logo
28 EYLÜL 2026

NATO'ya İsveç mesajı

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İsveç'in NATO'ya üyelik sürecine dair, "NATO'nun terörle mücadele ayağı nerede? NATO'nun bunu bir defa halletmesi lazım. Bunu halletmedikten sonra Vilnius'ta filan biz kalkıp da el bebek gül bebek diyemeyiz." dedi.

14.06.2023 13:42:00 / Güncelleme: 14.06.2023 13:46:45
Anadolu Ajansı
 
NATO'ya İsveç mesajı
NATO'ya İsveç mesajı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) ve Azerbaycan ziyaretleri dönüşünde uçakta gazetecilerin sorularını yanıtladı, gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.

14 Mayıs ve 28 Mayıs seçimlerinin ardından KKTC ve Azerbaycan'a düzenledikleri ilk resmi ziyaretleri tamamladıklarını ifade eden Erdoğan, KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar ve Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ile ikili ve heyetler arası olmak üzere verimli görüşmeler gerçekleştirdiklerini söyledi.

Erdoğan, KKTC'de, Türkiye ve KKTC arasındaki güçlü bağların altını tekrar çizdiklerini, ikili gündemde yer alan konuları ve Kıbrıs meselesine dair son durumu değerlendirdiklerini belirtti.

Maruz kaldıkları onca haksız, hukuksuz ambargoya rağmen Kıbrıs Türklerine devlet hizmetlerinin rahatlıkla sunulabilmesi noktasında yürüttükleri ortak çalışmaları ele aldıklarını ifade eden Erdoğan, "KKTC'nin Doğu Akdeniz'de bir çekim merkezi haline getirilmesi yönünde attığımız ve atacağımız adımları mütalaa ettik. Türkiye olarak, Kıbrıs Türkü'nün hak ve menfaatlerinin korunması, Doğu Akdeniz'de barış, güvenlik, istikrar ve refahın hakim kılınması için üzerimize düşeni yapmaya devam edeceğiz. Türkiye Yüzyılı'nı inşa ederken, adanın asli unsuru Kıbrıs Türklerinin haklarını savunmak önceliğimiz olmayı sürdürecektir. Bu konuda kararlılığımızı Sayın Tatar'a tekrar ifade ettim. Bundan sonraki süreçleri yine işbirliği içinde yürütmeyi kararlaştırdık." diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Lefkoşa'nın ardından Bakü'ye geçtiklerini anımsattı.

İlham Aliyev ve Azerbaycan halkının 6 Şubat depremleri sonrasında Türkiye ile sergilediği dayanışmayı asla unutamayacaklarını vurgulayan Erdoğan, "Tıpkı kendi insanımız gibi Azerbaycanlı kardeşlerimiz de depremzedelerimiz için seferber oldu, harekete geçti. Seçim sürecinde de Azerbaycan halkının manevi desteğine bizzat şahitlik ettik. 28 Mayıs gecesi Ankara ve İstanbul nasılsa, Bakü'de de aynı coşku, aynı heyecan, aynı mutluluk vardı. Seçim zaferimize en az bizim ve milletimiz kadar, Azerbaycanlı kardeşlerimiz de sevindi. Ziyaretimizle hem kendilerine manevi destek ve duaları için teşekkür ettik hem de gündemimizde bulunan konuları ayrıntılı şekilde ele aldık." ifadelerini kullandı.

Erdoğan, görüşmelerde, Ermenistan ile yürütülen normalleşme süreçlerinde kaydedilen mesafeleri değerlendirdiklerini, Azerbaycan-Ermenistan arasındaki barış sürecinin ilerlemesinin Türkiye'nin Ermenistan ile ilişkilerinin normalleşmesine önemli fayda sağlayacağını vurguladı.

"Türk dünyasının birliği ve dirliği için Azerbaycan ile çalışmaya devam edeceğiz"
Çekilen onca acıdan sonra bölgede barışın kapısının aralandığını gördüklerini, bu fırsatın kaçırılmaması için ilgili tüm tarafların sorumlulukla hareket etmelerini beklediklerini belirten Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Azerbaycan ile Stratejik İşbirliği Konseyi ve Karma Ekonomik Komisyon gibi mekanizmalarımızı işleterek ikili ilişkilerimizde yakalanan ivmeyi sürdürmek istiyoruz. Türk Devletleri Teşkilatı başta olmak üzere bölgesel işbirliği ve istişare mekanizmalarımızı daha da kuvvetlendireceğiz. Türk dünyasının birliği ve dirliği için Azerbaycan ile çalışmaya devam edeceğiz. Seçimler sonrasında yaptığımız bu tarihi ziyaretin, mevcut dayanışmamızı güçlendirdiğine inanıyorum. Ziyaretlerimizin, ikili ilişkilerimizle birlikte tüm bölgemiz için hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum. Şahsıma, eşime ve heyetime gösterilen samimi ev sahipliğinden dolayı Sayın Tatar ve Sayın Aliyev'e bir kez daha şahsım, milletim adına teşekkürlerimi sunuyorum."

"Derdimiz bu yüzyılda tüm ülkelerle aynı anlayışla bir arada olmak"
Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türkiye Yüzyılı'nın dış politikada yansımalarını nasıl göreceğiz? Türkiye'nin yeni dönemdeki ekseni Batı odaklı mı olacak, yoksa diğer coğrafyalarda da etkisini sürdürerek denge politikasıyla zirveye taşıyacağı bir döneme kapı mı aralayacak?" sorusu üzerine, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Cumhuriyetimizin 100. yıl dönümünü idrak ettiğimiz bu yılda özellikle Doğu mu Batı mı gibi bir ayrıştırmaya gitmek, bir defa bizim ilkelerimizin arasında yer almıyor. Biz Batı'ya ne kadar yakınsak Doğu'ya da en az o kadar yakınız. Bizim derdimiz özellikle bu yüzyılda dünyadaki tüm ülkelerle aynı anlayışla bir arada olmak… Hepsiyle tüm görüşmelerimizi en ideal şekilde sürdürmenin gayreti içerisinde olacağız. Tüm dünyayla şu ana kadar sürdürdüğümüz ilişkilerimizi bundan sonraki süreçte de rahat ve ilkeli şekilde yürütmeye devam edeceğiz. Diyalog ve diplomasiyi öncelikli olarak kullanarak inisiyatif almayı, bölgemizde ve dünyada barışın ve istikrarın egemenliği için ne gerekiyorsa onu yapmayı inşallah temenni ediyoruz ve bunu yapmaya da çalışacağız. Tabii bu temelde milletimizin hakkıyla beraber tüm insanlığın hakkını, hukukunu, ortak menfaatlerini savunmak da bizim asli sorumluluğumuz olacaktır."

Zengezur Koridoru
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan'ın Göreve Başlama Töreni'ne katılımı, Türkiye-Ermenistan-Azerbaycan ilişkileri ve Zengezur Koridoru'nda hangi aşamada olunduğuna ilişkin soru üzerine, özellikle Paşinyan'ın davetlerine icabet etmesinin önemli bir adım olduğunu dile getirdi.

