logo
13 MAYIS 2026

ÖSYM 2025 yılında 8 milyondan fazla adaya sınav hizmeti verdi

Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı(ÖSYM) tarafından 2025 yılında gerçekleştirilen 72 sınav 8 milyon 60 bin 170 aday başvurdu

31.12.2025 14:14:00
İhlas Haber Ajansı
ÖSYM 2025 yılında 8 milyondan fazla adaya sınav hizmeti verdi
ÖSYM 2025 yılında 8 milyondan fazla adaya sınav hizmeti verdi
Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı(ÖSYM) tarafından 2025 yılında gerçekleştirilen 72 sınav 8 milyon 60 bin 170 aday başvurdu.
ÖSYM tarafından 2025 yılında gerçekleştirilen sınav uygulamaları ile ilgili bilgi veren ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Bayram Ali Ersoy, "2025 yılında gerçekleştirdiğimiz sınav uygulamalarına 8 milyon 60 bin 170 aday başvurdu. Kamu kurum ve kuruluşları için 30 merkezi yerleştirme işlemi yapıldı. Sınavlarda, 198 testte toplamda 10 bin 236 soru kullanıldı. Soruların oluşturulması ve bilimsel denetim sürecinde bin 194 akademisyen görev aldı. 2025 yılında uygulanan toplam 72 sınavda 87 oturum düzenlendi. Bu sınavlarda bin 200 ton kâğıt kullanıldı" dedi. 2 yurt dışı, 3 genel, 91 il, 111 ilçe sınav koordinatörlüğü ve 6 bin adayın aynı anda sınava katıldığı elektronik sınav merkezleriyle adayların ihtiyaçlarına cevap verildi.

Üç yeni sınav merkezi açıldı
253 sınav merkezi ve 14 bin 888 başvuru merkezi ile bu kapsamda faaliyet gösterildiğini söyleyen ÖSYM Başkanı Ersoy, bu yıl içinde 3 yeni sınav merkezinin hizmete açıldığını ifade etti. ÖSYM Başkanı Ersoy, "Sınav evraklarının illere ve ilçelere kadar gönderilmesi, sınav bitimiyle birlikte evrakların merkeze ulaştırılması işlemlerinde bin 789 şehirlerarası, 12 bin 194 şehir içi nakliye aracı kullanıldı. Sınavlar için 23 binden fazla bina ve yaklaşık 1 milyon salon, 8 milyonun üzerinde kitapçık ve kırtasiye seti, 18 bin üzerinde el detektörü kullanıldı. Sınav süreçleri 250 binden fazla kamera ile takip edildi. 2025 yılında uygulanan sınavlarda 998 bin 75 kişi görev yaptı" bilgilerini paylaştı.

En genç aday 13, en yaşlı aday 85 yaşında
ÖSYM sınav uygulamalarına katılan adaylarla ilgili verileri aktaran ÖSYM Başkanı Ersoy, "2025 yılında düzenlenen sınavlara katılan genç aday 13, en yaşlı aday ise 85 yaşında oldu. En genç adayımız e-YDS, en yaşlı adayımız HMGS-1 uygulamasına katıldı. Başvuru yapan adaylara bakıldığında kadın adayların daha fazla olduğu gözüküyor" dedi.

En fazla başvuru YKS' ye oldu
2025 yılında en fazla adayın başvurduğu sınavın 2 milyon 560 bin 649 adayla Yükseköğretim Kurumları Sınavı'na (YKS) olduğunu söyleyen ÖSYM Başkanı Ersoy, "YKS oturumları için 4,5 milyona yakın soru kitapçığı basıldı. 2025-YKS, 250 sınav merkezinde uygulandı. Toplam üç oturumda uygulanan testlerde 680 soru soruldu ve iptal edilen soru olmadı" ifadelerini kullandı.

Elektronik sınav uygulamalarına iki sınav daha eklendi
Dijital dönüşüme büyük önem verdiklerini söyleyen ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Bayram Ali Ersoy, 10 farklı yabancı dilde gerçekleştirdikleri e-sınav uygulamasına iki sınav daha eklendiğini ifade etti. ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Bayram Ali Ersoy, "2023' te Eczacılıkta Uzmanlık Eğitimi Giriş Sınavı (EUS) ve Eczacılık Alanında Seviye Tespit Sınavı (STS- Eczacılık) elektronik ortamda uygulandı. Böylece ilk kez yabancı dil sınavları dışında farklı alanlarda sınavlar elektronik ortama dahil edildi. 2024' te Gelir İdaresi Başkanlığı Devlet Gelir Uzman Yardımcılığı Giriş Sınavı (DGUY) ve Gelir İdaresi Başkanlığı Gelir Uzman Yardımcılığı Giriş Sınavı (GUY) elektronik ortamda düzenlendi. 2025 yılında ElectronicTest of English Proficiency (e-TEP) uygulaması hayata geçirildi. Ayrıca Öğretmenlik Meslek Bilgisi Alanında Seviye Tespit Sınavı ve Sayıştay Eleme Sınavı da elektronik ortama dahil edildi. Elektronik sınavların sayısını arttırmanın yanı sıra sınav merkezlerinin kapasitesini geliştirmeye yönelik de çalışıyoruz. Adana, Ankara, İstanbul ve İzmir'de gerçekleştirdiğimiz elektronik sınavları Türkiye'nin her bölgesine yaymayı hedefliyoruz. İlerleyen süreçte, kâğıt tabanlı olarak gerçekleştirdiğimiz başka sınavlar da e-sınav uygulamasına dahil edilecek. Bu sayede hem maddi tasarruf elde edilecek hem de adaylara zaman kazandırılmış olacak" dedi.

MEB-AGS ilk kez düzenlendi
Millî Eğitim Bakanlığı Akademi Giriş Sınavının (MEB-AGS) ilk defa uygulandığını belirten ÖSYM Başkanı Ersoy, "Sınav, Millî Eğitim Bakanlığı Akademi Giriş Sınavı (MEB-AGS) ve Öğretmenlik Alan Bilgisi Testi (ÖABT) olarak 13 Temmuz'da iki oturum şeklinde düzenlendi. 81 il ve KKTC'nin başkenti Lefkoşa dahil 103 sınav merkezinde uygulandı. AGS uygulamasına tüm adaylar katıldı, 383 bin 441 aday bu oturumda sınava girdi. ÖABT uygulamasına ise 286 bin 169 aday katıldı" şeklinde konuştu.

