logo
14 TEMMUZ 2026

Özgür Özel'den Kılıçdaroğlu'na: 'Kaybeden CHP'yi salsın'

CHP Grup Başkanı Özgür Özel, kurultay sürecinin bilinçli şekilde geciktirildiğini ve yargının siyasi saiklerle hareket ettiğini söyledi. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'na tüm üyelerin katılacağı bir genel başkanlık yarışı öneren Özel, "Yüzde 90'ın altında oy alırsam siyaseti bırakıyorum" ifadelerini kullandı

14.07.2026 17:00:00
Haber Merkezi
 
Özgür Özel'den Kılıçdaroğlu'na: 'Kaybeden CHP'yi salsın'
Özgür Özel'den Kılıçdaroğlu'na: 'Kaybeden CHP'yi salsın'
CHP Grup Başkanı Özgür Özel, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, Türkiye'de adaletin ortadan kalktığını söyledi. Bunun ekonomik sorunların da temel nedeni olduğunu ifade eden Özel, şöyle konuştu:

"Bu ülkede maalesef adalet yok. Olmadığı için refah da yok bereket de yok. Fatih Sultan Mehmet şöyle söylemiş, 'Aklı öldürürsen ahlak da ölür. Ahlak öldüğünde millet bölünür. Kadıyı satın alırsan adalet ölür. Adalet ölürse bu devlet ölür.' Milletin gönlünden ve gözünden düşen bir avuç insan, kendi menfaatleri için Türkiye'de adaleti öldürdüler.

Biz 2023 Kasımında hep birlikte partimizde büyük bir değişimi gerçekleştirdik. Dört ay sonra yeni kadrolarımızla hep beraber, daha çok kadına, daha çok gence güvenerek, ölçme değerlendirmeye güvenerek, her adayımızı mutlaka nüfusun uygun olduğu, yarışın riskli olduğu yani kesin kazanma, kesin kaybetme durumları dışında mutlaka anketler yapılarak belirledik. Ve yapılan ilk seçimde söz verdiğimiz gibi Adalet ve Kalkınma Partisi'ni ilk kez yendik, 47 yıl sonra da partimizi ilk kez birinci parti yaptık.

O günden bu yana demokrasi dışı tüm saldırıların hedefi olduk. Biz kaybeden değil, kazanan CHP'yiz. Biz kaybetmeyi reddeden CHP'yiz. 'Bir seçim kaybedersek ertesi gün kurultaya gideceğiz ve aday olmayacağız' diyen, Tayyip Erdoğan'ın çeyrek asırdır çektiği resti ilk kez gören, 'Kaybedersem görevde kalmayacağım, sen de kalmayacak mısın?' diye sorup Tayyip Bey'in sesini duyamayan CHP'yiz."

"BU OPERASYONLAR TALİMATLI BİR YAPI TARAFINDAN YAPILDI"

Özel, CHP'li belediyelere yönelik soruşturmaların hukuki değil, siyasi saiklerle yürütüldüğünü savunarak, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Bugüne kadar Cumhurbaşkanı adayımız dahil toplam 34 belediye başkanımıza 34 operasyon düzenlediler. Şu anda 24 belediye başkanımız halen tutuklu. Bu operasyonların büyük bölümü İstanbul'da, yargı içinde oluşturulan talimatlı bir yapı tarafından yapıldı, herkesin gözünün önünde oldu. Sonra o yapının başı, güya tarafsız, geldiği yer Bakan Yardımcılığı, oradan başsavcı. Güya tarafsız. Ertesi gün Bakan, ertesi gün il başkanları toplantısında 'Partimizin başarısı için çalışmaya devam edeceğim' diyor. Dün olduğu gibi üstünde savcı cübbesi varken partinin başarısı için çalışıyor. Bugün de bakan kimliği ile 'Partimin başarısı için çalışacağım' dediği birinin geldiği ve hepimizin duyduğu, herkesin bildiği şekilde, 'Ankara'da başsavcı, vekiller değişecek. Çünkü dediğimiz operasyonları yapmıyorlar.'

Dedikleri şudur, şöyle anlatalım, şöyle basitçe anlatalım. Bir belediyenin nasıl denetleneceği bellidir. Ya rutin denetlenir, yani rastgele ya da düzenli zamanlarda gidilir ve evraklar istenir. İşi bilen denetçiler tarafından, müfettişler tarafından denetlenir. Bir eksik görülürse sorulur, kusur görülürse yazılır, suç şüphesi varsa bakanlıktan yargılanmak için izin istenir. Eğer bir iddia varsa, yani birisi şikâyette bulunduysa, ihbarda bulunduysa gidilir; o ihbar incelenir, aynı usullerle denetim ve yargıya doğru gidilir. Bunun dışında bir denetleme yolu ve yöntemi yoktur.

Belediye başkanlarına sabahın köründe gidip evini, belediyesini, ofisini basıp, her şeye el koyup, ondan sonra, yani delilden suça, suçtan suçluya gitmek gibi evrensel bir yargılama yöntemi varken önce suçluya karar verip, hedeftekini alıp, bütün her şeyi alıp, sonra bütün firmalara, çalışanlara, 'Seni içeri attım, tutukladım. Malına, mülküne çöktüm. En hassas yerini buldum'. Örneğin bekârsın, tek çocuklu evde yalnız bir kadınsın. Seni içeri attım. Sonra, 'Haydi bakalım şunun altına bir imza at. Başkanı suçla. Onu alayım, seni salayım'... Sistem bu.

Ankara'nın 'Yapmam' dediği sistem bu. Ankara'nın yıllardır direndiği, başsavcısı, başsavcı vekilleri, savcılarıyla 'Burası Ankara, böyle olmaz. Birisi hedefe konulup da operasyon yapılmaz. Sen siyaseten hedef aldın diye yargı buna alet edilmez' dedikleri, son kararname ile dağıtılan, yerine açık açık İstanbul'da bu operasyonları yapanın oradaki yardımcılarının gelip buralara başsavcı yapıldıkları, başsavcı vekilliklerinin dizayn edildiği bir süreçte şimdi Ankara'da da başladılar."

ÇANKAYA BELEDİYESİ'NE OPERASYON

Özel, Çankaya Belediye Başkanı Hüseyin Can Güner hakkında yürütülen soruşturmaya da değinerek, şu ifadeleri kullandı:

"Çankaya Belediye Başkanımızı, Hüseyin Can'ımızı gözaltına aldılar. Yurt dışındaydı, haber geldi. 'Kapıyı kırmayın, yedek anahtarı komşuyla yollayayım' dedi. Belediyeye mesaj çektim, 'Yardımcı olun polise, ne istiyorlarsa baksınlar' dedi. Bütün her şeyin içinde yeni belediye başkanı olup da önceki dönemden devam eden çöp ihalesinin yeniden yapıldığında şüpheli şekilde belirlenen maliyetin yüzde 1'in de altında, yüzde 0,41 ile düşük birinin tahmin etmesinden şüphelenip, o ihaleyi iptal etti. İki ay sonra yenisini yaptı. 4 milyon lira daha aşağıya, belediyenin karına bir ihale sonuçlandı. Bunu şikâyet etmişlerdi. Müfettiş baktı ve 'olumlu' yazdı. Teftişe Sayıştay geldi, raporuna 'İhalenin iptalinde kamu kararı görülmüştür' notunu yazdı.

Birileri bu ihale iptalini, Ankara'da bir şey olmuyor, İstanbul'a bildirdi. İstanbul'dan biri dosyayı aldı. Önce kendi geldi, sonra dosyayı açtı. İstanbul'dan bir başsavcı vekili Ankara'ya geliyor, dosyayla birlikte geliyor. Hüseyin'in yaptığı bu işi bu boyutta ele alıyor.

Sorulan, basına yapılan serviste 'rüşvetler, onlar bunlar' havalarda uçuşurken dün gördük ki Allah'a şükür bu konuşulanın dışında hiçbir şey yok. Ama şimdi buradan usul bu ya, hedef kim? Hedef orada Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu'ydu, CHP'nin başarılı belediye başkanlarıydı. Şimdi Ankara'ya gelindi, Ankara'da hedef kim? 'Canını yakalım CHP'nin, canını yakalım Özgür Özel'in. Hüseyin Can Güler'i hedefimize oturtalım.'

