logo
27 TEMMUZ 2026

Özgür Özel: İliç'teki altın madeni derhal kapatılmalı

CHP Lideri Özgür Özel, Erzincan İliç'te yaşanan maden faciasına ilişkin olarak, "İliç'teki maden derhal kapatılmalıdır" dedi.

15.02.2024 21:00:00 / Güncelleme: 15.02.2024 21:08:13
Haber Merkezi
 
Özgür Özel: İliç'teki altın madeni derhal kapatılmalı
Özgür Özel: İliç'teki altın madeni derhal kapatılmalı
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, aday tanıtım toplantısı için bulunduğu İzmir'de gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Çok sayıda konuya değinen Cumhuriyet Halk Partisi Lideri Özgür Özel, Erzincan'da yaşanan maden faciası ve sorumluları hakkında, "Bir yandan İzmir'deyiz ama aklımız, gözümüz, kulağımız İliç'te. 9 emekçi büyük bir toprak yığının altında kaldılar. Kurtarılmalarını ümit ediyoruz ama geçen saatler ümitleri tüketiyor. 2 genel başkan yardımcımız ve 4 milletvekilimizle bölgedeyiz. Arkadaşlarımız oradan hem an be an gelişmeleri bizlere bildiriyorlar, hem de ön raporlarını hazırladılar. Ön raporları korkunç ihmallere işaret ediyor. Önümüzdeki günlerde genel başkan yardımcılarımız ve milletvekillerimiz tarafından bu rapor açıklanacak ancak ben hikayenin tamamını dinlediğimde, Soma'da göstere göstere gelen bir facia ve faciadan sonra ailelerin hayatını kaybedenlerden dinledikleri ve aktardığı hikayelere benzen hikayeler var. Özellikle bir gün bu yığın bizim başımıza dert olacak, bu kadar yüksek yığın en sonunda hepimizi alacak ve götürecek ifadeleri var. 9 hayatından endişe ettiğimiz emekçiden 8'i ortaya çıkan bir büyük çatlağı incelemek üzere oraya gitmişler. Yani bir çatlak oluşmuş ve oradaki şevin kaymasına anlar kala oraya gidiyorlar, hayatlarını hiçe sayarak veya birilerinin talimatı ile hayatları yok sayılarak bir araştırma yapıyorlar. 9'ncu isim de bildiğiniz gibi aracın içinde. Ümit ederiz onlar için yaşam alanını oluşturabilecek şekilde konteynerin içindelerdir veya bir aracın içindelerdir. O çok büyük yığınların en altında değil de kolay kurtarılabilecek bir yerdedir. Validen düzenli bilgi alıyoruz. Bakanların açılamalarını dikkatle takip ediyoruz" dedi.

"İLKEL BİR YÖNTEMLE ALTIN ARANIYOR"

"Arkadaşlarımız arama ve kurtarmada gerek dronelarınkullanıldığını, gerek arama kurtarmanın olduğunu ancak her geçen saat artan endişeyi bertaraf edebilecek hızlı bir arama ve kurtarma çalışmasına tanıklık etmediklerini rapor etmişlerdir" diyen Özel, "Bunu yakından izliyoruz. Bu konuda kamuoyunun daha hızlı, şeffaf ve sık bilgilendirilmeye ihtiyacı olduğunu ifade etmek durumundayım. Ama esas sorun, yıllardır orada bir direniş var. Niye var? Bir açık maden ocağı var. Orası mekanik yöntemlerle, koca kayalar kum haline getiriliyor. Üstüne siyanür damlatılarak altın arındırılıyor oradan. İlkel, terk edilmiş, terk edilmesi gereken ve Afrika halklarının hayatlarını hiçe sayan bir yöntem ile burada altın madeni işletiliyor. Açık altın madeni aramasına Avrupa Birliği'nin koyduğu sınırlamalar, yasaklar ortadayken bu yapılan iş, burada hayatı hiçe saymaktır. 9 can, hepimiz endişe ile takip ediyoruz ama kaybedersek çok önemli 9 canımızı kaybedeceğiz. Ama özellikle oradaki siyanürün yer altı sularına kavuşması, nehre ulaşması, yağan yağmur ile toprak tarafından emilerek yer altı suları kaynağı ile nehirlere ulaşması büyük bir çevre felaketini ve büyük bir sağlık riskini ortaya çıkarıyor. Bu konuda Türk Tabipleri Birliği'nin deneyimlerini dışlayan bir anlayış var. Türk Tabipleri Birliği'nin mutlaka heyetlerine izin verilmelidir. Meslek odalarının bundan önce yaptıkları uyarılar haklı çıktı diye şimdi meslek odalarını dışarıda tutmak değil TMMOB'a bağlı meslek odalarının bölgede araştırma yapmalarını ve katkı sağlamalarının önü açılması gerekmektedir. Ayrıca çok tali görülmekle birlikte bir tutumu ortaya koymak açısından bu madenin kapasite artış raporunun altında Murat Kurum'un imzası vardır. Şimdi bu artışı, 'Biz sadece çevre değerlendirmesine imza attık' diyor. Sen 3 kat, 4 kat kapasite artışı çevreye zarar vermez diye imza atmışsın, bugün ortadadır. Ayrıca 2022 yılında bu madendeki sızıntıyı hep birlikte endişe ile takip etmiştik. Ne oldu? 3 ay maden durduruldu. Ne oldu, 116,2 milyon lira ceza kesildi. Sonra faaliyete başladı. Peki bundan sonra ne oldu? Birkaç ay sonra Meclis'e getirilen kanun ile 16 milyon lira ceza kesilen bu şirketin 222 milyon lira vergi borcu affedildi. Bir yandan 16 milyon ceza kesip bir yandan bu cezanın 12,13 katı bir vergi borcunu affetmek… Şirketi cezalandırmak değil ödüllendirme yoluna gitmiştir bu iktidar. Bu ön rapordan, arkadaşlarımızın aktardığı ve spekülatif olmayan, tamamen bilgi ve Meclis kayıtlarına dayanan, kurum kayıtlarına dayalı bilgilerdir. Bunun dışında çok fazla şüphe ve endişe yaratacak bir takım ilişki ağlarının da üzerinde çalışıyoruz. Bu konularda somut bilgiler oldukça arkadaşlarımız bizlerle, biz de sizlerle paylaşmaya çalışacağız" ifadelerini kullandı. Özel, kazanın olduğu maden şirketinin yerli ortağının "Operasyonelsorumluluğumuz yok" açıklaması hakkındaki soruyu şöyle yanıtladı:

