logo
07 EYLÜL 2026

Hulusi Akar, Washinton'da konuştu


 
Çeşitli temaslarda bulunmak üzere ABD'de bulunan TBMM Milli Savunma Komisyonu Başkanı ve AK Parti Kayseri Milletvekili Hulusi Akar, "F-35 programının durdurulmasının gerekçesi S-400, o kalkınca zaten doğrudan F-35 başlayacak" dedi.
 

18.07.2026 01:04:00
HABER MERKEZİ/AA
 
Hulusi Akar, Washinton'da konuştu
Hulusi Akar, Washinton'da konuştu

TBMM Milli Savunma Komisyonu Başkanı ve AK Parti Kayseri Milletvekili Hulusi Akar, çeşitli temaslarda bulunmak üzere ABD'ye gitti. Akar ve TBMM Milli Savunma Komisyonu Üyesi milletvekilleri, Türkiye'nin Washington Büyükelçiliği konutunda basın mensuplarının sorularını cevapladı. Burada konuşan Akar, Washington'a yaptıkları ziyaretle, ülkeler arasında, Amerika gibi yakın ilişki içerisinde oldukları ülkelerdeki diyaloğun güçlendirilmesine, karşılıklı güvenin pekiştirilmesine önem verdiklerini söyledi.

Kongre üyeleri ile de görüştüler

Beraberlerindeki heyetle, ABD Kongre üyeleri ve farklı düşünce kuruluşlarıyla görüşmeler yaptıklarını belirten Akar, "Burada savunma ve güvenlik konuları, bizim Amerika'yla olan ilişkilerimizdeki en önde gelen konulardan biri. Burada işbirliğimizi bölgesel ve küresel gelişmeler kapsamında ele aldık. Bütün görüşmelere genel olarak baktığımızda gerçekten son derece pozitif, son derece verimli, son derece yapıcı bir atmosferde gerçekleşti." ifadelerini kullandı. Akar, askeri, savunma ve bilimsel anlamda Türkiye ile ABD arasındaki ilişkilerin her zamankinden çok daha önemli olduğunu muhataplarına söylediklerini aktardı.
Ankara NATO Zirvesi'nin başarısının ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile ABD Başkanı Donald Trump arasındaki ilişkilerin, ziyaret için olumlu bir zemin oluşturduğuna dikkati çeken Akar, görüşmelerinde, Türkiye-ABD arasındaki savunma, güvenlik ve işbirliğinin yalnızca iki ülke için değil, NATO'nun caydırıcılığı, NATO bakımından da önemli olduğunu, Avrupa Atlantik Güvenliği açısından da stratejik öneme sahip olduğunu dile getirdiklerini söyledi.

S-400 konusu bir şekilde çözülecek

ABD'nin Hasımlarıyla Yaptırımlar Yoluyla Mücadele Yasası (CAATSA), S-400 ve F-35'e ilişkin Akar, liderlerin bu konuda görüşmeler yaptığını ve belli bir çerçeve çizildiğini belirterek, şöyle devam etti: "Bu 'S-400 BAE'ye gidiyor falan' demedik biz, demiyoruz. Bunun bir an önce çözülmesi için, bir an önce bir yola konulması için mutabakat sağlandığını ve yakın bir zamanda bazı gelişmelerin olabileceğini, aramızdaki bu sıkıntı olan hususun çözüleceğini kendileriyle konuştuk, görüştük. Bu konuda zaten onların kendi kanallarından aldıkları bilgiler var. O bilgiler çerçevesinde bize pozitif cevaplar verdiler.
S-400 konusu bir şekilde çözülecek. Bu konuda birtakım gelişmeler bekliyoruz, umuyoruz, temenni ediyoruz ve olacak gibi görünüyor. Bunun sonunda da önemli ve pozitif gelişmeler olacak şekilde niteliyoruz S-400 konusunu. F-35 programının durdurulmasının gerekçesi S-400, o kalkınca zaten doğrudan F-35 başlayacak. F-35 konusunda bizim elimiz çok güçlü aslında. Şundan güçlü, biz F-35'in bin yani rakam olarak gerçekten tam bin parçasını yapan bir millettik, yapan bir devlettik, yapan bir ülkeydik. Biz bunu bir şekilde çözeceğiz. Çözülecek görünüyor."


Patriot'lar gelecek

Akar, Türkiye'deki hava savunma sistemlerine yönelik Çelik Kubbe Projesi üzerinde çalışmaların devam ettiğini aktardı. "NATO ve ikili anlaşmalar kapsamında bir-iki Patriot bataryası geldi-geliyor Türkiye'ye." diyen Akar, bu konuda farklı ülkelerle de görüşmelerin sürdüğünü belirtti.

İsrail şımarıklaştı

Akar, ABD'nin Türkiye'nin müttefiki olduğunu, ABD ile çalışmaya gayret gösterdiklerini vurgulayarak, İsrail'in ABD'de yapmaya çalıştığı Türkiye karşıtlığına ilişkin şunları kaydetti: "Amerika'nın dikkat etmesi gereken konuları var. Bir dost olarak kendilerine, bu İsrail konusunu, İsrail'in çok şımarık davrandığını, İsrail'in Amerika'yı istismar ettiğini, İsrail'in Amerikan parasıyla birtakım işler yapmaya çalıştığını, binlerce insanın ölümüne sebep olduğunu, 70 binden fazla insanın ölmesine sebep olduğunu, binlerce gazeteci, binlerce sağlık personeli, binlerce Birleşmiş Milletler personeli olduğunu, dolayısıyla Amerika'nın bu konuda artık İsrail'in bu şımarıklığına bir 'dur' demesi gerektiğini, bölgedeki istikrarın, bu çatışmanın yayılması, önlenmesi bakımından da bunun şart olduğu, bir şekilde bunun tedbir alması gerektiğini de ifade ettik."