Uluslararası ölçekte dil sınavı E-TEP uygulanmaya başlandı
Prof. Dr. Bayram Ali Ersoy, "Yıllardır titizlikle hazırlıkları sürdürülen e-TEP, bu yıl iki defa uygulandı. Sınavlara bin 101 aday başvurdu. Ülkemizin uluslararası hedefleri doğrultusunda gerçekleştirilen bu sınav, İngilizce'nin ölçme ve değerlendirme süreçlerine birçok yenilik getirdi. Okuma, dinleme, konuşma ve yazma bölümlerinden oluşan e-TEP, bilgisayar tabanlı bir İngilizce dil yeterlik sınavı olup İngilizce dil becerilerini Diller İçin Avrupa Ortak Başvuru Metni (Common European Framework of Reference for Languages - CEFR) ile uyumlu bir şekilde ölçmeyi ve bu doğrultuda adaylara B1, B2 ve C1 düzeylerinde geçerli ve güvenilir bir İngilizce dil yeterliği sertifikası sunmayı hedeflemektedir. e-TEP, Diller İçin Avrupa Ortak Başvuru Metnin'de tanımlanan dört hedef dil kullanım alanı temel alınarak geliştirilmiş olup özellikle eğitim ve mesleki amaçlı dil kullanımına odaklanan bir içeriğe sahiptir. Sınav 2026 yılında; 31 Ocak, 25 Nisan, 18 Temmuz, 14 Kasım tarihlerinde olmak üzere 4 kez uygulanacak." dedi. 4 beceriyi ölçen İngilizce uygulamasının ardından Türkçe için de çalışmaların son aşamaya geldiğini söyleyen ÖSYM Başkanı Ersoy, Arapça uygulaması için de çalışmalara başlandığını ifade etti.

44 bin 394 şehit ve gazi yakını sınav ücretinden muaf tutuldu
Şehit ve gazi yakınlarına sağlanan kolaylıkların toplumun milli birlik ve beraberlik duygusunu güçlendirdiğinin altını çizen ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Bayram Ali Ersoy, "ÖSYM sınavlarına başvuruda bulunan şehit ve gazilerin eş ve çocukları ile gazilerimizden sınav ücreti, başvuru hizmet ücreti ve yerleştirme ücreti alınmadı. 2025 yılında 44 bin 394 kişi sunulan bu imkândan faydalandı." açıklamasını yaptı.

Engelli adaylar için sınavlarda fırsat eşitliği
ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Bayram Ali Ersoy, sınavlara başvuru aşamasından yerleştirme süreçlerine kadar tüm adımlarda engelli adayların haklarını gözeten ve erişimlerini kolaylaştıran bir yaklaşım sürdürdüklerini belirtti. Başkan Ersoy, "Adaylar arasında eşitliğin sağlanmasını, adil sınav uygulamalarının gerçekleştirilmesini ve engellerinden bağımsız olarak her adayın sahip olduğu bilgi ve becerilerin ölçülebilmesini önemli bir amaç kabul ediyoruz. Adayların engel durumlarına göre nasıl bir desteğe ihtiyaç duyduklarını ve sınav sırasında bu desteğin hangi araçlarla sağlanacağını belirliyoruz. Engeli, sağlık sorunu ve özel durumu bulunan adaylara gerektiğinde bulundukları yerde hizmet veriyoruz. 2025 yılında ÖSYM Başkanlığı tarafından yapılan sınavlara 30 bin 434 engelli, sağlık sorunu veya özel durumu bulunan aday katıldı. 2025 yılında yapılan yenilikle sınavlara başvuran engelli adaylara, başvuru merkezlerine gitmeden ve ÖSYM'ye rapor veya belge göndermeden, raporlarını ve sınav uygulama taleplerini elektronik ortamda iletme imkanının tanındı" dedi.

TR-YÖS uygulamasına 30 bin aday katıldı
Türkiye'de öğrenim görmek isteyen yabancı öğrenci sayısının her yıl arttığına dikkat çeken ÖSYM Başkanı Ersoy şunları söyledi: "Türkiye Yurt Dışından Öğrenci Kabul Sınavı (TR-YÖS), 2025 yılında iki kez uygulandı. Sınavın ilki Asya, Afrika ve Avrupa kıtalarında 26 farklı ülkede, ikincisi ise Asya, Afrika ve Avrupa kıtalarında 15 farklı ülkede düzenlendi. Yaklaşık 30 bin aday sınavlara katıldı. TR-YÖS ile ülkemizin akademik kalitesini ve güvencesini uluslararası sahada ortaya koyuyoruz. ÖSYM olarak küresel ölçekli sınav koordinasyon yeteneğimiz ve tecrübemizle ülkemizin yükseköğretimde uluslararası hedeflerine katkı sağlıyoruz."

Online ortamda yaklaşık 100 milyon erişim
Adayların CİMER aracılığıyla, çağrı merkezini arayarak ve dilekçe ile ÖSYM'ye sorularını ve taleplerini ilettiğini belirten ÖSYM Başkanı Bayram Ali Ersoy, "2025 yılında yaklaşık 400 bin çağrı ve 31 bin 190 dilekçeye cevap verildi. Adaylar sınavlarla ilgili işlemlerini Aday İşlemleri Sistemi (AİS) aracılığıyla, sınav görevlileri ise sınavlara yönelik işlemlerini "Görevli İşlemleri Sisteminden (GİS) yapabilmektedir. AİS WEB üzerinden 77 milyon 44 bin 123, Mobil AİS üzerinden 10 milyon 639 bin 618, GİS WEB üzerinden ise 6 milyon 656 bin 552 erişim gerçekleştirilmiştir. Web sayfası ve mobil uygulamalar üzerinden yaklaşık 100 milyon erişim sağlanmış ve işlem yapılmıştır" diye konuştu.

