logo
28 TEMMUZ 2026

Müzakereler itiraza takıldı

11.10.2003 00:00:00
 
Diplomatik kaynaklar, Irak'a asker gönderme tezkeresinin kabulünün ardından ABD ile bu konunun ayrıntılarının belirleneceği çalışmaların çok yönlü olarak yapılması gerektiğini belirterek, bu müzakerelere hafta başında başlanması ihtimalini gerçekçi görmüyorlar.

Müzakerelere başlanabilmesi için öncelikle ABD'nin Irak'taki grupları Türk askerinin gelişine ilişkin ikna etmesi gereğine dikkat çeken aynı kaynaklar, bu çerçevede Irak'ın yönetiminde yeni bir düzenlemeye gidiliyor olmasının da Türkiye ile yapılacak süreçte etken olacağını ifade ediyorlar.

New York Times gazetesinin haberinde, Irak ve Afganistan'ın yönetiminde yeni bir düzenlemeye giden Beyaz Saray'ın, Ulusal Güvenlik Danışmanı Condoleezza Rice başkanlığında yeni bir "Irak İstikrar Grubu" oluşturacağı bildirilmişti.

Bu bölgelerde Beyaz Saray ve Rice'a daha fazla sorumluluk verilmesi anlamına gelecek bu yeni düzenlenmeyle birlikte, Irak'taki siyasi işler, terörizmle mücadele, ekonomik kalkınma ve medyaya açık mesajlar gönderilmesi çalışmalarını koordine etmek için çalışma grupları oluşturuluyor.

Masada pekçok soru var

Irak'ta şu anda Türkiye'nin varlığı aleyhine esen rüzgarın dinmesinin ardından, ABD ile başlaması öngörülen müzakerelerde; Türk askerinin hangi bölgeye, ne zaman gideceği, birbiriyle ilişkili olarak ele alınacak. Türk tarafına Büyükelçi Deniz Bölükbaşı'nın başkanlık etmesi beklenen görüşmelerde, bunun yanı sıra lojistik konular, ikmal yolları, Türkiye'nin bölgedeki imajı ve terör örgütü PKK-KADEK'in tasfiyesi gibi konular da masaya yatırılacak.

Ankara, Irak'a "işgalci değil, dost olarak ve Iraklıların egemenliklerini bir an önce kendi ellerine alabilmelerine yardımcı olmak amacıyla" gitmek istiyor. Irak'ta sadece askeri varlığıyla değil, ülkenin yeniden yapılandırılmasına katkı sağlayacak birimleriyle bulunmayı da isteyen Türkiye, bu çerçevede arzu ettiği buçok yönlü katılım için ABD'den destek bekliyor.

İkinci sınır

kapısı açılacak

Bu arada Türkiye ile Irak arasında "ikinci bir sınır kapısının elzem olduğu" düşüncesinden hareketle, ikinci kapının Ovaköy'de açılması planlanıyor. Diplomatik kaynaklar, Habur sınır kapısının ticari ilişkiler, insani yardımlar ve ABD'ye halen yapılan askeri ikmaller dikkate alındığında yetersiz kalacağını belirtiyorlar.

Hem aşırı sıcak hem şiddetli poyraz geliyor!

Hafta sonundaki serinlemenin ardından sıcaklıklar yeniden tırmanışa geçti. Termometrelerin 43 dereceyi göreceği batı ve güney illeri için "orman yangını" uyarısı yapılırken, Marmara ve Ege'de saatte 65 kilometreyi bulacak poyraz fırtınası bekleniyor

28.07.2026 14:10:00
Haber Merkezi
 
Hem aşırı sıcak hem şiddetli poyraz geliyor!
Hem aşırı sıcak hem şiddetli poyraz geliyor!
Meteoroloji Genel Müdürlüğü, Türkiye genelini etkisi altına alacak yeni hava dalgasına ilişkin güncel tahmin raporunu yayımladı. Hafta başından itibaren kademeli olarak artan hava sıcaklıklarının, özellikle Ege, Akdeniz ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde mevsim normallerinin üzerine çıkacağı belirtildi. Yüksek sıcaklıklara eşlik edecek kuvvetli rüzgarlar ise afet riskini beraberinde getiriyor.


Ege ve Akdeniz kavrulacak: 43 derece sınırı!


Hava tahmin uzmanlarının paylaştığı verilere göre, bu hafta Antalya, Diyarbakır ve Şanlıurfa gibi illerde sıcaklıklar 41 dereceyi aşacak. Ege ve Akdeniz'in iç kesimlerinde ise lokal olarak termometrelerin 43 dereceye kadar tırmanması bekleniyor. Uzmanlar, özellikle kronik rahatsızlığı olanların, yaşlıların ve çocukların günün en sıcak saatleri olan 11.00 ile 16.00 arasında dışarı çıkmaması gerektiğinin altını çiziyor.


Poyrazın hızı 65 kilometreye çıkacak


Sıcak hava dalgasıyla birlikte Marmara ve Ege kıyılarında rüzgar da vites yükseltiyor. Çarşamba gününden itibaren etkisini artıracak olan poyrazın, İstanbul'da saatte 55 kilometre, İzmir ve Manisa çevrelerinde ise 65 kilometre hıza ulaşacağı tahmin ediliyor. Rüzgarın sıcaklık hissini bir miktar azaltacağı ancak nem oranını düşürerek yangın riskini maksimum seviyeye çıkaracağı bildirildi.


Kritik yangın uyarısı geldi


Meteoroloji uzmanları, kuvvetli rüzgar ve aşırı sıcakların birleştiği Akdeniz ve Güney Ege şeridi için kritik bir çağrıda bulundu. Ormanlık alanların yakınlarında ateş yakılmaması, sigara izmariti atılmaması ve cam atıkların doğada bırakılmaması konusunda yerel yönetimler ve vatandaşlar teyakkuza çağrıldı.


