logo
19 TEMMUZ 2026

Mumcu, Erdoğan'la flört haberlerini yalanladı

25.05.2002 00:00:00
 
ANAP Genel Başkan Yardımcısı Erkan Mumcu, Ak Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'la görüştüğüne ilişkin "Sürpriz Flört" başlığıyla verilen haberin tamamen asılsız olduğunu bildirdi. Mumcu, yaptığı yazılı açıklamada, "Sürpriz Flört" başlığıyla yayınlanan haberin asılsız olduğunu ifade ederek, şunları kaydetti: "Böyle bir görüşme yapılmamıştır. Siyasetteki çizgimi uzaktan veya yakından izleyen herkesin öngörebileceği gibi ne partimden ayrılmam ne de bir başkasının mahrumiyetinden veya mağduriyetinden medet ummam kesinlikle söz konusu değildir. Bu asılsız haberin, ANAP'taki mücadelemin etkinliğini kırmak isteyenler tarafından hazırlandığı muhakkaktır."

Mahkemeler tatile girdi: Hangi davalar görülecek

Yargıda adli tatil dönemi başladı. 31 Ağustos’a kadar sürecek süreçte nöbetçi mahkemeler görev yapacak, diğer davaların görülmesine ise yeni adli yıla kadar ara verilecek

19.07.2026 17:26:00
Haber Merkezi
 
Mahkemeler tatile girdi: Hangi davalar görülecek
Mahkemeler tatile girdi: Hangi davalar görülecek
Yargı mensuplarının toplu izin dönemi olarak bilinen adli tatil süreci başladı. 31 Ağustos'a kadar devam edecek dönemde mahkemelerde nöbetçi heyetler görev yapacak, tutuklu bulunan sanıklarla ilgili dosyalar ve gecikmesinde sakınca bulunan acil işler değerlendirilecek.

Adli tatil boyunca normal duruşmalara büyük ölçüde ara verilirken, yargı süreçlerinin tamamen durmaması için nöbetçi mahkemeler çalışmalarını sürdürecek. Yeni adli yılın başlamasıyla birlikte diğer davaların görülmesine devam edilecek.

Adliyelerde görevli nöbetçi mahkemeler, yalnızca kanunda belirtilen kapsamda kalan dosyaları ele alacak. Tutukluluk durumları, acil yargı işlemleri ve bekletilmesi sakıncalı görülen başvurular bu süreçte değerlendirilecek.

Danıştay'da adli tatil döneminde nöbetçi heyet görev alacak. Bu heyet, esas hakkında karar veremeyecek; ancak yürütmenin durdurulması taleplerini inceleyebilecek.

Yargıtay'da ise adli tatil süresince biri hukuk, diğeri ceza alanında olmak üzere iki nöbetçi daire görev yapacak. Ceza dairesi tutuklu sanıklarla ilgili dosyaları, hukuk dairesi ise acil nitelikteki işlemleri değerlendirecek.

Kanunlarda yer alan düzenlemelere göre adli tatil her yıl 20 Temmuz'da başlayıp 31 Ağustos'ta tamamlanıyor. Hukuk Muhakemeleri Kanunu, Ceza Muhakemesi Kanunu ve ilgili yargı mevzuatında bu döneme ilişkin hükümler yer alıyor.

Anayasa Mahkemesi ise adli tatil uygulaması dışında tutuluyor. Mahkeme, bu süreçte çalışmalarına devam ediyor.

Yeni adli yılın başlamasıyla birlikte kamuoyunun takip ettiği davalar ve diğer yargı süreçleri belirlenen takvim doğrultusunda yeniden görülecek.

Diyarbakır'da engellileri taşıyan minibüs kaza yaptı

Diyarbakır'da engellileri taşıyan minibüs ile otomobilin çarpışması sonucu meydana gelen trafik kazasında 19 kişi yaralandı

19.07.2026 15:31:00
İhlas Haber Ajansı
 
Diyarbakır'da engellileri taşıyan minibüs kaza yaptı
Diyarbakır'da engellileri taşıyan minibüs kaza yaptı
Olay, Diyarbakır Batman karayolu, Bağlar ilçesine bağlı Ağaçgeçit Mahallesi'nde meydana geldi. Rehabilitasyon merkezinden çıkan engellileri taşıyan N.T. idaresindeki 34 BNC 160 minibüs, V.S. idaresindeki 07 BOF 189 otomobile yandan çarpıp refüje çıktıktan sonra yan yattı.

