Onun kanını dökenler gazaba uğrayanlardır
Ümmü Seleme şöyle rivayet etmektedir: Hasan (a.s.) ve Hüseyin (a.s.) benim evimde Resûlullah’ın (s.a.v.) karşısında oynadıkları bir gün Cebrail (a.s.) nâzil oldu. Eliyle Hüseyin’i (a.s.) işaret ederek, “Ey Muhammed! Ümmetin bu çocuğunu öldürecektir” dedi. Bu sırada Peygamber (s.a.v) ağlamaya başladı
11.05.2025 11:06:00
Haber Merkezi
Haber Merkezi





Ümmü Seleme şöyle rivayet etmek¬tedir: Hasan (a.s.) ve Hüseyin (a.s.) benim evimde Resûlullah'ın (s.a.v.) karşısında oynadıkları bir gün Cebrail (a.s.) nâzil oldu. Eliyle Hüseyin'i (a.s.) işaret ederek, "Ey Muhammed! Ümmetin bu çocuğunu öldürecektir" dedi.
Bu sırada Peygam¬ber (s.a.v) ağlamaya başladı ve Hüseyin'i (a.s.) bağrına basarak bana şöyle buyur¬du: "Bu toprak senin yanında emanet kal¬sın." Daha sonra Peygamber (s.a.v) topra¬ğı kokladığında, "Bu toprak bela ve musi¬bet kokuyor" dedi.
Ümmü Seleme devamla şunu söylü¬yor: "Resûlullah (s.a.v.) bana, 'Ümmü Se-leme! Bu toprak kan rengini aldığında bil ki, Hüseyin o toprak üzerinde şehit olmuştur' diye buyurdu."
Râvi diyor ki: "Ümmü Seleme o toprağı cam bir kâse¬nin içine koyarak onu her gün yoklardı ve şöyle derdi: Ey toprak senin kan rengini aldığın gün çok büyük bir gündür."
Hi¬lal bin Hubab'dan nakledilmiştir: Cebrail Peygamberin (s.a.v) nezdinde olduğu za¬man Hasan (a.s.) ve Hüseyin (a.s.), Resûlullah'ın (s.a.v.) yanına gelerek Hazretin mübarek sırtına atlayarak O'nunla oynuyorlardı. Resul-i Ekrem anneleri Fâtıma'ya, "Niçin bunları bir şeyle meş¬gul etmiyorsun?" dediğinde, Hz. Fâtıma (a.s.) onları aldı ama çok geçmeden ço¬cuklar annelerinin elinden kaçarak Hz. Peygamberin (s.a.v) yanına gelerek O'nunla yeniden oynamaya başladılar.
Resûlullah (s.a.v) onları kucağına aldı ve dizleri üzerine oturttu. Cebrail arz etti: "Ey Allah'ın Resulü! Yavrularınızı çok sevdiğinizi görüyorum."
Peygamber (s.a.v.) Cebrail'e, "Elbette ki çok severim. Onlar hayatımın iki güzel fesleğenleridir" diye cevap verdi.
Cebrail, Hüseyin'i (a.s.) işaret ederek şöyle dedi: "Bil ki, ümmetin bu toprağın üzerinde öldürülecektir"
Hz. Muhammed (s.a.v) bu toprağın adını sorduğunda Cebrail, Kerbela oldu¬ğunu söyledi."
Aişe'den rivayet edilmek¬tedir: "Resûlullah'ın (s.a.v) uyuduğu sıra¬da Hüseyin (a.s.) içeriye girdi ve Resûlul¬lah'a (s.av)'e doğru yürümeye başladı. Ben onu Resûlullah'tan (s.a.v) uzaklaştı¬rıp işimin başına döndükten sonra Hüse¬yin (a.s.) tekrar İki Âlem Serveri'nin yanı¬na yaklaştı. Hz. Muhammed (s.av.) ağlar bir şekilde uyandı. "Niçin ağlıyorsunuz?" diye sorduğumda, "Cebrail Hüseyin'in şehit düşeceği yerin toprağını gösterdi. Allah'ın gazabı onun kanını dökenlere çok şiddetlidir" diye buyurdu.
Daha son¬ra Resûlullah (s.a.v) elini açtığında (ince kum) toprağı gördüm. Resûlullah (s.a.v.) bana hitaben buyurdu: "Ey Aişe! Varlığım elinde olan Allah'a and olsun ki, bu olay Beni çok üzüyor. Benden sonra Hüseyin'i ümmetimden hangisi öldürecektir?"
