logo
28 EYLÜL 2026

Özgür Özel'den Erdoğan'a 'Zübük' yanıtı: Aynaya bakarsa görür

Özel, Eskişehir’de katıldığı halk buluşmasında Tayyip Erdoğan’a, “Arkadaşlar diyorlar ki, Tayyip Erdoğan’a bir Türk Dil Kurumu sözlüğü yollayalım. O sözlüğü açsın, zübüğün anlamına baksın. Ben dedim ki, zübüğe bakmak için sözlük yollamaya gerek yok. Tayyip Erdoğan’a bir ayna yollayın, ona baksın, zübüğü orada görür” diye yanıt verdi.

08.03.2024 17:23:00
Haber Merkezi
 
Özgür Özel'den Erdoğan'a 'Zübük' yanıtı: Aynaya bakarsa görür
Özgür Özel'den Erdoğan'a 'Zübük' yanıtı: Aynaya bakarsa görür
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, Eskişehir Odunpazarı Meydanı'nda halk buluşmasına katıldı. Özel, "Bugün 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü'nde hep birlikte Eskişehir'den haykırıyoruz. Medeni Kanun'a, kadınların haklarına dokundurtmayız. Kadın demek Cumhuriyet demektir, kadın demek Atatürk devrimleri demektir" ifadelerini kullandı.

Özel, şöyle konuştu:

"BOZKIRIN ORTASINDA CENNET YARATTI"

"Bugün 31 Mart seçimlerine 23 gün kala Eskişehir'deyiz. Bugün 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü. Kampanyanın içinde bugün bir yerde olacaktık. Buna karar vermemiz gerekiyordu. Oturduk, düşündük, taşındık. Dedik ki, bizim bugün olacağımız yer, bozkırın ortasında bir cennet yaratan Yılmaz Büyükerşen'in, Türkiye'nin en tanınmış, en başarılı efsane yerel yöneticisi Yılmaz Büyükerşen'in ekibinde olan, son 5 yıldır birlikte çalıştıkları, genel sekreterlik görevi ile bütün Eskişehir'in, hem de hangi partiden olduğunu ayırmadan, belediyelerine ayrımsız hizmet götüren genel sekreterin, bir Cumhuriyet kadınının aday olduğu, Yılmaz Hoca'nın 31 Mart'ta bayrağı o Cumhuriyet kadınına gözü arkada kalmadan teslim etmek istediği ve 11 büyükşehrimizden sadece Aydın'da topuklu efemiz varken, bu seçimde 5 büyükşehirde gösterdiğimiz seçilecek adaylardan bir tanesi, genç bir Cumhuriyet kadını Ayşe Ünlüce ve onun destekçisi Eskişehir'in yanında olmak istedik. Eskişehir Cumhuriyet için önemli bir kent. İlk köy enstitüsünün kurulduğu kenttir. Devrim otomobilinin üretildiği kenttir. Demiryolu fabrikasının kurulduğu kenttir. Eskişehir, Yılmaz Büyükerşen ile birlikte bir üniversitenin Türkiye'nin çekim merkezi olduğu, hem örgün öğretimde hem de Türkiye'nin bütün zorluklarına rağmen, gelişen teknolojiyi, televizyonun varlığını görüp, eğitimdeki fırsat eşitsizliğine en temelden müdahale edildiği, açıköğretim uygulaması ile dünyaya örnek bir işin yapıldığı muhteşem bir kentteyiz. Eskişehir'le, Eskişehirlilerle gurur duyuyoruz. Odunpazarı gibi CHP için zor bir bölgede çok önemli işleri Hocamızla dayanışma içinde yapmış, Odunpazarı'nı bambaşka bir görünüme, bambaşka bir vizyona kavuşturmuş Kazım Kurt ile birlikte olmaktan da büyük mutluluk duyuyorum. Eskişehir nüfusunun önemli bir kısmı merkezde yaşıyor. Bir yanda Odunpazarı var, Kazım Başkan var. Diğer tarafta da hepimizin çok sevdiği Ahmet Ataç Başkanım var. Onunla birlikte olmaktan da büyük mutluluk duyuyorum."

"CHP'NİN ALACAĞI 8 BELEDİYESİ VAR"

"Eskişehir'de 14 belediye ve bir büyükşehir belediyesi var. Bunlardan 7 tanesi şu anda bizde. Yani Eskişehir'de birileri başka hayaller görsün, Eskişehir'de CHP'nin daha alacağı 8 belediyesi var. Eskişehir'de sadece Ayşe Ünlüce ile değil Sevgili Zehra Konakçı'yla, Sevgili Safiye Keskin ile birlikte 3 kadın belediye başkan adayımız, genç arkadaşımız Hakan Karabacak ile birlikte tüm ilçelerde yaptıkları görevleri hakkıyla yaptıkları için yeniden devam eden, bundan sonra Eskişehir'e Yılmaz Hocanın vizyonu ile halkçı belediyecilik vizyonu ile hizmet götürmek isteyen, bugün CHP'de olmadığı halde artık bu hizmeti özleyen, ilçesinde de bir CHP'li belediye başkanı olsun isteyen Eskişehirlilere 15 adayımızın 15'ini de emanet etmeye geldik."