Bugünkü güncel sıcaklıklar


• İstanbul: 32°C (Az bulutlu ve poyraz etkili)

• Ankara: 31°C (Açık ve güneşli)

• İzmir: 37°C (Kuvvetli rüzgarlı ve sıcak)

• Antalya: 41°C (Aşırı sıcak ve kuru hava)

Beş adımda hormon dostu hayat


 
Sürekli yorgun hissetmek, sabah dinlenmeden uyanmak, kilo vermekte zorlanmak, gün içinde enerjinin hızla düşmesi, uyku problemleri, stres karşısında eskisi kadar dayanıklı hissedememek… Pek çok kişi bu şikayetleri yaşlanmanın doğal sonucu olarak kabul ediyor olsa da bu belirtilerin arkasında bedenin görünmez yöneticileri olan hormonlar yer alabilir. 

28.07.2026 10:54:00
MURAT ÇORBACI
 
Beş adımda hormon dostu hayat
Beş adımda hormon dostu hayat

Sürekli yorgun hissetmek, sabah dinlenmeden uyanmak, kilo vermekte zorlanmak, gün içinde enerjinin hızla düşmesi, uyku problemleri, stres karşısında eskisi kadar dayanıklı hissedememek… Pek çok kişi bu şikayetleri yaşlanmanın doğal sonucu olarak kabul ediyor olsa da bu belirtilerin arkasında bedenin görünmez yöneticileri olan hormonlar yer alabilir. Hormon dengesinin sağlıklı yaşlanmanın görünmeyen sırrı olduğunu belirten İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Erkan Sarıyıldız, "Uzun ve sağlıklı yaşamın temelinde bedenimizin kimyasını anlamak yatıyor. Hormonlarımızı tanımak, yalnızca bir hastalığı tedavi etmek değil, önümüzdeki sağlıklı on yılları bilinçli şekilde inşa edebilmek anlamına geliyor" diyor ve hormonları destekleyen 5 öneride bulundu.

Hangi hormon, ne işe yarıyor?

İnsulinin kan şekerimizi düzenlediğini ve enerji metabolizmamızın anahtarı olduğunu söyleyen Dr. Erkan Sarıyıldız, "Yıllar içinde gelişen insülin direnci, yaşlanma sürecinin en sinsi başlangıçlarından biridir" ifadesini kullandı.
Kortizol, stres hormonu olarak kısa süreli yararlı etkileri olsa da kronik hale geldiğinde ve hep yüksek kaldığında bedeni yavaş yavaş yıpratıyor.
Tiroid hormonları metabolizmanın hızını ayarlıyor ve ne kadar enerji ürettiğimizi belirliyor.
Östrojen ve progesteron kadın sağlığının yanı sıra kemikleri ve kalbi koruyor.
Testosteronun yalnızca erkeklerde değil, kadın bedeninde de salgılandığını belirten Dr. Erkan Sarıyıldız, "Testosteron kasları, ruh halini ve canlılığı destekler" dedi.
Melatonin hormonu uykunun ve biyolojik saatin bekçisi olarak görev yapıyor.
Büyüme hormonu ise dokuların onarımından sorumlu.

Hormonlar nasıl desteklenir?

• Kaliteli uykuya öncelik verin: Melatonin ve büyüme hormonu başta olmak üzere birçok hormon gece uykusu sırasında düzenlenir. Yetersiz uyku hormonal dengeyi bozabilir.
• Düzenli egzersiz yapın: Kas kütlesini koruyan direnç egzersizleri ve aerobik aktiviteler, insülin duyarlılığını artırırken testosteron ve büyüme hormonu gibi sistemlerin sağlıklı çalışmasına da katkı sağlar.
• Kas dostu ve dengeli beslenin: Yeterli protein, sağlıklı yağlar ve liften zengin beslenme; insülin, tiroid hormonları ve metabolik sağlığın korunmasında önemli rol oynar.
• Stresi yönetmeyi öğrenin: Kronik stres nedeniyle sürekli yüksek seyreden kortizol, zaman içinde hem hormonal dengeyi hem de genel sağlığı olumsuz etkileyebilir.
• Sağlıklı kiloyu koruyun ve düzenli kontrollerinizi ihmal etmeyin: Hormonal değişimler yaşla birlikte kaçınılmaz olsa da düzenli takip ve sağlıklı yaşam alışkanlıkları bu sürecin daha dengeli geçirilmesine yardımcı olur.

Yazın 'boğaz'ınızdan çekmek istemiyorsanız, bu hatalara dikkat!


 
Yaz aylarında gerek yetişkinlerde gerekse çocuklarda boğaz enfeksiyonları daha sık görülüyor. Boğaz ağrısı, yutkunma güçlüğü, boğazda yanma hissi, ses kısıklığı, ateş, halsizlik ve boyunda lenf bezlerinde şişlik gibi belirtilerle ortaya çıkan enfeksiyonlar yaşam kalitesini düşürürken, tedavisi ihmal edildiğinde daha büyük sorunlara yol açabiliyor.

28.07.2026 10:45:00
MURAT ÇORBACI
 
Yazın 'boğaz'ınızdan çekmek istemiyorsanız, bu hatalara dikkat!
Yazın 'boğaz'ınızdan çekmek istemiyorsanız, bu hatalara dikkat!


Kulak, Burun ve Boğaz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Çiğdem Kalaycık, boğaz enfeksiyonlarına virüsler ve bakterilerin yanı sıra yanlış alışkanlıkların da yol açtığını belirtirken, yazın vazgeçilmez lezzeti dondurmayı tüketirken de bazı kurallara dikkat etmek gerektiğini vurguluyor. KBB Uzmanı Prof. Dr. Çiğdem Kalaycık, yazın boğaz enfeksiyonuna yol açan 7 önemli hatayı anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. 