Bu noktada Paşinyan'ın birçok engeli, ülkesindeki muhalif anlayışları da aşarak davete icabet ettiğini belirten Erdoğan, şöyle konuştu:

"Başbakan Paşinyan ile bu törende ancak ayaküstü bir görüşme yapabildik. Bu ayaküstü görüşmede kendisinin bu davetimize icabeti sebebiyle teşekkürlerimizi ifade ettik. Bunun yanında son olarak da Karabağ dahil Azerbaycan'ın toprak bütünlüğünü tanıyabileceklerine ilişkin ifadeleri bu anlamda önemliydi. Tabii bunu tanımaları önemli bir gelişme. Ama az önce ifade ettiğiniz gibi Ermenistan'da da Paşinyan'a karşı takınılan tavır, bu da çok çok önemli. Şu ana kadar Paşinyan bu konuda geri adım atmadı. Zengezur Koridoru'na gelince; Ermenistan ile ilgili bir sorun değil. Zengezur Koridoru, İran ile ilgili bir sorun. Yani halkının kahir ekseriyeti Müslüman olan iki ülke. Burada İran'ın böyle bir tavır içerisinde olması gerek Azerbaycan'ı gerekse bizi üzüyor. Aslında onları da üzmesi lazım. Bir de burada vagon başına alınan ücretler filan da ne yazık ki çok çok yüksek. Temenni ederim ki bu sıkıntıyı da kısa zamanda aşarız. Buna olumlu yaklaşmış olsalar bugün gerek kara yolu gerek demir yoluyla burada Türkiye-Azerbaycan-İran birbiriyle bütünleşmiş olur ve belki de Pekin-Londra hattı da açılmış olur."

Bir gazetecinin CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun, seçim sürecinde Azerbaycan'ı dışarıda tutan bir koridor önerisini gündeme getirdiği yönündeki değerlendirmesi üzerine Erdoğan, "Kılıçdaroğlu tren yolu, kara yolu filan bu işlerden anlamaz. Biz bu İpek Yolu'nu Çin ile kaç yıl önce konuştuk. Biliyorsunuz Çin'in İpek Yolu Projesi var. O davete ben de icabet etmiştim ve o hala devam eden bir şey. Bu da bir yerden duymuştur. Bunu söylersem herhalde buradan bana biraz oy gelir diye düşünmüştür. Ne geldiği ortada." dedi.

İsveç'in NATO'ya üyelik süreci
Cumhurbaşkanı Erdoğan, gelecek ay Litvanya'da yapılacak NATO Liderler Zirvesi hatırlatılarak, "İsveç'in NATO üyeliği konusunda Türkiye'den olumlu yaklaşım beklentisi var. Türkiye'nin İsveç'ten atmasını istediği somut adımlar vardı. Bu konudaki son durum nedir?" sorusunun yöneltilmesi üzerine, fevkalade bir durum olmadığı takdirde Vilnius'ta yapılacak zirveye katılacağını belirtti.

"İsveç'in bu beklentileri, bizim bu beklentilere uyacağımız anlamına gelmez. Bizim bu beklentilere uymamız için, her şeyden önce İsveç'in üzerine düşen görevi yerine getirmesi lazım." diyen Erdoğan, geçen günlerde NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg ile İstanbul'da bir görüşme gerçekleştirdiğini anımsattı.

Erdoğan, Stoltenberg ile görüşmesine ilişkin, şunları kaydetti:

"Kendisine söylediğimiz şey şu oldu; Eğer bizim İsveç'in beklentilerine illa cevap vermemizi bekliyorsanız, her şeyden önce İsveç bu terör örgütünün yaptıklarını bir defa yok etmesi lazım. Bunları bize Stoltenberg ifade ederken, tam o esnada maalesef yine İsveç'te teröristler caddelerde gösteri yapıyorlardı. Daha sonra bizim İbrahim Bey o görüntüleri de muhatabına gönderdi, 'Stoltenberg ile şu anda Cumhurbaşkanı'mız görüşme yapıyor fakat teröristler yine İsveç'te gösteriler yapıyor' dedi. Bunun neresinden tutacağız, neresinden ele alacağız ki Vilnius'ta 'Tamam, hakikaten siz bu işi yoluna koydunuz ve bu teröristlere caddelerde gösteri yapma imkanı vermediniz. Dolayısıyla biz de iyi niyetle buna yaklaşalım' diyelim. Şimdi biz bu tablo içerisinde bu işe olumlu yaklaşamayız. Kaldı ki bu anayasa işi değil, yasa işi de değil. Bu ne işi? Kolluk kuvvetleri ne işe yarar? Kolluk kuvvetlerinin yapması gereken iş, işte bunların önünü kesmektir.

Biz Cudi'de, Gabar'da, Tendürek'te, Bestler Dereler'de bu teröristlerin inine anayasayla mı girdik, yasayla mı girdik? Yok. Zaten yasalarda da anayasalarda da kolluk kuvvetlerine verilmiş olan haklar var. Kullan bu hakları. Sen bu hakları kullanmayacaksın, bize 'Gel İsveç'i NATO'ya al' diyeceksin. NATO'nun terörle mücadele ayağı nerede? NATO'nun bunu bir defa halletmesi lazım. Bunu halletmedikten sonra Vilnius'ta filan biz kalkıp da el bebek gül bebek diyemeyiz. Bugün, Başdanışmanım, Büyükelçi Akif Çağatay Kılıç İsveç, Finlandiya, NATO heyetiyle Daimi Ortak Mekanizmanın dördüncü toplantısını yapacak. Onlara da şimdiden bu mesajı verecek; 'Yani Cumhurbaşkanı'mızın kanaati budur, kesinlikle Vilnius'ta çok daha farklı bir şey beklemeyin.'"

Yunanistan ile ilişkiler
Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Yunanistan'da 25 Haziran'da komşuda yeniden seçim var. Miçotakis eğer seçilirse sizinle NATO'da görüşmek için fırsat arayacağını söyledi. Yeni dönemde Yunanistan ile ilişkiler konusunda nasıl bir öngörüde bulunuyorsunuz?" sorusu üzerine, şunları söyledi:

"Bizim seçimden sonra Miçotakis aradı, tebrik etti. Böyle bir süreç oldu. Dolayısıyla şu anda Vilnius'ta böyle bir şey olması halinde biz görüşmekten çekinmeyiz. İki komşu ülkeyiz. Yeter ki zaman zaman ileri geri verilen mesajlar olmadıktan sonra, biz düşmanlıkları çoğaltmanın değil, azaltmanın peşindeyiz. Dolayısıyla onunla da orada bunları konuşuruz. Tabii burada bir şey var. Söyleyeceğimiz şeyler belli. Nedir o? 'Sayın Başbakan, bu silahlanmayı bırakın artık. Yani bu silahlanmayla nereye varacaksınız? Durmadan Amerika size bol bol silah veriyor. Bedava verdiği için mi alıyorsunuz, yoksa para pul istemiyor da böyle mi alıyorsunuz?' Herhalde bunları bir konuşuruz. Şunu da bilin ki biz düşmanlarımızı çoğaltmak için değil, azaltmak için varız. Türkiye budur, Erdoğan budur."

"Türk Devletleri Teşkilatı'nı daha da geliştirip, güçlendirmek için bazı adımlar atılabilir"
Türk dünyası birliğinin, Avrupa Birliği gibi bir modele dönüşebilmesinin söz konusu olup olmadığı yönündeki soru üzerine Erdoğan, Türk Devletleri Teşkilatı'nı daha da geliştirip, güçlendirmek için bazı adımlar atılabileceğini söyledi.

Kazakistan'ın Türkistan şehrinde önümüzdeki günlerde liderler zirvesi yapılacağını, kendisinin de zirveye katılmayı arzu ettiğini belirten Erdoğan, şöyle konuştu:

"Türk Cumhuriyetleri orada bir araya gelirsek bu veya buna benzer konuları görüşmek isabetli olur. Bunları ele almakta faydalar muhakkak var. Demokrasi ve Özgürlükler Adası'nda Türk Devletleri Teşkilatı adımını attık. Bunu bizim geliştirmemiz lazım. Bu adımı atıp oraya bir virgül koyarsak olmaz. Ne yapıp yapıp buna noktayı koymak lazım ve ondan sonra da bunu işlemek lazım. Şu an itibarıyla da Türk Devletleri Teşkilatı'nda gelişmelerin olması bizi çok daha süratle güçlü hale getirecektir. Türk Devletleri Teşkilatı'nın da bu güce ihtiyacı var."

