logo
28 EYLÜL 2026

Özgür Özel: Milletin derdi DEM değil zam!

“Buradan Devlet Bahçeli’ye de Erdoğan’a da sesleniyoruz. Ağzınıza dolamışsınız. DEM, DEM, DEM. Milletin derdi DEM değil zam, zam, zam.  Bu zammı alacağız”

23.01.2024 15:42:00
Haber Merkezi
 
Özgür Özel: Milletin derdi DEM değil zam!
Özgür Özel: Milletin derdi DEM değil zam!
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, TBMM Grup Toplantısında yaptığı konuşmada, emeklileri insani koşullardan uzakta yaşamak zorunda bırakan Cumhur İttifakı ortaklarına çağrıda bulundu. Özgür Özel, "Buradan Devlet Bahçeli'ye de Erdoğan'a da sesleniyoruz. Ağzınıza dolamışsınız. DEM, DEM, DEM. Milletin derdi DEM değil zam, zam, zam.  Bu zammı alacağız" dedi.

Özel ayrıca, "Davetim üniversite öğrencilerine. Davetim Halkçı Liselilere. Davetim kadınlara. Davetim gençlere. Davetim plazalarda çalışan, emeği sömürülen beyaz yakalılara. Davetimiz genciyle yaşlısıyla, Alevisiyle Sunnisiyle, Kürdüyle Türküyle bu memlekette yaşayan bütün güzel insanlara. Hep birlikte sandıkta buluşacağız, ülkemizi dürüst, çalışkan, temiz yerel yönetimlerle buluşturacağız" ifadelerini kullandı.

Konuşmasına, sekizinci ölüm yıl dönümü geride kalan eski TBMM Başkanvekili Kamer Genç'i anarak başlayan Özel, "Biz, ilk milletvekili olduğumuz günlerde Kamer Bey'in yakınında oturmak, sohbet etmek, onunla fotoğraf paylaşmak, biz genç milletvekilleri için kolay kolay elde edemeyeceğimiz bir heyecandı. Sonra Kamer Ağabeyle 4 yıl boyunca birlikte çalıştık. Sonuna doğru hastalandı. O süreçte hep onunla birlikte olan bizlere 'Bakalım seneye beni nerede bulacaksınız, ben aranızda olmam' dediğinde söz vermiştik. 2016 yılının 22 Ocak'ında 2,5 metre karın, tipinin altında ona söz verdiğimiz gibi Nurettin Demir, Veli Ağbaba ve ben ellerimizle onu toprağına grubumuz adına teslim ettik. O günden bu güne her 22 Ocak'ta biz oradayız. Her 22 Ocak'ta grubumuzdan çok sayıda arkadaşımız orada oluyor. Biz hem Kamer Ağabey'e özlemimizi ve vefamızı dile getiriyoruz. Hem söylediği sözün arkasında duran, bir kelime eksik konuşmayan, bir adım geri atmayan, bir santim eğilmeyen çünkü biz bir santim eğilirsek birilerinin bu milleti diz çöktüreceğini bilen, hem kararlı, güçlü, inatçı siyasetin timsali. Cumhuriyet'in ne demek olduğunu hepimize hatırlatan bir hayat hikayesini orada tekrarlıyoruz. 1940'ta doğuyor Kamer Genç, ilkokul çağına kadar kendi deyimiyle keçi kovalıyor. 'Sonra bir karar verilir burada' diyor, 'Çocuk keçinin peşinden mi gidecek, okula mı gidecek' diye. 'Ben' diyor 'Okula gittim.' Karda kışta, yürüyerek gidiyor. Senelerce yatılı okulda kalıyor. Ama en sonunda 1940'ta Tunceli'nin Nazımiye ilçesinin Ramazan Köyünden bir çocuk çıkıyor ve geliyor Danıştay'da tetkik hakimi, TBMM'de milletvekili oluyor. Aslında Cumhuriyetin, coğrafyanın dezavantajlarına rağmen nasıl bir fırsat eşitliği yaratabildiğini hepimize gösteriyor. Bugünlerde ise aynı mahallede belki doğan ama bir tanesi mahallenin gecekondu kısmında, bir tanesi yeni yerleşime açılmış yeni bloklarda doğan iki çocuk birbiri ile aradaki farkı kapatamayacak kadar geriden başlıyor. Bugün gelen bu eşitsizliği 1940'ların Ramazan Köyündeki Kamer Genç'in hayat hikayesini görünce Cumhuriyetin ne demek olduğunu, Cumhuriyetin kazanımlarının ne demek olduğunu, Cumhuriyete halkçılık ilkesi üzerinden sarılmanın ne kadar önemli olduğunu bir kez daha hatırlıyoruz. Ben Kamer Genç'i hepimiz adına bir kez daha rahmet ve minnetle anıyorum. Diyorum ki, 'Yaşasın cumhuriyet.'" İfadesini kullandı.

Özel, şunları kaydetti:

"MİLLETİN DERDİ YÜKSEK FİYATLAR VE ENFLASYON"

"Çok gündem var, burada grup toplantısı 2 saat sürebilir. Eğer Tayyip Erdoğan'ın söylediklerine cevap verme meşguliyetine girersek. 1 saat de Devlet Bey için konuşuruz. Ama milletin derdi ne Tayyip Bey'in, ne Devlet Bey'in söyledikleri. Milletin derdi yaşam derdi. Milletin derdi geçim sıkıntısı. Milletin derdi yüksek fiyatlar ve enflasyon. O yüzden Tayyip Bey'in hakaret, polemiklerini ve Devlet Bey'in hakaretlerini, iftiralarını bir kenara bırakıyoruz. Biz milletin derdi ile dertlenmeye, onları bu kürsüden dile getirmeye devam edeceğiz. Adalet ve Kalkınma Partisi'nin 22'nci yılında ülke her konuda kötü yönetiliyor. Buna şüphe yok. En büyük problem mutfakta. En büyük problem mutfaktaki, cüzdandaki yangın. Ayın sonunun gelmemesi, alınan maaşların yetmemesi, hatta artık bir yerden alınan borçla, eski borçların kapatılmaya çalışılıp artık döndürülemez hale gelmesi… Yurttaşlarımız kötü ekonomi yönetiminin aldığı kararlar sonucunda her geçen gün biraz daha fakirleşiyor, yoksullaşıyor. En büyük zorluğu da bugünlerde çokça dile getirmek zorundayız. Emeklilerimiz çekiyor. 'En büyük zorluğu onlar çekiyor' deyince oradan bir emekli alkışa başladı. 'Emekli olduğum için sana teşekkür ediyorum' diyor. Tayyip Erdoğan, 2024 yılını emekliler yılı ilan etmişti. Ancak 2024 yılı adeta iktidarın emeklilerle dalga geçtiği, alay ettiği yıl haline dönüştü. Herkes sıkıntıda elbette ama en çok rahat etmesi gerekenler en büyük sıkıntıda. Kim en çok rahat etmesi gerekenler? Yıllarca çalışıp bu devlete ve millete öğrenci yetiştiren öğretmenler, sınır boylarında bayrak dalgalansın diye görev yapan askerler, uzman çavuşlar. Kim bu emekliler? Hepimizin karının doyuran aşçılar, hepimizin üstünü giydiren terziler, hepimizin çocukları okulda okuduktan sonra ayrılınca hademeler, müstahdemler, görevliler. Bindiğimiz otobüsleri kullanan şoförler. Hepsi emekli oldular. Yıllarca bu ülkeye hizmet ettiler. Kimi masa başında dirsek çürüttü, kimi alnının terini sokaklara döktü. Gün geldi emekli oldular. Rahat etmeleri lazım, rahat ettirilmeleri lazım ancak rahat edemiyorlar. Her geçen gün biraz daha kötüye gidiyorlar. Kimin yüzünden? Birincisi TÜİK yüzünden. TÜİK kim Tayyip'i Üzmeyen İstatistik Kurumunun baş harflerinden oluşan Türkiye İstatistik Kurumu, güya hepimiz adına adil şekilde Türkiye'de sahadan istatistik toplayacak, TÜİK'in belirlediği enflasyona göre emekliye zam verilecek, çalışana zam verilecek. TÜİK enflasyonu geçen sene için yüzde 64 olarak açıkladı. Bakın şimdi ilk önce, hepimiz adına bu bilgileri topluyor ya. TÜİK yüzde 64 belirledi enflasyonu bakalım 1 yılda emekli, çalışanın para ödediği örneğin dana eti yüzde 143 zamlanmış, koyun eti yüzde 157, tavuk eti 181, zeytinyağı yüzde 180, patlıcan yüzde 123, zeytin yüzde 141 zamlanmış. TÜİK hesap yapmış enflasyon yüzde 64 demiş. Gerçek enflasyon hesaplandığında yüzde 127. Yarı yarıya fark var. TÜİK'in hesaplarına göre memur emeklisine yüzde 49 zam yapıldı, en düşük emekli maaşına da yüzde 33 zam yapıldı."