Maarif Vakfı ve YTB ile iş birliği protokolleri
Uluslararası ölçekteki sınav uygulamalarını daha geniş kitlelere ulaştırmak adına Maarif Vakfı ve YTB ile iş birliği halinde olacaklarını söyleyen Başkan Ersoy, "2025 yılında imzalanan protokoller ile özellikle yurt dışında gerçekleştirilecek sınav uygulamalarında Türkiye Maarif Vakfı ve Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı (YTB) ile yakın iş birlikleri gerçekleştiriyoruz. İş birlikleri, Türkiye'nin küresel ölçekteki hedeflerine katkı sağlamayı amaçlıyor. ÖSYM'nin de uluslararasılaşmasına katkı sunuyor. Türkiye Yurt Dışından Öğrenci Kabul Sınavı (TR-YÖS) ve Elektronik İngilizce Yeterlik Sınavı (e-TEP) gibi uygulamaların çok daha fazla ülkede gerçekleştirilmesini sağlayacağız. Kurumsal olarak, ülkemizin faydası için üzerimize düşen ne varsa eksiksiz şekilde yerine getirmek için gayret edeceğiz. İmzaladığımız protokoller, ülkemiz ve kurumlarımız için hayırlı olsun" dedi.

ÖSYM Hatıra Ormanı büyümeye devam etti
ÖSYM olarak geleneksel hale getirdiğimiz fidan dikimine bu yıl da devam ettiklerini söyleyen ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Bayram Ali Ersoy, "Geçen yıl 1500 fidan dikerek oluşturduğumuz ÖSYM Başkanlığı Hatıra Ormanı'na, bu yıl 250 fidan dikimi daha gerçekleştirdik. 19 Kasım ÖSYM'nin kuruluş yıl dönümü, bu vesileyle her yıl ağaç dikimi gerçekleştirmeye devam edeceğiz. Ağaçlandırma seferberliğinde, 'Şahidimiz toprak, imzamız fidan, sevdamız yeşil vatan' diyerek diktiğimiz fidanlar geleceğe nefes olacak. Bizlere emanet olan bu vatanı gelecek nesillere çok daha güzel şekilde bırakmak hepimizin ortak sorumluluğu" dedi.
Açıklamasının sonunda ÖSYM'nin gelecek vizyonuna da değinen Prof. Dr. Bayram Ali Ersoy, kurumun ölçme ve değerlendirme alanındaki bilgi birikimini dijital dönüşümle birleştirerek küresel ölçekte daha etkin bir yapıya kavuşturmayı hedeflediklerini belirtti.
Başkan Ersoy, "Dijitalleşen sınav uygulamalarımız, uluslararası iş birliklerimiz ve yurt dışındaki sınav faaliyetlerimizle ÖSYM'yi bölgesel değil, uluslararası ölçekte bir sınav merkezi haline getirme yolunda kararlılıkla ilerliyoruz. Güvenilir, yenilikçi ve sürdürülebilir sınav sistemleriyle ülkemizin eğitim ve insan kaynağı hedeflerine katkı sunmaya devam edeceğiz" ifadelerini kullandı.İHA

Samsun'da rüşvet operasyonu: 4'ü doktor 18 gözaltı

Samsun'da, Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezinde "rüşvet" iddialarıyla ilgili yürütülen soruşturma kapsamında 4'ü doktor 18 şüpheli gözaltına alındı

12.05.2026 12:28:00
İHA
Samsun'da rüşvet operasyonu: 4'ü doktor 18 gözaltı
Samsun'da rüşvet operasyonu: 4'ü doktor 18 gözaltı
Samsun Cumhuriyet Başsavcılığı'nca yürütülen soruşturma kapsamında, OMÜ Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezinde görev yapan bazı doktorların medikal firmalar üzerinden ya da doğrudan hastalardan rüşvet aldıkları iddiası üzerine Samsun Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince çalışma başlatıldı.






Soruşturma kapsamında şüpheliler hakkında "rüşvet", "nitelikli dolandırıcılık" ve "kamu hizmetlerinden yararlanma hakkının engellenmesi" suçlarından işlem yapıldığı öğrenildi.







Düzenlenen operasyonda aralarında 3'ü profesör ve 1'i doçent 4 doktor, 4 medikal firma çalışanı/sahibi, 10 rüşvet veren hasta yakını olmak üzere toplam 18 şüpheli Atakum, İlkadım, Bafra, Çarşamba ilçeleri ile Ordu'da gerçekleştirilen eş zamanlı operasyonlarla gözaltına alındı.








Olayla ilgili soruşturma sürüyor.

Heybeliada Ruhban Okulu açılmamalı

Bartholomeos Atina’da Heybeliada Ruhban Okulu’nu açma provokasyonu yaparken, hükümetin “diyalog” ve “jest” politikası millî egemenliğimizi etkiliyor. Türkiye, Lozan’a aykırı bu ekümenik tehdide boyun eğmemeli; Ruhban Okulu kapalı kalmalı 

12.05.2026 12:10:00
Eyüp Kabil
Heybeliada Ruhban Okulu açılmamalı
Heybeliada Ruhban Okulu açılmamalı
Atina'da resmi bir ziyaret sırasında Yunan Parlamentosu'nda ve 35. patriklik yıl dönümü töreninde konuşan Fener Rum Patriği Bartholomeos, Heybeliada Ruhban Okulu'nun Eylül ayında "görkemli bir açılış"la faaliyete geçeceğini iddia etti.

Yenileme çalışmalarının tamamlanmak üzere olduğunu belirten Bartholomeos, bu açıklamasıyla bir kez daha Türkiye'nin iç işlerine müdahale eden, Lozan Antlaşması'na aykırı ve millî egemenliğimizi hiçe sayan bir tutum sergiledi.

Bu sözler, Yunanistan'da büyük heyecan yaratırken, Türkiye'de haklı bir tepkiyle karşılandı. Heybeliada Ruhban Okulu, 1971 yılında Türk hukukuna göre kapatılmış bir kurumdur. Türkiye Cumhuriyeti'nin egemenlik alanı içinde bulunan bu okulun statüsü, azınlık hakları kisvesi altında yabancı bir dinî merkezin eğitim faaliyetine dönüştürülmek istenmesi, açık bir millî güvenlik ve egemenlik meselesidir. Okulun açılması, Fener Rum Patrikhanesi'nin "ekümenik" iddialarını güçlendirerek, Türkiye'deki Rum cemaatinin ötesinde küresel bir Ortodoks merkezi haline gelmesine zemin hazırlayacaktır. Bu da, tarih boyunca defalarca görüldüğü üzere, dış güçlerin Türkiye'ye karşı kullandığı bir araçtır.