KKTC'nin egemenlik eşitlik haklarının tanınması ön şart
Erdoğan, "Kıbrıs'ta yeni bir görüşme trafiği söz konusu olabilir mi? Özellikle Rumlardan veya başka çevrelerden bu doğrultuda bir talep var mı?" sorusuna karşılık, Rum kesiminin mevcut yönetiminin öncekilere göre daha barışçı bir hava içinde olduğunu söyledi.

"Bu barışçı havayı devam ettirirlerse ve başta Avrupa Birliği olmak üzere bazı tahriklere kapılmadan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin egemen eşitlikteki haklarını korumaya 'Evet' derlerse biz de 'Niye olmasın deriz." ifadesini kullanan Erdoğan, ancak KKTC'nin egemen eşitlik haklarının Rum kesimince tanımasının ön şart olduğunu vurguladı.

Erdoğan, kendisinin başbakanlığı döneminde İsviçre Bürgenstock'ta Yunanistan'la görüştüklerini hatırlatarak, sözlerini şöyle sürdürdü:

"O zaman bize söz verdiler, dediler ki 'Referanduma gitmek suretiyle çıkacak neticede biz Avrupa Birliği olarak yanınızda olacağız.' Ama bunlar maalesef Kuzey Kıbrıs'ın yanında olmadıkları gibi hemen Güney'i Avrupa Birliği'ne dahil ettiler, Kuzey Kıbrıs'ı ise dışarıda bıraktılar. O gün bugündür bu böyle geliyor, Avrupa Birliği dürüst değil. Biz de 50 seneyi devirdik, hala bu Avrupa Birliği aynı noktada, değişen bir şey yok. Şöyle bir masaya yatıracağız bu işleri. Bizim de bunu gözden geçirmemiz gerekir."

"Ben burada aynıyım"
Erdoğan, yeni dönemde ekonomi politikalarıyla asgari ücret ve memur maaşlarındaki zam oranlarına ilişkin soru üzerine "Her dönemde olduğu gibi bu dönemde de şüphesiz ki ekonomi her zamanki o güçlendirme beklentisini yine aynen devam ettiriyor." değerlendirmesinde bulundu.

Ekonominin bir kenara konulamayacağını, her ülkenin ilk işinin ekonomi olduğunu vurgulayan Erdoğan, Hazine ve Maliye Bakanlığı, Merkez Bankası, Bankacılık Denetleme ve Düzenleme Kurulu, Ticaret, Sanayi ve Teknoloji, Ulaştırma gibi ekonomiyle ilgili bakanlıklar ile savunma sanayisinde atılan adımlara işaret etti.

Erdoğan, gıda, tarım, hayvancılık alanının önemine dikkati çekerek, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Çünkü onun üzerinden de bizi vurmaya kalkıyorlar. Biz bunlara prim vermeden altyapı ve üstyapıda bütün çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Bu konularla ilgili olarak bir taraftan da finans sektörümüzü güçlendirmenin gayreti içerisinde olacağız. Finans sektöründe kaynak arayışlarını devam ettiriyoruz, devam ettireceğiz. Bizim bankalar noktasında sıkıntımız yok. Bizim bankacılık sektörümüz zaten güçlüdür. Fakat bütün mesele şimdi finans yönetimini daha güçlü hale getirelim ve finans yönetimini güçlü hale getirmek suretiyle bir defa enflasyondaki düşüşü de daha aşağı indirelim.

Bazı arkadaşlar 'Cumhurbaşkanı faiz politikalarında ciddi bir değişime mi gidiyor' gibi bir yanılgının içine düşmesin. Ben burada aynıyım. Ama Hazine ve Maliye Bakanı'mızın şu andaki düşüncesi noktasında, biz tabii kendisine burada atacağı adımları süratle, rahatlıkla Merkez Bankası ile atmasını kabullendik, hayırlı olsun dedik ve bu şekilde de enflasyonu tek haneye düşürmekteki kararlılığımızı da bildirdik. Bunu neye dayanarak söylüyoruz? Biliyorsunuz başbakanlığım döneminde biz (enflasyonu) tek haneye düşürdüğümüzde faiz 4,6'ydı, enflasyon da 6,2'ydi. O zaman yine bu işleri beraber yaptık ve şimdi de Sayın Bakan'ımıza bunları söyledik, aynı şekilde bunu birlikte yapmalıyız. Biz o zaman 'düşük faiz, düşük enflasyon' teorisiyle çalıştık. Şimdi de aynı anlayışla çalışıyorum, aynı düşüncedeyim ve bu şekilde bunu başarabiliriz diye inanıyorum."

Erdoğan, işçiyi enflasyona ezdirmeyeceklerini belirterek, "Asgari ücrette de elimizden gelen gayreti göstereceğiz. İşçimiz bu noktada rahat olsun, huzurlu olsun. Şu anda çalışmalar yapılıyor, bir an önce de inşallah kararı vereceğiz. Memur maaşlarına ilişkin adım da zaten temmuz ayındaki görüşmelerde atılacak." dedi.

"Bu kardeşimizin başarılarını bizlere ilettiler"
Merkez Bankası Başkanlığı'na Hafize Gaye Erkan'ın atanması sürecine ilişkin bir soru üzerine Erdoğan, Erkan'ın atanması teklifini Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'in kendisine getirdiğini söyledi.

Kadro hareketine inancını vurgulayan Erdoğan, şöyle konuştu:

"Yani ben bir göreve geldim; ne yapıyorum, kadromla geliyorum, bakan arkadaşlarımı seçiyorum, inceliyorum ve bununla da kalmıyorum, farklı bazı isimler varsa bunlar üzerinde de çalışmalar yürütüyorum ve buna göre de kabinemi oluşturuyorum. Bu kabineyi oluştururken şu anda benim bütün bakan arkadaşlarım kendi bakan yardımcılarını benim önüme getirmişlerdir ve o bakan yardımcılarını ben kendilerinden aldıktan sonra ayrıca istihbaratla da onlar üzerinde bir çalışma yapmışımdır. Nasıldır, ne var ne yok filan… Ve aynı şekilde yurt içinde, yurt dışında… Eğer yurt dışındaysa orada da kimdir, nedir, nasıl birisidir bütün bunların hepsini soruşturuyoruz.

Maalesef çok garip ataklar var. Bu ataklarda da bakıyorsunuz, aman ya Rabbi neler uyduruyorlar neler… Biz tabii artık, yani iğnenin deliğinden çok geçtik, bunları pek yutmuyoruz ama çalışıyoruz, ediyoruz. Ve bu kardeşimizin de başarılarını bizlere ilettiler, söylediler. Goldman Sachs'tan tut da oradaki bankacılık, finans sektöründeki çalışmalarına varıncaya kadar bu durumları söylediler. Ve Merkez Bankası'nda bir de bayan yöneticimiz olsun diye düşündük. Bu adımı hayırlısıyla attık. Kendisine de gerekli olan beklentilerimizi söyledik. bu adımlarla birlikte de gerek Hazine ve Maliye Bakanımız gerek Merkez Bankası Başkanımız bizi mahcup etmeyecekler ve hayırlısıyla güzel neticeleri de alacağız diye düşünüyorum."

"O partinin ne kaptanıyım ne güverte lostromosuyum"
Erdoğan, seçim sonrası Cumhuriyet Halk Partisindeki değişim tartışmalarının hatırlatılması üzerine "O partinin ne kaptanıyım ne güverte lostromosuyum. Ben AK Parti'nin kaptanıyım, bana AK Parti'yi sorun. Onu da Kılıçdaroğlu'nu yakaladığınızda ona sorun." diye yanıtladı.

