logo
21 TEMMUZ 2026

Otoriterleşme eğilimleri ve demokrasinin gerileyişi

Dünya genelinde özgürlükler ve demokratik kazanımlar son yirmi yılın en düşük seviyesine geriledi

20.07.2026 00:24:00
Abdülkadir Gündoğdu
 
Otoriterleşme eğilimleri ve demokrasinin gerileyişi
Otoriterleşme eğilimleri ve demokrasinin gerileyişi
Dünya genelinde özgürlükler ve demokratik kazanımlar son yirmi yılın en düşük seviyesine geriledi. Hibrit rejimlerin yükselişi, popülist söylemler ve kurumların içinin boşaltılması, küresel istikrarı tehdit ediyor.

Uluslararası düşünce kuruluşları ve insan hakları örgütlerinin yayımladığı son raporlar, küresel siyaset sahnesinde karanlık bir tabloyu ortaya koyuyor: Demokrasi küresel ölçekte geriliyor, otoriterleşme eğilimleri ise hiç olmadığı kadar kurumsallaşıyor.







V-Dem (Demokrasinin Çeşitleri) Enstitüsü ve Freedom House gibi kurumların verilerine göre, dünya nüfusunun %70'inden fazlası artık "seçimli otokrasi" veya "kapalı otokrasi" olarak tanımlanan rejimlerde yaşıyor. Son 20 yıldır aralıksız devam eden bu düşüş trendi, demokrasinin küresel çapta bir "fetret devri" yaşadığını gösteriyor.

Yeni Nesil Tehdit: "Sandıktan Çıkan" Otokrasi

Klasik askeri darbelerin yerini artık daha rafine bir yöntem aldı: Demokratik yollarla seçilen liderlerin, bizzat sistemin araçlarını kullanarak demokrasiyi içeriden tasfiye etmesi. Uzmanlar bu durumu "otokratik yasalcılık" veya "hibrit rejimlerin yükselişi" olarak adlandırıyor.







Otoriterleşme süreçleri genellikle şu ortak aşamalarla ilerliyor:

Yargı ve Bağımsız Kurumların Kuşatılması: Yüksek mahkemeler ve denetleyici kurullar, iktidar blokunun kontrolüne alınıyor.

Medya Çeşitliliğinin Yok Edilmesi: Ekonomik baskılar, vergi cezaları ve yasal düzenlemelerle ana akım medya tek tipleştiriliyor.

Kutuplaştırma Siyaseti: Toplum "biz ve onlar" olarak keskin hatlarla bölünüyor; muhalefet "ulusal güvenlik tehdidi" olarak konumlandırılıyor.







Popülizmin Yükselişi ve Sosyal Medya Çarpanı

Ekonomik eşitsizliklerin derinleşmesi, göç dalgaları ve küreselleşmenin yarattığı kültürel kaygılar, popülist liderlerin taban bulmasını kolaylaştırıyor. Popülist söylem, karmaşık yapısal sorunlara "halkın iradesi" adına basit ve dışlayıcı çözümler vaat ederek kurumların meşruiyetini aşındırıyor.

Sosyal medya ise bu süreçte bir katalizör görevi görüyor. Algoritmalar, uzlaşı yerine öfke ve dezenformasyonu besleyerek demokratik tartışma zeminini yok ediyor. Yapay zeka destekli manipülasyonlar, kitlelerin gerçeklik algısını bükerek otoriter liderlerin işini kolaylaştırıyor.







Jeopolitik Kırılma ve Gelecek Senaryoları

Küresel düzeyde demokratik gerileme, sadece iç siyasetle sınırlı kalmayıp uluslararası güvenliği de riske atıyor. Otoriter rejimlerin kendi aralarındaki dayanışmayı artırması ve uluslararası hukuku baypas etmesi, küresel istikrarsızlığı tetikliyor. Ukrayna'dan Tayvan Boğazı'na kadar uzanan gerilimler, bu ideolojik cepheleşmenin somut yansımaları olarak öne çıkıyor.







Analistler, demokrasilerin bu krizi aşabilmesi için ekonomik adaletsizlikleri gidermesi, kurumların şeffaflığını yeniden tesis etmesi ve sivil toplumu güçlendirmesi gerektiğinin altını çiziyor. Aksi takdirde, 21. yüzyıl demokrasinin küresel ölçekte azınlıkta kaldığı bir dönem olarak tarihe geçebilir.