Bunu buradan, bu yüce çatının altında, tutanak altında, milletin gözünün önünde, sizlerin şahitliğinde, tarih önüne emanet ediyorum.

Gözümüz, kulağımız adliyede. Bir yandan da yeni atamalardan sonra yeni görev dağılımları olacak. Tutuklamaları yapacak hâkimlere görevi vermeden soruyorlar, büyük büyük isimler söylüyorlar Cumhuriyet Halk Partisi'nden. 'Önüne bu gelirse delile mi bakacaksın, gözünü kırpmadan tutuklayacak mısın?' Gözünü kırpmadan tutuklayacak olanları o görevlere koymaya, böylesine bir gayri nizami, aslında var olmaması gereken bir mülakat yapmaya, koşul olarak da 'Acaba bir sonraki operasyon şuna mı, buna mı, ona mı?' denen herkesin ismini verip, 'Önüne gelirse, tutuklaman istenirse talebe mi uyacaksın, delil mi arayacaksın?' diye sorulduğu bir sürecin içindeyiz."

"12 EYLÜL VE FETÖ DÖNEMİNDEKİ DAVALARDA DAHİ SANIKLARA SAVUNMA HAKKI TANINDI"

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun yargılandığı davada savunma hakkının kısıtlandığını söyleyerek, yargılama sürecinin hukukun temel ilkeleriyle bağdaşmadığını değerlendirmesinde bulundu. Özel, şu ifadeleri kullandı:

"Ülkeyi yönetenler artık vicdandan, adil yönetiyor görüntüsü vermekten, mahkemeleri sanki varmış gibi göstermekten bile vazgeçmiş durumdalar. Geçen hafta Ekrem İmamoğlu'nun, sevgili Başkan'ın yargılandığı dava. 147 ayrı iddia. 'İmamoğlu Suç Örgütü' deyince herkese yöneltilen iddiadan alınacak ceza ona da. O yüzden o konuda onun da savunma yapması lazım. Öyle ki 12 Eylül'de DİSK ana davasında toplam 136 gün savunma yapılmış, başkan her tarafına iştirak etmiş. 21 gün aralıksız kendi savunmasında sözü kesilmemiş. 12 Eylül yargısı; Abdullah Baştürk.

Yine FETÖ'cüler yargılama yaparken Danıştay baskınını yapan kişiyi 46 saat dinlemişler. Binaya giriyor, vuruyor ve gidiyor. 46 saat savunmuş kendini ve sözünü kesmemişler. Ekrem Başkan her bir şeyde bir söylemek istediğinde 'Başkan otur, savunma sıran gelince her birine tek tek istediğin kadar cevap vereceksin' diyen, bir yerden gelen talimatla, 'Efendim 9'unda mahkemeyi bitireceğim. O güne kadar savunmalar bitecek. Haydi çabuk.' Birçok kişinin avukatını kesmiş. Avukatın savunmada sözünün kesildiği nerede görülmüş? Ekrem Başkan'a gelmiş, '6 saatin var. Bütün avukatların ve sen 6 saatte savunmanı yapacaksın.' Böyle bir noktayla, böyle bir ucubelikle, böyle bir hukuk tanımazlıkla, böyle bir vicdansızlıkla karşı karşıyayız."

GİZLİ TANIK BEYANLARINA ELEŞTİRİLER

Özel, İBB soruşturmasına ilişkin gizli tanıkların değiştirilmesinin hukuken kabul edilemeyeceğini belirterek, bazı eski ifadelerin farklı kişilere aitmiş gibi dosyaya eklendiğini iddia etti. Özel, şunları söyledi:

"Bu kürsüden bir buçuk yıl boyunca 'TGRT'de anlatılanlar, TV100'de konuşulanlar, A Haber'de servis edilenler göreceksiniz iddianamede bile olmayacak' dedik. Sayılanların hiçbirisi iddianamede yok. Olanların da kanıtı yok. İlk her şeyi başlatan gizli tanık artık iddianamede yok. 'Tek ben gördüm, ben duydum' dediği ifadeler noktası virgülüne kadar aynı kalmış ama tanığın adı değiştirilmiş. Birisi vazgeçmiş, yerine bir başkası gelmiş. Tiyatroda oyuncu değişir, futbolda oyuncu değişir ama gizli tanıkta oyuncu değişikliği mi olur? 'Ben gördüm' diyen kişinin yerine aynı ifadelerle başka bir kişinin yazılması kabul edilebilir bir şey değildir.

Bir tutuklu ifadesinde 'Bana bir avukat geldi, bu ifadeye imza at, iki milyon doları da şu hesaba yatır, seni savcıya götüreceğim ve serbest kalacaksın' dediğini anlattı. Bu ifade Silivri'de resmi tutanaklara geçti. Ben de bunu Bayrampaşa'da ismini vererek anlattım. Aynı gece o avukat cep telefonlarını evde bırakıp başka bir araçla Antalya Kepez'e gitti, Yunan adasına geçmek için tekne ayarlarken jandarma tarafından yakalandı. Mahkemeye çıkarıldı, ev hapsi verildi, sonra ev hapsi kaldırıldı. Aynı kişi binamız işgale uğradığında CHP Genel Merkezi önünde 'Burada temizlik başlamış' diyerek fotoğraf verdi. Bütün bunlar ortadayken hâlâ bu iddialara şaşırıyormuş gibi davranılmasını anlamıyorum."

"BİNİN ÜZERİNDE DELEGENİN İMZASI BEKLETİLİYOR"

Kurultay sürecine değinen Özel tedbir kararı nedeniyle CHP'de kurultay yapılamayacağı yönündeki değerlendirmeleri de eleştirdi ve şunları söyledi:

"Butlan kararının üzerinden tam 54 gün geçti. 54 günde biz 21 il dolaştık. Milletimizle beraberiz, örgütümüzle beraberiz. Örgütün dikine hiyerarşisini ne kararı verenler kırabildi ne karardan nemalananlar. 74 il başkanı ilk günden beri aslanlar gibi durdular, durmaya da devam ediyorlar. Butlanı kabul edeni millet sokağa çıkartmıyor. Butlanı kabul edenin illerde millet selamını almıyor. Butlana direnenleri omzunun üstünde taşıyor.

O kararla birlikte bir tartışma var. 'Tedbirle geldik. Biz tedbirle geldiğimiz için kurultay yapamayız' diyorlar. Tartışmayı normalde bitirecek olan bu işin uzman görüşü. Konunun bütün profesörleri ortak metin yayınladı. 'Tedbir kurultaya engel değildir, aksine bir an önce yapılmalıdır' dediler. Kanunu çıkaranlar, çıkarırken burada çalışan hocalar görüş verdiler, makale yazdılar. 'Derhal yapılmalıdır' dediler. 'Yapamazsın' dediler. Kim dedi? 'Bir tane avukatım var, o dedi.'

Binin üzerinde delege imzaları teslim ettiler. İmzaları verdik, üstünden bir ay geçti, hiçbir şey söylemeyip üstüne yatıyorlar. Bir yandan da orada burada televizyona çıkınca, 'Tedbir var, kurultay yapamayız' diyorlar. Oysa o imzalar gereğince alıp da İlçe Seçim Kurulu'na başvursa, yapıyorsa yapacak, yapmıyorsa yapmayacak. Hepimiz göreceğiz. Bundan da kaçıyorlar."

"YARGITAY DENETİMİ ENGELLENİYOR"

Özel, CHP'nin kurultay sürecine ilişkin istinaf mahkemesi kararının Yargıtay'a gönderilmesinin çeşitli gerekçelerle ertelendiğini söyleyerek şu değerlendirmelerde bulundu:

"Parti Meclisi üyeleri, bu kararı kabul etmeyenler, daha doğrusu Parti Meclisi yetkisinde olan MYK onayını getirmeyince, milletvekillerimizi PM'den değil de usulsüzce MYK'dan atınca Parti Meclisi'nden istifalar oldu. Yedeklerin çağrılmasına rağmen 23 kişi kaldı. Kanun, '40'ın altında kalırsa derhal kurultay' diyor. Yapmıyorlar. Öyle oturuyorlar. 54 gün geçti. İstinaf, BAM 36 kararı vermiş. Herkes ne diyor bize? 'Yargıya saygı duyun, sakin olun, bekleyin, Yargıtay'ı bekleyin.' 54'üncü gün. Dosyayı Yargıtay'a göndermediler.