Her şeyin ortada olduğunu aktaran Erdoğan, "Yani onlarda kaptan ne yaptıysa yaptı zaten, gemi şu anda bordasından çok kötü çarptı. Kiminle yarışıyor, kiminle ne yapıyor, bizi hiç ilgilendirmez. Biz şu anda seçimi elhamdülillah başarılı bir şekilde tamamladık, bitirdik. Onlarda ise altılı masa, dokuzlu masa, on birli masa; ortada masa kalmadı zaten, dağıldı iyice… Şimdi bunu bana sorarsan bu olmaz. Milletim en güzel kararı verdi." diye konuştu.

"Maalesef orada çok çok iyimser değiliz"
Anayasa değişikliği süreci ve muhalefet partilerinin Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ne uygun yeni anayasaya destek verip vermeyeceği yönündeki bir soruyu Erdoğan, "Masa etrafındakilere bakıp konuşacak olursak vermezler diye düşünüyorum." şeklinde yanıtladı.

Erdoğan, ancak AK Parti grubunun görevinin, vereceklermiş gibi gidip muhalefet partileriyle görüşmek olduğunu dile getirerek, şunları kaydetti:

"Arkadaşlarımıza ben görevi veririm, arkadaşlarımız grup başkanlarıyla veya başkanvekilleriyle görüşmelerini yaparlar. 'Böyle bir anayasa değişikliği için ne dersiniz' diye sorarlar. Eğer böyle bir anayasa değişikliğine 'Evet' derlerse biz de muhalefetle niçin anayasa değişikliğine gitmeyelim? Ki bunların içerisinde de en önemli maddemiz ailedir. Aile konusuna biz hassasiyetle eğiliyoruz. İki, Aile ve Gençlik Bankası çok çok önemli. Bu konuyu yine aynı şekilde kendilerine taşırız. Eğer buna olumlu yaklaşırlarsa bununla da ilgili adım atarız. Yani bunların bazıları anayasa değişikliği gerektirir, bazıları ise yasal düzenleme gerektirir. Ve şu anda anayasa değişikliği gerektiren konularda muhalefet bu işe 'Evet' der mi sorusunun cevabına gelince, maalesef orada çok çok iyimser değiliz."

Yeni Parti’nin hafta sonu düzenlenen ilçe başkanlıkları ön seçimleri kapsamında, Ankara’da sandık başına giden üyelerin oylarıyla 13 ilçe başkanı belli oldu

Yeni Parti’nin hafta sonu düzenlenen ilçe başkanlıkları ön seçimleri kapsamında, Ankara’da sandık başına giden üyelerin oylarıyla 13 ilçe başkanı belli oldu

28.09.2026 13:00:00
Haber Merkezi
 
 Yeni Parti’nin hafta sonu düzenlenen ilçe başkanlıkları ön seçimleri kapsamında, Ankara’da sandık başına giden üyelerin oylarıyla 13 ilçe başkanı belli oldu
 Yeni Parti’nin hafta sonu düzenlenen ilçe başkanlıkları ön seçimleri kapsamında, Ankara’da sandık başına giden üyelerin oylarıyla 13 ilçe başkanı belli oldu
Yeni Parti'nin hafta sonu düzenlenen ilçe başkanlıkları ön seçimleri kapsamında, Ankara'da sandık başına giden üyelerin oylarıyla 13 ilçe başkanı belli oldu.

Yeni Parti'nin ilçe ön seçimleri 26-27 Eylül tarihlerinde, Türkiye genelinde kurulan sandıklarla gerçekleştirildi. 26 Ağustos tarihine kadar partiye üye olan tüm üyelerin oy kullanabildiği seçimlerde, Ankara'da da 13 ilçede sandık kuruldu. Ön seçim sonuçlarına göre Ankara'nın 13 ilçe başkanı şöyle:

Akyurt - Yalçın İpek

Altındağ - Gökhan Urun

Ayaş - Fatih Öztürk

Çankaya - Ercan Başal

Elmadağ - Mehmet Kurusakız

Etimesgut - Özgür Şahbaz

Gölbaşı - Nazım Sağlam

Keçiören - Görkem Cevahir Yıldırım

Mamak - Şeref Demirbaş

Nallıhan - Mustafa Sarıkaya

Pursaklar - Hüseyin Benek

Sincan - Önder Ağdede

Yenimahalle - Halil Alankuş

İBB davasının 88. duruşması başladı

İBB davasına ilişkin 57'si tutuklu 436 sanığın yargılandığı davanın 88. duruşması başladı

28.09.2026 12:09:00
Anadolu Ajansı
 
İBB davasının 88. duruşması başladı
İBB davasının 88. duruşması başladı

İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesince, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu karşısındaki salonda görülen duruşmaya, görevlerinden uzaklaştırılan İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu ile Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık ve Medya AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun'un da aralarında bulunduğu bazı tutuklu sanıklar katıldı.

Bazı tutuksuz sanıklar ile avukatlarının da bulunduğu duruşmada, sanıkların yakınları izleyici olarak yer aldı.

Duruşma, tutuksuz sanıkların savunmalarının alınmasıyla devam ediyor.

İddianameden

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunca hazırlanan iddianamede, Mülkiye Teftiş Kurulu Başkanlığı "ihbar eden" sıfatıyla, Hazine ve Maliye, İçişleri, Enerji ve Tabii Kaynaklar, Tarım ve Orman bakanlıkları ile İstanbul Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü, İBB Başkanlığı ve Şişli Belediye Başkanlığı "suçtan zarar gören" sıfatıyla yer alıyor.

İddianamede, 16 kişi "müşteki", 7'si firari, 5'i "müşteki sanık" olmak üzere toplam 407 kişi "sanık" olarak bulunuyor.

Suç örgütünün kurulduğu 2014'ten bugüne kadarki faaliyetleri anlatılan iddianamede, "İddianameye konu 143 eyleme ilişkin elde olunan menfaat ile sebep olunan kamu zararının, suç tarihleri itibarıyla (güncel değeri hariç) toplamda menkul olarak yaklaşık 160 milyar lira ve 24 milyon dolar, gayrimenkul olarak ise İstanbul ile ülke genelinde 95 taşınmazdan ibaret (örgüt elebaşı ve yöneticilerinin suç gelirlerinden elde ettikleri mal varlıkları hariç) olduğuna" ilişkin değerlendirme yapılıyor.

İddianamede yer alan örgüt şemasında, sanık Ekrem İmamoğlu'nun "örgüt elebaşı", sanıklar Murat Ongun, Fatih Keleş, Adem Soytekin, Ertan Yıldız, Hüseyin Gün ile firari sanık Murat Gülibrahimoğlu'nun da "örgüt yöneticisi" olduğu belirtiliyor.

Şemada, 10 örgüt üyesinin Ekrem İmamoğlu'na doğrudan bağlı olduğu aktarılarak örgüt üyelerinden 77'sinin Fatih Keleş'e, 35'inin Murat Ongun'a, 8'inin Ertan Yıldız'a, 7'sinin Hüseyin Gün'e, 6'sının Murat Gülibrahimoğlu'na ve 6'sının da Adem Soytekin'e bağlı olduğu gösteriliyor.

İddianamede, Ekrem İmamoğlu'nun "suç işleme amacıyla örgüt kurmak", "kişisel verilerin kaydedilmesi", "kişisel verileri ele geçirme ve yayma", "suç delillerini gizleme", "haberleşmenin engellenmesi", "kamu malına zarar verme", "rüşvet", "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma", "irtikap", "kamu, kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık", "suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama", "ihaleye fesat karıştırma", "çevrenin kasten kirletilmesi", "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet" ve "Maden Kanunu'na muhalefet" suçlarından toplam 849 yıldan 2 bin 430 yıl 6 aya kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.