"MEDENİ KANUN'A, KADINLARIN HAKLARINA DOKUNDURTMAYIZ. KADIN DEMEK CUMHURİYET DEMEKTİR, ATATÜRK DEVRİMLERİ DEMEKTİR"

"Bugün sabah sevgili Yılmaz Hocamız annelere, annelerimize ve kadınlara şükranlarını, minnetlerini sunduğu bir anıtın açılışına bizi çağırdılar. Orada da ifade ettim. Neredeyse 200 yıl önce kadınlar bir grevde hayatlarını kaybetti. O günden bugüne 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü olarak kutlanıyor. Türkiye'de kadın mücadelesi, kadın hakları mücadelesi önemli inişler, çıkışlar yaşıyor. Avrupa Birliği'nin en güçlü ülkelerinden kiminden 40 yıl evvel, kiminden 30 yıl evvel Atatürk'ün büyük vizyonu ve güveniyle, her birisi teker teker bunu hak ederek, Türk kadını seçme ve seçilme hakkını bütün gelişmiş ülkelerden önce aldı. Genç Cumhuriyet kadınlar için çok önemli kazanımları, hem miras hukukunu, hem nafaka hakkını, hem kadınlarla ilgili pek çok eşitlikçi düzenlemeyi hayata geçirdi. Ama geçtiğimiz 20 yıl içinde önce Adalet ve Kalkınma Partisi umut veren, bizim de hemen desteklediğimiz, oy verdiğimiz bir işi yaptı. İlk iş olarak değil ama günü geldiğinde İstanbul'da İstanbul Sözleşmesi'ni imzaladılar ve Meclis'e yolladılar. Biz o sözleşmeyi hızla, bütün partiler oybirliği ile el birliği ile onayladık. İstanbul Sözleşmesi demek kadına karşı şiddete taviz yok demektir, kadın cinayetlerine en sert cezalar verilecek demektir, kadına karşı ayrımcılık olmayacak demektir. İstanbul Sözleşmesi'nin imzalandığı o yıl, Türkiye'de son 15 yılda kadın cinayetlerinin ve kadına karşı şiddetin azaldığı tek yıl oldu. O günden sonra çeşitli uygulamalarla bunun pekiştirilmesi beklenirken AKP önce bu konudaki iştahını kaybetti, sonra durakladı. Sonra söylem olarak geriye gitmeye başladı. En nihayetinde yaşadığımız geçen seçimlerde birileri ile ittifak yapabilmek için, geçmişte Hizbullah terör örgütünden ceza alanları, domuz bağcıları savunan avukatları, onların ceza almış örgüt üyelerinin cezalarını Yargıtay'dan kaldırarak, yasak olan seçilme haklarını vererek, onların önemli kısmını aday yaparak ittifaklarına HÜDA-PAR'ı dahil ettiler. O HÜDA-PAR ki kadınları sokak hayvanları ile eş görüp, 'bekâr kadınları derhal sahiplendirmek gerekir' diyebilecek kadar şuurunu kaybetmiş. O HÜDA-PAR ki bunlardan ittifak için bir tek şey istedi. Dedi ki, 'önce İstanbul Sözleşmesi'ni kaldırın, ondan sonra kadına karşı şiddet yasasının kaldırın, ondan sonra nafaka hakkını kaldırın, ondan sonra kadınlara miras vermeyin'. Yani o HÜDA-PAR'ın önce İstanbul Sözleşmesi ile Tayyip Erdoğan'dan istediği en büyük şey buydu. İstanbul Sözleşmesi ile surda kadınları koruyan o çağdaş Cumhuriyetin surunda bir gedik açtı. Sonrasında şimdi saldırıyor. Hedefleri Medeni Kanun'dur. Hedefleri kadının mirastan hak almasının önüne geçmektir. Hedefleri kadının nafaka hakkına saldırmaktır. Bugün 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü'nde hep birlikte Eskişehir'den haykırıyoruz. Medeni Kanun'a, kadınların haklarına dokundurtmayız. Kadın demek Cumhuriyet demektir, kadın demek Atatürk devrimleri demektir."

"SİYASİ DÜZENBAZLIĞA KARŞI ESKİŞEHİR DÜRÜSTLÜKTEN ŞAŞMAZ"

"Şimdi bugün Eskişehir'den çok anlamlı bir isteğimiz var. 2 iş yapacaksınız Eskişehir'de bir Cumhuriyet kadınına sahip çıkarak. Bunlardan bir tanesi Atatürk'ün devrimlerine, kadınların Cumhuriyet ile birlikteki kazanımlarına, bir kadın yöneticinin böyle önemli bir görevi layıkıyla yapabileceğine duyduğunuz güvenle bir Cumhuriyet kadınına sahip çıkarak, kadının toplumdaki yerine sahip çıkacaksınız. İkincisi bir siyasi yankesiciliğe, bir siyasi düzenbazlığa karşı Eskişehir dürüstlükten şaşmaz. Milli irade hırsızlığına teslim olmaz demek durumundayız. Malum bundan sadece 8-9 ay önce Eskişehir sandık başına gitti. Eskişehir'in karşısına bütün partiler ve adaylar çıktı. İttifaklar vardı. CHP'nin de ittifak halinde olduğu İYİ Parti'nin de Eskişehir'de bir adayı vardı. Neydi iddiaları? Saraya itiraz. Neydi iddia? MHP'ye itiraz. Neydi iddia? Oyu verin, Millet İttifakı'nı iktidara getirin. Sarayı, saray ittifakını, Cumhur İttifakı'nı yenelim, yönetime biz gelelim diyerek, onları eleştirerek, Eskişehir seçmeninden oy istediler. Eskişehir'de önemli bir miktarda seçmen İYİ Parti'ye oy verdi. Seçimleri Cumhur İttifakı kazandı. Yani İYİ Parti'ye oy verenler o oyunu İYİ Parti'ye sarayın karşısında dursun ve MHP'nin yaptıklarının karşısında dursun, Cumhur İttifakı'na muhalif olsun diye verdiler. O güzel insanlar hala aynı fikirdeler. Verdikleri oyu alan birisi meğer o günlerde, iş insanı olan o birisi bir yandan muhalefetteymiş gibi yapıp, bir yandan AKP'den milyonlarca dolar teşvik alırmış şirketine. Seçim boyunca AKP'ye karşıyım diye Eskişehir'deki iyi insanların oylarını aldı, sonra milli irade hırsızlığı yaptı. Aldığı teşvik karşısında Eskişehir'deki İYİ Partililerin oylarını AK Parti'ye sattı, partisini sattı, taraf değiştirdi ve AK Parti'ye geçti. Bu milli irade hırsızlığıdır, bu siyasi yan kesiciliktir, bu Eskişehir'deki İYİ Partilileri ve Eskişehir'i kandırmaktır. Bu düpedüz para alıp da oyları AKP'ye götüren siyasi kalpazana karşı 31 Mart Pazar günü Eskişehir oyları ile Hanya'yı da gösterecek, Konya'yı da gösterecek."