Adidas’ın, 2021'de Gazze'ye yönelik saldırılara katılan ve İsrail ordusunda görev yaparken bacağını kaybeden askeri, şirketin reklam yüzü yapmasına tepkiler artıyor

Spor ürünleri üreticisi Adidas’ın, 2021'de Gazze'ye yönelik saldırılara katılan ve İsrail ordusunda görev yaparken bacağını kaybeden askeri, şirketin "tek ayakkabı hizmeti" (Single Shoe Service) için reklam yüzü yapmasına tepkiler artıyor

06.09.2026 17:42:00
AA
 
Adidas’ın, 2021'de Gazze'ye yönelik saldırılara katılan ve İsrail ordusunda görev yaparken bacağını kaybeden askeri, şirketin reklam yüzü yapmasına tepkiler artıyor
Adidas’ın, 2021'de Gazze'ye yönelik saldırılara katılan ve İsrail ordusunda görev yaparken bacağını kaybeden askeri, şirketin reklam yüzü yapmasına tepkiler artıyor
Gazze Şeridi'nde binlerce Filistinlinin uzuvlarını kaybetmesine neden olan İsrail ordusundan emekli Shalev Biton'u "tek ayakkabı hizmeti" için reklam yüzü olarak tercih etmesi, markaya karşı tepkileri ve boykot çağrılarını artırdı.

ABD'li sosyal medya fenomeni Guy Christensen, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "Gazze'deki çocukların bir daha asla yürüyemeyebileceğini bilmek gerçekten iğrenç." ifadesini kullanarak şirkete karşı boykot çağrısında bulundu.

"Filistinliler için Boykot, Tecrit ve Yaptırım" (BDS) hareketinin parçası olan "İsrail'in Akademik ve Kültürel Boykotu için Filistin Kampanyası"nın (PACBI) koordinatörü Stephanie Westbrook da Adidas'ın kampanyasını "Filistinlilere hakaret" olarak niteledi.

Dünya Sağlık Örgütünün (DSÖ) tahminlerine göre Ekim 2023'ten bu yana 5 binden fazla Filistinlinin uzuv kaybı yaşadığına dikkati çeken Westbrook, "Bu, sadece Adidas'ın duyarsızlığı veya hassasiyeti değil. İsrail tarafından öldürülen, sevdiklerini kaybeden veya İsrail yüzünden uzuvlarını kaybeden Filistinlilere karşı mutlak bir hakarettir." değerlendirmesinde bulundu.

"Markalar suçluları seçtiğinde insanlar da direnişi seçer"
İtalyan aktivist Vincenzo Fullone de sosyal medya hesabından reklam filmine ilişkin paylaşımda bulundu.

Adidas marka ayakkabıların çöpe atıldığı anların videosunu paylaşan Fullone, "Markalar suçluları seçtiğinde insanlar da direnişi seçer." ifadesine yer vererek boykot çağrısında bulundu.

İspanyol aktör Javier Bardem de Fullone'nin çektiği videoyu sosyal medya hesabından paylaşarak Adidas'ın boykot edilmesini istedi.

Arizona Üniversitesi Hukuk Fakültesinden Prof. Dr. Khaled Beydoun da Adidas'ın reklam filmine tepki gösteren isimlerden oldu.

Gazze'de ampute edilmiş çocuğun görseli ile Adidas'ın reklam filminde oynayan İsrailli askerin fotoğrafını paylaşan Beydoun, "Adidas, İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF) askerini öne çıkaran tek ayakkabı programını başlattı ancak Gazze'de bacakları kesilmiş çocukları görmezden gelmeye devam ediyor." ifadesini kullandı.

"Filistinli mağdurların trajedisini tamamen görmezden geliyor"
Shalev Biton'un ve İsrail'deki Kanal 12'nin Instagram hesaplarından Biton'un reklam yüzü olmasına ilişkin yapılan ortak paylaşıma da çok sayıda tepki geldi.

"Özgür Filistin", "Filistin için Adalet", "Filistinlilerin acılarını görmezden gelmeyin" ve "Boykot Adidas" yazılı yorumlarda Adidas'a ve İsrail'e karşı çok sayıda tepki yer aldı.

Adidas'ın X hesabından yaptığı farklı paylaşımların altına da reklama yönelik birçok tepki gösterildi. Paylaşımlarda, "Asla başka ürün almayacağım", "Ürünlerinizi asla tekrar almayacağım", "Adidas çocuk katillerini desteklememeli", "Bir savaş suçlusuna sponsor oluyorsunuz" ve "İsrail'in soykırımını desteklediği için Adidas'ı boykot ediyorum" gibi çok sayıda yorum yer aldı.

"Eye on Palestine" tarafından Adidas reklamına ilişkin sosyal medya paylaşımında ise markanın ampute bireylere yönelik "tek ayakkabı" hizmetini tanıttığı İsrailli asker Shalev Biton'un 2021'de Gazze'ye yapılan saldırılar sırasında bir ayağını kaybettiği belirtildi.

Paylaşımda, bu reklamın tepki aldığına işaret edilerek, "(Reklam) Dünyada en fazla çocuğun ampute edilmesinden sorumlu bir işgal ordusu mensubuna dikkati çekiyor ve şu anda devam eden saldırılar nedeniyle uzuvlarını kaybeden Filistinli mağdurların trajedisini tamamen görmezden geliyor." ifadesi kullanıldı.

Paylaşıma gelen çok sayıda yorumda reklam tercihi nedeniyle Adidas'a yönelik boykot çağrısı yapıldı.

"Adidas'a soykırımı desteklemenin bedelini öğretin"
Avrupa Parlamentosu (AP) üyesi Rima Hassan da ABD merkezli sosyal medya platformu Instagram hesabından Adidas'ın reklamına ilişkin paylaşımında, dünyada çocukların en fazla ampute edilme oranının Gazze'de olduğuna dikkati çekti. Bu paylaşımın altında çok sayıda boykot çağrısı yapıldı.

Amerikalı yazar ve insan hakları savunucusu Susan Abulhawa, X hesabından yaptığı paylaşımda, "Adidas'a soykırımı desteklemenin bedelini öğretin ve bu ders, şirketin temelleri tamamen sarsılana kadar etkisini sürdürsün." çağrısında bulundu.

İsrail'e yönelik "muafiyet" Alman politikası
İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi İslam Dünyası ve Küresel İlişkiler Uygulama ve Araştırma Merkezi Direktörü Prof. Dr. Sami Al Arian, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Almanya menşeli firmanın "Alman politikası" izlediğini ve İsrail'e yönelik "muafiyet" uyguladığını söyledi.

Arian, "Şirket, yaşananlardan ders çıkarmıyor. Bu, bir siyonist tavırdır. Burada şirketin ders çıkarabileceği tek yaptırım boykottur. Herkes tarafından desteklenmeli ve tanıtılmalı." dedi.