Gurbetçilerin Kapıkule'den yurda girişleri sürüyor

Yaz tatillerini memleketlerinde geçirmek isteyen gurbetçiler, Avrupa'nın çeşitli ülkelerinden çıktıkları binlerce kilometrelik yolculuğun ardından Kapıkule Sınır Kapısı'ndan Türkiye'ye giriş yapıyor. Uzun yolculuğun yorgunluğunu sınır kapısından geçer geçmez unuttuklarını söyleyen gurbetçiler, Türk bayrağını görmenin ve ezan sesini yeniden duymanın tarifsiz bir mutluluk olduğunu ifade etti

17.07.2026 12:41:00
İHA
 
Gurbetçilerin Kapıkule'den yurda girişleri sürüyor
Gurbetçilerin Kapıkule'den yurda girişleri sürüyor
Türkiye'nin Avrupa'ya açılan en büyük kara hudut kapısı olan Kapıkule Sınır Kapısı'nda yaz sezonuyla birlikte gurbetçi yoğunluğu yaşanıyor. Almanya, Fransa, Belçika, Hollanda ve Avusturya başta olmak üzere birçok Avrupa ülkesinden yola çıkan gurbetçiler, yıllık izinlerini aileleri ve yakınlarıyla geçirmek için ana vatana geliyor. Kavurucu sıcaklara ve uzun yolculuğun yorgunluğuna rağmen memleketlerine ulaşmanın sevincini yaşayan gurbetçiler, sınır kapısından içeri girdikleri ilk anda hissettikleri duygunun her şeye değdiğini belirtiyor. İlk duraklarının anne-babaları, akrabaları ve yıllardır özlemini çektikleri memleketleri olduğunu söyleyen gurbetçiler, Türkiye ile bağlarının hiçbir zaman kopmadığını dile getiriyor.






"Ezan sesine hasret kalıyoruz"

Fransa'nın Marsilya şehrinden yola çıkan Gökhan Koçak, "Fransa'nın Marsilya şehrinden yola çıktım, Ankara'ya sevdiklerimi görmeye gidiyorum. Ülkeye ilk girdiğimde her zamanki gibi yine çok duygulandım. Yolun verdiği yoğunluğu ve yorgunluğu ülkemize girer girmez unutuyorum. Çünkü bu bambaşka bir duygu. Öncelikle bayrağımızı görmek, ardından ezan sesini duymak insanı çok etkiliyor. Evet, Avrupa'da ezan sesine hasret kalıyoruz. Bazı Avrupa ülkelerinde ezan dışarıya verilmediği için bunu yaşayamıyoruz. Bu yüzden ülkemize geldiğimizde ilk hissettiğimiz şeylerden biri de ezan sesi oluyor. Burada doğup büyüdüm, sonradan yurt dışına gittim. Her sene olduğu gibi bu yıl da ülkeme gelmenin mutluluğunu yaşıyorum. İnşallah iznim güzel geçer. Sağ salim geldik, dönüşte de yine sağ salim dönmeyi nasip etsin" dedi.








"Yorgunluğumuzu ülkeye girince unutuyoruz"

Eda Nur Koçak ise, "Maalesef Fransa'da bunlar yok, hasret kalıyoruz. Çok mutluyuz. Tabii ki yol yorgunuyuz ama ülkeye giriş yaptığımız andan itibaren bütün yorgunluğumuzu unutuyoruz. Rabbim, memleketine gelmek isteyen herkese bunu nasip etsin inşallah. Şu anda eşimin ailesinin yanına gidiyoruz. Onları da çok özledik. Çok mutluyuz. Yolumuzun büyük kısmını tamamladık. İnşallah Ankara'ya sağ salim ulaşacağız" dedi.








"Memlekete geldiğinizde insanda bambaşka bir duygu oluşuyor"

Fransa'da yaşayan Enes Dağlar, "Fransa'da yaşıyorum, memleketim Sivas'a gidiyorum. Gurbet zor. Anne ve babadan ayrı kalınca daha da zor oluyor. Ama aileniz yanınızdaysa orada da normal bir hayat sürüyorsunuz. Ben beş yıl öncesine kadar Türkiye'de yaşıyordum. İnşaat sektöründe, demir işinde çalışıyordum. Evlendikten sonra Fransa'ya yerleştim. Türkiye'de sabah 08.00'de iş başı yapıyordum. Fransa'da ise sabah 06.00'da kalkıyorum. Patron beni 06.30-06.40 gibi alıyor, yine 08.00'de iş başı yapıyoruz. Orada herkes kendi yemeğini götürüyor. Çalışma düzeni farklı. Maddi anlamda alım gücü biraz daha rahat olabilir ama ben Türkiye'ye para için gelmiyorum. Ben annemle babamı görmek için geliyorum. İki yıldır memleketime gelemiyordum. Bu yıl kavuşacağım için çok heyecanlıyım. Onlar da beni heyecanla bekliyor. İnşallah kazasız belasız varırız. Memlekete geldiğinizde insanda bambaşka bir duygu oluşuyor. İnsan 'Çok şükür evime geldim' diyor. Bunu anlatmak gerçekten çok zor. Rabbim bütün gurbetçi kardeşlerimize, ağabeylerimize ve ablalarımıza kazasız belasız memleketlerine gelip dönmeyi nasip etsin" ifadelerini kullandı.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.