logo
28 EYLÜL 2026

Özgür Özel: Sandığı Tayyip Bey'e kaptırmamaya çalışıyoruz

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, "Bizim meydan meydan eylem yapıyoruz dediğimiz mesele, sandığa, adaya sahip çıkma meselesi. Biz o sandığı Tayyip Bey'e kaptırmamaya çalışıyoruz" dedi

05.06.2025 15:38:00 / Güncelleme: 05.06.2025 15:43:40
Haber Merkezi
 
Özgür Özel: Sandığı Tayyip Bey'e kaptırmamaya çalışıyoruz
Özgür Özel: Sandığı Tayyip Bey'e kaptırmamaya çalışıyoruz
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, TELE1'de "Liderler Özel" programında soruları yanıtladı.

"Siz sık sık iktidara 'Durun, geri adım atın, siz sertleşirseniz ben de sertleşirim, siz savaş hukuku uygularsanız ben de gereğini yaparım' diyorsunuz. İktidar nereye kadar gidecek?" sorusuna Özgür Özel, şu yanıtı verdi:

"Ben onlara 'durun' derken 'yargılama yapmayın' demiyorum. 'Durun' derken 'hukuksuzluğu, haksızlığı durdurun, yargılama olsun' diyorum. HSK bu savcılarla adil yargılama çıkacağını düşünüyor mu, olabilir mi? Bu savcı şimdi bir iddianame hazırlayacak ve iddianamede görevi ne savcının? Lehe delil topladığı gibi aleyhe de delil toplamak. Siz bu anlayışın lehe delil toplayacağını düşünüyor musunuz?

Ağzımla söylüyorum, söylediği 3 gün telefon sinyalinin dakika dakika ispatı var. Dün söyleniyor, dün bu ifadeyi alan savcı, bütün arkadaşlarımıza bu hakları görünce şöyle yapıyormuş, her halde vicdanlı, insaflı bir arkadaşa denk gelindi, üzüntülerini belli edip 'Kararı ben vermeyeceğim, soruşturmanın savcısı verecek' diyormuş, o ifadeyi alan savcı.

Diyorlar ki dinledikçe şaşırdı, bir şey diyemedi. Bizim arkadaşlarımız ilk kez savcılığa düşüyorlar, o ifadeyi alan savcı ifade tutanağını alıp götürüyor. Maalesef kötü bir usulle soruşturma savcısı kararı veriyor, güya okuyup verecek. Zaten kafadan kararı vermiş bunlar, öyle davranıyorlar. Bizim arkadaş karşısında savcıyı görünce haklılığını anlatmaya çalışıyor ona, 'Ben o gün orada değildim, şöyle ispatlayayım' diyor. O da insan, bakıyor ki haklı adam, 'Biliyorsunuz değil mi, kararı soruşturma savcımız verecek' diye neredeyse özür diledi benden, bunları görüp duyunca.

Öyle bir ifade yok ama his o ve birçok arkadaşımız 'İfadeyi alan savcı mahçup oldu bunun karşısında.' Gaziosmanpaşa, soruşturulduğu olay, 1 Nisan'da kendinden önceki belediye başkanının, belediye meclisine sevk ettiği ve yapılan belediye meclisinde AKP ve MHP çoğunluğu ile onların oylarıyla kabul edilen bir şeyden yargılanıyor benim arkadaşım. Çıldırmamız biraz da buna.

"İfadesini kabul etmemişler"

Utku Caner Çaykara, en gencimiz, 32 yaşında seçilmiş. Belediyede oturduğu yok, sokakta ayakkabı eskitiyor, acayip bir enerji. Bugün Avcılar'a sandık koyun biz yaptığımız ankette seçildiği günden beri oyunu en ileri götüren belediyeden biri. Bugün sandık koyun, yüzde 75 ile seçilecek. Kendisinin hiç ilgisi olmayan kampanyada Avcılar İlçe Başkanlığı'na araç desteği istendi, desteği verdik diyorlar, Avcılar Belediye Başkanı'nı bu desteği veren kişiyi iade vermekle suçlayacaklar, iade yapılmamış, iade yok. Böyle acayip bir durum.

Utku neden orada bilen yok. İki ifade var o da kayda geçsin, bunlar çarpıcı şeyler, bir yerde dursun. Bir ifadesi şu, Aziz İhsan Aktaş'ı götürüyorlar, ilk verdiği ve önüne ittirdikleri şu olmaz diyor, 'Baba' diyor, 'baba' diye başlamış lafa, 'Ben bütün iş yaptığım beeldiyelere seçim geldi mi kampanyaları için ne ihtiyaçları varsa baskı araç falan yardım yaparım belediye başkanlarına.

Bana haber yolladılar, AK Partililere yolluyorsun belediyeleri biz alırsak ne yapacaksın, gel bize de yap' CHP demiş güya. Ben de AK Partililere yaptığım gibi, AK Parti'ye 10 araba verdiysem 2 tane de CHP'li rakibine yolladım. Gelirse beni sepet havası yapmasın diye.' İfadesi bu. Bu ifadesini kabul etmemişler, 'olmaz' demişler. Bir süre sonra ifadeyi şöyle almışlar; 'CHP'li belediye başkanı adayları haber yolladı, kampanyamıza yardım yapsın' deyip 4-5 belediye ismi vermiş. Şunlara verdik oralarda araç gezdi diye. Bu ispata muhtaç bir iş de, ben AK Parti'ye 10 yapıyorsam 2 tane de bunlara yaptım seper havası olmasın diye ifade vermiş Aziz İhsan Aktaş bu ifadeyi alamıyor neden? Çünkü içinde AK Parti geçiyor. Eğer dün yapılan muamele, ahlaki, vicdani, hukuki olsa o günün Aziz İhsan Aktaş'ın yaptığı 20 AK Partili belediye başkanını da alman lazım.

"AK Parti'ye kiralama faturalarını göstersin"

Bir de şunu söyleyeyim: Manisa'da bütün Somalılar bilir, Soma'daki madenler AK Parti'nin seçim kampanyasına full destek verirler, sırf Soma'ya değil bütün Manisa'ya.

Vaktiyle AK Parti'nin bu değil bundan önceki seçim, AK Parti'nin konvoyları birbirinin aynısı 18 tane parti bayrağıyla giydirilmiş otobüs, yabancı plaka. O plakalı araçları hangi firma kiralamış?

AK Parti bir önceki seçimde Manisa'da kullandığı yabancı plakalı araçların, yanlış telaffuz etmeyeyim diye söylemiyorum, hangi firma tarafından ya da AK Parti'ye kiralama fatıralarını göstersin, hadi buyur."

"Muhalefete düşesi yok çünkü rejim değişikliği sürecini tamamlamak istiyor"

"Erdoğan'ın oyunu, hedefi sizce ne" sorusu üzerine Özel, şunları kaydetti:

"Erdoğan'ın hedefi şu, iktidarda kalmak istiyor. Hatta geçtiğimiz günlerde söyledi, can bedende durdukça koltukta oturmak istiyor. Muhalefete düşesi yok çünkü rejim değişikliği sürecini tamamlamak istiyor.

Şöyle bir durum var, karşısında Beylikdüzü Belediyesi'ni ondan alan, 'İstanbul'u kaybeden Türkiye'yi kaybeder' dedikten sonra 3 kez adaylarını yenen, Türkiye'nin son başbakanı bu aday Binali Yıldırım. Önce 31 Mart'ta 13 bin 600 farkla sonra 23 Haziran'da 806 bin farkla yenen sonra 5 yıl boyunca başarısız göstermek için yapmadığını bırakmadığı, mileltin karşısına geçip 'Şehirciliği en iyi biliyor' diye anse ettikleri öncesinde de bugün bakanı yaptığı Murat Kurum'u getirip 1 milyonun üzerinde fark yedirdiği Ekrem İmamoğlu var.