Klimayı aşırı soğuk ayarda çalıştırmak

Yaz aylarında dışarıdaki yüksek sıcaklıkla klimalı ortamlar arasındaki ani sıcaklık değişimi, boğaz mukozasının kurumasına ve tahriş olmasına yol açabiliyor. Özellikle klimanın doğrudan yüz, boyun veya göğüs bölgesine üflemesi boğaz şikayetlerini artırabiliyor. Uzun süre çok soğuk ortamlarda bulunmaksa üst solunum yollarının doğal savunma mekanizmalarını olumsuz etkileyebiliyor. Bu nedenle klima sıcaklığının 22-24 derece arasında tutulması ve hava akımının doğrudan kişiye gelmemesi büyük önem taşıyor.

Yeterince su içmemek

Sıcak havalarda terlemeyle birlikte vücudun sıvı ihtiyacı artıyor. Yeterli su tüketilmediğinde boğaz mukozası kuruyabiliyor ve mikroplara karşı koruyucu bariyer zayıflayabiliyor. Kuruyan boğaz dokusu tahrişe daha açık hale gelirken enfeksiyon etkenlerinin yerleşmesi de kolaylaşabiliyor. Bu nedenle gün boyunca düzenli aralıklarla su içerek boğazın nemli kalması büyük önem taşıyor. Özellikle sıcak yaz günlerinde günlük sıvı ihtiyacının karşılanması, boğaz sağlığını korumanın en basit ama en etkili yollarından biri olarak öne çıkıyor.

Ortak alanlarda hijyene dikkat etmemek

Tatil bölgeleri, havuz kenarları, toplu taşıma araçları, alışveriş merkezleri ve kalabalık kapalı alanlar virüslerin kişiden kişiye yayılması için uygun ortam oluşturabiliyor. Ellerin sık temas ettiği yüzeylerden sonra ağız, burun veya gözlere dokunulması bulaş riskini artırabiliyor. El hijyenine özen göstermek, ortak kullanım alanlarında dikkatli davranmak ve gerekli durumlarda el dezenfektanı kullanmaksa yaz aylarında görülen enfeksiyonlara karşı önemli bir koruma sağlıyor.

Aşırı soğuk içecekleri hızlı tüketmek

KBB Uzmanı Prof. Dr. Kalaycık, "Özellikle yaz aylarının önde gelen lezzeti dondurma toplumdaki yaygın kanının aksine tek başına boğaz enfeksiyonuna neden olmaz. Burada sorun dondurmanın aşırı ve kontrolsüz tüketimidir. Soğuk içeceklerde olduğu gibi dondurmanın da çok hızlı ve aşırı miktarda tüketilmesi, boğazın ani sıcaklık değişimine maruz kalarak boğaz dokusunda tahrişe, boğaz ağrısı ve yanma hissine neden olabiliyor. O nedenle içecekleri çok soğuk ve hızlı tüketmemek, dondurmayı da ağızda ısıtmak ve üzerine bir bardak ılık su içmek fayda sağlayacaktır" dedi.

Uykusuzluk ve yoğun tempoda mola vermemek

Yaz tatilinde değişen uyku düzeni bağışıklık sistemini olumsuz etkileyebiliyor. Geç saatlere kadar uyanık kalmak ve yoğun tempoda mola vermemek vücudun enfeksiyonlara karşı savunma gücünü azaltabiliyor. Yeterli uyku alınmadığında yalnızca halsizlik ve dikkat dağınıklığı değil, üst solunum yolu enfeksiyonlarına yakalanma riskinde de artış görülebiliyor.

Islak mayo ve terli kıyafetleri değiştirmemek

Deniz veya havuz sonrası ıslak mayo ile uzun süre oturmak ya da terli kıyafetleri değiştirmeden saatler geçirmek, vücudun ani ısı değişimlerine maruz kalmasına neden olabiliyor. Bu durum üst solunum yollarında hassasiyeti artırarak bazı kişilerde boğaz ağrısı şikayetlerini tetikleyebiliyor. Bu nedenle yüzme sonrası mayo ya da bikiniyi, ayrıca terli kıyafetleri mutlaka değiştirmek gerekiyor.

Sigara dumanına maruz kalmak

Prof. Dr. Çiğdem Kalaycık, "Özellikle yaz aylarında klima kullanılan kapalı alanlar, kalabalık sosyal ortamlar ve yetersiz havalandırma nedeniyle sigara dumanına uzun süreli maruziyet (pasif içicilik) daha yoğun hale gelebiliyor. Tütün ürünleri ve elektronik sigara, boğaz ve solunum yollarını kaplayan koruyucu mukozayı tahriş ederek enfeksiyonlara karşı doğal savunma mekanizmalarını zayıflatabiliyor. Yapılan çalışmalara göre; bu tür zararlı alışkanlıkları olanlarda ve pasif içicilerde boğaz kuruluğu, tahriş ve öksürük gibi şikayetler daha kolay tetiklenebilirken, üst solunum yolu enfeksiyonları da daha sık görülüyor" şeklinde konuştu.

Kaş'taki orman yangını büyüyor


 
Antalya'nın Kaş ilçesinde gece saatlerinde orman yangını başladı. Yangına havadan ve karadan müdahale ediliyor.

28.07.2026 10:39:00 / Güncelleme: 28.07.2026 10:50:47
HABER MERKEZİ/AA
 
Kaş'taki orman yangını büyüyor
Kaş'taki orman yangını büyüyor

Antalya'nın Kaş ilçesinde çıkan orman yangınına havadan ve karadan müdahale ediliyor. Üzümlü Mahallesi'ndeki ormanlık alanda henüz belirlenemeyen nedenle yangın çıktı. İhbar üzerine bölgeye Antalya Orman Bölge Müdürlüğü ve itfaiye ekipleri yönlendirildi.

Yangına ilk etapta 6 helikopter, 3 uçak, 14 arazöz, 5 su ikmal aracı, 2 ilk müdahale aracı ve 135 orman işçisiyle müdahale ediliyor. Rüzgarın da etkisiyle büyüyen yangını kontrol altına almak için ekiplerin havadan ve karadan müdahalesi sürüyor.