İddianamede, Keleş'in 48 kez "rüşvet", "rüşvet alma" ve "rüşvet verme", 55 kez "ihaleye fesat karıştırma", 39 kez "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", 8 kez "suç gelirlerini aklama", "Maden Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet", "çevre kirliliğine neden olma", "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet", "irtikap", "suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme" ile "haberleşmenin engellenmesi" suçlarından 556 yıl 8 aydan 1542 yıl 8 aya kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.

Ongun'un "rüşvet" ve 53 kez "ihaleye fesat karıştırma", 33 kez "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", "kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme", "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" ile "suç gelirlerini aklama" suçlarından 287 yıl 6 aydan 779 yıl 6 aya kadar hapis cezasına çarptırılması istenen iddianamede, Yıldız'ın "rüşvet", "ihaleye fesat karıştırma", "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık" suçlarından 86 yıldan 251 yıla kadar hapsi öngörülüyor.

İddianamede, Soytekin'in "rüşvet", "zincirleme şekilde rüşvet", "irtikap" ve "suç gelirlerini aklama" suçlarından 67 yıldan 194 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edilirken, Gülibrahimoğlu'nun "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", "suç gelirlerini aklama", "evrakta sahtecilik", "Maden Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet", "çevre kirliliğine neden olma" ve "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet" suçlarından 19 yıl 6 aydan 51 yıla kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.

Gün'ün "suç işlemek amacıyla örgüt kurma", "kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme" suçlarından 20 yıldan 40 yıla kadar hapsi talep edilen iddianamede, örgüt yöneticisi konumundaki bu sanıkların, örgütün kendilerine bağlı yapılanmalarının faaliyeti çerçevesinde işlenen bütün suçlardan ayrıca fail olarak cezalandırılmalarına karar verilmesi gerektiği belirtiliyor.

İddianamede, yakalandıktan sonra örgütün yapısı ve faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili bilgi veren örgüt yöneticisi sanıklardan Adem Soytekin, Hüseyin Gün ve Ertan Yıldız hakkında "etkin pişmanlık" hükümlerinin uygulanması isteniyor.

Tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan hakkında 5 kez "rüşvet alma", 2 kez "irtikap", "kişisel verilerin hukuka aykırı kaydedilmesi", "kişisel verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme" ve "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma" suçlarından toplamda 35 yıldan 91 yıla kadar hapis cezası istemine yer verilen iddianamede, tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık'ın ise 7 kez "rüşvet alma" ve "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma" suçlarından toplam 30 yıldan 88 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.

Birleşen dosya

Beyoğlu Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan İnan Güney'in de aralarında bulunduğu 7 sanık hakkında hazırlanan iddianame de bu davayla birleştirilmişti.

İddianamede, sanıklar İnan Güney, İsmail Akkaya, Seyhan Özcan, Veysel Eren Güven, Sabriye Akkaya, Mehmet Akif Bulut ve Deniz Göleli'nin "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmamakla birlikte yardım etme" ile "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık" suçlarından 9 yıl 8 aydan 31 yıl 8'er aya kadar hapisle cezalandırılmaları isteniyor.

Birleşen ikinci dosya

Ağaç ve Peyzaj AŞ üzerinden usulsüzce kurgusal ihale sistematiği işletilerek ihalelere fesat karıştırıldığı iddiasıyla yürütülen soruşturma tamamlanmış ve 29 sanık hakkında hazırlanan iddianame de bu davayla birleştirilmişti.

Sanıklar Ekrem İmamoğlu, Fatih Keleş ve Ali Sukas'ın "ihaleye fesat karıştırma", "resmi belgede sahtecilik", "rüşvet alma ve verme" ile "rüşvete aracılık etme" suçlarından 62'şer yıldan 168'er yıla kadar hapisle cezalandırılmaları, diğer 26 sanık hakkında ise aynı suçlardan 3 yıldan 168 yıla kadar değişen sürelerde hapis cezası isteniyor.

Yargılama sürecinde, birleşen dosyalarla birlikte 59 sanığın tahliye edilmesiyle davada 57 tutuklu sanık bulunuyor.

Tutuklu komedyen Deniz Göktaş'ın bugün Çağlayan Adliyesi'nde ilk kez hakim karşısına çıkması bekleniyor

"Ölü Deniz" isimli gösterisindeki sözleri nedeniyle tutuklanan komedyen Deniz Göktaş hakkında üç suçtan iki yıl iki aydan dokuz yıl sekiz aya kadar hapis cezası isteniyor

28.09.2026 11:30:00
Haber Merkezi
 
 Tutuklu komedyen Deniz Göktaş'ın bugün Çağlayan Adliyesi'nde ilk kez hakim karşısına çıkması bekleniyor
 Tutuklu komedyen Deniz Göktaş'ın bugün Çağlayan Adliyesi'nde ilk kez hakim karşısına çıkması bekleniyor
Tutuklu komedyen Deniz Göktaş'ın bugün Çağlayan Adliyesi'nde ilk kez hakim karşısına çıkması bekleniyor.

"Ölü Deniz" isimli gösterisindeki sözleri nedeniyle tutuklanan komedyen Deniz Göktaş hakkında üç suçtan iki yıl iki aydan dokuz yıl sekiz aya kadar hapis cezası isteniyor.

İstanbul 14. Asliye Ceza Mahkemesi'nce kabul edilen iddianameye göre bu suçlamalar, "cumhurbaşkanına hakaret", "halkı kin ve düşmanlığa tahrik ve aşağılama" ve "suçu ve suçluyu övme" olarak sıralanıyor.

Göktaş'ın X hesabından yapılan 27 Eylül'de yapılan bir paylaşımda komedyenin yeni bir mektubu yer aldı.

Duruşmayı hatırlatarak başlayan mektupta, "88 gün sonra ilk kez kelepçeleneceğim ve araba kornası duyacağım. Kelepçeyi özlemediğim kesin, bakalım araba kornasını özlemiş miyim? İyiyim. Güneş olmadan da yaşanıyormuş, güneş abartılmış bir balonmuş" ifadeleri yer aldı.

32 yaşındaki Göktaş, "kuyu tipi" olarak adlandırılan Tekirdağ Karatepe Cezaevi'nde güneş görmeyen bir hücrede tutuluyor.

Gösterisindeki ifadeleri nedeniyle 29 Haziran'da hakkında soruşturma başlatılan Göktaş, yurtdışı tatili dönüşünde 2 Temmuz'da havalimanında gözaltına alınmış ve 3 Temmuz'da tutuklanmıştı.

28 Ağustos'ta komedyen hakkında "halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme" ve "cumhurbaşkanına hakaret" suçlamalarından tahliye kararı verilmiş ancak cezaevinden çıkmadan "suçu ve suçluyu övmek" suçlamasıyla yeniden tutuklanmıştı.

Ancak savcılık Göktaş'ın tahliye kararının kaldırılarak üzerine atılı suçlardan yeniden tutuklanmasını talep etti ve komedyenin "halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme" ile "cumhurbaşkanına hakaret" suçlarından ayrı ayrı tutuklanmasına oy birliğiyle karar verildi.

Daltonlar isimli suç örgütünün eylemlerini övme suçu işlediği iddiasıyla mahkemeye çıkarılan Göktaş, SEGBİS ile yaptığı savunmada suçlamayı reddetmişti.

Göktaş uzun süredir sergilediği gösteriyi 24 Haziran'da YouTube'a yüklemişti.

Video üç ayda 15 milyondan fazla izlendi.

İddianamede neler var?
İddianamede Göktaş'ın "Ölü Deniz" adlı gösterisinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan hakkında kullandığı bazı ifadelerin eleştiri sınırlarını aştığı ve Cumhurbaşkanı'nın şeref ve saygınlığını zedelediği öne sürülüyor.

Savcılık ayrıca gösteride yer alan bazı bölümlerin, İslam dininin mensuplarını ve dini pratikleri konu alan ifadeler nedeniyle toplumun bir kesimini diğer kesimine karşı kin ve düşmanlığa tahrik ettiği görüşünü dile getiriyor.