Erdoğan kendisini yenilmez görüyordu ya, onun travması şu; nasıl bir rejime gelmek istediğini söylemek için söylüyorum, sandıktan anladığı şuydu: Sandık birden çok partinin yarıştığı ve Erdoğan'ın kazandığı bir oyun. Bu oyun için her şey mübah.

Öncesinde devlet parti işinin birbirine karıştığı, seçimde oylar sayılırken kabulünde reddinde şeklen böyleydi. Geçmişi tümüyle ibra ettiği, akladığı, gelecek 5 yıla da kayıtsız meşruiyet tanımladığı bir alan görüyordu sandığı. Bu, 31 Mart'a kadar böyle gitti.

17-25 Aralık'tan sonra 31 Mart Seçimleri'nde ne diyor: 'Milletim ilk seçimde bizi akladı.' Bakanlar, bakanların çocukarı parayla yakalanmışlar, dönemin başbakanı, 'Hırsızlık yapan kardeşim olsa kolunu keserim' demiş, dönemin başbakanını bakanlıktan almış, dosyaları yüce divana yollamak istiyor diye. Ahmet Davutoğlu'ndan bahsediyorum. Siyasal ahlak yasası çıkartmak istemesi onun başını yedi. Ne dedi Davutoğlu'na, 'Siyasi ahlak yasası çıkarsa bu yasayla görev yapacak bir il, ilçe başkanı bulamayız.' Kendi il başkanlarına diyor siyasi ahlaksız diye, itiraf ediyor.

"Özgür Özel'i canlı verme, başın derde girmesin' demek istiyorlar"

Erdoğan, önündeki 5 yılda da 'istediğim gibi yönetirim' dedi. 31 Mart'ta şunu gördü, artık kendisinni bir yenilmezliği yok. Yani altın kemer gitti, takıyordu altın kemeri 5 yıl kasıla kasıla yürüyordu: 'Ben kazandım istediğimi yaparım'.

İşin daha kötüsü yenilmezliği yok ama bir yenilmez var o da Ekrem İmamoğlu. Dört kez üst üste Tayyip Bey'in adaylarını yenmiş. Tayyip Bey Ekrem Bey'i yenememenin psikolojisi içinde, 'Gelecek seçimlere gidemeyiz, rakibim bu olmamalı' diyor. Ya rakibi ya sandığı ortadan kaldıracak. Bizim meydan meydan eylem yapıyoruz dediğimiz mesele, sandığa, adaya sahip çıkma meselesi.

Biz o sandığı Tayyip Bey'e kaptırmamaya çalışıyoruz çünkü sandık Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ten, İnönü dönemine ait. Biri tek adam rejimini bitirip Cumhuriyet'i ilan etti, Meclis kurdu, diğeri bunun devamında çok partili rejime gidip kaybettiği seçimde iktidarı devretti yani iktidarın değişebilir olduğunu gösterdi Türkiye'de.

Bugün Erdoğan, bu iki kazanımı elimizden almaya, demokrasiden diktaya geçmeye çalışıyor. Darbe yapıyor ama yaptığı darbe askeri değil sivil darbe.

Kamuflaj yok, savcı cübbesi var darbecilerin üzerinde. Diktatörlüğünü kumaya çalışıyor, bunu ben diyorum siz demiyorsunuz. Çünkü şundan da tedirginim: Bir yerde bir şey konuşuyorsunuz, RTÜK tutuyor 'Özgür Özel...' Ya canlı yayında söylüyorum karşımdaki ne bilecek benim ne söylediğimi? O soruyu soruyor ben cevabını veriyorum. Televizyon kanalı görevini yapıyor. Elinde mikrofon konuşma yapıyor, canlı yayın. 'Özgür Özel'i canlı verme, başın derde girmesin' demek istiyorlar."

"Bunun adı selefi darbesi"

Özel, erken seçim ihtimali hakkında şunları söyledi:

"Erken seçim olsun diye elimizden geleni yapıyoruz. Burada seçimin erkene alınıp alınmayacağına ne Özgür Özel karar verebilir ne Erdoğan. Halkın kendisi karar verebilir. Biz örneğin böyle büyük mitingler yapıyoruz. Bu mitingler erken seçim talep mitingleri 100 binlerden mesela Saraçhane'de 1 milyon 200 bin kişi olmasaydı…

İlk gün ben gittim Saraçhane'ye. Girdik içeriye. Yol boyunca da 3 saat böyle Ankara'dan İstanbul'a gelirken camdan dışarı baktım. Dedim ki 'Emsalsiz, beklenmedik ve önemli bir şey yapmak lazım. Herhangi bir gün gibi bugünü tamamlayamayız.' Bu nedir, bir kere bunun adını koyalım. Bu darbe. Neye darbe? Geleceği darbe. Bugün ülkeyi yönetenin kendinden sonrakine ve selefine yaptığı, selefi bir darbe. Selefiler demokrasiyi reddediyorlar biliyorsunuz. Ve darbe, Türkiye'nin geleceğine darbe.

"Ne yapacaksa İstanbullular yapacak"

Erdoğan da uzun süredir bu sandıktan istifade etti ama indiği istasyonda hatırladık: 'Demokrasi bir tramvay, işimize geldi bindik, gelmeyince ineriz' demişti. Şimdi indiği istasyondayız. Bu selefi darbe; selefine, Türkiye'nin geleceğine, gelecek Cumhurbaşkanı'na yaptığı darbe.

Bu darbenin bir hedefi olmalıdır. Nedir? İki hedefi var; canlı hedefi İmamoğlu. O, o gece Vatan'daydı, şimdi de Silivri'de. Bir de mekansal ve simgesel hedefi olmalı. O da Saraçhane, İstanbul Büyükşehir Belediyesi. Oraya da kayyum atamaya niyetli olduğu belli, iki soruşturma açmış. Biri yolsuzluk, biri terör. Terör soruşturmasından açtığı, belediye başkanlarını belediye meclis üyelerini de tutukladı.

Gittik, Saraçhane'ye girdik. Ben dedim 'Buradayım. Ben buraya bir seçilmiş belediye başkanvekili gelene kadar buradayım. Milleti de buraya çağıracağız.' Biz daha bunları konuşurken, tabii devletin istihbaratı da vardır, güçlüdür, hızlı duyar. Tak, çıktı; beş gün süreyle İstanbul'da üç kişi bir araya gelemeyecek. En sert toplantı ve gösteri yasağı.

Arkadaşlar dediler 'Ne yapacağız? Dedim ki 'Biz bir şey yapmayacağız. Ne yapacaksa İstanbullular yapacak. Ne olacaksa bu gece olacak. Ya olacak, ya olmayacak.' Çıktım orada balkondan önce bir video çektik. Konuştuk. Aşağıda 50 kişi, 100 kişi, 200 kişi gençler toplanmıştı. 'Akşam 20.30'da burada 100 binler olacak' dedim. Alkışladılar. O videoları yayınladık. Ama bir yandan da çok karamsar bir tablo çıktı ortaya: Köprüleri kaldırmışlar, Haliç'teki köprüleri kaldırıyorlar, 3-4 durak metroyu engellemişler, yedi kilometre ileriden çevirme var, araç sokmuyorlar, otobüsleri sokmuyorlar.

O sırada bir gürültü. Beyazıt'tan öğrenciler bariyerleri yıkmış, İstanbul Üniversitesi. Öyle çok kalabalık da değil, 2 bin kişi filan bir yandan geldiler. O günü hiç unutmam hakkını da yemem. İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik'e dedim, 'Başkanım Vatan Emniyet'in önündeki CHP'liler, orada bir 3-4 bin kişi Vatan emniyetin önüne toplamıştı. Dedim 'Gelebilirler mi?' Dedi ki 'Başkanım gelemezler ama ben gidersem getiririm onları.' Fırladı gitti. Önlerine düştü, o da onları getirdi. O 6 bin kişi, akşam üstü 3-4, sosyal medya paylaşımlarıyla akşam oldu 155 bin kişi. İlk gece. İkinci gece 250 bin kişi, üçüncü gece 550 bin kişi, tutuklamanın olduğu dördüncü gece 1 milyon 250 bin kişi."