EMEKLİNİN CEBİNDEN ÇALINAN PARALAR

"Geçen hafta gösterdim, emekliler ısrar ediyorlar, 'Göstere göstere anlat' diye. Bakın, 6 aylık enflasyon. Normalde yüzde 60'ın üzerinde. TÜİK'e göre yüzde 37. Tayyip Erdoğan diyor ki 'Enflasyona emeklimizi ezdirmedik.' Enflasyon yüzde 37'yken en düşük emekli maaşı 7 bin 500'den 10 bin liraya çıktı, yüzde 33 artışla. Hiçbir şey olmasa, TÜİK yalan atıyor olmasa, bütün rakamlar doğru olsa enflasyon yüzde 37'ken en düşük emekli maaşına yapılan zam yüzde 33. Burada emeklinin cebinden nasıl para çalındığını hep birlikte görüyoruz. Ama esas mevzu şu. Geçen hafta gösterdim, dedim ki 'En düşük emekli maaşı 7 bin 500 lira ve bu hafta zam yapılacak. Recep Tayyip Erdoğan geldiğinde en düşük emekli maaşı asgari ücretin yüzde 147'si kadardı. 2002 yılında. Şimdi eğer yüzde 147 olsa 25 bin lira olması gerekir, şu anda dedim yüzde 44'ü kadar. 7 bin 500 lira. Bunu en azından asgari ücret yapalım.' Dinlemedi ve 10 bin lira yaptı. Bütün emeklilere gösteriyoruz. Bugün asgari ücret 17 bin lira. Tayyip Erdoğan'ın geldiği günkü oran konulsa 25 bin lira alacaktınız. Ama bugün onun verdiği zam 10 bin lira. Bütün emeklilere sesleniyorum. Geçtiğimiz Cuma çok sayıda emekli ile bir aradaydık, onlarla da bunu konuştuk. Buradan bütün Türkiye'deki emeklilere sesleniyorum. Bu açlık, sefalet, yoksulluk ücretini, bu sizi manavın önünden geçemez, markete gidemez hale getiren bu ücreti kabul etmeyin. İlk talep, bu hafta grubumuzun Meclis'te ve komisyonda üzerinde duracağı ilk hedef 17 bin liradır. En düşük emekli maaşı 1 asgari ücret olana kadar mücadele edeceğiz.

"DEM DEĞİL ZAM"

"Buradan Bahçeli'ye de Erdoğan'a da sesleniyoruz. Ağzınıza dolamışsınız. DEM, DEM, DEM. Milletin derdi DEM değil zam, zam, zam.  Bu zammı alacağız. Emeklinin 10 bin lira yaptığını bu zammı, ilk evvel 17 bin liraya çıkarana kadar Türkiye'deki bütün emekliler ve CHP'liler iki elimiz yakanızdadır. Yakanızı bırakmayız, bu zammı alacağız. 10 bin lirayı başarı gibi anlattılar. Çıktık bu konudaki tepkimizi dile getirdik. 10 bin lirayı çok önemli zammış gibi gösterdiler. Şimdi eminim ki bu itirazlar üzerine bir düzeltmeye yeltenecekler. Öyle 1-2 bin lira seyyanen zammı kabul etmiyoruz. En düşük emekli maaşını asgari ücret yapacak, 7 bin liralık zammı alana kadar bütün emeklileri mücadele ve direnişe davet ediyorum."

"AKP ELİYLE TENCEREDEN ÇALINANLAR"

"Değerli emeklilerin durumun görmek için şuna bakalım. Ocak 2003'te en düşüm emekli maaşı 332 milyon lirayken, 6 sıfır atılmadan önce. 2024'te Recep Tayyip Erdoğan'ın 'müjde' diye verdiği ve gelecek ay verilecek 10 bin lirayla, 332 kilo makarna alıyormuş emekli. Tayyip Erdoğan geldiğinde, şimdi 222 kilo alıyor. 166 kilo pirinç alabiliyormuş emekli maaşıyla şimdi 126 kilo alabiliyor. 90 kilo beyazpeynir alırken 80 kilo alabiliyor. 2 bin 553 yumurta alırken 1834 yumurta alıyor. 55 litre zeytinyağı alırken 44 litre zeytinyağı alıyor. 37 kilo dana eti alırken, 30 kilo dana eti alıyor. İşte hesap ortada. AKP eliyle 22 yılda emeklinin tenceresinden çalınan 110 kilo makarnadır, 719 adet yumurtadır, 40 kilo pirinç, 11 litre zeytinyağı, 10 kilo beyaz peynir, 7 kilo dana etidir. Eğer Tayyip Erdoğan geldiği zamanki kadar emekli maaşı verseydi, bu kadar fazlası herkesin mutfağında, buzdolabında, kilerinde olacaktı. Recep Tayyip Erdoğan emeklinin mutfağından, kilerinden, sofrasından bunları çalmıştır. Herkes görsün ve kararını ona göre versin. 'Bir ülkenin ne kadar gelişmiş olduğu o ülkenin yaşlıları ve emeklilerine verdiği kıymetle ölçülür.' Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün yaşlılar için söylediği en önemli söz, yaklaşım. Senin ne kadar medeni olduğun yaşlını, emeklini ne kadar rahat ettirdiğine bağlıdır. Almanya'da devlet Türkiye Cumhuriyeti de devlet. Almanya'nın da emeklisi var, Türkiye'nin de emeklisi var. Almanya'da Hans çalışıyor, emekli oluyor, aldığı emekli maaşıyla her sene biniyor Berlin'den uçağa, iniyor Antalya'da. Gidiyor Manavgat'a tatilini yapıyor. Bizim emekli Hasan Ziraat Bankası'ndan maaşı çekiyor, bırak Manavgat'a gitmeyi, manava gitmeye korkuyor. Hollandalı Ursula'yı Urla'da tatil yaptıranlar var, bizim Ünzile abla emekli olduktan sonra çocuk bakacak, evlere gidecek, çamaşır yıkayacak, temizlik yapacak. Bizim Ünzile ablamızın hakkını da Hasan amcamızın hakkını da savunmak sosyal demokratların, CHP'nin boynunun borcudur. Recep Tayyip Erdoğan geçen hafta, yani yüzde 33 zam yapıp, 7 bin 500'ü 10 bin yaptı, yüzde 5 iyileştirme yaptı ya, döndü dedi ki 'Bunun bize getirdiği yük 200 milyar lira.' Kardeşim yük dediğin bu ülkenin milyonlarca emeklisine insanca yaşam değil de sürünmek, açlık, sefalet çekmek üzerinden reva gördüğün rakamın toplamına yük diyorsun. Ama 1 senede kur korumalı mevduata ödediği para tam 800 milyar lira. Adamın parası var, 'Paramı TL'ye güvenmiyorum, dolar alacağım' diyor. 'Aman alma' diyorlar, dolar fırladı, 20 lira oldu, 30 lira olur. Alma onu 20 lirayken, 18 lirayken dolar 20 olmasın diye. 'Ne yapayım' diyor, 'Ben sana faiz vereyim, dolar çıkacak olursa da aradaki farkı cepten vereyim. O aradaki farkın garibanın, çalışanın, emeklinin cebinden verilmesi, yani hepimizin cebinden verilmesine kur korumalı mevduat' diyoruz. Parasına para katanlar, 'Faiz yetmez döviz farkını da isterim' diyenlere verilen para 800 milyar lira, bütün emeklilere verilen 200 milyar lira. Bir de '200 milyar liraya sırtıma yük oldunuz' diyen Recep Tayyip Erdoğan var ortada.

"YENİ EMEKLİNİN MAAŞINI ESKİYE ÖDETİYORLAR"

