logo
28 EYLÜL 2026

Özgür Özel: 1 Nisan’dan sonra acı reçeteye hazır olun

“31 Mart’a kadar hangi siyasi görüşten olursa olsun, emeklisini, emekçisini, esnafını, çiftçisini, yaşlısını, gencini iktidarın karşısında kim güçlüyse onları sandıkta kim yenecekse, AKP’li, MHP’li belediye başkanını kim indirecekse yani sizin gücünüzü iktidara göstermenin yolu neyse orada buluşmaya, meydanlarda buluşmaya, sandıkta buluşmaya, milletin vicdanını sandığa ve sandıkta bu iktidardan hesap sormaya davet ediyorum”

03.03.2024 19:41:00
Haber Merkezi
 
Özgür Özel: 1 Nisan’dan sonra acı reçeteye hazır olun
Özgür Özel: 1 Nisan’dan sonra acı reçeteye hazır olun
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, Çorlu'daki Cumhuriyet Meydanı'nda vatandaşlarla bir araya geldi. Özel, burada yaptığı konuşmada, "2 gün önce büyük bir acının hesabını sormak için buradaydık, Çorlu tren kazasının hesabını sormak, adalet raylar altında kalmasın diye, raylar altından adaleti kurtarmak için buradaydık. 25 evladımızın hakkını aramak için buradaydık. Sizlerle birlikteydik ama verecekleri kararı savunamayacaklarından, seçimden önce o kararı vermeye korktuklarından, birlikteliğimizden korktuklarından kaçtılar ve duruşmayı 25 Nisan'a ertelediler. Çıkmaz ayın son perşembesine de kaçırsanız duruşmayı, o duruşma er ya da geç görülecek, Özgür Özel burada olacak. Ensenizde olacak. Söz veriyorum" dedi.

Özel, şunları söyledi:

"DEVRİM YASALARININ 100'ÜNCÜ YILI KUTLU OLSUN"

"3 Mart Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşunu takibinden 5 ay sonra, yani tam 100 yıl önce Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün laikliğin temellerini atan 3 büyük düzenlemeyi yaptığı ve bu ülkeyi çağdaşlaşma yolunda, ileriye gitme, zenginleşme yolunda en önemli adımları attığı, Cumhuriyet devrimlerinin tam 100'üncü yılı. Atatürk hilafeti kaldırdı. Atatürk çoklu eğitimi kaldırdı, eğitim birliği yasasını getirdi. Modern Türkiye Cumhuriyeti'nin en önemli devrim yasalarını bugün çıkardı. Benim bugün burada olmam büyük onur. Çünkü o Gazi Mustafa Kemal Atatürk kara tahtanın önüne geçip, bugün kullandığımız alfabeyi de ilk kez Tekirdağ'da tanıtmıştı. Devrim yasalarının 100'üncü yılı kutlu olsun. Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün Türkiye Cumhuriyeti ilelebet yaşasın."

"ÇOK ÖNEMLİ PLANLAMA YAPILMIŞ"

"Türkiye'nin hiç şüphe yok sanayisinin hızla geliştiği bir kenttesiniz. Kent geliştikçe demokrasinin de onunla birlikte gelişmesi gerekir. Öyle bir yerdeyim ki içim o kadar rahat ki 1989'dan beri belediyeyi sosyal demokratlara emanet eden halkçı belediyeciliğin kıymetini bilen bir kentteyim. 2018 yılından beri, öncesinde belediye başkan yardımcılığı, belediyede diğer görevler, o günden bugüne kadar 6 yıldır sürdürdüğü görevi ile sizlerin çok sevdiği belediye başkanının anketini yaptırdık. Dedim ki, bizdeki belediyelerde başkanın oyu partinin oyunu geçiyorsa, seçildiğinden ilerideyse, partisini yukarılara taşıyorsa, sen bana emanetsin. Sonra da Çorlululara emanetsin. Başkan görevi süresince bir, iki kere, genel merkeze gelmiş, görevi boyunca hiç Ankara'ya gelmemiş. Diyor ki eksik mi bıraktım acaba? Dedim ki sen Ankara'da değilken Çorlu'da olduğuna göre orada çalıştığına göre, Çorlulular senden razı olacağına göre endişelenme, ben bakacağım dedim. Anket geldi. Şöyle bir baktım, helal olsun Ahmet Başkana dedim. Genç başkanımız, mesleği inşaat mühendisliği, belediyeciliği biliyor. Siyaseti biliyor. Yaptıklarına baktığımda ilk işe hem kentin tarihi kimliğini ön plana çıkarmak, hem yerli ve yabancı turist sayısını artırmak üzere çok önemli planlama yapmış. Tarihi yapıları ortaya çıkarmış. Buraya turist çekebilecek her türlü tedbiri almış. Gitmiş, Yılmaz Büyükerşen gibi birisini, onun balmumu heykelleri var ya evlatları kadar kıymetlidir, onu ikna etmiş, Türkiye'de ikinci balmumu heykel müzesini de almış, buraya getirmiş."

"PARTİZANLIK YAPIYORLAR

"Baktım Çorlu'ya gelen turist, ziyaretçi sayısı muhteşem rakamlar. Atatürk Evinin yapılmış olması harikulade iş. Ama bazısı sırf bunları yapar, öbür işlere bakmaz. Sosyal belediyecilik diye bir şey var acaba o nasıl? Baktığımda Dost Kartı gördüm. Yani birileri yoksulluğu yönetmek istiyorlar. Alıyorlar panelvanı yoksul mahallere gidiyorlar. Kapıyı çalıyorlar. Yanında partisinin mahalle başkanı. Burayı geç diyor, bu CHP'li. Bu diyor üyemiz. Açıyor, kapıyı çalıyorlar. Nasıl Tayyip Bey, çocukların kafasına oyuncak atıyor, çay atıyor ya. Bunlar da ver oradan makarna, ver oradan pirinç, herkesin gözünün önünde fotoğraf çektirerek filan insanların yoksulluğunu yüzlerine vurarak, oy karşılığı bu işi yaptığını belli ederek, mahalle başkanına sorduğu için partizanlık yaparak bu işleri yapıyor. Ahmet Başkan ne yapmış, Dost Kart diye bir kart çıkarmış. İhtiyaç sahibine ulaştırmış. İçine nakdi yardım yapıyor, nasıl biliyor musunuz? Güya bunlar o AKP için bu işi yapanlar çok inançlı ya. Ne demiş Peygamber Efendimiz, sağ elin verdiğini sol el görmeyecek demiş. Aynen öyle sosyal yardım yapıyor. Helal olsun başkana. Bir tarafta insanların yoksulluğunu siyaseten yönetenler, bir tarafta yoksulluğu yok etmeye yemin edenler var. Partimizle gurur duyuyoruz, belediye başkanlarımızın hepsiyle gurur duyuyoruz."