"ESKİŞEHİR KAVGA EDENLERİ DEĞİL HİZMET EDENLERİ SEVER"

"Eskişehir dürüstleri sever, Yılmaz Hoca gibi. Eskişehir çalışkanları sever, Yılmaz Hoca gibi. Eskişehir kavga edenleri değil hizmet edenleri sever. Bakıyorum, önüne gelenle kavga ediyor. Ayşe Hanım gibi hanımefendi, hizmet ve çalışma odaklı birisiyle her gün kavga etmek istiyor. Allah muhafaza bu gelse, Eskişehir'deki barış, huzur, refah ortamını bozar. Allah muhafaza gelse her gün bir belediye başkanı, birileriyle kavga eder. Kendini düşüneni değil kentini düşüneni, Ayşe Ünlüce'yi 31 Mart'ta büyükşehir belediye başkanı yapacağız."

"SEÇİMLERDE REKOR BEKLİYORUM"

"Eskişehir bir yandan kadınların kenti, bir yandan da gençlerin kenti. Yılmaz Hoca'nın üniversiteye yaptıklarıyla, kente yaptıklarıyla birlikte Türkiye'nin en mutlu gençleri Eskişehir'de yaşıyor. Ancak Türkiye'de dört gençten üç tanesi zihninde bavulları çoktan toplamış. Fırsatını bulursam yurtdışına gitmek isterim diyor. İşte bu anlayışı değiştirmek için. Eskişehir Türkiye'nin en mutlu gençlerinin kentiyken, ben Eskişehir'de gençlerden, annelerinden, babalarından, Eskişehir'in bütün güzel insanlarından, gençleri mutlu eden, kadınlara sahip çıkan bu güzel Cumhuriyet kentinde seçimlerde bir rekor bekliyorum."

"SÖZLÜK YOLLAYALIM DEDİLER"

"Eskişehirliler, bir yandan Tayyip Erdoğan da bir şeyler söylemiş. Dönmüş, bütün muhalefete zübük demiş. Şimdi gazeteciler buna bir yanıt bekliyorlar. Yahu bu lafa nasıl bir yanıt vereceğiz. Ne demek zübük? Açtık, Türk Dil Kurumu'nun sözlüğüne baktık. Zübük demek kendi çıkarı için her yolu mubah sayan demek. Acaba bana oy vermezsen Hatay'a hizmet getirmem diyen zübük olabilir mi? Ordu'ya doğalgaz getirmem diyen zübük olabilir mi? Bir tek seçimi kazanmak için HÜDA-PAR'a taviz veren zübük olabilir mi? İkinci anlamı sözünde durmayan demek. Deprem bölgesine 650 bin konut lazım deyip, sadece 45 bin konutu bir yılın sonunda yapabilen, yüzde 90'ı sokakta bırakan acaba zübük olabilir mi? Üçüncü anlamı egoist. 'Ben ekonomistim, her şeyi ben bilirim diyen, ben, ben, ben' diyen egoist acaba zübük olabilir mi? Arkadaşlar diyorlar ki, 'Tayyip Erdoğan'a bir Türk Dil Kurumu sözlüğü yollayalım. O sözlüğü açsın, zübüğün anlamına baksın'. Ben dedim ki, 'Zübüğe bakmak için sözlük yollamaya gerek yok. Tayyip Erdoğan'a bir ayna yollayın, ona baksın, zübüğü orada görür'. Eskişehir'de iyi insanların, çalışkan insanların, güzel insanların müthiş bir birlikteliği Eskişehir'i bugüne kadar çok güzelleştirdi. Bu birlikteliği sürdürmeye hazır mıyız? Yılmaz Hoca'nın emanetine sahip çıkmaya hazır mıyız? Eskişehir'de Cumhuriyet kadını Ayşe Ünlüce'ye sahip çıkmaya hazır mıyız? Biz Eskişehirlilere bu güzel, çalışkan ekibi emanet ediyoruz. Onlara sahip çıkın, Eskişehir'e sahip çıkın. Size güveniyorum, size inanıyorum."

RTÜK'ten Osmaniye'deki saldırıya yayın yasağı

Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK), Osmaniye'de bir öğretmenin okul bahçesinde öldürülmesine ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında yayın yasağı kararı alındığını açıkladı

28.09.2026 16:34:00
İhlas Haber Ajansı
 
RTÜK'ten Osmaniye'deki saldırıya yayın yasağı
RTÜK'ten Osmaniye'deki saldırıya yayın yasağı
Olaya ilişkin RTÜK'ten yapılan açıklamada, "Osmaniye 2. Sulh Ceza Hakimliğinin 28/09/2026 tarihli ve 2026/5294 D. İş sayılı kararı ile Osmaniye Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen 2026/15733 sayılı soruşturma kapsamındaki olay hakkında yayın yasağı getirilmiştir.