Adidas, Filistin kökenli Amerikalı model Hadid'i reklamdan çıkarmıştı
Şirket, 2024 yılında da Filistin'e verdiği destekle bilinen ünlü model Bella Hadid'i reklam kampanyasından çıkarması sonrası boykot çağrılarının hedefi olmuştu.

Paylaşımda Hadid "antisemitizm" ile suçlanmış ve şiddet çağrısında bulunan bir isim olduğu öne sürülmüştü.

Şirketin sözcüsü, Hadid'in, 1972 Münih Olimpiyatları'nda kullanılan ayakkabının reklamında yer almasının "üzüntü ve sıkıntıya" sebep olduğunu savunarak özür dilemişti. Sözcü, ayakkabı reklamı nedeniyle "trajik tarihi olaylar" ile bağlantı kurulduğunu iddia etmişti.

Neden boykot ediliyor?
İsrail askeri Biton'un "tek ayakkabı hizmeti" için reklam yüzü olarak tercih edilmesi, markaya karşı tepkileri ve boykot çağrılarını artırdı.

BDS hareketinin sosyal medya hesaplarındaki açıklamalara göre İsrail askerini reklam yüzü seçen Adidas, uzun yıllar İsrail Futbol Federasyonunun (IFA) sponsorluğunu yapmıştı.

İsrail merkezli tekstil şirketi Delta Galil ile 2019'da küresel iç çamaşırı lisans anlaşması yapan Adidas, Maccabi Haifa ve Maccabi Tel Aviv gibi İsrail merkezli spor kulüpleriyle güncel ticari ortaklıklar yürütüyor.

İsrail pazarına özel resmi internet sitesi ve sosyal medya hesaplarına sahip şirket, Tel Aviv, Kudüs ve Hayfa gibi büyük şehirlerde birçok resmi mağaza işletiyor.

Şirket, Tel Aviv Maratonu dahil bazı spor etkinliklerinde de sponsorluklar üstlendi.

Adidas Foundation'ın internet sitesindeki açıklamaya göre, "kurucu şirketle güçlü bir ilişkiye sahip bağımsız bir kuruluş" olarak tanımlanan kurum, Yafa merkezli ve 2007-2014'te İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres'in kurduğu "Peres Center for Peace and Innovation" (Peres Barış ve İnovasyon Merkezi) kuruluşuna 2025-2028 dönemi için 700 bin avro hibe anlaşması sağlamıştı.

Kendisini "tarafsız" olarak tanımlayan şirket, tek uzvunu kaybeden müşterilere ihtiyaç duydukları tek ayakkabıyı, çift ayakkabı fiyatının yüzde 50'sine satın alabilme fırsatı veriyor.​​​​​​​

Denizli'de restorandaki silahlı kavgada 2 kişi öldü, 4 kişi yaralandı

Denizli'nin Merkezefendi ilçesindeki restoranda çıkan silahlı kavgada 2 kişi hayatını kaybetti, 4 kişi yaralandı

06.09.2026 05:40:00 / Güncelleme: 06.09.2026 05:44:21
AA
 
Denizli'de restorandaki silahlı kavgada 2 kişi öldü, 4 kişi yaralandı
Denizli'de restorandaki silahlı kavgada 2 kişi öldü, 4 kişi yaralandı

İddiaya göre, Yenişehir Mahallesi 49. Sokak'ta faaliyet gösteren restoranda iki grup arasında "alacak-verecek anlaşmazlığı" nedeniyle tartışma çıktı.

Tartışmanın kısa sürede kavgaya dönüşmesi üzerine taraflar birbirine ateş açtı.

İhbar üzerine olay yerine çok sayıda polis ve 112 Acil Sağlık ekibi sevk edildi.

Sağlık ekiplerince yapılan kontrolde Ercan Kazan ve Mahsun Kazan'ın olay yerinde hayatını kaybettiği, 4 kişinin de yaralandığı belirlendi.

Yaralılar, ambulanslarla çevredeki hastanelere kaldırıldı.

Polis ekiplerinin restoran ve çevresinde güvenlik önlemleri alarak başlattığı inceleme sürüyor.

Olay yerinde terk edilen şüphelilere ait otomobilde inceleme yapan ekipler, başka bir araçla kaçan şüphelilerin yakalanması için çalışma başlattı. 

Üsküdar Belediyesine yönelik soruşturmada 3 kişiye tutuklama talebi

Üsküdar Belediyesinde yapı ve iskan ruhsatı işlemlerinde usulsüzlük yapıldığı iddiasıyla yürütülen soruşturmada gözaltına alınan Belediye Başkan Yardımcısı Amine Cansu Çelik'in de arasında olduğu 3 şüpheli tutuklandı

06.09.2026 00:10:00 / Güncelleme: 06.09.2026 00:28:59
AA
 
Üsküdar Belediyesine yönelik soruşturmada 3 kişiye tutuklama talebi
Üsküdar Belediyesine yönelik soruşturmada 3 kişiye tutuklama talebi

İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca, Üsküdar Belediyesinde yapı ve iskan ruhsatı işlemlerinde usulsüzlük yapılarak "rüşvet" ve "irtikap" suçu işlendiği iddiasına ilişkin yürütülen soruşturma devam ediyor.

Soruşturma kapsamında devam eden çalışmalarda belediyenin Ruhsat Denetim Müdürü Burak Aydın ve işletmeci Erdem Koyunyerli de gözaltına alındı.

Emniyetteki işlemleri tamamlanan Belediye Başkan Yardımcısı Çelik, Aydın ve Koyunyerli adliyeye götürüldü.

Savcılıkta ifadesi alınan şüpheliler, tutuklama talebiyle nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevk edildi.

Hakimlik, talep doğrultusunda şüphelilerin tutuklanmalarına karar verdi.

Operasyon

Başsavcılıkça yürütülen soruşturma kapsamında, Üsküdar Belediye Başkan Yardımcısı F.D, Başkan Danışmanı U.M, Özel Kalem A.K, Kent AŞ Genel Müdürü N.A. ve ilgili birim amirleri ile personelin yapı ruhsatı ve iskan ruhsatı verilmesi sürecinde usulsüzlük yaptıkları yönündeki ihbarlar, mağdur beyanları ile bazı şüphelilerin ifadeleri üzerine Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş hakkında "rüşvet", "irtikap" ve "suç işlemek amacıyla örgüt kurma, yönetme" suçlarından soruşturma başlatılmıştı.