İlk 10-15 gün, 'Bir dilekçe yaz, cevap yazayım, inceleyeyim, yapayım' diye oyalama senaryoları. Bir aydır bir düğmeye basacak mahkeme başkanı basmıyor. Düğmeye basma yetkisi oradaki müdürde. Yazı yazmış, yetkiyi üstüne almış, ondan habersiz onaylanmasın diye. Adli tatil gelene kadar onaylamamak için, 'Müzakere var, basamadım. NATO vardı, gidemedim, bilmem ne yapamadım' diyor. Şimdi üç günlük rapor daha almış, o düğmeye basamasın ki kararı Yargıtay'a yollamasın.

Dikkat, kararı alan, kararı Yargıtay'a yollamamaya çalışıyor. Üst mahkemenin denetimine sokmamaya çalışıyor. 54 gün geçmiş. '5-6 gün daha sallarsam araya 40 gün adli tatil girer, belki bunlar yılar, partiyi oraya bırakır, maksat hasıl olur, ben de bu işlerden kurtulurum.'

Aldığı karara güvenmeyen, Yargıtay'ın bozacağını adı gibi bilen, istinaf mahkemesinin tedbir kararı alması sonuç doğuracağı için diplomasını yırtıp atan, yetiştiren bütün hocaların 'Yapamazsın' diye yazdığı, makaleler yayınlanan yerde şimdi rapor almak suretiyle düğmeye basma görevini de memurdan kendisine alarak verilen talimatı uygulayanın muradını ben biliyorum. Ama bu millet günü gelince bunun hesabını soracak. Soracak bunun hesabını."

"MİLLET UMUDU YENİ PARTİDE ARIYOR"

Özel, CHP'de yaşanan tartışmalar üzerinden kamuoyunda dile getirilen "yeni parti" iddialarına da değindi. Vatandaşların CHP'nin iktidar yürüyüşünün engellenmesi halinde umudunu başka adreslerde aramaya başladığını söyledi. Özel, şu ifadeleri kullandı:

"Bir yandan da 'Yeni parti kurulur mu, kurulmasın, nereye gidiyorsunuz? Niye gidiyorsunuz? Anlayamadım' diyorlar. Kimse yeni parti kurmanın meraklısı değil de sokakta iktidar yürüyüşümüzü kesip, partiyi baraj altına çekip umudunu tükettiğin emekli soruyor yeni partiyi. Böyle soruyor, kolumu cimciriyor, 'Yeni parti' diye. Yeni partiyi nasırlı elleriyle kiraz toplayan teyzem soruyor. Sanayide bütün gün çalışan kalfa soruyor. Yeni partiyi, 'Alın terinin karşılığını alırsam sosyal demokratların iktidarında alırım, sendikaya kavuşurum, yarın öbür gün daha iyi çalışırım' diyenler arıyor. Yeni partiyi bu ülkenin, 'Artık bu ülkede yaşamayacağım ve dünyanın başka bir tarafına gideceğim' diyen gençler soruyor.

Ondan sonra diyorsun ki, 'Anlamadım niye yeni parti.' Hem seçilmeden geleceksin, AK Parti yargısıyla atanacaksın, kendini altı yıl öncesinden bugüne olmayan mazbatanla ışınlatacaksın. Eline verilen delege, ki 500 tanesi o seçimde oyu bana değil, sana vermiş. İnsan bundan bir şey anlar ya. O seçimde, 'İradesi sakatlandı' dediğin seçimde sana oy veren 500 delege imza vermiş, 'Gel kurultayı yenileyelim' diye. Ona yok. Bu kurultayda bin 333 delege tarihin en yüksek oyuyla, oyunu kaybetmemeye yemin etmiş, kazanan CHP'nin iktidar yürüyüşüne vermiş. 'Ben kurultay yapmayacağım. Yaparsam Eylül'de başlayacağım, Nisan'a kadar sallayacağım. Erken seçim olursa AK Parti'ye böyle yakalanacağım, bütün umutları kaybettireceğim.' Ondan sonra, 'Ya yeni parti niye konuşuluyor, hiç anlamıyorum.'

Millet anlıyor, niye konuşuluyor. Milletin umudunu burada tüketirsen, millet umudu yeni partide arıyor.

Ömrüm boyunca kendimden önce görev yapan genel başkanlarla konuşurken düğmem açık konuşmadım. Adlarını anıp bir kere kötü kelime söylemedim. Benden önceki genel başkan demediğini bırakmadı. 'Olsun, o beni eleştirir, onun hukuku bana emanet' dedim.

2023'te yapılmış seçim için 2025'te seçilmiş il başkanlarını görevden alıyorsunuz. 60 tanesi sizin döneminizin il başkanını, 'Niçin seçilmiş CHP'ye saygı duyuyorsun, atanmış benimle yürümüyorsun?' diye bu partinin evlatlarını kıyıyorsunuz, partiden atıyorsunuz. En sonunda da dönüp dolaşıp 'Öyle yapamam, böyle yapamam' diyorsunuz.

Giderken 1 milyon 250 bin üye vardı, 2 milyona çıkardık Allah'a şükür. 'Etmeyin istifa' dedim. Maalesef 50 bini istifa etmiş. 1 milyon 950 bin üyemiz var."

"KAYBEDEN CHP'Yİ SALSIN"

Konuşmasının sonunda Kılıçdaroğlu'na doğrudan çağrıda bulunan Özel, genel başkanlık için tüm parti üyelerinin katılacağı bir yarış önerisinde bulundu. Böyle bir yarışta yüzde 90'ın altında oy alması halinde siyaseti bırakacağını söyleyen Özel, aynı taahhüdü Kılıçdaroğlu'ndan da beklediğini ifade etti. Özel, sözlerini şöyle tamamladı:

"Görüyorum ki 'Ben aday olmam. Hiç olmadım. Aday gösterilirsem olabilir' lafları yeniden geri gelmiş. İlk kez Sayın Kılıçdaroğlu, size bu kürsüden söylüyorum. Bu kürsüde siz görev yaptınız, konuştunuz. Ben orada oturdum, burada oturdum. Alay ediyorlar benimle. Alay oldunuz, ben burada gözyaşı döktüm. Ama bu kürsünün ilk sahibi Gazi Mustafa Kemal Atatürk'tür. Son sahibi ne benim ne sensin.

Madem ki partilisin, madem ki bölünmek istemezsin, madem ki bölünme olursa AK Parti'ye yarayacak diye sanki bölebilecekmiş gibi konuşursun; buradan açıkça söylüyorum. İster 1 milyon 950 bin üyemizle, istifa edenleri geri çağıralım ve 2 milyon üyemizle, ister son bıraktığın 1 milyon 200 bin üyemizle ikimiz tüm üyelerle Genel Başkanlık yarışına girelim. Kaybeden CHP'yi salsın. Kaybeden siyaseti bıraksın.

Sayın Kılıçdaroğlu, çağrı yapıyorsun ya, ben de çağrı yapıyorum. İkimiz 2 milyon üye ile yarışalım. Yüzde 90'ın altında oy alırsam siyaseti bırakıyorum. Bu aziz milletin ve bu aziz emanetin önünde tarihi çağrımı yapıyorum. 2 milyon üye ile yarışalım. Yüzde 90'ın altında oy alırsam siyaseti bırakıyorum.

'Bilmiyorum, duymuyorum, konuşmuyorum' diyerek değil, siyaset iddia ile olur. 'Partiyi birinci parti yapmazsam siyaseti bırakıyorum' demiştim, yaptım. 'Yüzde 90 oy almazsam siyaseti bırakıyorum' diyorum. Kazanmak, galibiyet iddia işidir. Ortaya koyuyorum. Buyursun."