Kazayı görenlerin haber vermesi üzerine olay yerine 112 acil sağlık, jandarma ve itfaiye ekipleri sevk edildi. Kazada yaralanan 19 kişi, olay yerinde yapılan ilk müdahalelerinin ardından ambulanslarla çevredeki hastanelere kaldırıldı.

Kazayla ilgili geniş çapa inceleme başlatıldı.

Moğolistan tarafından aranan uyuşturucu baronu İstanbul'da yakalandı

Moğolistan tarafından kırmızı bültenle aranan 58 yaşındaki yabancı uyruklu şüpheli D.T., Kağıthane'de gözaltına alındı. Şüphelinin, farklı ülkelerde uyuşturucu ticareti yaptığı ortaya çıktı.

19.07.2026 11:31:00 / Güncelleme: 19.07.2026 11:41:31
İhlas Haber Ajansı
 
Moğolistan tarafından aranan uyuşturucu baronu İstanbul'da yakalandı
Moğolistan tarafından aranan uyuşturucu baronu İstanbul'da yakalandı
Moğolistan tarafından kırmızı bültenle aranan 58 yaşındaki yabancı uyruklu şüpheli D.T., Kağıthane'de gözaltına alındı. Şüphelinin, farklı ülkelerde uyuşturucu ticareti yaptığı ortaya çıktı.

İstanbul Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele ekipleri, Moğolistan uyruklu D.T.'nin bazı mesajlaşma uygulamaları üzerinden uyuşturucu ticareti yaptığı ve uluslararası düzeyde uyuşturucu sevkiyatı gerçekleştirdiğini belirledi. Çalışmaların devamında, ülkesinde Interpol tarafından kırmızı bültenle aranan şüphelinin Kağıthane'de bulunduğu adres tespit edildi.

Perşembe günü sabah düzenlenen operasyonda yakalanan D.T., gözaltına alınarak emniyete götürüldü. Uyuşturucu kaçakçısı hakkında yapılan tahdit sorgulamasında, 'M' (uluslararası güvenlik ve istihbarat riski taşıyan) ve 'G' (bulaşıcı hastalık taşıyan yabancılar) kodlu kayıtlarının bulunduğu anlaşıldı.

Gözaltına alınan ve sorgulanmak üzere İstanbul Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğüne götürüldü. İfade işlemlerinin ardından zanlı, hakkında yürütülen adli süreç kapsamında İl Göç İdaresi Müdürlüğü'ne bağlı Geri Gönderme Merkezi'ne teslim edildi.

Türkiye neden uluslararası suçluların buluşma noktası haline geldi?



Son yıllarda Latin Amerika, Balkanlar, Kafkaslar ve son olarak Moğolistan gibi dünyanın dört bir yanından kırmızı bültenle aranan uyuşturucu kaçakçılarının Türkiye'de, özellikle de İstanbul'da lüks yaşamlar sürerken yakalanması kronik bir zafiyete işaret etmektedir.

Muhalefet, bu suçluların ülkeye nasıl bu kadar rahat girebildiği, mülk edinebildiği ve uzun süre fark edilmeden yaşayabildiği sorusunun, istihbarat ve güvenlik bürokrasisindeki yapısal sorunları gösterdiğini savunmaktadır.

Vize politikasındaki gevşeklik ve sınır kontrolü zafiyeti



Yakalanan şüphelinin yapılan sorgulamasında, uluslararası güvenlik ve istihbarat riski taşıyan "M" kodu ile bulaşıcı hastalık riski taşıyan "G" kodu gibi ciddi tahdit kayıtlarının olduğu belirlenmiştir. Bu derece yüksek profilli risk taşıyan yabancıların sınır kapılarından veya vize muafiyetlerinden yararlanarak ülkeye sızabilmesi, sınır güvenliği ve göç idaresi politikalarının yetersizliğinin somut bir kanıtı olarak sunulmaktadır.