Karar; toplum sağlığının ve ahlakın, milli güvenliğin, kamu düzeninin ve kamu güvenliğinin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi ve yargı gücünün otorite ve tarafsızlığının sağlanması amacıyla verilmiştir. Kararda, soruşturma konusu olayla ilgili olarak her türlü haber, röportaj, eleştiri vb. yayınların, görsel ve sosyal medya ile internet ortamında yapılmasının 5187 sayılı Basın Kanunu'nun 3. maddesi uyarınca yasaklandığı belirtilmektedir.

Bu kapsamda, tüm medya hizmet sağlayıcılarının söz konusu kararın gereklerine titizlikle uyması önem arz etmektedir. Yayın yasağına aykırı yayın yapılması hâlinde, 6112 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun'un ilgili hükümleri uyarınca gerekli işlemler yapılacaktır. Kamuoyuna saygıyla duyurulur" ifadelerine yer verildi.

Lisede korku dolu anlar: Silahla vurulan öğretmen öldü

Osmaniye'de yeğeni tarafından görev yaptığı okulda silahla vurulan öğretmen hayatını kaybetti

28.09.2026 14:11:00 / Güncelleme: 28.09.2026 14:14:16
İHA
 
Lisede korku dolu anlar: Silahla vurulan öğretmen öldü
Lisede korku dolu anlar: Silahla vurulan öğretmen öldü
Olay, merkez Çardak köyündeki Farabi Anadolu Lisesi'nde yaşandı.

Okulda görev yapan Edebiyat Öğretmeni Mehmet Bilgili, ilk bilgilere göre yeğeni olan A.B. tarafından silahla vuruldu.



İhbar üzerine bölgeye polis ve sağlık ekibi sevk edildi.

Sağlık ekiplerinin kontrollerinde Bilgili'nin hayatını kaybettiği belirlendi.

Osmaniye’nin Merkez ilçesine bağlı Çardak Köyü’nde, Farabi Anadolu Lisesi’nin bahçesinde öğretmen Mehmet Bilgili silahlı saldırıda ağır yaralandı. Öğretmen tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı

Osmaniye'nin Merkez ilçesine bağlı Çardak Köyü'nde, Farabi Anadolu Lisesi'nin bahçesinde öğretmen Mehmet Bilgili silahlı saldırıda ağır yaralandı. Öğretmen tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Vali Mehmet Fatih Serdengeçti, saldırıyı gerçekleştirdiği belirtilen A.B.'nin yakalanarak gözaltına alındığını açıkladı

28.09.2026 13:44:00 / Güncelleme: 28.09.2026 13:50:04
Haber Merkezi
 
 Osmaniye’nin Merkez ilçesine bağlı Çardak Köyü’nde, Farabi Anadolu Lisesi’nin bahçesinde öğretmen Mehmet Bilgili silahlı saldırıda ağır yaralandı. Öğretmen tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı
 Osmaniye’nin Merkez ilçesine bağlı Çardak Köyü’nde, Farabi Anadolu Lisesi’nin bahçesinde öğretmen Mehmet Bilgili silahlı saldırıda ağır yaralandı. Öğretmen tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı
Osmaniye'nin Merkez ilçesine bağlı Çardak Köyü'nde, Farabi Anadolu Lisesi'nin bahçesinde öğretmen Mehmet Bilgili ilahlı saldırı sonucu ağır yaralandı. Hastaneye kaldırılan öğretmen tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetti. Osmaniye Valisi Mehmet Fatih Serdengeçti, şüpheli A.B.'nin kısa sürede yakalanarak belirtirken saldırganın öğretmenin yeğeni olduğunu açıkladı.

Yeğeni olduğu ortaya çıktı
Valiliğin açıklamasına göre olay, 28 Eylül 2026 tarihinde meydana geldi. Merkeze bağlı Çardak köyündeki Farabi Anadolu Lisesi'nin bahçesinde Türk dili ve edebiyatı öğretmeni Mehmet Bilgili, aralarında husumet bulunan yeğeni A.E. Bilgili'nin silahlı saldırısına uğradı. İhbar üzerine okula 112 Acil Sağlık ve jandarma ekipleri yönlendirildi.
Tabancayla açılan ateş sonucu ağır yaralanan öğretmen, ambulansla kaldırıldığı hastanede müdahaleye rağmen kurtarılamadı. Okula giden Vali Mehmet Fatih Serdengeçti, yetkililerden bilgi aldı.

Zanlının psikolojik sorunları olduğu açıklandı
Serdengeçti, gazetecilere, saldırının eğitim öğretimle alakası olmadığını söyledi.
Öğretmen ile yeğeni arasında husumet bulunduğunu dile getiren Serdengeçti, şöyle konuştu:
"Zanlı şizofren, psikiyatri bağlamında uzun yıllardır tedavisi devam ediyor. Daha önce öğretmenimizin kendisini yetiştirdiği, evlat olarak baktığına yönelik bilgiler var elimizde. Fakat son dönemlerde husumet oluşuyor, şizofreni kaynaklı çeşitli iddialardan kaynaklı bu menfur saldırıyı gerçekleştiriyor. Gerek kolluk kuvvetlerimizce gerek Cumhuriyet Başsavcılığınca aydınlatacaktır. Burada öğrenci ve eğitime dönük bir saldırı değil."
Vali Serdengeçti, saldırganın amcası olan öğretmeni hedef aldığını belirterek, "Okulumuzun bahçesinde hedef alıyor. Geçmiş olsun, başımız sağ olsun." dedi. Serdengeçti, şüphelinin yakalandığını ve olayda kullanılan ruhsatsız tabancanın ele geçirildiğini ifade ederek, "Kendisinin, öğretmene husumete dönük çeşitli iddiaları var fakat saldıran kişinin şizofreni belirtileri olduğunu biliyoruz." diye konuştu.