Üvey annesi ile kız kardeşinin boğazını keserek öldürdü

Konya'da bir kişi tartıştığı öz kız kardeşi ve üvey annesinin boğazını keserek öldürdü. Evde bulunan babasına zarar vermeyen şüpheli, polis ekiplerince gözaltına alındı

14.07.2026 16:46:00
İhlas Haber Ajansı
 
Üvey annesi ile kız kardeşinin boğazını keserek öldürdü
Üvey annesi ile kız kardeşinin boğazını keserek öldürdü
Olay, saat 14.00 sıralarında merkez Selçuklu ilçesi Işıklar Mahallesi Hilmidede Sokak üzerinde bulunan 3 katlı binada meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, binanın ikinci katındaki dairede yaşayan R.Ö., üvey annesi Dursuniye Öztürk ve kız kardeşi Esmanur Öztürk ile tartışmaya başladı.

Tartışma sırasında R.Ö., mutfaktan aldığı bıçakla üvey annesi Dursuniye Öztürk ve kız kardeşi Esmanur Öztürk'ün boğazını kesti. Komşuların ihbarı üzerine olay yerine çok sayıda polis ve sağlık ekibi sevk edildi. Polis ekiplerinin müdahalesi sonrası zanlı olay yerinden kaçamadan gözaltına alındı. Sağlık ekiplerinin ilk müdahalesinde Dursuniye Öztürk ile Esmanur Öztürk'ün olay yerinde hayatını kaybettiği belirlendi. Olayda evde bulunan zanlının babası ise kontrol amaçlı hastaneye kaldırıldı.

Zanlı polis ekiplerince emniyete götürülürken, olay yerindeki incelemelerin ardından olayda hayatını kaybeden Dursuniye Öztürk ile Esmanur Öztürk'ün cenazeleri Konya Adli Tıp Morguna kaldırıldı. Olayla ilgili tahkikat sürüyor.

Emekli aylığını artıran düzenleme komisyonda

TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu, en düşük emekli aylığının 20 bin TL’den 23 bin 552 TL’ye yükseltilmesini de içeren kanun teklifini görüşmeye başladı. Yaklaşık 5,1 milyon emekliyi doğrudan etkileyecek tarihi düzenlemenin bütçeye maliyeti 79 milyar TL olacak

14.07.2026 15:20:00
Haber Merkezi
 
Emekli aylığını artıran düzenleme komisyonda
Emekli aylığını artıran düzenleme komisyonda
Milyonlarca emeklinin haftalardır büyük bir merakla beklediği yasal düzenleme süreci Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) çatısı altında resmi olarak başladı. AK Parti Samsun Milletvekili Mehmet Muş başkanlığında toplanan TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu, en düşük emekli maaşına artış getiren "Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi"ni masaya yatırdı.

Yüzde 17,76'lık enflasyon artışı doğrudan yansıtılıyor

Teklif sahiplerinden AK Parti Samsun Milletvekili Ersan Aksu, komisyonda yaptığı kapsamlı sunumda düzenlemenin detaylarını kamuoyuyla paylaştı. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan yüzde 17,76'lık ilk 6 aylık enflasyon oranının dikkate alındığını belirten Aksu, mevcut taban ücretin bu doğrultuda güncellendiğini ifade etti.

Yapılan yeni düzenlemeyle birlikte, mevcutta 20 bin TL olarak uygulanan en düşük emekli aylığı 23 bin 552 TL'ye çıkartılıyor. AK Partili Aksu, yapılan bu artışla birlikte 2022 yılında 40 dolar seviyesinde olan en düşük emekli aylığının reel olarak 5,5 kat, dolar bazında ise 12,5 kat artarak 500 dolar sınırına ulaştığının altını çizdi.

Bütçeye 79 milyar liralık ek yük, 5,1 milyon hak sahibi

Haber sitelerine yansıyan detaylara göre, kanun teklifinin yasalaşması durumunda Türkiye genelinde tam 5 milyon 100 bin emekli bu düzenlemeden doğrudan faydalanacak. Yaşlılık, malullük ve ölüm aylığı alan hak sahiplerini kapsayan artışın, 2026 yılının ikinci altı aylık dönemi için merkezi yönetim bütçesine getireceği ilave maliyet ise yaklaşık 79 milyar TL olarak hesaplandı.

Komisyonda usul tartışmaları ve gergin anlar

Görüşmelerin başlangıcında muhalefet milletvekillerinden usul yönünden itirazlar yükseldi. CHP Antalya Milletvekili Cavit Arı ve İYİ Parti Samsun Milletvekili Erhan Usta, torba yasa teklifinde eğitim ve siber güvenlik gibi farklı ihtisas alanlarını ilgilendiren maddelerin de yer aldığını, bu durumun Plan ve Bütçe Komisyonu'nun ana çalışma alanı dışına çıktığını savundu.

Komisyon Başkanı Mehmet Muş ise komisyonun idari ve teşkilatsal düzenlemeleri de inceleme yetkisinin bulunduğunu belirterek görüşmelere devam etti. Maddeler üzerindeki tartışmalarda emeklilerin alım gücü üzerinden iktidar ve muhalefet sıraları arasında tansiyon yükseldi.

Maaşlar ne zaman yatacak, süreç nasıl işleyecek?

Emeklilerin zamlı maaşlarına kavuşabilmesi için gözler Meclis'teki yasama takvimine çevrilmiş durumda. Komisyonda kabul edilmesinin ardından hızla TBMM Genel Kurulu gündemine taşınacak olan teklif, burada da oylanarak yasalaşacak. Cumhurbaşkanı'nın onayının ardından Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girecek olan düzenleme, Temmuz ayı ödeme döneminden itibaren geçerli olacak.

Kök aylığı 16 bin 920 TL'nin üzerinde olup, normal enflasyon zammıyla zaten bu sınırın üzerine geçen emekliler maaşlarını rutin takvimde (17-28 Temmuz arası) zamlı alabilecekler. Ancak en düşük emekli aylığı alanlar için yasal sürecin maaş günlerine yetişmemesi durumunda, aradaki zam farkının ilerleyen günlerde ek bir takvimle hesaplara yatırılması bekleniyor.

15-18 yaşa müebbet hapis geliyor

AK Parti Grup Başkanvekili Leyla Şahin Usta, suça sürüklenen çocuklara ilişkin düzenlemeleri içeren kanun teklifinin TBMM Başkanlığına sunulduğunu bildirdi. Usta, 18 maddeden oluşan teklifin, çocukların korunmasını, çocuk adalet sisteminin güçlendirilmesini ve toplum güvenliğinin daha etkin şekilde sağlanmasını amaçladığını vurguladı

14.07.2026 12:17:00
AA
 
15-18 yaşa müebbet hapis geliyor
15-18 yaşa müebbet hapis geliyor
AK Parti Grup Başkanvekili Leyla Şahin Usta, suça sürüklenen çocuklara ilişkin düzenlemeleri içeren Çocuk Koruma Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin TBMM Başkanlığına sunulduğunu bildirdi.

Usta, TBMM Suça Sürüklenen Çocuklara İlişkin Araştırma Komisyonu Başkanı ve AK Parti İstanbul Milletvekili Müşerref Pervin Tuba Durgut ve bazı milletvekilleriyle Meclis'te düzenlediği basın toplantısında, 2002'den bugüne kadar reform niteliğinde çok sayıda düzenlemenin yasalaştırıldığını ifade etti.

Adalet sisteminin güçlendirilmesi ve adalet hizmetlerinin daha etkin, erişilebilir ve güven veren bir yapıya kavuşturulması amacıyla önemli reformları hayata geçirdiklerini belirten Usta, reform anlayışının devamı olarak Çocuk Koruma Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin TBMM Başkanlığına sunulduğunu kaydetti.

Usta, 18 maddeden oluşan teklifin, çocukların korunmasını, çocuk adalet sisteminin güçlendirilmesini ve toplum güvenliğinin daha etkin şekilde sağlanmasını amaçladığını vurguladı.

TBMM Suça Sürüklenen Çocuklara İlişkin Araştırma Komisyonu'nun raporunu sunduğunu hatırlatan Usta, teklifin hazırlanması sürecinde komisyon raporundan faydalanıldığını belirtti.

Kanun teklifinin 7 farklı kanunda değişiklik ve düzenleme öngördüğünü bildiren Usta, çocukların suça karışmasının, sadece Türkiye'nin değil, dünyanın birçok ülkesinin karşı karşıya bulunduğu çok boyutlu bir sorun olduğunun altını çizdi.