Üsküdar Belediyesince yapı ruhsatı verilmesi sürecinde herhangi bir yetkisi olmamasına rağmen belediye iştiraki Kent AŞ görevlilerinin, kriptolu-kapalı devre e-posta üzerinden oluşturulan iletişim ağı ile ada parsel bazlı renklendirmeler yaparak hazırlanan Excel tablosuyla Üsküdar Belediyesi personelini talimatlandırmak suretiyle yapı ruhsatı verilmesi sürecini koordine ettiği belirlenmişti.

MASAK verilerine göre, Kent AŞ ile müteahhitler arasında toplamda 1 milyon 78 bin 870 lira bedelli çok sayıda paravan nitelikte "danışmanlık hizmeti" sözleşmesi imzalandığı, bu sözleşmelerle 361 milyon 392 bin 264 liranın Üsküdar Belediyesi ve iştiraki Kent AŞ içerisindeki çıkar amaçlı suç örgütünün faaliyetleri kapsamında gayriresmi olarak yapı ruhsatı almak isteyen müteahhitlerden icbar suretiyle elde edildiği tespit edilmişti.

Toplam inşaat hacminin büyük olması halinde Dedetaş'ın danışmanı U.M. ve Kent AŞ Genel Müdürü N.A. koordinasyonunda müteahhitlerden elden dolar üzerinden rüşvet alındığı, rüşvet karşılığı mevzuata aykırı olmasına rağmen iskan ruhsatları verilirken paranın Üsküdar Belediye binasında Sinem Dedetaş'ın danışmanı U.M'ye parça parça teslim edildiği HTS, baz verileri ve şüpheli ifadeleriyle belirlenmişti.

Yapılan çalışma ve tespitlerin ardından 29 Temmuz'da 11 adrese düzenlenen eş zamanlı operasyonda, gözaltına alınan 6 şüpheli İstanbul Anadolu Adliyesi'ne sevk edilmişti.

Şüphelilerden Belediye Başkanı Sinem Dedetaş, özel kalem Alihan Koçoğlu, mimar Burçin Çevik ve müteahhit Bülent Orhan Tozkoparan çıkarıldığı hakimlikçe tutuklanmış, Belediye Başkan Yardımcısı Ceyhun Ünlü ile iş takipçisi Adem Altıntaş ise adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı.

Soruşturma kapsamında, 2 Eylül'de Belediye Başkan Yardımcıları Amine Cansu Çelik ve Mithat Özdemir de ifadelerine başvurulmak üzere gözaltına alınmıştı. Adliyeye sevk edilen Belediye Başkan Yardımcısı Özdemir, "yurt dışı çıkış yasağı" şeklindeki adli kontrol tedbiriyle serbest bırakılmıştı. 

Yine aynı mantık! ‘Satmıyoruz, işletmesini devrediyoruz’

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın imzasıyla yayımlanan kararla 15 Temmuz Şehitler ve Fatih Sultan Mehmet köprüleri ile çok sayıda otoyol ve çevre yolu 30 yıla kadar özelleştirme kapsamına alındı

05.09.2026 14:26:00
Haber Merkezi
 
Yine aynı mantık! ‘Satmıyoruz, işletmesini devrediyoruz’
Yine aynı mantık! ‘Satmıyoruz, işletmesini devrediyoruz’
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın imzasıyla yayımlanan kararla 15 Temmuz Şehitler ve Fatih Sultan Mehmet köprüleri ile çok sayıda otoyol ve çevre yolu 30 yıla kadar özelleştirme kapsamına alındı. Karar, "Devlet neden kendi işlettiği gelir kaynaklarını özel sektöre devrediyor?" tartışmasını yeniden gündeme taşıdı.

Resmî Gazete'de yayımlanan 11750 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı kapsamında 15 Temmuz Şehitler Köprüsü, Fatih Sultan Mehmet Köprüsü, Edirne-İstanbul-Ankara Otoyolu, İzmir-Aydın Otoyolu, İzmir-Çeşme Otoyolu, Gaziantep-Şanlıurfa Otoyolu ve diğer bazı otoyolların yanı sıra Niğde-Pozantı Otoyolu ile Gaziantep ve Bursa çevre yollarının belirli bölümleri de özelleştirme programına dahil edildi.

"Satış değil, işletme hakkı devri"

Hazine ve Maliye Bakanlığı, kamuoyundaki "köprüler satılıyor" tartışmasına karşı çıkarak mülkiyetin devlette kalacağını, işletme hakkının ise devredileceğini açıkladı. Sözleşme süresinin 30 yıl olması ve işlemlerin 2031 yılı sonuna kadar tamamlanması öngörülüyor.

Ancak vatandaş açısından temel soru değişmiyor: Devletin yaptığı yatırımlarla ortaya çıkan ve geçişlerden gelir sağlayan bu altyapılar neden 30 yıllığına özel işletmecilere bırakılıyor?

Tartışmanın merkezinde para var

Karara yönelik eleştirilerde, köprü ve otoyolların gelecekte sağlayacağı gelirlerin kamu yerine özel işletmecilere aktarılabileceği savunuluyor.

Yeni Parti Zonguldak Milletvekili Deniz Yavuzyılmaz, söz konusu köprü ve otoyolların 2025 yılı gelirleri üzerinden 30 yıllık dönemde yaklaşık 18 milyar dolarlık bir büyüklük hesapladı. Hazine ve Maliye Bakanlığı ise bu hesabın "kâr" üzerinden yapılmasının doğru olmadığını, bakım, onarım, yatırım, personel ve işletme giderlerinin dikkate alınması gerektiğini belirtti.

Yani ortada henüz herkesin üzerinde uzlaştığı bir "30 yıllık kazanç" hesabı bulunmuyor.

Muhalefetten sert tepki

Karar siyasi tartışmayı da beraberinde getirdi. Yavuzyılmaz, uygulamayı Türkiye'nin gelecekteki gelirlerinin devri olarak nitelendirirken, Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel de ihaleye girecek şirketlere yönelik, iktidar değişikliğinde otoyolları yeniden devletleştirecekleri mesajını verdi.

Kocaeli ve Adana'dan da karara yönelik "peşkeş" ve "halka ait varlıkların devri" eleştirileri geldi.

Asıl soru: Devlet neden satıyor?

Burada tartışmanın ekonomik boyutundan daha büyük bir soru ortaya çıkıyor: Bir devlet, yıllardır gelir sağlayan stratejik altyapılarını neden 30 yıllığına özel sektöre bırakır?

"Satarak ülke yönetilir mi?"

