Milli Devleti’n AB’ye bakışı -2-
Diyarbakır Protestan Kilisesi ve Yehova Şahitlerinin dernek kurma talepleri kabul edilmiş bu olumlu bir adımdır, ancak azınlık vakıflarının mülkiyet hakları ile ilgili kısıtlamalar devam etmektedir
24.06.2026 00:11:00
Haber Merkezi
Haber Merkezi





Diyarbakır Protestan Kilisesi ve Yehova Şahitlerinin dernek kurma talepleri kabul edilmiş bu olumlu bir adımdır, ancak azınlık vakıflarının mülkiyet hakları ile ilgili kısıtlamalar devam etmektedir.
Azınlık vakıfları ile ilgili hükümetin verdiği birçok tavize rağmen; AB'nin istedikleri, açıkça Lozan öncesine dönülmesidir, Sevr'in hayata geçirilmesidir. Anadolu'nun binlerce yıldan beri Türk toprağı olduğu gerçeğini göremeyen AB ile, gerçekten sadece iletişim problemi değil, aynı zamanda köklü bir doku uyuşmazlığı yaşandığı ortadadır.
"Ekümenik Patriğin bu sıfatını kamusal alanda kullanması yasaktır.Bunun önündeki engeller kaldırılmalıdır.
Fener Patrikliği, Lozan antlaşması ile Fatih ilçesi kaymakamına bağlanmıştır. AB'nin talebi istikametinde şayet ekümeniklik diye sıfatı kabul edilirse; hem Lozan hiçe sayılacak, hem de sur içinde bir "din devletinin temeli atılmış" olacaktır.

"Nisan 2006'da nüfus kağıdında din belirtme zorunluluğu kaldırılmıştır,ancak din hanesi komple kaldırılmalıdır. Bu endişe verici bir tutumdur.''
Türk milleti Müslüman'dır. Bu gerçeği kabul etmek istemeyen AB, nüfus kağıdında bile bu gerçeğin ifade edilmesinden rahatsızlık duymaktadır. Avrupa'da, Hıristiyanlığa mensup olanlar kimliklerini bir kiliseye kayıt ettirerek ilan ederken; ülkemizde mille timiz, inancını nüfus kağıdına yazdırarak ifade etmektedir.
Kağıt üzerinde yazılı olan bir ifadeye bile tahammül edemeyen bir zihniyetin, Türk milletinin inancına tahammül etmesi elbette mümkün değildir. Burada AB'nin vermek istediği mesaj şudur; Türk Milleti, kendi kimliğini ve kendi inancını koruduğu müddetçe, onu üyeliğe kabul etmemiz mümkün değildir.
"Eşcinsel dernekleri geçmişte olduğundan daha az bir güçlükle karşılaşmaktadırlar; bu olumlu bir gelişmedir.''
İnsanı, "iktisadi bir hayvan" olarak değerlendiren kapitalist düşünce anlayışı, insanı tanıyamadığı için onu tatmin etmesi de elbette mümkün değildir. Bu toplumlarda ortaya çıkan sapkın eğilimler, insanın doğasının tanınmaması ile alakalıdır.

İnsanı tanımayanların, onu tatmin etmesi de elbette mümkün değildir. Bu şartlarda ortaya çıkan hastalıkları tedavi etmek yerine, bunu doğal bir davranış olarak gören düşünce sistemlerinin insanlığa verecekleri çok fazla bir şey de bulunmamaktadır.
"TSK iç hizmet kanunu değiştirilmelidir; Silahlı Kuvvetler, hala görüş açıklamaya devam etmektedir.''
Ülkenin güvenliğinden sorumlu kurumların ülke güvenliği tehdit altındayken konuşmasına ve ülkenin toprak bütünlüğüne yönelik tehditleri bertaraf etmesine, ancak bu topraklar üzerinde hesabı olanların rahatsızlık duyması mümkündür. Aksi takdirde, elbette ülke yararına olan herkesin konuşması, hem demokrasinin, hem de insan haklarının gereği ve hatta bu kurumların vazifesidir.
"AİHS (Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi) 13. ek protokolü her koşulda ölüm cezasını reddetmektedir. Şubat 2006'da bu onaylanmıştır. Olumlu bir adımdır.''

