logo
08 AĞUSTOS 2026

Mustafa Kemal ve hilafet -2-

Gerek saltanat ve gerekse halifeliğin kaldırılması, tek kişide toplanan egemenliğin sona erdirilmesi maksadıyladır. Halifeliğin bir şahsın temsilinde bulunması, kaldırılmasıyla sona ermiştir

16.03.2026 00:10:00
Haber Merkezi
 
Mustafa Kemal ve hilafet -2-
Mustafa Kemal ve hilafet -2-
Gerek saltanat ve gerekse halifeliğin kaldırılması, tek kişide toplanan egemenliğin sona erdirilmesi maksadıyladır. Halifeliğin bir şahsın temsilinde bulunması, kaldırılmasıyla sona ermiştir.

İlan edilen Cumhuriyet ile egemenlik millete geçmiş; hilafet de tek kişiye ait olmaktan çıkarılarak, Cumhuriyetin ve hükûmetin şahsında koruma altına alınmıştır.

Dediklerimizin ispatı Atatürk döneminde, 3 Mart 1924'te çıkarılan 431 sayılı Hilafetin İlgasına ve Hanedan-ı Osmaniye'nin T.C. Memaliki Haricine Çıkarılmasına Dair Kanun'dur.

Bu kanunun 1. maddesi şöyledir: "Halife halledilmiştir. Hilafet hükûmet ve cumhuriyet mânâ ve mefhumunda esasen mündemiç olduğundan hilafet makamı mülgadır."







Mündemiç; varlığın içinde bulunan, varlığın yapısına karışmış olan demektir.

Yani hilafet tamamen kaldırılmamış; Meclis'e ve Cumhuriyete ait olarak bırakılmıştır.

İzmit sinema binasında 19 Ocak 1923 tarihinde yaptığı mülakatta bağımsız İslam devletlerinin seçeceği halife-i müslimin hakkında şunları söyler:

"Bağımsız İslam hükûmetlerinin selahiyet sahibi delegeleri bir araya gelip bir kongre yaparlar ve derlerse ki, Türkiye ile İran arasında, İran ile Afgan arasında, Mısır, Hint arasında veya bütün bunlar arasında şu veya bu münasebetler teessüs etmiştir.







Bu ortak münasebetleri muhafaza etmek için bu ortak münasebetlerin ihtiva ettiği şartlar dahilinde hareketi temin etmek için bütün İslam devletlerinin delegelerinden meydana gelen bir şûra teşekkül edecektir. Ve o şûranın bir riyaset makamı olacaktır. İşte o makama seçilecek olan zat halife-i müslimin olacak zattır."  






Hilafet konusu Nutuk'ta bizzat Atatürk tarafından şöyle ele alınır:

"Ortaya atılan görüş şuydu: Avrupa'da, Asya'da, Afrika'da ve diğer kıt'alarda yaşayan Müslüman toplumları, gelecekte herhangi bir gün kendi irade ve arzularını kullanacak bir güç ve özgürlüğe kavuşurlar ve o zaman lüzumlu ve yararlı görürlerse, çağın gereklerine uygun birtakım uyuşma ve birleşme noktaları bulabilirler.

Şüphesiz, her devletin, her toplumun birbirinden karşılayabileceği ihtiyaçları vardır. Karşılıklı çıkarları olacaktır.

Tasarlanan bu bağımsız İslâm devletlerinin yetkili temsilcileri bir araya gelip bir kongre yaparlar ve 'falan ve filân İslâm devletleri' arasında şu veya bu ilişkiler kurulmuştur. Bu ortak ilişkileri korumak ve bu ilişkilerin gerektirdiği şartlar içinde birlikte hareket sağlamak için, bütün İslâm devletlerinin temsilcilerinden kurulu bir meclis oluşturulacaktır.

'Birleşmiş olan İslâm devletleri bu meclisin başkanı tarafından temsil edilecektir' derlerse ve isterlerse, işte o zaman, o 'Birleşik İslâm devletine hilâfet ve ortak Meclis'in başkanlığına seçilecek zata da halife unvanını verirler." 







Rahmetli Adnan Menderes, Ata'nın Nutuk'ta altını çizdiği görüşlerini devam ettirmek maksadıyla, 1958 senesinde, "Eğer isterseniz hilafeti de getirebilirsiniz" demiş ve bir rivayet, 27 Mayıs'a giden süreç bu açıklamadan sonra başlamıştır.

Hilafet bahsinin Atatürk'ün bıraktığı ve gizliliği halen muhafaza edilen vasiyetnamesinde de yer aldığını söyleyen pek çok araştırmacı vardır.

1988'de açıklanması gereken vasiyetnamenin, Kenan Evren'in talimatıyla 25 sene daha gizlenmesine karar verildiğini belirten Aytunç Altındal, Mustafa Kemal'in vasiyetteki hilafet projesini şöyle aktarır:







"Atatürk'ün hilafet sisteminde, İslam ülkeleri aralarında Şûra oluştururlar. Beş ülkeyi daimi yönetici seçerler, meclisleri sırayla hilafet makamını temsil eder şeklinde…"

Sonuç olarak hilafet, Atatürk'ün ömrü vefa etseydi hayata geçireceği ve İslam devletlerini birleştirmek için kullanacağı bir sistem ve yol olacaktı.