"HİÇ KİMSEYİ PARTİSİNDEN DOLAYI AYIRMAYACAK"

"Tabi önce Çorlululardan 31 Mart günü sandığa gitmelerini bekliyoruz. Karşılarında dört zarf var. Birincisi çok mühim, muhtara atılacak. Muhtar dediğini küçük görmeyin. Muhtarın burasında rozet yok. Bütçe yok, parti yok. Her şeyi kendi bastırıyor filan. Çıkıyor, sonra mahallenizin hakkını, menfaatini koruyor, başkana gidiyor, valiliğe koşturuyor. Ben hangi siyasi görüşten olursa olsun mahallesi için hizmet etmek için yola çıkan bütün muhtarlarımıza başarılar diliyorum. 31 Mart'tan sonra CHP'nin bütün belediyelerinin, bütün başkanların kapısı hem vatandaşlarımıza, hem muhtarlarımıza bundan önce olduğu gibi ardına kadar açıktır. İkinci oy sizin için atılacak. Kime, Ahmet Başkana, Ahmet Sarıkurt'a. Çorlu için. Üçüncü oy, belediye meclisi üyeleri için. Birçoğu burada. Hepsi partimizin geleceğe hazırladığı siyasetçiler. Deneyimlerinden yararlandığı siyasetçiler. O listelerde ne kadar güçlü olursak, belediye meclisinde o kadar rahatız. Çorlu'da zaten rahatız. Ancak Tekirdağ'da büyükşehir belediye meclis üyeleri gidecek, onun için belediye meclis listemize herkesin sahip çıkmasını bekliyorum. Sonuncusu, dört dönemdir milletvekili. Hangi seçime girse, girdiği sandıktan çıkan, demokraside kadının gücünü gösteren birisi, evladınız, hemşeriniz, Çorlu'da oturan, tüm Çorlu'ya, tüm Tekirdağ'a hiç kimseyi partisinden dolayı ayırmayacak olan, doktor olduğu için sağlıkçı, Çorlu'nun da Tekirdağ'ın da yüzünü güldürecek olan, sağlığa iyi gelecek olan, Ergene'yi temizleyecek olan, hava kirliliğini azaltacak olan, yeşili artıracak olan kimdir? Sizin Candan."

"ÇORLU'YU HAK ETTİĞİ GİBİ BİR YER YAPACAK PROJELER"

"Sevgili Çorlulular, ben Candan kadar tuttuğunu koparan, gayretli, şehri için bu kadar emek harcayan az sayıda milletvekili gördüm. Candan Yüceer'in Tekirdağ için projelerini bugün dinledik. Dünyayı gören, Tekirdağ'ın bundan önce yapılan iyi işlerine duyduğu minneti okuyan, üzerine koymayı hedef olarak koyan ama vizyon sahibi projeleri ile beraber Tekirdağ'ı hak ettiği gibi, Çorlu'yu hak ettiği gibi bir dünya kenti yapacak olan projeleri var, biz kendisine inanıyoruz, güveniyoruz, onu size emanet ediyoruz. 31 Mart seçimlerinde CHP'nin adaylarının Tekirdağ'da yaş ortalaması 48, en gençleri 39 yaşında. Gencecik bir ekibimiz var. Elbette gençlik vurgusunun önemi hem yarınları düşündüğümüzden, hem bir vasiyeti yerine getirdiğimizden. Yoksa tecrübe, deneyim önemli, bunlardan yararlanmayı sürdürüyoruz ama gençlik şundan önemli. Atatürk, Cumhuriyeti gözlerini yumarken CHP Genel Başkanlarına emanet etmedi, belediye başkanlarına, milletvekillerine emanet etmedi, Atatürk Cumhuriyeti, gençlere emanet etti. Onun için yükünüz ağır. Hep beraber çalışmak, hep beraber önemli işler yapmak durumundayız."

ÖNCELİK EMEKLİ DEĞİL BEŞLİ ÇETELER

"Gençlere vurgu önemli ama bu memlekette en büyük sıkıntıyı çeken de emekliler. Bir emeklilerin durumunu görmek, emeklileri konuşmak lazım. Şöyle ki bu Tayyip Erdoğan geldiğinde en düşük emekli maaşı, 1,5 asgari ücretti, bugünkü para ile 25 bin lira olması gerekiyordu ama bugün 10 bin lira. Yani 0,6 asgari ücret. Tayyip Erdoğan geldiğinde en düşük emekli maaşıyla ki o zaman emeklilerin yüzde 20'si en düşük emekli maaşını alıyordu. Erdoğan geldiğinde en düşük emekli maaşı 8 çeyrek altın alıyordu. Şu anda 2,5 çeyrek altın. Yani Tayyip Erdoğan, görev süresi boyunca emeklilerin cebinden ayda 5,5 çeyrek altını almış. Bunun hesabını soracak mıyız? Geçen gün emeklilere zam yap dedim. Hiç olmazsa 1,5 asgari ücret ama bizim CHP olarak ilk teklifimiz, hiç olmazsa 1 asgari ücret. 10 bin liralık emeklilere kart verelim, maaşlarını 17 bin liraya çıkaralım. Devletin hizmetlerinden, devletin yaptığı hizmetlerden ücretsiz yararlanmalarını sağlayalım, elektrik, su, doğalgazda yüzde 25-40 arasında indirim sağlayalım diye kanun teklifi verdik, bizi dinlemedi, Meclis'i kapattı ve kaçtı. Emekliye zam yapalım deyince emekliye para yok diyor. Emekliye para verirsem, çalışanlara maaş ödeyemem diyor. Yani çalışanlarla emeklileri karşı karşıya getirmeye çalışıyor. Oysa çalışanlarla emekliler karşı karşıya değildir, yan yanadır. Kol koladır. Bütün emekliler yıllarca çalıştı da öyle emekli oldu. Bugün çalışanlar da ama birkaç sene sonra, ama çok daha sonra eninde, sonunda emekli olacaklar. Emekli ile çalışan karşı karşıya değildir ama emekli ile beşli çeteler karşı karşıyadır. Çünkü siyaset öncelik belirleme işidir. Eğer sen parayı beşli çeteye verirsen, sen parayı saray müteahhitlerine verirsen, sen parayı yandaş müteahhitlere verirsen, sen dünyanın en pahalı makam arabasından 10 tane var dünyada, limuzin, Mercedes, ikisini alır, birine kendin biner, birini yedekte tutar ve boş gezdirirsen, senin emekliye verecek paran yok ama yazlık saraya verecek paran varsa, emekliye verecek paran yok, kışlık saraya verecek paran varsa, emekliye verecek paran yok, uçan saraylara, 14 tane lüks uçağa verecek paran varsa senin önceliğin kendin, ailen ve yandaşların, senin önceliğin beşli çeteler, benim önceliğim emekliler. Bunu bu şekilde bileceksin."

"EMEKLİLERİ MEYDANLARA BEKLİYORUM"

"31 Mart'ta, emekliye para bulamayanların sandıklara bakınca oy görememeleri lazım. Emekliler dün Manisa'da bağırıyordu, madem ki para yok, sana da oy moy yok diye. Emekli astsubaylar pankart açmışlar, sorunlarımızı dile getirin diyorlar. Gerçekten onların çok sorunu var. Bütün emeklilerin çok sorunu var. Arkadaşlarımız bunları her fırsatta dile getiriyorlar. 1 Nisan'dan sonra yine emekli astsubaylar derneğini de bütün emekli derneklerini de Meclis'e de bekliyoruz ama emeklilerin hepsini 1 Nisan'dan sonra meydanlara bekliyorum, meydanlara."

