logo
10 AĞUSTOS 2026

Öğrencilerin gelişimi artık dijital olarak analiz ediliyor

Kocaeli Sağlık ve Teknoloji Üniversitesi'nde geliştirilen yapay zeka destekli sistemle öğrencilerin öğrenme süreci artık dijital olarak analiz ediliyor. Türkiye'de ilk kez uygulanan model sayesinde öğrencilerin hangi konularda eksik kaldığı belirlenirken, eğitim süreci de yapay zeka verileriyle yeniden şekilleniyor

12.03.2026 11:58:00
İHA
 
Öğrencilerin gelişimi artık dijital olarak analiz ediliyor
Öğrencilerin gelişimi artık dijital olarak analiz ediliyor
Kocaeli Sağlık ve Teknoloji Üniversitesi'nce geliştirilen "Yapay Zeka Destekli Öğrenci Başarı Analizi Sistemi", eğitimde veri temelli yeni bir yaklaşımı hayata geçiriyor.






Yükseköğretim Kurulu'nun "2030'a Doğru Türk Yükseköğretiminin Yol Haritası" vizyonu doğrultusunda geliştirilen sistem sayesinde öğrencilerin derslerde kazandıkları bilgi, beceri ve yetkinlikler yapay zeka tarafından analiz ediliyor. Ders süreçlerinden ölçme ve değerlendirmeye kadar birçok aşamayı kapsayan sistem, öğrencilerin gelişimini adım adım izlerken akademisyenlere de öğrencilerin eksik kaldığı alanları göstererek eğitim planlamasında yol gösteriyor.






"Öğrencilerin aktif öğrenmesini tetikliyor"

Yapay zeka destekli sistemin öğrencilerin derse katılımını artırdığını belirten Dr. Öğr. Üyesi Suna Uysal Yalçın, "Öğrenci Başarı Analiz Sistemi aslında öğrencilerin hem etkin derse katılmasını sağlıyor hem de aktif öğrenmeyi tetikliyor. Burada akran öğrenmesi de devreye giriyor. Yapay zekayla hazırlanan çalışma sorularıyla öğrenciler gruplar halinde birlikte çalışabiliyor. Akademisyenler açısından baktığımızda ise bu süreç için çok fazla zaman harcamaya gerek kalmıyor. Öğrenciler derse daha aktif katılıyor, bizler de yapay zeka sistemini eğitim-öğretim sürecine entegre ederek süreci daha verimli şekilde yürütebiliyoruz" dedi.






"Eksik konular kolayca tespit ediliyor"

Sistemin program çıktılarının takibini kolaylaştırdığını ifade eden Yalçın, "Akreditasyon süreçlerinden de bahsetmek gerekiyor çünkü birçok kurum artık öğrenme ve program çıktılarını talep ediyor. Bu sistem sayesinde öğrencilerin hangi sorularda, hangi konularda ve hangi program çıktılarında eksik kaldığını kolaylıkla tespit edebiliyoruz. Bu durum bireyselleştirilmiş eğitime de kapı aralıyor. Öğrencinin hangi alanda eksik olduğunu gördükten sonra o alana yönelik yeni eğitim planlamaları yapılabiliyor. Yapay zeka destekli sistem bu açıdan oldukça verimli ve aktif kullanılabilen bir yapı sunuyor" diye konuştu.






"Öğrencilerden olumlu geri dönüş alıyoruz"

Öğrencilerin sistem sayesinde derse daha aktif katıldığını belirten Suna Uysal Yalçın, "Öğrencilerden çok güzel geri dönüşler alıyoruz. Öğrenciler, sosyal medya nedeniyle dikkat sürelerinin kısa olduğunu söylüyor. Ancak bu sistemle birlikte araştırma yapmaları, grup halinde çalışmaları ve fikirlerini paylaşmaları gerekiyor. Soru sormaya çekinen öğrenciler bile grup çalışmaları sırasında daha rahat konuşabiliyor. Bu süreç öğrencilerin özgüvenini artırıyor ve derse daha aktif katılmalarını sağlıyor" ifadelerini kullandı.