Hz. Hüseyin'in (a.s.) henüz küçük bir çocuk olduğu çağlarda bir gün Hazreti Muham¬med (s.a.v), o masumu dizine alıp yüzü¬nü yüzüne sürdü. Şehzadeyi o kadar sı¬kıp okşadı ki, Hazreti Hüseyin'in (a.s.) mübarek gözlerinden gözyaşları dökül¬dü. O damlalardan birisi Hazreti Muhammed'in (s.av.) tertemiz eteğine düştü. Ümmü'l Fazl bu hâlden hiddetlenerek Hüseyin'i (a.s.) şiddetle Hazreti Resul'ün (s.a.v) kucağından aldı. Öyle ki, nazik vü¬cudu incindi, ağlamaya başladı.
Hazreti Muhammed (s.a.v), "Ey Ümmü'l Fazl! Niçin ciğer köşemi ağlattın. Bu gözyaşının bıraktığı leke azıcık su ile giderilir ama bu masumun gönlünün kırılmasından gön¬lüme öyle bir keder düştü ki, deryalarla ortadan giderilemez" diye buyurdu.
Bu hâli yakından gören Cebrail gökten ine¬rek Hazreti Muhammed'e (s.a.v.) dedi ki: "Ya Resulallah! Sen Hüseyin'in (a.s.) bir damla gözyaşının dökülmesi ile kederle¬nirsin. Kerbela'da vücudundan yüz göz açılıp her birinden sel aktığını görsen hâlin ne olur?" Hazreti Muhammed (s.av.) bu sözlerden teessür duyarak ağla¬maya başladı.
Nitekim bir gün bayram sevinci ile dünya halkı sevinmiş ve bir araya toplanmıştı. Şehzadeler ikisi birlikte Hz. Muhammed'in (s.a.v.) yanında bulunmak şerefine ererek yalvarıp şöyle demişler:
"Ey Kainatın Efendisi! Kureyş ileri gelenlerinin çocukları yeni ve renk renk elbiseleri ile göğüs kabartıyorlar. Biz de velilik çiçeklerinin fidanlarıyız. İltifatı¬nın ilkbaharından yeni elbiseler isteriz."
Hazreti Muhammed (s.a.v.) bu endişe ile Allah'ın dergâhına doğru yüz çevirmişti ki, Cebrail gökten inip cennetten beyaz kâfur renginde iki elbise getirip, birini Hasan'a (a.s.) ve diğerini de Hüseyin'e (a.s.) sundu. Şehzadeler bu elbiselerin renkli olmadığını görerek yalvardılar: "Bizim elbiselerimiz de renkli olsun."
Hazreti Muhammed, Cebrail'den renkli elbiseler istedi. Cebrail, "Bu iş kolaydır ya Resulallah, emrederseniz su getirsin¬ler, üzerlerine dökeyim, Sen kameri ikiye bölen parmağında sık, şehzadeler renk beğensinler" dedi.
Hazreti Muhammed (s.av.) emredip su getirilince Hasan (a.s.), "Ben zümrüt renginde yeşil elbise iste¬rim" dedi. İmam Hüseyin (a.s.) da, "Be¬nim hoşuma giden lale renginde kızıl el¬bisedir" dedi. Gerçekten istediklerine ka¬vuştular. Elbiselerini giyip onlar sevinir¬ken Cebrail ağladı. Hazreti Muhammed (s.av.) sordu: "Ey meleklerin başbuğu! Benim evlatlarımın sevincinin seni mah¬zun etmesinin elbette bir hikmeti vardır, nedir?"
Cebrail cevap verdi: "Ey Seyyid! Mi'rac Gecesi'nde cennette gördüğün kasırları unuttun mu? Hani İmam Hasan'ın (a.s.) kasrı yeşil zümrüt renginde ve İmam Hüseyin'in (a.s.) kasrı yakut kırmızısı renginde idi. Bu elbiselerin ren¬gi de o manaya işarettir. Elbette İmam Hasan (a.s.) zehir içip ölümü anında vü¬cudunun rengi yeşil zümrüt renginde olacak ve İmam Hüseyin'in (a.s.) müba¬rek yüzü lale renginde ciğerinin kanlı su¬yu rengini alacaktır."
Bir gün Resûlullah (s.a.v) bir grup ashabıyla birlikte Medi¬ne sokaklarının birinden geçtiklerinde, oynamakta olan birkaç çocukla karşılaş¬tı. Resûlullah (s.a.v.) çocuklardan birinin kenarında durarak onu öpüp okşadı, sonra da kucağına alarak onu öpücük yağmuruna tuttu. Bu davranışı gören ashab bunun sebebini sorduklarında Hazret şöyle buyurdu:
"Ben bir gün bu çocuğun Hüseyin'le oynadığını ve Hüseyin'in ayağının altındaki toprağı alıp, yüzüne gözüne sürdüğünü gördüm; o Hüseyin'i sevdiği için ben de onu sevi¬yorum." Resûlullah (s.a.v) daha sonra şöyle buyurdu: "Cebrail, o çocuğun Aşura Günü'nde torunum Hüseyin'in ashabından olacağını Bana haber verdi."