"KIRMIZI IŞIĞI YAKMA GÜNÜ"

"1 Nisan bu iktidara bir sarı kart gösterme günüdür. 1 Nisan, 10 bin liraya geçinilir diyenlere kırmızı ışığı yakma günüdür. 1 Nisan, açlık sınırı 16 bin lirayken emekliyi unutanlara, boş file ile pazardan yollayanlara, emekliye olgun sebze ve meyve diye ezilmiş, büzülmüş, çürümüş meyveleri sattıranlara, emekliyi buna muhtaç bıraktıranlara, emeklilerin yarının emeklisi bugünün emekçilerinin yoksulların hesap sorma günüdür. 31 Mart'ta bu iktidara bu yaptıklarının hesabını sormaya var mıyız? 31 Mart'a kadar hangi siyasi görüşten olursa olsun, emeklisini, emekçisini, esnafını, çiftçisini, yaşlısını, gencini iktidarın karşısında kim güçlüyse onları sandıkta kim yenecekse, AKP'li, MHP'li belediye başkanını kim indirecekse yani gücünüzü iktidara göstermenin yolu neyse orada, meydanlarda, sandıkta buluşmaya, milletin vicdanını sandığa ve sandıkta bu iktidardan hesap sormaya davet ediyorum, hesap sormaya. 1 Nisan'dan sonra hakkını alamayan kim varsa, bakın söylüyorum. Demokrasi tepki ve protesto rejimidir. Ben istediğimi yapacağım, sen evinde oturup susacaksın, ben seni ihmal edeceğim, görmeyeceğim, sen bana oy vereceksin, 5 sene oturacaksın. Öyle yağma yok. Bugün ABD'de Beyaz Saray'ın önünde protesto gösterisi serbest. Almanya'da parlamentonun önünde protesto serbest. İngiltere'de 10 numaranın önünde serbest, senin geldiğin Türkiye'de Ecevit'in önüne yazar kasa atmak serbest çünkü demokrasi tepki ve protesto rejimidir ama saraya doğru mendil sallasan, kolunu koparırlar."

"GENÇLER ARABA İSTİYORSA, TAYYİP BEYİ GÖNDERMEK İSTER, BAŞKA ÇARESİ KALMADI"

"Seçimlerden sonra kim hakkını alamıyorsa, öyle yakmak, yıkmak için değil kamu malına zarar vermek için değil, kanunlara saygılı şekilde hakkımızı söke söke almak için sokaklardayız. Meydanlardayız. Bugün Ahmet Başkanıma destek için geldim, Candan Başkanımın tanıtımına geldim, belediye başkanlarımla birlikte olmaya geldim. Mehmet Şimşek de İstanbul'a gitmiş, Kurum'a destek olmaya. İşi zor, orada demişler ki evsiziz, kiralar yüksek, ev alamıyoruz, kiraya dahi çıkamıyoruz. O da demiş ki, enflasyonu tek haneye indirdiğimizde ev alabileceksin çünkü kredi çekebileceksin. Enflasyon tek haneye bunların hesabı ile 2 sene, 2,5 sene sonra gelecek ama aslında biliyoruz ki bunlar iktidardaysa bu hiçbir zaman gerçekleşmeyecek. Ama kendisi söylerken doğru bir şey söylemiş. Bugün Merkez Bankası'nın faizi yüzde 45 ama bankaların vatandaşa uyguladığı faiz ortalamada yüzde 65. Konut kredisi almak istediğinde 3 milyon liralık konut kredisi alıyorsun, 10 yıl ödemeli. 12 milyon olarak ödüyorsun. 4 katı. 3 milyon krediye ayda kaç para taksit ödenecek, yalan gibi inanılmaz. 95 bin lira aylık ödemesi var. 100 bin lira. Yahu adam 100 bin lira taksit ödeyebilecek olsa, kredi çekecek durumda mı olur gariban adam. O yüzden artık ev alınamaz. Şu an evi ve arabası olmayanların milli piyango çıkmazsa, uzaktan bir akrabadan miras kalmazsa ev alma şansı kalmadı, araba alma şansı kalmadı. Gençler ev almak ister, araba sahibi olmak ister doğru mu? Onun için böyle bir şey istemekle yetmiyor. Gençler araba istiyorsa, Tayyip Beyi göndermek ister, başka çaresi kalmadı."

"1 NİSAN'DAN SONRA ACI REÇETE"

"Şimdi geçerken Trakya Birlik'i gördük, ayçiçeğini biliyoruz. Buğdayı, tarımı biliyoruz. Bir yanı sanayi, bir yanı tarım bir kentte yaşıyoruz. Mayıs ayının 27'sinde verin oyu kardeşinize faizler nasıl düşecek, enflasyonun beli nasıl bükülecek, döviz nasıl durdurulacak, hayat nasıl ucuzlayacak diyen kişi, o gün mazotun litresi 19 lirayken, bugün 40 lira 70 kuruş. Mazot Cumhurbaşkanı seçildiği mayıs ayından 8 ay sonra yüzde 106 zamlanmış. Benzin yüzde 97 zamlanmış. Neredeyse yüzde 100. Bu şu demek. Hayat pahalılığı kartopu gibi büyüyecek. Mazota ve benzine zam varsa, bundan sonra iğneden ipliğe her şeye zam var demek. Eğer 31 Mart günü bu acımasız, bu beceriksiz, bu sadece kendini düşünen iktidarın karşısına bir güç dengelenmezse, 1 Nisan'dan sonra acı reçeteye hazır olun. Söylüyorlar. Acı reçete içirecekler. Kemer sıkmaya, sıkı para politikalarına hazır olun. Siz ezilirken 4 yıl daha sandık yok. Onun rahatlığında olacaklar. Ama siz geçen seçimleri hatırlayın. 2018'de tek adam rejimi hayata geçtikten 10 ay sonra yerel seçimlerle, yerel seçimlerin gücü ile İstanbul, Ankara'dan başlayarak, Adana, Mersin'iyle, Antalya'sıyla ve 11 büyükşehir ile CHP'ye, Millet İttifakına önemli bir güç verildi ve bu seçimlere kadar o denge ile gelindi. Bakın küçük bir farkla seçimleri kaybetsek de iktidar tek başına olmayınca karşısında başka bir güç olunca herkesin ama herkesin çıkarlarının korunabileceği, sesinin duyulabileceği, yapılacak seçimlerden endişe duyulacak bir ortam oluşabilir. Bunun olması için Cumhur İttifakının karşısına bir güçlü ittifak koymak gerekmektedir. O ittifakın adı bu seçimde Millet İttifakı değildir, Türkiye ittifakıdır."

"HEP BİRLİKTE KAZANABİLİRİZ"

