logo
24 HAZİRAN 2026

Özgür Özel: Sandığı Tayyip Bey'e kaptırmamaya çalışıyoruz

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, "Bizim meydan meydan eylem yapıyoruz dediğimiz mesele, sandığa, adaya sahip çıkma meselesi. Biz o sandığı Tayyip Bey'e kaptırmamaya çalışıyoruz" dedi

05.06.2025 15:38:00 / Güncelleme: 05.06.2025 15:43:40
Haber Merkezi
Özgür Özel: Sandığı Tayyip Bey'e kaptırmamaya çalışıyoruz
Özgür Özel: Sandığı Tayyip Bey'e kaptırmamaya çalışıyoruz
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, TELE1'de "Liderler Özel" programında soruları yanıtladı.

"Siz sık sık iktidara 'Durun, geri adım atın, siz sertleşirseniz ben de sertleşirim, siz savaş hukuku uygularsanız ben de gereğini yaparım' diyorsunuz. İktidar nereye kadar gidecek?" sorusuna Özgür Özel, şu yanıtı verdi:

"Ben onlara 'durun' derken 'yargılama yapmayın' demiyorum. 'Durun' derken 'hukuksuzluğu, haksızlığı durdurun, yargılama olsun' diyorum. HSK bu savcılarla adil yargılama çıkacağını düşünüyor mu, olabilir mi? Bu savcı şimdi bir iddianame hazırlayacak ve iddianamede görevi ne savcının? Lehe delil topladığı gibi aleyhe de delil toplamak. Siz bu anlayışın lehe delil toplayacağını düşünüyor musunuz?

Ağzımla söylüyorum, söylediği 3 gün telefon sinyalinin dakika dakika ispatı var. Dün söyleniyor, dün bu ifadeyi alan savcı, bütün arkadaşlarımıza bu hakları görünce şöyle yapıyormuş, her halde vicdanlı, insaflı bir arkadaşa denk gelindi, üzüntülerini belli edip 'Kararı ben vermeyeceğim, soruşturmanın savcısı verecek' diyormuş, o ifadeyi alan savcı.

Diyorlar ki dinledikçe şaşırdı, bir şey diyemedi. Bizim arkadaşlarımız ilk kez savcılığa düşüyorlar, o ifadeyi alan savcı ifade tutanağını alıp götürüyor. Maalesef kötü bir usulle soruşturma savcısı kararı veriyor, güya okuyup verecek. Zaten kafadan kararı vermiş bunlar, öyle davranıyorlar. Bizim arkadaş karşısında savcıyı görünce haklılığını anlatmaya çalışıyor ona, 'Ben o gün orada değildim, şöyle ispatlayayım' diyor. O da insan, bakıyor ki haklı adam, 'Biliyorsunuz değil mi, kararı soruşturma savcımız verecek' diye neredeyse özür diledi benden, bunları görüp duyunca.

Öyle bir ifade yok ama his o ve birçok arkadaşımız 'İfadeyi alan savcı mahçup oldu bunun karşısında.' Gaziosmanpaşa, soruşturulduğu olay, 1 Nisan'da kendinden önceki belediye başkanının, belediye meclisine sevk ettiği ve yapılan belediye meclisinde AKP ve MHP çoğunluğu ile onların oylarıyla kabul edilen bir şeyden yargılanıyor benim arkadaşım. Çıldırmamız biraz da buna.

"İfadesini kabul etmemişler"

Utku Caner Çaykara, en gencimiz, 32 yaşında seçilmiş. Belediyede oturduğu yok, sokakta ayakkabı eskitiyor, acayip bir enerji. Bugün Avcılar'a sandık koyun biz yaptığımız ankette seçildiği günden beri oyunu en ileri götüren belediyeden biri. Bugün sandık koyun, yüzde 75 ile seçilecek. Kendisinin hiç ilgisi olmayan kampanyada Avcılar İlçe Başkanlığı'na araç desteği istendi, desteği verdik diyorlar, Avcılar Belediye Başkanı'nı bu desteği veren kişiyi iade vermekle suçlayacaklar, iade yapılmamış, iade yok. Böyle acayip bir durum.

Utku neden orada bilen yok. İki ifade var o da kayda geçsin, bunlar çarpıcı şeyler, bir yerde dursun. Bir ifadesi şu, Aziz İhsan Aktaş'ı götürüyorlar, ilk verdiği ve önüne ittirdikleri şu olmaz diyor, 'Baba' diyor, 'baba' diye başlamış lafa, 'Ben bütün iş yaptığım beeldiyelere seçim geldi mi kampanyaları için ne ihtiyaçları varsa baskı araç falan yardım yaparım belediye başkanlarına.

Bana haber yolladılar, AK Partililere yolluyorsun belediyeleri biz alırsak ne yapacaksın, gel bize de yap' CHP demiş güya. Ben de AK Partililere yaptığım gibi, AK Parti'ye 10 araba verdiysem 2 tane de CHP'li rakibine yolladım. Gelirse beni sepet havası yapmasın diye.' İfadesi bu. Bu ifadesini kabul etmemişler, 'olmaz' demişler. Bir süre sonra ifadeyi şöyle almışlar; 'CHP'li belediye başkanı adayları haber yolladı, kampanyamıza yardım yapsın' deyip 4-5 belediye ismi vermiş. Şunlara verdik oralarda araç gezdi diye. Bu ispata muhtaç bir iş de, ben AK Parti'ye 10 yapıyorsam 2 tane de bunlara yaptım seper havası olmasın diye ifade vermiş Aziz İhsan Aktaş bu ifadeyi alamıyor neden? Çünkü içinde AK Parti geçiyor. Eğer dün yapılan muamele, ahlaki, vicdani, hukuki olsa o günün Aziz İhsan Aktaş'ın yaptığı 20 AK Partili belediye başkanını da alman lazım.

"AK Parti'ye kiralama faturalarını göstersin"

Bir de şunu söyleyeyim: Manisa'da bütün Somalılar bilir, Soma'daki madenler AK Parti'nin seçim kampanyasına full destek verirler, sırf Soma'ya değil bütün Manisa'ya.

Vaktiyle AK Parti'nin bu değil bundan önceki seçim, AK Parti'nin konvoyları birbirinin aynısı 18 tane parti bayrağıyla giydirilmiş otobüs, yabancı plaka. O plakalı araçları hangi firma kiralamış?

AK Parti bir önceki seçimde Manisa'da kullandığı yabancı plakalı araçların, yanlış telaffuz etmeyeyim diye söylemiyorum, hangi firma tarafından ya da AK Parti'ye kiralama fatıralarını göstersin, hadi buyur."