"Bütün muhalefeti yedi, bitirdi adam"

"O 1 milyon 250 bin kişi orada olmasaydı, bugün adı Adil Bakan… Darbenin hani görevlendirme listesi var ya. En başa yazmış 'İstanbul Büyükşehir'e eski İstanbul Genel Sekreter Yardımcısı Bakan Adil Karaismailoğlu.' Karaismailoğlu, işte Trabzonlu bakan. O geliyordu oraya kayyım diye.

Bunu şu anda bütün AK Partililer kabul ediyor, bütün AK Partililer. Benim tarif ettiğim darbenin içinde görevlendirme listesinin başında bu vardı. Şişli'de de 'Şişli Kaymakamı' yazıyormuş işte, oturttu oraya. Şimdi buraya 1 milyon 200 bin kişi gelmese İstanbul'a kayyım gelirdi. Çünkü o 1 milyon 200 bin kişi kayyım gelirse evlerine dönmeyecekti.

Bugün sözüme değer veren, kulak veren herkese söylüyorum: Muhaliftir, beni sevmiyordur, belki benim sözüme değer de vermiyordur, bambaşka bir siyasettendir ama kulak veriyordur. Türkiye'deki herkese diyorum ki, demokrasiye sahip çıkacaksak, erken seçimi getireceksen, 'Gözünün üstünde kaşın var, ben senin şu yönünü sevmem, bu yönünü sevmem' demeden, bu mitingler, Saraçhane ölçeğinde 1 milyon 200 bin olduğu gibi, bir meydanda 2 milyon kişi, 4-5 milyon kişi 'erken seçim' derse, direnirse gerektiğinde dönmemek üzere gelirse o sandık gelir. Bunu, Türkiye'deki durumundan rahatsız herkese söylüyorum.

Geçmişte AK Partilisindir ama bugünkü emekli maaşıyla geçinemiyorsundur. İşçisindir, yapılan haksızlığı sindiremiyorsundur. Bu adaletsizliği sindiremiyorsundur. Biz şuradan geliyoruz: Saraçhane Meydanı'nda açık söyleyeceğim, ilk günler… Ben 'Sadece Ekrem İmamoğlu'na değil, Selahattin Demirtaş'a da özgürlük istiyoruz' dediğimde Zafer Partili gençler homurdanıyordu. 'Ümit Özdağ'a özgürlük' deyince DEM'li gençler homurdanıyor. Açık açık konuştuk onlarla. Kaydı da var. Dedim ki 'Seninkini içeri atınca bu sevinirse, bununki içeride sen sevinirsen hep o sevinir.' 'Onun hakkını da birlikte savunacağız, senin hakkını da. Önce biz başkanlarımızı, adaylarımızı, liderlerimizi kurtaracağız. Sonra rekabet ederiz, kavga ederiz demokrasi zemininde.' Yoksa parça, parça bütün muhalefeti yedi, bitirdi adam.

Topyekun bir mücadeleye ihtiyaç var. Onun için biz muhalefetin hatta geçmişte iktidar olup, tek adam rejimine, seçimsizliğe, sandıksızlığa itiraz eden, son seçimde bile iktidara oy vermiş demokratların da bu mücadelenin içinde olmasını bekliyoruz.

"Soruyu da duysun millet, cevabını da"

Şunu düşünelim; 15 Temmuz gecesi darbe yapıldığı sırada… Darbe iktidara yapılır. Ama herkes döner muhalefete bakar. Ana muhalefetin gözünün içine bakar. 15 Temmuz gecesi darbe girişimi olduğunda, biz ne yaptık? Ben bunu AK Partili seçmenlere hatırlatırım. A Haber'den izlediler beni.

Bize ilk başta diyorlardı ki 'Solcu, Kemalist subaylar da bu darbeye destek veriyor.' 'Yanlış yapıyorlar' dedim, 'Destek veriyorsa yanlış yapıyorlar. Darbeyi kim yapıyor, diye bakarsak darbeye karşı olamayız, demokrat olamayız.' 15 kişiyi önce Genel Merkez'e topladım. Genel Başkanımız uçaktaydı, ulaşamıyorduk. Ondan sonra Meclis'e gittik. Meclis'te de Meclis yolunda da telefon açıldı. Söyledik 'Biz Meclis'e giriyoruz' diye.

İsmail Kahraman'ı da aradım, grup meclis başkanvekillerini, Ayşenur Bahçekapılı'ya kadar. Hiçbiri de inkar etmedi. Kitapları yazıldı bunların. 'Bu Meclis'i açalım. Birlikte direnelim.' Ben konuşma yaptım. '100 yıllık partiyiz' dedim, 'Çok yendik, çok yenildik. Ama asla darbeye tenezzül etmedik. Bugün yeniden sandık kurulana, milletimiz yeni bir görev verene kadar ülkenin ana muhalefet partisiyiz. Seçilmiş parlamentonun, demokrasinin, hükümetin arkasındayız.' 'Darbenin karşısındayız' dedim.

Tepede F16 uçuyordu. Döndüler Meclis'i vurdular, biz bunları yaptıktan sonra. Ama ben o gece Tayyip Erdoğan'a sahip çıkmadım, sandığa sahip çıktım. Başıma Humeyni gibi gelip de Fetullahçılar oturmasın diye bu ülkenin demokrasisine sahip çıktım. Ama o gün sahip çıktığım Erdoğan, şimdi o gün darbecilerin yaptığını yapmaya çalışıyor. Şimdi o yüzden Erdoğan'a karşı 'siyaset dışı' dedikleri Ömer Çelik 'Siyaset bu kadar sert üslubu kaldırmaz' diyor.

Siyaset mi yapıyorsun da benden siyasi nezaket bekliyorsun? Bu yaptığın siyaset mi? Ömer Çelik'in şahsına demiyorum. Ömer Çelik'in sözcülüğünü yaptıklarının bize yaptıkları siyaset mi? Sen darbe yaparsan ben darbeye nereden direneceğim? Karar yeter sayısı isteyerek mi direneceğim Meclis'te? O gece öyle mi yaptık?

O gece Bülent Tezcan çıktı CNN yayınına Ayşe Keşir'in telefonunundan. 'Şimdi sokaklara çıkma, tankların üstüne çıkma zamanıdır' dedi. Ben 'Bütün milletimizi meydanlarda direnmeye davet ediyorum' dedim. Bugün Meclis Başkanvekili seçtiğimiz büyüğümüz Ankara Milletvekilimiz Tekin Bingöl tuttu, çıktı canlı yayında, 'Bütün Türkiye'yi darbeye karşı direnmeye davet ediyorum' dedi.

O gece biz böyle yapmışız. Canımızı ortaya koymuşuz. Bir CHP'li darbecilere şak şak yaptı mı? Ama şimdi burada bu sefer bunlar darbe yapıyor elindeki güçle bize. Kardeşim tutuksuz yargıla, TRT'den yayınla. Aç, ver frekansı. Tele1 yayınlamaz mı? Bütün televizyonlar yayınlar. Ver frekansı. Soruyu da duysun millet, cevabını da.

"Başka görüntü mü bulamadın?"