Bu bölümde özellikle oruç tutan canlı bombalar ve Kur'an konulu şakalar ile Göktaş'ın dalgıçlarla ilgili sözlerinin haşema giyen kadınlarla ilgili olduğu çıkarımı yer alıyor.

Bir diğer suçlama ise kamuoyunda "Daltonlar" olarak bilinen suç örgütüne ilişkin stand-up bölümüne dayanıyor.

Savcılık, bu bölümdeki ifadelerin suç örgütünün faaliyetlerini övücü ve meşrulaştırıcı nitelik taşıdığını savunarak "suçu ve suçluyu övme" suçunun oluştuğunu ileri sürüyor.

İddianamede, gösteriyle ilgili 500'den fazla CİMER başvurusu ve çok sayıda şikâyet dilekçesi verildiği belirtildi.

Söz konusu ifadelerin kamu düzeni açısından "açık ve yakın tehlike" oluşturduğu değerlendirmesi de yer aldı.

Fatih Altaylı herkesin merak ettiği soruyu sordu

Gazeteci Fatih Altaylı, AK Parti eski Genel Başkan Yardımcısı ve eski Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya hakkındaki borsa ve fon iddialarını köşesinde değerlendirdi

28.09.2026 10:08:00
Haber Merkezi
 
Fatih Altaylı herkesin merak ettiği soruyu sordu
Fatih Altaylı herkesin merak ettiği soruyu sordu
Fatih Altaylı, Fatma Betül Sayan Kaya hakkındaki borsa iddialarını köşesine taşıdı. Altaylı, Kaya ve eşinin Tera üzerinden yaptığı öne sürülen işlemlerdeki yüksek getiriyi gündeme getirirken, soruşturmanın toplam büyüklüğü olarak dile getirilen 25 milyar dolara dikkat çekti: "Fatma Betül Kaya'dan 45 milyon doları çıktı. Gerisi nereden çıkacak?"

Gazeteci Fatih Altaylı, AK Parti eski Genel Başkan Yardımcısı ve eski Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya hakkındaki borsa ve fon iddialarını köşesinde değerlendirdi.

Altaylı, Yeni Parti Sözcüsü Zeynel Emre'nin Kaya hakkında ortaya attığı iddiaları ilk duyduğunda bunların gerçeği yansıtmayacağını düşündüğünü belirtti. Ancak daha sonra gündeme gelen rakamların dikkat çekici olduğunu ifade etti.

63 MİLYON TL'DEN 1,3 MİLYAR TL'YE

Altaylı'nın aktardığı iddiaya göre Kaya, nisan ayında Tera üzerinden yaklaşık 63 milyon TL tutarında yatırım yaptı. İddiaya göre bu para eylül ayında yaklaşık 1 milyar 344 milyon TL olarak geri çekildi.

Altaylı, söz konusu rakamları dolar üzerinden de hesaplayarak, yaklaşık 1 milyon 432 bin dolarlık yatırımın 5 ay içerisinde 28 milyon dolara ulaştığı iddiasını gündeme getirdi. Yazar, bunun dolar bazında yaklaşık yüzde 2 binlik artış anlamına geldiğini yazdı.

EŞİNE AİT İŞLEMLER DE GÜNDEMDE

Altaylı, Kaya'nın eşi İlyas Kaya hakkındaki iddiaları da yazısına taşıdı.

Buna göre İlyas Kaya'nın nisan ayında yaklaşık 99 milyon TL yatırdığı, eylül ayında ise yaklaşık 826 milyon TL ile çıktığı öne sürüldü.

Altaylı, bu rakamların dolar karşılığının yaklaşık 2 milyon 250 bin dolardan 17 milyon 210 bin dolara yükselmek anlamına geldiğini belirterek, işlemlerin fonun batmasından hemen önce gerçekleştiği iddiasına dikkat çekti.

"SADECE FATMA BETÜL SAYAN KAYA MI?"



Altaylı'nın yazısının odağındaki soru ise fon soruşturmasının tamamına ilişkin oldu.

Yazar, "Sadece Fatma Betül Sayan Kaya mı yapmıştır bu işi? Başka kimler böyle servet edindi?" sorusunu gündeme getirdi.

Altaylı, ardından soruşturmayla bağlantılı olarak dile getirilen 25 milyar dolarlık toplam büyüklüğe dikkat çekerek şu soruyu sordu:

"Fatma Betül Kaya'dan 45 milyon doları çıktı. Gerisi nereden çıkacak! Çıkacak mı?"

ESKİ DOSYA: İBB'DEN 85 BİN 791 DOLARLIK EĞİTİM ÖDEMESİ

Kaya'nın adı daha önce de ABD'deki eğitimi nedeniyle İBB iştiraki İSBAK'tan aldığı öne sürülen ödemelerle gündeme gelmişti.

İBB'nin eski yönetimi döneminde, Kaya'nın 14 Kasım 2008'de İSBAK AŞ'de elektrik-elektronik mühendisi olarak işe başladığı, yaklaşık iki ay sonra da ABD'de eğitim için İBB bursuyla gönderildiği kamuoyuna yansıyan kayıtlarda yer aldı.

İSBAK tarafından Kaya'ya yurtdışı eğitim sözleşmesi kapsamında 85 bin 791 dolar ve 20 bin 289 TL ödeme yapıldığı belirtildi.

İBB PARAYI GERİ İSTEMİŞTİ

Konu 2021 yılında İBB Teftiş Kurulu'nun incelemesiyle yeniden gündeme geldi.

Dönemin İBB yönetimi, Kaya'dan ve kefil olan aile üyelerinden 85 bin 791 dolar ile 20 bin 289 TL'nin, masraflar ve yasal faiziyle birlikte geri ödenmesini talep etti. Ayrıca dönemin bazı İSBAK yöneticileri hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunuldu.

İBB müfettişlerinin raporuna ilişkin haberlerde, yurtdışı eğitim sözleşmesindeki bazı hükümlerin ihlal edildiği iddiaları da yer aldı. Bunlar arasında eğitim sonrasında İSBAK'ta çalışma yükümlülüğü ve eğitim süresinin uzatılmasına ilişkin sözleşme hükümleri tartışma konusu oldu.

Ancak bu eski dosyada da önemli bir ayrım bulunuyor: Kaya hakkında 2021 sonunda işlem başlatıldığı, sonrasında takipsizlik kararlarının verildiği basına yansıdı. Ayrıca Kaya'nın başvurusu üzerine İBB bursuyla ilgili çok sayıda internet içeriğine 2024'te erişim engeli getirildi.

ALTAYLI'NIN VURGUSU NE?



Altaylı'nın yazısındaki temel vurgu, yalnızca Kaya hakkındaki iddialar değil. Yazar, Kaya üzerinden ortaya çıkan rakamların, eğer soruşturmadaki toplam para büyüklüğü iddiasıyla birlikte değerlendirilecekse, "başka kimlerin bu sistemden ne kadar kazanç sağladığı" sorusunu gündeme getirdiğini belirtiyor.

Dolayısıyla "25 milyar doların 45 milyonu eski Bakan'dan çıktı" ifadesi, 25 milyar dolarlık toplam büyüklüğün tamamının Kaya'ya ait olduğu anlamına gelmiyor. Altaylı, Kaya hakkında öne sürülen yaklaşık 45 milyon dolarlık tutarı, soruşturmada konuşulan 25 milyar dolarlık toplam rakamla karşılaştırarak geriye kalan miktarın akıbetini sorguluyor.

Kaya ise iddiaların ardından AK Parti Genel Başkan Yardımcılığı ve diğer görevlerinden istifa etti. Hakkındaki borsa işlemlerine ilişkin iddiaların hukuki olarak kesinleşmiş bir suç veya mahkûmiyet anlamına gelmediği de ayrıca belirtilmeli.