"Muhalefete düşesi yok çünkü rejim değişikliği sürecini tamamlamak istiyor"

"Erdoğan'ın oyunu, hedefi sizce ne" sorusu üzerine Özel, şunları kaydetti:

"Erdoğan'ın hedefi şu, iktidarda kalmak istiyor. Hatta geçtiğimiz günlerde söyledi, can bedende durdukça koltukta oturmak istiyor. Muhalefete düşesi yok çünkü rejim değişikliği sürecini tamamlamak istiyor.

Şöyle bir durum var, karşısında Beylikdüzü Belediyesi'ni ondan alan, 'İstanbul'u kaybeden Türkiye'yi kaybeder' dedikten sonra 3 kez adaylarını yenen, Türkiye'nin son başbakanı bu aday Binali Yıldırım. Önce 31 Mart'ta 13 bin 600 farkla sonra 23 Haziran'da 806 bin farkla yenen sonra 5 yıl boyunca başarısız göstermek için yapmadığını bırakmadığı, mileltin karşısına geçip 'Şehirciliği en iyi biliyor' diye anse ettikleri öncesinde de bugün bakanı yaptığı Murat Kurum'u getirip 1 milyonun üzerinde fark yedirdiği Ekrem İmamoğlu var.

Erdoğan kendisini yenilmez görüyordu ya, onun travması şu; nasıl bir rejime gelmek istediğini söylemek için söylüyorum, sandıktan anladığı şuydu: Sandık birden çok partinin yarıştığı ve Erdoğan'ın kazandığı bir oyun. Bu oyun için her şey mübah.

Öncesinde devlet parti işinin birbirine karıştığı, seçimde oylar sayılırken kabulünde reddinde şeklen böyleydi. Geçmişi tümüyle ibra ettiği, akladığı, gelecek 5 yıla da kayıtsız meşruiyet tanımladığı bir alan görüyordu sandığı. Bu, 31 Mart'a kadar böyle gitti.

17-25 Aralık'tan sonra 31 Mart Seçimleri'nde ne diyor: 'Milletim ilk seçimde bizi akladı.' Bakanlar, bakanların çocukarı parayla yakalanmışlar, dönemin başbakanı, 'Hırsızlık yapan kardeşim olsa kolunu keserim' demiş, dönemin başbakanını bakanlıktan almış, dosyaları yüce divana yollamak istiyor diye. Ahmet Davutoğlu'ndan bahsediyorum. Siyasal ahlak yasası çıkartmak istemesi onun başını yedi. Ne dedi Davutoğlu'na, 'Siyasi ahlak yasası çıkarsa bu yasayla görev yapacak bir il, ilçe başkanı bulamayız.' Kendi il başkanlarına diyor siyasi ahlaksız diye, itiraf ediyor.

"Özgür Özel'i canlı verme, başın derde girmesin' demek istiyorlar"

Erdoğan, önündeki 5 yılda da 'istediğim gibi yönetirim' dedi. 31 Mart'ta şunu gördü, artık kendisinni bir yenilmezliği yok. Yani altın kemer gitti, takıyordu altın kemeri 5 yıl kasıla kasıla yürüyordu: 'Ben kazandım istediğimi yaparım'.

İşin daha kötüsü yenilmezliği yok ama bir yenilmez var o da Ekrem İmamoğlu. Dört kez üst üste Tayyip Bey'in adaylarını yenmiş. Tayyip Bey Ekrem Bey'i yenememenin psikolojisi içinde, 'Gelecek seçimlere gidemeyiz, rakibim bu olmamalı' diyor. Ya rakibi ya sandığı ortadan kaldıracak. Bizim meydan meydan eylem yapıyoruz dediğimiz mesele, sandığa, adaya sahip çıkma meselesi.

Biz o sandığı Tayyip Bey'e kaptırmamaya çalışıyoruz çünkü sandık Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ten, İnönü dönemine ait. Biri tek adam rejimini bitirip Cumhuriyet'i ilan etti, Meclis kurdu, diğeri bunun devamında çok partili rejime gidip kaybettiği seçimde iktidarı devretti yani iktidarın değişebilir olduğunu gösterdi Türkiye'de.

Bugün Erdoğan, bu iki kazanımı elimizden almaya, demokrasiden diktaya geçmeye çalışıyor. Darbe yapıyor ama yaptığı darbe askeri değil sivil darbe.

Kamuflaj yok, savcı cübbesi var darbecilerin üzerinde. Diktatörlüğünü kumaya çalışıyor, bunu ben diyorum siz demiyorsunuz. Çünkü şundan da tedirginim: Bir yerde bir şey konuşuyorsunuz, RTÜK tutuyor 'Özgür Özel...' Ya canlı yayında söylüyorum karşımdaki ne bilecek benim ne söylediğimi? O soruyu soruyor ben cevabını veriyorum. Televizyon kanalı görevini yapıyor. Elinde mikrofon konuşma yapıyor, canlı yayın. 'Özgür Özel'i canlı verme, başın derde girmesin' demek istiyorlar."

"Bunun adı selefi darbesi"

Özel, erken seçim ihtimali hakkında şunları söyledi:

"Erken seçim olsun diye elimizden geleni yapıyoruz. Burada seçimin erkene alınıp alınmayacağına ne Özgür Özel karar verebilir ne Erdoğan. Halkın kendisi karar verebilir. Biz örneğin böyle büyük mitingler yapıyoruz. Bu mitingler erken seçim talep mitingleri 100 binlerden mesela Saraçhane'de 1 milyon 200 bin kişi olmasaydı…

İlk gün ben gittim Saraçhane'ye. Girdik içeriye. Yol boyunca da 3 saat böyle Ankara'dan İstanbul'a gelirken camdan dışarı baktım. Dedim ki 'Emsalsiz, beklenmedik ve önemli bir şey yapmak lazım. Herhangi bir gün gibi bugünü tamamlayamayız.' Bu nedir, bir kere bunun adını koyalım. Bu darbe. Neye darbe? Geleceği darbe. Bugün ülkeyi yönetenin kendinden sonrakine ve selefine yaptığı, selefi bir darbe. Selefiler demokrasiyi reddediyorlar biliyorsunuz. Ve darbe, Türkiye'nin geleceğine darbe.

"Ne yapacaksa İstanbullular yapacak"

Erdoğan da uzun süredir bu sandıktan istifade etti ama indiği istasyonda hatırladık: 'Demokrasi bir tramvay, işimize geldi bindik, gelmeyince ineriz' demişti. Şimdi indiği istasyondayız. Bu selefi darbe; selefine, Türkiye'nin geleceğine, gelecek Cumhurbaşkanı'na yaptığı darbe.

