaygıları.







Toplumsal gerilimi besleyen temel etkenler

Saha araştırmaları ve uzman değerlendirmeleri, kent merkezlerinde ve mahalle ölçeğinde yaşanan sürtüşmelerin ana sebeplerini şu başlıklar altında topluyor:

Ortak bir dilin kurulamaması, gündelik hayattaki basit etkileşimlerin dahi yanlış anlaşılmasına ve karşılıklı güvensizliğe zemin hazırlıyor.







Komşuluk ilişkileri, gürültü standartları, eğlence biçimleri ve kamusal mekanların kullanımı konusundaki alışkanlık farklılıkları mahalle ölçeğinde huzursuzluk yaratıyor.

Ev kiralarındaki değişimler, iş gücü piyasasındaki rekabet ve kamusal hizmetlere erişim konularındaki algılar toplumsal tepkileri artırabiliyor.







Entegrasyon mekanizmalarının yetersiz kaldığı durumlarda göçmen grupların belirli bölgelerde kümelenmesi, toplumlar arasındaki temas noktalarını tamamen yok ediyor.

Uzmanlar, kültürel şok ve uyum krizlerinin aşılması için yalnızca güvenlik merkezli yaklaşımın yeterli olmadığını; zorunlu dil eğitimi, kamusal kural uyum programları ve yerel halkı da kapsayan sosyal entegrasyon projelerinin hayata geçirilmesi gerektiğini vurguluyor.

Milli Eğitim siyaset üstü bir devlet vizyonuna dönüşmeli

Türkiye'de her iktidar değişikliği ve hatta her bakan değişimiyle sil baştan yenilenen eğitim müfredatı ile sınav sistemleri, eğitim camiasını ve velileri yormaya devam ediyor

26.08.2026 00:36:00
Yaşar Cebesoy
 
Milli Eğitim siyaset üstü bir devlet vizyonuna dönüşmeli
Milli Eğitim siyaset üstü bir devlet vizyonuna dönüşmeli
Türkiye'de her iktidar değişikliği ve hatta her bakan değişimiyle sil baştan yenilenen eğitim müfredatı ile sınav sistemleri, eğitim camiasını ve velileri yormaya devam ediyor.

Eğitim uzmanları, akademisyenler, öğretmen örgütleri ve veli dernekleri; eğitim sisteminin sürdürülebilir bir başarıya ulaşması için politikaların siyasi iktidar değişimlerinden tamamen arındırılması gerektiği yönündeki ortak çağrılarını büyütüyor.

Hazırlanan analizler ve uzman raporları, eğitimde başarıya giden yolun kişilere veya dönemsel politikalara bağlı olmayan, "siyaset üstü bir devlet vizyonu" oluşturmaktan geçtiğini ortaya koyuyor.







Ortak görüş

Bir ülkenin geleceğini inşa eden eğitim, 4-5 yıllık seçim periyotlarına ya da dönemsel siyasi vizyonlara kurban edilemez. Eğitim müfredatı kişilere değil, anayasal güvence altındaki bağımsız bir kurulun uzun vadeli stratejisine bağlı olmalıdır.







Sık Değişen Sistemler Eğitimde İstikrarı Zedeliyor

Eğitim camiasının en çok dikkat çektiği konuların başında, liseye ve üniversiteye giriş sistemlerinde sıkça yapılan köklü değişiklikler geliyor.

Müfredatta yapılan aralıksız güncellemeler, bir yandan öğretmenlerin uyum sürecini zorlaştırırken diğer yandan öğrencilerin motivasyonunu ve ailelerin geleceğe yönelik planlamalarını olumsuz etkiliyor.

Saha araştırmaları ve uzman görüşleri, sürekli değişen kuralların eğitimde nitelik kaybına yol açtığına ve mevcut yapının uzun vadede sürdürülemez olduğuna işaret ediyor.







Siyaset Üstü Eğitim Modeli İçin Temel Öneriler

Eğitimcilerin ve uzmanların çözüm için öne çıkardığı temel maddeler şu şekilde sıralanıyor:

Bağımsız "Ulusal Eğitim Üst Kurulu" Kurulması: Ölçme, değerlendirme ve müfredat belirleme yetkisinin; günlük siyasi tartışmalardan uzak, akademisyenler, öğretmenler ve pedagoglardan oluşan anayasal bir özerk kurula devredilmesi.







50 Yıllık Ulusal Eğitim Stratejisi: Hükümetler değişse dahi uygulanması zorunlu olan, yasal güvenceye bağlanmış ve dönemsel müdahalelerden korunmuş uzun vadeli bir eğitim hedefleri belgesinin oluşturulması.