Varlık Barışı ve denetimsiz sermaye akışı

İktidarın uzun süredir uyguladığı, kaynağı belirsiz paraların ülkeye girişine izin veren yasal düzenlemeler, küresel suç şebekelerinin paralarını Türkiye'de aklamasına zemin hazırlamakla suçlanmaktadır. Kara para aklama süreçlerinin kolaylaşması, uluslararası uyuşturucu baronlarını ve kaçakçılarını Türkiye'ye çeken en büyük teşvik unsurlarından biri olarak nitelendirilir.

Yakalama operasyonlarının gerçek niteliği ve reaktif güvenlik politikası

İçişleri Bakanlığı tarafından büyük bir "başarı" ve "suçla amansız mücadele" olarak servis edilen yakalama operasyonlarının gerçek niteliği sorgulanmaktadır. Eleştirel yaklaşımlara göre asıl başarı, bu suçluların ülkeye girmesini en başta engellemektir. Küresel suçluların ancak uluslararası baskılar veya yabancı istihbaratların nokta atışı ihbarları neticesinde yakalanması, iktidarın iddia ettiği gibi proaktif bir güvenlik politikasının değil, zorunlu kalındığında yapılan reaktif hamlelerin bir sonucu olarak yorumlanmaktadır.

Başarı değil itiraf

İçişleri Bakanlığı'nın 30 ilde eş zamanlı olarak düzenlenen "Gürz-25" operasyonlarında 119 DEAŞ şüphelisinin yakalandığını duyurması, iktidarın geçmişteki güvenlik iddialarını yeniden tartışmaya açtı

18.07.2026 20:13:00
Haber Merkezi
 
Başarı değil itiraf
Başarı değil itiraf
İçişleri Bakanlığı'nın 30 ilde eş zamanlı olarak düzenlenen "Gürz-25" operasyonlarında 119 DEAŞ şüphelisinin yakalandığını duyurması, iktidarın geçmişteki güvenlik iddialarını yeniden tartışmaya açtı.

Yıllarca "Türkiye'de DEAŞ yok, marjinal gruplar var" ya da "Öfkeli çocuklar" denilerek tehlikesi görmezden gelinen bu yapılanmanın, bugün ülkenin 30 iline kadar yayılmış olması yürütülen yanlış politikaların faturasını bir kez daha gözler önüne seriyor.

Kamuoyu şimdi haklı olarak soruyor: Türkiye'de hani DEAŞ yoktu, bu hücreler 30 ile nasıl ve ne zaman yayıldı?

Yol Geçen Hanına Dönen Sınırlar Terör Hücresi Doğurdu



AKP iktidarının Suriye iç savaşı başladığından bu yana izlediği kontrolsüz göç politikası, Türkiye'yi radikal terör unsurlarının arka bahçesi haline getirdi. Sığınmacıların yeterli arka plan ve güvenlik taramasından geçirilmeden şehirlere dağılması, istihbarat birimlerinin iç siyasete odaklanıp radikal hücreleri gözden kaçırması tehlikeyi büyüttü.

Operasyonun yapıldığı il sayısının 30'u bulması, bu ağın sınır kentlerinden çok öteye geçerek İstanbul'dan Ankara'ya, İzmir'den Anadolu'nun en ücra köşelerine kadar kök saldığını kanıtlıyor.

Siyasi Söylem Uyuşmazlığı

AKP yetkililerinin geçmişte DEAŞ'ı tanımlarken kullandığı esnek ve müsamahakar dil, örgütün Türkiye içinde taban bulmasını kolaylaştıran en büyük etkenlerden biriydi.

Reyhanlı, Ankara Garı ve Suruç katliamları hafızalarda tazeliğini korurken, zamanın başbakanlarının bu canileri "sosyolojik bir öfke patlaması yaşayan radikal gençler" olarak nitelendirmesi yargısal ve istihbari gevşekliği de beraberinde getirdi.

Bugün düzenlenen büyük operasyonlar, geçmişteki bu devasa siyasi körlüğün gecikmeli ve maliyetli bir itirafıdır.

Bu kez Ukrayna katliam yaptı


 
Rusya’nın Tambov ve Moskova bölgelerine düzenlenen insansız hava aracı (İHA) saldırılarında 7 kişinin hayatını kaybettiği, 48 kişinin yaralandığı, bir petrol tesisi ile çeşitli lojistik merkezlerinde hasar meydana geldiği bildirildi. Saldırılar sonrası bölgeden yoğun duman yükseldi.
 