Sadece bir açılış duyurusu değil

Bartholomeos'un Atina'da yaptığı konuşma, sadece bir "açılış duyurusu" değil, aynı zamanda Yunanistan'la ortak bir gündem oluşturma ve uluslararası kamuoyunu Türkiye'ye karşı mobilize etme çabasıdır. Patriğin "barış, insan hakları ve dinler arası diyalog" gibi genel geçer ifadeleri arkasına sığınarak Türkiye'yi "dini özgürlükleri engellemekle" suçlama taktiği, klasik bir dış propaganda yöntemidir. Oysa gerçek şudur: Türkiye, azınlıklara yönelik en geniş hakları sağlayan ülkelerden biridir. Ancak bu haklar, Türk devletinin üniter yapısını ve millî güvenliğini tehdit edecek şekilde istismar edilemez.

Heybeliada Ruhban Okulu'nun kapalı kalması, Türkiye'nin egemenlik hakkıdır. Okulun yeniden açılması, patrikhanenin siyasi emellerini besleyecek, yabancı ajanlık faaliyetlerine kapı aralayacak ve Lozan'ın ruhuna aykırıdır. Türkiye, kendi topraklarında bir "Vatikan benzeri" dinî devletin filizlenmesine izin vermemelidir.

Patrikhane'nin istihbarat bağlantıları göz ardı edilmemeli

Hükümetin tutumu ise eleştiriyi hak ediyor. Uzun yıllardır "yeniden açacağız, diyalogla çözeceğiz, AB ve ABD'ye jest yapacağız" yaklaşımı, millî çıkarlar karşısında yetersiz ve tehlikeli bir uzlaşmacılıktır.

Erdoğan'ın geçmişte "çalışıyoruz" açıklamaları ve son dönemde hızlanan restorasyon izinleri, Bartholomeos'a cesaret vermiştir. İktidar, "yumuşak güç" ve "komşularla iyi ilişkiler" adına stratejik tavizler verirken, Patrikhane'nin siyasi emellerini ve yabancı istihbarat bağlantılarını göz ardı etmemelidir. Bu yaklaşım, Lozan'ın ruhuna aykırıdır ve Türkiye'yi "Vatikan benzeri" bir yapının gölgesinde bırakma riski taşımaktadır. Millî güvenlik meselelerinde "diyalog" bahanesiyle adım atmak, uzun vadede egemenlik kaybına yol açar.

Heybeliada Ruhban Okulu'nun kapalı kalması, Türkiye Cumhuriyeti'nin vazgeçilmez egemenlik hakkıdır. Bartholomeos'un Atina'daki gövde gösterisi ve hükümetin yumuşak tutumu, bu gerçeği değiştirmez. Türkiye, kendi topraklarında dinî bir "devlet içinde devlet" oluşumuna izin vermemeli.

33 ilde FETÖ operasyonu: 69 gözaltı

İçişleri Bakanlığı, jandarma ekiplerince FETÖ terör örgütüne yönelik 33 ilde düzenlenen operasyonlarda gözaltına alınan 69 şüpheliden 43'nün tutuklandığını bildirdi

12.05.2026 11:47:00 / Güncelleme: 12.05.2026 14:06:54
İhlas Haber Ajansı
33 ilde FETÖ operasyonu: 69 gözaltı
33 ilde FETÖ operasyonu: 69 gözaltı
Bakanlıktan operasyonlarla ilgili yapılan açıklamada, "Jandarma Genel Komutanlığı Terörle Mücadele (TEM) Daire Başkanlığı ile Cumhuriyet Başsavcılıkları koordinesinde İl Jandarma Komutanlıklarınca 33 ilde FETÖ'ye yönelik düzenlenen operasyonlarda 69 şüpheli yakalandı.

Şüphelilerden 43'ü tutuklandı. 7'si hakkında adli kontrol hükümleri uygulandı. Diğerlerinin işlemleri devam ediyor. Yakalanan şüphelilerin; terör örgütünün güncel yapılanması içerisinde faaliyet yürüttükleri, örgüt içerisinde sorumlu şahıslar ile irtibatta bulundukları, terör örgütüyle iltisaklı sözde yardım kuruluşlarına finans sağladıkları, sosyal medya hesapları üzerinden terör örgütü propagandası yaptıkları ve yurt dışına kaçma girişiminde bulundukları tespit edildi" ifadeleri yer aldı.

Virüs salgına dönüşür mü?


 
Hantavirüs görülen kruvaziyer gemisinin yolcu ve mürettebatını taşıyan uçaklar Hollanda'da Eindhoven Havalimanı’na indi. Uçakları karşılayan görevliler özel koruma kıyafetleri giydi. Yolcular karantinaya alındı. Benzer görüntüler 6 yıl önce Covid-19 salgınında yaşanmıştı. 

12.05.2026 06:45:00
HABER MERKEZİ/AA
Virüs salgına dönüşür mü?
Virüs salgına dönüşür mü?

Hantavirüs görülen kruvaziyer gemisinin yolcu ve mürettebatını taşıyan uçaklar Hollanda'da Eindhoven Havalimanı'na indi







Hantavirüs görülen MV Hondius kruvaziyer gemisinin yolcu ve mürettebatını taşıyan uçakların çevresinde, Eindhoven Havalimanı'nda koruyucu kıyafetli ekipler hazır bulundu.
Hantavirüs vakalarının olduğu yolcu gemisi MV Hondius da İspanya'nın Tenerife kentinden ayrılarak Rotterdam'a hareket etmişti.







Gemiden tahliye edilerek Madrid'e getirilen 14 İspanyol yolcudan birinin PCR hantavirüs testi pozitif çıktı.