"YERLİ ORTAK DA SORUMLU"

"Şimdi yüzde 80 yabancı bir şirketin, yüzde 20 kendilerinin hissesi var. Siz oraya finansal bir yatırım yapıyorsanız, oradan altın çıksın diye yatırım yapıyorsunuz. Herhalde yumurta imalatı için yatırım yapmıyorsunuz. Siz altın çıkaracak şirkete yatırım desteği verip, edilen kardan payınızı alıyorsanız orada yapılan her şeyden müştereken sorumlusunuz. Hukuk bunu söyler, akıl bunu söyler, vicdan bunu söyler. Şimdi kendilerini bu işten sıyırmaya çalışmaları, bugüne kadar kamu yönetimi, iktidar ile olan yakın ilişkileri ile olmaması gereken bir yöntem ile oradan altın çıkarılmasına seyirci kalıp, daha doğrusu teşvik ve kaynak sağlayıp, milletin sağlığı ve canı pahasına orayı sömürenler sorumluluktan kurtulamazlar."

"AYNISINI SOMA'DA DA YAŞADIK"

Özel, "Birincisi 'İliç'teki madene ne öneriyorsunuz' derseniz, derhal kapatılmasını öneriyoruz. Bu madenlerin bu yöntemle denetlenmesi hasarın uzun zamana, felaketin bir güne ertelenmesidir. Aynısını Soma'da da yaşadık. Bugün İliç'te de yaşadık. Yıllardır çevre mücadelesi verenlere terörist muamelesi yapanlar, çevre aktivistlerinin her fırsatta jandarma aracının içine atıp, gözaltına alıp, yıldırma gözaltılarıyapanlar, bunun talimatını verenler bu facianın sorumlusudur. O maden derhal kapatılmalıdır. İzmir'deki büyük çevre mücadelesini biliyoruz, ilk günden beri o direşin arkasındayız. Bu konuda aslında mayıs ayında istenen sonuç alınsaydı, şimdi bu sıkıntıların tamamının üzerine giden bir yönetim anlayışı ile karşı karşıya olacaktık. Ancak yüzde 48,5'e yüzde 51,5 ile rant, talan kazandı, çevrecileri düşman görenler kazandı. Çevreyi rant uğruna birilerine peşkeş çekenler kazandı. Biz, ana muhalefet sorumluluğu ile mücadele edeceğiz. Ama vatandaşımıza da şunu söylüyoruz. Sandığa gidip oy kullanırken, bu yaşananları düşünüp öyle oy kullanmaları gerekir. Bu felaketlere yol açanlara siyaseten yolunu kesmek seçmenden başka kimsenin gücünde, iradesinde değildir. Biz söyleyerek, basın açıklamaları ile Meclis mücadeleleri ile ve orada yapılan direnişlere gerek düşünsel, gerek fiili destek oluruz. Ama bunları durdurmak milletin elinde. Bu anlayışa 'Dur' demedikten sonra, sandıkta uzaklaştırmadıktan sonra bunlar yaşanmaya devam edecek."

"İZMİR SEÇMENİNİN BEKLENTİSİ YÜKSEKTİR"

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer'in neden tekrar aday gösterilmediği sorusunu da yanıtlayan Özel, "Tunç Başkanımızı seviyoruz. Objektif kriterler uyguladık. İzmir'de CHP belediyeciliği bütün engellemelere rağmen çok çok önemli işler yapmıştır. Ancak İzmir seçmenin haklı olarak, beklentileri yüksek. Notu da kıttır. İzmir seçmeni, biz bunu sayın başkan ile de konuştuk, İzmir'de çok daha yüksek beklentilere sahip. Biz İzmir genelinde, belki ülkenin başka coğrafyalarında bu yaptığı işler ile yüksek beğeni oranları yakalayabilecek belediye başkanlarımızdan, İzmirlilerin bir yenileşme, gençleşme, bir dinamizm ve yaptığımız bütün profil araştırmalarında İzmir'in birçok ilçesinde İzmir'e kadın eli değmesinin, Cumhuriyet kadınlarının elinin değmesi yönünde bir talep vardı. O yüzdendir ki 9 kadın listede. Bu bir kadın devrimidir. O yüzden 12 tane 40 yaş altı genç listelerde. Bugün buradan İzmir ve Türkiye'nin geleceğini yönetecek çok önemli isimlere görev verdik. Önceki dönem belediye başkanlarımızın her bir tanesinin emeği başımızın tacıdır. Başka görevler yapacaklar. Partimize katkılar sağlayacaklar ama bugünkü bu kadro yarın İzmir'de CHP belediyeciliği anlamında bir devrimi gerçekleştirmeye aday. Birbiri ile son derece uyumlu, ortak gelecek stratejimize son derece yatkın ve onu sahiplenmiş bir ekibimiz var. İzmir, CHP'nin seçimlerden sonra bambaşka bir dinamizmle muhteşem bir belediyecilik hizmeti verdiğini görecek. İzmir ve sokak adayları sevdi. 1 Nisan'dan sonra oy veren ve vermeyen herkes bu listeye memnuniyetini ifade edecek" dedi.

"PARTİ VE KENT İÇİN ÇALIŞMAK…"

