logo
08 AĞUSTOS 2026

Ormancılık ve madencilik

Orman, ağaç topluluklarının bulunduğu mekan olmasının yanında, başta odun hammaddesi olmak üzere çok değişik ürünler ve hizmetler üreterek topluma fayda sağlayan canlı ve dinamik bir kaynaktır

08.05.2026 00:36:00
Haber Merkezi
 
Ormancılık ve madencilik
Ormancılık ve madencilik
Orman, ağaç topluluklarının bulunduğu mekan olmasının yanında, başta odun hammaddesi olmak üzere çok değişik ürünler ve hizmetler üreterek topluma fayda sağlayan canlı ve dinamik bir kaynaktır. Ormancılık toplumun orman ürünlerine olan ihtiyacını sürekli olarak karşılamak amacıyla yapılan faaliyetlerdir.

Ormancılığı bir kaynak olarak diğerlerinden ayıran birçok özelliği vardır. Üretim süresi diğer sektörlere göre daha uzundur. 20 yıldan az olmayan üretim süresi bazı ağaç türleri için 200 yıla kadar çıkmaktadır.







Ülkemizin %28.6'sına tekabül eden 22.342.935 hektar ormanlık alanı mevcuttur.  Türkiye'de sadece ısınma amacına yönelik ormanlardan elde edilen yakacak odunun enerjisi 3.5 milyon ton fuel–oil ile eşdeğerdir.

Ancak ormanlarımızın etkin bir şekilde kullanımından bahsetmek mümkün değildir. Birçok alanda olduğu gibi ormancılıkta da kaynak israfının had safhada olduğunu görüyoruz. Bir tarafta binlerce hektar orman alanlarımız yangınlarla yok olurken, diğer taraftan bilinçsiz ağaç kesimi yok oluş sürecini hızlandırmaktadır. 







Ormanı yakacak odun olarak gören zihniyeti bir kenara koyup katma değeri yüksek mamuller üretmek lazımdır. Mobilya ve inşaat sektörünün en önemli temel kaynağı olan ormanları bu sahalarda değerlendirmek temel hedef olmalıdır.

Türkiye endüstriyel odun üretiminde 2015'te 16.6 milyon m3 olup,  kişi başına 0.21 metreküplük bir üretim yapmaktadır.  Bu durum mevcut orman varlıklarımızı orman sanayiinde kullanamadığımızı göstermektedir.







Milli Ekonomi Modeli'nde ormancılık ve ona bağlı sanayi kolları da tarımsal ürünlerde olduğu gibi desteklenmektedir. Orman topraktan yetişen ve dışarıdan herhangi bir şey ithal etmeden katma değer üreteceğimiz bir alandır. Tarım ürünleri gibi ele alınıp desteklenmektedir.






MADENCİLİK

Yeraltı kaynakları bir millete ait olan doğal zenginliklerdir. Devletlerin yapması gereken, bu kaynakları milletinin menfaatine millet ile birlikte çıkarmak, işlemek ve satmaktır. Bu kaynakların, ait olduğu ülke menfaatine kullanılmasını istemeyen küresel güçler ise, bu kaynakları kendi tekellerine almak isterler.







Bu amaç doğrultusunda o ülkenin ekonomi politikalarına müdahale ederek adeta o ülkenin ekonomik bağımsızlığını kısıtlarlar. Bir ülke, yeraltı kaynaklarını yabancılara çıkarttırıyor ve işlemeden (ham madde olarak)  satıyorsa, bu o millete ait olan yeraltı kaynaklarının küresel güçlere aktarılması demektir. 

Çünkü birçok ülke, ihraç ettiği yeraltı kaynaklarını işlendikten sonra 100 hatta 1000 kat daha fazla para vererek tekrar satın almaktadır. Global güçler bu yeraltı kaynaklarının maden işletim haklarını alıp, çıkardıkları madenleri işledikten sonra, bu kaynaklara sahip olan ülkelere kat kat pahalı fiyattan geri satmaktadırlar.







Daha önceleri ülkelerin kaynaklarını hammadde olarak satın alıp, işledikten sonra satan küresel güçler, artık direkt olarak maden yataklarını ele geçirerek hammaddeleri de tekellerine almışlardır.