"Ailenin çocuk üzerindeki sorumluluğunun güçlendirilmesi hedeflenmiştir"

Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) 31'inci maddesindeki düzenlemeyle hapis cezalarının alt ve üst sınırlarının artırılacağını aktaran Usta, şöyle devam etti:

"Kasta dayalı kusurun ağırlığı, güdülen amaç ve saik, suçun işleniş şekli ve daha önceden kasıtlı bir suçtan dolayı hapis cezasına mahkum edilmiş olma hususları göz önünde bulundurularak kasten öldürme ve neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçlarını işleyen 15-18 yaş grubu çocuklar bakımından hakimin takdirine bağlı olarak herhangi bir ceza indirimi uygulanmamasına yönelik bir düzenleme öngörülmektedir. Böylece 15-18 yaş arası çocukların belirlenen şartlar yerine geldiği takdirde hakimin takdir yetkisiyle müebbet veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası almasına yönelik düzenleme hayata geçirilecektir. Yine, kasten öldürme ve neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçlarını işleyen 12-15 yaş grubu çocuklar bakımından da belirli şartların varlığı halinde hakime takdir yetkisi verilerek ceza almalarına ve daha az ceza indirimi uygulanmasına da imkan sağlanmaktadır."

Usta, TCK'deki tekerrür hükümlerin uygulanma yaş sınırının 18'den 15'e düşürülerek, suç örgütleri tarafından 15-18 yaş grubundaki çocukların suçta kullanılmasının önlenmesinin ve caydırıcılığın sağlanmasının hedeflendiğini dile getirdi.

TCK'deki "Aile hukukundan kaynaklanan yükümlülüğün ihlali" suçunun cezasının alt ve üst sınırlarının da artırılacağını aktaran Usta, "Aile hukukundan kaynaklanan yükümlülüğün ihlali nedeniyle çocuğun kasten öldürme ve neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçunu işlemesi halinde ebeveynlere verilecek cezanın yarısından iki katına kadar artırılması suretiyle ailenin çocuk üzerindeki sorumluluğunun güçlendirilmesi de hedeflenmiştir" ifadelerini kullandı.

Çocuk hükümlülerin cezalarının infazına çocuk kapalı ceza infaz kurumlarında başlanacağını belirten Usta, "iyi halli" olduğunun tespiti durumunda çocuk hükümlülerin eğitim evlerine ayrılacağını bildirdi.

Leyla Şahin Usta, şöyle konuştu:

"Türk Ceza Kanunu'nda düzenlenen kasten öldürme suçları, cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlar, uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçu ve suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçu bakımından koşullu salıverilme süresinin hesaplanmasında çocuğun 15 yaşını dolduruncaya kadar infaz kurumunda geçirdiği 1 günün 2 gün olarak kabul edilmesi uygulamasından vazgeçilecek, 1 günün 1 gün olarak dikkate alınması da sağlanacaktır. Ateşli silahını dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı şekilde muhafaza etmesi suretiyle bu silahın çocuk tarafından ele geçirilmesine neden olan kişi hakkında 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası yaptırımı öngörülmektedir."

"Yeni yönlendirme tedbirleri getirilmektedir"

AK Parti Grup Başkanvekili Usta, Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun kapsamı dışında kalan kesici, delici ve bereleyici aletlerin çocuklara satılmasının, çocuklar tarafından satın alınması ve taşınmasının yasaklanacağını, bu eylemlere idari yaptırım uygulanacağını ifade etti.

Teklifteki yeni düzenlemeleri anlatan Usta, şunları kaydetti:

"Çocuk hakları yaklaşımı doğrultusunda mevzuatta yer alan 'suça sürüklenen çocuk' ibaresi yerine 'adli süreçteki çocuk' ifadesi benimsenerek, hakkında kesinleşmiş bir yargı kararı bulunmayan çocuklar bakımından masumiyet karinesini ve çocuk odaklı yaklaşımı daha güçlü şekilde yansıtan bir terminolojiyi kullanmayı hedefliyoruz. Ceza sorumluluğu bulunmayan çocuklar bakımından barınma, eğitim, sağlık, danışmanlık ve bakım şeklindeki koruyucu ve destekleyici tedbirlerin yanında 'sosyal ve toplumsal hizmetler tedbiri', 'dijital risklerden korunma tedbiri', 'kitap ve kütüphane tedbiri', 'çevreye saygı ve çevre temizliği tedbiri', 'tütün, nikotin, alkol, kumar, uyuşturucu ve uyarıcı maddeyle davranışsal bağımlılık tedbiri' şeklinde yeni yönlendirme tedbirleri getirilmektedir. Böylelikle cezai sorumluluğu bulunmayan çocukların daha etkin bir şekilde rehabilite edilmesi ve toplumsal hayata hazırlanması amaçlanmaktadır."

Hastane ile adliye arasında, akıl hastalığı veya bağımlılık nedeniyle kendisi ya da başkaları açısından tehlike oluşturan çocukların ihtiyaç duydukları tedavi ve koruma hizmetlerine gecikmeksizin ulaşabilmeleri amacıyla hızlı ve etkin karar alınmasına imkan sağlayan bir mekanizma kurulacağını vurgulayan Usta, çocuklar hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi halinde denetimli serbestlik sürecinde eğitim, sosyal uyum ve rehabilitasyonu destekleyen yönlendirme tedbirlerinin uygulanacağını belirtti.

Usta, 15 yaşını doldurmamış çocuklar hakkında sosyal inceleme raporu aldırılmadan iddianame düzenlenmesinin, iddianamenin iadesi nedenleri arasına alınacağını bildirdi.

Çocuklar hakkında verilen koruyucu ve destekleyici tedbir kararlarının etkin biçimde uygulanabilmesi amacıyla kurumlar arası koordinasyonun güçlendirileceğinin altını çizen Usta, anne, baba, vasi ve bakımdan sorumlu kişilerin kararlara uygun hareket etmelerinin sağlanacağını ifade etti.

Bir gazetecinin 15-18 arası çocuklara müebbet ve ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasının nasıl verileceğini soruması üzerine Usta, burada bazı kriterler ve şartların belirlendiğini söyledi. Sadece hakime takdir yetkisi verilmediğine işaret eden Usta, "kasta dayalı kusurun ağırlığı, güdülen amaç ve saik, suçun işleniş şekli ve daha önceden kasıtlı bir suçtan dolayı hapis cezasına mahkum edilmiş olma" durumunda hakimin takdir yetkisini kullanacağını kaydetti. Usta, benzer uygulamanın İngiltere, Fransa ve Almanya'da da bulunduğunu bildirdi.

TBMM Genel Kurulu'nun tatile girmeden bu ayın sonuna kadar çalışmasının planlandığını belirten Usta, Meclis tatile girmeden teklifin görüşülerek yasalaşmasının hedeflendiğini sözlerine ekledi.

Gaziantep merkezli yasa dışı bahis operasyonunda 190 şüpheli yakalandı

İçişleri Bakanlığı, Gaziantep merkezli 45 ilde "yasa dışı bahis" suçuna yönelik düzenlenen operasyonlarda 190 şüphelinin yakalandığını bildirdi

14.07.2026 11:24:00
İHA
 
Gaziantep merkezli yasa dışı bahis operasyonunda 190 şüpheli yakalandı
Gaziantep merkezli yasa dışı bahis operasyonunda 190 şüpheli yakalandı
Bakanlıktan konuya ilişkin yapılan açıklamada, "Gaziantep merkezli 45 ilde 'yasa dışı bahis' suçuna yönelik bugün eş zamanlı olarak düzenlenen operasyonlarda 190 şüpheli yakalandı.

Emniyet Genel Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı, MASAK ve Cumhuriyet Başsavcılıkları koordinesinde; Gaziantep İl Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce yasa dışı bahis suçuna yönelik yapılan çalışmalar sonucu şüphelilerin; yurt dışı merkezli bir yasa dışı bahis sitesi üzerinden bahis oynattıkları, aynı site üzerinden bayilik dağıttıkları ve yine yurt dışı merkezli bir yasa dışı bahis sitesine IBAN temin ederek organize bir şekilde faaliyet yürüttükleri tespit edildi.