Özel, aday gösterilmeyen belediye başkanları ile gelecekte görüşüp görüşmeyeceği hakkındaki soruya, "Zaten hepsi ile adaylık sürecinde randevu isteyen herkesle görüştük. Hiç görüşmediğimiz ile 2 kez görüştük. Hatta bazı arkadaşlarımıza görevler verdik. Bu görevleri kabul eden arkadaşlarımız var, 'Biraz düşünmek istiyorum' diyen arkadaşlarımız var. Bundan sonraki süreçte arkadaşlarımızın birikim ve deneyimlerinden istifade edeceğiz. Partililik şunu gerektirir. Bir yere aday olursunuz, 40 aday var. Bir kişi seçiyorsunuz. Çeşitli kriterlerle, profil anketine bakıyorsunuz, uygun profildeki olanları aday anketine sokuyorsunuz, anket sonuçlarına göre sahadan 46 milletvekilimiz rapor ulaştırdı bize. Raporlara bakıyorsunuz, ilin, ilçenin raporlarına bakıyor ve karar veriyorsunuz. 40 kişiden bir kişi. Geriye kalan 39 kişi 'Ben seçilmedim' diye küser ve çalışmazsa, burası parti olmaz. Bugün Türkiye'de istifa eden 3-4 kişi konuşuluyor. Gazete manşetlerinde, eteklerinde, iç sayfalarında onlar yer buluyor. Esas bu partinin 3 bin 600 tane aday olup adaylaşmayankahramanları var. Ertesi sabah bana adayımız diyor ki, 08.00'de telefonum çaldı. Yorgundum, yeni uyanıyordum. Bana aday adayımız, 'Hadi başkan, emrindeyiz, çalışalım' dedi. İşte particilik bu. Particilik aday olmayınca küsmek, kaçmak, başka yere gitmek, partiye düne kadar rakip gördüğün partilere, gelseler İzmir'in iliğini, kemiğini sömürecek olan partilere katkı sağlamak değildir. Particilik aday olduğun güne kadar iddianı korumak, adaylaşamadığınnoktada ya da görevde olmadığın noktadan itibaren parti ve kent için çalışmaktır. Ben esas önümüzdeki günlerde de göreceksiniz bunu, bu partinin isyan edip de itiraz edip de başka partilere gidip de istifa edip de adından söz ettiren 4 kişisini değil hiç bunlara tenezzül ve tevessül etmeyip, can ve baş ile partisi ve kenti için çalışan kahramanları tebrik ediyorum. Esas manşet olması gerekenler, haber olması gerekenler, son dakika verilmesi gerekenler bu kahramanlardır" yanıtını verdi.

BAŞKAN ADAYLARI NEDEN DEĞİŞTİ?

Özel, İzmir'de Karaburun ve Çiğli Belediye Başkan Adaylarının neden değiştiği sorusuna, "Yaptığımız saha çalışmaları, anket sonuçlarını arkadaşlarla da paylaştık. Bazen seçmen ses verir, sesini duymanız gerekir. Değişimi yaptığımız arkadaşlardan bir tanesi Uygar ile dün konuştuk, birlikte yol yürümeye, çalışmaya ve siyaset yapmaya karar verdik. Bir diğer arkadaşımızla akşam saatlerinde görüştük. O da birkaç gün düşündükten sonra bize nasıl katkı sağlayabileceğini söyleyecek. Hep birlikte çalışmaya devam edeceğiz. Partilerde değişim olur. CHP'de bir değişim olacaksa bugün ortalama belediye başkanı yaşı 45 ise benden bile 4 yaş genç ise böyle bir devrim İzmir'e yakışırdı. 9 kadın aday düşünün, bütün Türkiye'ye bakın kadın aday oranına, İzmir'deki 30'da 9'luk oran bir kadın devrimidir. İzmir bugüne kadar Cumhuriyet tarihi boyunca 6 kadın belediye başkanına sahip oldu. 1 Nisan'da 9 kadın belediye başkanımız olacak. Bu devrimi İzmirli kadınlarına, Atatürk'ün kızlarına, kadınlarına, Atatürk'ün gençlerine emanet ediyorum" yanıtını verdi.

Özel, "CHP adaylarını tanıtmıştır, bundan sonra değişim AKP'li belediye başkanları ile yeni adaylarımızın devir teslim töreninde yapacağı değişimdir. Bir başka değişim yok" dedi.

Çerçeve Yasa bu hafta Meclis'e geliyor

İktidarın "Terörsüz Türkiye" olarak adlandırdığı yeni çözüm sürecinde en kritik aşamaya girildi. PKK'nın tasfiyesi ve silah bırakma sürecinin hukuki altyapısını oluşturacak 10-12 maddelik "çerçeve yasa" teklifinin bu hafta TBMM Başkanlığı'na sunulması bekleniyor. Meclis tatile girmeden yasalaşması hedeflenen düzenlemenin sınırları netleşirken, siyasi kulisler hareketlendi

27.07.2026 18:30:00
Haber Merkezi
 
Çerçeve Yasa bu hafta Meclis'e geliyor
Çerçeve Yasa bu hafta Meclis'e geliyor
Ekim 2024'te MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin çağrısıyla başlayan, Temmuz 2025'te örgüt üyelerinin Kuzey Irak'ta sembolik olarak silah yakması ve Şubat 2026'da TBMM Komisyon raporunun kabul edilmesiyle ilerleyen süreçte, hukuki zemin nihayet şekilleniyor.

Cumhurbaşkanlığı, TBMM Başkanlığı ve Adalet Bakanlığı yetkililerinin ortaklaşa hazırladığı taslak metinde yasanın sınırları ana hatlarıyla belirlendi.

Yasa, PKK'nın silah bıraktığının ve kendisini resmen feshettiğinin teyit edilmesiyle yürürlüğe girecek.

İlk aşamada suça karışmamış örgüt mensuplarının eve dönüşü kolaylaştırılacak ve denetimli serbestlik hükümleri uygulanacak.

Çerçeve Yasa kapsamında dönüş yapan bu kişilere, topluma entegrasyon sürecinde beş yıl boyunca siyaset yasağı getirilmesi öngörülüyor.

Kandil'deki örgüt yöneticilerine ve lider kadrosuna ilk etapta dönüş yolu açılmayacak.

Yasanın uygulama süresinin 3 yıl olması ve ihtiyaç halinde 6 aylık periyotlarla uzatılması planlanıyor.


DEM Parti ve PKK kanadından açıklamalar


Yasa teklifi öncesinde TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, AK Parti, MHP, CHP ve DEM Parti gruplarını ziyaret ederek temas trafiğini yürüttü.

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, yasanın muhtemelen bu hafta geleceğini belirterek, "Bu yasa her şey değil ama çok önemli bir aşamadır. Kategorik ayrımlar yapmamalı, tam bir yasa olmalıdır" dedi. DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit ise yasanın "yeni bir başlangıcın ilk adımı" olduğunu, siyasete katılım ile dönüşleri hukuki güvenceye bağlaması gerektiğini vurguladı ve yasa sonrasında Meclis'te bir "barış izleme ve takip kurulu" kurulmasını talep ettiklerini açıkladı.

KCK Yürütme Konseyi Üyesi Mustafa Karasu da taslağı beklediklerini ifade ederek, "Süreci zaten doğru buluyoruz, destekliyoruz. Yeni adımların ön adımı olacaksa teşvik eden bir yaklaşım içinde oluruz" açıklamasıyla taslağı görmeyi beklediklerini dile getirdi.


Ankara kulisi


Ankara kulislerinde en çok tartışılan konuların başında Abdullah Öcalan'ın hukuki durumu geliyor. Edinilen bilgilere göre, MHP lideri Bahçeli'nin daha önce değindiği statü adımlarına AK Parti mesafeli yaklaşıyor.

Yasada Öcalan'a özel bir hukuki statü yer almayacak, mevcut hükümlü durumu korunacak. Ancak fiili bir esneklik sağlanarak İmralı'ya gazeteci, yazar ve akademisyenlerin gitmesinin önünün açılması planlanıyor. Kulislere yansıyan bir diğer bilgiye göre ise terörist başı Öcalan'ın bu taslağa olumlu baktığı, eksiklerin sonraki süreçlerde tamamlanabileceğini ilettiği belirtiliyor.


Ne zaman yasalaşacak?


Takvim konusunda DEM Parti yöneticileri, teklifin Meclis yaz tatile girmeden Adalet Komisyonu ve Genel Kurul aşamalarından geçerek yasalaşacağına dair bilgileri teyit etti.

Siyasi partiler arasında büyük ölçüde mutabakat sağlandığı ve yasanın en geç Ağustos ayı ortasına kadar yasalaşmasının hedeflendiği aktarılıyor. Kulislere düşen "B Planı" senaryosuna göre, takvim sıkışırsa Meclis tatile girse dahi Adalet Komisyonu çalışmaya devam edecek ve Genel Kurul olağanüstü çağrılarak süreç tamamlanacak.

Madencilerin parası yine ödenmedi

Eskişehir'de Doruk Madencilik'te çalışan işçiler ödenmeyen hak edişleri için yeniden Ankara'daki Yıldızlar SSS Holding önünde oturma eylemi başlattı

27.07.2026 17:00:00
Haber Merkezi
 
Madencilerin parası yine ödenmedi
Madencilerin parası yine ödenmedi
Yıldızlar SSS Holding bünyesinde Eskişehir'de faaliyet gösteren Doruk Madencilik'te çalışan Türkiye Maden İşçileri Sendikası (Türk Maden-İş) üyesi işçiler, "alacaklarının resmi taahhütlere rağmen ödenmediği" gerekçesiyle holding binası önünde oturma eylemi başlattı.

Sıcak havaya rağmen eylemde olan işçiler, "Ölmek var, dönmek yok", "Ankara, Ankara duy sesimizi, bu gelen madencinin ayak sesleri" sloganları attılar. Baretlerini yere vuran işçiler düdük çaldılar. İşçiler öğle yemeğinde soğan, domates ve ekmek yediler.

ANKA'nın haberine göre, 3,5 yıldır çalışan bir işçi, "Soğan ekmeğe muhtaç kaldık" diye sözlerine başladı. İşçi, işverenin 23 Temmuz'da ödemelerin yapılacağına ilişkin sözünde durmadığını anlatarak, "Kıdem tazminatlarımız var. TMSF'den alacaklarımız var, maaşlarımız var. Onlara hep söz verdi ama vermedi. Soğan ekmeğe muhtaç koydu bizi. Evdekiler ne yiyor, bilemiyorum. Biz şimdi burada yiyoruz ama evdekiler ne yer, ne içer bilemiyoruz. Oraya da bir şey götüremiyoruz" ifadelerini kullandı.


"KOLESTEROL, TANSİYON İLACI KULLANIYORUM"


Murat Kaya isimli işçi ise 2012'den bu yana çalıştığını, 2024'te emekli olduğunu ve yine de çalışmaya devam ettiğini kaydetti. Kaya, emekli olunca tazminatını ve geçen aya ait ücretini alamadığını söyleyerek, "Haziranda grev yaptık. Maaşları aldık ama Çalışma Bakanlığı bize Temmuz'un 23'ü diye söz verdi. Artık şirketle muhatap olmuyoruz, Çalışma Bakanlığı ile oluyoruz" dedi.

Kullandığı ilaçları gösteren Kaya, "Kolesterol ilacı kullanıyorum, tansiyon ilacı kullanıyorum, kalp ilacı kullanıyorum" diye konuştu.

Hüseyin Kara isimli işçi de 11 sene elektrikçi olarak çalıştığını ve dört yıldır da tazminatlarının ödenmesini beklediğini kaydetti. Kara, "En son grevden sonra söz verdiler, üç taksitte ödeyeceklerini. Bunların sözü hiç bitmiyor" şeklinde konuştu.

Muhataplarının kendilerine alacaklarının ödeneceğini söylediğini aktaran Kara, "Gün verdiler, 23'ünde ödenecek diye, 27'si oldu Temmuz'un, halen bekliyoruz. Çalışma Bakanlığı'na ayrıyeten hakkımı helal etmiyorum. Arkadaşlarımın da helal edeceğini sanmıyorum. O da garantörlük sözü verdi. Onun sözü de yerde kaldı" dedi.


"300 AİLENİN VEBALİ KENDİSİNDE"


Yaklaşık 16 senedir çalıştığını söyleyen bir diğer işçi, muhataplarının ödemelerini ayın 23'ünde yapacaklarını belirttiklerini aktararak, "Bekleyecek sabrımız yok. 300 tane aile boşandı burada. 300 tane ailenin vebali de kendisinde. Diyecek başka bir şeyim yok. Kendi vicdanına kalmış. Biz sadece bekliyoruz, yatırırsa acaba... Başka bir yerde de çalışamıyoruz. İş de bulamadık. Başka yere uyum sağlaması da zor. Şu anda yaşımız geldi 40-45'e. Nasıl yapacağız, bilmiyorum" ifadelerini kullandı.

Necmi Karaöz isimli bir işçi ise iki çocuğu olduğunu dile getirerek, "Zor şartlarda geçiniyoruz. Belli bir bölüm paramızı ödediler ama hak ettiğimiz paraları, 23 Temmuz'da söz verilen ödemeleri yapmadılar. Şu an onları bekliyoruz, onu almaya çalışıyoruz" şeklinde konuştu.