Anayasa Mahkemesi (AYM), Yeni Parti'nin isim ve rumuzunun Siyasi Partiler Kanunu'na aykırı olduğu iddiasıyla hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine ilişkin talebi yarın görüşecek

Anayasa Mahkemesi (AYM), Yeni Parti'nin isim ve rumuzunun Siyasi Partiler Kanunu'na aykırı olduğu iddiasıyla hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine ilişkin talebi yarın görüşecek. Yenilik Partisi'nin isim benzerliği itirazıyla başlayan süreçte Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı daha önce Yeni Parti'ye isim değişikliği yönünde tebligat göndermişti

28.09.2026 13:30:00
Haber Merkezi
 
 Anayasa Mahkemesi (AYM), Yeni Parti'nin isim ve rumuzunun Siyasi Partiler Kanunu'na aykırı olduğu iddiasıyla hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine ilişkin talebi yarın görüşecek
 Anayasa Mahkemesi (AYM), Yeni Parti'nin isim ve rumuzunun Siyasi Partiler Kanunu'na aykırı olduğu iddiasıyla hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine ilişkin talebi yarın görüşecek
Anayasa Mahkemesi (AYM), Yeni Parti'nin isim ve rumuzunun Siyasi Partiler Kanunu'na aykırı olduğu iddiasıyla hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine ilişkin talebi yarın görüşecek. Yenilik Partisi'nin isim benzerliği itirazıyla başlayan süreçte Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı daha önce Yeni Parti'ye isim değişikliği yönünde tebligat göndermişti.

AYM'nin 24 Eylül'de yayımladığı 29 Eylül Genel Kurul gündeminin ilk sırasında, E.2026/9 (Değişik İşler) numaralı dosya yer aldı. Gündemde dosyanın konusu, "Yeni Parti'nin isim ve rumuzunun 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu'nun 96. maddesine aykırılığı ileri sürülerek anılan Kanun'un 104. maddesi gereğince hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine karar verilmesi talebi" olarak belirtildi.

Süreç, Yenilik Partisi'nin itirazıyla başladı
Öztürk Yılmaz'ın genel başkanlığını yaptığı Yenilik Partisi, "Yeni Parti" adının kendi parti adıyla karıştırılabileceğini savunarak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na başvurdu. Yılmaz, "Yeni" ve "Yenilik" ifadelerinin seçmen açısından karışıklığa yol açabileceğini ve Yeni Parti isminde ayırt edici bir ek bulunmadığını ileri sürdü.

Başvurunun ardından Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, 14 Eylül'de Yeni Parti'ye isim değişikliği talebi içeren bir tebligat gönderdi. Yeni Parti Grup Başkanvekili Murat Emir ise parti adının belirlenmesinde mevcut içtihatların dikkate alındığını belirterek isim benzerliği iddiasına karşı çıktı.

İki seçenek konuşuluyor
Yeni Parti yetkilileri isim benzerliği olmadığını belirtmiş, "Buna rağmen aksi yönde bir karar çıkarsa küçük bir değişiklikle yola devam ederiz" mesajını vermişti.

Kulislerde "Halkın Yeni Partisi" ve "Değişim Partisi" gündeme gelen seçenekler arasında yer alıyor.

Gaziantep’teki kazada ölen 7 kişinin kimlikleri belli oldu

Gaziantep-Nurdağı kara yolunda yolcu otobüsü ile otomobilin kafa kafaya çarpıştığı feci kazada hayatını kaybeden 2'si çocuk 7 kişinin kimlikleri belirlendi. Otomobilde bulunan ve aynı aileden olan kurbanların cenazeleri otopsi işlemlerinin ardından Hatay'a gönderilirken, hastaneye kaldırılan 16 yaralıdan birinin durumunun ciddiyetini koruduğu açıklandı

28.09.2026 11:40:00 / Güncelleme: 28.09.2026 11:43:58
Haber Merkezi
 
Gaziantep’teki kazada ölen 7 kişinin kimlikleri belli oldu
Gaziantep’teki kazada ölen 7 kişinin kimlikleri belli oldu
Gaziantep'in Şehitkamil ilçesi kırsal Acaroba Mahallesi yakınlarında dün akşam saat 18.06'da meydana gelen, 34 HBS 100 plakalı yolcu otobüsü ile 31 AHB 98 plakalı otomobilin çarpıştığı feci kazanın bilançosu netleşti.

Hatalı sollama sonucu kontrolden çıkan otomobilin şerit ihlali yaparak otobüsün önüne kırılmasıyla gerçekleşen kazada, adli tıp kurumundaki kimlik tespit çalışmaları tamamlandı.

Aynı aileden 7 can yok oldu

Yapılan incelemelerin ardından otomobilde can veren sürücü ve yolcuların tamamının Hatay nüfusuna kayıtlı akrabalar olduğu belirlendi. Feci kazada hayatını kaybeden vatandaşların isimleri şu şekilde açıklandı:

• Gülistan Özdemir (46)

• Nisanur Özdemir (23)

• Zeynep Alin Özdemir (6 - Çocuk)

• Senem Gökşen (44)

• Atakan Gökşen (1 - Bebek)

• Fatma Balık (73)

• Gülhan Yaman (47) 

Gaziantep Adli Tıp Kurumu morgunda geceden bu yana süren otopsi işlemlerinin tamamlanmasının ardından, 7 kişinin cenazesi ailelerine teslim edilerek defnedilmek üzere memleketleri Hatay'a uğurlandı.

1 kişinin hayati tehlikesi sürüyor

Kazanın ardından yan yatan midibüsten çıkarılarak kentteki çeşitli hastanelere sevk edilen 16 yaralının tedavisi hassasiyetle sürdürülüyor. Gaziantep Vali Yardımcısı İlker Eker, ilk saatlerde otobüsteki yolcuların büyük bölümünün hafif ve orta dereceli yaralanmalara sahip olduğunu bildirmişti.