"Her ülke emeklisine milli gelirden bir pay öder. Nüfus yaşlandıkça, emekli sayısı arttıkça bu pay artar. Bu bütün dünyanın yaşadığı bir gerçekliktir. Türkiye'de 3 sene önce emeklilere ödenen toplam para milli gelirin yüzde 7'siydi. Üstüne 2,5 milyon EYT'li emekli geldi. Bu rakamın ne olmasını beklerdiniz, yüzde 8-9'a çıkmasını. Kaç olmuş? Bu sene yüzde 5. Yani nasıl bir sistem var? Yeni emeklilerin maaşını eski emeklilere ödeten bir sistem var. Emeklinin cebinden her sene para çalıp, yeni emeklinin maaşını mevcut emekliye ödeten bir sistem var. Türkiye'de milli gelir artarsa, gelir artarsa, refah artarsa ama bir tek emekliye yapılan artmazsa işte bugünkü sefalet tablosu ortaya çıkar. Sorunun başladığı yer de bitirilecek yer de açıktır. Açıkça söylüyorum, Adalet ve Kalkınma Partisi 2015 yılında 5510 sayılı yasayı değiştirerek, prim güncelleme kat sayılarını, aylık bağlanma oranlarını, aylıkların alt sınırlarını düşürdü. Öyle olunca bütün emekli maaşları hızla erimeye başladı. Adalet ve Kalkınma Partisi'nin emekliyi yoksullaştırması, krizden, zorluktan olan bir şey değil. Kardeşim o günden bugüne 'Milli gelir 4 bin liradan 10 bin lira oldu' diyorsunuz, hedef 23'tü ama 10 bin oldu diyorsunuz. Emeklinin cebindeki para 25 bin olacağına, 10 bin liraya düşüyor. Burada emekçiler ve emekliler bilerek, isteyerek yoksullaştırılmaktadır. Bugün yapılması gereken ilk iş en düşük emekli maaşını asgari ücrete endekslemektir. En düşük maaşı genel ücret halinden, hem asgari ücrette hem de emekli maaşında çıkarmaktır. Üçüncü iş, bir iş çözülecekse yırtıldığı yerden dikilir. Şöyle yapacağız, prim güncelleme kat sayıları tekrar artırılmalıdır, aylık bağlama oranları artırılmalıdır, aylıkların alt sınırı artırılmalıdır. Bunlar yapılmadığı taktirde emeklilerin iki yakasının bir araya gelmesi mümkün değildir. Biz CHP Grubu olarak Meclis'te yapacağımız tüm çalışmalarda, vereceğimiz tüm önergelerde hem en düşük emekli maaşını yükseltilmesi için, hem de bundan sonra emeklilerin sefalet ücretleri almaması için gerekli önergeleri vereceğiz. Bütün emekliler dönsün, Meclis'e baksınlar. O çok milliyetçi MHP bu milletin emeklilerin zenginleşmesi, durumunun düzelmesinden yana mı oy kullanacak, emekliler sürünsün diye mi oy kullanacak? O çok milliyetçi, muhafazakar Adalet ve Kalkınma Partisinin milletvekilleri, emeklinin yüzü gülsün diye mi oy kullanacak, emekliler sürünsün diye mi oy kullanacak? Hepiniz göreceksiniz ki CHP Grubu, halkın, cumhuriyetin grubu, emeklilerin arkasında duracak ve onlar için oy kullanacak. Biz emeklinin ve emekçinin sorunlarını yılmadan, usanmadan, bıkmadan tekrar edeceğiz. Buradan bütün örgütüme, bütün milletvekillerimize, sesimizin ulaştığı, sözümüze değer veren herkese şunu söylüyoruz. Lütfen tekrar edin, bizden duyduklarını tekrar edin. Emekli hak ettiğin alsa 25 bin lira alacaktı, bu maaşı hak etmiyor. CHP bu konuda önerge veriyor, bunlar reddediyor. Emekli maaşının 17 bin lira olmasıyla ilgili bunu kahvelerde, ev gezmelerinde, fabrikalarda, tarlalarda tekrar edin. Çünkü tekrarın gücü önemli. Onlar hırsızlarına sahip çıkarken, biz doğrulara, dürüstlere sahip çıkmaktan geri durmamalıyız. Bugün Recep Tayyip Erdoğan çıksa 2 kere 2, 5 eder dese anında açıklama yapar AKP'nin il başkanları. 'Reisimiz kerrat cetvellindeki tarihi hatayı düzeltti. Bugüne kadar yanlış yapılıyormuş' derler. Devlet Bey çıkar der ki prompterden okuyarak, '2 kere 2'nin 5 ettiği MHP'nin terk edemeyeceği bir davasıdır' der, hep beraber 5 derler. Adamlar yalanı, haksızlığı, hukuksuzluğu, kandırmacayı tekrar ederken örgütümden doğruları tekrar etmesini, emeklinin ve emekçinin hakkını savunmasını, savunduklarını anlatmasını bekliyoruz. En düşüm emekli maaşı 17 bin lira olana kadar susmak yok. Tekrara devam."

"MEMLEKETTE TEMİZLİK OLUYOR SANMAYIN"

"Geçmişte yaptığımız ve karşılıksız kalmış bir çağrıyı hatırlatmak durumundayım. Malum memleket suç cenneti. İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya'yı dikkatle takip ediyorum. Sosyal medya hesabından basit bir hesap yaptık. Ayrı ayrı yaptığı açıklamalardan şu net olarak ortaya çıkıyor. Ali Yerlikaya'nın bakanlığı döneminde 126'sı kırmızı, 5'i mavi bültenle aranan toplam 236 yabancı suçlu Türkiye'de yakalanmış. Bu önemli bir rakam ama bir gerçeklik var, bu 236 uluslararası suçlu, uyuşturucu baronu, insan kaçakçısı, mafya lideri kimin zamanında gelmiş? Peki. Süleyman Soylu'nun zamanında gelmiş. Peki bu Süleyman Soylu'yu atayan o dolma kalem, o kalemin mürekkebi kime aitmiş? Ali Yerlikaya'yı kim atadıysa aynısına aitmiş. Sakın ha Ali Yerlikaya'nın döneminde yakalananlara bakıp da memlekette temizlik oluyor sanmayın. Memleketi bu pisliğe, burasına batıranlar da o Süleyman Soylu, onu atayan dolma kalem, o mürekkebin sahibi 3 kelime ile Recep Tayyip Erdoğan'dır. Dedim ki 'Ey Recep Tayyip Erdoğan, bu pislikten partinin kurumsal olarak ve senin şahsen sorumlu olmadığını söylüyorsan, getir soruşturma önergesini Süleyman Soylu hakkında imzalayalım. Meclis soruştursun, Anayasa Mahkemesi Yüce Divan sıfatıyla bu kişiyi yargılasın.' Bunu yapmıyorlar. Soylu dönemiyle ilgili hesaplaşmayı kapalı kapılar ardında, hesap sormayı kendi yöntemleriyle yapıyorlar. Hukuk devletinde kapalı kapılar ardında hesaplaşma olmaz. Bakansa hesabı Yüce Divana verecek. Recep Tayyip Erdoğan buradan, hem bu uluslararası suçlular için, hem de Ayhan Bora Kaplan bunu Tayyip Erdoğan'ın önüne koyun, çok biliyor ve duyuyor da. Ayhan Bora Kaplan, Süleyman Soylu. Ankara'daki eğlence merkezleri ve devletimize emanet edilmiş kimsesiz çocuklar üzerinden önümüzdeki dönemde altından kalkamayacağınız, altında kalacağınız o rezaletler ortaya dökülmeden evvel ya Süleyman Soylu'nun gereğini yaparsın ya da bu pislik ve rezaletten bizzat sorumlusun."

"DDK'NIN MERKEZ BANKASI İÇİN HAREKETE GEÇMESİ LAZIM"

"Merkez Bankası krizimiz var. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, Türkiye Cumhuriyeti'nin en köklü kurumu. 1930'da kuruldu, savaş meydanında kazanılan zaferin ekonomik zafere dönüşmesi niyetiyle, amacıyla kuruldu. Atatürk'ün deyimiyle şimdi ekonomik zaferler kazanmak lazımdı, Merkez Bankası'nı kurdular. Kanunu var. Kuralları var, sağlam geleneği var. Bu kurum kanunu gereğince 5 yılda 1 tane başkan değiştirmesi gerekirsen, son 5 yılda 4 tane başkan değiştirdi. Özerk olması gerekirken, 'Başkanı laf dinlemiyordu, ondan değiştirdim' gibi hepimizi dünya önünde de küçük düşürecek yaklaşımlarla değiştirildi. En son iyi yetişmiş, dünyanın çeşitli ülkelerinde önemli görevler yaptığını ifade ettikleri bir hanım efendi, Gaye Hanım bankanın başına getirildi. Ne oluyorsa oluyor bankada. Bir süredir Gaye Hanımın ailesi, babası, küçük çocuğu üzerinden bir şeyler yapılıyor. İddialar gerçekse durum çok vahim. İddialar yalansa durum yine çok vahim. Bu kurumun derhal ilgili denetleme mekanizmalarının, teftiş kurullarının harekete geçmesi, gerekirse Devlet Denetleme Kurulu'nun harekete geçmesi, hızlı şekilde tahkikatın yapılıp bu tartışmanın bitmesi lazım. Öbür türlü Adalet ve Kalkınma Partisi'nin kendi iç çekişmelerinin, kendi vesayet savaşının Merkez Bankasında yürütüyor olması bu kurumu yıpratmaktadır. Bu kurumun yıpranması Türkiye'nin yıpranmasıdır. Bu kurumun itibar kaybetmesi, Türkiye ekonomisinin yurtdışında itibar kaybetmesidir. Siz kendi getirdiğiniz, ala ile bala ile getirdiğiniz üst düzey bürokratı kendi gazetelerinizin manşetlerinden, kendi trollerinizin paylaşımlarıyla yıpratarak istifaya zorlarsanız yarın bu kurumun başına gelecek yetişmiş insan kaynağını da bulamazsınız. Bu kurumu bu hale getirirseniz, bu kurumun yurtdışındaki muhatapları önünde ciddiye alınmasında önüne geçersiniz. İsimler, vitrin değişiyor ama anlayış değişmediği için ne kriz bitiyor, ne sıkıntılar bitiyor... Anlayış 5 yılda 4 kez Merkez Bankası değiştiren, özerk olacak, aldığı kararları aldığı eğitime göre verecek olan kadrolara laf dinlemiyor diye, başına buyruk davrananlar diyerek, yerine siyasi atama yapanlar yaşananların baş sorumlusudur. Merkez Bankasını dikkatle takip etmeye devam edeceğiz."

