logo
08 AĞUSTOS 2026

Mustafa Kemal şuurlu bir Müslüman ve askerdir

Salih Bozok’a 4 Ekim 1911’de İstanbul’a geri dönmesi ile alakalı yazdığı uzun bir mektupta şunları yazmıştır

01.04.2026 00:20:00
Haber Merkezi
 
Mustafa Kemal şuurlu bir Müslüman ve askerdir
Mustafa Kemal şuurlu bir Müslüman ve askerdir
Salih Bozok'a 4 Ekim 1911'de İstanbul'a geri dönmesi ile alakalı yazdığı uzun bir mektupta şunları yazmıştır:

"2 Ekim 1911'de İstanbul'dan hareket olundu. Harbiye Nazırı da ister istemez muvafakat olundu. Maksadımız ebedî bir sahayı mücadeleye açmaktır. Muvaffakiyet Allah'tan.

Lüzum ve faide görürsem seni ve daha bazı arkadaşları da isteyeceğim…

Allah nasip ederse saha-i mücadelatta (savaşımlar alanında) birleşiriz. Cenab-ı Hak takdir etmişse ahrette buluşuruz." 







Ayn-ı Mensur karargâhından 25-26 Nisan 1912'de gece saat 6'da Salih Bozok için kaleme aldığı bir mektuptan;

"…Ah Salih, Allah bilir hayatımın bugüne kadar orduya bir uzuv olabilmekten başka bir emel-i vicdani edinmedim. Çünkü vatanın muhafazası, milletin saadeti için, her şeyden evvel ordumuzun o Viyana surlarına süngüsünü saplayan ordu olduğunu dünyaya bir daha ispat lüzumuna çoktan beri kani idim." 







18 Ekim 1914'te Fuat Bey'in evliliği ile alakalı da şunları yazmıştır:

"Kardeşim Fuat, Mektubunu aldım. Cenab-ı Hak'tan izdivacının mesud ve müteyemmen olmasını kemal-i hulus ile niyaz ederim. Cenab-ı Hak bahtiyar etsin kardeşim."

20 Ağustos 1919'da, Erzurum'dan, Sivas Valisi Reşit Paşa'ya çektiği telgraf:

"İngilizler bu husustaki tehdidâtında daha ileri giderek Batum'daki askerlerinin Samsun'a ihracına karar verdiler. Hatta mahza bendenizi tehdit için bir tabur çıkardılar.

Fakat bu teşebbüse karşı, milletin kavi bir azim ve iman ve ateş ile mukabele edeceği hakikati kendilerince tahakkuk ettikten sonra, hem kararlarından sarf-ı nazar etmeğe ve hem de Samsun'a çıkarmış oldukları askerleriyle beraber orada bulunan taburu nakletmeğe mecbur oldular." 







Savaşları kazandıran da O'ndaki ve milletindeki bu imanla mukabele gücü değil midir?

Meclis konuşmalarında da aynı şekilde Cenab-ı Hakkı anan bir liderdir. İnanınız, bugünkü siyasîlerde olmadığı kadar Allah'ı hatırlatan hitabeleri vardır.

Atatürk çok şuurlu bir Müslüman ve askerdir.

Bugüne değin uzanan medeniyetler mücadelesinin inanç temelli olduğunun farkındadır ve yaptığı savunmanın haçlı ile İslam dünyası arasındaki savaş olduğunu bilerek Millî Mücadele'de yer almıştır.

Millî Mücadele ve Meclis'in açılışından sonra izlediği siyaset, İslam âlemi ile bütünleşmek ve haçlıya karşı savaşmak çizgisinden ayrılmamıştır. Konuşmalarında ve yazışmalarında da bundan başka bir şey işlememiştir.







19 Eylül 1921'de, Büyük Millet Meclisi'ndeki konuşmasında bakın neyin altını çiziyor:

"… Kral Konstantin bazı hükûmetletlerin hoşuna gitmek için Venizelos tarafından açılan deftere daha büyük bir hız vermek istediği zaman gasp ve istila seferine gayet derin bir dinî taassup ile girişmişti.