Enerjisi düşürüldü
 
Orman Genel Müdürlüğünün sosyal medya hesaplarından yapılan açıklamada, yangının enerjisinin düşürüldüğü belirtilerek, "Kaş'ta devam eden yangının enerjisini düşürdük. Yangını tamamen kontrol altına almak için havadan ve karadan mücadelemiz devam ediyor" ifadeleri kullanıldı.

Gülistan Doku soruşturmasında eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel farklı suçlardan da tutuklandı

28.07.2026 03:00:00
AA
 
Gülistan Doku soruşturmasında eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel farklı suçlardan da tutuklandı
Gülistan Doku soruşturmasında eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel farklı suçlardan da tutuklandı

Tunceli'de 5 Ocak 2020'den itibaren kendisinden haber alınamayan üniversite öğrencisi Gülistan Doku ile ilgili yürütülen soruşturmada tutuklu bulunan eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel, koruma polisi Şükrü Eroğlu, eski polis memuru Gökhan Ertok, resen soruşturma kapsamında 4 farklı suçlamadan da tutuklandı.

Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında, tutuklu bulunan eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel'in dijital materyallerinde inceleme yapıldı.

Yapılan incelemelerde, Sonel ile soruşturma kapsamında tutuklu bulunan ihraç polis memuru Gökhan Ertok arasındaki yazışmalar, suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme, kişisel verileri hukuka aykırı ele geçirme, kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma, kasten yaralama, yağma ve bilişim sistemindeki verileri yok etme veya değiştirme suçları kapsamında değerlendirildi.

Bu kapsamda 23 Temmuz'da şüpheli E.E. ve S.K, Ankara'da eş zamanlı operasyonla gözaltına alındı.

Söz konusu iddiaların ardından eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel, koruma polisi Şükrü Eroğlu, eski polis memuru Gökhan Ertok, tutuklu bulundukları cezaevinden alınıp sağlık kontrolünden geçirilmek üzere Erzurum Şehir Hastanesine getirildi.

Sonel, Eroğlu ile Ertok, yoğun güvenlik önlemleri altında, soruşturmada ifadeleri alınmak üzere Erzurum Adliyesine sevk edildi.

4 farklı suçtan da tutuklandılar

Cumhuriyet savcısındaki ifadelerinin ardından Sonel, Eroğlu ile Ertok, "Nitelikli yağma", "Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma", "Bilişim sistemlerine hukuka aykırı girme ve bozma" ve "Kişisel verilerin hukuka aykırı ele geçirilmesi" suçlarından tutuklanma talebiyle mahkemeye sevk edildi.

Sonel, Eroğlu ile Ertok, sulh ceza hakimliğince bu suçlamalardan da tutuklandı.

Operasyonda gözaltına alınan ve adliyeye sevk edilen diğer şüphelilerden S.K. tutuklandı, E.E. ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

Böylelikle Erzurum ve Tunceli Cumhuriyet başsavcılıklarınca yürütülen soruşturmada tutuklu sayısı 16'ya yükseldi.

- Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturmayla ilgili açıklama yapmıştı

Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığından konuyla ilgili yapılan açıklamada ise şunlar kaydedilmişti:

"Şüpheli Tuncay Sonel'in dijital materyallerinde yapılan teknik incelemelerde kamu gücünün kötüye kullanıldığı kanunsuz bir ilişki ağına ve Türk Ceza Kanunu'ndaki muhtelif suçlara temas eder mahiyetteki tesadüfi delil niteliğindeki fotoğraf, yazışma ve somut olgulara ulaşılmıştır. Elde edilen deliller doğrultusunda, olayla iltisaklı olduğu değerlendirilen 3'ü halen dosya kapsamında tutuklu toplam 5 şüpheliye yönelik Ankara'da bugün eş zamanlı operasyon düzenlenmiş, cezaevinde bulunmayan 2 hedef şüpheli yakalanarak gözaltına alınmıştır."

15 zanlı tutuklanmıştı

Tunceli'de okuyan üniversite öğrencisi kızları Gülistan Doku'dan (21) 5 Ocak 2020'den itibaren haber alamayan ailesi, memleketleri Diyarbakır'dan Tunceli'ye gelerek 6 Ocak 2020'de emniyete kayıp başvurusunda bulunmuş, yürütülen arama çalışmalarından sonuç elde edilememişti.

Ulaşılan yeni bilgiler doğrultusunda Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığınca, "kasten öldürme", "kasten öldürmeye yardım", "cinsel saldırı", "suç delillerinin gizlenmesi-yok edilmesi", "bilişim sistemine hukuka aykırı olarak girmek suretiyle verileri yok etme-bozma", "kişiyi hürriyetinden yoksun kılma", "suçu bildirmeme" ve "suçluyu kayırma" suçlarından yürütülen soruşturma kapsamında 32 şüpheli gözaltına alınmıştı.

Zanlılardan dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel, eşi Handan Sonel ve oğulları Mustafa Türkay Sonel, Doku'nun SIM kartındaki verileri sildiği iddia edilen eski polis Gökhan Ertok, hastane kayıtlarını sildiği öne sürülen dönemin Tunceli Devlet Hastanesi Başhekimi Çağdaş Özdemir, eski Tunceli İl Özel İdaresi çalışanı Erdoğan Elaldı, Celal Altaş, Nurşen Arıkan, Ferhat Hanedan Güven, Doku'nun erkek arkadaşı Zeinal Abakarov, annesi Cemile Yücer ve eski polis olan üvey babası Engin Yücer, Tuncay Sonel'in o dönem koruma polisliğini yapan Şükrü Eroğlu, güvenlik korucusu Fatih Özmen ve Doku'nun telefonuna müdahale ettiği değerlendirilen bilişim şirketinin sahibi Mehmet Aca tutuklanmış, Uğurcan A, Munzur Üniversitesinin güvenlik kameralarından sorumlu Savaş G. ve Süleyman Ö, hastane kayıtlarını sildiği iddia edilen B.Y. ve Y.E, iş insanı O.Y, Y.A, F.K, A.Ş, H.K, E.E, M.Y, T.S, E.Y, haklarında yurt dışına çıkış yasağı kararı verilerek adli kontrol şartıyla, Y.S, M.P. ve Y.A. savcılık ifadesinin ardından serbest bırakılmıştı.