Hatırlayalım ilk sabah darbeyi, bu yaptıkları işi basına nasıl duyurdular? '560 milyarlık yolsuzluk operasyonu, İmamoğlu suç örgütü.' İBB'nin altı yıllık toplam bütçesi; 490 milyar. '560 milyarlık yolsuzluk operasyonu.' Şimdi bunu savunan var mı? Yok. 'Kasadan para çıktı' diyorlar. Bir baktım tutanağa. Kasadan, 48 mermi çıkmış yayladaki kasadan. Koruma Müdürü'nün ruhsatlı tabancasının mermileri.

Çocuklar oynamasın diye küçücük bir kasaya koymuş. Hakan Başkan'ın Gaziosmanpaşa kasası da önceki AK Parti döneminde. Kasanın içinden belediyenin mührü çıkmış. Bir kuruş para yok ikisinde de. Arama tutanakları polis imzalı. TRT 'Gaziosmanpaşa'nın gizli kasasına erişildi' diyor.

Görüntülerde böyle böyle dolar çıkarıyorlar içinden. Sonra tepki gösterince de açıklama yolluyorlar bize, yani arka plandan. Ya yayladaki arama görüntüleri yoktu, stok video kullandık. Bula bula başka görüntü mü bulamadın, dolar çıkan görüntü kasadan. Adamın kardeşi inanır ya. Şimdi yazsa ki, Özgür Özel'in evindeki kasaya ulaşıldı... Benim birader, 'ya abime bak ne işlere karışmış' der. TRT bu ya."

Adıyaman'da DEAŞ operasyonu: 5 gözaltı

Adıyaman'da DEAŞ terör örgütüne yönelik düzenlenen operasyonda yabancı uyruklu 5 şüpheli gözaltına alındı

28.09.2026 14:27:00
İhlas Haber Ajansı
 
Adıyaman'da DEAŞ operasyonu: 5 gözaltı
Adıyaman'da DEAŞ operasyonu: 5 gözaltı
Adıyaman'da DEAŞ terör örgütüne yönelik düzenlenen operasyonda yabancı uyruklu 5 şüpheli gözaltına alındı.

Adıyaman Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen soruşturma çerçevesinde, İl Jandarma Komutanlığı Terörle Mücadele ekiplerince DEAŞ'a yönelik operasyon gerçekleştirildi.



Jandarma ekipleri tarafından yürütülen çalışmalar kapsamında yabancı uyruklu R.K.Q.B., W.K.Q.B., R.H.K.B., N.T.H.M. ve N.T.G. isimli şahısların adresleri tespit edildi.

Belirlenen adreslere Özel Harekat Timlerinin de katılımıyla eş zamanlı operasyon düzenlendi. Operasyonda 5 şüpheli yakalanarak gözaltına alındı.

Şüpheliler, sağlık kontrollerinin ardından işlemleri yapılmak üzere İl Jandarma Komutanlığına götürüldü.

Olayla ilgili soruşturma sürüyor.

Lisede korku dolu anlar: Silahla vurulan öğretmen öldü

Osmaniye'de yeğeni tarafından görev yaptığı okulda silahla vurulan öğretmen hayatını kaybetti

28.09.2026 14:11:00 / Güncelleme: 28.09.2026 14:14:16
İHA
 
Lisede korku dolu anlar: Silahla vurulan öğretmen öldü
Lisede korku dolu anlar: Silahla vurulan öğretmen öldü
Olay, merkez Çardak köyündeki Farabi Anadolu Lisesi'nde yaşandı.

Okulda görev yapan Edebiyat Öğretmeni Mehmet Bilgili, ilk bilgilere göre yeğeni olan A.B. tarafından silahla vuruldu.



İhbar üzerine bölgeye polis ve sağlık ekibi sevk edildi.

Sağlık ekiplerinin kontrollerinde Bilgili'nin hayatını kaybettiği belirlendi.

Savcılığın Merkezi Kayıt Kuruluşu'ndan talebinde 1 Temmuz ile 16 Eylül tarihleri arasında fondan çıkış yapan yatırımcılara yönelik, adet, tutar, bakiye bilgilerinin ise öncelikli olarak gönderilmesi istendi

Savcılığın Merkezi Kayıt Kuruluşu'ndan talebinde 1 Temmuz ile 16 Eylül tarihleri arasında fondan çıkış yapan yatırımcılara yönelik, adet, tutar, bakiye bilgilerinin ise öncelikli olarak gönderilmesi istendi. Bu kayıtlarla, tasfiye sürecine yaklaşılırken fonlardan gerçekleşen çıkışların büyüklüğü, zamanlaması ve yatırımcı bazındaki dağılımı soruşturma dosyasında incelenecek

28.09.2026 14:00:00
Haber Merkezi
 
Savcılığın Merkezi Kayıt Kuruluşu'ndan talebinde 1 Temmuz ile 16 Eylül tarihleri arasında fondan çıkış yapan yatırımcılara yönelik, adet, tutar, bakiye bilgilerinin ise öncelikli olarak gönderilmesi istendi
Savcılığın Merkezi Kayıt Kuruluşu'ndan talebinde 1 Temmuz ile 16 Eylül tarihleri arasında fondan çıkış yapan yatırımcılara yönelik, adet, tutar, bakiye bilgilerinin ise öncelikli olarak gönderilmesi istendi
20 milyar dolarlık büyüklüğe ve 450 binin üzerinde hesap sahibine ulaşan fon soruşturmasında tasfiye koşulları netleşiyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ekonomi kurmaylarıyla yaptığı toplantıda, öncelikle 1 milyon lira ve altındaki fon paylarının ödenmesinin gündeme geldiği belirtildi.

Toplam büyüklüğü 20 milyar dolara ulaşan ve 450 binin üstündeki hesap sahibini doğrudan ilgilendiren fon kriziyle ilgili İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturma giderek derinleştirilirken, kapatılan fonların tasfiyesine ilişkin koşullar da netleşmeye başladı. Bu kapsamda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ekonomi kurmaylarıyla yaptığı toplantıda, öncelikli olarak 1 milyon lira ve altındaki fon paylarının ödenmesi yönünde karar çıktığı ifade ediliyor. Son üç aylık dönem başta olmak üzere soruşturmaya konu fonlardaki tüm hesap hareketleri detaylıca incelenecek. Devam eden soruşturmada tutuklu sayısı 51'e yükselirken, 46 düzel kişi, 18 fon ve 42 gerçek kişinin malvarlığı ise kaçırma, değer azaltma, üçüncü kişilere devrin önlenmesi amacıyla donduruldu.

Kapsamda hangi fonlar var?
Son dönemlerde çok sayıda operasyona imza atan Adalet Bakanlığı'nın en kapsamlı soruşturmasını fonlarla ilgili sürdürülen soruşturma oluşturuyor. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama ve Sermaye Piyasası Kanunu'na muhalefet suçları kapsamında yürüttüğü fon soruşturmasında, 7 yatırım şirketine ait fonların para ve yatırımcı trafiğinin ortaya çıkarılması için Merkezi Kayıt Kuruluşuna müzekkere yazdı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terörizmin Finansmanı ve Aklama Suçları Soruşturma Bürosunca yürütülen 2026/149004 sayılı fon soruşturması kapsamında 22 Eylül'de Merkezi Kayıt Kuruluşu'ndan fonlara ilişkin ayrıntılı yatırımcı ve işlem kayıtlarını istedi.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı MKK'ya yaptığı başvuruda, Pusula Finans Anonim Şirketi, Tera Yatırım Menkul Değerler A.Ş., Hedef Portföy Yönetimi A.Ş., Bulls Yatırım Menkul Değerler A.Ş., A1 Capital Menkul Değerler A.Ş., Atlas Menkul Kıymetler Yatırım Ortaklığı ile Pardus Menkul Kıymetler A.Ş. ile bağlantılı fonlara ilişkin kayıtların incelenmesini istedi. TCK'nın suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama ile 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'na muhalefet suçları kapsamında yürütülen soruşturmada tasfiye tarihine kadar yapılan yatırımcı bazlı tüm hareketlerin tespiti istendi.