"BU ÜLKENİN GERÇEK BEKA SORUNU…"

"Bu ülkenin en büyük beka sorunu Tayyip Beye sorarsan CHP, Devlet Bahçeli'ye sorarsan İstanbul Büyükşehir Belediyesi. Millet biliyor ki bu ülkenin bir tek beka sorunu var. O beka sorunu şu, burası dünyanın en güzel ülkesi. Üzerinde dünyanın bütün ülke ve güçlerinin hesap yaptığı, hayal kurduğu doğrudur ama bu beka sorunu değildir. Çünkü bunu 100 yıl önce de yaptılar, 7 ordu gelip istila yaptılar. Samsun'a çıktık, Sivas'a gittik, Erzurum'a gittik, Ankara'ya geldik, hepsini birden bu memleketten def ettik. Yarın ihtiyaç olursa aynısını yaparız, çünkü bu ülkenin istiklaline, istikbaline göz dikenlerin karşısında Recep Tayyip Erdoğan söylüyor diye havaalanına gidip, perdelik kumaştan kot üstüne kefen çekenler değil dedeleri Çanakkale ve Conkbayırı'nda kefensiz yatanlar var. Beka sorunu olursa kefensiz yatanların torunları burada.  Allah'tan kefensiz yatanların torunlarında bu azim, inanç, bu kararlılık, gözlerinizde bu inanç var. Yoksa kot üstüne kefen çekenler işe girerse, milliyetçi onlar, ihale alırlarsa milliyetçi onlar. Şuraya bakın yahu. 40 yıldır iktidarda olmayanlar gözlerinde ateş saçarak Cumhuriyeti ve vatanı savunuyorlar. Öbür tarafta sözde milliyetçiler işine gelince Habur'da karşılama yapanlar, Oslo'da pazarlık yapanlar, olmadık yerde olmadık anlaşmayı imzalayanlar, bunlar şimdi milliyetçi olmuş. Dönüyorlar bizim kadrolarımıza da laf ediyorlar. Günü gelirse bu ülkeyi kimin savunacağı, koruyacağı ortada. Bir gerçek beka sorunu var ki bunu bir şekilde alt etmemiz lazım. Gerçek beka sorunu o 7 düvel bu ülkede hayal kurarken, bu güzel ülkenin gençlerinin dünyanın başka ülkesinde hayal kurmasıdır. 4 gençten 3'ü, yüzde 76 gencimiz 'İmkan olursa yurtdışına gitmek isterim' diyordu.

"931 ÇOCUK, İŞ CİNAYETLERİNDE HAYATINI KAYBETTİ"

Oksijen Gazetesini elime aldım. Sevgili Zafer Mutlu çok önemli bir gazeteciliğe inatla devam ediyor ve okuduğum bir haber, endişelerimi bir kat daha artırdı. Geçen sene, bir yıl önce Alman Lisesinden mezun 124 öğrencinin 122 si, İstanbul Erkek Lisesinden mezun 166 gençten 133'ü Avusturya Lisesinden mezun 75 mezundan 74'ü üniversite için yurtdışını tercih etmiş. Robert Kolej mezunlarının yüzde 62'si, Galatasaray Lisesi mezunlarının ise yüzde 35'i kalıcı olarak yurtdışında yaşıyorlar ve çalışıyorlar. Bu rakamlar gerçekten Türkiye'nin beka sorunudur. Hepiniz biliyorsunuz, etrafınızdaki 4 gençten 3 tanesi 'Fırsatını bulursam yurt dışına gitmek isterim' diyor. İşte bizim görevimiz, Türkiye Cumhuriyeti'ni yönetenlerin aslında baş görevi bu ülkenin güzel gençlerine bu ülkede hayal kurdurmaktır. Bütün dünyanın üzerinde hayal kurduğu bu memleketin gençlerinin dünyanın öbür ucunda hayal kurmalarına izin vermeyeceğiz. Gençlerimize de geleceklerine de hep birlikte sahip çıkacağız. Hayalleri yurtdışında bile olamayan, hayalini bile kuramayan gençlerimiz de var. Güvenilir raporlara göre Adalet ve Kalkınma Partisinin dönemin en az 931 çocuk işçi, iş cinayetleri sonucunda hayatını yitirdi. Milli Eğitim Bakanlığının Mesleki Eğitim Merkezleri Projesi çerçevesinde çocuklarımız haftanın bir günü okulda dört günü staj adıyla fabrikalarda ya da işyerlerinde çalışıyorlar, orada geçiriyorlar. Bu konuyla ilgili bakanlık övünerek istatistikler yayınlıyor. Şunu ifade edelim elbette teknik liselerin Endüstri Meslek Liselerinin pratik eğitimlerini pratik sahada vermeleri doğrudur önemlidir. Yatkınlık ve yetkinlik eğitimleri önemlidir. Öğrencinin tornavida tutmayı öğrenmesi, araç gereci öğrenmesi, elinin yatkınlaşması önemlidir ama bu stajdır meslek edindirmedir. Bunu Türkiye'de ucuz çocuk işçiliğine dönüştüren bir anlayış var. Buna temelden itiraz ediyoruz. Bakın geçen hafta Arda'nın hikayesi. Arta Tombul. Daha 14 yaşında. Staj yaptığı demir çelik fabrikasında kafası sac bükme makinesine sıkışıyor, on altı dakika boyunca Arda kurtarılmayı bekliyor. Fabrikada o alanda yalnız bırakıldığı için on altıncı dakikanın sonunda hayatını kaybediyor. Ömer Çakar 17 yaşında klima montajı sırasında çatıdan düşerek hayatını kaybetti. Zekai Dikici 16 yaşında çalıştığı inşaatın 5. katından elektrik döşemesi işi yaparken düştü, hayatını kaybetti. Ulaş Dumlu 17 yaşında. Arızayı gidermek için çıkarıldığı elektrik direğinden dengesini kaybederek düştü, arıtma havuzunda hayatını kaybetti. 17 yaşındaki Emre Koç stajyer olarak çalıştığı mobilya atölyesinde devrilen suntaların altında kalarak feci şekilde can verdi. Meslek liselerindeki çocukların çalıştırılması değil, yetiştirilmesi gerekir. Bu çocuklar yetkinlik kazanırken, yatkınlık kazanırken, meslek öğrenirken bu çocukların iş kazalarına kurban gitmesi, çalıştırılmaması gereken ağır, tehlikeli ve çok tehlikeli işlerde asla çalıştırılmamaları ve bakanın ifadesi, 2 Milyar TL ülke ekonomisine kazanç sağlamış. Normal işçi çalıştırma yerine stajyer çalıştırarak. Stajyerin eğitim almasına evet, katkı sağlamasına evet, yetiştirilmesine evet. Ancak çocuk işçi olarak emek sömürüsüne ve hayatını kaybetmesine 'hayır' diyoruz. Bu konuda hükümeti bir kez daha uyarıyoruz. Evlatlarımızın canını pazarda bulmadık. Bu konuda çok daha dikkatli ve çok daha hassas olunmalı, denetimler yapılmalı, gerekli yasal düzenleme meclisten geçirilmelidir."

"SANDIK, İKTİDARA KARNE VERME GÜNÜDÜR"