Türkiye'de özelleştirme tartışmasının geldiği nokta tam da burası.

Devletin ekonomik kaynak yaratması elbette gerekiyor. Ancak kamuya ait varlıkların işletme haklarının uzun sürelerle devredilmesi halinde, kararın yalnızca "Bugün bütçeye ne kadar para girecek?" sorusuyla değil, "30 yıl boyunca vatandaş ne ödeyecek, devlet ne kazanacak?" sorusuyla değerlendirilmesi gerekiyor.

Denizolgun'un ölümünde 10 yıl sonra yeni gelişme: Doktor tutuklandı

Eski Ulaştırma Bakanı Arif Ahmet Denizolgun'un şüpheli ölümüne ilişkin Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturmada tanık olarak dinlenen doktor Nurettin Demirkol tutuklandı

05.09.2026 11:58:00 / Güncelleme: 05.09.2026 12:02:56
İHA
 
Denizolgun'un ölümünde 10 yıl sonra yeni gelişme: Doktor tutuklandı
Denizolgun'un ölümünde 10 yıl sonra yeni gelişme: Doktor tutuklandı
Soruşturma kapsamında daha önce tanık olarak dinlenen doktor Nurettin Demirkol, beyanları ile 155 ihbar kaydı, HTS verileri ve diğer tanık anlatımları arasında çelişkiler tespit edilmesi üzerine "yalan tanıklık" suçundan şüpheli sıfatıyla yeniden ifade verdi. Tutuklama talebiyle sevk edildiği Bakırköy 3. Sulh Ceza Hâkimliğinde sorgulanan Demirkol, "10 yıl önceki olayları net hatırlayamıyorum" savunması yaptı. Mahkeme ise HTS kayıtları, diğer tanıkların beyanları ve kolluk tutanaklarını dikkate alarak Demirkol'un tutuklanmasına karar verdi.

Dosyadaki en önemli çelişki, Arif Ahmet Denizolgun'un ölümüne ilişkin yapılan 155 ihbarı üzerinden ortaya çıktı. Demirkol, 26 Ağustos 2026 tarihinde tanık sıfatıyla verdiği ilk ifadesinde, sağlık ve kolluk ekiplerini kimin aradığını bilmediğini, Denizolgun'un özel doktoru olmadığını ve ölümü şüpheli olarak değerlendirmediğini söylemişti. Ancak Riva Polis Merkezi Amirliğinin hazırladığı 155 Acil Çağrı çözüm tutanağında, ihbarın Demirkol'un kullandığı telefon üzerinden yapıldığı, arayan kişinin kendisini ailenin hekimi olarak tanıttığı ve ölümün şüpheli olduğunu söylediği belirlendi.

Savcılık bu çelişkiyi Demirkol'a doğrudan sordu. Demirkol ise "Olay günü ben mi aradım, başkası mı aradı hatırlamıyorum. Başkası benim telefonumdan da aramış olabilir" savunmasını yaptı.

"Telefonumu ortada bıraktım"

Savcılık, Demirkol'a olay günü polislerle birkaç kez görüştüğünü hatırlamasına rağmen, ilk ihbarı kendisinin yapıp yapmadığını neden hatırlamadığını da sordu. Demirkol, yakın zamanda baktığı hastaları dahi hatırlamakta zorlandığını ileri sürerek, olayın üzerinden yaklaşık 10 yıl geçtiğine dikkat çekti. Şüpheli ayrıca olay yerinde telefonunu "ortada bıraktığını", çiftliğe gelip giden kişilerden birinin de telefonundan ihbar yapmış olabileceğini savundu.

"Aile doktoru muyum bilmiyorum"

Soruşturmada dikkat çeken bir diğer başlık da Demirkol'un Denizolgun'la doktor-hasta ilişkisine ilişkin ifadeleri oldu. Demirkol daha önce "özel doktoru değildim" demişti. Ancak olay yerine giden polis ve olay yeri inceleme görevlilerinin anlatımlarında, olay yerinde kendisini "aile doktoru" olarak tanıtan bir kişinin bulunduğuna ilişkin kayıtların yer aldığı belirtildi. Bu durum sorulduğunda Demirkol "Maktulü 2-3 kere muayene ettim. Ancak aile doktoru nasıl olunur bilmiyorum. Bu tabirden neyin kastedildiğini bilmiyorum" şeklinde savunma yaptı.

HTS kayıtları da masada

Başsavcılık, Demirkol'un ilk ifadesindeki konum bilgileriyle HTS kayıtlarının da örtüşmediğini değerlendirdi. Demirkol, 26 Ağustos'taki ifadesinde olay günü Kısıklı'daki ikametinde bulunduğunu söylemişti. Ancak savcılık sorgusunda kendisine, 6 Eylül 2016 saat 18.12'den 8 Eylül 2016 saat 17.46'ya kadar Kısıklı bölgesinde baz kaydının bulunmadığı bildirildi. Demirkol bu duruma "Benim iki gün baz kaydımın olmaması mümkün değildir. O gün ikametimdeydim. Baz kayıtlarının neden bu şekilde çıktığını bilmiyorum" cevabını verdi. Savcılık ayrıca Demirkol'un, olay yerine gittiğinde Denizolgun'un zaten hayatını kaybettiğini söylediğini ancak HTS kayıtlarında 7 Eylül 2016 günü 21.16-21.42 saatleri arasında Hisar Hastanesi adına kayıtlı telefonla art arda görüşmeler yaptığının görüldüğünü bildirdi.

Bu görüşmelerin nedeni sorulan Demirkol "O gün yaptığım görüşmeleri hatırlamıyorum" dedi.

Dosyada öne çıkan bir diğer isim ise Hilmi Tuna Kuriş oldu. Demirkol, ilk ifadesinde çiftliğe gittiğinde Murat Bayrak ile yabancı uyruklu bir kişinin bulunduğunu söylemişti. Ancak soruşturma dosyasındaki olay yeri inceleme raporunda Hilmi Tuna Kuriş'in de olay yerinde bulunduğuna ilişkin kayıt yer aldığı; HTS incelemesinde Kuriş'in 7 Eylül 2016 günü saat 20.56'da çiftliğin bulunduğu bölgeden baz verdiği tespit edildi.