Para hareketleri ortaya çıkarılacak
Yatırımcıların fonlardaki alım-satım işlemlerinin TL karşılıkları, mevcut hesaplardaki katılma payı değerleri, pay oranları ve benzeri nitelikteki kayıtları isteyen İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, fonlardaki yatırımcı hareketlerinin dönemsel olarak ortaya çıkarılarak, para trafiğinin ayrıntılı biçimde incelenmesini hedefliyor. Savcılığın MKK'dan talebinde 1 Temmuz ile 16 Eylül tarihleri arasında fondan çıkış yapan yatırımcılara yönelik, adet, tutar, bakiye bilgilerinin ise öncelikli olarak gönderilmesi istendi. Bu kayıtlarla, tasfiye sürecine yaklaşılırken fonlardan gerçekleşen çıkışların büyüklüğü, zamanlaması ve yatırımcı bazındaki dağılımı soruşturma dosyasında incelenecek. Soruşturmaya ilişkin sosyal medya hesabından değerlendirmede bulunan Adalet Bakanı Akın Gürlek, amacın birikimlerin istismarına izin vermemek ve mağduriyetin kanunun öngördüğü koşullar çerçevesinde giderilmesinin amaçlandığını bildirdi. Bakan Gürlek, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Aklama Suçları Soruşturma Bürosu tarafından "suç işlemek amacıyla örgüt kurma-üye olma", "nitelikli dolandırıcılık", "suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama" ve "sermaye piyasası kanununa muhalefet" suçları kapsamında yürütülen soruşturmada, para hareketlerinin tüm yönleriyle ortaya çıkarılmasına yönelik çalışmaların sürdüğünü aktardı.

Osmaniye’nin Merkez ilçesine bağlı Çardak Köyü’nde, Farabi Anadolu Lisesi’nin bahçesinde öğretmen Mehmet Bilgili silahlı saldırıda ağır yaralandı. Öğretmen tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı

Osmaniye'nin Merkez ilçesine bağlı Çardak Köyü'nde, Farabi Anadolu Lisesi'nin bahçesinde öğretmen Mehmet Bilgili silahlı saldırıda ağır yaralandı. Öğretmen tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Vali Mehmet Fatih Serdengeçti, saldırıyı gerçekleştirdiği belirtilen A.B.'nin yakalanarak gözaltına alındığını açıkladı

28.09.2026 13:44:00 / Güncelleme: 28.09.2026 13:50:04
Haber Merkezi
 
 Osmaniye’nin Merkez ilçesine bağlı Çardak Köyü’nde, Farabi Anadolu Lisesi’nin bahçesinde öğretmen Mehmet Bilgili silahlı saldırıda ağır yaralandı. Öğretmen tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı
 Osmaniye’nin Merkez ilçesine bağlı Çardak Köyü’nde, Farabi Anadolu Lisesi’nin bahçesinde öğretmen Mehmet Bilgili silahlı saldırıda ağır yaralandı. Öğretmen tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı
Osmaniye'nin Merkez ilçesine bağlı Çardak Köyü'nde, Farabi Anadolu Lisesi'nin bahçesinde öğretmen Mehmet Bilgili ilahlı saldırı sonucu ağır yaralandı. Hastaneye kaldırılan öğretmen tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetti. Osmaniye Valisi Mehmet Fatih Serdengeçti, şüpheli A.B.'nin kısa sürede yakalanarak belirtirken saldırganın öğretmenin yeğeni olduğunu açıkladı.

Yeğeni olduğu ortaya çıktı
Valiliğin açıklamasına göre olay, 28 Eylül 2026 tarihinde meydana geldi. Merkeze bağlı Çardak köyündeki Farabi Anadolu Lisesi'nin bahçesinde Türk dili ve edebiyatı öğretmeni Mehmet Bilgili, aralarında husumet bulunan yeğeni A.E. Bilgili'nin silahlı saldırısına uğradı. İhbar üzerine okula 112 Acil Sağlık ve jandarma ekipleri yönlendirildi.
Tabancayla açılan ateş sonucu ağır yaralanan öğretmen, ambulansla kaldırıldığı hastanede müdahaleye rağmen kurtarılamadı. Okula giden Vali Mehmet Fatih Serdengeçti, yetkililerden bilgi aldı.

Zanlının psikolojik sorunları olduğu açıklandı
Serdengeçti, gazetecilere, saldırının eğitim öğretimle alakası olmadığını söyledi.
Öğretmen ile yeğeni arasında husumet bulunduğunu dile getiren Serdengeçti, şöyle konuştu:
"Zanlı şizofren, psikiyatri bağlamında uzun yıllardır tedavisi devam ediyor. Daha önce öğretmenimizin kendisini yetiştirdiği, evlat olarak baktığına yönelik bilgiler var elimizde. Fakat son dönemlerde husumet oluşuyor, şizofreni kaynaklı çeşitli iddialardan kaynaklı bu menfur saldırıyı gerçekleştiriyor. Gerek kolluk kuvvetlerimizce gerek Cumhuriyet Başsavcılığınca aydınlatacaktır. Burada öğrenci ve eğitime dönük bir saldırı değil."
Vali Serdengeçti, saldırganın amcası olan öğretmeni hedef aldığını belirterek, "Okulumuzun bahçesinde hedef alıyor. Geçmiş olsun, başımız sağ olsun." dedi. Serdengeçti, şüphelinin yakalandığını ve olayda kullanılan ruhsatsız tabancanın ele geçirildiğini ifade ederek, "Kendisinin, öğretmene husumete dönük çeşitli iddiaları var fakat saldıran kişinin şizofreni belirtileri olduğunu biliyoruz." diye konuştu.

Yeni Parti’nin hafta sonu düzenlenen ilçe başkanlıkları ön seçimleri kapsamında, Ankara’da sandık başına giden üyelerin oylarıyla 13 ilçe başkanı belli oldu

Yeni Parti’nin hafta sonu düzenlenen ilçe başkanlıkları ön seçimleri kapsamında, Ankara’da sandık başına giden üyelerin oylarıyla 13 ilçe başkanı belli oldu

28.09.2026 13:00:00
Haber Merkezi
 
 Yeni Parti’nin hafta sonu düzenlenen ilçe başkanlıkları ön seçimleri kapsamında, Ankara’da sandık başına giden üyelerin oylarıyla 13 ilçe başkanı belli oldu
 Yeni Parti’nin hafta sonu düzenlenen ilçe başkanlıkları ön seçimleri kapsamında, Ankara’da sandık başına giden üyelerin oylarıyla 13 ilçe başkanı belli oldu
Yeni Parti'nin hafta sonu düzenlenen ilçe başkanlıkları ön seçimleri kapsamında, Ankara'da sandık başına giden üyelerin oylarıyla 13 ilçe başkanı belli oldu.

Yeni Parti'nin ilçe ön seçimleri 26-27 Eylül tarihlerinde, Türkiye genelinde kurulan sandıklarla gerçekleştirildi. 26 Ağustos tarihine kadar partiye üye olan tüm üyelerin oy kullanabildiği seçimlerde, Ankara'da da 13 ilçede sandık kuruldu. Ön seçim sonuçlarına göre Ankara'nın 13 ilçe başkanı şöyle:

Akyurt - Yalçın İpek

Altındağ - Gökhan Urun

Ayaş - Fatih Öztürk

Çankaya - Ercan Başal

Elmadağ - Mehmet Kurusakız

Etimesgut - Özgür Şahbaz

Gölbaşı - Nazım Sağlam

Keçiören - Görkem Cevahir Yıldırım

Mamak - Şeref Demirbaş

Nallıhan - Mustafa Sarıkaya

Pursaklar - Hüseyin Benek

Sincan - Önder Ağdede

Yenimahalle - Halil Alankuş

İBB davasının 88. duruşması başladı

İBB davasına ilişkin 57'si tutuklu 436 sanığın yargılandığı davanın 88. duruşması başladı

28.09.2026 12:09:00
Anadolu Ajansı
 
İBB davasının 88. duruşması başladı
İBB davasının 88. duruşması başladı

İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesince, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu karşısındaki salonda görülen duruşmaya, görevlerinden uzaklaştırılan İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu ile Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık ve Medya AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun'un da aralarında bulunduğu bazı tutuklu sanıklar katıldı.