264 eski vekil CHP'den istifa etti: YENİ Parti'yi destekliyoruz

Önceki dönemlerde görev yapmış 264 CHP milletvekili, "butlan" yönetimindeki CHP’den istifa ederek Özgür Özel liderliğindeki YENİ Parti’yi destekleyeceklerini duyurdu

27.07.2026 14:25:00
Haber Merkezi
 
264 eski vekil CHP'den istifa etti: YENİ Parti'yi destekliyoruz
264 eski vekil CHP'den istifa etti: YENİ Parti'yi destekliyoruz
Önceki dönemlerde görev yapmış 264 CHP milletvekili, "butlan" yönetimindeki CHP'den istifa ederek Özgür Özel liderliğindeki YENİ Parti'yi destekleyeceklerini duyurdu.

Cumhuriyet Halk Partisinin (CHP) 38'inci Olağan Kurultayı hakkında verilen "mutlak butlan" kararının ardından partiden istifa eden bir grup isim, Özgür Özel liderliğinde kurulan YENİ Parti'ye destek vereceklerini açıkladı.
Yapılan ortak açıklamada, söz konusu kararın CHP'nin iradesini ve demokratik süreçleri yok saydığı savunuldu. Açıklamada, kararın "Cumhuriyeti, parlamenter yaşamı ve demokrasiyi kuran 103 yıllık kurucu partinin iradesini ayaklar altına aldığı" belirtilerek, CHP'nin kişisel iktidar aracına dönüştürüldüğü ileri sürüldü.

Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

"Cumhuriyet Halk Partisinin laiklik, demokrasi, hukuk devleti ve sosyal devlet gibi Cumhuriyet'in temel değerlerinin en önemli taşıyıcısı olduğuna inanan bizler, bu değerlerin mevcut yapı altında savunulmasının olanaksız hale geldiğine üzüntüyle tanıklık ediyoruz. Bu nedenle ortaya çıkan meşruiyet krizinin bir parçası olmayacağız."

"YENİ OLUŞUMA DESTEK VERİYORUZ"
CHP'den istifa ettiklerini duyuran isimler, demokrasi, hukukun üstünlüğü, çoğulculuk, sosyal demokrasi ve Cumhuriyet'in kurucu değerlerine bağlı bir siyasi anlayışın oluşturulmasına katkı sunmak amacıyla YENİ Parti'yi destekleyeceklerini açıkladı.

Açıklamada, parti içi demokrasiyi ve tüm üyelerin katılımıyla yapılacak önseçimi esas alan YENİ Parti'nin siyasal anlayışının inşasına katkı sağlanacağı belirtildi.

Özgür Özel'in liderliğindeki hareketin Türkiye'de yeni bir umut yaratacağı savunularak şu ifadeler kullanıldı:

"Sayın Özgür Özel başkanımızın liderliğini yaptığı siyasi hareketin; Atatürk'ümüzün Cumhuriyetimizin harcına kattığı yüce toplumsal barışı, sarsılmaz dayanışmayı, kardeşlik ve hoşgörü ruhunu yeniden şahlandıracağına inanıyoruz."

Açıklamanın devamında, YENİ Parti'nin toplumun tüm kesimlerini ortak gelecek ülküsü etrafında bir araya getireceği ve iktidar alternatifi oluşturacağı ifade edildi.

CHP'nin tarihsel mirası ile Cumhuriyet'in temel değerlerini sahipleneceklerini belirten isimler, açıklamalarını şöyle tamamladı:

"Halkımızın desteğiyle, CHP'nin tarihsel mirasını ve Cumhuriyet'in temel değerlerini ödünsüz sahiplenecek YENİ Parti'ye destek olacağımızı, Türkiye'yi aydınlık yarınlara taşımak için çalışacağımızı kamuoyuna saygıyla duyuruyoruz."

CHP'DEN İSTİFA EDENLER
İstifa ederek YENİ Parti'ye destek veren önceki dönem milletvekilleri arasında kamuoyunun yakından tanıdığı çok sayıda isim de yer aldı. Mustafa Balbay, Süheyl Batum, Mehmet Haberal, Oktay Ekşi, Dursun Çiçek, Onur Öymen ve Fikri Sağlar listenin öne çıkan isimleri oldu. Sabahat Akkiraz, İbrahim Kaboğlu, Kemal Anadol, Rıza Türmen, Haluk Koç ve Atilla Kart da açıklamaya imza atan isimler arasında yer aldı.

Yasa dışı bahisle mücadelede 47 bini aşkın siteye erişim engeli

İçişleri Bakanlığı koordinesinde çevrim içi yasa dışı bahis faaliyetlerine yönelik yürütülen çalışmalar kapsamında, bu yıl 47 bin 493 internet sitesi erişime engellendi

27.07.2026 12:10:00
AA
 
Yasa dışı bahisle mücadelede 47 bini aşkın siteye erişim engeli
Yasa dışı bahisle mücadelede 47 bini aşkın siteye erişim engeli
İçişleri Bakanlığı koordinesinde çevrim içi yasa dışı bahis faaliyetlerine yönelik yürütülen çalışmalar kapsamında, bu yıl 47 bin 493 internet sitesi erişime engellendi.

AA muhabirinin Bakanlık kaynaklarından derlediği bilgiye göre, internet ve sosyal medya platformlarındaki çevrim içi yasa dışı bahis faaliyetleri, Emniyet Genel Müdürlüğü ve Jandarma Genel Komutanlığının siber suçlarla mücadele birimlerince 7 gün 24 saat esasıyla yürütülen "siber devriye" çalışmalarıyla takip ediliyor.

Siber ekipler, teknolojik imkanlardan yararlanarak yasa dışı bahis sitelerini, bu sitelerin reklamını yapan hesapları ve ödeme sistemleriyle bağlantılı dijital izleri inceliyor.

Suç unsuru tespit edilen site ve hesaplar hakkında adli ve idari süreç başlatılıyor.

680 operasyonda 3 bin 231 şüpheli tutuklandı
Bu kapsamda İçişleri Bakanlığınca çevrim içi yasa dışı bahis suçuna yönelik yıl başından bu yana 680 operasyon düzenlendi.

Operasyonlarda 5 bin 629 şüpheli gözaltına alındı. Şüphelilerden 3 bin 231'i tutuklanırken, 1515'i hakkında adli kontrol hükümleri uygulandı. Söz konusu dönemde erişimi engellenen yasa dışı bahis sitesi sayısı da 47 bin 493 oldu.