"Türkiye ittifakının renkleri, ay yıldızlı al bayrağın renkleridir. Bu güzel şanlı bayrağın renkleridir Türkiye ittifakının renkleri. Eğer seçimleri Türkiye ittifakı kazanırsa, yani Laz'ı, Çerkez'i, Türk'ü, Kürt'ü herkes Türkiye ittifakında birleşirse, nasıl milli takım gol atınca hep beraber seviniyorsak, nasıl Filenin Sultanları şampiyon olunca hep beraber ağlıyorsak, bu ülkedeki tüm yoksullar, tüm emekliler, tüm emekçiler, geleceğinden kaygılı gençler, evladım yurtdışına gidecek diye korkan anneler, babalar, yoksullar, hep birlikte birleşirseniz, hep birlikte kazanabiliriz. Bu birlikteliğimizin adı Türkiye ittifakıdır. Renklerini birlikte söyleyelim, Çorlu duysun, Tekirdağ duysun, Türkiye duysun. Kırmızı, beyaz. En büyük Türkiye. Bundan sonraki süreçte 1 aydan kısa bir zaman kaldı, Çorlu'yu nasılsa kazanıyoruz demeyeceğiz, sanki gerideymişiz gibi çalışacağız. Her 1 oy Çorlu için önemli, Candan Yüceer için önemli. Büyükşehir belediye meclisindeki çoğunluğu erişilmez bir noktada olması için, partimiz için önemli. Geleceğimiz için önemli, her birimiz için önemli. Bu seçimleri hep birlikte kazanıp, Cumhuriyetin ikinci yüzyılının ilk seçimlerinde umudu yükseltmeye var mısınız? Yükselen umutla Cumhuriyetin ikinci yüzyılının birinci yüzyılındaki gibi önce Cumhuriyeti yeniden kurtaracak, sonra demokrasiyi yeniden kuracak kadrolar olarak 100 yıl öncekiler gibi siz de bir büyük mücadeleye var mısınız? Ben partinin Genel Başkanı olarak her birinize güveniyor, inanıyorum, her birinizi bu ülkeyi bir kez daha kurtaracak güçte, kudrette görüyorum. Kendinize güvenin, inanın, beni ve adayları değil, şöyle bir yürekle kendinizi alkışlayın. Size güveniyorum. Elbette Ahmet Başkana, Candan Başkana, Çorlu'ya, Tekirdağ'a güveniyorum. Onları size, sizi de Allah'a emanet ediyorum."

‘Casusluk’ soruşturmasında 3 tutuklama

Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) Başkanlığının kritik dijital altyapısının geliştirilmesi ve sürdürülmesi süreçlerinde Fetullahçı Terör Örgütü'nün mahrem yapılanmasıyla bağlantılı kişi ve şirketlerin etkili olduğuna yönelik "siyasal veya askeri casusluk" soruşturması kapsamında gözaltına alınan 3 şüpheli tutuklandı

28.09.2026 19:20:00
Anadolu Ajansı
 
‘Casusluk’ soruşturmasında 3 tutuklama
‘Casusluk’ soruşturmasında 3 tutuklama

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca 2012-2018 yılları arasında MASAK'ın kritik dijital altyapısının geliştirilmesi ve sürdürülmesi süreçlerinde FETÖ/PDY'nin mahrem yapılanmasıyla bağlantılı kişi ve şirketlerin etkili olduğuna yönelik yapılan tespitler doğrultusunda yürütülen soruşturma sürüyor.

Bu kapsamda gözaltına alınan 6 şüphelinin emniyetteki işlemleri tamamlandı. Şüpheliler sağlık kontrolünün ardından Çağlayan'daki İstanbul Adliyesi'ne getirildi.

Savcılıkta ifade veren şüpheliler Eda Aydoğan, Güner Eke, İnönü Akgün Alp ve Zehra Yılmaz tutuklama, Zeki Özcan ve Mehmet Yazıcı adli kontrol talebiyle sulh ceza hakimliğine sevk edildi.

Hakimlik, Eda Aydoğan, Güner Eke ve İnönü Akgün Alp'in tutuklanmasına, Zehra Yılmaz, Zeki Özcan ve Mehmet Yazıcı'nın ise adli kontrol tedbiriyle serbest bırakılmasına karar verdi.

Öte yandan, 2012-2018 arasında MASAK Başkanı olarak görev yapan Mürsel Ali Kaplan, İbrahim Hakkı Polat ve Osman Dereli'nin ise soruşturma kapsamında bugün bilgilerine başvuruldu.

Adalet Bakanı Gürlek'in açıklaması

Adalet Bakanı Akın Gürlek, sosyal medya hesabında, devletin mali istihbarat ağına yönelik casusluk faaliyeti yürütenlerin hukuk önünde hesap vereceğini açıklamıştı.

Açıklamada, "MASAK'ta kullanılan Entegre Mali İstihbarat Sistemi'ne (EMİS) yönelik yetkisiz işlemler ve sistem kayıtlarının güvenliğine ilişkin önemli bulgulara ulaşıldığını" ve "Soruşturmada, 2012-2018 yılları arasında MASAK'ın kritik dijital altyapısının geliştirilmesi ve sürdürülmesi süreçlerinde FETÖ/PDY'nin mahrem yapılanmasıyla bağlantılı kişi ve şirketlerin etkili olduğuna ilişkin tespitlere ulaşıldığını" belirtmişti.

Bakan Gürlek, soruşturma kapsamında aralarında olay tarihinde MASAK Başkan Yardımcısı olarak görev yapan kişinin de bulunduğu 22 şüpheli hakkında adli işlem başlatıldığını, 5 şüphelinin gözaltına alındığını, yurt dışında olduğu belirlenen 16 şüpheli hakkında siyasi ve askeri casusluk suçundan yakalama kararı çıkartıldığını ve 1 şüphelinin yakalanmasına yönelik çalışmaların sürdüğünü açıklamıştı.

Gürlek, "Soruşturma kapsamında AGMLAB AŞ ve MRD AŞ'ye mahkeme kararıyla el konulmuş ve Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu kayyum olarak atanmıştır. İlgili dönemlerde MASAK Başkanlığı görevinde bulunan üç eski başkanın da adli makamlarca ifadelerine başvurulacaktır." demişti. 

Fatih Ergin’in anlattıklarının hangisi yanlış?

Gazeteci Fatih Ergin, Kaşif Kozinoğlu’nun ölümüne ilişkin soruşturma kapsamında yaptığı sosyal medya paylaşımı nedeniyle “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçlamasıyla tutuklama talebiyle hakimliğe sevk edildi

28.09.2026 18:47:00
Haber Merkezi
 
Fatih Ergin’in anlattıklarının hangisi yanlış?
Fatih Ergin’in anlattıklarının hangisi yanlış?
Gazeteci Fatih Ergin, Kaşif Kozinoğlu'nun ölümüne ilişkin soruşturma kapsamında yaptığı sosyal medya paylaşımı nedeniyle "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" suçlamasıyla tutuklama talebiyle hakimliğe sevk edildi.

Peki, Ergin'in paylaşımında hangi bilgiler yanlış, hangileri doğru? Kaynaklar karşılaştırıldığında tartışmanın merkezinde tek bir ifade bulunuyor: "eski Adli Tıp çalışanı."

Gazeteci Fatih Ergin, Kaşif Kozinoğlu'nun ölümüne ilişkin yeniden yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınan Turgay Tamer'in daha sonra evinde ölü bulunmasına ilişkin sosyal medya hesabından paylaşım yaptı.

Ergin'in paylaşımında Tamer'in Kozinoğlu soruşturması kapsamında gözaltına alındığı, 14'ünde serbest bırakıldığı ve daha sonra evinde ölü bulunduğu aktarıldı.

Bu olayların önemli bölümü farklı haber kaynaklarında da yer aldı.

"GÖZALTINA ALINDI" BİLGİSİ DOĞRU

Turgay Tamer'in Kaşif Kozinoğlu soruşturması kapsamında gözaltına alındığı doğrulanıyor.

DHA'nın haberine göre Tamer, yaklaşık iki hafta önce soruşturma kapsamında gözaltına alındı ve "yurt dışına çıkış yasağı" şeklindeki adli kontrol tedbiriyle serbest bırakıldı.

Dolayısıyla Ergin'in "Tamer, kısa süre önce Kozinoğlu soruşturması kapsamında gözaltına alınıp serbest bırakılmıştı" şeklindeki aktarımının bu bölümü kaynaklarla örtüşüyor.