18.07.2026 14:29:00
HABER MERKEZİ/AA
 
 Bu kez Ukrayna katliam yaptı
 Bu kez Ukrayna katliam yaptı

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, Rusya'nın Tambov ve Moskova bölgelerinde iki lojistik merkezine saldırı düzenlediklerini bildirdi.
Zelenskiy, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, Rus ordusunun Ukrayna'nın şehirlerine yönelik saldırılarına karşılık olarak Rusya'daki bazı hedeflere saldırıları sürdürdüklerini belirtti.

Öte yandan Ukrayna Ordusu İnsansız Sistemler Kuvvetleri Komutanı Robert Brovdi, bu gece Rus gölge filosuna ait olduğunu öne sürdüğü 13 gemiye saldırılar düzenlediklerini bildirdi.

Rusya da öldürüyor

Ukrayna'nın Harkiv kentinde Rusya'ya ait bir "Banderol" füzesinin yola isabet ettiği saldırıda 1 kişi hayatını kaybetti, 9 kişi yaralandı. Ukrayna polisi, saldırının meydana geldiği bölgede inceleme yürüttü.

Zayıflama iğnesi kullanmak isteyenler, iki kere düşünsün!


eslenme ve Diyet Uzmanı Belinda İrem Ardal, "Sadece zayıflama iğnelerine güvenerek kilo kaybetmek önemli riskleri beraberinde getirebiliyor. Bu risklerden en önemlisi hızlı kilo kaybı ile birlikte kas dokusunun da kaybedilmesi" dedi. 

18.07.2026 02:06:00
MURAT ÇORBACI
 
Zayıflama iğnesi kullanmak isteyenler, iki kere düşünsün!
Zayıflama iğnesi kullanmak isteyenler, iki kere düşünsün!

Obezite uzun yıllar boyunca yalnızca fazla yemek yemek ya da irade eksikliğiyle açıklanmaya çalışıldı. Oysa obezite; hormonlardan genetik yatkınlığa, bağırsak-beyin iletişiminden metabolizmaya kadar birçok mekanizmanın birlikte rol oynadığı kronik ve karmaşık bir hastalık. Son yıllarda tüm dünyada büyük ilgi gören GLP-1 reseptör agonistleri yani zayıflama iğneleri de bu bakış açısını değiştiren önemli gelişmeler arasında. Bu ilaçların sadece iştahı azaltmaya yardımcı olmadığını, ayrıca kişinin gün boyu zihnini meşgul eden, sürekli ne yiyeceğini düşündüren ve bilim dünyasında 'yemek gürültüsü - food noise' olarak tanımlanan içsel dürtüyü de baskılayabildiğini söyleyen Beslenme ve Diyet Uzmanı Belinda İrem Ardal, "GLP-1 ilaçları kilo verme sürecinde önemli bir destek sağlayabilir. Ancak bu ilaçlar yağları yakan bir mucize değil; doğru beslenme, düzenli hareket ve sürdürülebilir yaşam alışkanlıkları oluşturabilmek için biyolojik bir fırsat sunuyor. Longevity (uzun ve sağlıklı yaşam) yaklaşımında hedef yalnızca kilo vermek değil, metabolik sağlığı ve kas kütlesini koruyarak uzun yıllar sağlıklı yaşayabilmektir" dedi.

Yaşam tarzı değişikliği şart

Ardal, "Elde edilen sonuçlar yalnızca ilacın değil, yaşam tarzı değişikliğinin de başarısını yansıtıyor" ifadelerini kullandı. İlacın bırakılmasının ardından kaybedilen kilonun korunmasının tamamen yaşam alışkanlıklarına bağlı olduğunu belirten Ardal, "Sadece zayıflama iğnelerine güvenerek kilo kaybetmek önemli riskleri beraberinde getirebiliyor. Bu risklerden en önemlisi hızlı kilo kaybı ile birlikte kas dokusunun da kaybedilmesi. Direnç egzersizleri ve yeterli protein alımıyla desteklenmeyen kilo kaybı, metabolizma hızının yavaşlamasına, vücut kompozisyonunun bozulmasına ve ilacın bırakılmasının ardından kiloların daha hızlı geri alınmasına neden olabilir" uyarısında bulundu.

Doğal yolu var mı?