Soruşturmalar kapsamında yasa dışı bahis oynatan veya oynanmasına imkan sağlayanların yanı sıra sitelerin altyapısını yöneten, reklamını yapan, para nakline aracılık eden ve suç gelirlerinin aktarılmasında rol aldığı değerlendirilen kişiler de takibe alınıyor.

Yasa dışı bahis sitelerinin faaliyetlerini sürdürebilmek için kullandığı banka, elektronik para ve kripto varlık hesapları da siber ekiplerin teknik çalışmaları ile mali incelemeler kapsamında araştırılıyor.

Mersin'deki denizde 4'üncü kişinin cansız bedeni de bulundu

Mersin'in Tarsus ilçesinde denize giren 5 kişiden 1'i kurtuldu, 4'ü boğuldu. Gece anne, baba ve annenin kız kardeşinin cenazesinin bulunmasının ardından devam eden çalışmalarda, kayıp yeğenin de cansız bedenine ulaşıldı

27.07.2026 11:49:00 / Güncelleme: 27.07.2026 11:52:21
İHA
 
Mersin'deki denizde 4'üncü kişinin cansız bedeni de bulundu
Mersin'deki denizde 4'üncü kişinin cansız bedeni de bulundu
Olay, dün akşam üzeri Tarsus ilçesine bağlı Kulak Mahallesi sınırlarında meydana geldi. Alınan bilgiye göre, denize gelen 5 kişilik aile yüzmeye başladı. Bir süre sonra baba Savaş (42), anne Zehra (39), kızları Fatma Öztürk (16) ile annenin kız kardeşi Ceylan Dağşan (30) ve yeğen Halil Öztürk (16) dalgaların arasında gözden kayboldu.

Durumun 112 Acil Komuta Merkezi'ne bildirilmesi üzerine bölgeye Sahil Güvenlik Komutanlığı, AFAD, Mersin İl Emniyet Müdürlüğü Su Altı Grup Amirliği, itfaiye, sağlık ve jandarma ekipleri sevk edildi. Ekipler bölgede arama kurtarma çalışması başlattı.



Bu sırada vatandaşların yardımıyla Fatma Öztürk bulunarak sudan çıkartılıp hastaneye kaldırıldı. Yapılan çalışmalarda anne, baba ve annenin kız kardeşinin cansız bedenlerine ulaşıldı.

Kayıp yeğenin bulunması için ise ekipler gece çalışma yaptı. Yapılan çalışmalarda 16 yaşındaki Halil Öztürk'ün cansız bedeni de bulunarak hastane morguna kaldırıldı.

Öte yandan, hastanede tedavi altına olan 16 yaşındaki Fatma'nın durumunun ise iyi olduğu bildirildi.

Tunç Soyer’in avukatlarından tahliye çağrısı: Bir yılı aşkın süredir iddianame bekliyor!

Kooperatif davası kapsamında tutuklu bulunan eski İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer'in avukatları, müvekkillerinin hakkında somut bir suçlama ortaya konulamadığını ve ikinci tutukluluğunun üzerinden 7 ay geçmesine rağmen iddianame hazırlanmadığını belirtti

27.07.2026 11:30:00
Haber Merkezi
 
Tunç Soyer’in avukatlarından tahliye çağrısı: Bir yılı aşkın süredir iddianame bekliyor!
Tunç Soyer’in avukatlarından tahliye çağrısı: Bir yılı aşkın süredir iddianame bekliyor!
Kooperatif davası kapsamında tutuklu bulunan eski İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer'in avukatları, müvekkillerinin hakkında somut bir suçlama ortaya konulamadığını ve ikinci tutukluluğunun üzerinden 7 ay geçmesine rağmen iddianame hazırlanmadığını belirtti. Açıklamada, "Olmayan bir suç var edilemez. Tunç Soyer derhal serbest bırakılmalıdır" denildi.

Tunç Soyer'in avukatları İsmet Köymen, Murat Aydın ve Defne Soyer, tutukluluk sürecine ilişkin yaptıkları ortak açıklamada şu ifadelere yer verdi:

"Tunç Soyer, Türkiye'de yargı eliyle yaratılmış en ağır mağduriyetlerden birini yaşamaktadır. Suçsuzluğunun dosyadaki bütün belgelerle bu kadar açık biçimde ortaya çıkmış olmasına rağmen bir yılı aşkın süredir tutuklu şekilde iddianame beklemektedir.

İlk dosyadan 5 Ocak 2026 tarihinde tahliye edilmiştir. Ancak 17 Temmuz 2025'te ilk dosyadan ayrılan, o zamandan beri açık olan, kooperatiflerin iç işleyişine ilişkin soruşturma sebebiyle tahliyesinden birkaç gün önce tekrar tutuklanmıştır. İkinci tutukluluğun üzerinden 7 ay geçmesine rağmen hâlâ iddianame yazılmamıştır. Aynı konu farklı suç tanımlamalarıyla tekrar tekrar sorgulanmış, kooperatifler için ayrı ayrı dosyalar açılarak yedeğin yedeği tutuklamalar yapılmıştır.

"Somutlaştırılmış bir suçlama yok"
Tunç Soyer hakkında varsayım düzeyinde dahi somutlaştırılmış bir suçlama yoktur. Hangi eylemiyle sorgulandığı, neden ve nasıl dosyaya dahil edildiği anlaşılamamaktadır. Savcılığın da kabul ettiği üzere alınan raporlara göre "sorumluluğu olmadığı" anlaşılmıştır.

Her ay yapılan tutukluluk incelemelerinde Tunç Soyer neyle suçlandığını sormakta, suçunu bilirse ona göre savunma yapacağını beyan etmektedir. Bu sorusuna hiçbir sulh ceza hâkimi cevap verememekte ancak hepsi tutukluluk hâlinin devamına karar vermektedir. İtirazlarımız gerçek anlamda değerlendirilmemekte, isnat edilen somut bir eylem gösterilmemekte, kararlarda bir gerekçe yazılmamaktadır.

"MASAK raporu da bunu kanıtladı"
Tunç Soyer hiçbir kooperatifin üyesi, yöneticisi veya denetçisi değildir. Kooperatiflerin paraları ve kararları üzerinde hiçbir yetkisi yoktur. Kooperatiflerin yüklenici firmalarını da tanımamaktadır. Dosyada imzaladığı bir belge, elde ettiği bir menfaat, kurduğu bir para ilişkisi veya şüpheli bir mali işlemi bulunmamaktadır. Nisan ayında gelen MASAK raporu da bunu tekrar kanıtlamıştır.