Savcılık ayrıca Demirkol ile Hilmi Tuna Kuriş arasında aynı gece 21.13 ve devamında ardışık arama ve aranma kayıtları bulunduğunu belirledi. Bu kayıtlar sorulan Demirkol "O gün Hilmi Tuna Kuriş ile konuşup konuşmadığımı hatırlamıyorum. Gittiğimde orada olup olmadığını bilmiyorum" dedi. Savcılık sorgusunda Demirkol'a Ahmet Yum, Ahmet Gökçen ve Alihan Kuriş'in olay yerine gelip gelmediği de soruldu. Dosyadaki başka bir tanık anlatımında, olay yerine gelen adli tabibin doktorun yanında bir avukat bulunduğunu ve Alihan Kuriş'in olay yerinde olduğunu söylediği belirtildi.

Ayrıca Demirkol ile Ahmet Yum arasında 8 Eylül 2016 sabahı telefon görüşmesi kaydı bulunduğu kendisine hatırlatıldı. Demirkol ise bu isimlerin olay yerine gelip gelmediğini ve Ahmet Yum'la neden görüştüğünü hatırlamadığını savundu.

"Yalan beyanı kesinlikle kabul etmiyorum"

Mahkemedeki sorgusunda Demirkol savcılık ifadesini tekrar ederek, olayın üzerinden yaklaşık 10 yıl geçtiğini ve ayrıntıları hatırlamasının mümkün olmadığını söyledi. Demirkol, yıllarca doktorluk yaptığını, çok sayıda hasta ve ölüm vakası gördüğünü belirterek, "Yalan beyanı kesinlikle kabul etmiyorum. Problem 10 sene önceki olayı net hatırlayamamamdan kaynaklıdır" şeklinde savunma yaptı.

Tanık ve şüpheli ifadelerinin stres altında alındığını da söyleyen Demirkol; migreni bulunduğunu, ilaçlarını alamadığını ve ifade süreçlerinde fiziksel olarak zorlandığını ileri sürdü.

"Maktulün ağzında sızıntı vardı"

Mahkeme sorgusunda Denizolgun'un bulunduğu andaki durumuna ilişkin de ayrıntılar veren Demirkol, olay yerine ulaştığında Denizolgun'un hayatını kaybetmiş olduğunu söyledi. Demirkol, maktulün ağzında bir sıvı bulunduğunu ancak bunun kan mı yoksa başka bir sıvı mı olduğunu ayırt edemediğini, adli tıp uzmanı olmadığı için bu konuda kesin değerlendirme yapamayacağını ifade etti. Ayrıca ölümün yeni olmadığını, vücutta şişme, sertlik ve ölüm morluklarını andıran bulgular bulunduğunu söyledi.

Bakırköy 3. Sulh Ceza Hâkimliği ise savunmayı yeterli görmedi. Mahkeme kararında; olay yerindeki kişilerin geliş ve gidiş saatlerine ilişkin HTS raporları, Demirkol'un tanık sıfatıyla verdiği ifadeler, diğer tanıkların beyanları, kolluk tutanakları arasında çelişkiler bulunduğuna dikkat çekti.

Hâkimlik, dosyada kuvvetli suç şüphesini gösteren somut deliller bulunduğunu, adli kontrol tedbirlerinin yetersiz kalacağını değerlendirerek Nurettin Demirkol'un "yalan tanıklık" suçundan tutuklanmasına karar verdi.

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının soruşturmasında Arif Ahmet Denizolgun'un ölümünün tüm yönleriyle aydınlatılmasına yönelik soruşturma sürüyor.

Bakırköy'de korkutan otel yangını


 
Bakırköy’de bir otelde çıkan yangında 12 kişi yaralandı.
 

05.09.2026 08:39:00
AA
 
Bakırköy'de korkutan otel yangını
Bakırköy'de korkutan otel yangını

İstanbul'un Bakırköy ilçesinde bir otelde çıkan yangında 12 kişi yaralandı.
Cevizlik Mahallesi Muhasebeci Sokak'ta bulunan 6 katlı otelin birinci katında henüz bilinmeyen nedenle yangın çıktı. Kısa sürede büyüyen ve üst katlara sıçrayan yangında alevler binanın dış cephesini kapladı. İhbar üzerine adrese itfaiye, polis ve sağlık ekipleri sevk edildi.

İtfaiyeden olağanüstü çaba

Üst katlarda mahsur kalan 7 kişi itfaiye ekiplerince tahliye edildi. Yangında yaralanan 12 kişi, ambulanslarda ilk müdahale yapılarak hastaneye sevk edildi. Yaklaşık bir saat süren çalışmaların ardından yangın kontrol altına alınarak söndürüldü.

Kötü ağız hijyeni baş-boyun kanseri riskini yükseltiyor


 
 
Baş-boyun kanserlerinin gelişiminde yaşam tarzı alışkanlıklarının yanı sıra ağız ve diş sağlığı da önem taşıyor. Kötü ağız hijyeni, kronik tahriş ve bakımsız dişler riski artırırken; tütün kullanımı ve HPV (papillom virüsü) enfeksiyonu da öne çıkan etkenler arasında yer alıyor. 
 

05.09.2026 07:32:00
Murat Çorbacı
 
Kötü ağız hijyeni baş-boyun kanseri riskini yükseltiyor
Kötü ağız hijyeni baş-boyun kanseri riskini yükseltiyor

Dünya genelinde her yıl yaklaşık 900-950 bin kişide baş-boyun kanserlerine rastlandığını açıklayan Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi'nden KBB Uzmanı Prof. Dr. Emre Üstündağ, "Bu kanserlerden korunmak için tütün ürünlerinden uzak durmak, ağız bakımına özen göstermek ve düzenli diş hekimi kontrollerini ihmal etmemek şart" dedi.
Baş-boyun kanserlerinin büyük bölümünün ağız, boğaz ve gırtlak gibi bölgelerin iç yüzeyini kaplayan hücrelerden kaynaklandığını açıklayan Prof. Dr. Emre Üstündağ, "Kullanılan sigara miktarı ve kullanım süresi arttıkça tehlike de artıyor. Özellikle papillom virüsü HPV-16 tipi, bademcik ve dil kökünü kapsayan orofarenks kanserleriyle ilişkilendiriliyor. Bu nedenle uzun süre sigara kullananların, HPV enfeksiyonu taşıyanların, daha önce baş-boyun kanseri geçirenlerin ve 40 yaş üzerindeki bireylerin daha dikkatli olması gerekiyor. Hastalık çoğunlukla 50 yaş üzerinde görülse de HPV ile ilişkili kanserlere daha genç yaşlarda da rastlanabiliyor" şeklinde konuştu.