Bazı tutuksuz sanıklar ile avukatlarının da bulunduğu duruşmada, sanıkların yakınları izleyici olarak yer aldı.

Duruşma, tutuksuz sanıkların savunmalarının alınmasıyla devam ediyor.

İddianameden

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunca hazırlanan iddianamede, Mülkiye Teftiş Kurulu Başkanlığı "ihbar eden" sıfatıyla, Hazine ve Maliye, İçişleri, Enerji ve Tabii Kaynaklar, Tarım ve Orman bakanlıkları ile İstanbul Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü, İBB Başkanlığı ve Şişli Belediye Başkanlığı "suçtan zarar gören" sıfatıyla yer alıyor.

İddianamede, 16 kişi "müşteki", 7'si firari, 5'i "müşteki sanık" olmak üzere toplam 407 kişi "sanık" olarak bulunuyor.

Suç örgütünün kurulduğu 2014'ten bugüne kadarki faaliyetleri anlatılan iddianamede, "İddianameye konu 143 eyleme ilişkin elde olunan menfaat ile sebep olunan kamu zararının, suç tarihleri itibarıyla (güncel değeri hariç) toplamda menkul olarak yaklaşık 160 milyar lira ve 24 milyon dolar, gayrimenkul olarak ise İstanbul ile ülke genelinde 95 taşınmazdan ibaret (örgüt elebaşı ve yöneticilerinin suç gelirlerinden elde ettikleri mal varlıkları hariç) olduğuna" ilişkin değerlendirme yapılıyor.

İddianamede yer alan örgüt şemasında, sanık Ekrem İmamoğlu'nun "örgüt elebaşı", sanıklar Murat Ongun, Fatih Keleş, Adem Soytekin, Ertan Yıldız, Hüseyin Gün ile firari sanık Murat Gülibrahimoğlu'nun da "örgüt yöneticisi" olduğu belirtiliyor.

Şemada, 10 örgüt üyesinin Ekrem İmamoğlu'na doğrudan bağlı olduğu aktarılarak örgüt üyelerinden 77'sinin Fatih Keleş'e, 35'inin Murat Ongun'a, 8'inin Ertan Yıldız'a, 7'sinin Hüseyin Gün'e, 6'sının Murat Gülibrahimoğlu'na ve 6'sının da Adem Soytekin'e bağlı olduğu gösteriliyor.

İddianamede, Ekrem İmamoğlu'nun "suç işleme amacıyla örgüt kurmak", "kişisel verilerin kaydedilmesi", "kişisel verileri ele geçirme ve yayma", "suç delillerini gizleme", "haberleşmenin engellenmesi", "kamu malına zarar verme", "rüşvet", "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma", "irtikap", "kamu, kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık", "suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama", "ihaleye fesat karıştırma", "çevrenin kasten kirletilmesi", "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet" ve "Maden Kanunu'na muhalefet" suçlarından toplam 849 yıldan 2 bin 430 yıl 6 aya kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.

İddianamede, Keleş'in 48 kez "rüşvet", "rüşvet alma" ve "rüşvet verme", 55 kez "ihaleye fesat karıştırma", 39 kez "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", 8 kez "suç gelirlerini aklama", "Maden Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet", "çevre kirliliğine neden olma", "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet", "irtikap", "suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme" ile "haberleşmenin engellenmesi" suçlarından 556 yıl 8 aydan 1542 yıl 8 aya kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.

Ongun'un "rüşvet" ve 53 kez "ihaleye fesat karıştırma", 33 kez "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", "kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme", "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" ile "suç gelirlerini aklama" suçlarından 287 yıl 6 aydan 779 yıl 6 aya kadar hapis cezasına çarptırılması istenen iddianamede, Yıldız'ın "rüşvet", "ihaleye fesat karıştırma", "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık" suçlarından 86 yıldan 251 yıla kadar hapsi öngörülüyor.

İddianamede, Soytekin'in "rüşvet", "zincirleme şekilde rüşvet", "irtikap" ve "suç gelirlerini aklama" suçlarından 67 yıldan 194 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edilirken, Gülibrahimoğlu'nun "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", "suç gelirlerini aklama", "evrakta sahtecilik", "Maden Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet", "çevre kirliliğine neden olma" ve "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet" suçlarından 19 yıl 6 aydan 51 yıla kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.

Gün'ün "suç işlemek amacıyla örgüt kurma", "kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme" suçlarından 20 yıldan 40 yıla kadar hapsi talep edilen iddianamede, örgüt yöneticisi konumundaki bu sanıkların, örgütün kendilerine bağlı yapılanmalarının faaliyeti çerçevesinde işlenen bütün suçlardan ayrıca fail olarak cezalandırılmalarına karar verilmesi gerektiği belirtiliyor.

İddianamede, yakalandıktan sonra örgütün yapısı ve faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili bilgi veren örgüt yöneticisi sanıklardan Adem Soytekin, Hüseyin Gün ve Ertan Yıldız hakkında "etkin pişmanlık" hükümlerinin uygulanması isteniyor.

Tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan hakkında 5 kez "rüşvet alma", 2 kez "irtikap", "kişisel verilerin hukuka aykırı kaydedilmesi", "kişisel verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme" ve "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma" suçlarından toplamda 35 yıldan 91 yıla kadar hapis cezası istemine yer verilen iddianamede, tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık'ın ise 7 kez "rüşvet alma" ve "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma" suçlarından toplam 30 yıldan 88 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.

Birleşen dosya

Beyoğlu Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan İnan Güney'in de aralarında bulunduğu 7 sanık hakkında hazırlanan iddianame de bu davayla birleştirilmişti.

İddianamede, sanıklar İnan Güney, İsmail Akkaya, Seyhan Özcan, Veysel Eren Güven, Sabriye Akkaya, Mehmet Akif Bulut ve Deniz Göleli'nin "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmamakla birlikte yardım etme" ile "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık" suçlarından 9 yıl 8 aydan 31 yıl 8'er aya kadar hapisle cezalandırılmaları isteniyor.

Birleşen ikinci dosya

Ağaç ve Peyzaj AŞ üzerinden usulsüzce kurgusal ihale sistematiği işletilerek ihalelere fesat karıştırıldığı iddiasıyla yürütülen soruşturma tamamlanmış ve 29 sanık hakkında hazırlanan iddianame de bu davayla birleştirilmişti.

Sanıklar Ekrem İmamoğlu, Fatih Keleş ve Ali Sukas'ın "ihaleye fesat karıştırma", "resmi belgede sahtecilik", "rüşvet alma ve verme" ile "rüşvete aracılık etme" suçlarından 62'şer yıldan 168'er yıla kadar hapisle cezalandırılmaları, diğer 26 sanık hakkında ise aynı suçlardan 3 yıldan 168 yıla kadar değişen sürelerde hapis cezası isteniyor.

Yargılama sürecinde, birleşen dosyalarla birlikte 59 sanığın tahliye edilmesiyle davada 57 tutuklu sanık bulunuyor.