İstanbul'da yağışın da etkisiyle sabah saatlerinde trafik yoğunluğu

İstanbul'da, haftanın ilk iş günü sabah saatlerinde yağışın da etkisiyle bazı bölgelerde trafik yoğunluğu oluştu

28.09.2026 09:10:00 / Güncelleme: 28.09.2026 09:35:10
AA
 
İstanbul'da yağışın da etkisiyle sabah saatlerinde trafik yoğunluğu
İstanbul'da yağışın da etkisiyle sabah saatlerinde trafik yoğunluğu

Anadolu Yakası'nda, D-100 kara yolunda Tuzla'da başlayan yoğunluk Avrasya Tüneli girişine kadar ulaşıyor.

TEM Otoyolu'nda Sultanbeyli'de yoğunlaşan trafik, 15 Temmuz Şehitler Köprüsü'ne kadar devam ediyor.

Otoyolda Fatih Sultan Mehmet Köprüsü istikametinde, Şile Otoyolu'nda ise Altunizade'den Ümraniye'ye kadar araçlar ağır seyrediyor.

Avrupa Yakası'nda D-100 kara yolunda Haliç Köprüsü, Halıcıoğlu, Edirnekapı ve Cevizlibağ çevresinde trafik yoğunluğu yaşanıyor.

Mecidiyeköy'de yağışın da etkisiyle trafik yoğunluğu çift yönlü etkili oluyor.

TEM Otoyolu Bahçeşehir, Saadetdere ve Beylikdüzü'nde trafik ağır seyrediyor.

Öte yandan tramvay, metro, otobüs ve metrobüs duraklarında yolcu yoğunluğu yaşanıyor.

Zincirlikuyu, Cevizlibağ, Uzunçayır ve Altunizade gibi aktarma merkezlerine gelen vatandaşlar araçlara binmek için sıra bekliyor.

Metro İstanbul'un sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, "Hava muhalefeti nedeniyle TF1 Maçka-Taşkışla Teleferik Hattı'nda seferler yapılamamaktadır." ifadesi kullanıldı.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Cep Trafik Haritası verilerine göre, kent genelindeki trafik yoğunluğu sabah saatlerinde yüzde 72'ye kadar çıktı.

Yoğunluk, Anadolu Yakası'nda yüzde 89, Avrupa Yakası'nda ise yüzde 58 olarak ölçüldü.
 

İstanbul'daki sağanak nedeniyle Zincirlikuyu'daki alt geçidi su bastı

İstanbul'da etkili olan sağanak nedeniyle su basan Zincirlikuyu'daki alt geçit, araç trafiğine kapatıldı

28.09.2026 00:10:00
AA
 
İstanbul'daki sağanak nedeniyle Zincirlikuyu'daki alt geçidi su bastı
İstanbul'daki sağanak nedeniyle Zincirlikuyu'daki alt geçidi su bastı

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Afet Koordinasyon Merkezinin (AKOM) uyarılarının ardından kentteki bazı bölgelerde sağanak etkisini gösterdi.

Yağış nedeniyle caddelerde su birikintileri oluştu, sürücüler ve yayalar zor anlar yaşadı.

Yoğun yağış nedeniyle Zincirlikuyu'daki alt geçidi su bastı. Alt geçidin araç trafiğine kapatılması nedeniyle bazı otobüsler seferlerini yapamadı.

Kağıthane'de de Güzeldere Caddesi'nde su birikintisi oluştu. Caddede ilerleyen araçlar güçlük çekti.

Beylikdüzü, Esenyurt ve Sultangazi'de de yağış aralıklarla etkisini sürdürüyor.

 

Kabine yarın Beştepe'de Cumhurbaşkanı Erdoğan başkanlığında toplanacak. Toplantıda öncelikli gündem başlığı fon soruşturmaları olacak

Kabine yarın Beştepe'de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında toplanacak. Toplantıda öncelikli gündem başlığı fon soruşturmaları olacak

27.09.2026 19:57:00
Haber Merkezi
 
  Kabine yarın Beştepe'de Cumhurbaşkanı Erdoğan başkanlığında toplanacak. Toplantıda öncelikli gündem başlığı fon soruşturmaları olacak
  Kabine yarın Beştepe'de Cumhurbaşkanı Erdoğan başkanlığında toplanacak. Toplantıda öncelikli gündem başlığı fon soruşturmaları olacak
Kabine yarın Beştepe'de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında toplanacak. Toplantıda öncelikli gündem başlığı fon soruşturmaları olacak.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın başkanlık edeceği toplantıda öncelikli gündem başlığı fon soruşturmaları olacak. Konunun mali ve adli boyutlarına ilişkin son durum hakkında Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ile Adalet Bakanı Akın Gürlek'in kurul üyelerine bilgi vermesi bekleniyor.

Toplantıda fon krizi nedeniyle mağdur olanlar için atılacak adımlarla, benzer sorunların yaşanmaması için alınacak idari ve finansal tedbirler değerlendirilecek.

Toplantıda terörsüz Türkiye sürecinde terör örgütünün silah bırakma süreci de değerlendirilecek. Sincar dahil Irak'ın kuzeyindeki PKK unsurlarının silah bırakma süreci ile Suriye'de YPG'nin entegrasyonuna ilişkin süreçteki son durum istihbarat raporları eşliğinde masada olacak.

Kabine toplantısında dış politika başlıkları da konuşulacak. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Birleşmiş Milletler Zirvesi'nde gerçekleştirdiği görüşmeler konusunda kurul üyelerini bilgilendirmesi bekleniyor.

Ukrayna-Rusya savaşı ve Karadeniz'deki seyir güvenliği, ABD-İran gerilimi ve ateşkes çabaları, Husilerin Suudi Arabistan'a dönük saldırıları, ve Gazze gibi başlıkların da kabinede değerlendirileceği belirtiliyor.

Toplantıda 1 Ekim'de başlayacak yeni yasama yılı öncesinde meclis gündemine getirilecek öncelikli yasa teklifleri de masada olacak.

Kaşif Kozinoğlu soruşturması kapsamında gözaltına alınan eski adli tıp doktoru, evinde ölü bulundu

Kaşif Kozinoğlu soruşturması kapsamında gözaltına alınan eski adli tıp doktoru, evinde ölü bulundu

27.09.2026 19:06:00 / Güncelleme: 27.09.2026 19:08:31
Haber Merkezi
 
Kaşif Kozinoğlu soruşturması kapsamında gözaltına alınan eski adli tıp doktoru, evinde ölü bulundu
Kaşif Kozinoğlu soruşturması kapsamında gözaltına alınan eski adli tıp doktoru, evinde ölü bulundu
Kaşif Kozinoğlu soruşturması kapsamında gözaltına alınan eski adli tıp doktoru, evinde ölü bulundu. Olayla ilgili soruşturma başlatıldı.

Eski MİT görevlisi Kaşif Kozinoğlu'nun ölümüne ilişkin olarak başlatılan soruşturmada daha önce gözaltına alınıp 4 gün önce serbest bırakılan cezaevi doktoru Turgay Tamer, Büyükçekmece'deki evinde ölü bulundu. Tamer'in kesin ölüm nedeni, otopsinin ardından belirlenecek.

Kozinoğlu'nun 2011 yılında Silivri Cezaevi'nde ölümüne ilişkin olarak yeniden başlatılan soruşturmada cezaevi ve sağlık kayıtlarında dikkat çeken ayrıntılar ortaya çıkmış, Kozinoğlu'nun ilk yardım çağrısının ardından cezaevi görevlilerinin koğuş kapısını yaklaşık 10 dakika sonra açtığı, 112'ye ise olaydan yaklaşık 17 dakika sonra haber verildiği tespit edilmişti. Ayrıca Kozinoğlu'nun ilk yardım çağrısından sağlık ekibinin kendisine ulaşmasına kadar 29 dakika 36 saniye geçtiği belirlenirken, kampüste bulunması gereken ambulans ekibinin yemek için Silivri merkeze gittiği, nöbetçi doktorun ise olaydan haberdar edilmediğini söylediği belirtilmişti.