"SERBEST BIRAKILDI" BİLGİSİ DOĞRU

Tamer'in gözaltı işleminin ardından serbest bırakıldığı da doğrulanıyor.

DHA, Tamer'in adli kontrol tedbiri uygulanarak serbest bırakıldığını bildirirken, soruşturmayla ilgili diğer haberlerde de aynı bilgi yer alıyor.

"EVİNDE ÖLÜ BULUNDU" BİLGİSİ DE DOĞRU

Ergin'in paylaşımındaki en önemli bilgilerden biri olan Tamer'in evinde ölü bulunması da doğrulanıyor.

Tamer, Büyükçekmece'deki evinde eşi tarafından yerde yatarken bulundu. Sağlık ekipleri Tamer'in hayatını kaybettiğini belirledi. Cenazesi kesin ölüm nedeninin belirlenmesi amacıyla Adli Tıp Kurumu morguna gönderildi. DHA, ilk incelemede ölümün şüpheli bulunduğunu aktardı.

Dolayısıyla "evinde ölü bulundu" bilgisi de doğrulanmış durumda.

PEKİ YANLIŞ OLAN NE?

Tartışmanın asıl noktası Turgay Tamer'in mesleki tanımı.

Ergin'in paylaşımında Tamer için "eski Adli Tıp çalışanı" ifadesinin kullanıldığı aktarılıyor.

Ancak Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı'nın açıklamasına göre Tamer, Adli Tıp doktoru değildi. Tamer, Kozinoğlu'nun tutuklu bulunduğu dönemde cezaevinde kampüs doktoru olarak görev yapıyordu. Başsavcılık ayrıca Tamer'in Kozinoğlu'nun sağlık durumunun kötüleştiğinden haberdar edilmediğini ve Kozinoğlu'na herhangi bir tıbbi müdahalede bulunmadığını açıkladı.

Yani resmi açıklamaya göre yanlış olan nokta Tamer'in "Adli Tıp çalışanı" olarak nitelendirilmesi.

BİR İFADE, TUTUKLAMA TALEBİ

Ergin'in gözaltına alınmasının ve ardından tutuklama talebiyle hakimliğe sevk edilmesinin, söz konusu paylaşım üzerinden yürütüldüğü haberleştirildi. Ergin hakkında "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" suçlamasının yanı sıra, suçun basın ve yayın yoluyla işlendiği iddiasının da bulunduğu bildirildi.

Burada dikkat çeken tablo şu:

Tamer'in gözaltına alınması: doğrulanıyor.

Tamer'in serbest bırakılması: doğrulanıyor.

Tamer'in daha sonra evinde ölü bulunması: doğrulanıyor.

Tamer'in cezaevinde görev yapmış doktor olması: doğrulanıyor.

Tamer'in "Adli Tıp çalışanı" olması: Başsavcılık tarafından reddediliyor.

Dolayısıyla Ergin'in paylaşımındaki olayların tamamının yanlış olduğu söylenemiyor. Tartışmalı olan, Tamer'in görevine ilişkin kullanılan ifade.

GAZETECİLİKTE HATA NEREDE BİTER, SUÇ NEREDE BAŞLAR?

Fatih Ergin dosyasında hukuki sürecin nasıl sonuçlanacağı henüz belli değil. Ancak mevcut bilgiler üzerinden bakıldığında tartışma, paylaşımın ana olay örgüsünün yanlış olup olmadığı ile bir meslek tanımındaki hatanın "halkı yanıltıcı bilgi" kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği noktasında düğümleniyor.

Ergin'in tutuklama talebiyle hakimliğe sevk edilmesiyle birlikte kamuoyunun önündeki soru da şu:

Bir gazetecinin haberindeki tek bir yanlış ifade, paylaşımın diğer bölümleri doğru olsa dahi "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" suçlamasıyla tutuklama talebine dayanak yapılabilir mi?

Komedyen Deniz Göktaş ilk duruşmada tahliye edildi

"Ölü Deniz" isimli stand-up gösterisindeki şakaları gerekçe gösterilerek 88 gündür "kuyu tipi" cezaevinde tutulan komedyen Deniz Göktaş, çıkarıldığı ilk duruşmada tahliye edildi. Mahkeme Göktaş'a toplam 1 yıl 7 ay hapis cezası verirken, hükümle birlikte serbest bırakılmasına hükmetti

28.09.2026 16:10:00
Haber Merkezi
 
Komedyen Deniz Göktaş ilk duruşmada tahliye edildi
Komedyen Deniz Göktaş ilk duruşmada tahliye edildi
YouTube üzerinden yayımladığı "Ölü Deniz" adlı stand-up gösterisi nedeniyle hakkında soruşturma başlatılan ve 3 Temmuz'dan bu yana cezaevinde bulunan ünlü komedyen Deniz Göktaş, İstanbul 14. Asliye Ceza Mahkemesi'nde ilk kez hâkim karşısına çıktı. Hakkında 12 yıl 2 aya kadar hapis cezası talep edilen davanın ilk duruşmasında mahkeme, Göktaş hakkında tahliye kararı verdi.

Yoğun güvenlik önlemlerinin alındığı ve salon yetersizliği nedeniyle İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesi salonunda görülen duruşmayı siyasi parti temsilcileri, çok sayıda gazeteci, avukat ve yurttaş takip etti.

İki suçtan ceza, bir suçtan beraat

Kararını açıklayan mahkeme heyeti, Deniz Göktaş'ı "Cumhurbaşkanına alenen hakaret" suçundan 11 ay 20 gün, "halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik veya aşağılama" suçundan ise 7 ay 15 gün olmak üzere toplam 1 yıl 7 ay 5 gün hapis cezasına çarptırdı. "Daltonlar Çetesi" ile ilgili yaptığı espriler nedeniyle yöneltilen "suçu ve suçluyu övme" suçlamasından ise beraatine hükmedilen Göktaş, aldığı cezaların hükmüyle birlikte tahliye edildi.

"Cümle başına 22 gün hücrede kaldım"

Çorlu Karatepe Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nda (kuyu tipi cezaevi) tek kişilik hücrede geçirdiği 88 günü anlatarak savunmasına başlayan Deniz Göktaş, mizahın suç sayılamayacağını vurguladı. Göktaş savunmasında şu ifadelere yer verdi:

"3 Temmuz'dan beri kuyu tipi bir cezaevinde güneş görmeden, başka hiçbir insan temasım olmadan hücredeyim. Harbiye'de kurduğum 4 cümle ile suçlanıyorum ve kurduğum cümle başına tam 22 gündür hücredeyim. Yasalar değişmedi. Değişen ne? Şaka kaldıramayan, eleştiri kaldıramayan kırılgan yöneticiler."

Cumhurbaşkanı Erdoğan'a yönelik kullandığı "diktatör" ifadesinin hakaret değil, siyasi bir betimleme olduğunu savunan komedyen, "Bu coğrafyanın yüzlerce yıllık geleneği olan hicve açık olunmalıdır" dedi. İddianamedeki "oruç tutan canlı bombalar" ve "dalgıçlar (haşema)" şakalarının ise toplumsal gerginliklerin mizahi bir dille dışa vurumu olduğunu ekledi.

