Her milletin, geleceğinin teminatı olarak gördüğü gençliğini terbiye ettiği belirli bir örnek portresi vardır.
Bu portre etrafında fertler yetiştirilerek, diğer milletlerden farklı ve devletine faydalı bireyler haline getirilir.
Bir İngiliz, bir Fransız, bir Alman genci kendi kültürü, medeniyeti, âdetleri ve bunların şekillendirildiği akaidi etrafında yetiştirilir.
Ve diğer milletlerden ayrılır.
Dünya milletlerinin tamamı için geçerli bu ölçü, maalesef Türk milleti için söz konusu değildir.
Zira, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin böyle bir eğitim politikası yoktur.
Gençliğimiz tam tersine kendi değerlerine, dinine, tarihine uzak ve hatta bunlardan kaçan bir zihniyetle yetişmektedir.
İçinde bulunduğu toplumun değerlerine ters, batı özentisi ile kendine bir yol arayan Türk genci, temelde, 2 topluma da ayak uyduramadan toplum hayatına karışmaktadır.
Kişiliği, milli değerleri ile yoğrulmuş fertlerin neticede dış güçlerin baskılarına açık olması, bunlardan etkilenmesi ise gayet tabiidir.
Gençliğimiz, Türk örf-adetlerinden adeta utanan bir haldedir.
Asıl olan ise, Müslüman-Türk'ün yetiştirilmesidir.
Biz, tarihinde 3 kıtaya hükmetmiş, egemenliği altındaki haklara can, mal, namus, vatan, din ve vicdan özgürlüğünü doya doya yaşatmış bir ecdadın torunlarıyız.
Bu geçmiş ve bu medeniyet utanılacak değil, bugünün ve yarının halklarına örnek olacak bir üstünlüktür.
Tanzimat dönemiyle başlayan bu batı hayranlığı, artık bir kenara bırakılmalıdır.
Misyonerlik çalışmalarıyla kendi dini hor gösterilen, Batıcılık anlayışı ile değerleri temelinden değiştirilen Türk Milleti, bu akıbete asla layık değildir.
Başta eğitim sistemimiz olmak üzere devlet politikasının her aşamasında Müslüman Türk'ün yetiştirileceği, topyekün toplumun her ferdine bu bilincin verileceği yeni düzenlemelere gidilmelidir.
Ülkemizin içinde bulunduğu her sıkıntının aşılmasının temel yolu budur.
Kendine güvenen, aslı ile iftihar eden; kukla değil, lider fertler olarak yetiştirilecek bu nesil, neticede lider Türkiye'yi ayağa kaldıracaktır.
Bu portre etrafında fertler yetiştirilerek, diğer milletlerden farklı ve devletine faydalı bireyler haline getirilir.
Bir İngiliz, bir Fransız, bir Alman genci kendi kültürü, medeniyeti, âdetleri ve bunların şekillendirildiği akaidi etrafında yetiştirilir.
Ve diğer milletlerden ayrılır.
Dünya milletlerinin tamamı için geçerli bu ölçü, maalesef Türk milleti için söz konusu değildir.
Zira, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin böyle bir eğitim politikası yoktur.
Gençliğimiz tam tersine kendi değerlerine, dinine, tarihine uzak ve hatta bunlardan kaçan bir zihniyetle yetişmektedir.
İçinde bulunduğu toplumun değerlerine ters, batı özentisi ile kendine bir yol arayan Türk genci, temelde, 2 topluma da ayak uyduramadan toplum hayatına karışmaktadır.
Kişiliği, milli değerleri ile yoğrulmuş fertlerin neticede dış güçlerin baskılarına açık olması, bunlardan etkilenmesi ise gayet tabiidir.
Gençliğimiz, Türk örf-adetlerinden adeta utanan bir haldedir.
Asıl olan ise, Müslüman-Türk'ün yetiştirilmesidir.
Biz, tarihinde 3 kıtaya hükmetmiş, egemenliği altındaki haklara can, mal, namus, vatan, din ve vicdan özgürlüğünü doya doya yaşatmış bir ecdadın torunlarıyız.
Bu geçmiş ve bu medeniyet utanılacak değil, bugünün ve yarının halklarına örnek olacak bir üstünlüktür.
Tanzimat dönemiyle başlayan bu batı hayranlığı, artık bir kenara bırakılmalıdır.
Misyonerlik çalışmalarıyla kendi dini hor gösterilen, Batıcılık anlayışı ile değerleri temelinden değiştirilen Türk Milleti, bu akıbete asla layık değildir.
Başta eğitim sistemimiz olmak üzere devlet politikasının her aşamasında Müslüman Türk'ün yetiştirileceği, topyekün toplumun her ferdine bu bilincin verileceği yeni düzenlemelere gidilmelidir.
Ülkemizin içinde bulunduğu her sıkıntının aşılmasının temel yolu budur.
Kendine güvenen, aslı ile iftihar eden; kukla değil, lider fertler olarak yetiştirilecek bu nesil, neticede lider Türkiye'yi ayağa kaldıracaktır.
Hüseyin Kibarlı / diğer yazıları
- Başlıksız... / 19.01.2003
- Küreselleşme milliliği bitirir / 17.01.2003
- Kıbrıs'ta milli bütünlük dini bütünlükten geçer / 16.01.2003
- Asıl hedef başka / 15.01.2003
- Ekonomide kalıcı çözüm için / 11.01.2003
- Türkiye güçlü olmaya mecburdur / 09.01.2003
- Türkiye, savaşı önleyebilecek güçtedir / 08.01.2003
- Yabancılara el açmaktan kurtulmalıyız / 24.11.2002
- Türkiye yol ayrımında / 23.11.2002
- IMF ile bu iş olmaz / 19.11.2002
- Küreselleşme milliliği bitirir / 17.01.2003
- Kıbrıs'ta milli bütünlük dini bütünlükten geçer / 16.01.2003
- Asıl hedef başka / 15.01.2003
- Ekonomide kalıcı çözüm için / 11.01.2003
- Türkiye güçlü olmaya mecburdur / 09.01.2003
- Türkiye, savaşı önleyebilecek güçtedir / 08.01.2003
- Yabancılara el açmaktan kurtulmalıyız / 24.11.2002
- Türkiye yol ayrımında / 23.11.2002
- IMF ile bu iş olmaz / 19.11.2002

























