"Son sözüm, 31 Mart seçimlerine giderken cumartesi günü Çankaya'daydık. Çankaya Belediyemizin Abidin Paşa Köşkünü bir dijital müzeye çevirdiği, Milli Mücadele Müzesine, oradaydık. Bütün gençlerimizi o milli mücadele müzesini görmeye davet ediyorum. Orada da ertesi gün Tunceli'de de Elazığ'da da gördüğüm bir şey var. Herkes 31 Mart seçimlerinin bir yerel seçimin ötesinde iktidara önemli bir mesaj vermenin fırsatı olduğunun ayrıtına yavaş yavaş varmış. Emekliler şunu görmeli: 31 Mart seçimlerinde Tayyip Erdoğan hiçbir şey olmamış gibi oy alırsa dört yıl boyunca bir daha dönüp de yüzünüze bakmayacak. Çünkü 'Ne olursa olsun, bağırıyorlar çağırıyorlar oy veriyorlar' diyecek.  Emekçiler oy verirse ne asgari ücret ne çalışma şartları ne örgütlenme özgürlüğünde bir adım atacaklar. 'Nasılsa oy alıyoruz' diyecekler. Bu yoksulluğa, bu işsizliğe rağmen, bu güvencesizliğe rağmen kimse sakın ha sakın sandığa küsmesin. Sandık iktidara karne verme günüdür. Eğer 31 Mart tarihinde sandığa gidilir ve bu yokluğa, bu yoksulluğa, bu işsizliğe cevaben oy kullanılırsa 31 Mart tarihinde bu iktidara bir sarı kart gösterilirse önümüzdeki süreç muhalefet açısından, yoksullar açısından, emekliler, emekçiler, köylüler, esnaflar, dar gelirliler, dezavantajlı gruplar açısından çok daha önemli gelişmelere açık bir hale gelir. Yok oy alır istediklerini alırlarsa dört yıl boyunca dönüp de bakmazlar. Ben şunu ifade edeyim. Türkiye'nin bütün göç alan belediyelerini Cumhuriyet Halk Partisi yönetiyor. Bütün göç veren belediyelerini de Cumhur İttifakı yönetiyor. Cumhur İttifakının yönettiği yerlerden kaçış, CHP'nin yönettiği yerlere koşuş var. O zaman ne yapacak seçmen veya ne yapabiliriz? Hepiniz Çankaya'ya Yenimahalle'ye gelemezsiniz. Hepiniz Karşıyaka'da Kadıköy'de oturmazsınız. Hepiniz Nilüfer'de oturamazsınız. Hepiniz Yenişehir'de oturamazsınız. Ama hepiniz kendi memleketlerinize kendi illerinize kendi ilçelerinize Kadıköy'ü, Karşıyaka'yı, Yenimahalle'yi Çankaya'yı getirebilirsiniz. Çünkü buraları yöneten dürüst, çalışkan, çevre dostu, sosyal yardımları normalin beş katına çıkarmış AK Partinin yaptığının beş katı üzerinde sosyal yardım yapan çevreci belediye başkanlarımızı, halkçı belediye başkanlarımızı kendi memleketlerinizde görevlendirebilirsiniz. Çağrımız Kastamonu'yadır. Çağrımız Erzincan'adır. Çağrımız Malatya'ya, çağrımız Erzurum'adır. Çağrımız Denizli'ye, Balıkesir'e, Bursa'ya, Manisa'yadır. Çağrımız 81 ile 972 ilçeyedir. Oyunuzu verin gelelim memleketinizi Türkiye'nin en gözde ilçelerinden, en güzel illerinden biri yapalım. Orayı temiz yapalım, yeşil yapalım. Buna niyet edenlerden bir tanesi de arkamda Afyon'u yönetmek için sabırsızlanıyor. Davetim üniversite öğrencilerine. Davetim Halkçı Liselilere. Davetim kadınlara. Davetim gençlere. Davetim plazalarda çalışan, emeği sömürülen beyaz yakalılara. Davetimiz genciyle yaşlısıyla, Alevisiyle Sünnisiyle, Kürdüyle Türküyle bu memlekette yaşayan bütün güzel insanlara. Hep birlikte sandıkta buluşacağız, ülkemizi dürüst, çalışkan, temiz yerel yönetimlerle buluşturacağız."

RTÜK'ten Osmaniye'deki saldırıya yayın yasağı

Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK), Osmaniye'de bir öğretmenin okul bahçesinde öldürülmesine ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında yayın yasağı kararı alındığını açıkladı

28.09.2026 16:34:00
İhlas Haber Ajansı
 
RTÜK'ten Osmaniye'deki saldırıya yayın yasağı
RTÜK'ten Osmaniye'deki saldırıya yayın yasağı
Olaya ilişkin RTÜK'ten yapılan açıklamada, "Osmaniye 2. Sulh Ceza Hakimliğinin 28/09/2026 tarihli ve 2026/5294 D. İş sayılı kararı ile Osmaniye Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen 2026/15733 sayılı soruşturma kapsamındaki olay hakkında yayın yasağı getirilmiştir.

Karar; toplum sağlığının ve ahlakın, milli güvenliğin, kamu düzeninin ve kamu güvenliğinin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi ve yargı gücünün otorite ve tarafsızlığının sağlanması amacıyla verilmiştir. Kararda, soruşturma konusu olayla ilgili olarak her türlü haber, röportaj, eleştiri vb. yayınların, görsel ve sosyal medya ile internet ortamında yapılmasının 5187 sayılı Basın Kanunu'nun 3. maddesi uyarınca yasaklandığı belirtilmektedir.

Bu kapsamda, tüm medya hizmet sağlayıcılarının söz konusu kararın gereklerine titizlikle uyması önem arz etmektedir. Yayın yasağına aykırı yayın yapılması hâlinde, 6112 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun'un ilgili hükümleri uyarınca gerekli işlemler yapılacaktır. Kamuoyuna saygıyla duyurulur" ifadelerine yer verildi.

Adıyaman'da DEAŞ operasyonu: 5 gözaltı

Adıyaman'da DEAŞ terör örgütüne yönelik düzenlenen operasyonda yabancı uyruklu 5 şüpheli gözaltına alındı

28.09.2026 14:27:00
İhlas Haber Ajansı
 
Adıyaman'da DEAŞ operasyonu: 5 gözaltı
Adıyaman'da DEAŞ operasyonu: 5 gözaltı
Adıyaman'da DEAŞ terör örgütüne yönelik düzenlenen operasyonda yabancı uyruklu 5 şüpheli gözaltına alındı.

Adıyaman Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen soruşturma çerçevesinde, İl Jandarma Komutanlığı Terörle Mücadele ekiplerince DEAŞ'a yönelik operasyon gerçekleştirildi.



Jandarma ekipleri tarafından yürütülen çalışmalar kapsamında yabancı uyruklu R.K.Q.B., W.K.Q.B., R.H.K.B., N.T.H.M. ve N.T.G. isimli şahısların adresleri tespit edildi.

Belirlenen adreslere Özel Harekat Timlerinin de katılımıyla eş zamanlı operasyon düzenlendi. Operasyonda 5 şüpheli yakalanarak gözaltına alındı.

Şüpheliler, sağlık kontrollerinin ardından işlemleri yapılmak üzere İl Jandarma Komutanlığına götürüldü.

Olayla ilgili soruşturma sürüyor.

Lisede korku dolu anlar: Silahla vurulan öğretmen öldü

Osmaniye'de yeğeni tarafından görev yaptığı okulda silahla vurulan öğretmen hayatını kaybetti

28.09.2026 14:11:00 / Güncelleme: 28.09.2026 14:14:16
İHA
 
Lisede korku dolu anlar: Silahla vurulan öğretmen öldü
Lisede korku dolu anlar: Silahla vurulan öğretmen öldü
Olay, merkez Çardak köyündeki Farabi Anadolu Lisesi'nde yaşandı.

Okulda görev yapan Edebiyat Öğretmeni Mehmet Bilgili, ilk bilgilere göre yeğeni olan A.B. tarafından silahla vuruldu.



İhbar üzerine bölgeye polis ve sağlık ekibi sevk edildi.

Sağlık ekiplerinin kontrollerinde Bilgili'nin hayatını kaybettiği belirlendi.

Savcılığın Merkezi Kayıt Kuruluşu'ndan talebinde 1 Temmuz ile 16 Eylül tarihleri arasında fondan çıkış yapan yatırımcılara yönelik, adet, tutar, bakiye bilgilerinin ise öncelikli olarak gönderilmesi istendi

Savcılığın Merkezi Kayıt Kuruluşu'ndan talebinde 1 Temmuz ile 16 Eylül tarihleri arasında fondan çıkış yapan yatırımcılara yönelik, adet, tutar, bakiye bilgilerinin ise öncelikli olarak gönderilmesi istendi. Bu kayıtlarla, tasfiye sürecine yaklaşılırken fonlardan gerçekleşen çıkışların büyüklüğü, zamanlaması ve yatırımcı bazındaki dağılımı soruşturma dosyasında incelenecek

28.09.2026 14:00:00
Haber Merkezi
 
Savcılığın Merkezi Kayıt Kuruluşu'ndan talebinde 1 Temmuz ile 16 Eylül tarihleri arasında fondan çıkış yapan yatırımcılara yönelik, adet, tutar, bakiye bilgilerinin ise öncelikli olarak gönderilmesi istendi
Savcılığın Merkezi Kayıt Kuruluşu'ndan talebinde 1 Temmuz ile 16 Eylül tarihleri arasında fondan çıkış yapan yatırımcılara yönelik, adet, tutar, bakiye bilgilerinin ise öncelikli olarak gönderilmesi istendi
20 milyar dolarlık büyüklüğe ve 450 binin üzerinde hesap sahibine ulaşan fon soruşturmasında tasfiye koşulları netleşiyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ekonomi kurmaylarıyla yaptığı toplantıda, öncelikle 1 milyon lira ve altındaki fon paylarının ödenmesinin gündeme geldiği belirtildi.

Toplam büyüklüğü 20 milyar dolara ulaşan ve 450 binin üstündeki hesap sahibini doğrudan ilgilendiren fon kriziyle ilgili İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturma giderek derinleştirilirken, kapatılan fonların tasfiyesine ilişkin koşullar da netleşmeye başladı. Bu kapsamda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ekonomi kurmaylarıyla yaptığı toplantıda, öncelikli olarak 1 milyon lira ve altındaki fon paylarının ödenmesi yönünde karar çıktığı ifade ediliyor. Son üç aylık dönem başta olmak üzere soruşturmaya konu fonlardaki tüm hesap hareketleri detaylıca incelenecek. Devam eden soruşturmada tutuklu sayısı 51'e yükselirken, 46 düzel kişi, 18 fon ve 42 gerçek kişinin malvarlığı ise kaçırma, değer azaltma, üçüncü kişilere devrin önlenmesi amacıyla donduruldu.