Göz önünde tutulması gerekli bir başka nokta da şudur ki; maden potansiyelinin değerlendirilmesi, değişken (dinamik) bir süreçtir. Değişen ekonomik şartlar ve teknolojik ilerlemeler yeni kaynakların keşfedilmesine imkan sağladığı için ülke rezervlerinde ciddi değişikliklere yol açabilir.

Bugün önemli olmayan düşük kalitedeki yataklar, madenciliğin ilgisi dışında kalan doğal zenginlikler yarın cazip hale gelebilir.







Başka bir ifade ile "bugünün çöpü, yarının serveti olabilir". Yeni kaynaklar açısından ülkelerin potansiyelleri çok farklı olabilir ve bu durum maden potansiyellerine göre yapılan ülke sıralamalarını altüst edebilir. 

Küresel güçler, gelişmekte olan veya geri kalmış ülkelerin sahip oldukları yeraltı kaynaklarının farkına varılmaması için her türlü yolu denemektedirler. Bu ülkelerdeki maden araştırmalarının önünü kesmeye çalışarak, bulunan yeraltı rezervlerini olduğundan az göstermektedirler.

Bu kaynakları kendi menfaatleri doğrultusunda kullanabilecekleri ortam oluştuğunda ise, daha önce olmadığı söylenen kaynaklar bir anda açığa çıkar ve bu küresel güçlerin mülkiyetine geçer.

Bu konuda son dönemlerde çıkartılan kanunlarla birlikte sahip olduğu yeraltı ve yerüstü kaynakları, yabancıların kontrolüne geçen ülkemizi örnek olarak verebiliriz." (Prof. Dr. Haydar Baş Milli Ekonomi Modeli)

Amasya'da vatandaşlar 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor

Amasya'da vatandaşlar, arazilerinin kıyısından geçip Yeşilırmak Nehri'ne akan derenin üzerine 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor

05.08.2026 10:48:00
İhlas Haber Ajansı
 
Amasya'da vatandaşlar 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor
Amasya'da vatandaşlar 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor
Amasya'nın Taşova ilçesinde vatandaşlar, arazilerinin kıyısından geçip Yeşilırmak Nehri'ne akan derenin üzerine 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor. Yukarı Baraklı ve Özbaraklı köylüleri, yıllardır büyükşehirlere göç veren bölgedeki durumun baraj sayesinde tersine döneceğine inanıyor.






Baraklı Şelalesi'nin de bulunduğu bölgede inşa edilecek barajın 20 yıldır gündemde olduğunu hatırlatan Yukarı Baraklı Köyü Muhtarı Osman Yıldız, "Yetkililer bize 2006 yılında baraj yapılacağını söylemişti. Tüm aşamalar geçildi. ÇED raporu hazırlandı. Fakat henüz faaliyete geçip kazmayı vuramadık. Baraj olmadığından dolayı suyumuz boşa gitmektedir" dedi. Önceden belde olan iki komşu köyün toplam arazisinin 8 bin dönüm olduğunu anlatan Yıldız, "Çevremizde de su ihtiyacı olan komşu köyler var. Eğer baraj yapılsaydı komşu köylerin içme suyu ihtiyacı da karşılanabilir" diye konuştu.








"Baraj yapıldığı an köye geri dönüşler başlayacak"

Birçok arkadaşının büyükşehirlerden köye dönüş planı yaptığına değinen Özbaraklı köyünden Hasan Ünkan, "Büyük şehirlerde yaşamak çok sıkıntılı hale geldi. Nüfus yoğunluğu var. Köylerde ise hayvancılık artıyor. Sulama sıkıntısından dolayı köyümüze geri dönüş yapamıyoruz. Baraj yapıldığı an geri dönüşler başlayacak. Köyler canlanacak" dedi. Köylerinin etrafında geniş ormanlar bulunduğunu vurgulayan Ünkan, "Orman yangınlarının arttığı günümüzde burada baraj olması muhtemel yangın tedbirleri açısından çok önem arz etmektedir" ifadelerini kullandı.







Yıllardır barajın inşa edilmesini beklediklerini söyleyen Yukarı Baraklı Derneği Başkanı Ömer Evci ise, dereye yakın arazilerde elektrik pompaları kullanılarak sulama yapılan sebze ve meyve üretiminde barajın etkisiyle artış olacağına inandığını belirtti.








Ev hanımı Nevin Ünkan ile kahveci İsmail Kılıç da yetkililerden baraj konusunda destek beklediklerini söyledi.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.