Fransa'da 13 kişi hantavirüs nedeniyle karantinada tutuluyor. İtalya'da da 4 kişi Hantavirüs şüphesiyle tedbiren karantinada tutuluyor. "MV Hondius" gemisinden tahliye edilen Fransa ve ABD vatandaşı iki kişinin hantavirüs testleri pozitif çıkmıştı.







Avrupa Birliği (AB) Komisyonu sözcülerinden Eva Hrncirova, hantavirüs vakalarının tespit edildiği "MV Hondius" gemisindeki vatandaşların üye ülkelere dönüşü için Birliğin Sivil Koruma Mekanizması aracılığıyla 4 uçuş gerçekleştirildiğini bildirdi.









Dünya Sağlık Örgütü, hantavirüste küresel bir risk olmadığını açıklamıştı.

İBB Ağaç ve Peyzaj A.Ş., operasyonunda 12 kişi tutuklandı

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) iştiraki Ağaç ve Peyzaj A.Ş.'ye yönelik soruşturma kapsamında gözaltına alınan 23 şüpheliden 12'si çıkarıldığı mahkemece tutuklandı

12.05.2026 00:40:00
İHA
İBB Ağaç ve Peyzaj A.Ş., operasyonunda 12 kişi tutuklandı
İBB Ağaç ve Peyzaj A.Ş., operasyonunda 12 kişi tutuklandı
İBB'ye yönelik İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yeni bir soruşturma başlatılmıştı. Ekrem İmamoğlu liderliğinde kurulduğu öne sürülen suç örgütünün faaliyetleri kapsamında gerçekleştirildiği iddia edilen eylemlere yönelik yapılan araştırmalarda, İBB iştiraki Ağaç ve Peyzaj A.Ş. şirketi üzerinden usulsüzce kurgusal bir ihale sistematiği işleterek ihalelere fesat karıştırıldığı tespit edilmişti.

Başsavcılık koordinesinde Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce şüphelilerin yakalanmasına yönelik gerçekleştirilen operasyonda, 29 şahıs gözaltına alınmış, yurt dışında olduğu tespit edilen 1 şüpheli için ise yakalama kararı çıkarılmıştı. Şüphelilerden 7'si serbest bırakılmıştı. Diğer 23 şüpheli ise emniyetteki işlemlerinin ardından Bayrampaşa Devlet Hastanesi'nde götürüldü.

Sağlık kontrolünün geçirilen şüpheliler Çağlayan'daki İstanbul Adalet Sarayı'na sevk edilmişti.

Adliyeye sevk edilen 24 şüpheli şahıstan şüpheliler Alkan B., Ekrem O., Fatih Y. ve Yasin Ç. S., hakkında adli kontrol talebi, 20 şüpheli hakkında tutuklanmaları talebiyle Sulh Ceza Hakimliğine sevk edildi.

Mahkemeye çıkarılan şüphelilerden Ayhan S., Aytekin K., Binali S., Derya D., Orhan Y., Selim M., Süleyman U., Fatih T., Muammer A.Ö., Nilgün C., Tolga K, tutuklandı. Diğer 12 şüpheli hakkında adli kontrol kararı verildi.

Muhittin Böcek'in gelini Zuhal Böcek ek ifade verdi

Yolsuzluk soruşturmasında tutuklanan Muhittin Böcek'in gelini Zuhal Böcek, etkin pişmanlıktan yararlanmak için savcılığa ek ifade verdi. Şüpheli mal varlığı ve tartışmalı mesajlara dair detaylı beyanda bulunan Böcek'in ifadeleri davanın seyrini değiştirebilir

11.05.2026 19:20:00
Haber Merkezi
Muhittin Böcek'in gelini Zuhal Böcek ek ifade verdi
Muhittin Böcek'in gelini Zuhal Böcek ek ifade verdi
Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek'in gelini Zuhal Böcek, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Bürosu tarafından yürütülen yolsuzluk ve rüşvet soruşturması kapsamında bugün ek ifade verdi.

"Suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama" suçlamasıyla daha önce tutuklanan Zuhal Böcek'in, etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanmak amacıyla başvuru yaptığı ve bu kapsamda detaylı beyanlarda bulunduğu öğrenildi.

Soruşturma sürecindeki kritik gelişmeler

Zuhal Böcek, eşi Gökhan Böcek ve kayınpederi Muhittin Böcek'in ardından etkin pişmanlıktan yararlanmak için savcılığa ek ifade verdi.

Önceki ifadelerinde, eşine attığı "belediye araçlarıyla kokain taşıma" ve "75 milyon lira aklama" içerikli mesajları "eşini korkutmak amacıyla" yazdığını iddia etmişti. Yeni ifadesinde bu konulara dair daha somut bilgiler verip vermediği gizlilik kararı nedeniyle henüz netleşmedi.

Zuhal Böcek'e, satın aldığı milyonluk daireler ve banka hesaplarındaki şüpheli para hareketleri soruldu. Böcek, bu birikimlerin aile desteği ve araç satışı ile yapıldığını savunmuştu. Önceki beyanlarında, Muhittin Böcek'in adaylık süreci için para verdiği yönündeki söylentileri duyduğunu ancak somut bir bilgisinin olmadığını ifade etmişti.

Soruşturma kapsamında Muhittin Böcek, oğlu Gökhan Böcek ve gelini Zuhal Böcek'in mal varlıklarına el konulmuş durumda. Savcılığın, alınan bu yeni ifadeler doğrultusunda soruşturmayı derinleştirmesi bekleniyor.

41 sanıklı iddianame

Toplam 41 kişinin yargılandığı davada, Muhittin Böcek ve oğlu Mustafa Gökhan Böcek "icbar suretiyle irtikap", "mal varlığı değerlerini aklama" ve "nüfuz ticareti" ile suçlanıyor. Eski Emniyet Müdürü İlker Arslan'ın da aralarında bulunduğu diğer sanıklar arasında belediye personeli ve iş insanları yer alıyor.

702 sayfalık iddianamedeki öne çıkan iddialar şunlardır:

• Sanıkların toplam 258 milyon TL değerindeki mal varlığına el konuldu.

• Zuhal Böcek'in lüks araç ve gayrimenkul alımları, Gökhan Böcek'in 1 milyon Euro'luk para transferi iddiaları ve kişisel harcamalar dosyaya yansıdı.