"Önemli olan onlara yapay zekayı doğru kullanmayı göstermek"

Dr. Öğr. Üyesi Yalçın, yapay zekanın eğitim süreçlerinde önemli bir araç haline geldiğine dikkati çekerek, şöyle konuştu:
"Bu sistem zamanı daha etkin yönetmemizi sağlıyor. Her şey açık ve net şekilde önümüze geliyor ve öğrencilerle paylaşılması kolaylaşıyor. Artık yapay zekadan kaçınmak mümkün değil. Yapay zekayı kullanabilen yeni meslek insanlarını yetiştirmek bizim için önemli. Bu nedenle öğrencilerimize verdiğimiz ödevlerde de yapay zekayı nasıl kullandıklarını göstermelerini istiyoruz. Buradan mezun olan öğrenciler neredeyse yapay zeka yetkinliği kazanmış şekilde mezun oluyor. Bazen biz öğrencilerden öğreniyoruz, bazen de öğrenciler bizden öğreniyor. Gençler bu konuda oldukça yetenekli. Önemli olan onlara yapay zekayı doğru kullanmayı göstermek."






"Yapay zekayı destekliyorum"

Yapay zekanın derslerinde yardımcı olduğunu belirten Ebelik Bölümü öğrencisi Gülnihal Adıgüzel ise yapay zeka destekli eğitim modelinin dersleri daha anlaşılır hale getirdiğini belirterek, "Yapay zekayı destekliyorum. Hocalarımız iki saatlik dersleri daha kısa videolara dönüştürebiliyor ve konuları daha açıklayıcı şekilde anlatabiliyor. Bu videolar daha sonra bize ulaştırılıyor. Dersi anlamadığımızda farklı zamanlarda tekrar izleyebiliyoruz. Bu durum dikkatimizi daha çok çekiyor. Örneğin derse gelmeden önce otobüste kulaklıkla dinleyebiliyorum ya da sınav öncesinde tekrar izleyebiliyorum. Bu şekilde bilgilerin daha kalıcı olduğunu düşünüyorum. Yapay zekayı destekliyorum ve gençlerin de bu şekilde düşündüğünü düşünüyorum" diye konuştu.

Ortak değerlerin kaybı ve ötekileştirme mekanizması

Modern toplumların karşı karşıya kaldığı en yıkıcı sosyolojik tehditlerden biri olan kutuplaşma, toplumsal dokuyu günden güne zedeliyor

10.08.2026 00:55:00
Abdülkadir Gündoğdu
 
Ortak değerlerin kaybı ve ötekileştirme mekanizması
Ortak değerlerin kaybı ve ötekileştirme mekanizması
Modern toplumların karşı karşıya kaldığı en yıkıcı sosyolojik tehditlerden biri olan kutuplaşma, toplumsal dokuyu günden güne zedeliyor.

Bireylerin ve grupların kendilerini keskin sınırlar üzerinden tanımlamasıyla derinleşen "Biz ve Onlar" ayrımı, ortak paydalarda buluşmayı zorlaştırırken, toplumsal diyaloğun yerini katı bir ötekileştirmeye bırakıyor.

Farklı fikirlerin zenginlik olarak görülmesi gereken platformlarda dahi uzlaşı zeminlerinin hızla kaybolması, sosyal barışı ve birliktelik duygusunu ciddi şekilde tehdit ediyor. Bu zihinsel ayrışma, bireylerin birbirlerine karşı duyduğu güveni zedelerken, ortak bir gelecek vizyonu etrafında kenetlenmeyi de imkansız hale getiriyor.







Dijital Yankı Odaları ve Algı Yönetimi

Kutuplaşma dinamikleri incelendiğinde, bu durumun sadece siyasi veya fikri ayrışmalarla sınırlı kalmadığı, günlük yaşamın her alanına sirayet ettiği görülüyor.

İletişim kanallarının ve özellikle dijital mecraların yankı odalarına dönüşmesi, bireylerin yalnızca kendi görüşlerini pekiştiren içeriklere maruz kalmasına yol açıyor. Algoritmaların tüketicilere sürekli benzer fikirleri sunması, farklı seslerin duyulmasını engelliyor.