Kırmızı bültenle aranan firari şüpheli Umut Altaş ise ABD'de gözaltına alınmıştı.

Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığınca, eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel hakkında yürütülen soruşturma çerçevesinde dönemin Tunceli Emniyet Müdürü Yılmaz Delen, tanık olarak ifadeye çağrılmıştı. 

Çerçeve Yasa bu hafta Meclis'e geliyor

İktidarın "Terörsüz Türkiye" olarak adlandırdığı yeni çözüm sürecinde en kritik aşamaya girildi. PKK'nın tasfiyesi ve silah bırakma sürecinin hukuki altyapısını oluşturacak 10-12 maddelik "çerçeve yasa" teklifinin bu hafta TBMM Başkanlığı'na sunulması bekleniyor. Meclis tatile girmeden yasalaşması hedeflenen düzenlemenin sınırları netleşirken, siyasi kulisler hareketlendi

27.07.2026 18:30:00
Haber Merkezi
 
Çerçeve Yasa bu hafta Meclis'e geliyor
Çerçeve Yasa bu hafta Meclis'e geliyor
Ekim 2024'te MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin çağrısıyla başlayan, Temmuz 2025'te örgüt üyelerinin Kuzey Irak'ta sembolik olarak silah yakması ve Şubat 2026'da TBMM Komisyon raporunun kabul edilmesiyle ilerleyen süreçte, hukuki zemin nihayet şekilleniyor.

Cumhurbaşkanlığı, TBMM Başkanlığı ve Adalet Bakanlığı yetkililerinin ortaklaşa hazırladığı taslak metinde yasanın sınırları ana hatlarıyla belirlendi.

Yasa, PKK'nın silah bıraktığının ve kendisini resmen feshettiğinin teyit edilmesiyle yürürlüğe girecek.

İlk aşamada suça karışmamış örgüt mensuplarının eve dönüşü kolaylaştırılacak ve denetimli serbestlik hükümleri uygulanacak.

Çerçeve Yasa kapsamında dönüş yapan bu kişilere, topluma entegrasyon sürecinde beş yıl boyunca siyaset yasağı getirilmesi öngörülüyor.

Kandil'deki örgüt yöneticilerine ve lider kadrosuna ilk etapta dönüş yolu açılmayacak.

Yasanın uygulama süresinin 3 yıl olması ve ihtiyaç halinde 6 aylık periyotlarla uzatılması planlanıyor.


DEM Parti ve PKK kanadından açıklamalar


Yasa teklifi öncesinde TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, AK Parti, MHP, CHP ve DEM Parti gruplarını ziyaret ederek temas trafiğini yürüttü.

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, yasanın muhtemelen bu hafta geleceğini belirterek, "Bu yasa her şey değil ama çok önemli bir aşamadır. Kategorik ayrımlar yapmamalı, tam bir yasa olmalıdır" dedi. DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit ise yasanın "yeni bir başlangıcın ilk adımı" olduğunu, siyasete katılım ile dönüşleri hukuki güvenceye bağlaması gerektiğini vurguladı ve yasa sonrasında Meclis'te bir "barış izleme ve takip kurulu" kurulmasını talep ettiklerini açıkladı.

KCK Yürütme Konseyi Üyesi Mustafa Karasu da taslağı beklediklerini ifade ederek, "Süreci zaten doğru buluyoruz, destekliyoruz. Yeni adımların ön adımı olacaksa teşvik eden bir yaklaşım içinde oluruz" açıklamasıyla taslağı görmeyi beklediklerini dile getirdi.


Ankara kulisi


Ankara kulislerinde en çok tartışılan konuların başında Abdullah Öcalan'ın hukuki durumu geliyor. Edinilen bilgilere göre, MHP lideri Bahçeli'nin daha önce değindiği statü adımlarına AK Parti mesafeli yaklaşıyor.

Yasada Öcalan'a özel bir hukuki statü yer almayacak, mevcut hükümlü durumu korunacak. Ancak fiili bir esneklik sağlanarak İmralı'ya gazeteci, yazar ve akademisyenlerin gitmesinin önünün açılması planlanıyor. Kulislere yansıyan bir diğer bilgiye göre ise terörist başı Öcalan'ın bu taslağa olumlu baktığı, eksiklerin sonraki süreçlerde tamamlanabileceğini ilettiği belirtiliyor.


Ne zaman yasalaşacak?


Takvim konusunda DEM Parti yöneticileri, teklifin Meclis yaz tatile girmeden Adalet Komisyonu ve Genel Kurul aşamalarından geçerek yasalaşacağına dair bilgileri teyit etti.

Siyasi partiler arasında büyük ölçüde mutabakat sağlandığı ve yasanın en geç Ağustos ayı ortasına kadar yasalaşmasının hedeflendiği aktarılıyor. Kulislere düşen "B Planı" senaryosuna göre, takvim sıkışırsa Meclis tatile girse dahi Adalet Komisyonu çalışmaya devam edecek ve Genel Kurul olağanüstü çağrılarak süreç tamamlanacak.

Gastronomide yeni lüksün adı “Cozy Dining”

Lüks restoran anlayışı radikal bir kabuk değişiminden geçiyor; Michelin ve Gault&Millau listelerini altüst eden yeni trend, şatafatlı sunumlar yerine "samimiyet", "atıksızlık" ve "hikâyesi olan yerel malzeme" üzerine kuruluyor

27.07.2026 18:30:00
Eyüp Kabil
 
Gastronomide yeni lüksün adı “Cozy Dining”
Gastronomide yeni lüksün adı “Cozy Dining”
Küresel gastronomi dünyası, uzun yıllardır hakimiyetini sürdüren ağır, gösterişli ve aşırı teknik odaklı "fine dining" konseptine veda ediyor. Michelin Rehberi ve Gault&Millau Türkiye gibi prestijli oluşumların 2026 değerlendirmelerinde de ağırlığını hissettiren yeni akım, odağına "cozy dining" (konforlu ve samimi yemek) kültürünü aldı.