Kapsamda hangi fonlar var?
Son dönemlerde çok sayıda operasyona imza atan Adalet Bakanlığı'nın en kapsamlı soruşturmasını fonlarla ilgili sürdürülen soruşturma oluşturuyor. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama ve Sermaye Piyasası Kanunu'na muhalefet suçları kapsamında yürüttüğü fon soruşturmasında, 7 yatırım şirketine ait fonların para ve yatırımcı trafiğinin ortaya çıkarılması için Merkezi Kayıt Kuruluşuna müzekkere yazdı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terörizmin Finansmanı ve Aklama Suçları Soruşturma Bürosunca yürütülen 2026/149004 sayılı fon soruşturması kapsamında 22 Eylül'de Merkezi Kayıt Kuruluşu'ndan fonlara ilişkin ayrıntılı yatırımcı ve işlem kayıtlarını istedi.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı MKK'ya yaptığı başvuruda, Pusula Finans Anonim Şirketi, Tera Yatırım Menkul Değerler A.Ş., Hedef Portföy Yönetimi A.Ş., Bulls Yatırım Menkul Değerler A.Ş., A1 Capital Menkul Değerler A.Ş., Atlas Menkul Kıymetler Yatırım Ortaklığı ile Pardus Menkul Kıymetler A.Ş. ile bağlantılı fonlara ilişkin kayıtların incelenmesini istedi. TCK'nın suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama ile 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'na muhalefet suçları kapsamında yürütülen soruşturmada tasfiye tarihine kadar yapılan yatırımcı bazlı tüm hareketlerin tespiti istendi.

Para hareketleri ortaya çıkarılacak
Yatırımcıların fonlardaki alım-satım işlemlerinin TL karşılıkları, mevcut hesaplardaki katılma payı değerleri, pay oranları ve benzeri nitelikteki kayıtları isteyen İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, fonlardaki yatırımcı hareketlerinin dönemsel olarak ortaya çıkarılarak, para trafiğinin ayrıntılı biçimde incelenmesini hedefliyor. Savcılığın MKK'dan talebinde 1 Temmuz ile 16 Eylül tarihleri arasında fondan çıkış yapan yatırımcılara yönelik, adet, tutar, bakiye bilgilerinin ise öncelikli olarak gönderilmesi istendi. Bu kayıtlarla, tasfiye sürecine yaklaşılırken fonlardan gerçekleşen çıkışların büyüklüğü, zamanlaması ve yatırımcı bazındaki dağılımı soruşturma dosyasında incelenecek. Soruşturmaya ilişkin sosyal medya hesabından değerlendirmede bulunan Adalet Bakanı Akın Gürlek, amacın birikimlerin istismarına izin vermemek ve mağduriyetin kanunun öngördüğü koşullar çerçevesinde giderilmesinin amaçlandığını bildirdi. Bakan Gürlek, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Aklama Suçları Soruşturma Bürosu tarafından "suç işlemek amacıyla örgüt kurma-üye olma", "nitelikli dolandırıcılık", "suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama" ve "sermaye piyasası kanununa muhalefet" suçları kapsamında yürütülen soruşturmada, para hareketlerinin tüm yönleriyle ortaya çıkarılmasına yönelik çalışmaların sürdüğünü aktardı.

TBMM Genel Kurulu, 51 günlük aranın ardından yasama çalışmalarına 1 Ekim'de başlayacak

TBMM Genel Kurulu, 51 günlük aranın ardından yasama çalışmalarına 1 Ekim'de başlayacak

28.09.2026 13:35:00
AA
 
TBMM Genel Kurulu, 51 günlük aranın ardından yasama çalışmalarına 1 Ekim'de başlayacak
TBMM Genel Kurulu, 51 günlük aranın ardından yasama çalışmalarına 1 Ekim'de başlayacak
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş'un katılımıyla, 28. Dönem 5. Yasama Yılı açılışı dolayısıyla ilk olarak Meclis'teki Atatürk Anıtı'na saat 13.00'te çelenk konulacak, saygı duruşunda bulunulacak ve İstiklal Marşı okunacak.

Anıttaki törenin ardından TBMM Genel Kurulu, TBMM Başkanı Kurtulmuş başkanlığında saat 14.00'te açılacak.

Kurtulmuş, yapacağı sunuş konuşması sonrasında Genel Kurul'a Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı takdim edecek, ardından İstiklal Marşı okunacak. Daha sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan, Genel Kurul'a hitap edecek.

Meclis başkanlarının yasama yılı açılışı dolayısıyla geleneksel olarak verdiği resepsiyon, Kurtulmuş'un ev sahipliğinde TBMM Tören Salonu'nda saat 18.30'da gerçekleştirilecek.

Yasama yılının açılışında devlet protokolü ile davetiye gönderilen izleyiciler dışında TBMM'ye ziyaretçi kabul edilmeyecek.

Genel Kurul, yeni yasama yılının ilk mesaisini 6 Ekim'de yapacak.

Yeni Parti’nin hafta sonu düzenlenen ilçe başkanlıkları ön seçimleri kapsamında, Ankara’da sandık başına giden üyelerin oylarıyla 13 ilçe başkanı belli oldu

Yeni Parti’nin hafta sonu düzenlenen ilçe başkanlıkları ön seçimleri kapsamında, Ankara’da sandık başına giden üyelerin oylarıyla 13 ilçe başkanı belli oldu

28.09.2026 13:00:00
Haber Merkezi
 
 Yeni Parti’nin hafta sonu düzenlenen ilçe başkanlıkları ön seçimleri kapsamında, Ankara’da sandık başına giden üyelerin oylarıyla 13 ilçe başkanı belli oldu
 Yeni Parti’nin hafta sonu düzenlenen ilçe başkanlıkları ön seçimleri kapsamında, Ankara’da sandık başına giden üyelerin oylarıyla 13 ilçe başkanı belli oldu
Yeni Parti'nin hafta sonu düzenlenen ilçe başkanlıkları ön seçimleri kapsamında, Ankara'da sandık başına giden üyelerin oylarıyla 13 ilçe başkanı belli oldu.

Yeni Parti'nin ilçe ön seçimleri 26-27 Eylül tarihlerinde, Türkiye genelinde kurulan sandıklarla gerçekleştirildi. 26 Ağustos tarihine kadar partiye üye olan tüm üyelerin oy kullanabildiği seçimlerde, Ankara'da da 13 ilçede sandık kuruldu. Ön seçim sonuçlarına göre Ankara'nın 13 ilçe başkanı şöyle:

Akyurt - Yalçın İpek

Altındağ - Gökhan Urun

Ayaş - Fatih Öztürk

Çankaya - Ercan Başal

Elmadağ - Mehmet Kurusakız

Etimesgut - Özgür Şahbaz

Gölbaşı - Nazım Sağlam

Keçiören - Görkem Cevahir Yıldırım

Mamak - Şeref Demirbaş

Nallıhan - Mustafa Sarıkaya

Pursaklar - Hüseyin Benek

Sincan - Önder Ağdede

Yenimahalle - Halil Alankuş

Gaziantep’teki kazada ölen 7 kişinin kimlikleri belli oldu

Gaziantep-Nurdağı kara yolunda yolcu otobüsü ile otomobilin kafa kafaya çarpıştığı feci kazada hayatını kaybeden 2'si çocuk 7 kişinin kimlikleri belirlendi. Otomobilde bulunan ve aynı aileden olan kurbanların cenazeleri otopsi işlemlerinin ardından Hatay'a gönderilirken, hastaneye kaldırılan 16 yaralıdan birinin durumunun ciddiyetini koruduğu açıklandı

28.09.2026 11:40:00 / Güncelleme: 28.09.2026 11:43:58
Haber Merkezi
 
Gaziantep’teki kazada ölen 7 kişinin kimlikleri belli oldu
Gaziantep’teki kazada ölen 7 kişinin kimlikleri belli oldu
Gaziantep'in Şehitkamil ilçesi kırsal Acaroba Mahallesi yakınlarında dün akşam saat 18.06'da meydana gelen, 34 HBS 100 plakalı yolcu otobüsü ile 31 AHB 98 plakalı otomobilin çarpıştığı feci kazanın bilançosu netleşti.

Hatalı sollama sonucu kontrolden çıkan otomobilin şerit ihlali yaparak otobüsün önüne kırılmasıyla gerçekleşen kazada, adli tıp kurumundaki kimlik tespit çalışmaları tamamlandı.