Bu durum, karşı tarafın argümanlarını anlamak yerine onları doğrudan bir tehdit veya öteki olarak algılama eğilimini güçlendiriyor. Zamanla derinleşen bu zihinsel yarılma, bireyler arasındaki empati bağlarını kopartarak toplumsal hoşgörüyü ortadan kaldırıyor.







Gündelik Hayata Yansıyan Keskin Hatlar

Ayrışma hissi yalnızca teorik tartışmalarda kalmayıp, mahallelerden iş yerlerine, sosyal ilişkilerden aile içi diyaloglara kadar sızıyor. Bireyler, karşı gruptakilerin bilgi düzeyini, niyetini ve hatta ahlaki değerlerini sorgulamaya başladıkça, rasyonel zemin tümüyle ortadan kalkıyor.







Toplumun farklı kesimleri arasında paylaşılan kamusal alanlar giderek daralırken, insanlar kendilerini güvende hissettikleri homojen grupların içine çekiliyor.

Bu durum, farklı kültürlerin ve fikirlerin birbirini besleme potansiyelini yok ederek toplumu durağan ve tepkisel bir yapıya büründürüyor.







Onarım Süreci ve Onarıcı İletişim Dili

Sosyologlar ve toplumbilimciler, kutuplaşma ile mücadelede en kritik adımın kapsayıcı bir dil geliştirmek ve ortak değerler etrafında buluşabilme becerisini yeniden kazanmak olduğunu vurguluyor.







Sağlıklı bir kamuoyunun oluşabilmesi, farklı kitlelerin birbirini dinleme ve anlama iradesi göstermesine bağlı. Toplumsal yarılmanın önüne geçebilmek için eğitimden medyaya kadar pek çok alanda yapıcı söylemlerin benimsenmesi gerekiyor.

Bireylerin kriz anlarında dahi ortak akla başvurabilmesi, "Biz" tanımının ötekileştirmeden, tüm toplum unsurlarını kapsayacak şekilde genişletilmesiyle mümkün kılınabilir.

Güngören'de 5 katlı binanın balkonu çöktü

İstanbul Güngören'de 5 katlı binanın birinci katındaki balkon, henüz bilinmeyen bir nedenle çöktü. Bina tedbir amacıyla boşaltılırken ekipler tarafından mühürlendi. Bina çevresi bariyerle kapatılarak güvenlik önlemi alındı

09.08.2026 02:40:00
İHA
 
Güngören'de 5 katlı binanın balkonu çöktü
Güngören'de 5 katlı binanın balkonu çöktü
Olay, saat 22.30 sıralarında İstanbul Güngören Akıncılar Mahallesi Üstün Sokak üzerinde meydana geldi. İddiaya göre sokak üzerindeki 5 katlı binanın birinci katındaki balkonda bilinmeyen bir nedenle çökme yaşandı.






Vatandaşların ihbarı üzerine olay yerine itfaiye, polis ve zabıta ekipleri sevk edildi. Olayda ölen ya da yaralanan olmazken bina tedbir amacıyla boşaltılarak mühürlendi. Binanın çevresi ekipler tarafından bariyerle kapatılarak güvenlik önlemi alındı.








Konu ile ilgili konuşan Tayfun Kurt, "Bildiğim kadarıyla apartmanın balkonu çökmüş. Ama neden kaynaklandığı hakkında bilgimiz yok. Geldiğimizde o esnada binada hala oturanlar vardı. Sonrasında zaten ilgili ekiplere haber verildi. Polis, etrafı kapattı. Oturanları çıkarttı. Şimdi de önlem alıyor" dedi.

Medyada holdingleşme tarafsızlığı yok etti

Küresel çapta dev holdinglerin ve siyasi güç merkezlerinin medya sektöründeki hakimiyeti, haberciliğin temel ilkesi olan siyasal tarafsızlığı giderek daha fazla yıpratıyor

08.08.2026 00:18:00
Abdülkadir Gündoğdu
 
Medyada holdingleşme tarafsızlığı yok etti
Medyada holdingleşme tarafsızlığı yok etti
Küresel çapta dev holdinglerin ve siyasi güç merkezlerinin medya sektöründeki hakimiyeti, haberciliğin temel ilkesi olan siyasal tarafsızlığı giderek daha fazla yıpratıyor.