GLP-1 hormonunun her öğünden sonra vücudumuz tarafından doğal olarak da salgılandığını vurgulayan Ardal, "GLP-1'i artıran tek bir mucize besin ya da sihirli bir yöntem yok. Asıl önemli olan, vücudun bu hormonu doğal olarak üretebileceği metabolik ortamı oluşturabilmek. Şunlar yapılabilir:

1. Sofranızı hormonlarınız için hazırlayın: Zeytinyağı, avokado ve tahin gibi sağlıklı yağlar; yumurta, yoğurt, balık ve kaliteli protein kaynakları ile liften zengin, özellikle prebiyotik özellik taşıyan soğan, pırasa ve hindiba gibi sebzeler GLP-1 salınımını destekleyebiliyor. Ayrıca öğünlerde lif, protein ve sağlıklı yağları karbonhidrattan önce tüketmek hem tokluk hormonlarının daha etkili çalışmasına hem de kan şekeri kontrolünün iyileşmesine katkı sağlayabiliyor.

2. GLP-1 sadece mutfakta desteklenmiyor: Kısa yürüyüşler, kaliteli uyku, etkili stres yönetimi ve gece boyunca sindirim sistemine dinlenme fırsatı veren düzenli beslenme aralıkları da bağırsak-hormon dengesini olumlu yönde etkiliyor." 

Hulusi Akar, Washinton'da konuştu


 
Çeşitli temaslarda bulunmak üzere ABD'de bulunan TBMM Milli Savunma Komisyonu Başkanı ve AK Parti Kayseri Milletvekili Hulusi Akar, "F-35 programının durdurulmasının gerekçesi S-400, o kalkınca zaten doğrudan F-35 başlayacak" dedi.
 

18.07.2026 01:04:00
HABER MERKEZİ/AA
 
Hulusi Akar, Washinton'da konuştu
Hulusi Akar, Washinton'da konuştu

TBMM Milli Savunma Komisyonu Başkanı ve AK Parti Kayseri Milletvekili Hulusi Akar, çeşitli temaslarda bulunmak üzere ABD'ye gitti. Akar ve TBMM Milli Savunma Komisyonu Üyesi milletvekilleri, Türkiye'nin Washington Büyükelçiliği konutunda basın mensuplarının sorularını cevapladı. Burada konuşan Akar, Washington'a yaptıkları ziyaretle, ülkeler arasında, Amerika gibi yakın ilişki içerisinde oldukları ülkelerdeki diyaloğun güçlendirilmesine, karşılıklı güvenin pekiştirilmesine önem verdiklerini söyledi.

Kongre üyeleri ile de görüştüler

Beraberlerindeki heyetle, ABD Kongre üyeleri ve farklı düşünce kuruluşlarıyla görüşmeler yaptıklarını belirten Akar, "Burada savunma ve güvenlik konuları, bizim Amerika'yla olan ilişkilerimizdeki en önde gelen konulardan biri. Burada işbirliğimizi bölgesel ve küresel gelişmeler kapsamında ele aldık. Bütün görüşmelere genel olarak baktığımızda gerçekten son derece pozitif, son derece verimli, son derece yapıcı bir atmosferde gerçekleşti." ifadelerini kullandı. Akar, askeri, savunma ve bilimsel anlamda Türkiye ile ABD arasındaki ilişkilerin her zamankinden çok daha önemli olduğunu muhataplarına söylediklerini aktardı.
Ankara NATO Zirvesi'nin başarısının ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile ABD Başkanı Donald Trump arasındaki ilişkilerin, ziyaret için olumlu bir zemin oluşturduğuna dikkati çeken Akar, görüşmelerinde, Türkiye-ABD arasındaki savunma, güvenlik ve işbirliğinin yalnızca iki ülke için değil, NATO'nun caydırıcılığı, NATO bakımından da önemli olduğunu, Avrupa Atlantik Güvenliği açısından da stratejik öneme sahip olduğunu dile getirdiklerini söyledi.