Aynı aileden 7 can yok oldu

Yapılan incelemelerin ardından otomobilde can veren sürücü ve yolcuların tamamının Hatay nüfusuna kayıtlı akrabalar olduğu belirlendi. Feci kazada hayatını kaybeden vatandaşların isimleri şu şekilde açıklandı:

• Gülistan Özdemir (46)

• Nisanur Özdemir (23)

• Zeynep Alin Özdemir (6 - Çocuk)

• Senem Gökşen (44)

• Atakan Gökşen (1 - Bebek)

• Fatma Balık (73)

• Gülhan Yaman (47) 

Gaziantep Adli Tıp Kurumu morgunda geceden bu yana süren otopsi işlemlerinin tamamlanmasının ardından, 7 kişinin cenazesi ailelerine teslim edilerek defnedilmek üzere memleketleri Hatay'a uğurlandı.

1 kişinin hayati tehlikesi sürüyor

Kazanın ardından yan yatan midibüsten çıkarılarak kentteki çeşitli hastanelere sevk edilen 16 yaralının tedavisi hassasiyetle sürdürülüyor. Gaziantep Vali Yardımcısı İlker Eker, ilk saatlerde otobüsteki yolcuların büyük bölümünün hafif ve orta dereceli yaralanmalara sahip olduğunu bildirmişti.

Ancak gelişmeleri yakından takip eden İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi sosyal medya hesabından yaptığı son güncellemede, yaralılardan 1 vatandaşın sağlık durumunun ciddiyetini koruduğunu ve hayati tehlikesinin devam ettiğini duyurdu. Diğer 15 yaralının ise genel durumlarının iyi olduğu ve hayati risklerinin bulunmadığı öğrenildi.

Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından görevlendirilen 1 Başsavcı Vekili ve 2 cumhuriyet savcısı eşliğinde, otobüs içi kameralar ve çevre güvenlik kameraları incelenerek kazayla ilgili geniş çaplı adli tahkikat sürdürülüyor.

Tutuklu komedyen Deniz Göktaş'ın bugün Çağlayan Adliyesi'nde ilk kez hakim karşısına çıkması bekleniyor

"Ölü Deniz" isimli gösterisindeki sözleri nedeniyle tutuklanan komedyen Deniz Göktaş hakkında üç suçtan iki yıl iki aydan dokuz yıl sekiz aya kadar hapis cezası isteniyor

28.09.2026 11:30:00
Haber Merkezi
 
 Tutuklu komedyen Deniz Göktaş'ın bugün Çağlayan Adliyesi'nde ilk kez hakim karşısına çıkması bekleniyor
 Tutuklu komedyen Deniz Göktaş'ın bugün Çağlayan Adliyesi'nde ilk kez hakim karşısına çıkması bekleniyor
Tutuklu komedyen Deniz Göktaş'ın bugün Çağlayan Adliyesi'nde ilk kez hakim karşısına çıkması bekleniyor.

"Ölü Deniz" isimli gösterisindeki sözleri nedeniyle tutuklanan komedyen Deniz Göktaş hakkında üç suçtan iki yıl iki aydan dokuz yıl sekiz aya kadar hapis cezası isteniyor.

İstanbul 14. Asliye Ceza Mahkemesi'nce kabul edilen iddianameye göre bu suçlamalar, "cumhurbaşkanına hakaret", "halkı kin ve düşmanlığa tahrik ve aşağılama" ve "suçu ve suçluyu övme" olarak sıralanıyor.

Göktaş'ın X hesabından yapılan 27 Eylül'de yapılan bir paylaşımda komedyenin yeni bir mektubu yer aldı.

Duruşmayı hatırlatarak başlayan mektupta, "88 gün sonra ilk kez kelepçeleneceğim ve araba kornası duyacağım. Kelepçeyi özlemediğim kesin, bakalım araba kornasını özlemiş miyim? İyiyim. Güneş olmadan da yaşanıyormuş, güneş abartılmış bir balonmuş" ifadeleri yer aldı.

32 yaşındaki Göktaş, "kuyu tipi" olarak adlandırılan Tekirdağ Karatepe Cezaevi'nde güneş görmeyen bir hücrede tutuluyor.

Gösterisindeki ifadeleri nedeniyle 29 Haziran'da hakkında soruşturma başlatılan Göktaş, yurtdışı tatili dönüşünde 2 Temmuz'da havalimanında gözaltına alınmış ve 3 Temmuz'da tutuklanmıştı.

28 Ağustos'ta komedyen hakkında "halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme" ve "cumhurbaşkanına hakaret" suçlamalarından tahliye kararı verilmiş ancak cezaevinden çıkmadan "suçu ve suçluyu övmek" suçlamasıyla yeniden tutuklanmıştı.

Ancak savcılık Göktaş'ın tahliye kararının kaldırılarak üzerine atılı suçlardan yeniden tutuklanmasını talep etti ve komedyenin "halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme" ile "cumhurbaşkanına hakaret" suçlarından ayrı ayrı tutuklanmasına oy birliğiyle karar verildi.

Daltonlar isimli suç örgütünün eylemlerini övme suçu işlediği iddiasıyla mahkemeye çıkarılan Göktaş, SEGBİS ile yaptığı savunmada suçlamayı reddetmişti.

Göktaş uzun süredir sergilediği gösteriyi 24 Haziran'da YouTube'a yüklemişti.

Video üç ayda 15 milyondan fazla izlendi.

İddianamede neler var?
İddianamede Göktaş'ın "Ölü Deniz" adlı gösterisinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan hakkında kullandığı bazı ifadelerin eleştiri sınırlarını aştığı ve Cumhurbaşkanı'nın şeref ve saygınlığını zedelediği öne sürülüyor.

Savcılık ayrıca gösteride yer alan bazı bölümlerin, İslam dininin mensuplarını ve dini pratikleri konu alan ifadeler nedeniyle toplumun bir kesimini diğer kesimine karşı kin ve düşmanlığa tahrik ettiği görüşünü dile getiriyor.

Bu bölümde özellikle oruç tutan canlı bombalar ve Kur'an konulu şakalar ile Göktaş'ın dalgıçlarla ilgili sözlerinin haşema giyen kadınlarla ilgili olduğu çıkarımı yer alıyor.

Bir diğer suçlama ise kamuoyunda "Daltonlar" olarak bilinen suç örgütüne ilişkin stand-up bölümüne dayanıyor.

Savcılık, bu bölümdeki ifadelerin suç örgütünün faaliyetlerini övücü ve meşrulaştırıcı nitelik taşıdığını savunarak "suçu ve suçluyu övme" suçunun oluştuğunu ileri sürüyor.

İddianamede, gösteriyle ilgili 500'den fazla CİMER başvurusu ve çok sayıda şikâyet dilekçesi verildiği belirtildi.

Söz konusu ifadelerin kamu düzeni açısından "açık ve yakın tehlike" oluşturduğu değerlendirmesi de yer aldı.

Fatih Altaylı herkesin merak ettiği soruyu sordu

Gazeteci Fatih Altaylı, AK Parti eski Genel Başkan Yardımcısı ve eski Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya hakkındaki borsa ve fon iddialarını köşesinde değerlendirdi

28.09.2026 10:08:00
Haber Merkezi
 
Fatih Altaylı herkesin merak ettiği soruyu sordu
Fatih Altaylı herkesin merak ettiği soruyu sordu
Fatih Altaylı, Fatma Betül Sayan Kaya hakkındaki borsa iddialarını köşesine taşıdı. Altaylı, Kaya ve eşinin Tera üzerinden yaptığı öne sürülen işlemlerdeki yüksek getiriyi gündeme getirirken, soruşturmanın toplam büyüklüğü olarak dile getirilen 25 milyar dolara dikkat çekti: "Fatma Betül Kaya'dan 45 milyon doları çıktı. Gerisi nereden çıkacak?"

Gazeteci Fatih Altaylı, AK Parti eski Genel Başkan Yardımcısı ve eski Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya hakkındaki borsa ve fon iddialarını köşesinde değerlendirdi.

Altaylı, Yeni Parti Sözcüsü Zeynel Emre'nin Kaya hakkında ortaya attığı iddiaları ilk duyduğunda bunların gerçeği yansıtmayacağını düşündüğünü belirtti. Ancak daha sonra gündeme gelen rakamların dikkat çekici olduğunu ifade etti.

63 MİLYON TL'DEN 1,3 MİLYAR TL'YE

Altaylı'nın aktardığı iddiaya göre Kaya, nisan ayında Tera üzerinden yaklaşık 63 milyon TL tutarında yatırım yaptı. İddiaya göre bu para eylül ayında yaklaşık 1 milyar 344 milyon TL olarak geri çekildi.

Altaylı, söz konusu rakamları dolar üzerinden de hesaplayarak, yaklaşık 1 milyon 432 bin dolarlık yatırımın 5 ay içerisinde 28 milyon dolara ulaştığı iddiasını gündeme getirdi. Yazar, bunun dolar bazında yaklaşık yüzde 2 binlik artış anlamına geldiğini yazdı.

EŞİNE AİT İŞLEMLER DE GÜNDEMDE

Altaylı, Kaya'nın eşi İlyas Kaya hakkındaki iddiaları da yazısına taşıdı.

Buna göre İlyas Kaya'nın nisan ayında yaklaşık 99 milyon TL yatırdığı, eylül ayında ise yaklaşık 826 milyon TL ile çıktığı öne sürüldü.

