İşgalci emperyalist güçlerin ağzı ile yazan-çizen konuşan sözde aydın takımı, işgalcilerin silahlı güçleri kadar tahripkar ve de zararlı oluyorlar.
Kırılası kalemleri ile, lal olası dilleri ile önce zihinleri ütüleyip, paketleyip işgale hazır hale getiriyorlar, işgalcilerin asla yenilmez, karşı konulmaz güçler olduğunu zihinlere kazıyıp onlar karşısında çaresizliği yayıp duruyorlar.
Akıp giden hayatın içinde "keşke"lerin elbette bir anlamı yok, ama daha başka "keşke"ler yaşamamak için masaya yatırmak gerekiyor.
En son yaşanan Libya tecrübesinden sonra keşke bizi Suriye'nin üstüne sürmek isteyen güçlere şunları diyebilseydik:
"Sizlerle beraber hareket etmek uğruna din kardeşlerimizle kanlı-bıçaklı hale geldik, yüzlerce milyar dolarlık yatırımlarımızı bir çırpıda sildik, hava saldırılarınıza destek verdik, komuta merkezini ülkemize taşıdık ve işin sonunda her bakımdan, hem madden hem de manen kaybeden biz olduk. Şimdi ise Suriye'nin üzerine bizi sürmek istiyorsunuz, yeter artık, aklımız başımıza geldi, sizin çıkarlarınız için biz kardeşlerimizle kavga etmeyeceğiz, sizin kanlı planlarınıza asla alet olmayacağız…"
Bu ve benzeri dik duruşlar, şahsiyetli politikalar sergileyebilseydik Suriye'de bu kadar kan dökülmüş olur muydu?
Haçlı-siyonist işgal güçlerinin ne kadar istihbarat elemanı, ne kadar katil çeteleri varsa hepsi birden Suriye'nin şehirlerine, kasabalarına bu kadar rahat aç kurtlar gibi dalabilirler miydi?
Başta sözünü ettiğimiz kiralık kalemler ve lal olası diller zihinleri ve gönülleri işgalcilerin arzuları doğrultusunda ütülemeseydi iktidar bu kadar rahat U dönüşü yapabilir miydi?
Sonuç itibariyle öldürülen Müslüman, yakılıp yıkılan, ateşe verilen kubbeler, minareler İslam medeniyetinin şaheserleri…
On senedir kan akan Irak örneği önümüzde olduğu halde, daha dün Mısır'da, Libya'da yaşananlar gözümüzün önünde olduğu halde, ütülü zihinler, kiralık kalemler hala Suriye'ye gelecek demokrasiden söz edebiliyorlar.
Yüzsüzlüğün bu kadarına pes doğrusu.
Kırılası kalemleri ile, lal olası dilleri ile önce zihinleri ütüleyip, paketleyip işgale hazır hale getiriyorlar, işgalcilerin asla yenilmez, karşı konulmaz güçler olduğunu zihinlere kazıyıp onlar karşısında çaresizliği yayıp duruyorlar.
Akıp giden hayatın içinde "keşke"lerin elbette bir anlamı yok, ama daha başka "keşke"ler yaşamamak için masaya yatırmak gerekiyor.
En son yaşanan Libya tecrübesinden sonra keşke bizi Suriye'nin üstüne sürmek isteyen güçlere şunları diyebilseydik:
"Sizlerle beraber hareket etmek uğruna din kardeşlerimizle kanlı-bıçaklı hale geldik, yüzlerce milyar dolarlık yatırımlarımızı bir çırpıda sildik, hava saldırılarınıza destek verdik, komuta merkezini ülkemize taşıdık ve işin sonunda her bakımdan, hem madden hem de manen kaybeden biz olduk. Şimdi ise Suriye'nin üzerine bizi sürmek istiyorsunuz, yeter artık, aklımız başımıza geldi, sizin çıkarlarınız için biz kardeşlerimizle kavga etmeyeceğiz, sizin kanlı planlarınıza asla alet olmayacağız…"
Bu ve benzeri dik duruşlar, şahsiyetli politikalar sergileyebilseydik Suriye'de bu kadar kan dökülmüş olur muydu?
Haçlı-siyonist işgal güçlerinin ne kadar istihbarat elemanı, ne kadar katil çeteleri varsa hepsi birden Suriye'nin şehirlerine, kasabalarına bu kadar rahat aç kurtlar gibi dalabilirler miydi?
Başta sözünü ettiğimiz kiralık kalemler ve lal olası diller zihinleri ve gönülleri işgalcilerin arzuları doğrultusunda ütülemeseydi iktidar bu kadar rahat U dönüşü yapabilir miydi?
Sonuç itibariyle öldürülen Müslüman, yakılıp yıkılan, ateşe verilen kubbeler, minareler İslam medeniyetinin şaheserleri…
On senedir kan akan Irak örneği önümüzde olduğu halde, daha dün Mısır'da, Libya'da yaşananlar gözümüzün önünde olduğu halde, ütülü zihinler, kiralık kalemler hala Suriye'ye gelecek demokrasiden söz edebiliyorlar.
Yüzsüzlüğün bu kadarına pes doğrusu.
Aziz Karaca / diğer yazıları
- Depremin yaraları daha sarılmamışken… / 18.04.2026
- ‘Dikkat! Asıl müfsitler onlardır…’ / 16.04.2026
- Bahar gelsin şu dağlara çıkalım belki derdimize çare bir çiçek / 14.04.2026
- Vurguncu keyif çatıyor yoksul yokluk içinde / 13.04.2026
- Türkiye yüz yılında dert denizinde yüzer olduk / 11.04.2026
- Bu savaş ortamında Kur’an’ı tekrar tekrar okumak / 10.04.2026
- Dur bakalım hesap vermeden nereye? / 09.04.2026
- Vicdan rafa kalkmışsa çalı çam olur çalılık orman olur… / 07.04.2026
- Yamuk bizden ise kaldır halıyı bizden değil ise çam yap çalıyı / 06.04.2026
- Haydutluğun hüküm sürdüğü devirlerden geçiyoruz / 03.04.2026
- ‘Dikkat! Asıl müfsitler onlardır…’ / 16.04.2026
- Bahar gelsin şu dağlara çıkalım belki derdimize çare bir çiçek / 14.04.2026
- Vurguncu keyif çatıyor yoksul yokluk içinde / 13.04.2026
- Türkiye yüz yılında dert denizinde yüzer olduk / 11.04.2026
- Bu savaş ortamında Kur’an’ı tekrar tekrar okumak / 10.04.2026
- Dur bakalım hesap vermeden nereye? / 09.04.2026
- Vicdan rafa kalkmışsa çalı çam olur çalılık orman olur… / 07.04.2026
- Yamuk bizden ise kaldır halıyı bizden değil ise çam yap çalıyı / 06.04.2026
- Haydutluğun hüküm sürdüğü devirlerden geçiyoruz / 03.04.2026

























