Haçlının asırlarca evvel takip ettiği dinî gayelerini canlandırmak için Mesih tarafından kendisini memur zannetti. İzmir'de ilk karaya çıktığı zaman İzmir şehrine değil, vaktiyle haçlının çıktığı yeri seçerek oraya çıkmıştır.







O mahallin, Eskişehir ve diğer Müslüman Türk şehirlerinin isimlerini değiştirdi.

Kral Konstantin'in arzusu haçlı kahramanları sırasına geçmek ve eski istilacı zalimleri taklit etmekti.

Avrupa bu serserilikleri uzaktan seyretti. Fakat efendiler, Cenab-ı Hak bize yardım etti…" 

Ve 24 Nisan 1920'de Meclis yeni açıldığında, savaş devam ederken, Büyük Millet Meclisi gizli oturumunda söylediği sözlerdeki ölçüye bakınız:







"… Maddî ve manevî kuvvetler karşısında bütün cihan ve Hıristiyan siyasetinin en şiddetli hırslarla haçlı muharebesi yapmasına karşı sınır haricinde bize yardımcı olacak, birer dayanak noktası teşkil edecek kuvvetleri düşünmek mecburiyeti de pek tabii idi.

İşte haricen ifade etmemekle beraber, hakikatte bu dayanak noktasını aramaktan geri durmadık. Bittabi, selamet ve kurtuluş için yegâne kaynak İslam âleminin kuvvetleri olmuştu.

İslamiyet âlemi birçok bakımdan, milletimizle devletimizin bağımsızlığıyla yakından ve fevkalade bir sûrette alaka ve dinî bağlılığı olmakla ve bu veçhile bütün İslam âleminin mânen bize yardımcı ve destek olduğunu zaten kabul ediyoruz."  14 Eylül 1921, Millete Beyanname'den:







"… Bu derece azim bir fedakârlık hissi ile topraklarını müdafaa eden milletimiz ne kadar iftihar etse haklıdır. Bağımsızlık mücadelemizde inayet-i semadaniyesini Türk milletinden esirgemeyen Cenab-ı Hakka hamd ü sena etmeyi asla unutmayalım…" 

16 Nisan 1921, Dersaadet'te Müşir Fuat ve Ferik Rıza Paşalar ve eski Ayan Reisi Rıfat Beyefendi hazretlerine;

"… Teşekkürler arz eder ve Allah'ın yardımının devamlı olarak, millî azmin coşkun timsali olan ordumuzun yanında olması hususunda dualarınızı rica eylerim, efendim." 

13 Ağustos 1919 Sivas Kongresi'ne davet için Şeyh Mahmut Efendi Hazretlerine;

"… O havalide İngilizlerin aldatıcı telkinlerinin önüne geçilmesi pek ziyade lazımdır. Cenab-ı Hak cümlemize muvaffakiyetler ihsan buyursun."  (Prof. Dr. Haydar Baş Hoş Geldin Atatürk eserinden)

Medyada holdingleşme tarafsızlığı yok etti

Küresel çapta dev holdinglerin ve siyasi güç merkezlerinin medya sektöründeki hakimiyeti, haberciliğin temel ilkesi olan siyasal tarafsızlığı giderek daha fazla yıpratıyor

08.08.2026 00:18:00
Abdülkadir Gündoğdu
 
Medyada holdingleşme tarafsızlığı yok etti
Medyada holdingleşme tarafsızlığı yok etti
Küresel çapta dev holdinglerin ve siyasi güç merkezlerinin medya sektöründeki hakimiyeti, haberciliğin temel ilkesi olan siyasal tarafsızlığı giderek daha fazla yıpratıyor.

Medya sahipliğinin birkaç merkezde toplanması, halkın haber alma hakkını ve demokratik çoğulculuğu riske atıyor.

Medya, tarihsel olarak demokrasilerin "dördüncü kuvveti" ve kamuoyunun denetim mekanizması olarak konumlandırılsa da son yıllarda mülkiyet yapılarında yaşanan dönüşüm bu işlevi tartışmalı hale getirdi.