Kristal kadehler, kusursuz beyaz örtüler ve garsonların mesafeli tavırları yerini; ahşap masalara, şefle doğrudan diyalog kurulabilen açık mutfaklara ve her bir malzemenin topraktan tabağa uzanan şeffaf hikâyesine bırakıyor.


Gösteriş bitti, "duyusal maksimalizm" başladı


Yeni dönemde restoran tasarımları ve servis süreçleri ne kadar sadeleşiyorsa, damakta bırakılan tatlar da bir o kadar katmanlı ve cesur hale geliyor. Gastronomi analistlerinin "duyusal maksimalizm" olarak tanımladığı bu akım, şekere ya da yapay aromalara sığınmadan; doğru asidite, fermantasyon teknikleri ve dumanlı ocakbaşı dokunuşlarıyla tabağın özünü parlatmayı hedefliyor.

Mutfak Dostları Derneği ve Le Cordon Bleu Türkiye temsilcilerinin ortak öngörülerine göre önümüzdeki dönemin vazgeçilmez mutfak enstrümanları şunlar olacak:

• Sabır Gerektiren Teknikler: Haftalarca olgunlaştırılmış (aged) ürünler, ev yapımı misolar, kombuchalar ve koji bazlı soslar.

• Ateş ve Duman: Geleneksel ocakbaşı ve odun ateşi tekniklerinin, batı mutfak disiplinleriyle harmanlanması.

• Mutfak Odaklı Mocktail'ler: Yemeğin aromasını tamamlayan botanik özlü ve fermente içecek eşleşmeleri.


Tabaktaki lüksün yeni ölçüsü: İzlenebilirlik ve atıksızlık


Tüketiciler artık sadece tabağın lezzetine değil, o tabağın gezegene olan maliyetine de bakıyor. Restoranların menülerine entegre etmeye başladığı yeni nesil QR kod sistemleri, sipariş edilen bir balığın hangi denizden, ne zaman ve hangi sürdürülebilir yöntemle avlandığını; zeytinyağının ise hangi yerel üreticinin bahçesinden sıkıldığını müşteriye saniyeler içinde kanıtlıyor.

Bununla birlikte, mutfakta sıfır atık felsefesi artık bir halkla ilişkiler malzemesi olmaktan çıkıp zorunlu bir işletme ahlakına dönüştü. Sebze kabuklarından hazırlanan imza soslar, bayat ekmeklerin fermente edilerek yeni reçetelere dahil edilmesi ve IQF (bireysel hızlı dondurma) gibi hücresel yapıyı koruyan teknolojilerin mutfağa girmesi, gün sonu gıda firesini neredeyse sıfıra indiriyor. Michelin'in sürdürülebilirliğe verdiği "Yeşil Yıldız" ödülleri, şeflerin yaratıcılık yarışında artık en az geleneksel yıldızlar kadar büyük bir prestij unsuru.


Solo dining: Yalnız yemek yemek artık bir ritüel


Yeme-içme alışkanlıklarındaki bir diğer çarpıcı kırılma ise tek kişilik masalarda yaşanıyor. Geçmişte "aceleyle geçiştirilen bir durum" olarak kodlanan yalnız yemek yemek (solo dining), modern şehir insanı için bilinçli ve odaklanmış bir kişisel terapi ritüeline dönüştü.

Yeni nesil restoranlar, sadece tekil misafirlerin ağırlanabileceği şef tezgahı (chef's table) konseptlerini büyüterek, yemeği bir sosyal zorunluluktan çıkarıp tamamen duyusal bir deneyim haline getiriyor.


İstanbul dünya gastronomi radarında devleşiyor


Uluslararası seyahat ve lezzet endekslerinin yayımladığı küresel raporlara göre, İstanbul, sokak lezzetleri ile yüksek mutfak kültürünü harmanlama kabiliyeti sayesinde dünyanın en iyi 10 gastronomi şehri arasındaki yerini sağlamlaştırdı.

Uzmanlar, Türkiye'nin coğrafi işaretli ürün zenginliğinin ve Anadolu mutfağı köklerinin modern tekniklerle dünyaya anlatılmasının, gastronomi turizmini önümüzdeki dönemde çok daha stratejik bir konuma taşıyacağını vurguluyor.

Madencilerin parası yine ödenmedi

Eskişehir'de Doruk Madencilik'te çalışan işçiler ödenmeyen hak edişleri için yeniden Ankara'daki Yıldızlar SSS Holding önünde oturma eylemi başlattı

27.07.2026 17:00:00
Haber Merkezi
 
Madencilerin parası yine ödenmedi
Madencilerin parası yine ödenmedi
Yıldızlar SSS Holding bünyesinde Eskişehir'de faaliyet gösteren Doruk Madencilik'te çalışan Türkiye Maden İşçileri Sendikası (Türk Maden-İş) üyesi işçiler, "alacaklarının resmi taahhütlere rağmen ödenmediği" gerekçesiyle holding binası önünde oturma eylemi başlattı.

Sıcak havaya rağmen eylemde olan işçiler, "Ölmek var, dönmek yok", "Ankara, Ankara duy sesimizi, bu gelen madencinin ayak sesleri" sloganları attılar. Baretlerini yere vuran işçiler düdük çaldılar. İşçiler öğle yemeğinde soğan, domates ve ekmek yediler.

ANKA'nın haberine göre, 3,5 yıldır çalışan bir işçi, "Soğan ekmeğe muhtaç kaldık" diye sözlerine başladı. İşçi, işverenin 23 Temmuz'da ödemelerin yapılacağına ilişkin sözünde durmadığını anlatarak, "Kıdem tazminatlarımız var. TMSF'den alacaklarımız var, maaşlarımız var. Onlara hep söz verdi ama vermedi. Soğan ekmeğe muhtaç koydu bizi. Evdekiler ne yiyor, bilemiyorum. Biz şimdi burada yiyoruz ama evdekiler ne yer, ne içer bilemiyoruz. Oraya da bir şey götüremiyoruz" ifadelerini kullandı.