Sınav Sistemlerinde İstikrar Güvencesi: Liselere ve üniversitelere giriş sistemlerinin en az 10 yıl boyunca hiçbir şekilde değiştirilmeyeceğine dair yasal bir moratoryum uygulanması.







Bilimsel ve Gelecek Odaklı Müfredat: Eğitim içeriğinin dönemsel ideolojik yönelimlere göre değil; küresel bilimsel standartlar, yapay zekâ, dijitalleşme ve eleştirel düşünme yetkinlikleri doğrultusunda şekillendirilmesi.

Gelişmiş ülkelerdeki başarılı eğitim sistemleri incelendiğinde, ortak paydanın "siyasi müdahalelerden arındırılmış istikrarlı yapılar" olduğu vurgulanıyor. Türkiye'de de benzer bir reformun hayata geçirilmesi durumunda, hem eğitimde fırsat eşitliğinin sağlanacağı hem de uluslararası başarı sıralamalarında kalıcı bir artış yakalanacağı öngörülüyor.

Adalete güven yitirildiğinde ne olur?

Adalet mekanizması ve bağımsız yargı, bir devletin toplumsal sözleşmesini ayakta tutan ana sütundur

25.08.2026 00:41:00 / Güncelleme: 25.08.2026 13:11:43
Yaşar Cebesoy
 
Adalete güven yitirildiğinde ne olur?
Adalete güven yitirildiğinde ne olur?
Adalet mekanizması ve bağımsız yargı, bir devletin toplumsal sözleşmesini ayakta tutan ana sütundur.

Yargı sistemine ve hukukun üstünlüğüne dair inancın zedelenmesi ya da tamamen kaybolması, yalnızca hukuki bir kriz değil; sosyal, ekonomik ve kurumsal boyutları olan zincirleme bir çöküş sürecini tetikler.







Toplumsal Çözülme ve İhakk-ı Hak Eğilimi

Yargının adil karar vermediği düşüncesi toplumda yaygınlaştığında, bireyler arasındaki uyuşmazlıkların çözüm adresi kamu otoritesi olmaktan çıkar.

Vatandaşların kendi hakkını kendi gücüyle aramaya çalışması, yani ihakk-ı hak davranışı artış gösterir.

Bu durum, suç oranlarının yükselmesine, şiddetin meşrulaşmasına ve toplumsal huzurun kökten bozulmasına yol açar. Güvensizlik hissi, bireylerin devlete ve birbirlerine olan aidiyet duygusunu zayıflatır.







Ekonomik Çöküş ve Sermaye Kaçışı

Hukuk güvenliğinin bulunmadığı bir iklimde öngörülebilirlik ortadan kalkar. Mülkiyet hakkının ve sözleşme serbestisinin yargı teminatı altında olmadığını gören yerli ve yabancı yatırımcılar, sermayelerini daha güvenli limanlara taşır.

Doğrudan yabancı yatırımlar durma noktasına gelirken, finansal piyasalarda belirsizlik egemen olur. Beyin göçü hızlanır; yetenekli ve eğitimli insan kaynağı, hukuk emniyetinin sağlandığı ülkelere yönelir.







Kurumsal Aşınma ve Meşruiyet Krizi

Adalete olan inancın yitirilmesi, devletin diğer organlarına ve genel olarak kamu kurumlarına duyulan güveni de eritir.

Vergi itaati düşer, kamu düzenine uyum zayıflar ve devletin meşruiyet zemini sorgulanmaya başlar. Liyakat ilkesinin yerini kayırmacılığın aldığı algısı pekiştikçe, kamu hizmetlerinin kalitesi düşer ve bürokratik mekanizma işlevsizleşir.







Toplumsal Barışın Geleceği

Sonuç olarak, adalet sisteminin işlevini kaybetmesi bir devlet için en büyük güvenlik riskidir.







Toplumsal barışın, ekonomik refahın ve kamu düzeninin sürdürülebilmesi, yargı mekanizmasının bağımsız, tarafsız ve erişilebilir kılınmasına bağlıdır. Hukuka güvenin yeniden tesis edilmediği senaryolarda kurumsal ve toplumsal çöküş kaçınılmaz hale gelir.

Bolu'da 1 haftada bin 771 sürücüye ceza yağdı

Bolu'da polis ve jandarma ekiplerinin 1 haftada gerçekleştirdiği trafik denetimlerinde 30 bin 523 araç kontrol edilirken, kuralları ihlal eden bin 771 sürücüye ceza uygulandı

24.08.2026 12:18:00
İHA
 
Bolu'da 1 haftada bin 771 sürücüye ceza yağdı
Bolu'da 1 haftada bin 771 sürücüye ceza yağdı
İl Emniyet Müdürlüğü Trafik Tescil ve Denetleme Şube Müdürlüğü ekipleri ile İl Jandarma Komutanlığı'na bağlı trafik timleri, kent genelinde trafik güvenliğinin sağlanması amacıyla denetimlerini sürdürdü.