Ancak gelişmeleri yakından takip eden İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi sosyal medya hesabından yaptığı son güncellemede, yaralılardan 1 vatandaşın sağlık durumunun ciddiyetini koruduğunu ve hayati tehlikesinin devam ettiğini duyurdu. Diğer 15 yaralının ise genel durumlarının iyi olduğu ve hayati risklerinin bulunmadığı öğrenildi.

Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından görevlendirilen 1 Başsavcı Vekili ve 2 cumhuriyet savcısı eşliğinde, otobüs içi kameralar ve çevre güvenlik kameraları incelenerek kazayla ilgili geniş çaplı adli tahkikat sürdürülüyor.

Polisler iş bırakacak mı? EGM’den açıklama geldi

Emniyet Teşkilatı Sendikası’nın 28 Eylül’de Türkiye genelinde iş bırakma kararı almasının ardından “polisler greve gidiyor” iddiaları gündeme geldi

28.09.2026 10:37:00
Haber Merkezi
 
Polisler iş bırakacak mı? EGM’den açıklama geldi
Polisler iş bırakacak mı? EGM’den açıklama geldi
Emniyet Teşkilatı Sendikası'nın 28 Eylül'de Türkiye genelinde iş bırakma kararı almasının ardından "polisler greve gidiyor" iddiaları gündeme geldi. Emniyet Genel Müdürlüğü ise eylemin polisleri kapsamadığını açıkladı.

Emniyet Genel Müdürlüğü (EGM), sosyal medya ve bazı haber sitelerinde yayılan "polisler 28 Eylül'de iş bırakacak" iddialarına ilişkin açıklama yaptı. EGM, iş bırakma kararı alan sendikanın üyelerinin sivil personelden oluştuğunu belirterek polislerin iş bırakacağı yönündeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını bildirdi.

Sendika neden iş bırakma kararı aldı?

Tartışmanın başlangıcında ise Emniyet Teşkilatı Sendikası'nın açıklaması bulunuyor. Sendika, 28 Eylül Pazartesi günü öğleden sonra Türkiye genelinde iş bırakma eylemi yapacağını duyurdu.

Sendika kararının gerekçeleri arasında emniyet teşkilatındaki intihar vakaları, ekonomik ve sosyal sorunlar, ağır çalışma koşulları, mobbing, emeklilikte yaşanan gelir kayıpları ve özlük haklarındaki eşitsizlikler gösterildi.

Sendika ayrıca son beş günde yedi emniyet teşkilatı mensubunun yaşamına son verdiğini, Bursa ve İstanbul'da iki teşkilat mensubunun ise intihar girişiminde bulunduğunu açıkladı. Anayasa Mahkemesi önündeki eylem sırasında emekli bir emniyet mensubunun yaşamına son vermesi de açıklamada hatırlatıldı.

"Bu tablo artık görmezden gelinemez"

Sendika, yaşananların ardından yalnızca sorunların dile getirilmesinin yeterli olmadığını belirterek eylem kararı aldığını duyurdu. Açıklamada 3600 ek gösterge, yardımcı hizmetler sınıfının sorunları, eşit işe eşit ücret ve Emniyet Meslek Kanunu gibi başlıklarda çözüm bekleyen sorunlara da dikkat çekildi.

EGM: Polisler eyleme katılmayacak

Tartışmaların "polisler bugün görev bırakacak" şeklinde yayılması üzerine EGM devreye girdi. Kurum, 28 Eylül'deki iş bırakma kararının sendika üyesi sivil personeli ilgilendirdiğini, polislerin iş bırakacağı yönündeki iddiaların ise gerçeği yansıtmadığını açıkladı.

Böylece 28 Eylül'deki iş bırakma tartışmasının, emniyet teşkilatındaki çalışma koşulları ve özlük haklarına ilişkin sorunlardan kaynaklandığı; ancak EGM'ye göre eylemin görevdeki polisleri kapsamadığı ortaya konuldu.

Fatih Altaylı herkesin merak ettiği soruyu sordu

Gazeteci Fatih Altaylı, AK Parti eski Genel Başkan Yardımcısı ve eski Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya hakkındaki borsa ve fon iddialarını köşesinde değerlendirdi

28.09.2026 10:08:00
Haber Merkezi
 
Fatih Altaylı herkesin merak ettiği soruyu sordu
Fatih Altaylı herkesin merak ettiği soruyu sordu
Fatih Altaylı, Fatma Betül Sayan Kaya hakkındaki borsa iddialarını köşesine taşıdı. Altaylı, Kaya ve eşinin Tera üzerinden yaptığı öne sürülen işlemlerdeki yüksek getiriyi gündeme getirirken, soruşturmanın toplam büyüklüğü olarak dile getirilen 25 milyar dolara dikkat çekti: "Fatma Betül Kaya'dan 45 milyon doları çıktı. Gerisi nereden çıkacak?"

Gazeteci Fatih Altaylı, AK Parti eski Genel Başkan Yardımcısı ve eski Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya hakkındaki borsa ve fon iddialarını köşesinde değerlendirdi.

Altaylı, Yeni Parti Sözcüsü Zeynel Emre'nin Kaya hakkında ortaya attığı iddiaları ilk duyduğunda bunların gerçeği yansıtmayacağını düşündüğünü belirtti. Ancak daha sonra gündeme gelen rakamların dikkat çekici olduğunu ifade etti.

63 MİLYON TL'DEN 1,3 MİLYAR TL'YE

Altaylı'nın aktardığı iddiaya göre Kaya, nisan ayında Tera üzerinden yaklaşık 63 milyon TL tutarında yatırım yaptı. İddiaya göre bu para eylül ayında yaklaşık 1 milyar 344 milyon TL olarak geri çekildi.