Şüphelilere ait, MASAK'tan alınan hesap hareketleri Yapay Zeka Destekli Veri Analiz Programıyla detaylı ve hızlı bir şekilde analiz edilerek toplam 330 şüpheliye ulaşıldı.

Ayrıca şüphelilerin banka hesaplarında 84 milyar 293 milyon 213 bin TL hacminde toplam 3 milyon 127 bin 307 adet işlem gerçekleştirildiği tespit edildi" ifadelerine yer verildi.

Haluk Levent’ten ilk açıklama: 'Asıl bombayı bekleyin'

Ahbap Derneği’nin kurucusu Haluk Levent, gözaltına alınmadan önceki akşam İçişleri Bakan Yardımcısı Bülent Turan’a mesaj attığını ve 15 gündür her gün yazmaya devam ettiğini açıkladı. Kişisel borç-alacak ilişkilerinin dernekle ilgisi olmadığını vurgulayan Levent, “Zaman her şeyi gösterecek, yakında asıl bombayı göreceksiniz” dedi

13.07.2026 19:00:00
Haber Merkezi
 
Haluk Levent’ten ilk açıklama: 'Asıl bombayı bekleyin'
Haluk Levent’ten ilk açıklama: 'Asıl bombayı bekleyin'
Sosyal medya üzerinden yaptığı paylaşımla ilk kez kamuoyuna seslenen Haluk Levent, hakkında gündeme gelen iddialara ilişkin önemli açıklamalarda bulundu.

Levent, "Sevgili dostlarım" diye hitap ettiği mesajında, gözaltına alınmadan önceki akşam İçişleri Bakan Yardımcısı Bülent Turan'a bir mesaj gönderdiğini belirtti. Levent, o günden beri her gün aynı talebi ilettiğini ifade ederek şu sözleri kullandı:

"Sayın Bakanım, benim özel hayatımı Ahbap ile ilişkilendirmeye çalışıyorlar. Gelin, çok acil gelin; deprem sürecinden bugüne kadar olan her şeyi denetleyin ve kamuoyuyla paylaşın. Kişisel borç-alacak ilişkilerimi Ahbap ile ilişkilendirmeyin."

Haluk Levent, söz konusu denetim talebinin hâlâ geçerli olduğunu ve gerçeğin ortaya çıkmasının zaman alacağını ancak sonunda haklılıklarının tescil edileceğini kaydetti.

'Asıl bombayı bekleyin'

Mesajında "asıl bomba" vurgusu yapan Levent, yakın zamanda daha kapsamlı açıklamalar yapacağını müjdeledi. "En baştan bu sürece nasıl gelindiğini öğrenecek ve hayretler içerisinde kalacaksınız" diyen Levent, kamuoyunda büyük yankı uyandıracak detayların yakında paylaşılacağını ima etti.

Levent, ısrarla altını çizdiği bir noktayı da şöyle özetledi: 

"Kişisel borç-alacak ilişkilerimde Ahbap tamamen konu dışıdır. Ancak ısrarla bununla ilişkilendirilmeye çalışılıyor. Zaman her şeyi gösterecek."

Açıklamanın, özellikle 2023 depremleri sonrasında Ahbap Derneği'nin yürüttüğü yardım faaliyetleri ve derneğin mali yönetimiyle ilgili tartışmaların devam ettiği bir dönemde gelmesi dikkat çekti. Levent'in mesajı, hem destekçilerinden hem de eleştirmenlerden yoğun etkileşim aldı.


Kubilay Kundakçı cinayetinde ara karar

İstanbul Ümraniye'de 19 Mart'ta uğradığı silahlı saldırıda hayatını kaybeden Kubilay Kaan Kundakçı ile ilgili davada sanıkların tutukluluk hallerinin devamına karar verildi. Maktul Kubilay Kundakçı'nın babası Cemil Kundakçı ise duruşma sonrası duvara yumruk attı. Kundakçı, "Devlet malına zarar verme" suçundan ifadesinin alınması için karakola götürüldü

13.07.2026 16:00:00
İhlas Haber Ajansı
 
Kubilay Kundakçı cinayetinde ara karar
Kubilay Kundakçı cinayetinde ara karar
Olay, 19 Mart gecesi Ümraniye ilçesi Sıddık Sokak'ta meydana geldi. İddiaya göre, müzisyen Vahap Canbay, bir süre önce ayrıldığı şarkıcı Aleyna Kalaycıoğlu ile yeniden barışmak istedi. Canbay, araları iyi olduğu öğrenilen arkadaşı Kubilay Kaan Kundakçı'dan (21) yardım istedi. Kubilay Kaan Kundakçı, Vahap Canbay ve arkadaşlarıyla birlikte Aleyna Kalaycıoğlu'nun bulunduğu stüdyonun önüne gitti. Grup araç içerisinde beklediği sırada, iddiaya göre olay yerine çakarlı lüks araçlarla gelen şüpheliler saldırı gerçekleştirdi. Kurşunların hedefi olan ve ağır yaralanan Kundakçı, kaldırıldığı hastanede yapılan tüm müdahalelere hayatını kaybetti.

Olay sonrası gözaltına alınan aralarında Aleyna Kalaycıoğlu, Alaatin Kadayıfçıoğlu ve İzzet Yıldızhan'ın da bulunduğu 8 kişi tutuklandı. İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı'nca yürütülen soruşturmada 10 isim sanık sıfatıyla yer aldı.

İstanbul Anadolu Adliyesi 27. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmaya, tutuklu sanıklar Aleyna Kalaycıoğlu, Alaattin Kadayıfçıoğlu, Hüseyin Can Avci, Mustafa Rece, Metin Kadayıfçıoğlu, Ahmet Özkoç, Engin Taşkıran ve tutuksuz sanıklar Zuhal Kalaycıoğlu, Bilal Kadayıfçıoğlu, taraf avukatları ile Kubilay Kaan Kundakçı'nın babası Cemil Kundakçı ve annesi Ülker Kundakçı salonda hazır bulundu. Tutuksuz sanık İzzet Yıldızhan ise duruşmaya Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla katıldı.

"Canbay da "Yapma, yapma" diye bağırıyordu"

Yalçınay Yıldız, "Bizi stüdyoya Kubilay'ın götürmesini istedik. O sırada Vahap Canbay'ı temizlikçi aradı ve Aleyna'nın hayatında biri olduğunu söyledi. Canbay ağlamaya başladı. Ben de Aleyna'yı arayıp doğru olup olmadığını sordum. Daha sonra telefonu Canbay aldı ve ağladı. Ardından Kubilay telefonu alarak, "Abla sizi barıştırmak istiyorum" dedi. Sonra stüdyoya gittik. Oradaki bir kadın temizlik olduğunu söyleyerek bizi içeri alamayacağını söyledi. Bu sırada Aleyna ile Canbay'ın ortak köpeği Mokka da oradaydı. Ben de "Gelirler, belki barışırsınız." dedim. Daha sonra Bertin'i aradım ancak telefon meşgule düştü. Bir süre sonra Aleyna bizi arayarak, "Çok geç geleceğiz." dedi. Yanında kimin olduğunu sordu. Ben de "Kubilay var" dedim. "Tamam" dedi. O sırada Kubilay annesiyle telefonda konuşuyordu. Daha sonra Aleyna'yı da aradı. Biz birkaç kez tuvalet ihtiyacı için bulunduğumuz yerden ayrılıp geri geldik. En son Aleyna beni arayarak, "Şarkımı yükledin mi'" diye sordu. Ben de "Yükledim" dedim. Ardından "Eve geçiyoruz" dediler. Biz de beklemeye devam ettik. Bir süre sonra çakarlı bir araç geldi. İlk başta bir milletvekilinin geldiğini sandık. Araçtan beyaz tişörtlü bir kişi indi ve aracın camına vurdu. Canbay kapıyı açmak istedi ancak karşı taraftaki kişi kapıyı sert şekilde çekti. Daha sonra o kişinin sağ elinde silah olduğunu gördüm. Karşı taraftaki kişi, "Bir daha sizi görmeyeceğim" dedi. Ardından silah sesi duydum. Canbay da "Yapma, yapma" diye bağırıyordu" dedi.