"KOLESTEROL, TANSİYON İLACI KULLANIYORUM"


Murat Kaya isimli işçi ise 2012'den bu yana çalıştığını, 2024'te emekli olduğunu ve yine de çalışmaya devam ettiğini kaydetti. Kaya, emekli olunca tazminatını ve geçen aya ait ücretini alamadığını söyleyerek, "Haziranda grev yaptık. Maaşları aldık ama Çalışma Bakanlığı bize Temmuz'un 23'ü diye söz verdi. Artık şirketle muhatap olmuyoruz, Çalışma Bakanlığı ile oluyoruz" dedi.

Kullandığı ilaçları gösteren Kaya, "Kolesterol ilacı kullanıyorum, tansiyon ilacı kullanıyorum, kalp ilacı kullanıyorum" diye konuştu.

Hüseyin Kara isimli işçi de 11 sene elektrikçi olarak çalıştığını ve dört yıldır da tazminatlarının ödenmesini beklediğini kaydetti. Kara, "En son grevden sonra söz verdiler, üç taksitte ödeyeceklerini. Bunların sözü hiç bitmiyor" şeklinde konuştu.

Muhataplarının kendilerine alacaklarının ödeneceğini söylediğini aktaran Kara, "Gün verdiler, 23'ünde ödenecek diye, 27'si oldu Temmuz'un, halen bekliyoruz. Çalışma Bakanlığı'na ayrıyeten hakkımı helal etmiyorum. Arkadaşlarımın da helal edeceğini sanmıyorum. O da garantörlük sözü verdi. Onun sözü de yerde kaldı" dedi.


"300 AİLENİN VEBALİ KENDİSİNDE"


Yaklaşık 16 senedir çalıştığını söyleyen bir diğer işçi, muhataplarının ödemelerini ayın 23'ünde yapacaklarını belirttiklerini aktararak, "Bekleyecek sabrımız yok. 300 tane aile boşandı burada. 300 tane ailenin vebali de kendisinde. Diyecek başka bir şeyim yok. Kendi vicdanına kalmış. Biz sadece bekliyoruz, yatırırsa acaba... Başka bir yerde de çalışamıyoruz. İş de bulamadık. Başka yere uyum sağlaması da zor. Şu anda yaşımız geldi 40-45'e. Nasıl yapacağız, bilmiyorum" ifadelerini kullandı.

Necmi Karaöz isimli bir işçi ise iki çocuğu olduğunu dile getirerek, "Zor şartlarda geçiniyoruz. Belli bir bölüm paramızı ödediler ama hak ettiğimiz paraları, 23 Temmuz'da söz verilen ödemeleri yapmadılar. Şu an onları bekliyoruz, onu almaya çalışıyoruz" şeklinde konuştu.

Öğretmenlerin ders programları artık e-Okul’a emanet

Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), 2026-2027 eğitim-öğretim yılı planlaması kapsamında okul yöneticilerinin en büyük yüklerinden biri olan haftalık ders programı hazırlama sürecini tamamen dijitalleştirerek yapay zekâ destekli merkezi bir e-Okul modülüne devrediyor

27.07.2026 16:30:00
Eyüp Kabil
 
Öğretmenlerin ders programları artık e-Okul’a emanet
Öğretmenlerin ders programları artık e-Okul’a emanet
Milli Eğitim Bakanlığı, eğitimde dijitalleşme ve bürokrasinin azaltılması vizyonu doğrultusunda radikal bir adım daha atıyor. MEB bünyesinde geliştirilen yeni algoritma ve e-Okul entegrasyonu sayesinde önümüzdeki eğitim döneminden itibaren binlerce okulda haftalık ders programları okul idarecileri tarafından manuel olarak değil, sistem tarafından otomatik olarak hazırlanacak.

Pilot uygulamalarının Fen, Anadolu ve Sosyal Bilimler liselerinde başlatılması planlanan proje, okullardaki yönetim yükünü azaltmayı ve ders dağılımındaki insan kaynaklı eşitsizlikleri ortadan kaldırmayı hedefliyor.

Yapay zekâ ders çakışmalarını ve boş dersleri bitirecek

Geliştirilen yeni modül, her okulun kendi öğretmen kadrosunu, norm durumlarını, seçmeli ders havuzunu ve laboratuvar gibi fiziksel alan kapasitelerini saniyeler içinde analiz etme yeteneğine sahip.

Milli Eğitim Bakanlığı yetkililerinden sızan bilgilere göre sistemin eğitim dünyasına getireceği temel çözümler şunlar olacak:

-Farklı sınıfların veya öğretmenlerin aynı saatte aynı derse ya da salona atanması problemi tamamen tarih olacak.

-Öğretmenlerin haftalık ders yükleri, gün içerisindeki blok ders saatleri ve boş geçen "pencere" saatler yapay zekâ tarafından en ideal şekilde dengelenecek.

Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli kapsamında genişletilen seçmeli ders havuzunun öğrenci taleplerine göre en verimli şekilde eşleştirilmesi otomatik sağlanacak.

Okul müdürlerinin günler süren mesaisi dakikalara iniyor

Her yıl eylül ayı öncesinde okul müdürleri ve müdür yardımcılarının günlerce üzerinde çalıştığı, öğretmenlerin özel durumları ve istekleri doğrultusunda defalarca revize edilen ders programı tablosu, artık tek bir panel üzerinden yönetilecek.