Tekrar edelim ki; 3 Mart 1924'te çıkarılan 431 sayılı Hilafetin İlgasına ve Hanedan-ı Osmaniye'nin T.C. Memalik-i Haricine Çıkarılmasına Dair Kanun'un 1. maddesi ne göre; "Halife halledilmiştir. Hilafet hükûmet ve cumhuriyet mânâ ve mefhumunda esasen mündemiç olduğundan hilafet makamı mülgadır."







Mündemiç; varlığın içinde bulunan, varlığın yapısına karışmış olan demektir.

Yani hilafet tamamen kaldırılmamış, hükûmete ve cumhuriyete ait olarak bırakılmıştır.

Bunu, 10 Ocak 1921'de, 1. İnönü Savaşı'nın başladığı gün kaleme aldıkları muhtıra da da beyan ederler:

"… Hilafet ve saltanat makamı ve bu yüce makamda oturan zat-ı hümayun, Büyük Millet Meclisi'nin kanunları dairesinde saklı ve korunmuştur.

İmza: Büyük Milllet Meclisi Reisi Mustafa Kemal." 







Hilafetin arkasına sığınarak bundan dolayı Atatürk'ü dinsizlikle itham edenler son derece büyük bir İngiliz oyununun ve de ahiret vebalinin içindedirler. 

Kaldı ki, bir Bektaşî olan Atatürk'ün, hilafetin Hz. Ali'nin hakkı olduğuna dair beyanları da vardır:

"… Vaktaki Muaviye ile Hz. Ali karşı karşıya geldiler, Sıffin vakasında… Muaviye'nin askerleri Kur'an-ı Kerim'i mızraklarına diktiler ve Hz. Ali'nin ordusunda bu sûretle tereddüt ve zaaf husule getirdiler.

İşte o zaman dine fesat, İslamlar arasında münaferet (ayrılık) girdi ve o zaman Hak olan Kur'an, haksızlığı kabule vasıta yapıldı." 

Siz Mustafa Kemal'in, Hz. Ali'nin olan halifeliği hakkı gasp edilerek Muaviye'nin aldığı inancından yola çıkarsanız, hilafetin mecliste mündemiç olması zaten hakkı olana verilmeyen hilafetin emanet edilmesi mânâsına da gelir.

Bu görüş O'nun inanç dünyasına da uygundur. Prof. Dr. Haydar Baş Hoş Geldin Atatürk eserinden)

Büyükçekmece'de toprak kayması: Çalışmalar tamamlandı

Büyükçekmece'de meydana gelen göçükte 2 kişinin toprak altında kaldığı ihtimali üzerine başlatılan arama kurtarma çalışmaları, göçük altında kimsenin bulunmadığının tespit edilmesinin ardından sona erdi

04.08.2026 00:30:00 / Güncelleme: 04.08.2026 06:17:18
İHA
 
Büyükçekmece'de toprak kayması: Çalışmalar tamamlandı
Büyükçekmece'de toprak kayması: Çalışmalar tamamlandı
Mimar Sinan Sahili'nde meydana gelen toprak kaymasının ardından göçük altında 2 kişinin bulunduğu iddiasına ilişkin yürütülen arama kurtarma çalışmaları sona erdi. AFAD, itfaiye, sağlık ve polis ekiplerinin iş makineleri desteğiyle yürüttüğü çalışmalarda herhangi bir kişiye rastlanmadı. Çalışmaların tamamlanmasının ardından ekipler bölgeden ayrıldı.








Akşam saatlerinde olay yerinde inceleme yaparak bilgi alan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Vekili Nuri Arslan, "Saat 18.00 civarı, Büyükçekmece Mimar Sinan Mahallesi'nde bir toprak kayması oldu. Olay duyulunca itfaiye, AFAD ekiplerimiz, Büyükçekmece Belediye Başkan Vekilimiz, Kaymakamımız, Valiliğimizle berabere olay yerine geldik. Şu an itibariyle toprak kayması olduğu yerde, toprak kaldırıldı. Şu ana kadar herhangi bir olumsuzluk yok. Hiçbir can kaybı ile karşı karşıya değiliz, şu an itibariyle de olay yeri temizlenmiş durumda. Burası, kum kaya dediğimiz bir sistem üzerine oturtulmuş ama yukarıda anladığım kadarıyla, tarım yapmış veya yoğun bahçe sulama nedeniyle oluşan bir toprak kayması. İlk ihbar, bir anne ve bir çocuk kaldığı, sonra üç kişi diye bir ihbar geldi ama tüm yetkililerle birlikte bir çalışma yaptık ve olumsuz bir şeye rastlamadık" dedi.








Toprak kayması anında bölgede olduğunu belirten Metin Küçük isimli bir vatandaş, "Buradan geçip sahile giderken bir patırtı koptu. Orada bir aile gördüm. Toprak gelince aile kalktı, oradan çıktılar" diye konuştu.

Olay hakkında konuşan görgü tanığı Çağlayan İşgören ise, "Yıkım anını görmedim ama ambulanslarla itfaiyeyi görünce yangın vardır diye tahmin ettim. Merak edip aşağı indim. Bir anne ile çocuğunun toprak altında kaldığını söylediler ama tam belli değildi. Allah'tan pazar günü olmadı. Yoksa çok insan altında kalırdı. Çünkü pazar günü iğne atsan yere düşmüyor buralarda" şeklinde konuştu.
 
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.