Adliyede yaşananları anlattı: "Zorla Kılıçdaroğlu ile görüştürüldüm"

Göktaş savunmasında, gözaltına alınma ve tutuklanma sürecindeki usulsüzlüklere de dikkat çekti. Yurt dışı tatilini kendi isteğiyle yarıda keserek Türkiye'ye döndüğünü belirten Göktaş, havalimanında ters kelepçeyle gözaltına alındığını söyledi. Göktaş, Çağlayan Adliyesi'nde yaşadığı ilginç bir anıyı da mahkeme salonunda paylaştı:

"Hâkimliğe çıkarılmayı beklerken bana üç kez 'Kemal Kılıçdaroğlu ile görüşmek istiyor musun?' diye soruldu. Görüşmek istemediğimi net bir şekilde söylememe rağmen emrivakiyle adliye koridorunda kendisiyle görüştürüldüm. Ters kelepçe yetmezmiş gibi bir de Kılıçdaroğlu ile görüştürüldüm. Kılıçdaroğlu bana 'Niye döndün, imkanım olsa bir dakika durmam burada' demeyen tek kişiydi."

88 günlük belirsiz bekleyişin ardından özgürlüğüne kavuşan Deniz Göktaş'ın tahliye kararı, adliye koridorlarında ve sosyal medyada büyük bir sevinçle karşılandı.

Lisede korku dolu anlar: Silahla vurulan öğretmen öldü

Osmaniye'de yeğeni tarafından görev yaptığı okulda silahla vurulan öğretmen hayatını kaybetti

28.09.2026 14:11:00 / Güncelleme: 28.09.2026 14:14:16
İHA
 
Lisede korku dolu anlar: Silahla vurulan öğretmen öldü
Lisede korku dolu anlar: Silahla vurulan öğretmen öldü
Olay, merkez Çardak köyündeki Farabi Anadolu Lisesi'nde yaşandı.

Okulda görev yapan Edebiyat Öğretmeni Mehmet Bilgili, ilk bilgilere göre yeğeni olan A.B. tarafından silahla vuruldu.



İhbar üzerine bölgeye polis ve sağlık ekibi sevk edildi.

Sağlık ekiplerinin kontrollerinde Bilgili'nin hayatını kaybettiği belirlendi.

Anayasa Mahkemesi (AYM), Yeni Parti'nin isim ve rumuzunun Siyasi Partiler Kanunu'na aykırı olduğu iddiasıyla hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine ilişkin talebi yarın görüşecek

Anayasa Mahkemesi (AYM), Yeni Parti'nin isim ve rumuzunun Siyasi Partiler Kanunu'na aykırı olduğu iddiasıyla hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine ilişkin talebi yarın görüşecek. Yenilik Partisi'nin isim benzerliği itirazıyla başlayan süreçte Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı daha önce Yeni Parti'ye isim değişikliği yönünde tebligat göndermişti

28.09.2026 13:30:00
Haber Merkezi
 
 Anayasa Mahkemesi (AYM), Yeni Parti'nin isim ve rumuzunun Siyasi Partiler Kanunu'na aykırı olduğu iddiasıyla hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine ilişkin talebi yarın görüşecek
 Anayasa Mahkemesi (AYM), Yeni Parti'nin isim ve rumuzunun Siyasi Partiler Kanunu'na aykırı olduğu iddiasıyla hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine ilişkin talebi yarın görüşecek
Anayasa Mahkemesi (AYM), Yeni Parti'nin isim ve rumuzunun Siyasi Partiler Kanunu'na aykırı olduğu iddiasıyla hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine ilişkin talebi yarın görüşecek. Yenilik Partisi'nin isim benzerliği itirazıyla başlayan süreçte Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı daha önce Yeni Parti'ye isim değişikliği yönünde tebligat göndermişti.

AYM'nin 24 Eylül'de yayımladığı 29 Eylül Genel Kurul gündeminin ilk sırasında, E.2026/9 (Değişik İşler) numaralı dosya yer aldı. Gündemde dosyanın konusu, "Yeni Parti'nin isim ve rumuzunun 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu'nun 96. maddesine aykırılığı ileri sürülerek anılan Kanun'un 104. maddesi gereğince hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine karar verilmesi talebi" olarak belirtildi.

Süreç, Yenilik Partisi'nin itirazıyla başladı
Öztürk Yılmaz'ın genel başkanlığını yaptığı Yenilik Partisi, "Yeni Parti" adının kendi parti adıyla karıştırılabileceğini savunarak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na başvurdu. Yılmaz, "Yeni" ve "Yenilik" ifadelerinin seçmen açısından karışıklığa yol açabileceğini ve Yeni Parti isminde ayırt edici bir ek bulunmadığını ileri sürdü.

Başvurunun ardından Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, 14 Eylül'de Yeni Parti'ye isim değişikliği talebi içeren bir tebligat gönderdi. Yeni Parti Grup Başkanvekili Murat Emir ise parti adının belirlenmesinde mevcut içtihatların dikkate alındığını belirterek isim benzerliği iddiasına karşı çıktı.

İki seçenek konuşuluyor
Yeni Parti yetkilileri isim benzerliği olmadığını belirtmiş, "Buna rağmen aksi yönde bir karar çıkarsa küçük bir değişiklikle yola devam ederiz" mesajını vermişti.

Kulislerde "Halkın Yeni Partisi" ve "Değişim Partisi" gündeme gelen seçenekler arasında yer alıyor.

Yeni Parti’nin hafta sonu düzenlenen ilçe başkanlıkları ön seçimleri kapsamında, Ankara’da sandık başına giden üyelerin oylarıyla 13 ilçe başkanı belli oldu

Yeni Parti’nin hafta sonu düzenlenen ilçe başkanlıkları ön seçimleri kapsamında, Ankara’da sandık başına giden üyelerin oylarıyla 13 ilçe başkanı belli oldu

28.09.2026 13:00:00
Haber Merkezi
 
 Yeni Parti’nin hafta sonu düzenlenen ilçe başkanlıkları ön seçimleri kapsamında, Ankara’da sandık başına giden üyelerin oylarıyla 13 ilçe başkanı belli oldu
 Yeni Parti’nin hafta sonu düzenlenen ilçe başkanlıkları ön seçimleri kapsamında, Ankara’da sandık başına giden üyelerin oylarıyla 13 ilçe başkanı belli oldu
Yeni Parti'nin hafta sonu düzenlenen ilçe başkanlıkları ön seçimleri kapsamında, Ankara'da sandık başına giden üyelerin oylarıyla 13 ilçe başkanı belli oldu.

Yeni Parti'nin ilçe ön seçimleri 26-27 Eylül tarihlerinde, Türkiye genelinde kurulan sandıklarla gerçekleştirildi. 26 Ağustos tarihine kadar partiye üye olan tüm üyelerin oy kullanabildiği seçimlerde, Ankara'da da 13 ilçede sandık kuruldu. Ön seçim sonuçlarına göre Ankara'nın 13 ilçe başkanı şöyle:

Akyurt - Yalçın İpek

Altındağ - Gökhan Urun

Ayaş - Fatih Öztürk

Çankaya - Ercan Başal

Elmadağ - Mehmet Kurusakız

Etimesgut - Özgür Şahbaz

Gölbaşı - Nazım Sağlam

Keçiören - Görkem Cevahir Yıldırım

Mamak - Şeref Demirbaş

Nallıhan - Mustafa Sarıkaya

Pursaklar - Hüseyin Benek

Sincan - Önder Ağdede

Yenimahalle - Halil Alankuş

Trabzon'da palamut 100-125 lira arasında

Trabzon'da balıkçılar, tezgahlarında yerini alan palamudu tanesi 100 ile 125 lira arasında değişen fiyatlardan satışa sunuyor

 

28.09.2026 12:20:00
Anadolu Ajansı
 
Trabzon'da palamut 100-125 lira arasında
Trabzon'da palamut 100-125 lira arasında

Ortahisar ilçesindeki Moloz mevkisinde yer alan balıkçı tezgahlarında palamudun tanesi 100 ile 125 liradan satılırken, istavritin kilogramı 100, somon 200, çipura 500, levrek ise 600 liradan alıcı buluyor.