Bu darbenin bir hedefi olmalıdır. Nedir? İki hedefi var; canlı hedefi İmamoğlu. O, o gece Vatan'daydı, şimdi de Silivri'de. Bir de mekansal ve simgesel hedefi olmalı. O da Saraçhane, İstanbul Büyükşehir Belediyesi. Oraya da kayyum atamaya niyetli olduğu belli, iki soruşturma açmış. Biri yolsuzluk, biri terör. Terör soruşturmasından açtığı, belediye başkanlarını belediye meclis üyelerini de tutukladı.

Gittik, Saraçhane'ye girdik. Ben dedim 'Buradayım. Ben buraya bir seçilmiş belediye başkanvekili gelene kadar buradayım. Milleti de buraya çağıracağız.' Biz daha bunları konuşurken, tabii devletin istihbaratı da vardır, güçlüdür, hızlı duyar. Tak, çıktı; beş gün süreyle İstanbul'da üç kişi bir araya gelemeyecek. En sert toplantı ve gösteri yasağı.

Arkadaşlar dediler 'Ne yapacağız? Dedim ki 'Biz bir şey yapmayacağız. Ne yapacaksa İstanbullular yapacak. Ne olacaksa bu gece olacak. Ya olacak, ya olmayacak.' Çıktım orada balkondan önce bir video çektik. Konuştuk. Aşağıda 50 kişi, 100 kişi, 200 kişi gençler toplanmıştı. 'Akşam 20.30'da burada 100 binler olacak' dedim. Alkışladılar. O videoları yayınladık. Ama bir yandan da çok karamsar bir tablo çıktı ortaya: Köprüleri kaldırmışlar, Haliç'teki köprüleri kaldırıyorlar, 3-4 durak metroyu engellemişler, yedi kilometre ileriden çevirme var, araç sokmuyorlar, otobüsleri sokmuyorlar.

O sırada bir gürültü. Beyazıt'tan öğrenciler bariyerleri yıkmış, İstanbul Üniversitesi. Öyle çok kalabalık da değil, 2 bin kişi filan bir yandan geldiler. O günü hiç unutmam hakkını da yemem. İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik'e dedim, 'Başkanım Vatan Emniyet'in önündeki CHP'liler, orada bir 3-4 bin kişi Vatan emniyetin önüne toplamıştı. Dedim 'Gelebilirler mi?' Dedi ki 'Başkanım gelemezler ama ben gidersem getiririm onları.' Fırladı gitti. Önlerine düştü, o da onları getirdi. O 6 bin kişi, akşam üstü 3-4, sosyal medya paylaşımlarıyla akşam oldu 155 bin kişi. İlk gece. İkinci gece 250 bin kişi, üçüncü gece 550 bin kişi, tutuklamanın olduğu dördüncü gece 1 milyon 250 bin kişi."

"Bütün muhalefeti yedi, bitirdi adam"

"O 1 milyon 250 bin kişi orada olmasaydı, bugün adı Adil Bakan… Darbenin hani görevlendirme listesi var ya. En başa yazmış 'İstanbul Büyükşehir'e eski İstanbul Genel Sekreter Yardımcısı Bakan Adil Karaismailoğlu.' Karaismailoğlu, işte Trabzonlu bakan. O geliyordu oraya kayyım diye.

Bunu şu anda bütün AK Partililer kabul ediyor, bütün AK Partililer. Benim tarif ettiğim darbenin içinde görevlendirme listesinin başında bu vardı. Şişli'de de 'Şişli Kaymakamı' yazıyormuş işte, oturttu oraya. Şimdi buraya 1 milyon 200 bin kişi gelmese İstanbul'a kayyım gelirdi. Çünkü o 1 milyon 200 bin kişi kayyım gelirse evlerine dönmeyecekti.

Bugün sözüme değer veren, kulak veren herkese söylüyorum: Muhaliftir, beni sevmiyordur, belki benim sözüme değer de vermiyordur, bambaşka bir siyasettendir ama kulak veriyordur. Türkiye'deki herkese diyorum ki, demokrasiye sahip çıkacaksak, erken seçimi getireceksen, 'Gözünün üstünde kaşın var, ben senin şu yönünü sevmem, bu yönünü sevmem' demeden, bu mitingler, Saraçhane ölçeğinde 1 milyon 200 bin olduğu gibi, bir meydanda 2 milyon kişi, 4-5 milyon kişi 'erken seçim' derse, direnirse gerektiğinde dönmemek üzere gelirse o sandık gelir. Bunu, Türkiye'deki durumundan rahatsız herkese söylüyorum.

Geçmişte AK Partilisindir ama bugünkü emekli maaşıyla geçinemiyorsundur. İşçisindir, yapılan haksızlığı sindiremiyorsundur. Bu adaletsizliği sindiremiyorsundur. Biz şuradan geliyoruz: Saraçhane Meydanı'nda açık söyleyeceğim, ilk günler… Ben 'Sadece Ekrem İmamoğlu'na değil, Selahattin Demirtaş'a da özgürlük istiyoruz' dediğimde Zafer Partili gençler homurdanıyordu. 'Ümit Özdağ'a özgürlük' deyince DEM'li gençler homurdanıyor. Açık açık konuştuk onlarla. Kaydı da var. Dedim ki 'Seninkini içeri atınca bu sevinirse, bununki içeride sen sevinirsen hep o sevinir.' 'Onun hakkını da birlikte savunacağız, senin hakkını da. Önce biz başkanlarımızı, adaylarımızı, liderlerimizi kurtaracağız. Sonra rekabet ederiz, kavga ederiz demokrasi zemininde.' Yoksa parça, parça bütün muhalefeti yedi, bitirdi adam.

Topyekun bir mücadeleye ihtiyaç var. Onun için biz muhalefetin hatta geçmişte iktidar olup, tek adam rejimine, seçimsizliğe, sandıksızlığa itiraz eden, son seçimde bile iktidara oy vermiş demokratların da bu mücadelenin içinde olmasını bekliyoruz.

"Soruyu da duysun millet, cevabını da"

Şunu düşünelim; 15 Temmuz gecesi darbe yapıldığı sırada… Darbe iktidara yapılır. Ama herkes döner muhalefete bakar. Ana muhalefetin gözünün içine bakar. 15 Temmuz gecesi darbe girişimi olduğunda, biz ne yaptık? Ben bunu AK Partili seçmenlere hatırlatırım. A Haber'den izlediler beni.

Bize ilk başta diyorlardı ki 'Solcu, Kemalist subaylar da bu darbeye destek veriyor.' 'Yanlış yapıyorlar' dedim, 'Destek veriyorsa yanlış yapıyorlar. Darbeyi kim yapıyor, diye bakarsak darbeye karşı olamayız, demokrat olamayız.' 15 kişiyi önce Genel Merkez'e topladım. Genel Başkanımız uçaktaydı, ulaşamıyorduk. Ondan sonra Meclis'e gittik. Meclis'te de Meclis yolunda da telefon açıldı. Söyledik 'Biz Meclis'e giriyoruz' diye.