S-400 konusu bir şekilde çözülecek

ABD'nin Hasımlarıyla Yaptırımlar Yoluyla Mücadele Yasası (CAATSA), S-400 ve F-35'e ilişkin Akar, liderlerin bu konuda görüşmeler yaptığını ve belli bir çerçeve çizildiğini belirterek, şöyle devam etti: "Bu 'S-400 BAE'ye gidiyor falan' demedik biz, demiyoruz. Bunun bir an önce çözülmesi için, bir an önce bir yola konulması için mutabakat sağlandığını ve yakın bir zamanda bazı gelişmelerin olabileceğini, aramızdaki bu sıkıntı olan hususun çözüleceğini kendileriyle konuştuk, görüştük. Bu konuda zaten onların kendi kanallarından aldıkları bilgiler var. O bilgiler çerçevesinde bize pozitif cevaplar verdiler.
S-400 konusu bir şekilde çözülecek. Bu konuda birtakım gelişmeler bekliyoruz, umuyoruz, temenni ediyoruz ve olacak gibi görünüyor. Bunun sonunda da önemli ve pozitif gelişmeler olacak şekilde niteliyoruz S-400 konusunu. F-35 programının durdurulmasının gerekçesi S-400, o kalkınca zaten doğrudan F-35 başlayacak. F-35 konusunda bizim elimiz çok güçlü aslında. Şundan güçlü, biz F-35'in bin yani rakam olarak gerçekten tam bin parçasını yapan bir millettik, yapan bir devlettik, yapan bir ülkeydik. Biz bunu bir şekilde çözeceğiz. Çözülecek görünüyor."


Patriot'lar gelecek

Akar, Türkiye'deki hava savunma sistemlerine yönelik Çelik Kubbe Projesi üzerinde çalışmaların devam ettiğini aktardı. "NATO ve ikili anlaşmalar kapsamında bir-iki Patriot bataryası geldi-geliyor Türkiye'ye." diyen Akar, bu konuda farklı ülkelerle de görüşmelerin sürdüğünü belirtti.

İsrail şımarıklaştı

Akar, ABD'nin Türkiye'nin müttefiki olduğunu, ABD ile çalışmaya gayret gösterdiklerini vurgulayarak, İsrail'in ABD'de yapmaya çalıştığı Türkiye karşıtlığına ilişkin şunları kaydetti: "Amerika'nın dikkat etmesi gereken konuları var. Bir dost olarak kendilerine, bu İsrail konusunu, İsrail'in çok şımarık davrandığını, İsrail'in Amerika'yı istismar ettiğini, İsrail'in Amerikan parasıyla birtakım işler yapmaya çalıştığını, binlerce insanın ölümüne sebep olduğunu, 70 binden fazla insanın ölmesine sebep olduğunu, binlerce gazeteci, binlerce sağlık personeli, binlerce Birleşmiş Milletler personeli olduğunu, dolayısıyla Amerika'nın bu konuda artık İsrail'in bu şımarıklığına bir 'dur' demesi gerektiğini, bölgedeki istikrarın, bu çatışmanın yayılması, önlenmesi bakımından da bunun şart olduğu, bir şekilde bunun tedbir alması gerektiğini de ifade ettik."

Rojin Kabaiş soruşturmasında kritik viraj

Van'da kaybolduktan 18 gün sonra cansız bedeni bulunan üniversite öğrencisi Rojin Kabaiş'in şüpheli ölümüne ilişkin yürütülen soruşturmada iki yıl sonra çok önemli gelişmeler yaşandı. Dosyaya dahil olan yeni avukatların talebi doğrultusunda, genç kızın kesin ölüm nedeninin belirlenmesi için "diatom" testi başvurusu yapıldı; o gece sahilde bulunan tüm telefonları tespit edecek özel bir sinyal takip cihazı Van'a gönderildi

17.07.2026 19:00:00
Haber Merkezi
 
Rojin Kabaiş soruşturmasında kritik viraj
Rojin Kabaiş soruşturmasında kritik viraj
Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Eğitim Fakültesi Çocuk Gelişimi Bölümü 1'inci sınıf öğrencisi olan 21 yaşındaki Rojin Kabaiş, 27 Eylül 2024 tarihinde kaldığı yurttan ayrıldıktan sonra kaybolmuş ve 18 gün süren aramaların ardından Van Gölü kıyısındaki Mollakasım Mahallesi sahilinde cansız bedeni bulunmuştu.