Aylardır birçok bilirkişi raporu alınmış, teknik takipler yapılmış, onlarca kişinin ifadesine başvurulmuş, mali incelemeler titizlikle sürdürülmüş ve ek fezlekeler hazırlanmıştır. Sonuçta dosyadaki tüm deliller toplanmıştır. Her biri Tunç Soyer lehinedir ve suçsuzluğunu yeniden yeniden kanıtlamaktadır.

Bir yılı aşkın süredir iddianamenin yazılmaması ve üç kez savcı değişmesi hukuki süreci sürüncemede bırakmış, makul süre aşılmıştır. Olmayan bir suç var edilemez. Biz Tunç Soyer'in vekilleri olarak sadece hukuk ve adalet talep ediyoruz. Tunç Soyer derhal serbest bırakılmalıdır."

Mersin'de denize giren 5 kişilik aileden 3'ü boğuldu

Mersin'in Tarsus ilçesinde denize giren 5 kişilik aileden 3'ü boğuldu, 1'i hastaneye kaldırıldı, 1'i kayboldu

27.07.2026 00:41:00
AA
 
Mersin'de denize giren 5 kişilik aileden 3'ü boğuldu
Mersin'de denize giren 5 kişilik aileden 3'ü boğuldu

Kulak Mahallesi sahilinden denize giren Zehra (39), Savaş (42), Fatma ve Halil Öztürk (16) ile annenin kız kardeşi Ceylan Dağaşan (30), bir süre sonra çırpınmaya başladı.

Çevredekilerin ihbarı üzerine bölgeye sahil güvenlik, jandarma, polis ve sağlık ekipleri sevk edildi.

Ekipler tarafından 4 kişi sudan çıkarıldı, 1 kişiye ise ulaşılamadı.

Sağlık ekipleri, yaptıkları incelemede Zehra Öztürk, Savaş Öztürk ve Ceylan Dağaşan'ın yaşamını yitirdiğini belirledi. Boğulma tehlikesi geçiren Fatma Öztürk (16) ise hastaneye kaldırıldı. Kaybolan Halil Öztürk'ün (16) bulunması için çalışma başlatıldı.

Vali Atilla Toros'tan açıklama

Bölgeye giden Vali Atilla Toros, ekiplerden bilgi aldı.

Toros, gazetecilere, ailenin Tarsus Çayı'nın denize döküldüğü bölgede serinlemek amacıyla suya girdiğini söyledi.

Boğulma ihbarı üzerine ekiplerin yönlendirildiğini dile getiren Toros, şöyle konuştu:

"Akabinde arama çalışmalarına başladık. 2 kişinin de 5 kişilik ailenin arkasından onları kurtarmak üzere denize girdiğine ilişkin de bilgi edinmiş olduk. Bu 2 kişinin daha sonra kendi imkanlarıyla denizden çıktıklarını da öğrendik. 5 kişilik ailede anne, baba, annenin kız kardeşi, bir yeğen ve bir kız çocuğu var. Anne, baba ve annenin kız kardeşi maalesef hayatlarını kaybetti, cansız bedenlerine ulaştık. Bir kız çocuğu şu an hastanede tedavi altında. Durumu inşallah iyi olacak. Durumunun iyiye gittiğine ilişkin bilgiler geldi."

Toros, kayıp kişiyi arama çalışmalarının denizde ve karada sürdüğünü belirterek, şunları kaydetti:

"Yeğeni arama çalışmalarımız devam ediyor. Halihazırda 4 botumuz şu an sahada, denizde. 2 sahil güvenlik, 1 AFAD ve 1 polis botu, 4 dalgıcımız denizde aramaya devam ediyor. Karada da emniyetimiz, jandarmamız, AFAD'ımız, İtfaiye Daire Başkanlığı ve Sağlık Müdürlüğümüze bağlı 112 ekiplerimizden oluşan bir ekiple buradayız. İnşallah en kısa zamanda denizde arama çalışmalarını sürdürdüğümüz vatandaşımızı da bulmayı ümit ediyoruz." 

Mutlak butlan kararı Yargıtay'da "ön inceleme" aşamasında

Dosyanın esasa ilişkin incelemesinin yeni adli yılın başlayacağı 1 Eylül'den sonra yapılması bekleniyor

26.07.2026 19:00:00
Haber Merkezi
 
Mutlak butlan kararı Yargıtay'da "ön inceleme" aşamasında
Mutlak butlan kararı Yargıtay'da "ön inceleme" aşamasında
Yargıtay'a gönderilen, CHP'nin 38. Olağan Kurultayı hakkında Ankara Bölge Adliye Mahkemesi'nin tedbiren verdiği "mutlak butlan" kararı hakkındaki dosya, Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nce "ön inceleme"ye alındı. Tetkik hakimi, incelemesini tamamladıktan sonra raporunu heyete sunacak, heyetin esasa ilişkin incelemesinin, yeni adli yılın başlayacağı 1 Eylül'den sonra yapılması bekleniyor.

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi, 21 Mayıs'ta, CHP'nin 4-5 Kasım 2023 tarihlerinde yapılan 38. Olağan Kurultayı'nın "mutlak butlan" ile sakatlandığına ve iptaline, 4-5 Kasım 2023 tarihli kurultay öncesinde görevde bulunan Kemal Kılıçdaroğlu ile birlikte Parti Meclisi ve Yüksek Disiplin Kurulu üyeleri hakkında da "karar kesinleşinceye kadar" tedbiren görev üstlenmelerine/göreve iade edilmelerine hükmetmişti.

Kararın temyiz edilmesi sonrası dosya, 20 Temmuz Pazartesi günü başlayan adli tatil öncesi, 17 Temmuz Cuma günü temyiz incelemesi için Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'ne gönderilmişti.

Dosya tetkik hâkiminde
Adli tatil olmasına rağmen süreçte dosyanın kayıt ve tevzi işlemleri yapılabiliyor. Alınan bilgiye göre, bu kapsamda, Yargıtay'daki dosya durumu "kayıt aşamasında" iken "ön inceleme" olarak değişti. Böylelikle Yargıtay'daki süreç başladı.