Ekipler tarafından 17-23 Ağustos tarihleri arasında il merkezi ve bağlantı yollarında bin 509 trafik uygulaması gerçekleştirildi. Uygulamalarda toplam 30 bin 523 araç kontrol edildi. 






Denetimlerde trafik kurallarını ihlal ettiği, evraklarında eksiklik bulunduğu veya sürüş kurallarına uymadığı tespit edilen bin 771 sürücüye idari para cezası kesildi. Ekiplerin kent genelindeki trafik denetimlerinin devam edeceği belirtildi.

Yangının bilançosu gün ağarınca ortaya çıktı

Diyarbakır'da dün gece 12 katlı plazada çıkan yangının bilançosu gün ağarınca ortaya çıktı

24.08.2026 11:15:00
İhlas Haber Ajansı
 
Yangının bilançosu gün ağarınca ortaya çıktı
Yangının bilançosu gün ağarınca ortaya çıktı
Diyarbakır'da dün gece saatlerinde 12 katlı plazada çıkan yangının bilançosu gün ağarınca ortaya çıktı. Yangın nedeni ile kullanılamaz hale gelen plaza dron ile görüntülendi.






Olay, gece saatlerinde Kayapınar ilçesi Talaytepe Mahallesi'nde bulunan 12 katlı plazanın dış cephesinde meydana geldi. Plazadan çıkan yangını gören vatandaşlar durumu 112 acil sağlık, itfaiye ve polis ekiplerine bildirdi. Kısa sürede olay yerine gelen itfaiye ekipleri yangına müdahale etmeye başladı. Dış cephede çıkan yangın, bir anda bütün binayı sardı. İçeride mahsur kalan bir kişi itfaiye ekiplerinin yoğun uğraşları sonucu bulunduğu yerden çıkarıldı. Yaklaşık 1 saat süren yangın, itfaiye ekiplerinin yoğun müdahalesi sonucu kontrol altına alındı. Yangında 3'ü itfaiye eri olmak üzere 8 kişi dumandan etkilendi.







Hasarın boyutu büyük

Sabah saatlerine kadar süren soğutma çalışmaları tamamlanırken, yangının neden olduğu hasar ise gün ağarınca daha net ortaya çıktı. Plazanın bir bölümü, yangın nedeni ile kullanılamaz hale gelirken, vatandaşlar polis kontrolü ile iş yerlerine girip kişisel eşyalarını almaya başladı. Güvenlik güçleri de yangın yerinde olay yeri inceleme çalışması gerçekleştirdi.







Yangının çıkış nedeni ile ilgili inceleme sürüyor.

Afyon'da devrilen otobüste yaralanan 22 kişinin tedavileri devam ediyor

Afyonkarahisar'da kontrolden çıkan yolcu otobüsü devrilmesi sonucu yaşanan trafik kazasında hastaneye kaldırılanların tedavisi devam ederken, kazadan dolayı Afyonkarahisar-Antalya karayolunun bir yönü yaklaşık 2 saat trafiğe kapalı kaldı

22.08.2026 12:32:00
İHA
 
Afyon'da devrilen otobüste yaralanan 22 kişinin tedavileri devam ediyor
Afyon'da devrilen otobüste yaralanan 22 kişinin tedavileri devam ediyor
Kaza, Sinanpaşa ilçesine bağlı Tınaztepe Kavşağınde meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, İstanbul'dan Antalya istikametine giden Gold İstanbul isimli firmaya ait idaresindeki 07 AVB 373 plakalı Temsa marka yolcu otobüsü kavşağa geldiği esnada henüz belirlenemeyen bir sebepten ötürü bariyerlere çarparak devrildi.






Kazada araçta bulunan 45 kişiden 22'si yaralandı. Yaralılar kaza sonrası olay yerine gelen ambulanslarla hastanelere kaldırıldı.








Kazadan dolayı Afyonkarahisar-Antalya karayolunun bir yönü yaklaşık olarak 2 saat trafiğe kapalı kaldı. Karayolu devrilen otobüsün vinç yardımıyla kaldırılmasının ardından tekrar ulaşıma açıldı. Kazada parçalanan bariyerlerin bir kısmının otobüsün içerisine girmesi ise olayın şiddetini gözler önüne serdi.