Kasten ve taammüden can almanın cezası ne olmalıdır? Bu ko nuyu, hukuk bölümünde ele aldık; şu kadar söylemek gerekir ki, ceza işlenilen suça mukabil ölçüde olmalıdır. Aksi taktirde ne adalet, ne de kamu düzeni sağlanabilir.
"Socrates, Leonardo da Vinci, Youth programlarının devreye konması gerekmektedir.'
Her milletinin kendi tarihinden, kültüründen, inancından beslenen bir eğitim modeli olmalıdır. Gençliğimizin, Türk Milleti'nin kimliğini oluşturan ve bağrında bulunan değerleri tanıması, her şeyden önce kendi değerleri ile barışması lazımdır.
Acaba, bize Socrates'ı eğitim programlarımız adına tavsiye edenler, kendi gençlerine ne kadar Mustafa Kemal Atatürk'ü veya Mevlana'yı örnek olarak anlatmaktadırlar.
Avrupa Birliği'nin 2006 yılı İlerleme Raporu'nda Türkiye'den siyasi ve kültürel konularda talep ettiği hususlara madde madde değindik. Aradan geçen 12 yılda bu taleplerin neredeyse tamamının hayata geçirildiğini ve daha ağır taleplerin gündemde olduğunu belirtmek durumundayız.
AB'nin 2006 İlerleme Raporu'ndaki talepleri ekonomi alanında da şu maddeler şeklinde devam etmiştir." (Prof. Dr. Haydar Baş Milli Ekonomi Modeli)
Azınlık vakıfları ile ilgili hükümetin verdiği birçok tavize rağmen; AB'nin istedikleri, açıkça Lozan öncesine dönülmesidir, Sevr'in hayata geçirilmesidir. Anadolu'nun binlerce yıldan beri Türk toprağı olduğu gerçeğini göremeyen AB ile, gerçekten sadece iletişim problemi değil, aynı zamanda köklü bir doku uyuşmazlığı yaşandığı ortadadır.
"Ekümenik Patriğin bu sıfatını kamusal alanda kullanması yasaktır.Bunun önündeki engeller kaldırılmalıdır.
Fener Patrikliği, Lozan antlaşması ile Fatih ilçesi kaymakamına bağlanmıştır. AB'nin talebi istikametinde şayet ekümeniklik diye sıfatı kabul edilirse; hem Lozan hiçe sayılacak, hem de sur içinde bir "din devletinin temeli atılmış" olacaktır.

"Nisan 2006'da nüfus kağıdında din belirtme zorunluluğu kaldırılmıştır,ancak din hanesi komple kaldırılmalıdır. Bu endişe verici bir tutumdur.''
Türk milleti Müslüman'dır. Bu gerçeği kabul etmek istemeyen AB, nüfus kağıdında bile bu gerçeğin ifade edilmesinden rahatsızlık duymaktadır. Avrupa'da, Hıristiyanlığa mensup olanlar kimliklerini bir kiliseye kayıt ettirerek ilan ederken; ülkemizde mille timiz, inancını nüfus kağıdına yazdırarak ifade etmektedir.
Kağıt üzerinde yazılı olan bir ifadeye bile tahammül edemeyen bir zihniyetin, Türk milletinin inancına tahammül etmesi elbette mümkün değildir. Burada AB'nin vermek istediği mesaj şudur; Türk Milleti, kendi kimliğini ve kendi inancını koruduğu müddetçe, onu üyeliğe kabul etmemiz mümkün değildir.
"Eşcinsel dernekleri geçmişte olduğundan daha az bir güçlükle karşılaşmaktadırlar; bu olumlu bir gelişmedir.''
İnsanı, "iktisadi bir hayvan" olarak değerlendiren kapitalist düşünce anlayışı, insanı tanıyamadığı için onu tatmin etmesi de elbette mümkün değildir. Bu toplumlarda ortaya çıkan sapkın eğilimler, insanın doğasının tanınmaması ile alakalıdır.

İnsanı tanımayanların, onu tatmin etmesi de elbette mümkün değildir. Bu şartlarda ortaya çıkan hastalıkları tedavi etmek yerine, bunu doğal bir davranış olarak gören düşünce sistemlerinin insanlığa verecekleri çok fazla bir şey de bulunmamaktadır.
"TSK iç hizmet kanunu değiştirilmelidir; Silahlı Kuvvetler, hala görüş açıklamaya devam etmektedir.''
Ülkenin güvenliğinden sorumlu kurumların ülke güvenliği tehdit altındayken konuşmasına ve ülkenin toprak bütünlüğüne yönelik tehditleri bertaraf etmesine, ancak bu topraklar üzerinde hesabı olanların rahatsızlık duyması mümkündür. Aksi takdirde, elbette ülke yararına olan herkesin konuşması, hem demokrasinin, hem de insan haklarının gereği ve hatta bu kurumların vazifesidir.
"AİHS (Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi) 13. ek protokolü her koşulda ölüm cezasını reddetmektedir. Şubat 2006'da bu onaylanmıştır. Olumlu bir adımdır.''

Kasten ve taammüden can almanın cezası ne olmalıdır? Bu ko nuyu, hukuk bölümünde ele aldık; şu kadar söylemek gerekir ki, ceza işlenilen suça mukabil ölçüde olmalıdır. Aksi taktirde ne adalet, ne de kamu düzeni sağlanabilir.
"Socrates, Leonardo da Vinci, Youth programlarının devreye konması gerekmektedir.'
Her milletinin kendi tarihinden, kültüründen, inancından beslenen bir eğitim modeli olmalıdır. Gençliğimizin, Türk Milleti'nin kimliğini oluşturan ve bağrında bulunan değerleri tanıması, her şeyden önce kendi değerleri ile barışması lazımdır.
Acaba, bize Socrates'ı eğitim programlarımız adına tavsiye edenler, kendi gençlerine ne kadar Mustafa Kemal Atatürk'ü veya Mevlana'yı örnek olarak anlatmaktadırlar.
Avrupa Birliği'nin 2006 yılı İlerleme Raporu'nda Türkiye'den siyasi ve kültürel konularda talep ettiği hususlara madde madde değindik. Aradan geçen 12 yılda bu taleplerin neredeyse tamamının hayata geçirildiğini ve daha ağır taleplerin gündemde olduğunu belirtmek durumundayız.
AB'nin 2006 İlerleme Raporu'ndaki talepleri ekonomi alanında da şu maddeler şeklinde devam etmiştir." (Prof. Dr. Haydar Baş Milli Ekonomi Modeli)























































