Korunmada tütün kullanımı ve ağız sağlığına dikkat

Baş-boyun kanserlerine karşı alınabilecek en önemli önlemlerden birinin tütün ürünlerinden uzak durmak olduğunun altını çizen Üstündağ, "Sigara, pipo, puro ve dumansız tütün ürünleri özellikle ağız boşluğu, gırtlak ve yutak kanserleriyle güçlü bir ilişkiye sahip. Kullanım süresi ve miktarı arttıkça risk yükselirken, sigaranın bırakılması bu olasılığın zaman içinde belirgin şekilde azalmasını sağlıyor. Ağız hijyeni ve diş sağlığı da korunmada önem taşıyor. Kötü ağız hijyeni, kronik tahriş ve bakımsız dişler bazı ağız kanserleriyle ilişkilendirildiği için düzenli diş hekimi kontrolleri, iyi ağız bakımı ve uygun protez kullanımı koruyucu önlemler arasında yer alıyor" dedi.

Belirtiler iki–üç haftadan uzun sürüyorsa dikkat

Baş-boyun kanserlerinin farklı bölgelerde çeşitli belirtilerle ortaya çıkabileceğine dikkat çeken Üstündağ, "Ağız içinde iyileşmeyen yara, beyaz veya kırmızı plaklar, dilde ya da ağız tabanında sertlik ve kitle, yutma güçlüğü, ağrılı yutkunma, boğazda takılma hissi ve uzun süren ses kısıklığı erken belirtiler arasında yer alabilir. Boyunda ağrısız, giderek büyüyen veya antibiyotik tedavisine rağmen geçmeyen bir kitle, tek taraflı burun tıkanıklığı, tekrarlayan burun kanaması, yüzde uyuşma ya da şişlik de göz ardı edilmemeli. Erişkinlerde kulak muayenesinde herhangi bir sorun görülmediği hâlde devam eden, nedeni açıklanamayan tek taraflı kulak ağrısı da önemsenmeli. Bu belirtilerden herhangi biri iki–üç haftadan uzun sürüyorsa bir KBB uzmanına başvurulmalı" dedi.

Görüntüleme yöntemleri tedaviye yön veriyor

Baş-boyun kanserlerinde erken ve doğru tanının, en uygun tedavinin planlanması açısından büyük önem taşıdığını sözlerine ekleyen Üstündağ, "Bilgisayarlı tomografi tümörün boyutunu, çevre dokulara yayılımını ve kemik tutulumunu; manyetik rezonans ise dil, ağız tabanı, nazofarenks ve kafa tabanı gibi yumuşak dokuları ayrıntılı biçimde gösteriyor. PET-BT gizli lenf nodu ve uzak metastazların araştırılmasında, ultrasonografi ise lenf bezlerinin değerlendirilmesi ve biyopsiye rehberlik edilmesinde kullanılıyor. Kesin tanı için şüpheli dokudan örnek alınması gerekiyor. Lezyonun bulunduğu bölgeye göre endoskopik, ince iğne aspirasyon veya daha büyük doku örneği alınmasını sağlayan 'tru-cut' biyopsi uygulanabiliyor. Henüz her merkezde rutin olarak kullanılmasa da özellikle patoloji ve görüntüleme alanlarında hızla gelişen yapay zekâ sayesinde dijital ortama aktarılan doku örnekleri daha ayrıntılı değerlendirilebiliyor. Bu teknolojinin gelecekte tümörün özelliklerinin ve saldırganlık potansiyelinin belirlenmesine katkı sağlaması bekleniyor" bilgilerini verdi.

Bolu Belediyesinde "araç kiralama ihalelerinde usulsüzlük" iddiasına ilişkin 7 zanlı tutuklandı

Bolu Belediyesinde araç kiralama ihalelerinde usulsüzlük yapıldığı iddiasıyla yürütülen soruşturma kapsamında, görevinden uzaklaştırılan ve başka bir suçtan tutuklu bulunan Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan'ın da aralarında olduğu 7 şüpheli tutuklandı

05.09.2026 03:00:00
AA
 
Bolu Belediyesinde "araç kiralama ihalelerinde usulsüzlük" iddiasına ilişkin 7 zanlı tutuklandı
Bolu Belediyesinde "araç kiralama ihalelerinde usulsüzlük" iddiasına ilişkin 7 zanlı tutuklandı

Bolu Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınan 21 şüpheliden 7'si daha İl Jandarma Komutanlığındaki işlemlerin ardından adliyeye getirildi.

Dün savcılığa sevk edilen 8 zanlı ile bugün getirilen 7 şüphelinin işlemleri tamamlandı.

Görevden uzaklaştırılan ve başka bir suçtan tutuklu bulunan Belediye Başkanı Tanju Özcan'ın da aralarında bulunduğu 7 zanlı tutuklama, 8 zanlı ise adli kontrol talebiyle nöbetçi mahkemeye sevk edildi.

Şüphelilerden 8'i adli kontrol şartıyla serbest bırakılırken, Özcan, Belediye Başkan Yardımcısı Gülden Özaydın, Temizlik İşleri Müdür Vekili Basri Baytekin, Temizlik İşleri Müdürlüğü Muayene ve Kabul Komisyonu Başkanı B.T ile yüklenici firmanın sahibi ve 2 çalışanı tutuklandı.

Bu arada, firari 1 şüphelinin yakalanmasına yönelik çalışmaların devam ettiği öğrenildi.

Süreç

Cumhuriyet Başsavcılığınca Bolu Belediyesinde araç kiralama ihalelerinde usulsüzlük yapıldığı iddiasıyla başlatılan soruşturma kapsamında, görevden uzaklaştırılan Belediye Başkanı Tanju Özcan'ın başka bir suçtan tutuklu olması nedeniyle, Başkan Yardımcısı Gülden Özaydın, Temizlik İşleri Müdür Vekili Basri Baytekin, gerçekleştirme görevlisi S.E, Temizlik İşleri Müdürlüğü Muayene ve Kabul Komisyonu Başkanı B.T, komisyon üyeleri M.E.G, T.Y, M.Y, İhale ve Satın Alma Birim Sorumlusu E.Ö, Mali Hizmetler Müdürlüğü personeli H.C, Temizlik İşleri Müdürlüğü personeli E.Ö.Ö, temizlik şirketlerinin yetkilileri Ç.A, S.K, F.Ş.E, S.K, H.B, F.D, İ.T, A.G, yüklenici firma yetkilileri F.G, A.Y, F.L. ve Y.E. olmak üzere 22 zanlı hakkında gözaltı kararı verilmişti.