Kazanın ardından jandarma tarafından başlatılan incelemenin devam ettiği bildirildi.

Ankara'da acı olay!

Ankara'da köpekten kaçarken yere düşüp kafasını vuran 15 yaşındaki çocuk hayatını kaybetti

21.08.2026 16:00:00
İhlas Haber Ajansı
 
Ankara'da acı olay!
Ankara'da acı olay!
Ankara'nın Yenimahalle ilçesinde köpekten kaçarken yere düşüp kafasını vuran 15 yaşındaki çocuk hayatını kaybetti.






Olay, Ankara'nın Yenimahalle ilçesinde bulunan İvedik Organize Sanayi Bölgesi'ndeki bir iş yerinde meydana geldi. Elektromekanik isimli firmada çalışan 15 yaşındaki Berat Yücel, malzeme almak için gittiği sırada bir Alman Kurdu cinsi köpeğin üzerine doğru koşmasıyla panikledi. Köpekten uzaklaşmaya çalışan Yücel, bir süre sonra fenalaşarak yere düştü ve kafasını yere çarptı. Çevredekilerin ihbarı üzerine olay yerine sağlık ekipleri sevk edildi. Bilinci kapalı halde bulunan Yücel, ambulansla hastaneye kaldırıldı. Yücel, doktorların tüm müdahalelerine rağmen hayatını kaybetti. Köpeğin, Yücel'e saldırı anı çevredeki bir fabrikanın güvenlik kamerasına yansıdı.







Köpeğin sahibi adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı

Olayın ardından Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma başlatıldı. Köpeğin sahibi Ü.Y. gözaltına alınırken, Alman Kurdu cinsi köpek ise Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü'ne teslim edildi. Şüpheli hakkında "taksirle öldürme" ve "hayvanı tehlike oluşturacak şekilde serbest bırakma" suçlarından işlem başlatıldığı öğrenildi. Yücel'in ölümüne ilişkin gözaltına alınan köpeğin sahibi Ü.Y.'nin, yapılan işlemlerin ardından adli kontrol şartıyla serbest bırakıldığı belirtildi.







Olayın yaşandığı yerde otomobil tamirciliği yapan Cihat Öztürk, bu köpeği gören tüm çocukların korktuğunu belirterek, "Köpek, gördüğü her kişiye koşup gidiyordu zaten. Herkese koşan bir köpekti. Çocukların hepsi bunu gördüğü zaman kaçıyor. Benim de 18 yaşında bir çocuğum var. Köpek gördüğü zaman kaçabildiği kadar kaçıyor. Çok üzüldük" dedi.

Silahlı tribün çetelerine ağır darbe: "Tüm yöneticiler yakalandı"

İzmir'de, 19 Eylül 2025 tarihinde Emircan Övüç'ün hayatını kaybettiği kanlı çatışmanın perde arkasındaki silahlı suç örgütlerine yönelik 4 ilde eş zamanlı dev bir operasyon düzenlendi. Göztepe'nin 'Yalı' ve 'Forza' isimli taraftar grupları içerisine sızarak rant sağlayan, cinayet ve kurşunlama gibi pek çok suça karışan 59 şüpheliye yönelik soruşturmada 28 kişi gözaltına alındı. Adalet Bakanı Akın Gürlek'in de duyurduğu şafak baskınlarında örgüt yöneticilerinin tamamı yakalanırken, evlerden adeta cephanelik ve samuray kılıcı çıktı

21.08.2026 12:46:00
İHA
 
Silahlı tribün çetelerine ağır darbe: "Tüm yöneticiler yakalandı"
Silahlı tribün çetelerine ağır darbe: "Tüm yöneticiler yakalandı"
İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde İzmir Emniyet Müdürlüğü Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, kentte faaliyet gösteren spor kulüplerinden Göztepe'nin 'Yalı' ve 'Forza' adlı taraftar grupları içine gizlenen silahlı suç örgütlerine ağır bir darbe indirdi. Yaklaşık iki yıl süren teknik ve fiziki takip sonucunda, bu iki grubun taraftarlık maskesi altında kendi üyelerine haksız rant sağlamak, karşı gruba üstünlük kurmak ve intikam almak amacıyla adeta birer silahlı suç örgütüne dönüştükleri belirlendi. Soruşturma kapsamında, 19 Eylül 2025 tarihinde Göztepe-Beşiktaş maçının ardından Paten Parkı mevkiinde Yalı grubu üyesi Emircan Övüç'ün Forza grubu üyeleri tarafından öldürülmesi başta olmak üzere; iş yeri kurşunlama, silahlı tehdit, adam kaçırma ve bıçaklı yaralama gibi zincirleme suçlar bütüncül olarak incelendi.