İsmail Kahraman'ı da aradım, grup meclis başkanvekillerini, Ayşenur Bahçekapılı'ya kadar. Hiçbiri de inkar etmedi. Kitapları yazıldı bunların. 'Bu Meclis'i açalım. Birlikte direnelim.' Ben konuşma yaptım. '100 yıllık partiyiz' dedim, 'Çok yendik, çok yenildik. Ama asla darbeye tenezzül etmedik. Bugün yeniden sandık kurulana, milletimiz yeni bir görev verene kadar ülkenin ana muhalefet partisiyiz. Seçilmiş parlamentonun, demokrasinin, hükümetin arkasındayız.' 'Darbenin karşısındayız' dedim.

Tepede F16 uçuyordu. Döndüler Meclis'i vurdular, biz bunları yaptıktan sonra. Ama ben o gece Tayyip Erdoğan'a sahip çıkmadım, sandığa sahip çıktım. Başıma Humeyni gibi gelip de Fetullahçılar oturmasın diye bu ülkenin demokrasisine sahip çıktım. Ama o gün sahip çıktığım Erdoğan, şimdi o gün darbecilerin yaptığını yapmaya çalışıyor. Şimdi o yüzden Erdoğan'a karşı 'siyaset dışı' dedikleri Ömer Çelik 'Siyaset bu kadar sert üslubu kaldırmaz' diyor.

Siyaset mi yapıyorsun da benden siyasi nezaket bekliyorsun? Bu yaptığın siyaset mi? Ömer Çelik'in şahsına demiyorum. Ömer Çelik'in sözcülüğünü yaptıklarının bize yaptıkları siyaset mi? Sen darbe yaparsan ben darbeye nereden direneceğim? Karar yeter sayısı isteyerek mi direneceğim Meclis'te? O gece öyle mi yaptık?

O gece Bülent Tezcan çıktı CNN yayınına Ayşe Keşir'in telefonunundan. 'Şimdi sokaklara çıkma, tankların üstüne çıkma zamanıdır' dedi. Ben 'Bütün milletimizi meydanlarda direnmeye davet ediyorum' dedim. Bugün Meclis Başkanvekili seçtiğimiz büyüğümüz Ankara Milletvekilimiz Tekin Bingöl tuttu, çıktı canlı yayında, 'Bütün Türkiye'yi darbeye karşı direnmeye davet ediyorum' dedi.

O gece biz böyle yapmışız. Canımızı ortaya koymuşuz. Bir CHP'li darbecilere şak şak yaptı mı? Ama şimdi burada bu sefer bunlar darbe yapıyor elindeki güçle bize. Kardeşim tutuksuz yargıla, TRT'den yayınla. Aç, ver frekansı. Tele1 yayınlamaz mı? Bütün televizyonlar yayınlar. Ver frekansı. Soruyu da duysun millet, cevabını da.

"Başka görüntü mü bulamadın?"

Hatırlayalım ilk sabah darbeyi, bu yaptıkları işi basına nasıl duyurdular? '560 milyarlık yolsuzluk operasyonu, İmamoğlu suç örgütü.' İBB'nin altı yıllık toplam bütçesi; 490 milyar. '560 milyarlık yolsuzluk operasyonu.' Şimdi bunu savunan var mı? Yok. 'Kasadan para çıktı' diyorlar. Bir baktım tutanağa. Kasadan, 48 mermi çıkmış yayladaki kasadan. Koruma Müdürü'nün ruhsatlı tabancasının mermileri.

Çocuklar oynamasın diye küçücük bir kasaya koymuş. Hakan Başkan'ın Gaziosmanpaşa kasası da önceki AK Parti döneminde. Kasanın içinden belediyenin mührü çıkmış. Bir kuruş para yok ikisinde de. Arama tutanakları polis imzalı. TRT 'Gaziosmanpaşa'nın gizli kasasına erişildi' diyor.

Görüntülerde böyle böyle dolar çıkarıyorlar içinden. Sonra tepki gösterince de açıklama yolluyorlar bize, yani arka plandan. Ya yayladaki arama görüntüleri yoktu, stok video kullandık. Bula bula başka görüntü mü bulamadın, dolar çıkan görüntü kasadan. Adamın kardeşi inanır ya. Şimdi yazsa ki, Özgür Özel'in evindeki kasaya ulaşıldı... Benim birader, 'ya abime bak ne işlere karışmış' der. TRT bu ya."

Kartalkaya'daki otel yangınında yakınlarını kaybedenler adliye önünde açıklama yaptı

Bolu Kartalkaya Kayak Merkezi'ndeki Grand Kartal Otel'de 21 Ocak 2025'te çıkan yangında yakınlarını kaybedenler, Bolu Adliyesi önünde açıklama yaptı

23.06.2026 17:00:00
AA
Kartalkaya'daki otel yangınında yakınlarını kaybedenler adliye önünde açıklama yaptı
Kartalkaya'daki otel yangınında yakınlarını kaybedenler adliye önünde açıklama yaptı

Adliye önünde pankart açan aileler adına konuşan, olayda 8 yakınını kaybeden avukat Yüksel Gültekin, yangının üzerinden 17 ay 2 gün geçtiğini belirtti.

"Davada birinci derece kusurlu gösterilen Turizm Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı personeliyle ilgili maalesef bugüne kadar herhangi bir hukuki gelişme olmadı." diyen Gültekin, 40 yıllık avukat olarak ilgili personel hakkında iddianame düzenlenmemesini izah edemediğini söyledi.

Adalet Bakanı Akın Gürlek'e kurulan komisyonla aydınlatılan cinayetler dolayısıyla bir vatandaş olarak teşekkür ettiğini belirten Gültekin, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Ayrıca 'Suç işleyen herkes yakasından tutulacak ve yargı önüne çıkarılacak.' sözünü de önemsiyorum ve güven duyuyorum. Sayın Adalet Bakanım, Bolu Cumhuriyet Başsavcılığı, Kültür ve Turizm Bakanlığının 1. derece kusurlu olduğunu tespit etti. Netice itibarıyla Turizm Bakanı yargılama müsaadesi vermedi, buna rağmen Danıştay bu kararı kaldırarak, 'Yargılanmalılar, hesap vermeliler.' dedi. Sayın Bakanım, sizden 78 canımız adına rica ediyorum. Gecikmeden, mümkünse bugün, değilse yarın bu dosyanın iddianamesinin düzenlenmesi için talimat verin. Aksi halde bu sürecin ilerlemeyeceğini düşünüyoruz."