Altaylı, bu rakamların dolar karşılığının yaklaşık 2 milyon 250 bin dolardan 17 milyon 210 bin dolara yükselmek anlamına geldiğini belirterek, işlemlerin fonun batmasından hemen önce gerçekleştiği iddiasına dikkat çekti.

"SADECE FATMA BETÜL SAYAN KAYA MI?"



Altaylı'nın yazısının odağındaki soru ise fon soruşturmasının tamamına ilişkin oldu.

Yazar, "Sadece Fatma Betül Sayan Kaya mı yapmıştır bu işi? Başka kimler böyle servet edindi?" sorusunu gündeme getirdi.

Altaylı, ardından soruşturmayla bağlantılı olarak dile getirilen 25 milyar dolarlık toplam büyüklüğe dikkat çekerek şu soruyu sordu:

"Fatma Betül Kaya'dan 45 milyon doları çıktı. Gerisi nereden çıkacak! Çıkacak mı?"

ESKİ DOSYA: İBB'DEN 85 BİN 791 DOLARLIK EĞİTİM ÖDEMESİ

Kaya'nın adı daha önce de ABD'deki eğitimi nedeniyle İBB iştiraki İSBAK'tan aldığı öne sürülen ödemelerle gündeme gelmişti.

İBB'nin eski yönetimi döneminde, Kaya'nın 14 Kasım 2008'de İSBAK AŞ'de elektrik-elektronik mühendisi olarak işe başladığı, yaklaşık iki ay sonra da ABD'de eğitim için İBB bursuyla gönderildiği kamuoyuna yansıyan kayıtlarda yer aldı.

İSBAK tarafından Kaya'ya yurtdışı eğitim sözleşmesi kapsamında 85 bin 791 dolar ve 20 bin 289 TL ödeme yapıldığı belirtildi.

İBB PARAYI GERİ İSTEMİŞTİ

Konu 2021 yılında İBB Teftiş Kurulu'nun incelemesiyle yeniden gündeme geldi.

Dönemin İBB yönetimi, Kaya'dan ve kefil olan aile üyelerinden 85 bin 791 dolar ile 20 bin 289 TL'nin, masraflar ve yasal faiziyle birlikte geri ödenmesini talep etti. Ayrıca dönemin bazı İSBAK yöneticileri hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunuldu.

İBB müfettişlerinin raporuna ilişkin haberlerde, yurtdışı eğitim sözleşmesindeki bazı hükümlerin ihlal edildiği iddiaları da yer aldı. Bunlar arasında eğitim sonrasında İSBAK'ta çalışma yükümlülüğü ve eğitim süresinin uzatılmasına ilişkin sözleşme hükümleri tartışma konusu oldu.

Ancak bu eski dosyada da önemli bir ayrım bulunuyor: Kaya hakkında 2021 sonunda işlem başlatıldığı, sonrasında takipsizlik kararlarının verildiği basına yansıdı. Ayrıca Kaya'nın başvurusu üzerine İBB bursuyla ilgili çok sayıda internet içeriğine 2024'te erişim engeli getirildi.

ALTAYLI'NIN VURGUSU NE?



Altaylı'nın yazısındaki temel vurgu, yalnızca Kaya hakkındaki iddialar değil. Yazar, Kaya üzerinden ortaya çıkan rakamların, eğer soruşturmadaki toplam para büyüklüğü iddiasıyla birlikte değerlendirilecekse, "başka kimlerin bu sistemden ne kadar kazanç sağladığı" sorusunu gündeme getirdiğini belirtiyor.

Dolayısıyla "25 milyar doların 45 milyonu eski Bakan'dan çıktı" ifadesi, 25 milyar dolarlık toplam büyüklüğün tamamının Kaya'ya ait olduğu anlamına gelmiyor. Altaylı, Kaya hakkında öne sürülen yaklaşık 45 milyon dolarlık tutarı, soruşturmada konuşulan 25 milyar dolarlık toplam rakamla karşılaştırarak geriye kalan miktarın akıbetini sorguluyor.

Kaya ise iddiaların ardından AK Parti Genel Başkan Yardımcılığı ve diğer görevlerinden istifa etti. Hakkındaki borsa işlemlerine ilişkin iddiaların hukuki olarak kesinleşmiş bir suç veya mahkûmiyet anlamına gelmediği de ayrıca belirtilmeli.

Sermaye piyasası işlemleri soruşturmalarında 45 firma ve 19 fon üzerindeki mal varlığı tedbiri kaldırıldı

İstanbul'da sermaye piyasasında gerçekleştirilen işlemlere ilişkin soruşturmalar kapsamında 45 firma ve 19 fon üzerindeki mal varlığı tedbiri kaldırıldı

28.09.2026 06:00:00
AA
 
Sermaye piyasası işlemleri soruşturmalarında 45 firma ve 19 fon üzerindeki mal varlığı tedbiri kaldırıldı
Sermaye piyasası işlemleri soruşturmalarında 45 firma ve 19 fon üzerindeki mal varlığı tedbiri kaldırıldı

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terörizmin Finansmanı ve Aklama Suçları Soruşturma Bürosunca, sermaye piyasasında gerçekleştirilen işlemlere ilişkin soruşturmalar sürüyor.

Soruşturma kapsamında Başsavcılığın ilgili kurumlara yazdığı müzekkerede kişi ve kurumların hesaplarında bulunan sermaye piyasası araçlarının dondurulmasının talep edildiği bildirildi.

Yazıda, ilgili kurumlar nezdinde mal varlığı ve para hareketlerine yönelik tedbir uygulanan firmalar ve fonlarla alakalı olarak, Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) ve ilgili kurullar tarafından yeni değerlendirme ve bildirimlerin yapıldığı belirtildi.

Bu doğrultuda, söz konusu tedbirlerin ve mal varlığının dondurulması kararının kaldırılmasına karar verildiği kaydedildi.

Soruşturmada tedbir kararı kaldırılan 45 firma ile 19 fonun bulunduğu, gerçek kişiler üzerindeki tedbirin ise devam ettiği öğrenildi.

Soruşturma

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının MASAK'a 17 Eylül'de gönderdiği müzekkerede, Pusula Finans Holding AŞ, Tera Yatırım Menkul Değerler AŞ, Hedef Holding AŞ ve Bulls Yatırım Menkul Değerler AŞ ile bunların alt şirketlerinin yöneticilerine ilişkin mali verilerin temini talep edilmişti.

Şirketlerin tüm yöneticilerinin açık kimlik bilgilerinin tespit edilmesi, bunların 2024'ten bugüne kadar yurt dışına gerçekleştirdikleri para ve kripto varlık transferleri ile tüm para giriş-çıkışlarının ham veri halinde Başsavcılığa gönderilmesi istenmişti.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terörizmin Finansmanı ve Aklama Suçları Soruşturma Bürosunca yürütülen soruşturmada, Tera Yatırım Holding Yönetim Kurulu Başkanı Emre Tezmen, Tera Yatırım Holding Yönetim Kurulu Üyesi Emre Alkin, Tera Yatırım Bağımsız Yönetim Kurulu Üyesi Kerem Alkin, Tera Portföy Genel Müdürü Alper Öztürk, Pusula Holding Yönetim Kurulu Başkanı Serdar Turhan, Pusula Portföy Yönetimi AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Muhammed Yarız, Namık Kemal Gökalp, Altunç Kumova ve İbrahim Bekçi tutuklanmıştı.

Gözaltına alınan Enver Çevik ve Kemal Akkaya, savcılıktaki ifadelerinin ardından serbest bırakılmıştı.

Soruşturma kapsamında gözaltına alınan Doğa Sigorta Yönetim Kurulu Başkanı Nihat Kırmızı, Tera Yatırım Yönetim Kurulu üyeleri Bülent Uygun ve Abdulkadir Özkan da adliyeye sevk edilmiş ve tutuklanmıştı.

Adliyeye sevk edilen şüphelilerden Furkan Baki, Murat Keçeci, Ramazan Erbey, İlhan Aygül, Salih Can Bülbül, Selçuk Kahya, Uğur Akkafa, Samet Çetinel, Celal Yarız, İsmail Ege, Mehmet Yıldırım, Lütfi Çetinel, Berkan Gülen ve Mehmet Erbey'in tutuklanmasına, 3 şüpheli hakkında ise adli kontrol tedbirinin uygulanmasına karar verilmişti.

Soruşturma kapsamında gözaltına alınan ve Çağlayan'daki İstanbul Adliyesi'ne sevk edilen 19 şüpheli tutuklanmış, 2 zanlı ise adli kontrol şartıyla salıverilmişti.

Devam eden soruşturmada 8 zanlı daha gözaltına alınmış, 6'sının tutuklanmasına hükmedilmişti.

Böylece soruşturmada tutuklananların sayısı 51'e ulaşmıştı.

Tera Portföy CEO'su Emir Münir Sarpyener'le birlikte hakkında yakalama kararı çıkarılan Tera Portföy Yönetim Kurulu Başkanı Erdin Özel de gözaltına alınmıştı. 

logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.