Medya sahipliğinin birkaç merkezde toplanması, halkın haber alma hakkını ve demokratik çoğulculuğu riske atıyor.

Medya, tarihsel olarak demokrasilerin "dördüncü kuvveti" ve kamuoyunun denetim mekanizması olarak konumlandırılsa da son yıllarda mülkiyet yapılarında yaşanan dönüşüm bu işlevi tartışmalı hale getirdi.

Yayın organlarının bağımsız gazeteciler veya kamu odaklı kurumlar yerine; inşaat, enerji, finans ve savunma gibi farklı sektörlerde faaliyet gösteren büyük sermaye gruplarının eline geçmesi, haber merkezlerindeki yayın çizgisini doğrudan etkiliyor.







Sermaye ilişkileri ve siyasal iklimin habere yansıması

Geleneksel gazetecilik ilkeleri; tarafsızlık, nesnellik ve kamu yararını her türlü çıkarın üzerinde tutmayı gerektirir. Ancak medya organlarının ticari ve siyasi ağlarla örülü mülkiyet yapıları, haberin mutfağında ciddi bir "filtreleme" sürecini beraberinde getiriyor.

Medya sahiplerinin devlet ihalelerine giriyor olması veya kamu düzenlemelerine bağımlı sektörlerde yatırım yapması, yayın organlarının siyasi iktidarlarla ve güç odaklarıyla çatışmaktan kaçınmasına yol açıyor. Bu durum, eleştirel haberciliğin yerini otosansüre ve tek sesliliğe bırakması riskini doğuruyor.







Çapraz sahiplik ve algı yönetimi

Medya sektöründe çapraz sahiplik (aynı sermaye grubunun gazete, televizyon, radyo ve dijital platformların tümüne sahip olması) yayın çeşitliliğini görünürde artırsa da, özünde aynı mesajın farklı kanallardan yinelemesine dayanıyor.

Gündem Belirleme Gücü: Farklı mecralara sahip gruplar, kamuoyunun neyi konuşup neyi konuşmayacağını tek elden yönlendirebiliyor.

Otosansör Mekanizması: Gazeteciler, bağlı bulundukları holdingin ticari veya siyasi çıkarlarıyla çelişen haberleri yapmaktan kaçınmak zorunda kalabiliyor.

Tiraz ve Reyting Kaygısı: Reklam verenlerle ve kamusal fonlarla kurulan ilişkiler, editoryal bağımsızlığın önüne geçebiliyor.







Dijital medya çözüm mü, yeni bir bağımlılık mı?

Geleneksel medyadaki bu tarafsızlık krizine karşı dijital yayıncılık ve bağımsız haber platformları alternatif bir kanal olarak öne çıksa da, dijitalleşme kendi zorluklarını beraberinde getiriyor. Algoritma bağımlılığı, fonlama sorunları ve dev teknoloji şirketlerinin tekelci yapısı, dijital haberciliğin de sürdürülebilirliğini ve tarafsızlığını sınamaktadır.







Uzmanlar, siyasal tarafsızlığın ve haber etiğinin korunabilmesi için şu adımların kritik olduğuna dikkat çekiyor:

Şeffaf Mülkiyet Yapısı: Medya organlarının nihai sahiplerinin ve finansman kaynaklarının kamuoyuna açıkça beyan edilmesi.

Editoryal Bağımsızlık Güvencesi: Yayın sahibi ile haber merkezi arasındaki sınırları koruyan yasal ve kurumsal güvencelerin oluşturulması.

Kamu Yayıncılığının Güçlendirilmesi: Siyasi baskılardan uzak, doğrudan halka hesap veren özerk kamu yayıncılığı modellerinin teşvik edilmesi.

Medya sahipliğinin şeffaflaşmadığı ve editoryal bağımsızlığın teminat altına alınmadığı bir düzende, siyasal tarafsızlık bir ilke olmaktan çıkıp yalnızca bir temenni olarak kalma riskiyle karşı karşıya.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.