Devletine ve milletine bağlı insanlar olduklarını vurgulayan Gültekin, "17 aydır sabırla bekliyoruz ancak bu duyarsızlık karşısında sabrımız tükenmiştir. Savcılığa gidiyoruz, 'Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı personeli bekleniyor.' deniyor. Diğerlerinde beklenmezken burada neden bekleniyor'" ifadelerini kullandı.

Gültekin, ailelerin 17 ay 2 gündür uyumadıklarını dile getirerek, "Nefesimiz yettiği sürece bu davanın takipçisi olacağız. Evlatlarıma her gün söz veriyorum ve sözümü tutacağım. Bu olayda zerre kadar ihmali olan herkes yargı önüne çıkacak ve hesap verecek. Biz davamızdan vazgeçmeyiz." dedi.

"Gecikmeksizin iddianame hazırlanmalıdır"

Yangında kardeşi ve iki yeğenini kaybeden Çiğdem Sarıtaş da "Kültür ve Turizm Bakanlığı görevlileri hakkında soruşturma izni verilmiş olmasına rağmen neden hala iddianame hazırlanmadığını" sordu.

Sarıtaş, İl Özel İdaresi ve Bolu Belediyesi görevlilerinin Ağır Ceza Mahkemesi'nde yargılandığını hatırlatarak, şöyle devam etti:

"Aynı bilirkişi raporlarında aynı derecede sorumlu gösterilen bakanlık görevlileri için hukuk neden aynı şekilde işletilmemektedir' Bizim talebimiz ayrıcalık değil, eşitliktir. İl Özel İdaresi ve Belediye görevlileri için işletilen hukuk, Bakanlık görevlileri için de işletilmelidir. Birinci dosyada esas alınan sorumluluk tespitleri doğrultusunda Bakanlık görevlileri hakkında gecikmeksizin iddianame hazırlanmalıdır. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı görevlileri hakkındaki soruşturma izinleri derhal tamamlanmalıdır."

Sarıtaş, Bakanlık yetkililerinin önceki dosyayla paralel şekilde Ağır Ceza Mahkemesi önünde yargılanmalarının sağlanması gerektiğini söyledi. 

Kırıkkale'de mühimmat patlaması: 2 ölü

Kırıkkale'nin Yahşihan ilçesindeki imha sahasında, Assan Grup isimli firmanın patlatma faaliyeti sırasında meydana gelen patlamada özel şirket çalışanı 2 personelin hayatını kaybettiği açıklandı

23.06.2026 16:59:00
Anadolu Ajansı
Kırıkkale'de mühimmat patlaması: 2 ölü
Kırıkkale'de mühimmat patlaması: 2 ölü

Kırıkkale'nin Yahşihan ilçesinde imha sahasında mühimmatın kazara patlaması sonucu 2 kişi yaşamını yitirdi.

Valilikten yapılan yazılı açıklamada, saat 14.00 sıralarında Yahşihan ilçesi Bedesten mevkisindeki imha sahasında, gerçekleştirilen AR-GE faaliyetleri esnasında mühimmatın kazara patlaması sonucu özel şirket çalışanı 2 personelin vefat ettiği belirtildi.

Açıklamada, şu ifadelere yer verildi:

"Olayın ardından AFAD başta olmak üzere ilgili kurumlar süratle bölgeye sevk edilmiş, bölgede gerekli güvenlik tedbirleri alınmıştır. Meydana gelen olayla ilgili adli ve idari inceleme başlatılmış olup süreç ilgili makamlarca titizlikle takip edilmektedir. Vefat eden vatandaşlarımıza Allah'tan rahmet, kederli ailelerine ve yakınlarına başsağlığı diliyoruz."

Öğretmenlerin Ankara direnişi sürüyor

Özel sektörde çalışan eğitim emekçileri ile mülakat mağduru öğretmenlerin taban maaş, iş güvencesi ve atama hakkı talebiyle Ankara'da başlattığı süresiz açlık grevi eylemi kararlılıkla devam ediyor. Polis müdahalelerine ve fenalaşan arkadaşlarına rağmen geri adım atmayan öğretmenler, Çalışma Bakanlığı ile randevu masası kurulana kadar Başkent'i terk etmeyeceklerini duyurdu

23.06.2026 14:50:00
Haber Merkezi
Öğretmenlerin Ankara direnişi sürüyor
Öğretmenlerin Ankara direnişi sürüyor
Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası çatısı altında bir araya gelen eğitimciler ile mülakat mağdurlarının 14 Haziran'da Ankara'da başlattığı eylemler kapsamında yürütülen süresiz açlık grevi devam ediyor.

Sendika genel merkez binası önünde devam eden grev boyunca bazı öğretmenler kan şekerinin düşmesi ve halsizlik nedeniyle ambulansla hastaneye kaldırıldı. Tedavileri tamamlanan eğitimciler, "Hakkımızı almadan eve dönüş yok" diyerek grev alanına yeniden geri döndü.

Masada iki net talep var

Direnişteki öğretmenler, eylemlerinin temel çıkış noktasını oluşturan iki hayati konunun çözüme kavuşturulmasını istiyor.

2014 yılında kaldırılan taban maaş hakkının geri getirilmesini isteyen özel okul ve kurs öğretmenleri, kamudaki meslektaşlarıyla eşit ücret hakkı ve asgari ücrete mahkûm edilmeyecekleri yasal bir düzenleme talep ediyor.

2025 KPSS'de yüksek puan almalarına rağmen mülakat komisyonlarının kararları nedeniyle atama hakları ellerinden alınan 1611 öğretmenin haklarının iade edilmesi de isteniyor.

Görüşmeler tıkandı, Bakanlık önünde müdahale

Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası Genel Başkanı Eren Edebali, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından kendilerine geçen yıl sözü verilen "Özel Okul Öğretmenlerinin Çalışma Hayatı" başlıklı toplantının, işveren derneklerinin ikna edilememesi gerekçesiyle bir yıldır ertelendiğini açıkladı.

Öğretmenlerin taleplerini iletmek ve muhatap bulabilmek amacıyla Çalışma Bakanlığı önüne yaptığı yürüyüş ve oturma eylemine ise emniyet güçleri sert müdahalede bulundu. Çıkan arbedede çok sayıda sendika üyesi ve destekçi eğitimci ters kelepçe yöntemiyle gözaltına alındıktan sonra serbest bırakıldı.