O günden bu yana kamuoyunun yakından takip ettiği şüpheli ölüm dosyasında, ailenin Konya Barosu'na kayıtlı yeni avukatı Abdurrahman Karabulut'un devreye girmesiyle birlikte iki yıldır yapılmayan kritik adımlar atılmaya başlandı. Resmi raporlarda yer alan şüpheli bulgulara ve ailenin cinayet iddialarına rağmen netleşmeyen olay için Adalet Bakanlığı tarafından bölgeye özel bir sinyal tespit cihazı gönderildi.

Boğulma mı cinayet mi? 'Diatom' testi çözecek

Bugüne kadar adli mütalaalarda genç kızın ölüm nedeni "suda boğulma" olarak geçse de, Adli Tıp Kurumu'nun resmi raporlarında Rojin'in akciğerlerinde su bulunmadığı ve vücudunda iki farklı erkeğe ait DNA profili tespit edildiği kaydedilmişti. Olay gecesi cenazeye nakil sürecinde temas etmiş olabilecek güvenlik görevlileri dahil 413 kişiden DNA örneği alınmasına rağmen somut bir sonuca ulaşılamamıştı.

Rojin'in babası Nizamettin Kabaiş, kızının öldürüldükten sonra suya atılıp atılmadığını kesin olarak ortaya çıkaracak "diatom" testi için savcılığa resmi başvuruda bulunduklarını açıkladı. Bu test, şüpheli ölümlerde kişinin canlıyken mi boğulduğunu yoksa öldürüldükten sonra mı suya bırakıldığını hücre yapısındaki mikroorganizmalar (diatomlar) aracılığıyla kanıtlıyor.

Son çare 'fethi kabir'

Baba Nizamettin Kabaiş, Adli Tıp Kurumu'nun elinde bulunan mevcut doku ve sıvı örneklerinin diatom testi için yetersiz kalması durumunda kızının Diyarbakır'daki mezarının açılacağını (fethi kabir) duyurdu. Kızının acısıyla iki yıldır can çekiştiğini belirten acılı baba, şu ifadeleri kullandı:

"Kızımın akciğerinde su yok, vücudunda iki erkek DNA'sı var. Bu açık bir cinayettir, neresi intihar? Kabrinin yeniden açılması ailemiz için çok zor ve ağır bir karar olacak ama ölüm sebebinin karanlıkta kalması, bu belirsizlik çok daha zor. Son noktaya gelinirse adaletin yerini bulması için o mezarı açtıracağız."

Sinyal tespit cihazı ve karanlıkta kalan 15 dakika

Soruşturmanın seyrini değiştirecek bir diğer önemli hamle ise teknik inceleme kanadından geldi. Adalet Bakanlığı'nın bizzat devreye girmesiyle Van Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderilen özel bir teknik takip cihazı, Rojin'in kaybolduğu gece Van Gölü kıyısında ve yurt çevresinde sinyal veren tüm cep telefonlarını tek tek geriye dönük olarak tarayacak. Bu sayede o gece bölgede bulunan ve şüpheli hareket sergileyen herkesin kimliği tespit edilerek ifadelerine başvurulacak.

Ayrıca avukatlar, Rojin'in bir güvenlik kamerasının görüş açısından çıkıp diğerine girdiği an arasında saptanan "15 dakikalık karanlık zaman farkı" ve olay yerini gören 360 derecelik kameranın o esnada arızalı olduğu iddiaları üzerine yoğunlaştı. Savcılıktan teslim alınan son 3 güne ait tüm ham kamera kayıtları, beyaz bir araç iddiasıyla birlikte teknik ekiplerce yeniden mercek altına alındı.

Aileye gelen tehdit mesajları incelemede

Öte yandan, hukuki süreci sabote etmek amacıyla aileye yönelik psikolojik baskıların sürdüğü ortaya çıktı. Baba Nizamettin Kabaiş, davadan vazgeçmeleri yönünde sürekli hakaret içerikli ve korkutma amaçlı tehdit mesajları aldıklarını, son olarak askere giden oğluna dahi bu tip mesajlar atıldığını söyledi. Mesajları atan kişilerin cinayet şüphelileriyle bir bağlantısı olup olmadığının tespiti için siber suçlarla mücadele ekipleri geniş çaplı bir inceleme başlattı.

Dosyayı yakından takip eden Adalet Bakanlığı, Van ve Diyarbakır Baroları ile sivil toplum kuruluşları, iki yıldır süren sis perdesinin bu yeni teknolojik aramalar ve adli tıp testleriyle tamamen aralanacağını öngörüyor.