• Zuhal Böcek'in, belediye araçlarıyla suç unsuru taşındığına dair mesajlarının delil olarak sunulduğu, ancak bunları eşini korkutmak için yazdığını savunduğu belirtilmekte.

"Casusluk" davasının ilk duruşması sona erdi

"İmamoğlu çıkar amaçlı suç örgütü" davası kapsamında tutuklanmasının ardından İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Ekrem İmamoğlu ile Hüseyin Gün, Necati Özkan ve Merdan Yanardağ hakkında "casusluk" suçundan 20'şer yıla kadar hapis cezası istemiyle açılan davanın ilk duruşması tamamlandı

11.05.2026 17:46:00 / Güncelleme: 11.05.2026 18:33:23
Anadolu Ajansı
"Casusluk" davasının ilk duruşması sona erdi
"Casusluk" davasının ilk duruşması sona erdi

İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesince, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun karşısındaki salonda yapılan duruşmada, savunması alınan İmamoğlu'na çapraz sorgu yapıldı.

Mahkeme başkanı, İmamoğlu'na, "İddianamede, Hüseyin Gün'ün internet ortamına sızdırılmış verilerden analiz yaptırdığı, Necati Özkan aracılığıyla size bu verilerle ilgili tavsiyelerde bulunduğu iddia ediliyor. Böyle bir şey oldu mu, sizin bundan haberiniz var mıydı olduysa'" sorusunu yöneltti.

Bunun üzerine İmamoğlu, "Necati Bey'le birlikte 4 seçim kazandık. Cumhurbaşkanlığı kampanyasında da beraber çalışıyorduk. Hiçbir sohbetimizde, çalışmamızda kendi sentezleyip bize aktarmış olduğu sunuşların dışında, işte 'Şu şunun ifadesidir, şu şunun göstergesidir, şu bunun şeysidir.' diye bir şey dinlemediğim gibi ben Hüseyin Gün ismini ilk defa burada hücrede yatarken, o ismin tutuklandığını ve bir itirafçılıkla benim hakkımda konuşturulduğunu duydum. Öyle bir diyaloğumuz olmadı." cevabını verdi.

Daha sonra duruşmada, Ekrem İmamoğlu'nun avukatlarının beyanları dinlendi.

Duruşma, tutuklu sanıklar Merdan Yanardağ ile Necati Özkan'ın savunmasının alınması için yarına ertelendi. 

Türk yolcuların testleri negatif çıktı

Sağlık Bakanlığı, Hollanda bandıralı MV Hondius yolcu gemisinde hantavirüs vakalarının tespit edildiği salgında bulunan üç Türk vatandaşının test sonuçlarının negatif olduğunu açıkladı. Üç vatandaş, önerilen süre boyunca karantinada tutulacak

11.05.2026 17:40:00
Haber Merkezi
Türk yolcuların testleri negatif çıktı
Türk yolcuların testleri negatif çıktı
Sağlık Bakanlığı'ndan yapılan resmi açıklamada, "Üç vatandaşımızın sonuçlarının negatif olduğu saptanmış olup, önerilen süre boyunca karantinada tutulacaklardır" denildi. Bu gelişme, gemideki tahliye operasyonunun ardından kamuoyunda büyük ilgi gören konuya dair önemli bir rahatlama sağladı.

Hollanda bayraklı MV Hondius gemisi, Nisan 2026'da Arjantin'in Ushuaia limanından ayrılarak Güney Atlantik'te seyir halindeyken hantavirüs salgınıyla gündeme geldi. Gemideki vakalar, bir yolcunun solunum yetmezliği nedeniyle hayatını kaybetmesiyle ortaya çıktı. Şu ana kadar gemide 8 kişi hastalandı ve 3 kişi hayatını kaybetti. Virüs, genellikle kemirgenlerin idrar, dışkı veya salyasıyla temas yoluyla bulaşıyor; ancak nadir de olsa sınırlı insandan insana bulaşma riski tartışılıyor.

Gemide 23 ülkeden yaklaşık 147 yolcu ve mürettebat bulunuyordu. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) ve ilgili ülkelerin sağlık otoriteleri koordinasyonunda tahliye operasyonları başlatıldı. Yolcular, İspanya'nın Tenerife adasındaki Granadilla de Abona limanına getirilerek ülkelerine gönderiliyor. Tahliye sırasında bazı ülkelerin vatandaşlarında pozitif vakalar tespit edildi; örneğin Fransa ve ABD'den tahliye edilenlerde pozitif sonuçlar raporlandı.

Türk vatandaşlarının durumu

Sağlık Bakanlığı, 8 Mayıs 2026 tarihli ilk açıklamasında Türkiye'de henüz pozitif hantavirüs vakası tespit edilmediğini vurgulamıştı. 9 Mayıs'ta ise gemideki üç Türk vatandaşının 10 Mayıs'ta (dün) Türkiye'ye getirileceği duyuruldu. Bakanlık, bu vatandaşlarda herhangi bir semptom veya hastalık bulgusu olmadığını belirtmişti.

Bugün yapılan son açıklamada test sonuçlarının negatif çıktığı teyit edildi. Üç Türk vatandaşı, İstanbul'a ulaştıktan sonra Sağlık Bakanlığı koordinasyonunda evlerinde veya belirlenen izolasyon noktalarında karantinaya alındı. Karantina süresi, uluslararası protokollere ve Bakanlığın risk değerlendirmesine göre belirlenecek.

Bakanlık yetkilileri, sürecin uluslararası otoritelerle eş güdüm içinde titizlikle yürütüldüğünü ve kamuoyunun yalnızca resmi açıklamalara itibar etmesi gerektiğini hatırlattı.

Hantavirüs hakkında bilinmesi gerekenler

Hantavirüs enfeksiyonları, solunum yoluyla veya temasla bulaşabilen ciddi bir hastalık. Belirtileri arasında ateş, kas ağrıları, baş ağrısı ve ilerleyen aşamalarda solunum yetmezliği yer alıyor. Erken müdahale kritik önem taşıyor. Türkiye'de rutin olarak izlenen bulaşıcı hastalıklar arasında yer alıyor ancak bu tür gemisel salgınlar nadir görülüyor.