Ön inceleme aşamasında, dosyanın teslim edileceği tetkik hakimi, nihai kararı verecek Yargıtay 3. Hukuk Dairesi heyetine sunacağı raporunu hazırlamaya başlayacak.

Tetkik hakimi, incelemesini tamamlamasının ardından raporu Yargıtay 3. Hukuk Dairesi heyetine sunacak. Dosyanın esasa ilişkin incelemesinin, yeni adli yılın başlayacağı 1 Eylül'den sonra yapılması bekleniyor.

Tuncer Bakırhan'dan çerçeve yasa açıklaması: Her şey değil ama çok önemli bir aşama

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, "Terörsüz Türkiye" olarak adlandırılan yeni çözüm süreci kapsamında hazırlanan çerçeve yasanın bu hafta TBMM'ye gelmesini beklediklerini söyleyerek, "Bu yasa her şey değil ama çok önemli bir aşamadır" dedi

26.07.2026 18:00:00
Haber Merkezi
 
Tuncer Bakırhan'dan çerçeve yasa açıklaması: Her şey değil ama çok önemli bir aşama
Tuncer Bakırhan'dan çerçeve yasa açıklaması: Her şey değil ama çok önemli bir aşama
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, partisinin Mersin İl Başkanlığı Olağan Kongresi'nde yaptığı konuşmada, hükümetin "Terörsüz Türkiye süreci" olarak adlandırdığı süreç kapsamında hazırlanan çerçeve yasanın bu hafta TBMM'ye sunulmasını beklediklerini belirtti.

Orta Doğu'daki gelişmelere dikkati çeken Bakırhan, Türkiye'de yeni bir çözüm sürecinin konuşulmasının önemli olduğunu ifade ederek, "Acıları yeniden depreştirecek değil, acıların yeniden yaşanmaması için mücadele edeceğiz. Amed'in onuruyla Edirne'nin onurunu birlikte savunacağız. Siirt'in acısına da Trabzon'un acısına da saygı duyacağız. Umarım bu kez bu süreci ıskalamayız" dedi.

"Müzakereyle çözümünü sağlayacak bir süreç içindeyiz"
Bir aksilik çıkmazsa çerçeve yasanın en kısa sürede Meclis'e geleceğini ifade eden Bakırhan şunları söyledi:

"Bu yasayı küçümsememek gerekiyor. Bu yasa 50 yıllık acının, kanın, çatışmanın ve şiddetin ortadan kalkarak Kürt meselesinin demokratik ve hukuk zemine geçmesini sağlayacak bir yasadır. Kürt meselesini şiddet zemininden alarak diyalog ve müzakereyle çözümünü sağlayacak bir süreç içindeyiz."

Meclis'e gelecek yasanın terör eylemine karışmış, karışmamış gibi kategorik ayrımlar yapmaması gerektiğini savunan Bakırhan, "Yüreğinde ve aklında barışa inanan ve barışa gelmek isteyen hiç kimseye bu yasa kapıları kapatmamalıdır. Yasa, gelmek isteyen hiç kimseyi dışarıda bırakmamalıdır. Yarım bir yasa değil, tam bir yasa olmalıdır" dedi.

Güneş koruyucu kremlere çok da güvenmeyin!


 
Yaz aylarında güneş ışınlarına maruz kalma süresinin artmasıyla birlikte ciltte güneş yanıkları, lekelenmeler, erken yaşlanma belirtileri ve bazı alerjik reaksiyonlar daha sık görülüyor. 

25.07.2026 23:36:00
MURAT ÇORBACI
 
Güneş koruyucu kremlere çok da güvenmeyin!
Güneş koruyucu kremlere çok da güvenmeyin!

Yaz aylarında güneş ışınlarına maruz kalma süresinin artmasıyla birlikte ciltte güneş yanıkları, lekelenmeler, erken yaşlanma belirtileri ve bazı alerjik reaksiyonlar daha sık görülüyor. Özellikle ultraviyole (UV) ışınları cilt hücrelerinin DNA yapısında hasara yol açarak, uzun vadede cilt kanseri riskini artırabiliyor. Dünya Sağlık Örgütü'ne bağlı Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı'nın (IARC) 2022 yılı verilerine göre, dünya genelinde 1.5 milyondan fazla yeni cilt kanserleri teşhis edildi. Üstelik, eskiden daha ileri yaşlarda görülen cilt kanserleri artık 30'lu ve 20'li yaşlardaki bireylerde de daha sık karşımıza çıkıyor. Bu artışta kontrolsüz güneşlenme alışkanlıkları ve çocukluk dönemindeki yoğun ultraviyole ışınlarına maruz kalma önemli rol oynuyor.

Dermatoloji Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Ceyda Çaytemel, güneşin zararlı etkilerinden korunmamızda güneş koruyucu ürünlerin kilit bir rol üstlendiğini belirterek, "Koruyucu ürünler ultraviyole ışınlarının cilt üzerindeki zararlı etkilerini azaltarak hem erken yaşlanma sorunlarına hem de cilt kanseri riskine karşı önemli bir koruma sağlar. Ancak etkin koruma için doğru ürün seçimi ve doğru kullanım büyük önem taşır. En sık yapılan üç hata; güneş koruyucuyu yetersiz miktarda sürmek, gün içinde yenilememek ve koruyucuya güvenerek uzun süre güneş altında kalmaktır" dedi.

Dermatoloji Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Ceyda Çaytemel, güneş koruyucularda dikkat etmemiz gereken bazı kuralalrı anlattı.

1. "İstediğim kadar güneşlenebilirim" hatasına düşmeyin!
2. SPF 50 altı ürünler yetersiz kalabilir.

3. Sadece SPF tek başına yeterli değil. Ambalaj üzerinde 'Broad Spectrum', 'UVA/UVB Koruması' veya UVA logosu bulunan ürünleri tercih etmeniz cilt sağlığınız için çok önemli.
4. Her güneş koruyucu her cilt tipi için uygun olmayabiliyor.

5. Yüz ve vücudunuza aynı ürünü kullanmayın.
6. 20-30 dakika kuralına dikkat! Kimyasal filtreli ürünlerin cilt üzerinde etkili koruma oluşturabilmesi için dışarı çıkmadan yaklaşık 20-30 dakika önce uygulanması gerekiyor.

7. Cildinizde yeterince sürdüğünüzden emin olun.
8. Gün içinde her 2 saatte bir yenileyin.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.