Ülke genelinden destek yağıyor

Ankara'daki açlık grevi sürerken eyleme destek sesleri dalga dalga büyüyor. Eğitim-Sen ve Eğitim-İş sendikalarının yanı sıra İzmir, İstanbul, Bursa ve Mersin gibi pek çok şehirde öğretmenler sokağa çıkarak Ankara'daki meslektaşlarına yönelik polis müdahalelerini protesto etti. Siyasi partiler ve sivil toplum kuruluşları da yayımladıkları mesajlarla öğretmenlerin insanca yaşam ücreti ve iş güvencesi taleplerinin derhal yasalaştırılması çağrısında bulunuyor.

Öte yandan bugün, muhalefet milletvekillerinin mülakat mağdurları ve özel sektör öğretmenlerinin sorunlarını görüşmek üzere TBMM Milli Eğitim Komisyonu'nu olağanüstü toplama talebi resmen reddedildi. Komisyon Başkanı Ayşen Gürcan, içtüzük gereği komisyonların önlerinde havale edilmiş bir kanun teklifi olmadan toplanamayacağını gerekçe göstererek talebi geri çevirdi.

Mülakat Mağduru Öğretmenler Platformu tarafından yapılan ortak deklarasyonda; mülakatların tamamen kaldırılacağı sözünün bizzat hükümet yetkilileri tarafından verildiği hatırlatıldı. Öğretmenler, "Söz tutmak bizim kültürümüzde namustur. Bizi 'Gidin, durulun' diyerek uyutamayacaksınız. Hakkımızı alana kadar Ankara'da sokaklarda kalmaya ve açlık grevine destek vermeye devam edeceğiz" mesajını yineledi.

Van'da kahreden kaza: 1 şehit

Van-Erciş kara yolunda meydana gelen trafik kazasında 1 jandarma personeli şehit oldu, 5 kişi yaralandı

23.06.2026 14:00:00 / Güncelleme: 23.06.2026 14:02:45
Haber Merkezi
Van'da kahreden kaza: 1 şehit
Van'da kahreden kaza: 1 şehit
Van'ın Erciş ilçesinde Jandarma Uzman Çavuş Samet Karabulut'un şehit olduğu trafik kazasında 3'ü jandarma personeli 5 kişi yaralandı.

Van-Erciş kara yolunda sürücüsünün ismi öğrenilemeyen 06 DJA 494 plakalı hafif ticari araç, jandarma personelinin bulunduğu araca arkadan çarptı.

Çevredekilerin haber vermesi üzerine kaza yerine 112 Acil Sağlık, polis, jandarma ve itfaiye ekipleri sevk edildi.

Kazada yaralanan 3 jandarma personeli ile hafif ticari araçta bulunan 2 kişi, ambulanslarla Erciş Şehit Rıdvan Çevik Devlet Hastanesi'ne kaldırıldı.

Bir süre trafiğe kapanan yol, araçların kaldırılması ve incelemelerin tamamlanmasının ardından geçişlere açıldı.

İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, kazada Jandarma Uzman Çavuş Samet Karabulut'un şehit olduğunu açıkladı.

Şehit olan jandarma personelinin Adana nüfusuna kayıtlı olduğu öğrenildi.

Adalar Belediyesi operasyonunda beklenen son


 
Adalar Belediyesinde rüşvet karşılığı ruhsat iddialarına ilişkin gözaltına alınan 35 şüpheli tutuklandı. Belediye Başkanı Ali Ercan Akpolat da tutuklanan isismler arasında yer alıyor. 

23.06.2026 10:42:00
AA
 Adalar Belediyesi operasyonunda beklenen son
 Adalar Belediyesi operasyonunda beklenen son

İstanbul'un Adalar Belediyesinde sit alanı statüsündeki yerlere rüşvet karşılığı ruhsat verilip usulsüzlük yapıldığı iddiasına yönelik soruşturma kapsamında gözaltına alınan 42 zanlıdan, Belediye Başkanı Ali Ercan Akpolat'ın da aralarında bulunduğu 35'i tutuklandı. Nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevk edilen 39 şüpheliden Belediye Başkanı Ali Ercan Akpolat'ın da aralarında bulunduğu 35'inin tutuklanmasına, 4'ünün ise adli kontrol tedbiriyle serbest bırakılmasına karar verildi.

Ne olmuştu?

İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığından yapılan açıklamada, Adalar Belediye Başkanı Akpolat, Belediye Başkan Yardımcıları Hüseyin Yılmaz ve Fırat Durak'la ilgili birim amirleri ve personelinin doğal ve arkeolojik sit alanı statüsünde bulunan Adalar bölgesinde usulsüz yerlere rüşvet karşılığı ruhsat verdikleri belirtilmişti.

Dosyaya yansıyan delillere göre, belediye yetkilileri ile iş sahiplerinin rüşvet konusunda pazarlık yaptıkları, rüşvete konu paranın belediye yetkililerine veya belediye yetkilileriyle irtibatlı kişilere elden tesliminin sağlandığının anlaşıldığı aktarılan açıklamada, bu aşamada tespit edilen 40 eylemde 47 şüphelinin suça karıştığının tespit edildiği ifade edilmişti.

Delillerin ele geçirilmesi ve şüphelilerin yakalanması amacıyla 19 Haziran'da İstanbul ve 3 ilde 90 adrese eş zamanlı yapılan operasyonda, Belediye Başkanı Ali Ercan Akpolat'ın da aralarında bulunduğu 42 şüpheli gözaltına alınmıştı. Öte yandan, eski Adalar Meclis Üyesi olan müteahhit M.Ö'nün ikametinde yapılan aramada bulunan 258 bin dolar ve 13 bileziğe el konulmuştu.


Feci kazanın görüntüleri ortaya çıktı

Ankara'da seyir halindeki Berşan Yücel idaresindeki 06 FFA 414 plakalı otomobil, akaryakıt istasyonunun önünde park halindeki 04 AAV 432 plakalı kamyona çarptı. Feci kazada 4 kişi hayatını kaybetti

23.06.2026 10:30:00
Haber Merkezi
Feci kazanın görüntüleri ortaya çıktı
Feci kazanın görüntüleri ortaya çıktı
Ankara'nın Polatlı ilçesinde otomobilin kamyona çarpması sonucu 4 kişi hayatını kaybetti.  

Kaza, Polatlı ilçesi İstiklal Mahallesi Borsa Yolu üzerinde meydana geldi.

Seyir halindeki bir otomobil henüz bilinmeyen bir nedenle önünde bulunan kamyona çarptı. Çarpmanın etkisiyle otomobil hurdaya dönerken, araçta bulunan 4 kişiden Hasan Devran Kart (20), Berşan Yücel (24) ve Şükran Yanok (21) olay yerinde hayatını kaybetti. Kazada ağır yaralanan 1 kişi ise olay yerine sevk edilen sağlık ekiplerinin ilk müdahalesinin ardından hastaneye kaldırıldı.