"Azmettiriciliğime karşı hiç bir beyan yoktur"

Sanık Aleyna Kalaycıoğlu, "Azmettiriciliğime karşı hiç bir beyan yoktur Herkes benim suçum olmadığını biliyor. Yaşanan olaydan dolayı çok üzgünüm. Ne Alaattin bir insanı durduk yere öldürecek kadar cahil ne de ben böyle bir şey yaptıracak biriyim" dedi.

"Aileden de çok özür dilerim"

Alaattin Kadayıfçıoğlu, "Çok üzgünüm. Olay benim kontrolüm dışında gelişmiş bir olaydır. Aileden de çok özür dilerim" ifadelerini kullandı.

"Çok mağdurum"

İzzet Yıldızhan, "Geçen verdiğim ifadem açık ve net. Çok mağdurum. Konserlerim var yurt dışına gidemiyorum. Biz bu konudan sıyrılmak istiyoruz. Hiç bir şey yapmadığım halde bu mağduriyetimin giderilmesini istiyorum" şeklinde konuştu.

Maktul Kubilay Kundakçı'nın babası Cemil Kundakçı ise duruşma sonrası duvara yumruk attı. Kundakçı, "Devlet malına zarar verme" suçundan ifadesinin alınması için karakola götürüldü.

Mahkeme heyeti, eksik hususların giderilmesi için duruşmayı 7 Ekim tarihine ertelendi.

Ekrem İmamoğlu'nun 'bilirkişi' davası ertelendi

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanlığı görevinden uzaklaştırılarak tutuklanan Ekrem İmamoğlu'nun bir kısım soruşturmalarda görevli bilirkişiyi hedef göstererek yargı görevini yapmasını etkilemeye teşebbüs ettiği iddiasıyla yargılandığı davanın görülmesine devam edildi. Duruşma, savcı değişikliği sebebiyle 8 Aralık'a ertelendi

13.07.2026 15:10:00
İhlas Haber Ajansı
 
Ekrem İmamoğlu'nun 'bilirkişi' davası ertelendi
Ekrem İmamoğlu'nun 'bilirkişi' davası ertelendi
İBB Başkanlığı görevinden uzaklaştırılarak tutuklanan Ekrem İmamoğlu'nun bir kısım soruşturmalarda görevli bilirkişiyi hedef göstererek yargı görevini yapmasını etkilemeye teşebbüs ettiği iddiasıyla yargılandığı davanın görülmesine devam edildi. Bir önceki celse oluşturulan ara karar ile Ekrem İmamoğlu hakkında 'adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs' suçundan dava açıldığı ve bu suçun ön ödeme kapsamına girdiği belirtilmişti. Bu kapsamda Ekrem İmamoğlu'nun avukatları aracılığı ile ön ödeme yaptığı öğrenilmişti.

Duruşma, cumhuriyet savcısının değişmesi nedeniyle 8 Aralık'a ertelendi.

İddianameden

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nca hazırlanan iddianamede, İmamoğlu'nun 27 Ocak'ta yaptığı açıklamayla bilirkişi ve yargı organlarının bağımsız ve tarafsız olmadığın yönünde bir kamuoyu oluşmasını amaçladığı anlatıldı. Hazırlanan iddianamede, bu şekilde oluşacak kamuoyu baskısıyla İstanbul Adliyesi ve diğer adliyelerde görülmekte olan çeşitli soruşturma ve kovuşturmalarda yapmakta olduğu resmi bilirkişilik görevinin etkilenmeye çalışıldığı, Büyükçekmece 10. Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülmekte olan dava dosyasını etkilemeye teşebbüs ettiği kaydedildi. Soruşturma kapsamında adı zikredilen bilirkişinin 'müşteki' sıfatıyla verdiği ifadesine de yer verilen iddianamede, müştekinin İmamoğlu'nun açıklamalarıyla bir anda çeşitli basın yayın organları ile sosyal medyada isminin yayınlandığını ve karalama kampanyasına maruz kaldığını söylediği, bugüne kadar hiçbir şekilde hukuksuz işe imza atmadığını, sadece CHP değil diğer partilere ilişkin de birçok davada bilirkişilik yaptığını söylediği ve şikayetinin devam ettiğini söylediği aktarıldı. Hazırlanan iddianamede Ekrem İmamoğlu'nun 'yargı görevi yapanı, bilirkişiyi veya tanığı etkilemeye teşebbüs' ve 'adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs' suçlarından 2 yıldan 4 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması talep edildi. Öte yandan iddianamede, Türk Ceza Kanunu 53. maddesinin 1. fıkrasında yer alan kişi, kasten işlemiş olduğu suçtan dolayı hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak, 'sürekli, süreli veya geçici bir kamu görevinin üstlenilmesinden bu kapsamda, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeliğinden veya devlet, il, belediye, köy veya bunların denetim ve gözetimi altında bulunan kurum ve kuruluşlarca verilen, atamaya veya seçime tabi bütün memuriyet ve hizmetlerde istihdam edilmekten yoksun bırakılır" maddesinin uygulanması da talep edildi.

Haluk Levent operasyonunda sıcak gelişme!

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen AHBAP Derneği soruşturmasında, "örgüt üyeliği", "kara para aklama" ve "bahis" iddialarıyla gözaltına alınan sanatçı Haluk Levent’in banka hesap hareketleri ve 60 milyon dolarlık vurgun iddiaları gündeme bomba gibi düştü
 

13.07.2026 13:41:00
Haber Merkezi
 
Haluk Levent operasyonunda sıcak gelişme!
Haluk Levent operasyonunda sıcak gelişme!
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde harekete geçen İstanbul Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, AHBAP Derneği'nin siber ve mali süreçlerine yönelik fiziki ve teknik takip başlattı. Soruşturma kapsamında derinleştirilen incelemeler ve MASAK raporları, dernek çalışanları ile yöneticileri arasında mali profillerle uyuşmayan, olağan dışı milyonlarca liralık para trafiğini gündeme taşıdı.

İddialara göre, hakkında yurt dışı çıkış yasağı konulan Haluk Levent, ilk olarak İstanbul Havalimanı üzerinden Almanya'ya kaçma girişiminde bulundu. Havalimanında yasağı öğrenmesi üzerine rotasını değiştiren Levent, teknik takibi atlatmak amacıyla Yalova üzerinden Bursa'daki bir TIR garajına geçti. Sanatçının buradan bir TIR'a binerek İzmir'e gitmeyi, ardından bir yat vasıtasıyla illegal yollardan yurt dışına kaçmayı planladığı tespit edildi. Planı önceden fark eden güvenlik güçleri, operasyonu öne çekerek ünlü şarkıcıyı Bursa'daki tır parkında yakaladı. Operasyon kapsamında Ahbap Derneği genel merkezine de baskın düzenlenirken, aralarında yöneticilerin de bulunduğu 21 şüpheli gözaltına alındı.

Vahim iddialar: Deprem bağışlarıyla 990 milyon TL'lik bahis!

Soruşturma dosyasında yer alan iddialar kamuoyunda büyük yankı uyandırdı. Açıklamalara göre Levent'e yöneltilen suçlamalar şunlar:

• Dernekler Kanunu'na Muhalefet, Suçtan Kaynaklanan Mal Varlığı Değerlerini Aklama ve Örgüt Üyeliği.

• Şahsi banka hesaplarını kullanamayan Levent'in, dernek kurucularından A.Ç.'nin hesapları üzerinden 2020-2026 yılları arasında 990 milyon TL yasal bahis oynadığı ve bu süreçte yaklaşık 390 milyon TL para kaybettiği ileri sürüldü.

• Depremzedeler için toplanan bağışların yurt dışına kaçırıldığı veya amacı dışında kullanıldığı şüphesi üzerine yapılan incelemede, AHBAP Derneği hesaplarından Haluk Levent'in asistanı Yeliz Kaya'nın şahsi hesabına 120 milyon TL aktarıldığı saptandı.

• Farklı bir dosya kapsamında ise dernek adı ve bağış vaadi kullanılarak mağdurlardan "kız yurdu yapma" gibi gerekçelerle alınan gayrimenkullerin, asistanı ve üçüncü şahıslar adına tescil ettirilerek 60 milyon dolarlık dev bir vurguna imza atıldığı iddia ediliyor.