Nasuh Mahruki tutuklandı

Eski AKUT Başkanı Ali Nasuh Mahruki, sosyal medya hesabından 15 Temmuz darbe girişimiyle ilgili yaptığı paylaşımlar nedeniyle başlatılan soruşturma kapsamında "halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama" suçlamasıyla tutuklanarak cezaevine gönderildi

17.07.2026 16:00:00
Haber Merkezi
 
Nasuh Mahruki tutuklandı
Nasuh Mahruki tutuklandı
AKUT'un kurucusu ve eski başkanı Nasuh Mahruki, sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı 15 Temmuz paylaşımları nedeniyle tutuklandı. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan re'sen soruşturma kapsamında gözaltına alınan Mahruki, sevk edildiği Sulh Ceza Hakimliği tarafından tutuklanarak cezaevine gönderildi.

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, Nasuh Mahruki'nin X hesabından 15 Temmuz darbe teşebbüsüne ilişkin gerçekleştirdiği paylaşımlardaki ifadeler nedeniyle re'sen soruşturma başlattı. Başsavcılık, bu paylaşımların "Halkı Kin ve Düşmanlığa Tahrik veya Aşağılama" suçunun unsurlarını taşıdığını değerlendirdi.

Uçaktan iner inmez gözaltına alınmıştı

Güney Afrika seyahatinden dönen Nasuh Mahruki, İstanbul'daki evinde İstanbul Emniyet Müdürlüğü Güvenlik Şube Müdürlüğü ekiplerince gözaltına alındı. Mahruki, gözaltına alınma sürecini sosyal medya hesabından "Güney Afrika'dan sabaha karşı geldik. Şimdi de polis arkadaşlarla Vatan Emniyet'e gidiyoruz" sözleriyle duyurdu.

Mahruki'nin ifadesi: 'Suç işleme kastım yoktu'

Emniyetteki işlemlerinin tamamlanmasının ardından Bakırköy Adliyesi'ne sevk edilen Mahruki'nin tutuklanma talebine ilişkin sevk yazısında, paylaşımların "eleştiri sınırlarının ötesinde" olduğu ve "toplum içinde infial oluşturacak nitelikte" bulunduğu belirtildi.

Sulh Ceza Hakimliği'nde savunma yapan Nasuh Mahruki, paylaşımların yapıldığı sosyal medya hesabının kendisine ait olduğunu kabul etti, ancak suç işleme kastı taşımadığını belirterek suçlamaları reddetti. Mahruki'nin savunmasına rağmen mahkeme, delil durumu ve suçun niteliğini göz önünde bulundurarak tutuklama kararı verdi.

CHP kurultay davası 56 gün sonra Yargıtay'a ulaştı. Yargı sürecinin aylar sürmesi bekleniyor

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi, CHP’nin 38. Olağan Kurultayına şaibe karıştığı gerekçesiyle verdiği "mutlak butlan" kararını bugün PTT yoluyla Yargıtay’a gönderdi

17.07.2026 13:17:00
Haber Merkezi
 
CHP kurultay davası 56 gün sonra Yargıtay'a ulaştı. Yargı sürecinin aylar sürmesi bekleniyor
CHP kurultay davası 56 gün sonra Yargıtay'a ulaştı. Yargı sürecinin aylar sürmesi bekleniyor
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi, CHP'nin 38. Olağan Kurultayına şaibe karıştığı gerekçesiyle verdiği "mutlak butlan" kararını bugün PTT yoluyla Yargıtay'a gönderdi.

Karar sonrası Özgür Özel yönetimi görevden alınmış, Kemal Kılıçdaroğlu "tedbiren" atanmıştı.

Yargıtay'ın dosyayı bozması durumunda tedbir kararı kalkacak. Bu, Kılıçdaroğlu'nun görevinin sonlandırılması anlamına geliyor.

Yargı sürecinin aylar sürebileceği ifade ediliyor.

Dosya'nın Yargıtay'a ulaşması, Özel'in konuya dair eleştirilerinin ardından geldi. Dosyanın istinaf mahkemesinde 55 gündür tutulduğunu belirten Özel, Yargıtay incelemesinin adli tatil sonrasına bırakılmaya çalışıldığını söylemişti.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.