Uzmanlar, yolcuların ve yakınlarının hijyen kurallarına uyması, semptom durumunda hemen sağlık kurumlarına başvurması konusunda uyarıyor. DSÖ, olayın kontrol altında olduğunu belirtiyor; ancak izleme devam ediyor.

Akbelen direnişçisi 42 gün sonra tahliye edildi

Akbelen Ormanı’nı korumak için 31 Mart’tan beri tutuklu bulunan 25 yaşındaki yaşam savunucusu Esra Işık, Danıştay’ın acele kamulaştırma kararına ilişkin yürütmeyi durdurma hükmü sonrası 42 günün ardından bugün tahliye edildi 

11.05.2026 15:05:00
Haber Merkezi
Akbelen direnişçisi 42 gün sonra tahliye edildi
Akbelen direnişçisi 42 gün sonra tahliye edildi
Muğla'nın Milas ilçesine bağlı İkizköy'de Akbelen Ormanı ve tarım arazilerini korumak için verdiği mücadeleyle tanınan 25 yaşındaki yaşam savunucusu Esra Işık, bugün tahliye edildi.

31 Mart 2026'da acele kamulaştırma sürecine karşı düzenlenen protestolar sırasında gözaltına alınan ve "görevi yaptırmamak için direnme" suçlamasıyla tutuklanan Işık, yaklaşık 42 gündür Şakran Cezaevi'nde tutuluyordu. 28 Nisan'da Milas 3. Asliye Ceza Mahkemesi'ndeki ilk duruşmada tahliye talebi reddedilmiş, dava 1 Haziran'a ertelenmişti.

Danıştay'ın acele kamulaştırma kararına ilişkin yürütmeyi durdurma kararı vermesinin ardından avukatları, tutukluluk incelemesinin duruşmalı yapılmasını ve Işık'ın derhal tahliyesini talep etmişti. Bu gelişme üzerine bugün tahliye kararı çıktı.

Ailenin açıklaması

Tahliye haberi üzerine Akbelen direnişçileri ve köylüler sevinç gösterisi yaparken, Işık'ın annesi İkizköy Muhtarı Nejla Işık daha önce yaptığı açıklamada "Ne evladımızdan vazgeçeceğiz ne de toprağımızdan. Dimdik ayaktayız" demişti.

Sosyal medyada ve direniş çevrelerinde "Geç de olsa adalet" ve "Esra özgür" paylaşımları yoğunluk kazandı. Birçok kullanıcı, Işık'ın 42 gün boyunca "boşuna" cezaevinde tutulduğunu belirtti.

Esra Işık'ın tahliyesiyle Akbelen direnişi yeni bir ivme kazanırken, 1 Haziran'daki duruşmada dava süreci devam edecek. Köylüler ve yaşam savunucuları, orman ve zeytinliklerin korunması için mücadeleye devam edeceklerini vurguluyor.

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun yargılandığı 'casusluk' davasının ilk duruşması başladı

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun yargılandığı 'casusluk' davasının ilk duruşması başladı: Hüseyin Gün savunma yaptı

11.05.2026 14:50:00
Haber Merkezi
İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun yargılandığı 'casusluk' davasının ilk duruşması başladı
İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun yargılandığı 'casusluk' davasının ilk duruşması başladı
"İmamoğlu çıkar amaçlı suç örgütü" davası kapsamında tutuklanmasının ardından İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Ekrem İmamoğlu ile Hüseyin Gün, Necati Özkan ve Merdan Yanardağ hakkında "casusluk" suçundan 20'şer yıla kadar hapis cezası istemiyle açılan davanın görülmesine başlandı.
"İmamoğlu çıkar amaçlı suç örgütü" davası kapsamında tutuklanmasının ardından İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Ekrem İmamoğlu ile 3 sanığın yargılandığı "casusluk" davasında, tutuklu sanık Hüseyin Gün'ün savunması alındı.
İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesince, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nun karşısındaki salonda görülen duruşmada, tutuklu sanık Gün savunmasını yaptı.
Gün: Kendimden eminim
Gün, gözaltına alındığında cep telefonu ile dizüstü bilgisayarına emniyet güçlerince el konulduğunu, bunların şifrelerini kendi isteğiyle emniyet güçlerine verdiğini, kendisinden emin olduğunu söyledi.

'Asla casusluk yapmadım'
Tarafına yöneltilen iddiaların tamamen mesnetsiz ve gerçek dışı olduğunu savunan Gün, "Ülkem aleyhine asla casusluk yapmadım ve şunu da önemle söylemek isterim: Kimseye de casusluk iftirası atmadım. Casus olmayan biri başka hiç kimseye casus iftirası atamaz. Tarafıma yöneltilen casusluk suçlaması, uyuşturucu ve yasa dışı bahis müptelası olan muhbir Ümit Deniz Alaçam'ın öz annesinin sürekli olarak kendisine rol model ve ağabey olarak beni göstermesinden kaynaklanan, geçmişe dayalı husumet ve kıskançlıkla ileri sürdüğü asılsız iftiradan ibarettir." diye konuştu.
Sanık Gün, uzun yıllardır dünyanın değişik bölgelerinde farklı iş alanlarında yatırım yapan biri olduğunu anlatarak, "Bilhassa 15 Temmuz hain darbe girişiminin ardından Türkiye Cumhuriyeti devleti adına yurt dışında üstlenmiş olduğum önemli görev ve sorumluluklar göz önünde bulundurulduğunda, iddianamede isimlerine atıfta bulunulan yabancı devlet adamları, siyasiler, bürokratlar, emekli asker ve istihbarat mensuplarıyla görüşmemde hayatın olağan akışına aykırı herhangi bir durumun bulunmadığını kolaylıkla tespit edebilirsiniz." ifadelerini kullandı.