Araçtan ağır yaralı halde çıkarılan Raziye Yanok (21) ise kaldırıldığı hastanede tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı ve hayatını kaybetti.

İhbar üzerine bölgeye sağlık, polis ve itfaiye ekipleri sevk edilirken ekipler olay yerinde güvenlik önlemleri aldı. Hayatını kaybedenlerin cenazeleri yapılan incelemelerin ardından morga kaldırıldı.

Kaza anı güvenlik kamerasına da yansıdı.

Erhan Karaal'ın kaçırılmasına ilişkin 6 şüpheli tutuklandı

İBB Kültür AŞ Genel Müdür Yardımcısı Erhan Karaal'ın, kaçırılmasına ilişkin soruşturma kapsamında gözaltına alınan 12 şüpheliden 6'sı tutuklandı

 

23.06.2026 10:13:00
Anadolu Ajansı
Erhan Karaal'ın kaçırılmasına ilişkin 6 şüpheli tutuklandı
Erhan Karaal'ın kaçırılmasına ilişkin 6 şüpheli tutuklandı

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Kültür AŞ Genel Müdür Yardımcısı Erhan Karaal'ın, Maltepe'de kaçırılmasına ilişkin soruşturma kapsamında gözaltına alınan 12 şüpheliden 6'sı tutuklandı.

İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca Karaal'ın kaçırıldığı iddiasına ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında adliyeye götürülen şüphelilerin buradaki işlemleri tamamlandı.

Nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevk edilen zanlılardan 6'sının tutuklanmasına, 6'sının ise adli kontrol şartıyla serbest bırakılmasına hükmedildi.

Ne olmuştu?

Başsavcılık, Karaal'ın Maltepe'de kaçırıldığı iddiasına ilişkin soruşturma başlatmış, mağdurun bulunması ve şüphelilerin yakalanması için polise talimat vermişti.

İstanbul Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü ekiplerinin çalışmalarının ardından Tuzla'da bir inşaat alanında bulunan Karaal'ın sağlık durumunun iyi olduğu öğrenilmişti.

Soruşturma kapsamında olayla bağlantılı olduğu değerlendirilen toplam 12 şüpheli gözaltına alınmıştı.

Emniyetteki işlemleri tamamlanan şüpheliler, Anadolu Adalet Sarayı'na sevk edilmişti. Savcılıkta ifadeleri alınan şüphelilerden 6'sı tutuklama, 6'sı ise adli kontrol tedbiri uygulanması talebiyle nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevk edilmişti. 

Yasa dışı bahis şebekesine şafak baskını: 67 gözaltı

Samsun merkezli 7 ilde yasa dışı bahis faaliyetlerine yönelik düzenlenen eş zamanlı operasyonda 67 şüpheli gözaltına alındı.

23.06.2026 10:01:00
İhlas Haber Ajansı
Yasa dışı bahis şebekesine şafak baskını: 67 gözaltı
Yasa dışı bahis şebekesine şafak baskını: 67 gözaltı
Samsun merkezli 7 ilde yasa dışı bahis faaliyetlerine yönelik düzenlenen eş zamanlı operasyonda 67 şüpheli gözaltına alındı.

Samsun Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen soruşturma kapsamında, Samsun İl Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri tarafından sabah saatlerinde geniş çaplı operasyon gerçekleştirildi. Samsun merkezli olmak üzere toplam 7 ilde düzenlenen eş zamanlı operasyonlara Özel Harekat Şube Müdürlüğü ekipleri de destek verdi.



Haklarında gözaltı kararı bulunan şüphelilerin adreslerine yapılan baskınlarda çok sayıda kişi yakalanarak gözaltına alındı. Operasyonda toplam 67 şüphelinin gözaltına alındığı öğrenildi.



Şüphelilerin yasa dışı bahis organizasyonu içerisinde faaliyet gösterdikleri iddiasıyla yürütülen soruşturma kapsamında emniyetteki işlemlerinin sürdüğü belirtildi. Operasyon kapsamında adreslerde yapılan aramalarda ele geçirilen dijital materyal ve diğer delillerin incelenmek üzere el konuldu.

Olayla ilgili soruşturma Samsun Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde sürdürülüyor.

Kendisini ‘Cumhur İttifakı Ocakları Başkanı’ olarak tanıtmış

Sosyal medyada çığ gibi büyüyen tepkilerin ardından adli makamlar hızlıca devreye girdi

22.06.2026 23:10:00
Haber Merkezi
Kendisini ‘Cumhur İttifakı Ocakları Başkanı’ olarak tanıtmış
Kendisini ‘Cumhur İttifakı Ocakları Başkanı’ olarak tanıtmış
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, kendisini resmi bir kurum yetkilisi gibi göstererek bir alışveriş merkezinde (AVM) "denetim" adı altında incelemelerde bulunan ve bu anları sosyal medyada paylaşan Ferhat Aydoğan (F.A.) hakkında geniş çaplı bir soruşturma başlattı.

Sosyal medyada çığ gibi büyüyen tepkilerin ardından adli makamlar hızlıca devreye girdi.

Kamu görevini usulsüz üstlenme ve sicil detayı



Cumhuriyet savcılığı tarafından yürütülen tahkikatta, şüphelinin eylemleri Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) ilgili maddelerince "kamu görevinin usulsüz olarak üstlenilmesi" suçu kapsamında değerlendirildi.

Soruşturmanın derinleştirilmesiyle birlikte şüpheli Ferhat Aydoğan hakkında çarpıcı bir detay daha ortaya çıktı: Şahsın geçmiş dönemde "nitelikli dolandırıcılık" suçundan sicil kaydının bulunduğu belirlendi.

Gözaltı, arama ve el koyma talimatı verildi

Herhangi bir resmi ve hukuki dayanağı bulunmayan "Cumhur İttifakı Ocakları Genel Başkanı" unvanını kullanarak esnafı ve vatandaşı manipüle etmeye çalışan şahsa yönelik savcılık kararları netleşti:

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, kolluk kuvvetlerine şüphelinin derhal yakalanması için gözaltı talimatı verdi.

Şahsın ikamet ve gösterdiği adreslerde eş zamanlı olarak arama yapılması ve dijital materyaller dahil delil niteliğindeki unsurlara el konulması kararlaştırıldı.

Olayın geçmişi

Sosyal medya platformlarında paylaşılan video görüntülerinde; Ferhat Aydoğan'ın arkasındaki kalabalık bir grupla AVM'ye girdiği, buradaki esnafları ve işletme yönetimini yetkili bir devlet kurumu müfettişi gibi sorguya çekerek sözde denetim gerçekleştirdiği görülmüştü.