Adalet Bakanı Gürlek duyurdu; tüm yöneticiler yakalandı

Geniş çaplı soruşturma çerçevesinde, Adalet Bakanı Akın Gürlek'in de sosyal medya hesabından detaylarını paylaştığı 21 Ağustos 2026 tarihli eş zamanlı operasyon için düğmeye basıldı. İzmir merkezli olmak üzere Kocaeli, Konya ve Muğla illerinde belirlenen 39 adrese şafak vakti girildi. Haklarında gözaltı kararı bulunan ve aralarında örgüt yöneticilerinin de yer aldığı 32 aktif üyeden 28'i kıskıvrak yakalanarak gözaltına alındı. Operasyon kapsamında her iki örgütün tüm yöneticileri ele geçirilirken, 4 firari şahsı arama çalışmalarının sürdüğü bildirildi. Dosya kapsamında toplam şüpheli sayısının 59 olduğu ve bu kişilerden 27'sinin halihazırda cezaevinde bulunduğu öğrenildi.








Ele geçirilen suç aletleri ve suç bilançosu

Şüphelilerin adreslerinde yapılan aramalarda 1 adet ruhsatsız tabanca, 1 pompalı tüfek ve havalı/kurusıkı tabancalar, 1 adet uzun namlu şarjörü ve çok sayıda çeşitli ebatlarda mühimmat, 1 samuray kılıcı, 1 rambo bıçağı ve beyzbol sopası ile bir miktar uyuşturucu nitelikli hap ele geçirildi. Eylemler arasında; bir kişinin öldürülmesi, çok sayıda silahlı yaralama, hürriyetten yoksun kılma ve iş yeri kurşunlama bulunuyor.








Göztepe Spor Kulübü ile bağlantısı yok

Soruşturmayı titizlikle yürüten adli makamlar ve emniyet güçleri, operasyonun tamamen bireysel suçlara ve örgütlenmelere yönelik olduğunu; Göztepe Spor Kulübü yöneticilerinden ve çalışanlarından hiçbir ismin olaylarla bağlantısının bulunmadığını özellikle vurguladı.

Şüphelilerin emniyetteki işlemleri ve çok yönlü soruşturma devam ediyor.













Bolu'da elektrik direğinden yangın çıktı: 8 dekar alan zarar gördü

Bolu'nun Dörtdivan ilçesinde, elektrik direğinden kaynaklandığı değerlendirilen ot yangınında yaklaşık 8 dekar arazi zarar gördü

21.08.2026 12:30:00
İHA
 
Bolu'da elektrik direğinden yangın çıktı: 8 dekar alan zarar gördü
Bolu'da elektrik direğinden yangın çıktı: 8 dekar alan zarar gördü
Yangın, Dörtdivan ilçesine bağlı Çavuşlar Mahallesi Belen mevkiinde meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, elektrik direğinden kaynaklandığı değerlendirilen yangında kuru otların tutuşmasıyla alevler kısa sürede çevreye yayıldı.






Bölgeden yükselen alev ve dumanları görenlerin ihbarı üzerine olay yerine itfaiye ile Orman İşletme Müdürlüğü ekipleri sevk edildi. Kısa sürede bölgeye ulaşan ekipler, yangının çevredeki alanlara sıçramaması için çalışma başlattı. 






Ekiplerin müdahalesiyle alevler kontrol altına alınarak söndürüldü. Yangında yaklaşık 8 dekar otluk arazi zarar gördü. 






Bölgede soğutma çalışması yapılırken yangının kesin çıkış nedeninin belirlenmesi için inceleme başlatıldı.






Hatay'da orman yangını kontrol altına alındı

Hatay'da ormanlık alanda çıkan yangında, alevler itfaiye ve Orman Bölge Müdürlüğü ekiplerinin çalışmasıyla kısa sürede kontrol altına alındı

21.08.2026 00:55:00
İHA
 
Hatay'da orman yangını kontrol altına alındı
Hatay'da orman yangını kontrol altına alındı
Yangın, akşam saatlerinde Defne ilçesi Toygarlı Mahallesi'nde bulunan ormanlık alanda meydana geldi.






İhbar üzerine bölgeye Orman Bölge Müdürlüğü ile HBB İtfaiye Dairesi Başkanlığı ekipleri sevk edildi.
 
 







Alevler, ekiplerin hızlı ve koordineli müdahalesiyle geniş alana sirayet etmeden kısa sürede kontrol altına alındı.
Ekipler yangına soğutma çalışması gerçekleştirdi.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.