Teknik incelemede, bazı çöp toplama araçlarının fiilen çalışmadığı günlerde çalışmış gibi gösterildiği, bu kayıtlar esas alınarak yüklenici firmaya ödeme yapıldığının belirlendiği aktarılan bilirkişi raporunda, Bolu Belediyesi Temizlik İşleri Müdürlüğünce düzenlenen 19 ayrı hakediş kapsamında, MCY-Yeşilçam İş Ortaklığına fiyat farkı ve KDV dahil toplam 34 milyon 288 bin 376 lira 61 kuruş fazla ve yersiz ödeme gerçekleştirildiği belirtilmişti.

Gözaltına alınan 21 şüpheliden 14'ü adliyeye sevk edilmişti. Adliyeye sevk edilenlerden 6'sı savcılık sorgularının ardından dün çıkarıldıkları nöbetçi mahkemece adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı. 

CHP Genel Başkan Yardımcısı Berhan Şimşek, partideki görevlerinden istifa ettiğini açıkladı

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve MYK üyesi Berhan Şimşek, hakkında devam eden davalar sonuçlanana kadar partideki görevlerinden ayrılma kararı aldığını duyurdu

04.09.2026 14:20:00
Haber Merkezi
 
CHP Genel Başkan Yardımcısı Berhan Şimşek, partideki görevlerinden istifa ettiğini açıkladı
CHP Genel Başkan Yardımcısı Berhan Şimşek, partideki görevlerinden istifa ettiğini açıkladı
CHP Genel Başkan Yardımcısı ve MYK üyesi Berhan Şimşek, hakkında devam eden davalar sonuçlanana kadar partideki görevlerinden ayrılma kararı aldığını duyurdu.

Şimşek'in 10 yıldır birlikte olduğu Özlem Şanver'e şiddet uyguladığı anlara ilişkin ortaya çıkan görüntülere tepki yağmıştı. Görüntülerde Şimşek'in Şanver'in ayağına tekme attığı, ardından elinden kurtulmaya çalışan kadını zorla evin içine sokmaya çalıştığı görülmüştü. Videoda, içereyi götürülen Şanver'in, "Bırak beni" diye bağırdığı da duyuldu.

Berhan Şimşek'in 10 yıllık hayat arkadaşı Özlem Şanver, Nisan 2026'da fiziksel ve psikolojik şiddete maruz kaldığını öne sürerek mahkemeye başvurmuştu.

Başvuruyu değerlendiren İstanbul Anadolu 1. Aile Mahkemesi, 6284 sayılı Kanun kapsamında Şimşek hakkında 2 ay süreyle uzaklaştırma ve koruma tedbiri uygulanmasına karar verdi. Söz konusu tedbir kararının daha sonra 2 ay daha uzatıldığı belirtilmişti.

Ahbap Derneği ve Haluk Levent hakkındaki soruşturma haberleri, Türkiye’de STK’lara duyulan güveni sarstı. Katılımcıların yüzde 85,6’sı bu gelişmelerin STK’lara duyduğu güveni azalttığını söyledi.

Ahbap Derneği ve Haluk Levent hakkındaki soruşturma haberleri, Türkiye’de STK’lara duyulan güveni sarstı. Katılımcıların yüzde 85,6’sı bu gelişmelerin STK’lara duyduğu güveni azalttığını söyledi

04.09.2026 14:00:00
Haber Merkezi
 
 Ahbap Derneği ve Haluk Levent hakkındaki soruşturma haberleri, Türkiye’de STK’lara duyulan güveni sarstı. Katılımcıların yüzde 85,6’sı bu gelişmelerin STK’lara duyduğu güveni azalttığını söyledi.
 Ahbap Derneği ve Haluk Levent hakkındaki soruşturma haberleri, Türkiye’de STK’lara duyulan güveni sarstı. Katılımcıların yüzde 85,6’sı bu gelişmelerin STK’lara duyduğu güveni azalttığını söyledi.
Türkiye'de STK'lara yönelik güven, Ahbap Derneği ve Haluk Levent hakkındaki soruşturma haberlerinin ardından sarsıldı. Aksoy Araştırma'nın gerçekleştirdiği "STK'lara Güven" araştırmasına göre katılımcıların yüzde 85,6'sı bu gelişmelerin STK'lara duyduğu güveni azalttığını söyledi. Her iki kişiden birinin bağışlarını azaltmayı ya da tamamen bırakmayı düşündüğü araştırmada belirtildi.

Marketing Türkiye adına Aksoy Araştırma tarafından gerçekleştirilen "STK'lara Güven" araştırması, Türkiye'de STK'lara yönelik güvenin hangi dinamikler üzerinden şekillendiğini, bağış davranışının ne ölçüde karşılık bulduğunu ve son dönemdeki tartışmaların bu güven üzerindeki etkisini ortaya koydu. Araştırmanın saha çalışması, Ahbap Derneği ve Haluk Levent hakkındaki soruşturma haberlerinin kamuoyunda yoğun biçimde tartışıldığı bir dönemde gerçekleştirildi ve araştırma sonucunda Ahbap Derneği, 1,7 güven ortalamasıyla son sırada yer aldı.

STK'lara duyulan güven azaldı
Araştırmaya katılanların, yüzde 64,8'i bu gelişmelerin STK'lara duyduğu güveni "çok azalttığını", yüzde 20,8'i ise "biraz azalttığını" söylüyor. Yüzde 14,4'lük kesim ise güveninin etkilenmediğini belirtiyor. Böylece araştırma, toplamda yüzde 85,6'lık bir kesimin güveninin azaldığını ortaya koydu.

Bağış davranışını olumsuz etkiledi
Katılımcıların yüzde 26,5'i bundan sonra daha az bağış yapacağını, yüzde 22,5'i ise STK'lara bağış yapmayacağını belirtirken, yüzde 27,8'i henüz karar vermediğini ifade etti. Bu tablo, katılımcıların yüzde 49'unun bağışlarını azaltma ya da tamamen sonlandırma eğiliminde olduğunu gösterirken, yüzde 27,8'lik kararsız kesim de gelecekteki bağış davranışlarının güven ortamına bağlı olarak şekillenebileceğini söyledi.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.