Balıkçı Ahmet Çoğalmış, AA muhabirine, vatandaşların bu sezon daha çok palamuda ilgi gösterdiğini söyledi.

Tezgahlardaki palamutların taze olduğunu belirten Çoğalmış, sıcak havanın balıkların görünümünü etkileyebildiğini ifade etti.

Çoğalmış, piyasadaki herkesin şu an taze balık sattığına dikkati çekerek, "Havalar sıcak gittiği için balıklar ezik gibi görünÜyor ama ezik değil. Havaların sıcaklığından dolayı biraz gevşek oluyor. Vatandaş bayat balık aldığını sanıyor ama öyle değil. Şu an piyasa herkes taze balık satıyor." diye konuştu.

Balıkçı Emin Avcı da bu sezon palamudun daha fazla, hamsinin ise daha az olmasını beklediklerini dile getirdi.

Hamsinin şu anda Marmara tarafından geldiğini aktaran Avcı, "Hamsi palamut gibi olmaz, az olur. Şu anda hamsi geliyor ama Marmara tarafından geliyor. Bizim yerli hamsi daha çıkmadı. Palamut olduğu zaman hamsi biraz daha az oluyor" dedi.

İBB davasının 88. duruşması başladı

İBB davasına ilişkin 57'si tutuklu 436 sanığın yargılandığı davanın 88. duruşması başladı

28.09.2026 12:09:00
Anadolu Ajansı
 
İBB davasının 88. duruşması başladı
İBB davasının 88. duruşması başladı

İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesince, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu karşısındaki salonda görülen duruşmaya, görevlerinden uzaklaştırılan İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu ile Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık ve Medya AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun'un da aralarında bulunduğu bazı tutuklu sanıklar katıldı.

Bazı tutuksuz sanıklar ile avukatlarının da bulunduğu duruşmada, sanıkların yakınları izleyici olarak yer aldı.

Duruşma, tutuksuz sanıkların savunmalarının alınmasıyla devam ediyor.

İddianameden

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunca hazırlanan iddianamede, Mülkiye Teftiş Kurulu Başkanlığı "ihbar eden" sıfatıyla, Hazine ve Maliye, İçişleri, Enerji ve Tabii Kaynaklar, Tarım ve Orman bakanlıkları ile İstanbul Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü, İBB Başkanlığı ve Şişli Belediye Başkanlığı "suçtan zarar gören" sıfatıyla yer alıyor.

İddianamede, 16 kişi "müşteki", 7'si firari, 5'i "müşteki sanık" olmak üzere toplam 407 kişi "sanık" olarak bulunuyor.

Suç örgütünün kurulduğu 2014'ten bugüne kadarki faaliyetleri anlatılan iddianamede, "İddianameye konu 143 eyleme ilişkin elde olunan menfaat ile sebep olunan kamu zararının, suç tarihleri itibarıyla (güncel değeri hariç) toplamda menkul olarak yaklaşık 160 milyar lira ve 24 milyon dolar, gayrimenkul olarak ise İstanbul ile ülke genelinde 95 taşınmazdan ibaret (örgüt elebaşı ve yöneticilerinin suç gelirlerinden elde ettikleri mal varlıkları hariç) olduğuna" ilişkin değerlendirme yapılıyor.

İddianamede yer alan örgüt şemasında, sanık Ekrem İmamoğlu'nun "örgüt elebaşı", sanıklar Murat Ongun, Fatih Keleş, Adem Soytekin, Ertan Yıldız, Hüseyin Gün ile firari sanık Murat Gülibrahimoğlu'nun da "örgüt yöneticisi" olduğu belirtiliyor.

Şemada, 10 örgüt üyesinin Ekrem İmamoğlu'na doğrudan bağlı olduğu aktarılarak örgüt üyelerinden 77'sinin Fatih Keleş'e, 35'inin Murat Ongun'a, 8'inin Ertan Yıldız'a, 7'sinin Hüseyin Gün'e, 6'sının Murat Gülibrahimoğlu'na ve 6'sının da Adem Soytekin'e bağlı olduğu gösteriliyor.

İddianamede, Ekrem İmamoğlu'nun "suç işleme amacıyla örgüt kurmak", "kişisel verilerin kaydedilmesi", "kişisel verileri ele geçirme ve yayma", "suç delillerini gizleme", "haberleşmenin engellenmesi", "kamu malına zarar verme", "rüşvet", "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma", "irtikap", "kamu, kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık", "suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama", "ihaleye fesat karıştırma", "çevrenin kasten kirletilmesi", "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet" ve "Maden Kanunu'na muhalefet" suçlarından toplam 849 yıldan 2 bin 430 yıl 6 aya kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.

İddianamede, Keleş'in 48 kez "rüşvet", "rüşvet alma" ve "rüşvet verme", 55 kez "ihaleye fesat karıştırma", 39 kez "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", 8 kez "suç gelirlerini aklama", "Maden Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet", "çevre kirliliğine neden olma", "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet", "irtikap", "suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme" ile "haberleşmenin engellenmesi" suçlarından 556 yıl 8 aydan 1542 yıl 8 aya kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.

Ongun'un "rüşvet" ve 53 kez "ihaleye fesat karıştırma", 33 kez "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", "kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme", "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" ile "suç gelirlerini aklama" suçlarından 287 yıl 6 aydan 779 yıl 6 aya kadar hapis cezasına çarptırılması istenen iddianamede, Yıldız'ın "rüşvet", "ihaleye fesat karıştırma", "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık" suçlarından 86 yıldan 251 yıla kadar hapsi öngörülüyor.

İddianamede, Soytekin'in "rüşvet", "zincirleme şekilde rüşvet", "irtikap" ve "suç gelirlerini aklama" suçlarından 67 yıldan 194 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edilirken, Gülibrahimoğlu'nun "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", "suç gelirlerini aklama", "evrakta sahtecilik", "Maden Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet", "çevre kirliliğine neden olma" ve "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet" suçlarından 19 yıl 6 aydan 51 yıla kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.

Gün'ün "suç işlemek amacıyla örgüt kurma", "kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme" suçlarından 20 yıldan 40 yıla kadar hapsi talep edilen iddianamede, örgüt yöneticisi konumundaki bu sanıkların, örgütün kendilerine bağlı yapılanmalarının faaliyeti çerçevesinde işlenen bütün suçlardan ayrıca fail olarak cezalandırılmalarına karar verilmesi gerektiği belirtiliyor.

İddianamede, yakalandıktan sonra örgütün yapısı ve faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili bilgi veren örgüt yöneticisi sanıklardan Adem Soytekin, Hüseyin Gün ve Ertan Yıldız hakkında "etkin pişmanlık" hükümlerinin uygulanması isteniyor.

Tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan hakkında 5 kez "rüşvet alma", 2 kez "irtikap", "kişisel verilerin hukuka aykırı kaydedilmesi", "kişisel verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme" ve "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma" suçlarından toplamda 35 yıldan 91 yıla kadar hapis cezası istemine yer verilen iddianamede, tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık'ın ise 7 kez "rüşvet alma" ve "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma" suçlarından toplam 30 yıldan 88 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.