Başsavcılık tarafından yapılan bilgilendirmede, Tamer'in Kozinoğluna herhangi bir tıbbi müdahalede bulunmadığını belirtildi.

Serbest bırakıldı, 4 gün sonra öldü
Soruşturmada ikinci dalga operasyon düzenlenmiş, operasyonda cezaevi doktoru Tamer de gözaltına alınmıştı. Tamer, serbest bırakılmasından 4 gün sonra Büyükçekmece'deki evinde ölü bulundu.

Tamer'in hâlihazırda el ayak iltihabı rahatsızlığının bulunduğu ve iltihap şişliklerinden dolayı yürümekte dahi zorlandığı; bu sebeple bir süredir doktorluk mesleğini de yapamadığı belirtildi.

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, Erzurum İl Kongresi'nde "Terörsüz Türkiye" sürecine ilişkin konuştu

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, Erzurum İl Kongresi'nde "Terörsüz Türkiye" sürecine ilişkin konuştu. Hatimoğulları, ekim ayının silahların sustuğu yeni bir dönemin başlangıcı olmasını istediklerini söyledi

27.09.2026 18:00:00
Haber Merkezi
 
 DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, Erzurum İl Kongresi'nde "Terörsüz Türkiye" sürecine ilişkin konuştu
 DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, Erzurum İl Kongresi'nde "Terörsüz Türkiye" sürecine ilişkin konuştu
Erzurum'daki bir otelde düzenlenen DEM Parti 2. Olağan İl Kongresi'ne katılan Hatimoğulları, Türkiye'deki sürecin toplumun tüm kesimleri tarafından yakından takip edildiğini belirtti.

Süreç kapsamında bir çerçeve yasanın ortaya çıktığını ifade eden Hatimoğulları, yasanın ne zaman uygulanacağı ve sonuçlarının nasıl hayata geçirileceği konusunda toplumda beklenti bulunduğunu söyledi.

Hatimoğulları, yasanın Türkiye açısından önemli bir fırsat sunduğunu belirterek, demokratik, adil ve eşit bir yaşamın önünün açılabileceğini dile getirdi.

Sürecin başarıya ulaşması için somut adımlar atılması gerektiğini vurgulayan Hatimoğulları, "Ekim ayı silahların sonsuza dek sustuğu, gençlerin çatışmalar yaşamadığı bir dönemin miladı olsun istiyoruz" dedi.

Sürecin yalnızca Türkiye açısından değil, bölge açısından da önemli olduğunu ifade eden Hatimoğulları, DEM Parti tabanının süreci izlemekle yetinmemesi gerektiğini söyledi.

Barış sürecinin kendiliğinden gerçekleşmeyeceğini belirten Hatimoğulları, geçmişte yürütülen mücadelelere ve ödenen bedellere dikkat çekerek daha güçlü bir örgütlenme ve çalışma yürütülmesi gerektiğini kaydetti.

Vücudunuz kışa hazır mı?

Mevsim geçişlerinde ani sıcaklık dalgalanmaları bağışıklık sistemini zorluyor. Yapay takviyelere sarılmadan önce, bilimin ışığında vücudunuzu bir kalkana dönüştürecek en etkili doğal yöntemleri ve uzman tavsiyelerini bir araya getirdik

27.09.2026 11:40:00
Eyüp Kabil
 
Vücudunuz kışa hazır mı?
Vücudunuz kışa hazır mı?
Mevsim geçişleri, hava sıcaklıklarındaki dalgalanmalar ve azalan güneş ışığı nedeniyle bağışıklık sistemimizin en çok zorlandığı dönemlerin başında geliyor.

Uzmanlar, enfeksiyon riskine karşı hazır olmak için bağışıklık sistemini destekleyecek doğal yöntemlerin hayati önem taşıdığını belirtiyor. Yapay takviyeler yerine doğru beslenme, kaliteli uyku ve stres yönetimi gibi temel yaşam alışkanlıklarını değiştirmek, vücudun savunma mekanizmasını kalıcı olarak güçlendiriyor.

İşte son bilimsel araştırmalar ve uzman tavsiyeleri ışığında, mevsim değişikliklerinde hastalıklardan korunmanızı sağlayacak en etkili ve doğal formüller:

Renkli beslenin: Tabaklarınızı antioksidanlarla doldurun

Bağışıklık sisteminin hücresel düzeyde savaşabilmesi için antioksidanlara ve vitaminlere ihtiyacı vardır. Tek bir mucizevi besine odaklanmak yerine, beslenmenizde çeşitlilik yaratmak en doğru yaklaşımdır.

• C Vitamini Depoları: Portakal ve mandalina gibi klasik narenciyelerin yanı sıra kivi, kuşburnu, kırmızı kapya biber ve brokoli gibi yüksek oranda C vitamini içeren besinleri günlük diyetinize ekleyin.

• Mor ve Kırmızı Meyveler: Yaban mersini, böğürtlen ve mürdüm eriği gibi koyu renkli meyveler, hücre hasarını önleyen güçlü bileşenler (antosiyaninler) içerir.

• Doğal Antibiyotikler: Sarımsak, soğan ve zencefil içerdikleri kükürtlü bileşikler ve aktif maddeler sayesinde antimikrobiyal özellik gösterir.

Bağırsak sağlığı: Savunma hattı burada başlıyor

İnsan bağışıklık sisteminin yaklaşık yüzde 70'i bağırsaklarda yer alır. Güçlü bir mikrobiyota, virüs ve bakterilere karşı en büyük kalkanınızdır.

• Fermente Gıdalar: Ev yapımı yoğurt, kefir, lahana turşusu (sauerkraut) ve tarhana gibi probiyotik zengini besinler bağırsaktaki dost bakterileri artırır.

• Prebiyotik Desteği: Dost bakterileri beslemek için pırasa, enginar, kereviz, muz ve yulaf gibi lifli gıdalara sofranızda daha fazla yer açın.

Uyku ve stres yönetimi: Görünmez kahramanlar

Yetersiz uyku ve kronik stres, bağışıklık sistemini doğrudan baskılayarak vücudu enfeksiyonlara açık hale getirir.

• Kaliteli Melatonin Salgısı: Vücudun kendini yenilediği ve bağışıklık hücrelerinin üretildiği 23.00 ile 03.00 saatleri arasında derin uykuda olmaya özen gösterin.

• Kortizol Seviyesini Düşürün: Kronik stres, kortizol hormonunu artırarak bağışıklık yanıtını zayıflatır. Gün içinde yapacağınız 15-20 dakikalık yürüyüşler veya nefes egzersizleri bu yükü hafifletir.

Bitki çaylarının gücünden faydalanın

Doğru demlenen bitki çayları, üst solunum yolu enfeksiyonlarına karşı koruyucu bir duvar örebilir.

• Ekinezya ve Adaçayı: Ekinezya bitkisinin bağışıklık hücrelerini aktive ettiği bilinmektedir. Adaçayı ise ağız ve boğaz mukozasını koruyan antiviral bileşenler içerir.

• Ihlamur ve Karanfil: Göğsü yumuşatan ıhlamuru, karanfil ve bir çay kaşığı ham bal ile tatlandırarak tüketebilirsiniz.

Mevsim dönümlerinde vücudunuzun sesine kulak vermek ve bu basit ama etkili alışkanlıkları hayatınıza dahil etmek, sizi kış aylarındaki salgınlardan korumanın en güvenli yoludur.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.