Gaziantep’teki kazada ölen 7 kişinin kimlikleri belli oldu

Gaziantep-Nurdağı kara yolunda yolcu otobüsü ile otomobilin kafa kafaya çarpıştığı feci kazada hayatını kaybeden 2'si çocuk 7 kişinin kimlikleri belirlendi. Otomobilde bulunan ve aynı aileden olan kurbanların cenazeleri otopsi işlemlerinin ardından Hatay'a gönderilirken, hastaneye kaldırılan 16 yaralıdan birinin durumunun ciddiyetini koruduğu açıklandı

28.09.2026 11:40:00 / Güncelleme: 28.09.2026 11:43:58
Haber Merkezi
 
Gaziantep’teki kazada ölen 7 kişinin kimlikleri belli oldu
Gaziantep’teki kazada ölen 7 kişinin kimlikleri belli oldu
Gaziantep'in Şehitkamil ilçesi kırsal Acaroba Mahallesi yakınlarında dün akşam saat 18.06'da meydana gelen, 34 HBS 100 plakalı yolcu otobüsü ile 31 AHB 98 plakalı otomobilin çarpıştığı feci kazanın bilançosu netleşti.

Hatalı sollama sonucu kontrolden çıkan otomobilin şerit ihlali yaparak otobüsün önüne kırılmasıyla gerçekleşen kazada, adli tıp kurumundaki kimlik tespit çalışmaları tamamlandı.

Aynı aileden 7 can yok oldu

Yapılan incelemelerin ardından otomobilde can veren sürücü ve yolcuların tamamının Hatay nüfusuna kayıtlı akrabalar olduğu belirlendi. Feci kazada hayatını kaybeden vatandaşların isimleri şu şekilde açıklandı:

• Gülistan Özdemir (46)

• Nisanur Özdemir (23)

• Zeynep Alin Özdemir (6 - Çocuk)

• Senem Gökşen (44)

• Atakan Gökşen (1 - Bebek)

• Fatma Balık (73)

• Gülhan Yaman (47) 

Gaziantep Adli Tıp Kurumu morgunda geceden bu yana süren otopsi işlemlerinin tamamlanmasının ardından, 7 kişinin cenazesi ailelerine teslim edilerek defnedilmek üzere memleketleri Hatay'a uğurlandı.

1 kişinin hayati tehlikesi sürüyor

Kazanın ardından yan yatan midibüsten çıkarılarak kentteki çeşitli hastanelere sevk edilen 16 yaralının tedavisi hassasiyetle sürdürülüyor. Gaziantep Vali Yardımcısı İlker Eker, ilk saatlerde otobüsteki yolcuların büyük bölümünün hafif ve orta dereceli yaralanmalara sahip olduğunu bildirmişti.

Ancak gelişmeleri yakından takip eden İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi sosyal medya hesabından yaptığı son güncellemede, yaralılardan 1 vatandaşın sağlık durumunun ciddiyetini koruduğunu ve hayati tehlikesinin devam ettiğini duyurdu. Diğer 15 yaralının ise genel durumlarının iyi olduğu ve hayati risklerinin bulunmadığı öğrenildi.

Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından görevlendirilen 1 Başsavcı Vekili ve 2 cumhuriyet savcısı eşliğinde, otobüs içi kameralar ve çevre güvenlik kameraları incelenerek kazayla ilgili geniş çaplı adli tahkikat sürdürülüyor.

Polisler iş bırakacak mı? EGM’den açıklama geldi

Emniyet Teşkilatı Sendikası’nın 28 Eylül’de Türkiye genelinde iş bırakma kararı almasının ardından “polisler greve gidiyor” iddiaları gündeme geldi

28.09.2026 10:37:00
Haber Merkezi
 
Polisler iş bırakacak mı? EGM’den açıklama geldi
Polisler iş bırakacak mı? EGM’den açıklama geldi
Emniyet Teşkilatı Sendikası'nın 28 Eylül'de Türkiye genelinde iş bırakma kararı almasının ardından "polisler greve gidiyor" iddiaları gündeme geldi. Emniyet Genel Müdürlüğü ise eylemin polisleri kapsamadığını açıkladı.

Emniyet Genel Müdürlüğü (EGM), sosyal medya ve bazı haber sitelerinde yayılan "polisler 28 Eylül'de iş bırakacak" iddialarına ilişkin açıklama yaptı. EGM, iş bırakma kararı alan sendikanın üyelerinin sivil personelden oluştuğunu belirterek polislerin iş bırakacağı yönündeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını bildirdi.

Sendika neden iş bırakma kararı aldı?

Tartışmanın başlangıcında ise Emniyet Teşkilatı Sendikası'nın açıklaması bulunuyor. Sendika, 28 Eylül Pazartesi günü öğleden sonra Türkiye genelinde iş bırakma eylemi yapacağını duyurdu.

Sendika kararının gerekçeleri arasında emniyet teşkilatındaki intihar vakaları, ekonomik ve sosyal sorunlar, ağır çalışma koşulları, mobbing, emeklilikte yaşanan gelir kayıpları ve özlük haklarındaki eşitsizlikler gösterildi.

Sendika ayrıca son beş günde yedi emniyet teşkilatı mensubunun yaşamına son verdiğini, Bursa ve İstanbul'da iki teşkilat mensubunun ise intihar girişiminde bulunduğunu açıkladı. Anayasa Mahkemesi önündeki eylem sırasında emekli bir emniyet mensubunun yaşamına son vermesi de açıklamada hatırlatıldı.

"Bu tablo artık görmezden gelinemez"

Sendika, yaşananların ardından yalnızca sorunların dile getirilmesinin yeterli olmadığını belirterek eylem kararı aldığını duyurdu. Açıklamada 3600 ek gösterge, yardımcı hizmetler sınıfının sorunları, eşit işe eşit ücret ve Emniyet Meslek Kanunu gibi başlıklarda çözüm bekleyen sorunlara da dikkat çekildi.

EGM: Polisler eyleme katılmayacak

Tartışmaların "polisler bugün görev bırakacak" şeklinde yayılması üzerine EGM devreye girdi. Kurum, 28 Eylül'deki iş bırakma kararının sendika üyesi sivil personeli ilgilendirdiğini, polislerin iş bırakacağı yönündeki iddiaların ise gerçeği yansıtmadığını açıkladı.

Böylece 28 Eylül'deki iş bırakma tartışmasının, emniyet teşkilatındaki çalışma koşulları ve özlük haklarına ilişkin sorunlardan kaynaklandığı; ancak EGM'ye göre eylemin görevdeki polisleri kapsamadığı ortaya konuldu.

Fatih Altaylı herkesin merak ettiği soruyu sordu

Gazeteci Fatih Altaylı, AK Parti eski Genel Başkan Yardımcısı ve eski Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya hakkındaki borsa ve fon iddialarını köşesinde değerlendirdi

28.09.2026 10:08:00
Haber Merkezi
 
Fatih Altaylı herkesin merak ettiği soruyu sordu
Fatih Altaylı herkesin merak ettiği soruyu sordu
Fatih Altaylı, Fatma Betül Sayan Kaya hakkındaki borsa iddialarını köşesine taşıdı. Altaylı, Kaya ve eşinin Tera üzerinden yaptığı öne sürülen işlemlerdeki yüksek getiriyi gündeme getirirken, soruşturmanın toplam büyüklüğü olarak dile getirilen 25 milyar dolara dikkat çekti: "Fatma Betül Kaya'dan 45 milyon doları çıktı. Gerisi nereden çıkacak?"

Gazeteci Fatih Altaylı, AK Parti eski Genel Başkan Yardımcısı ve eski Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya hakkındaki borsa ve fon iddialarını köşesinde değerlendirdi.

Altaylı, Yeni Parti Sözcüsü Zeynel Emre'nin Kaya hakkında ortaya attığı iddiaları ilk duyduğunda bunların gerçeği yansıtmayacağını düşündüğünü belirtti. Ancak daha sonra gündeme gelen rakamların dikkat çekici olduğunu ifade etti.