Altaylı, söz konusu rakamları dolar üzerinden de hesaplayarak, yaklaşık 1 milyon 432 bin dolarlık yatırımın 5 ay içerisinde 28 milyon dolara ulaştığı iddiasını gündeme getirdi. Yazar, bunun dolar bazında yaklaşık yüzde 2 binlik artış anlamına geldiğini yazdı.

EŞİNE AİT İŞLEMLER DE GÜNDEMDE

Altaylı, Kaya'nın eşi İlyas Kaya hakkındaki iddiaları da yazısına taşıdı.

Buna göre İlyas Kaya'nın nisan ayında yaklaşık 99 milyon TL yatırdığı, eylül ayında ise yaklaşık 826 milyon TL ile çıktığı öne sürüldü.

Altaylı, bu rakamların dolar karşılığının yaklaşık 2 milyon 250 bin dolardan 17 milyon 210 bin dolara yükselmek anlamına geldiğini belirterek, işlemlerin fonun batmasından hemen önce gerçekleştiği iddiasına dikkat çekti.

"SADECE FATMA BETÜL SAYAN KAYA MI?"



Altaylı'nın yazısının odağındaki soru ise fon soruşturmasının tamamına ilişkin oldu.

Yazar, "Sadece Fatma Betül Sayan Kaya mı yapmıştır bu işi? Başka kimler böyle servet edindi?" sorusunu gündeme getirdi.

Altaylı, ardından soruşturmayla bağlantılı olarak dile getirilen 25 milyar dolarlık toplam büyüklüğe dikkat çekerek şu soruyu sordu:

"Fatma Betül Kaya'dan 45 milyon doları çıktı. Gerisi nereden çıkacak! Çıkacak mı?"

ESKİ DOSYA: İBB'DEN 85 BİN 791 DOLARLIK EĞİTİM ÖDEMESİ

Kaya'nın adı daha önce de ABD'deki eğitimi nedeniyle İBB iştiraki İSBAK'tan aldığı öne sürülen ödemelerle gündeme gelmişti.

İBB'nin eski yönetimi döneminde, Kaya'nın 14 Kasım 2008'de İSBAK AŞ'de elektrik-elektronik mühendisi olarak işe başladığı, yaklaşık iki ay sonra da ABD'de eğitim için İBB bursuyla gönderildiği kamuoyuna yansıyan kayıtlarda yer aldı.

İSBAK tarafından Kaya'ya yurtdışı eğitim sözleşmesi kapsamında 85 bin 791 dolar ve 20 bin 289 TL ödeme yapıldığı belirtildi.

İBB PARAYI GERİ İSTEMİŞTİ

Konu 2021 yılında İBB Teftiş Kurulu'nun incelemesiyle yeniden gündeme geldi.

Dönemin İBB yönetimi, Kaya'dan ve kefil olan aile üyelerinden 85 bin 791 dolar ile 20 bin 289 TL'nin, masraflar ve yasal faiziyle birlikte geri ödenmesini talep etti. Ayrıca dönemin bazı İSBAK yöneticileri hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunuldu.

İBB müfettişlerinin raporuna ilişkin haberlerde, yurtdışı eğitim sözleşmesindeki bazı hükümlerin ihlal edildiği iddiaları da yer aldı. Bunlar arasında eğitim sonrasında İSBAK'ta çalışma yükümlülüğü ve eğitim süresinin uzatılmasına ilişkin sözleşme hükümleri tartışma konusu oldu.

Ancak bu eski dosyada da önemli bir ayrım bulunuyor: Kaya hakkında 2021 sonunda işlem başlatıldığı, sonrasında takipsizlik kararlarının verildiği basına yansıdı. Ayrıca Kaya'nın başvurusu üzerine İBB bursuyla ilgili çok sayıda internet içeriğine 2024'te erişim engeli getirildi.

ALTAYLI'NIN VURGUSU NE?



Altaylı'nın yazısındaki temel vurgu, yalnızca Kaya hakkındaki iddialar değil. Yazar, Kaya üzerinden ortaya çıkan rakamların, eğer soruşturmadaki toplam para büyüklüğü iddiasıyla birlikte değerlendirilecekse, "başka kimlerin bu sistemden ne kadar kazanç sağladığı" sorusunu gündeme getirdiğini belirtiyor.

Dolayısıyla "25 milyar doların 45 milyonu eski Bakan'dan çıktı" ifadesi, 25 milyar dolarlık toplam büyüklüğün tamamının Kaya'ya ait olduğu anlamına gelmiyor. Altaylı, Kaya hakkında öne sürülen yaklaşık 45 milyon dolarlık tutarı, soruşturmada konuşulan 25 milyar dolarlık toplam rakamla karşılaştırarak geriye kalan miktarın akıbetini sorguluyor.

Kaya ise iddiaların ardından AK Parti Genel Başkan Yardımcılığı ve diğer görevlerinden istifa etti. Hakkındaki borsa işlemlerine ilişkin iddiaların hukuki olarak kesinleşmiş bir suç veya mahkûmiyet anlamına gelmediği de ayrıca belirtilmeli.

İstanbul'da yağışın da etkisiyle sabah saatlerinde trafik yoğunluğu

İstanbul'da, haftanın ilk iş günü sabah saatlerinde yağışın da etkisiyle bazı bölgelerde trafik yoğunluğu oluştu

28.09.2026 09:10:00 / Güncelleme: 28.09.2026 09:35:10
AA
 
İstanbul'da yağışın da etkisiyle sabah saatlerinde trafik yoğunluğu
İstanbul'da yağışın da etkisiyle sabah saatlerinde trafik yoğunluğu

Anadolu Yakası'nda, D-100 kara yolunda Tuzla'da başlayan yoğunluk Avrasya Tüneli girişine kadar ulaşıyor.