Birleşen dosya

Beyoğlu Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan İnan Güney'in de aralarında bulunduğu 7 sanık hakkında hazırlanan iddianame de bu davayla birleştirilmişti.

İddianamede, sanıklar İnan Güney, İsmail Akkaya, Seyhan Özcan, Veysel Eren Güven, Sabriye Akkaya, Mehmet Akif Bulut ve Deniz Göleli'nin "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmamakla birlikte yardım etme" ile "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık" suçlarından 9 yıl 8 aydan 31 yıl 8'er aya kadar hapisle cezalandırılmaları isteniyor.

Birleşen ikinci dosya

Ağaç ve Peyzaj AŞ üzerinden usulsüzce kurgusal ihale sistematiği işletilerek ihalelere fesat karıştırıldığı iddiasıyla yürütülen soruşturma tamamlanmış ve 29 sanık hakkında hazırlanan iddianame de bu davayla birleştirilmişti.

Sanıklar Ekrem İmamoğlu, Fatih Keleş ve Ali Sukas'ın "ihaleye fesat karıştırma", "resmi belgede sahtecilik", "rüşvet alma ve verme" ile "rüşvete aracılık etme" suçlarından 62'şer yıldan 168'er yıla kadar hapisle cezalandırılmaları, diğer 26 sanık hakkında ise aynı suçlardan 3 yıldan 168 yıla kadar değişen sürelerde hapis cezası isteniyor.

Yargılama sürecinde, birleşen dosyalarla birlikte 59 sanığın tahliye edilmesiyle davada 57 tutuklu sanık bulunuyor.

Polisler iş bırakacak mı? EGM’den açıklama geldi

Emniyet Teşkilatı Sendikası’nın 28 Eylül’de Türkiye genelinde iş bırakma kararı almasının ardından “polisler greve gidiyor” iddiaları gündeme geldi

28.09.2026 10:37:00
Haber Merkezi
 
Polisler iş bırakacak mı? EGM’den açıklama geldi
Polisler iş bırakacak mı? EGM’den açıklama geldi
Emniyet Teşkilatı Sendikası'nın 28 Eylül'de Türkiye genelinde iş bırakma kararı almasının ardından "polisler greve gidiyor" iddiaları gündeme geldi. Emniyet Genel Müdürlüğü ise eylemin polisleri kapsamadığını açıkladı.

Emniyet Genel Müdürlüğü (EGM), sosyal medya ve bazı haber sitelerinde yayılan "polisler 28 Eylül'de iş bırakacak" iddialarına ilişkin açıklama yaptı. EGM, iş bırakma kararı alan sendikanın üyelerinin sivil personelden oluştuğunu belirterek polislerin iş bırakacağı yönündeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını bildirdi.

Sendika neden iş bırakma kararı aldı?

Tartışmanın başlangıcında ise Emniyet Teşkilatı Sendikası'nın açıklaması bulunuyor. Sendika, 28 Eylül Pazartesi günü öğleden sonra Türkiye genelinde iş bırakma eylemi yapacağını duyurdu.

Sendika kararının gerekçeleri arasında emniyet teşkilatındaki intihar vakaları, ekonomik ve sosyal sorunlar, ağır çalışma koşulları, mobbing, emeklilikte yaşanan gelir kayıpları ve özlük haklarındaki eşitsizlikler gösterildi.

Sendika ayrıca son beş günde yedi emniyet teşkilatı mensubunun yaşamına son verdiğini, Bursa ve İstanbul'da iki teşkilat mensubunun ise intihar girişiminde bulunduğunu açıkladı. Anayasa Mahkemesi önündeki eylem sırasında emekli bir emniyet mensubunun yaşamına son vermesi de açıklamada hatırlatıldı.

"Bu tablo artık görmezden gelinemez"

Sendika, yaşananların ardından yalnızca sorunların dile getirilmesinin yeterli olmadığını belirterek eylem kararı aldığını duyurdu. Açıklamada 3600 ek gösterge, yardımcı hizmetler sınıfının sorunları, eşit işe eşit ücret ve Emniyet Meslek Kanunu gibi başlıklarda çözüm bekleyen sorunlara da dikkat çekildi.

EGM: Polisler eyleme katılmayacak

Tartışmaların "polisler bugün görev bırakacak" şeklinde yayılması üzerine EGM devreye girdi. Kurum, 28 Eylül'deki iş bırakma kararının sendika üyesi sivil personeli ilgilendirdiğini, polislerin iş bırakacağı yönündeki iddiaların ise gerçeği yansıtmadığını açıkladı.

Böylece 28 Eylül'deki iş bırakma tartışmasının, emniyet teşkilatındaki çalışma koşulları ve özlük haklarına ilişkin sorunlardan kaynaklandığı; ancak EGM'ye göre eylemin görevdeki polisleri kapsamadığı ortaya konuldu.

İstanbul'da gök gürültülü sağanak etkili oldu

İstanbul'da gök gürültülü sağanak hayatı olumsuz etkiledi, birçok ilçede su baskınları yaşandı

28.09.2026 06:30:00
AA
 
İstanbul'da gök gürültülü sağanak etkili oldu
İstanbul'da gök gürültülü sağanak etkili oldu

Meteoroloji Genel Müdürlüğünün uyarılarının ardından kentteki bazı bölgelerde kısa süreli etkili olan kuvvetli yağış nedeniyle cadde ve sokaklarda su birikintileri oluşurken bazı alt geçitleri, evleri ve iş yerlerini su bastı.

Avrupa Yakası'nda Beşiktaş, Fatih, Şişli, Bakırköy, Sultangazi, Eyüpsultan, Esenler, Küçükçekmece ve Kağıthane ilçelerinde gök gürültülü sağanak etkisini gösterdi.

Yoğun yağış nedeniyle Zincirlikuyu'daki su basan alt geçitte ekiplerin çalışmaları devam ediyor. Araç trafiğine kapatılan alt geçidin su tahliyesinin sabah saatlerine kadar süreceği öğrenildi.

Fatih'teki Zeyrek Mahallesi Eski Mutaflar Caddesi'nde bir otomobil ile kamyonet çökme sonucu meydana gelen çukura girdi. Çevredeki vatandaşlar araçları iterek, bulundukları yerden çıkardı. Yola şerit çekilerek trafiğe kapatıldı.

Eyüpsultan Merkez Mahallesi Sayfiye Sokak'ta ise binaların arasında kalan arsada yağışın etkisiyle toprak kayması yaşandı. İhbar üzerine bölgeye gelen itfaiye ve AFAD ekiplerince çevredeki binalarda yaşayan 25 kişi tahliye edildi. Bölge, şerit çekilerek emniyete alındı.

Esenler'de Mehmet Akif İnan Caddesi'nde seyir halindeki motosiklet, yağış nedeniyle sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu devrildi. Kazada sürücü ve motosiklet savrulurken, olay anı güvenlik kamerasınca kaydedildi.

Küçükçekmece Kanarya Mahallesi Çalıkuşu Sokak'ta ise bir binanın bodrum katındaki otoparkı su bastı. Vatandaşlar otoparktaki araçlarını kendi imkanlarıyla dışarı çıkardı.

Yağış aralıklarla etkisini sürdürüyor. 

logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.