63 MİLYON TL'DEN 1,3 MİLYAR TL'YE

Altaylı'nın aktardığı iddiaya göre Kaya, nisan ayında Tera üzerinden yaklaşık 63 milyon TL tutarında yatırım yaptı. İddiaya göre bu para eylül ayında yaklaşık 1 milyar 344 milyon TL olarak geri çekildi.

Altaylı, söz konusu rakamları dolar üzerinden de hesaplayarak, yaklaşık 1 milyon 432 bin dolarlık yatırımın 5 ay içerisinde 28 milyon dolara ulaştığı iddiasını gündeme getirdi. Yazar, bunun dolar bazında yaklaşık yüzde 2 binlik artış anlamına geldiğini yazdı.

EŞİNE AİT İŞLEMLER DE GÜNDEMDE

Altaylı, Kaya'nın eşi İlyas Kaya hakkındaki iddiaları da yazısına taşıdı.

Buna göre İlyas Kaya'nın nisan ayında yaklaşık 99 milyon TL yatırdığı, eylül ayında ise yaklaşık 826 milyon TL ile çıktığı öne sürüldü.

Altaylı, bu rakamların dolar karşılığının yaklaşık 2 milyon 250 bin dolardan 17 milyon 210 bin dolara yükselmek anlamına geldiğini belirterek, işlemlerin fonun batmasından hemen önce gerçekleştiği iddiasına dikkat çekti.

"SADECE FATMA BETÜL SAYAN KAYA MI?"



Altaylı'nın yazısının odağındaki soru ise fon soruşturmasının tamamına ilişkin oldu.

Yazar, "Sadece Fatma Betül Sayan Kaya mı yapmıştır bu işi? Başka kimler böyle servet edindi?" sorusunu gündeme getirdi.

Altaylı, ardından soruşturmayla bağlantılı olarak dile getirilen 25 milyar dolarlık toplam büyüklüğe dikkat çekerek şu soruyu sordu:

"Fatma Betül Kaya'dan 45 milyon doları çıktı. Gerisi nereden çıkacak! Çıkacak mı?"

ESKİ DOSYA: İBB'DEN 85 BİN 791 DOLARLIK EĞİTİM ÖDEMESİ

Kaya'nın adı daha önce de ABD'deki eğitimi nedeniyle İBB iştiraki İSBAK'tan aldığı öne sürülen ödemelerle gündeme gelmişti.

İBB'nin eski yönetimi döneminde, Kaya'nın 14 Kasım 2008'de İSBAK AŞ'de elektrik-elektronik mühendisi olarak işe başladığı, yaklaşık iki ay sonra da ABD'de eğitim için İBB bursuyla gönderildiği kamuoyuna yansıyan kayıtlarda yer aldı.

İSBAK tarafından Kaya'ya yurtdışı eğitim sözleşmesi kapsamında 85 bin 791 dolar ve 20 bin 289 TL ödeme yapıldığı belirtildi.

İBB PARAYI GERİ İSTEMİŞTİ

Konu 2021 yılında İBB Teftiş Kurulu'nun incelemesiyle yeniden gündeme geldi.

Dönemin İBB yönetimi, Kaya'dan ve kefil olan aile üyelerinden 85 bin 791 dolar ile 20 bin 289 TL'nin, masraflar ve yasal faiziyle birlikte geri ödenmesini talep etti. Ayrıca dönemin bazı İSBAK yöneticileri hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunuldu.

İBB müfettişlerinin raporuna ilişkin haberlerde, yurtdışı eğitim sözleşmesindeki bazı hükümlerin ihlal edildiği iddiaları da yer aldı. Bunlar arasında eğitim sonrasında İSBAK'ta çalışma yükümlülüğü ve eğitim süresinin uzatılmasına ilişkin sözleşme hükümleri tartışma konusu oldu.

Ancak bu eski dosyada da önemli bir ayrım bulunuyor: Kaya hakkında 2021 sonunda işlem başlatıldığı, sonrasında takipsizlik kararlarının verildiği basına yansıdı. Ayrıca Kaya'nın başvurusu üzerine İBB bursuyla ilgili çok sayıda internet içeriğine 2024'te erişim engeli getirildi.

ALTAYLI'NIN VURGUSU NE?



Altaylı'nın yazısındaki temel vurgu, yalnızca Kaya hakkındaki iddialar değil. Yazar, Kaya üzerinden ortaya çıkan rakamların, eğer soruşturmadaki toplam para büyüklüğü iddiasıyla birlikte değerlendirilecekse, "başka kimlerin bu sistemden ne kadar kazanç sağladığı" sorusunu gündeme getirdiğini belirtiyor.

Dolayısıyla "25 milyar doların 45 milyonu eski Bakan'dan çıktı" ifadesi, 25 milyar dolarlık toplam büyüklüğün tamamının Kaya'ya ait olduğu anlamına gelmiyor. Altaylı, Kaya hakkında öne sürülen yaklaşık 45 milyon dolarlık tutarı, soruşturmada konuşulan 25 milyar dolarlık toplam rakamla karşılaştırarak geriye kalan miktarın akıbetini sorguluyor.

Kaya ise iddiaların ardından AK Parti Genel Başkan Yardımcılığı ve diğer görevlerinden istifa etti. Hakkındaki borsa işlemlerine ilişkin iddiaların hukuki olarak kesinleşmiş bir suç veya mahkûmiyet anlamına gelmediği de ayrıca belirtilmeli.

İstanbul'da gök gürültülü sağanak etkili oldu

İstanbul'da gök gürültülü sağanak hayatı olumsuz etkiledi, birçok ilçede su baskınları yaşandı

28.09.2026 06:30:00
AA
 
İstanbul'da gök gürültülü sağanak etkili oldu
İstanbul'da gök gürültülü sağanak etkili oldu

Meteoroloji Genel Müdürlüğünün uyarılarının ardından kentteki bazı bölgelerde kısa süreli etkili olan kuvvetli yağış nedeniyle cadde ve sokaklarda su birikintileri oluşurken bazı alt geçitleri, evleri ve iş yerlerini su bastı.

Avrupa Yakası'nda Beşiktaş, Fatih, Şişli, Bakırköy, Sultangazi, Eyüpsultan, Esenler, Küçükçekmece ve Kağıthane ilçelerinde gök gürültülü sağanak etkisini gösterdi.

Yoğun yağış nedeniyle Zincirlikuyu'daki su basan alt geçitte ekiplerin çalışmaları devam ediyor. Araç trafiğine kapatılan alt geçidin su tahliyesinin sabah saatlerine kadar süreceği öğrenildi.

Fatih'teki Zeyrek Mahallesi Eski Mutaflar Caddesi'nde bir otomobil ile kamyonet çökme sonucu meydana gelen çukura girdi. Çevredeki vatandaşlar araçları iterek, bulundukları yerden çıkardı. Yola şerit çekilerek trafiğe kapatıldı.

Eyüpsultan Merkez Mahallesi Sayfiye Sokak'ta ise binaların arasında kalan arsada yağışın etkisiyle toprak kayması yaşandı. İhbar üzerine bölgeye gelen itfaiye ve AFAD ekiplerince çevredeki binalarda yaşayan 25 kişi tahliye edildi. Bölge, şerit çekilerek emniyete alındı.

Esenler'de Mehmet Akif İnan Caddesi'nde seyir halindeki motosiklet, yağış nedeniyle sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu devrildi. Kazada sürücü ve motosiklet savrulurken, olay anı güvenlik kamerasınca kaydedildi.

Küçükçekmece Kanarya Mahallesi Çalıkuşu Sokak'ta ise bir binanın bodrum katındaki otoparkı su bastı. Vatandaşlar otoparktaki araçlarını kendi imkanlarıyla dışarı çıkardı.

Yağış aralıklarla etkisini sürdürüyor. 

logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.