'Kara Hücre' başlıklı raporları da bizzat ben hazırladım
İddianame eklerinde yer alan yazışmalara atıfta bulunan Gün, şöyle devam etti:
"15 Temmuz hain darbe girişiminin ardından FETÖ'yle mücadele için devletim adına yurt dışında aktif biçimde görev yaptığım ve bu kapsamda bilhassa Avrupa ile Amerika'da firari durumda bulunan önde gelen FETÖ mensuplarının açık kimlikleri, adresleri, ilişki ağları ve mal varlıklarının tespit edilerek ülkemize iadesi için yoğun destek verdiğim kolaylıkla görülebilmektedir. Bunun yanı sıra, iddianamede tarafıma yöneltilen suçlamaya dayanak olarak gösterilen, yurt dışında FETÖ'ye karşı yürütülen mücadele kapsamında hazırlanan ve işin trajikomik tarafı da burada olan, devlet sırrı niteliğinde olduğu bizzat iddia makamınca belirtilen 'Black Cell', Türkçesiyle 'Kara Hücre' başlıklı raporları da bizzat ben hazırladım."
Tutuklu sanık Hüseyin Gün, "Yalnızca vatanıma hizmet etmek amacıyla, şerefli Türk subaylarına kumpas kuran, Ergenekon ve Balyoz süreçlerinde rol alan, ardından 250'nin üzerinde masum Türk vatandaşını şehit eden hain FETÖ'ye karşı yürütülen mücadele kapsamında hazırladığım bu dokümanların bugün huzurunuzda tarafıma yöneltilen asılsız casusluk suçlamasının sözde delili olarak gösterilmesi son derece haksız ve mesnetsizdir." savunmasını yaptı.

'Ekrem İmamoğlu'nu hayatımda bir defa gördüm'
Merdan Yanardağ ve Necati Özkan'ı manevi annesi Seher Alaçam'ın vasıtasıyla tanıdığını, Ekrem İmamoğlu'nu ise İBB Başkanı olarak seçildikten yaklaşık 1,5 ay sonra manevi annesinin yönlendirmesiyle Saraçhane'deki binaya yaptıkları nezaket ziyareti sırasında hayatında sadece bir defa gördüğünü kaydeden Gün, iletişim kayıtlarına bakıldığında da İmamoğlu'yla bu tarihin öncesi ve sonrasında herhangi bir irtibatının bulunmadığının açıkça görüldüğünü savundu.
Gün, "İddianamede her ne kadar suç tarihi olarak 2019-2025 yılları gösterilmiş olsa da, benim ne Ekrem İmamoğlu ne de Necati Özkan'la 2019 yılında gerçekleşen sınırlı iletişimin dışında herhangi bir irtibatımın bulunmadığı tüm açıklığıyla gözler önüne serilmektedir." diye konuştu.

'İnternette herkesin ulaşabileceği bilgiler casusluk olarak nitelendirildi'
Manevi annesinin ricası üzerinde yurt dışında ortağı olduğu "PQ" isimli şirketin teknik elemanlarına, açık kaynak verilerine dayalı ücretsiz bir sosyal medya analizi yaptırdığını anlatan Gün, "İnternette herkesin rahatlıkla ulaşabileceği açık kaynak erişimlerine dayalı olarak yapılan bir sosyal medya analizinin iddianamede siyasi casusluk olarak nitelendirilmesi inandırıcılıktan ve hakikatten son derece uzak." iddiasında bulundu.

'Sosyal medya analizi yapmak için İBB verilerinin kopyalanmasına ihtiyaç yoktur'
"Hiçbir şekilde İBB veri tabanını kopyalamadım. Çalışanlarıma Amerika'da böyle bir talimat vermedim, sisteme izinsiz müdahalede bulunmadım." diyen Gül, şunları anlattı:
"Vatandaşların telefonlarına ya da sosyal medya yazılımlarına KVKK ilkelerine aykırı izinsiz erişim sağlamadım. Dark web kapalı kaynak değil. Sosyal medya analizi yaptırmak için hacklemenize gerek yok, zaten açık. Sosyal medya analizi yapmak için İBB verilerinin kopyalanmasına ihtiyaç yoktur. Çünkü sosyal medya analizinde kullanılan tüm veriler zaten herkesin ulaşabileceği açık kaynaklarda mevcuttur. Bu veriler, gizli verileri alarak yurt dışındaki 'PQ' isimli şirkette ortağım, eski istihbarat elemanı Aaron Barr'a ileterek sosyal medya analizi yaptırmak suretiyle siyasi casus suçunu işlediğim iddiasının ne kadar mesnetsiz olduğunu tüm açıklığıyla ortaya koyuyor."
Hüseyin Gün, işlemediği bir suç yüzünden 10 ayı aşkın süredir tutuklu bulunduğunu belirterek, yaklaşık 2 saat süren savunmasının sonunda tahliye ve beraat talebinde bulundu.
Daha sonra mahkeme başkanı, 5 günlük bir duruşma takvimi oluşturduklarını, duruşmaları her gün saat 18.00 gibi bitirmeyi planladıklarını söyledi.

Hüseyin Gün'e çapraz sorgu
Sanık Gün, yaptırdığı sosyal medya analizinin içeriğinin sorulması üzerine, 10-12 günlük bir açık kaynak analizi yaptırdığını, bunlarla ilgili seçim manipülasyonu gibi sözler kullanılmasının seçmene haksızlık olacağını savundu.
Ekrem İmamoğlu'yla belediyenin Saraçhane'deki binasında yaptıkları görüşmeleri sorulan Gün, manevi annesiyle görüşmeye gittiğini ve o günün manevi annesinin en mutlu günü olduğunu gözlerinde gördüğünü kaydetti.
Gün, Necati Özkan'ın, "'İstanbul Senin' ve 'İBB Hanem' uygulamaları hakkında bilginiz var mı?" şeklindeki sorusuna karşılık herhangi bir bilgisi olmadığını ifade etti.
Özkan'ın, "İmamoğlu çıkar amaçlı suç örgütü" davasına ilişkin yönelttiği "Siz, İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen davada örgüt yöneticim olarak görünüyorsunuz. Bana herhangi bir talimat verdiniz mi?" sorusunu Gün, "Susma hakkımı kullanayım." şeklinde cevapladı.
Sorgunun tamamlanmasının ardından sanık Gün'ün avukatının beyanı dinlendi.
Öğle arası verilen duruşmaya İmamoğlu'nun savunmasının alınmasıyla devam edilecek.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.