Geçmişteki ipuçları ve kamuoyunun tepkisi

Haluk Levent, son dönemde ticari hayatındaki usulsüzlükler ve karşılıksız çek davalarıyla sıkça hakim karşısına çıkmıştı. İstanbul Anadolu 24. İcra Ceza Mahkemesi, geçtiğimiz haftalarda iki farklı çekin karşılıksız çıkması nedeniyle ünlü sanatçıya 70 milyon TL adli para cezası vermiş ve çek hesabı açmasını yasaklamıştı. Bu gelişmenin ardından Levent, "Sağlık sorunları ve denetim süreçleri" gerekçesiyle AHBAP başkanlığını devredeceğini açıklamıştı.

Gözaltı haberinin ardından, Kahramanmaraş depremleri döneminde AHBAP ile ortak yardım projeleri yürüten Babala TV kurucusu Oğuzhan Uğur sessizliğini bozarak, "Gerçek neyse ortaya çıkmalı, kuruş kuruş hesabı verilmelidir" açıklamasında bulundu. Soruşturma kapsamında ismi geçen eski bağışçılardan Avukat Ece Güner ise sosyal medyadan yaptığı açıklamada derneğin hiçbir zaman resmi avukatlığını yapmadığını, geçmişte Levent'e verdiği şahsi borcu dahi almakta çok zorlandığını ve o günden sonra bağışlarını kestiğini duyurdu.

Bursa'da gerçekleştirilen sağlık kontrolünün ardından sorgulanmak üzere İstanbul Vatan Emniyet Müdürlüğü yerleşkesine getirilen Haluk Levent ve diğer şüphelilerin ifade işlemlerine başlandı. Emniyet önünde ve dernek binasında geniş güvenlik önlemleri alınırken, soruşturmanın seyrine göre gözaltı sayısının artabileceği belirtiliyor.

Yazıcıoğlu soruşturmasında 25 şüpheli yakalandı

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde, Muhsin Yazıcıoğlu ve beraberindeki 5 kişinin 2009 yılında hayatını kaybettiği helikopter kazasına ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında Ankara merkezli 10 ilde eş zamanlı operasyon düzenlendi. Operasyonda 25 şüpheli yakalanırken, 2 şüphelinin cezaevinde, 2 şüphelinin ise yurt dışında olduğu bildirildi

13.07.2026 10:43:00
İHA
 
Yazıcıoğlu soruşturmasında 25 şüpheli yakalandı
Yazıcıoğlu soruşturmasında 25 şüpheli yakalandı
Soruşturma kapsamında "silahlı terör örgütü kurmak, yönetmek ve üye Olmak" ile "tasarlayarak kasten adam öldürme" suçlarını işledikleri değerlendirilen 29 şüpheli tespit edildi.

Şüphelilerden 2'sinin cezaevinde bulunduğunun belirlendiği, Ankara merkezli olmak üzere Ankara, İstanbul, İzmir, Balıkesir, Adana, Antalya, Çanakkale, Bursa, Isparta ve Afyonkarahisar'da bulunan 27 şüphelinin adreslerine yönelik 13 Temmuz 2026 günü saat 05.00'te eş zamanlı operasyon düzenlendiği aktarıldı.

Operasyon kapsamında 25 şüphelinin yakalandığı bildirilirken, 2 şüphelinin cezaevinde, 2 şüphelinin ise yurt dışında bulunmaları nedeniyle yakalanamadıkları, söz konusu şahısların yakalanmasına yönelik çalışmaların sürdüğü öğrenildi.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, soruşturmanın tüm yönleriyle ve titizlikle sürdürüldüğünü bildirdi.

Şoka girip Keklit Çayına atlamıştı, acılı anne ilk kez konuştu

Sivas'ın Koyulhisar ilçesinde meydana gelen trafik kazasının ardından şok geçirerek Kelkit Çayı'na atladığı öne sürülen ve yaklaşık 55 gündür haber alınamayan 17 yaşındaki Esmanur Hacıosmanoğlu'nun annesi İlknur Hacıosmanoğlu, arama çalışmalarının yeniden başlatılmasını istedi. Acılı anne, "Tek isteğim kızımın bir mezarı olsun. Benim soframdan bir tabak eksildi" dedi

12.07.2026 23:00:00
İhlas Haber Ajansı
 
Şoka girip Keklit Çayına atlamıştı, acılı anne ilk kez konuştu
Şoka girip Keklit Çayına atlamıştı, acılı anne ilk kez konuştu
Kaza, geçtiğimiz aylarda Koyulhisar ilçesi Kalebaşı Tüneli çıkışında meydana geldi. U.Y. (20) yönetimindeki 28 DR 070 plakalı otomobil, sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu takla attı. Kazada araçta bulunan Yağmur Hira Yazıcı olay yerinde hayatını kaybederken, sürücü U.Y. ağır yaralandı. Araçta bulunan 17 yaşındaki Esmanur Hacıosmanoğlu'nun ise kazanın şokuyla Kelkit Çayı'na atladığı ve akıntıya kapıldığı ileri sürüldü.

İhbar üzerine bölgede geniş çaplı arama çalışması başlatıldı. Aradan geçen yaklaşık 55 güne rağmen Esmanur Hacıosmanoğlu'na ulaşılamazken, arama çalışmalarının bir süre sonra durdurulduğu öğrenildi. Suların çekilmesinin ardından çalışmaların yeniden başlayacağını beklediklerini belirten anne İlknur Hacıosmanoğlu, arama faaliyetlerinin yeniden başlatılmasını istedi. Kızının yaşanan kazanın ardından anlık şokla kendisini ırmağa attığını belirten anne İlknur Hacıosmanoğlu, "Kızım anlık şokla kendini ırmağa atmış. Yaklaşık 55 gündür kızımdan haber yok. Benim bu kazada iki canım yandı. Kızımı arama çalışmaları, ırmaktaki sular çekilince yeniden başlayacaktı. Sular çekildi ama arama çalışmaları başlamadı. Devlet büyüklerimden rica ediyorum, kızımı tekrar arasınlar. Çocuğumun da artık bir mezarı olsun istiyorum. Kızım neredeyse bulunsun istiyorum" dedi.

"Kızım şoka girdi"

Kaza ile ilgili konuşan İlknur Hacıosmanoğlu, "16 Mayıs 2026 tarihinde hayatımızı kabusa çeviren trafik kazası meydana geldi. Sivas'ın Koyulhisar ilçesi Aşağı kale mevkiinde tünel çıkışında kızımın bulunduğu araç takla atarak durabilmiş. Araç içerisinde şoför Uğur Yüce, kızım Esma Nur Hacıosmanoğlu ve yeğenim Yağmur Hira Yazıcı vardı. Yeğenim Yağmur Hira Yazıcı, kazada hayatını kaybetti. Kızım ise araçtan sağ çıkmış ve şoka girmiş. Araç şoförü de kolu kırık bir şekilde kazadan kurtulmuştur. Kızım Esma Nur, yeğenimin öldüğünü görünce şoka girmiş ve ırmağa atlayacağını söylemiş. Sağlıkçılar, kızımı sakinleştirdikten sonra kaza yerine gelen 3 şahsın eline bırakıp yukarıda ki asfalt yola çıkmışlar. Kazanın olduğu yer ile kızımın atladığı yer arasında yaklaşık 50-60 metre bulunuyor" dedi.

"Çocuğumun artık bir mezarı olsun"

İlknur Hacıosmanoğlu, başını yastığa koyamadığını söyleyerek, "Kızım anlık şokla kendini ırmağa atmış. Yaklaşık 55 gündür kızımdan haber yok. Benim bu kazadan iki canım yandı. Kızımı arama çalışmaları ırmaktaki sula çekilince tekrar başlayacaktı. Sular çekildi ama arama çalışmaları başlamadı. Kızımı sağlık çalışanları neden bu 3 şahsın eline verdiler. Reşit olmayan kızımı sadece anne ve babasına teslim etmeleri gerekiyordu. Kızımdan haber yok ve benim içim yanıyor. Devlet büyüklerimden rica ediyorum. Kızımı tekrar aramaya başlasınlar. Çocuğumun da artık bir mezarı olsun istiyorum. Kızım neredeyse bulunsun istiyorum. Başımı yastığa koyamıyorum. Benim soframdan bir tabak eksildi. Bunun hesabını kim verecek" diye konuştu.





logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.