Bu sırada Peygam¬ber (s.a.v) ağlamaya başladı ve Hüseyin'i (a.s.) bağrına basarak bana şöyle buyur¬du: "Bu toprak senin yanında emanet kal¬sın." Daha sonra Peygamber (s.a.v) topra¬ğı kokladığında, "Bu toprak bela ve musi¬bet kokuyor" dedi.
Ümmü Seleme devamla şunu söylü¬yor: "Resûlullah (s.a.v.) bana, 'Ümmü Se-leme! Bu toprak kan rengini aldığında bil ki, Hüseyin o toprak üzerinde şehit olmuştur' diye buyurdu."
Râvi diyor ki: "Ümmü Seleme o toprağı cam bir kâse¬nin içine koyarak onu her gün yoklardı ve şöyle derdi: Ey toprak senin kan rengini aldığın gün çok büyük bir gündür."
Hi¬lal bin Hubab'dan nakledilmiştir: Cebrail Peygamberin (s.a.v) nezdinde olduğu za¬man Hasan (a.s.) ve Hüseyin (a.s.), Resûlullah'ın (s.a.v.) yanına gelerek Hazretin mübarek sırtına atlayarak O'nunla oynuyorlardı. Resul-i Ekrem anneleri Fâtıma'ya, "Niçin bunları bir şeyle meş¬gul etmiyorsun?" dediğinde, Hz. Fâtıma (a.s.) onları aldı ama çok geçmeden ço¬cuklar annelerinin elinden kaçarak Hz. Peygamberin (s.a.v) yanına gelerek O'nunla yeniden oynamaya başladılar.
Resûlullah (s.a.v) onları kucağına aldı ve dizleri üzerine oturttu. Cebrail arz etti: "Ey Allah'ın Resulü! Yavrularınızı çok sevdiğinizi görüyorum."
Peygamber (s.a.v.) Cebrail'e, "Elbette ki çok severim. Onlar hayatımın iki güzel fesleğenleridir" diye cevap verdi.
Cebrail, Hüseyin'i (a.s.) işaret ederek şöyle dedi: "Bil ki, ümmetin bu toprağın üzerinde öldürülecektir"
Hz. Muhammed (s.a.v) bu toprağın adını sorduğunda Cebrail, Kerbela oldu¬ğunu söyledi."
Aişe'den rivayet edilmek¬tedir: "Resûlullah'ın (s.a.v) uyuduğu sıra¬da Hüseyin (a.s.) içeriye girdi ve Resûlul¬lah'a (s.av)'e doğru yürümeye başladı. Ben onu Resûlullah'tan (s.a.v) uzaklaştı¬rıp işimin başına döndükten sonra Hüse¬yin (a.s.) tekrar İki Âlem Serveri'nin yanı¬na yaklaştı. Hz. Muhammed (s.av.) ağlar bir şekilde uyandı. "Niçin ağlıyorsunuz?" diye sorduğumda, "Cebrail Hüseyin'in şehit düşeceği yerin toprağını gösterdi. Allah'ın gazabı onun kanını dökenlere çok şiddetlidir" diye buyurdu.
Daha son¬ra Resûlullah (s.a.v) elini açtığında (ince kum) toprağı gördüm. Resûlullah (s.a.v.) bana hitaben buyurdu: "Ey Aişe! Varlığım elinde olan Allah'a and olsun ki, bu olay Beni çok üzüyor. Benden sonra Hüseyin'i ümmetimden hangisi öldürecektir?"
Hz. Hüseyin'in (a.s.) henüz küçük bir çocuk olduğu çağlarda bir gün Hazreti Muham¬med (s.a.v), o masumu dizine alıp yüzü¬nü yüzüne sürdü. Şehzadeyi o kadar sı¬kıp okşadı ki, Hazreti Hüseyin'in (a.s.) mübarek gözlerinden gözyaşları dökül¬dü. O damlalardan birisi Hazreti Muhammed'in (s.av.) tertemiz eteğine düştü. Ümmü'l Fazl bu hâlden hiddetlenerek Hüseyin'i (a.s.) şiddetle Hazreti Resul'ün (s.a.v) kucağından aldı. Öyle ki, nazik vü¬cudu incindi, ağlamaya başladı.