Yayın organlarının bağımsız gazeteciler veya kamu odaklı kurumlar yerine; inşaat, enerji, finans ve savunma gibi farklı sektörlerde faaliyet gösteren büyük sermaye gruplarının eline geçmesi, haber merkezlerindeki yayın çizgisini doğrudan etkiliyor.







Sermaye ilişkileri ve siyasal iklimin habere yansıması

Geleneksel gazetecilik ilkeleri; tarafsızlık, nesnellik ve kamu yararını her türlü çıkarın üzerinde tutmayı gerektirir. Ancak medya organlarının ticari ve siyasi ağlarla örülü mülkiyet yapıları, haberin mutfağında ciddi bir "filtreleme" sürecini beraberinde getiriyor.

Medya sahiplerinin devlet ihalelerine giriyor olması veya kamu düzenlemelerine bağımlı sektörlerde yatırım yapması, yayın organlarının siyasi iktidarlarla ve güç odaklarıyla çatışmaktan kaçınmasına yol açıyor. Bu durum, eleştirel haberciliğin yerini otosansüre ve tek sesliliğe bırakması riskini doğuruyor.







Çapraz sahiplik ve algı yönetimi

Medya sektöründe çapraz sahiplik (aynı sermaye grubunun gazete, televizyon, radyo ve dijital platformların tümüne sahip olması) yayın çeşitliliğini görünürde artırsa da, özünde aynı mesajın farklı kanallardan yinelemesine dayanıyor.

Gündem Belirleme Gücü: Farklı mecralara sahip gruplar, kamuoyunun neyi konuşup neyi konuşmayacağını tek elden yönlendirebiliyor.

Otosansör Mekanizması: Gazeteciler, bağlı bulundukları holdingin ticari veya siyasi çıkarlarıyla çelişen haberleri yapmaktan kaçınmak zorunda kalabiliyor.

Tiraz ve Reyting Kaygısı: Reklam verenlerle ve kamusal fonlarla kurulan ilişkiler, editoryal bağımsızlığın önüne geçebiliyor.







Dijital medya çözüm mü, yeni bir bağımlılık mı?

Geleneksel medyadaki bu tarafsızlık krizine karşı dijital yayıncılık ve bağımsız haber platformları alternatif bir kanal olarak öne çıksa da, dijitalleşme kendi zorluklarını beraberinde getiriyor. Algoritma bağımlılığı, fonlama sorunları ve dev teknoloji şirketlerinin tekelci yapısı, dijital haberciliğin de sürdürülebilirliğini ve tarafsızlığını sınamaktadır.







Uzmanlar, siyasal tarafsızlığın ve haber etiğinin korunabilmesi için şu adımların kritik olduğuna dikkat çekiyor:

Şeffaf Mülkiyet Yapısı: Medya organlarının nihai sahiplerinin ve finansman kaynaklarının kamuoyuna açıkça beyan edilmesi.

Editoryal Bağımsızlık Güvencesi: Yayın sahibi ile haber merkezi arasındaki sınırları koruyan yasal ve kurumsal güvencelerin oluşturulması.

Kamu Yayıncılığının Güçlendirilmesi: Siyasi baskılardan uzak, doğrudan halka hesap veren özerk kamu yayıncılığı modellerinin teşvik edilmesi.

Medya sahipliğinin şeffaflaşmadığı ve editoryal bağımsızlığın teminat altına alınmadığı bir düzende, siyasal tarafsızlık bir ilke olmaktan çıkıp yalnızca bir temenni olarak kalma riskiyle karşı karşıya.