TEM Otoyolu'nda Sultanbeyli'de yoğunlaşan trafik, 15 Temmuz Şehitler Köprüsü'ne kadar devam ediyor.

Otoyolda Fatih Sultan Mehmet Köprüsü istikametinde, Şile Otoyolu'nda ise Altunizade'den Ümraniye'ye kadar araçlar ağır seyrediyor.

Avrupa Yakası'nda D-100 kara yolunda Haliç Köprüsü, Halıcıoğlu, Edirnekapı ve Cevizlibağ çevresinde trafik yoğunluğu yaşanıyor.

Mecidiyeköy'de yağışın da etkisiyle trafik yoğunluğu çift yönlü etkili oluyor.

TEM Otoyolu Bahçeşehir, Saadetdere ve Beylikdüzü'nde trafik ağır seyrediyor.

Öte yandan tramvay, metro, otobüs ve metrobüs duraklarında yolcu yoğunluğu yaşanıyor.

Zincirlikuyu, Cevizlibağ, Uzunçayır ve Altunizade gibi aktarma merkezlerine gelen vatandaşlar araçlara binmek için sıra bekliyor.

Metro İstanbul'un sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, "Hava muhalefeti nedeniyle TF1 Maçka-Taşkışla Teleferik Hattı'nda seferler yapılamamaktadır." ifadesi kullanıldı.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Cep Trafik Haritası verilerine göre, kent genelindeki trafik yoğunluğu sabah saatlerinde yüzde 72'ye kadar çıktı.

Yoğunluk, Anadolu Yakası'nda yüzde 89, Avrupa Yakası'nda ise yüzde 58 olarak ölçüldü.
 

İstanbul'da gök gürültülü sağanak etkili oldu

İstanbul'da gök gürültülü sağanak hayatı olumsuz etkiledi, birçok ilçede su baskınları yaşandı

28.09.2026 06:30:00
AA
 
İstanbul'da gök gürültülü sağanak etkili oldu
İstanbul'da gök gürültülü sağanak etkili oldu

Meteoroloji Genel Müdürlüğünün uyarılarının ardından kentteki bazı bölgelerde kısa süreli etkili olan kuvvetli yağış nedeniyle cadde ve sokaklarda su birikintileri oluşurken bazı alt geçitleri, evleri ve iş yerlerini su bastı.

Avrupa Yakası'nda Beşiktaş, Fatih, Şişli, Bakırköy, Sultangazi, Eyüpsultan, Esenler, Küçükçekmece ve Kağıthane ilçelerinde gök gürültülü sağanak etkisini gösterdi.

Yoğun yağış nedeniyle Zincirlikuyu'daki su basan alt geçitte ekiplerin çalışmaları devam ediyor. Araç trafiğine kapatılan alt geçidin su tahliyesinin sabah saatlerine kadar süreceği öğrenildi.

Fatih'teki Zeyrek Mahallesi Eski Mutaflar Caddesi'nde bir otomobil ile kamyonet çökme sonucu meydana gelen çukura girdi. Çevredeki vatandaşlar araçları iterek, bulundukları yerden çıkardı. Yola şerit çekilerek trafiğe kapatıldı.

Eyüpsultan Merkez Mahallesi Sayfiye Sokak'ta ise binaların arasında kalan arsada yağışın etkisiyle toprak kayması yaşandı. İhbar üzerine bölgeye gelen itfaiye ve AFAD ekiplerince çevredeki binalarda yaşayan 25 kişi tahliye edildi. Bölge, şerit çekilerek emniyete alındı.

Esenler'de Mehmet Akif İnan Caddesi'nde seyir halindeki motosiklet, yağış nedeniyle sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu devrildi. Kazada sürücü ve motosiklet savrulurken, olay anı güvenlik kamerasınca kaydedildi.

Küçükçekmece Kanarya Mahallesi Çalıkuşu Sokak'ta ise bir binanın bodrum katındaki otoparkı su bastı. Vatandaşlar otoparktaki araçlarını kendi imkanlarıyla dışarı çıkardı.

Yağış aralıklarla etkisini sürdürüyor. 

Yeni Parti milletvekili Mustafa Erdem hakkında rüşvet soruşturması başlatıldı

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Yeni Parti Antalya Milletvekili Mustafa Erdem hakkında Türk Ceza Kanunu’nun 252. maddesi kapsamında resen soruşturma başlattı. Başsavcılığın açıklamasında soruşturmanın ayrıntılarına yer verilmedi

27.09.2026 21:00:00
Haber Merkezi
 
Yeni Parti milletvekili Mustafa Erdem hakkında rüşvet soruşturması başlatıldı
Yeni Parti milletvekili Mustafa Erdem hakkında rüşvet soruşturması başlatıldı
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Yeni Parti Antalya Milletvekili Mustafa Erdem hakkında Türk Ceza Kanunu'nun 252. maddesi kapsamında resen soruşturma başlattı. Başsavcılığın açıklamasında soruşturmanın ayrıntılarına yer verilmedi.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Yeni Parti Antalya Milletvekili Mustafa Erdem hakkında "rüşvet" suçundan resen soruşturma başlattı. Başsavcılık açıklamasında, soruşturmanın TCK'nin 252. maddesi uyarınca yürütüldüğü belirtildi.

Soruşturmayı ekonomik suçlar bürosu yürütüyor
Açıklamaya göre dosya, Başsavcılığın Kaçakçılık, Narkotik ve Ekonomik Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından yürütülüyor. Soruşturma kapsamında elde edilen deliller üzerine resen işlem başlatıldığı bildirildi.

Başsavcılık ayrıntı paylaşmadı
Başsavcılığın kamuoyuna duyurduğu açıklamada, iddianın dayanağına, soruşturmanın kapsamına veya izlenecek adımlara ilişkin ek bilgi verilmedi.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.