Hazreti Muhammed (s.a.v), "Ey Ümmü'l Fazl! Niçin ciğer köşemi ağlattın. Bu gözyaşının bıraktığı leke azıcık su ile giderilir ama bu masumun gönlünün kırılmasından gön¬lüme öyle bir keder düştü ki, deryalarla ortadan giderilemez" diye buyurdu.
Bu hâli yakından gören Cebrail gökten ine¬rek Hazreti Muhammed'e (s.a.v.) dedi ki: "Ya Resulallah! Sen Hüseyin'in (a.s.) bir damla gözyaşının dökülmesi ile kederle¬nirsin. Kerbela'da vücudundan yüz göz açılıp her birinden sel aktığını görsen hâlin ne olur?" Hazreti Muhammed (s.av.) bu sözlerden teessür duyarak ağla¬maya başladı.
Nitekim bir gün bayram sevinci ile dünya halkı sevinmiş ve bir araya toplanmıştı. Şehzadeler ikisi birlikte Hz. Muhammed'in (s.a.v.) yanında bulunmak şerefine ererek yalvarıp şöyle demişler:
"Ey Kainatın Efendisi! Kureyş ileri gelenlerinin çocukları yeni ve renk renk elbiseleri ile göğüs kabartıyorlar. Biz de velilik çiçeklerinin fidanlarıyız. İltifatı¬nın ilkbaharından yeni elbiseler isteriz."
Hazreti Muhammed (s.a.v.) bu endişe ile Allah'ın dergâhına doğru yüz çevirmişti ki, Cebrail gökten inip cennetten beyaz kâfur renginde iki elbise getirip, birini Hasan'a (a.s.) ve diğerini de Hüseyin'e (a.s.) sundu. Şehzadeler bu elbiselerin renkli olmadığını görerek yalvardılar: "Bizim elbiselerimiz de renkli olsun."
Hazreti Muhammed, Cebrail'den renkli elbiseler istedi. Cebrail, "Bu iş kolaydır ya Resulallah, emrederseniz su getirsin¬ler, üzerlerine dökeyim, Sen kameri ikiye bölen parmağında sık, şehzadeler renk beğensinler" dedi.
Hazreti Muhammed (s.av.) emredip su getirilince Hasan (a.s.), "Ben zümrüt renginde yeşil elbise iste¬rim" dedi. İmam Hüseyin (a.s.) da, "Be¬nim hoşuma giden lale renginde kızıl el¬bisedir" dedi. Gerçekten istediklerine ka¬vuştular. Elbiselerini giyip onlar sevinir¬ken Cebrail ağladı. Hazreti Muhammed (s.av.) sordu: "Ey meleklerin başbuğu! Benim evlatlarımın sevincinin seni mah¬zun etmesinin elbette bir hikmeti vardır, nedir?"
Cebrail cevap verdi: "Ey Seyyid! Mi'rac Gecesi'nde cennette gördüğün kasırları unuttun mu? Hani İmam Hasan'ın (a.s.) kasrı yeşil zümrüt renginde ve İmam Hüseyin'in (a.s.) kasrı yakut kırmızısı renginde idi. Bu elbiselerin ren¬gi de o manaya işarettir. Elbette İmam Hasan (a.s.) zehir içip ölümü anında vü¬cudunun rengi yeşil zümrüt renginde olacak ve İmam Hüseyin'in (a.s.) müba¬rek yüzü lale renginde ciğerinin kanlı su¬yu rengini alacaktır."
Bir gün Resûlullah (s.a.v) bir grup ashabıyla birlikte Medi¬ne sokaklarının birinden geçtiklerinde, oynamakta olan birkaç çocukla karşılaş¬tı. Resûlullah (s.a.v.) çocuklardan birinin kenarında durarak onu öpüp okşadı, sonra da kucağına alarak onu öpücük yağmuruna tuttu. Bu davranışı gören ashab bunun sebebini sorduklarında Hazret şöyle buyurdu:
"Ben bir gün bu çocuğun Hüseyin'le oynadığını ve Hüseyin'in ayağının altındaki toprağı alıp, yüzüne gözüne sürdüğünü gördüm; o Hüseyin'i sevdiği için ben de onu sevi¬yorum." Resûlullah (s.a.v) daha sonra şöyle buyurdu: "Cebrail, o çocuğun Aşura Günü'nde torunum Hüseyin'in ashabından olacağını Bana haber verdi."



























































