Adana'daki kadın cinayetinde 13 tutuklama

Adana'da 24 yaşındaki kadını sokak ortasında öldüren zanlı, yaklaşık 750 saatlik kamera görüntülerinin incelemesinin ardından İstanbul'da saklandığı petshopta yakalandı

03.08.2026 10:50:00
İhlas Haber Ajansı
 
Adana'daki kadın cinayetinde 13 tutuklama
Adana'daki kadın cinayetinde 13 tutuklama
Adana'da 24 yaşındaki kadını sokak ortasında tabancayla vurarak öldüren zanlı, yaklaşık 750 saatlik kamera görüntülerinin incelemesinin ardından İstanbul'da saklandığı petshopta yakalandı. Şüphelinin ifadesinde cinayeti kıskançlık nedeniyle işlediğini öne sürdüğü öğrenilirken, olayla ilgili gözaltına alınarak adliyeye sevk edilen 15 şüpheliden 13'ü tutuklandı.






Olay, 24 Temmuz'da merkez Seyhan ilçesi Gülbahçesi Mahallesi 13362. Sokak'ta meydana geldi. İddiaya göre, Reyhan Acar (24) sokakta bir kişinin tabancayla açtığı ateş sonucu kanlar içerisinde yere yığılırken, saldırgan olay yerinden kaçtı. Çevredekilerin ihbarı üzerine bölgeye sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. İlk müdahalesi olay yerinde yapılan Acar, ambulansla kaldırıldığı hastanede tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybetti.

İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ekipleri, cinayeti aydınlatmak için yaklaşık 750 saatlik güvenlik kamerası görüntüsünü mercek altına aldı. Yapılan çalışmalar sonucunda saldırıyı Bilal F.'nin (24) gerçekleştirdiği belirlendi. Şüphelinin eşi Öykü F. (22) ile birlikte İstanbul'a kaçtığını tespit eden ekipler, soruşturmayı derinleştirdi. Çalışmalarda Bilal F.'nin kaçmasına ve saklanmasına yardım ettiği öne sürülen 13 kişinin kimliği de belirlendi.







Yunanistan'a kaçma planı başarısız oldu

Yapılan araştırmalarda Bilal F. ile eşi Öykü F.'nin Edirne'ye giderek Yunanistan'a kaçmayı planladığı tespit edildi. Ancak polis uygulamasını fark eden şüphelilerin ayçiçeği tarlasına kaçarak izlerini kaybettirdiği, bir gece burada saklandıktan sonra yeniden İstanbul'a döndükleri öğrenildi.







Yakalanmamak için 3 saatte bir adres değiştirdi, petshopta yakalandı

Cinayet dedektifleri, şüphelilerin İstanbul Bahçeşehir'de bir sitede saklandığını belirledi. Özel Harekat polislerinin de desteğiyle düzenlenen operasyonda Öykü F. sitenin bahçesinde yakalanırken, Bilal F. adreste bulunamadı. Bölgedeki güvenlik kameralarını inceleyen ekipler, zanlının yakalanmamak için yaklaşık 3 saatte bir adres değiştirdiğini belirledi. İzini süren polis, Bilal F.'yi siteye yakın bir petshopta saklanırken yakalayarak gözaltına aldı.

Bilal F.'nin yakalanmasının ardından harekete geçen ekipler, şüphelinin Adana'dan kaçmasına ve İstanbul'da saklanmasına yardım ettiği belirlenen 13 kişiyi de eş zamanlı operasyonlarla gözaltına aldı. Gözaltına alınanlar arasında bulunan Fırat T.'nin cinayet suçundan 39 yıl, Şeyhmus Y.'nin ise yine cinayet suçundan 37 yıl kesinleşmiş hapis cezasıyla arandığı öğrenildi.









Cinayeti kıskançlık nedeniyle işlediğini öne sürdü

Emniyetteki sorgusunda Bilal F.'nin "Reyhan ile ilişkimiz vardı. Başkasıyla görüştüğünü düşündüğüm için kıskançlık krizine girdim. Bu nedenle saldırıyı gerçekleştirdim" dediği öne sürüldü.

Emniyetteki işlemlerinin ardından Bilal F. ve eşi Öykü F. ile birlikte 15 şüpheli adliyeye sevk edildi. Mahkemeye çıkartılan Bilal F. ve 12 şüpheli tutuklanırken, Bilal F.'nin eşi Öykü F. ile 1 şüpheli adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.