Görüntülerin kurgu bir "denetim tiyatrosu" olduğunun anlaşılması üzerine güvenlik güçleri şahsı adli makamlara sevk etmek üzere işlemleri başlattı.

Şüphelinin emniyetteki ifade işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilerek hakim karşısına çıkarılması bekleniyor.

Kim bu şahıs?

Ferhat Aydoğan, kendisini "Cumhur İttifakı Ocakları Genel Başkanı" olarak tanıtan, medya sektöründe yöneticilik yaptığını iddia eden ve daha önce de benzer suçlamalarla yargılanmış bir isimdir.

Geçmişte "Türkiye Ak Gençlik Ocakları" adını kullanan bu yapı, Mart 2026'da isim değişikliğine giderek "Cumhur İttifakı Ocakları" adını almıştır.

Kendisini gazeteci olarak da tanıtan Aydoğan, Temmuz 2024'te sahte kimlik ve kartlar basarak nüfuz ticareti yaptığı gerekçesiyle "nitelikli dolandırıcılığa teşebbüs" ve "resmi belgede sahtecilik" suçlarından tutuklanmıştır.

Güncel adli kayıtlarda "nitelikli dolandırıcılık" suçundan sabıkası bulunan şahıs, geçmişte organize suç örgütü lideri Alaattin Çakıcı'nın basın danışmanı olduğu iddiasıyla da medyada yer almıştır.

Son olarak Haziran 2026'da bir AVM'de esnafı sorguladığı sahte denetim videolarının ardından "kamu görevinin usulsüz üstlenilmesi" suçundan hakkında yeniden gözaltı ve arama kararı verilmiştir.

12. Yargı Paketi TBMM Başkanlığına sunuldu

Adalet sisteminde süreçleri hızlandıracak ve yargılamaları makul sürede tamamlayacak 30 maddelik 12. Yargı Paketi kanun teklifi, AK Parti tarafından Meclis Başkanlığına resmen teslim edildi

22.06.2026 16:10:00
Haber Merkezi
12. Yargı Paketi TBMM Başkanlığına sunuldu
12. Yargı Paketi TBMM Başkanlığına sunuldu
Kamuoyunun uzun süredir merakla beklediği, yargı süreçlerini hızlandırmayı ve usul ekonomisini güçlendirmeyi amaçlayan 12. Yargı Paketi, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına sunuldu. AK Parti Grup Başkanvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu ile milletvekilleri Murat Alparslan ve Nurettin Alan'ın düzenlediği ortak basın toplantısıyla duyurulan 30 maddelik yeni kanun teklifi, yargı sisteminde köklü ve radikal değişiklikler içeriyor.

Milyonlarca mahkum ve mahkum yakınının gözü kulağı olan genel af ya da infaz indirimi gibi beklentiler ise bu paketin kapsamında yer almadı. Teklif, ağırlıklı olarak yargının etkin ve verimli işlemesine odaklanıyor.


12. Yargı Paketi'nde neler var? İşte öne çıkan maddeler


Meclis Başkanlığına sunulan yeni yargı paketinde öne çıkan ve vatandaşların günlük hayatı ile adalet sistemini doğrudan etkileyecek kritik düzenlemeler şunlar:

Duruşmalar Arası Süre Kısalıyor: Hukuk yargılamalarında süreçlerin uzamasını önlemek amacıyla iki duruşma arasındaki süre 3 aydan fazla olamayacak. Bilirkişi incelemesi veya istinabe gibi zorunlu hallerde hakim gerekçesini belirterek bu süreyi uzatabilecek.

İdari Alacaklarda "Önce İdareye Başvuru" Zorunluluğu: Adli yargı kararıyla idareden alınacak para, vekalet ücreti ve yargılama giderleri için doğrudan icra takibi başlatılamayacak. Alacaklılar önce idareye yazılı başvuruda bulunup IBAN bildirmek zorunda olacak. İdare 1 ay içinde ödeme yapmazsa icra takibi açılabilecek.

Miras Davalarında Yeni Dönem (İzale-i Şuyu): Ortaklığın giderilmesi davalarında suistimalleri engellemek için miras kalan taşınmazların satışında birinci açık artırma sadece mirasçılar arasında yapılacak. Bu ihalede açılış muhammen bedelin yüzde yüzü üzerinden olacak, alıcı çıkmazsa ihale herkese açık ikinci aşamaya geçecek.

e-Duruşma Kapsamı Genişletiliyor: Bilişim teknolojilerinin etkin kullanımı amacıyla hukuk davalarındaki ön inceleme duruşmaları da e-Duruşma (ses ve görüntü nakli) sistemiyle yapılabilecek.

Gereksiz Bilirkişi Raporlarına Ceza: Hakimlik ve savcılık mesleğinin gerektirdiği temel hukuki bilgiyle çözülebilecek konularda uzman olmadığı halde bilirkişiye başvurulması açıkça disiplin yaptırımına bağlanacak.

Yargıtay'ın Bozma Yetkisine Sınır: İlk derece mahkemelerinin sadece görevsizlik veya yetkisizlik kararı vermesi durumunda Yargıtay doğrudan bozma kararı veremeyecek.

İdari Yargıda Tek Hakim Yetkisi Artıyor: İdare mahkemelerinde heyet yerine tek hakimle çözülecek davaların sınırı genişletiliyor. Öğrenci disiplin, yurt, burs işlemleri ile memurların geçici görevlendirme, lojman ve yolluk davaları gibi uyuşmazlıklar tek hakim tarafından hızla karara bağlanacak.

Noterlik İşlemleri Dijitalleşiyor: Mahkeme veya savcılıklar noterlik evrakı talep ettiğinde noterler evrakı elektronik ortamda tarayıp güvenli elektronik imza ile gönderecek. Bu işlemlerden hiçbir ücret alınmayacak.


İnfaz düzenlemesi ve IBAN kiralama durumu


Kamuoyunda sıkça tartışılan infaz düzenlemesi, af veya denetimli serbestlik gibi maddelerin 12. Yargı Paketi içerisinde yer almadığı netleşti. Son ana kadar pakete eklenmesi beklenen, hesaplarını başkalarına kullandıran kişilere yönelik "IBAN mağdurları düzenlemesi" ise açıklanan nihai 30 maddelik teklif metninde yer bulmadı.

Meclis Başkanlığına sunulan tasarı, önümüzdeki günlerde TBMM Adalet Komisyonu'nda görüşülmeye başlanacak. Komisyondaki kabulün ardından TBMM Genel Kurulu'na sevk edilecek olan paketin, adli tatil öncesinde yasalaşarak Resmi Gazete'de yayımlanması bekleniyor.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.