Ömür ve arzuları sizden daha fazla olanlar nerededir?
İmam Muhammed Bakır (a.s) buyuruyor ki; “Takvalı, çalışkan ve doğru konuşan olun. Emaneti sahibine geri çevirin; ister sahibi iyi adam olsun ister kötü
Haber Merkezi





Eğer Ali İbn Ebi Talib aleyhi'sselâm'ın katili bile bana bir emanet verirse, onu kendisine geri veririm.
Sıla-i rahim, amelleri temizler, malları artırır, belayı uzaklaştırır, hesabı kolaylaştırır ve eceli erteler (ömrü uzatır).
Ey insanlar! Siz bu dünyada, ölüm oklarının hedefisiniz. Hiçbir kimse ömründen bir gün geçmeksizin yeni bir güne ulaşmıyor. Bu dünyada boğaz tıkamayacak bir lokma var mıdır?
Nefes yolunu tıkamayacak bir yudum su var mıdır? Göçüp gideceğiniz yurdu bayındır edin.
Zira bugün ganimettir; yarının kimin olacağını bilmiyorsun. Dünya ehlinin tümü yolcudurlar; yüklerinin düğümlerini diğer cihanda çözeceklerdir.
Bizler elimizden çıkan köklerin (babaların) dallarıyız. Kök olmadıktan sonra dal ne kadar baki kalabilir?
Ömür ve arzuları sizden daha fazla olanlar nerededir?
Ey Âdemoğlu, geri çeviremeyeceğin (ölüm) peşine takılmış ve geri dönmesi de imkansız olan (ömür) elinden çıkmıştır. Geçici hayatı, hayat sayma. Çünkü seni ecel ve ölüme yaklaştıran lezzetten başka ondan sana bir nasip kalmaz.
Nerdeyse sen de kaybedilen bir dost ve cansız bir gövde olmuşsun. Kendini düşün ve onun haricindeki her şeyi terk et; Allah'tan yardım dile, Allah da sana yardım etsin.
Kim, kendisine yapılan iyilik miktarınca iyilik yaparsa, o iyiliği telafi eder. Kim bir o kadar daha eklerse şakir olur (hakkınca teşekkür eder.) Kim de (yapılan ihsana karşı) teşekkür ederse kerim olur.
Kim, yaptığı her iyiliği, kendisine yapmış olduğunu bilirse, halkın teşekkürünü ve ona karşı dostluk ve muhabbetlerinin çoğalmasını beklemez. Öyleyse kendine yaptığın ve onunla kendi haysiyetini koruduğun ihsan karşısında başkasının övgüsünü umma. Bil ki ihtiyacının karşılanmasını isteyen kimse, sana ağız açmakla kendi haysiyetini korumamıştır; öyleyse sen, onun ihtiyacını karşılamakla kendi haysiyetini koru.
Yolculuğa çıkanın, ailesine hediye vaat etmesi gibi, Allah da mümin kuluna belayı vaat ediyor (mümin kulunu bela ile kötülüklerden koruyor). Doktor hastayı perhiz ettirdiği gibi, Allah da mümin kulunu, dünyadan perhiz ettiriyor.
Allah dünyayı hem sevdiğine ve hem de sevmediğine verir; ama dinini ancak sevdiğine verir.
Ali aleyhi's-selâm'ın Şiası (taraftarı), velayetimiz yolunda mallarını birbirlerinden esirgemeyen, sevgimizle birbirlerini seven, emrimizi (Şia esaslarını) diriltmek için birbirlerini ziyaret eden, sinirlendiklerinde zulme yönelmeyen, hoşnut olduklarında israf etmeyen, komşularına bereket olan ve muaşeret ettikleri kimselerle de sulh-u sefa içerisinde bulunan kimselerdir.
Tembellik, hem dine, hem de dünyaya zarar verir.
Eğer sual eden (bir şey isteyen), sual etmenin ne kadar kötü olduğunu bilseydi, hiç kimse başkasından bir şey istemezdi. Eğer kendisinden bir şey istenilen kimse de, vermemenin ne kadar kötü olduğunu bilseydi, hiç kimse diğerini reddetmezdi.
Allah-u Teâlan'ın bazı kulları uğurlu ve kolaylık çıkarıcıdırlar; kendi geçimlerini sağlar ve halk da onların sayesinde rahatça yaşarlar.
Onlar kulları arasında yağmur gibidirler. Allah'ın, bazı kulları da melun, zorluk çıkarıcı ve hayırsızdırlar. Ne kendileri rahat yaşar ve ne de elleri altında olan insanlar rahat yaşarlar. Bunlar, Allah'ın kulları arasında, önlerine çıkan her şeyi yok eden (yiyip bitiren) çekirgeye benzerler.
Halkın size söylemesini sevdiğiniz en güzel sözü, onlara söyleyin. Allah, lânetleyen, söven, dokunaklı söz söyleyen, çirkin söz konuşup küfreden, ısrar ederek diğerinden bir şey isteyen ve başkasına ağız açan bir kimseyi sevmez. Ama hayâlı, olgun ve (çirkin şeylerden) kaçınan iffetli kimseyi sever.
Allah-u Teâla, (insanın) herkese selâm vermesini sever." (Hasan B. Ali el-Harranî Tuheful Ukul eserinden)























































