Ağustos ayının sonunda tüm okul yöneticilerinin erişimine açılması beklenen e-Okul ders planlama modülü, okul yönetimlerine sadece sisteme veri girişi yapma ve nihai onay mekanizmasını çalıştırma rolünü yükleyecek. Eğitim sendikaları, bu adımın okul idarecilerinin zamanını evrak ve planlama işlerine değil, doğrudan eğitim kalitesini artırmaya ve rehberlik faaliyetlerine ayırmasına olanak tanıyacağını belirterek gelişmeyi olumlu karşılıyor.

Eğitimde "bireyselleştirilmiş" yapay zekâ dönemi genişliyor

MEB'in dijital dönüşüm hamlesi sadece idari süreçlerle sınırlı kalmıyor. 2026 yılı vizyon programı doğrultusunda uzaktan eğitim altyapısı ve yapay zekâ destekli bireysel öğrenme platformu MEBİ, öğrenme analitiği araçlarıyla güncelleniyor. Ders programlarının dijitalleşmesiyle entegre olarak, öğrencilerin eksik kaldığı kazanımlar e-Okul sistemi üzerinden tespit edilecek ve dijital platformlar aracılığıyla kişiye özel telafi içerikleri önerilecek.

"Öğretmen odasındaki adalet duygusunu pekiştirecek"

Eğitim analistleri, okul yönetimlerinin ders programı hazırlarken zaman zaman insiyatif almak durumunda kaldığını ve bunun öğretmenler arasında haksızlık algısı yaratabildiğini hatırlatıyor. Yeni sistemin merkezi ve objektif kriterlere dayanması sayesinde öğretmen odalarındaki motivasyonun artacağı, "zor ve verimsiz gün kombinasyonlarının" yapay zekâ eliyle adil bir şekilde dağıtılacağı vurgulanıyor.

264 eski vekil CHP'den istifa etti: YENİ Parti'yi destekliyoruz

Önceki dönemlerde görev yapmış 264 CHP milletvekili, "butlan" yönetimindeki CHP’den istifa ederek Özgür Özel liderliğindeki YENİ Parti’yi destekleyeceklerini duyurdu

27.07.2026 14:25:00
Haber Merkezi
 
264 eski vekil CHP'den istifa etti: YENİ Parti'yi destekliyoruz
264 eski vekil CHP'den istifa etti: YENİ Parti'yi destekliyoruz
Önceki dönemlerde görev yapmış 264 CHP milletvekili, "butlan" yönetimindeki CHP'den istifa ederek Özgür Özel liderliğindeki YENİ Parti'yi destekleyeceklerini duyurdu.

Cumhuriyet Halk Partisinin (CHP) 38'inci Olağan Kurultayı hakkında verilen "mutlak butlan" kararının ardından partiden istifa eden bir grup isim, Özgür Özel liderliğinde kurulan YENİ Parti'ye destek vereceklerini açıkladı.
Yapılan ortak açıklamada, söz konusu kararın CHP'nin iradesini ve demokratik süreçleri yok saydığı savunuldu. Açıklamada, kararın "Cumhuriyeti, parlamenter yaşamı ve demokrasiyi kuran 103 yıllık kurucu partinin iradesini ayaklar altına aldığı" belirtilerek, CHP'nin kişisel iktidar aracına dönüştürüldüğü ileri sürüldü.

Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

"Cumhuriyet Halk Partisinin laiklik, demokrasi, hukuk devleti ve sosyal devlet gibi Cumhuriyet'in temel değerlerinin en önemli taşıyıcısı olduğuna inanan bizler, bu değerlerin mevcut yapı altında savunulmasının olanaksız hale geldiğine üzüntüyle tanıklık ediyoruz. Bu nedenle ortaya çıkan meşruiyet krizinin bir parçası olmayacağız."

"YENİ OLUŞUMA DESTEK VERİYORUZ"
CHP'den istifa ettiklerini duyuran isimler, demokrasi, hukukun üstünlüğü, çoğulculuk, sosyal demokrasi ve Cumhuriyet'in kurucu değerlerine bağlı bir siyasi anlayışın oluşturulmasına katkı sunmak amacıyla YENİ Parti'yi destekleyeceklerini açıkladı.

Açıklamada, parti içi demokrasiyi ve tüm üyelerin katılımıyla yapılacak önseçimi esas alan YENİ Parti'nin siyasal anlayışının inşasına katkı sağlanacağı belirtildi.

Özgür Özel'in liderliğindeki hareketin Türkiye'de yeni bir umut yaratacağı savunularak şu ifadeler kullanıldı:

"Sayın Özgür Özel başkanımızın liderliğini yaptığı siyasi hareketin; Atatürk'ümüzün Cumhuriyetimizin harcına kattığı yüce toplumsal barışı, sarsılmaz dayanışmayı, kardeşlik ve hoşgörü ruhunu yeniden şahlandıracağına inanıyoruz."

Açıklamanın devamında, YENİ Parti'nin toplumun tüm kesimlerini ortak gelecek ülküsü etrafında bir araya getireceği ve iktidar alternatifi oluşturacağı ifade edildi.

CHP'nin tarihsel mirası ile Cumhuriyet'in temel değerlerini sahipleneceklerini belirten isimler, açıklamalarını şöyle tamamladı:

"Halkımızın desteğiyle, CHP'nin tarihsel mirasını ve Cumhuriyet'in temel değerlerini ödünsüz sahiplenecek YENİ Parti'ye destek olacağımızı, Türkiye'yi aydınlık yarınlara taşımak için çalışacağımızı kamuoyuna saygıyla duyuruyoruz."

CHP'DEN İSTİFA EDENLER
İstifa ederek YENİ Parti'ye destek veren önceki dönem milletvekilleri arasında kamuoyunun yakından tanıdığı çok sayıda isim de yer aldı. Mustafa Balbay, Süheyl Batum, Mehmet Haberal, Oktay Ekşi, Dursun Çiçek, Onur Öymen ve Fikri Sağlar listenin öne çıkan isimleri oldu. Sabahat Akkiraz, İbrahim Kaboğlu, Kemal Anadol, Rıza Türmen, Haluk Koç ve Atilla Kart da açıklamaya imza atan isimler arasında yer aldı.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.