HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 14 HAZİRAN 2021, PAZARTESİ

Ömür ağacı

20.06.2001 00:00:00
Şu dünya denen mekana yeni bir kök salmıştım. Çok uzak yollardan gelmiştim. Ellerim bomboştu, yüreğim bomboş, gel gör ki varlığım dopdoluydu... Ben ise, bi-haberdim. Elinde değildi insanın yaşamak ve ölmek. Hayat çetin bir cevizdi, kabuğunu kırmak oldukça güçtü. Zaman kökü bir gövdeye, gövdeyi dallara, dalları yaprağa, yaprak da meyveye ulaştıracaktı. Ağaç yaşken eğilecek, sonbaharda yaprak dökecekti. Yolcular gölgesinde konaklayacak, buz gibi soğuk suyu yudumlarken diğer bir taraftan, sımsıcak güneşin ardından vuku bulan terini silecek bir 'oh' çekmeyi de ihmal etmeyecekti. Biraz sonra kalkıp da yoluna devam edecekti.

Kışın yapayalnız, yapraktan ve meyveden ayrılık... Kışın, ağacın başını eline dayayıp düşünme mevsimidir. Ansızın kopan büyük bir fırtınada, kendini, ekseninde çember altına alıp muhafaza edecekti. Başka çaresi ya da alternatifi var mıydı ki, rüzgar büyük bir azimle onu sarsmaya, yıkmaya uğraşıyor, yoruldukça dinleniyor, dinlendikçe yeniden başlıyordu. Ama ağaç her şeye rağmen sükut içinde direniyordu. Sükut içinde direniyordu, çünkü o bir yaratılış gerçeği olduğuna inandığı gibi, rüzgarın da bir yaratılış gerçeği olduğunun farkındaydı. O yüzden de serzenişsiz direnişi.

Rüzgar artık ağacın idaresine dayanamayıp toparlanıp, derin bir ağırbaşlılıkla yola devam ediyor. Ağaç hafif bir tebessümle rüzgara 'hoşçakal yine beklerim' diyor. Zorlukları böylesi bir metanetle karşılayabilmek ve tebessümle uğurlayabilmek, ne mükemmel bir hadise... Bu hadise karşısında bazı kavramlar sükut-u hayale uğruyor... Çocuklar geçerken ağacın yanından, meyvelerine takılıyor gözleri, bir tilki bakışı ile karşılaşıyor iki afacanın gözleri şöyle bir etrafa bakınıp taş arıyorlar, nihayet taş bulup uygun bir pozisyon alıyorlar. Kollar hafifçe arkaya doğru gerilip taş üç dört parmak arasında uçmaya hazırlanıp hedefine yollanıyor. Taş hedefine ulaşır ulaşmaz, bir kaç meyve düşüyor toprağın sinesine. Afacanlar savaştan zaferle çıkış komutanlar gibi... Aralarında gülüşüyorlar. Bu arada ağaç kendini hazırlayıp siper pozisyonunu almıştır bile. Afacanlar meyveleri avuçlarında ovalayıp yola devam ederken, ağaç yine yeni bir tebessümle oluşturacağım diyerek uğurluyor. Yağmur hafif çiselemeye başladığında ağacın halini görmeliydiniz. Gökyüzünde ilk kez kanat çırpan bir kuş kadar heyecanlıydı. Yağmur hızlandıkça heyecanı artıyor, heyecanı artıkça hayatın çetinliğine, zorluğuna rağmen sırf bu anı yaşamak adına "kök salıp yeşerdiğim için sana şükürler olsun" diye mırıldanıyordu. Demek iyi ki yaratıldık diyebileceğimiz bir gerçek mutlaka vardır.

Yağmur diniyor, güneş doğuyor, ağaç ise hüzünkar bir hal içinde yağmuru Allah'a ısmarlıyor, "seni daha büyük bir ümitle bekleyeceğim" diyor. Güneş ağaca hafif bir göz kırpmayla teselli ifadesi arzeden bir tebessüm sunuyor ve "seni anlayabiliyorum, Allah kavuştursun" duasında bulunuyor. Ağaç ise bir mukabele sözüyle karşılık veriyor. Kuşlar ağacın dallarında muhabbet ederken, arada bir ötmeleri ağaca derin bir haz veriyor. Gerçi küçücük kuşların ayakları dalları biraz gıdıklıyordu, ama olsun gıdıklanma da bir gülümseme oluştururdu sonuçta.

Akşam olunca ay ışığı nasihat eder o da ay'ı büyük bir sabırla dinlerdi. Ağacın gölgesinde çok farklı bir görünüm arz ederdi ay ışığı. Sonra yıldızlar, gece şiirleri okurdu ağaca. Ağaç tarifi imkansız bir huzur içinde yaslanırdı boşluğa. Geceler onun için ifadesi zor bir duyguydu. Tan yeri ağarırken bulutların hali ağaca imrenir gibiydi. "Ağaç da aynı mütevazilik içinde, ne kadar hoş bir görünümünüz var, keşke ellerimi uzatıp dokunabilsem pamuk teninize"...

Zaman olur günler geçer yıllar eriyip biter, bizim ağacın hayata veda etme vakti gelir. Kalbinde kendini ötelere salmış bir burukluk olsa da, gerektiği ölçüde zaman sürecini geçirmenin rahatlığıyla dünyaya elvedasını çeker. Hangimiz böyle bir rahatlıkla hayata elveda diyebiliyoruz. Ey güzel ağaç, sen tatlı bir örnektin, hikayemi renklendirdin, sana teşekkür ederim.
 
Derya Şüheda Terzi / diğer yazıları


logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 425 10 66
Faks: (212) 424 69 77
E-posta: [email protected]


WhatsApp haber: (0542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2021

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez.