logo
28 EYLÜL 2026

Özgür Özel'den Kılıçdaroğlu'na: 'Kaybeden CHP'yi salsın'

CHP Grup Başkanı Özgür Özel, kurultay sürecinin bilinçli şekilde geciktirildiğini ve yargının siyasi saiklerle hareket ettiğini söyledi. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'na tüm üyelerin katılacağı bir genel başkanlık yarışı öneren Özel, "Yüzde 90'ın altında oy alırsam siyaseti bırakıyorum" ifadelerini kullandı

14.07.2026 17:00:00 / Güncelleme: 15.07.2026 02:00:29
Haber Merkezi
 
Özgür Özel'den Kılıçdaroğlu'na: 'Kaybeden CHP'yi salsın'
Özgür Özel'den Kılıçdaroğlu'na: 'Kaybeden CHP'yi salsın'
CHP Grup Başkanı Özgür Özel, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, Türkiye'de adaletin ortadan kalktığını söyledi. Bunun ekonomik sorunların da temel nedeni olduğunu ifade eden Özel, şöyle konuştu:

"Bu ülkede maalesef adalet yok. Olmadığı için refah da yok bereket de yok. Fatih Sultan Mehmet şöyle söylemiş, 'Aklı öldürürsen ahlak da ölür. Ahlak öldüğünde millet bölünür. Kadıyı satın alırsan adalet ölür. Adalet ölürse bu devlet ölür.' Milletin gönlünden ve gözünden düşen bir avuç insan, kendi menfaatleri için Türkiye'de adaleti öldürdüler.
Biz 2023 Kasımında hep birlikte partimizde büyük bir değişimi gerçekleştirdik. Dört ay sonra yeni kadrolarımızla hep beraber, daha çok kadına, daha çok gence güvenerek, ölçme değerlendirmeye güvenerek, her adayımızı mutlaka nüfusun uygun olduğu, yarışın riskli olduğu yani kesin kazanma, kesin kaybetme durumları dışında mutlaka anketler yapılarak belirledik. Ve yapılan ilk seçimde söz verdiğimiz gibi Adalet ve Kalkınma Partisi'ni ilk kez yendik, 47 yıl sonra da partimizi ilk kez birinci parti yaptık.

O günden bu yana demokrasi dışı tüm saldırıların hedefi olduk. Biz kaybeden değil, kazanan CHP'yiz. Biz kaybetmeyi reddeden CHP'yiz. 'Bir seçim kaybedersek ertesi gün kurultaya gideceğiz ve aday olmayacağız' diyen, Tayyip Erdoğan'ın çeyrek asırdır çektiği resti ilk kez gören, 'Kaybedersem görevde kalmayacağım, sen de kalmayacak mısın?' diye sorup Tayyip Bey'in sesini duyamayan CHP'yiz."

Operasyonlar talimatlı yapıldı

Özel, CHP'li belediyelere yönelik soruşturmaların hukuki değil, siyasi saiklerle yürütüldüğünü savunarak, şu değerlendirmelerde bulundu: "Bugüne kadar Cumhurbaşkanı adayımız dahil toplam 34 belediye başkanımıza 34 operasyon düzenlediler. Şu anda 24 belediye başkanımız halen tutuklu. Bu operasyonların büyük bölümü İstanbul'da, yargı içinde oluşturulan talimatlı bir yapı tarafından yapıldı, herkesin gözünün önünde oldu. Sonra o yapının başı, güya tarafsız, geldiği yer Bakan Yardımcılığı, oradan başsavcı. Güya tarafsız. Ertesi gün Bakan, ertesi gün il başkanları toplantısında 'Partimizin başarısı için çalışmaya devam edeceğim' diyor. Dün olduğu gibi üstünde savcı cübbesi varken partinin başarısı için çalışıyor. Bugün de bakan kimliği ile 'Partimin başarısı için çalışacağım' dediği birinin geldiği ve hepimizin duyduğu, herkesin bildiği şekilde, 'Ankara'da başsavcı, vekiller değişecek. Çünkü dediğimiz operasyonları yapmıyorlar.'

Dedikleri şudur, şöyle anlatalım, şöyle basitçe anlatalım. Bir belediyenin nasıl denetleneceği bellidir. Ya rutin denetlenir, yani rastgele ya da düzenli zamanlarda gidilir ve evraklar istenir. İşi bilen denetçiler tarafından, müfettişler tarafından denetlenir. Bir eksik görülürse sorulur, kusur görülürse yazılır, suç şüphesi varsa bakanlıktan yargılanmak için izin istenir. Eğer bir iddia varsa, yani birisi şikâyette bulunduysa, ihbarda bulunduysa gidilir; o ihbar incelenir, aynı usullerle denetim ve yargıya doğru gidilir. Bunun dışında bir denetleme yolu ve yöntemi yoktur.

Belediye başkanlarına sabahın köründe gidip evini, belediyesini, ofisini basıp, her şeye el koyup, ondan sonra, yani delilden suça, suçtan suçluya gitmek gibi evrensel bir yargılama yöntemi varken önce suçluya karar verip, hedeftekini alıp, bütün her şeyi alıp, sonra bütün firmalara, çalışanlara, 'Seni içeri attım, tutukladım. Malına, mülküne çöktüm. En hassas yerini buldum'. Örneğin bekârsın, tek çocuklu evde yalnız bir kadınsın. Seni içeri attım. Sonra, 'Haydi bakalım şunun altına bir imza at. Başkanı suçla. Onu alayım, seni salayım'... Sistem bu.

Ankara'nın 'Yapmam' dediği sistem bu. Ankara'nın yıllardır direndiği, başsavcısı, başsavcı vekilleri, savcılarıyla 'Burası Ankara, böyle olmaz. Birisi hedefe konulup da operasyon yapılmaz. Sen siyaseten hedef aldın diye yargı buna alet edilmez' dedikleri, son kararname ile dağıtılan, yerine açık açık İstanbul'da bu operasyonları yapanın oradaki yardımcılarının gelip buralara başsavcı yapıldıkları, başsavcı vekilliklerinin dizayn edildiği bir süreçte şimdi Ankara'da da başladılar."

Çankaya Belediyesi'ne neden operasyon yapıldı?

Özel, Çankaya Belediye Başkanı Hüseyin Can Güner hakkında yürütülen soruşturmaya da değinerek, şu ifadeleri kullandı: "Çankaya Belediye Başkanımızı, Hüseyin Can'ımızı gözaltına aldılar. Yurt dışındaydı, haber geldi. 'Kapıyı kırmayın, yedek anahtarı komşuyla yollayayım' dedi. Belediyeye mesaj çektim, 'Yardımcı olun polise, ne istiyorlarsa baksınlar' dedi. Bütün her şeyin içinde yeni belediye başkanı olup da önceki dönemden devam eden çöp ihalesinin yeniden yapıldığında şüpheli şekilde belirlenen maliyetin yüzde 1'in de altında, yüzde 0,41 ile düşük birinin tahmin etmesinden şüphelenip, o ihaleyi iptal etti. İki ay sonra yenisini yaptı. 4 milyon lira daha aşağıya, belediyenin karına bir ihale sonuçlandı. Bunu şikâyet etmişlerdi. Müfettiş baktı ve 'olumlu' yazdı. Teftişe Sayıştay geldi, raporuna 'İhalenin iptalinde kamu kararı görülmüştür' notunu yazdı.

Birileri bu ihale iptalini, Ankara'da bir şey olmuyor, İstanbul'a bildirdi. İstanbul'dan biri dosyayı aldı. Önce kendi geldi, sonra dosyayı açtı. İstanbul'dan bir başsavcı vekili Ankara'ya geliyor, dosyayla birlikte geliyor. Hüseyin'in yaptığı bu işi bu boyutta ele alıyor.

Sorulan, basına yapılan serviste 'rüşvetler, onlar bunlar' havalarda uçuşurken dün gördük ki Allah'a şükür bu konuşulanın dışında hiçbir şey yok. Ama şimdi buradan usul bu ya, hedef kim? Hedef orada Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu'ydu, CHP'nin başarılı belediye başkanlarıydı. Şimdi Ankara'ya gelindi, Ankara'da hedef kim? 'Canını yakalım CHP'nin, canını yakalım Özgür Özel'in. Hüseyin Can Güler'i hedefimize oturtalım.'

Bunu buradan, bu yüce çatının altında, tutanak altında, milletin gözünün önünde, sizlerin şahitliğinde, tarih önüne emanet ediyorum.

Gözümüz, kulağımız adliyede. Bir yandan da yeni atamalardan sonra yeni görev dağılımları olacak. Tutuklamaları yapacak hâkimlere görevi vermeden soruyorlar, büyük büyük isimler söylüyorlar Cumhuriyet Halk Partisi'nden. 'Önüne bu gelirse delile mi bakacaksın, gözünü kırpmadan tutuklayacak mısın?' Gözünü kırpmadan tutuklayacak olanları o görevlere koymaya, böylesine bir gayri nizami, aslında var olmaması gereken bir mülakat yapmaya, koşul olarak da 'Acaba bir sonraki operasyon şuna mı, buna mı, ona mı?' denen herkesin ismini verip, 'Önüne gelirse, tutuklaman istenirse talebe mi uyacaksın, delil mi arayacaksın?' diye sorulduğu bir sürecin içindeyiz."

12 Eylül ve FETÖ sanıklarına dahi savunma hakkı tanındı 

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun yargılandığı davada savunma hakkının kısıtlandığını söyleyerek, yargılama sürecinin hukukun temel ilkeleriyle bağdaşmadığını değerlendirmesinde bulundu. Özel, şu ifadeleri kullandı:

"Ülkeyi yönetenler artık vicdandan, adil yönetiyor görüntüsü vermekten, mahkemeleri sanki varmış gibi göstermekten bile vazgeçmiş durumdalar. Geçen hafta Ekrem İmamoğlu'nun, sevgili Başkan'ın yargılandığı dava. 147 ayrı iddia. 'İmamoğlu Suç Örgütü' deyince herkese yöneltilen iddiadan alınacak ceza ona da. O yüzden o konuda onun da savunma yapması lazım. Öyle ki 12 Eylül'de DİSK ana davasında toplam 136 gün savunma yapılmış, başkan her tarafına iştirak etmiş. 21 gün aralıksız kendi savunmasında sözü kesilmemiş. 12 Eylül yargısı; Abdullah Baştürk.

Yine FETÖ'cüler yargılama yaparken Danıştay baskınını yapan kişiyi 46 saat dinlemişler. Binaya giriyor, vuruyor ve gidiyor. 46 saat savunmuş kendini ve sözünü kesmemişler. Ekrem Başkan her bir şeyde bir söylemek istediğinde 'Başkan otur, savunma sıran gelince her birine tek tek istediğin kadar cevap vereceksin' diyen, bir yerden gelen talimatla, 'Efendim 9'unda mahkemeyi bitireceğim. O güne kadar savunmalar bitecek. Haydi çabuk.' Birçok kişinin avukatını kesmiş. Avukatın savunmada sözünün kesildiği nerede görülmüş? Ekrem Başkan'a gelmiş, '6 saatin var. Bütün avukatların ve sen 6 saatte savunmanı yapacaksın.' Böyle bir noktayla, böyle bir ucubelikle, böyle bir hukuk tanımazlıkla, böyle bir vicdansızlıkla karşı karşıyayız."

Gizli tanık ifadelerine eleştiriler

Özel, İBB soruşturmasına ilişkin gizli tanıkların değiştirilmesinin hukuken kabul edilemeyeceğini belirterek, bazı eski ifadelerin farklı kişilere aitmiş gibi dosyaya eklendiğini iddia etti. Özel, şunları söyledi:

"Bu kürsüden bir buçuk yıl boyunca 'TGRT'de anlatılanlar, TV100'de konuşulanlar, A Haber'de servis edilenler göreceksiniz iddianamede bile olmayacak' dedik. Sayılanların hiçbirisi iddianamede yok. Olanların da kanıtı yok. İlk her şeyi başlatan gizli tanık artık iddianamede yok. 'Tek ben gördüm, ben duydum' dediği ifadeler noktası virgülüne kadar aynı kalmış ama tanığın adı değiştirilmiş. Birisi vazgeçmiş, yerine bir başkası gelmiş. Tiyatroda oyuncu değişir, futbolda oyuncu değişir ama gizli tanıkta oyuncu değişikliği mi olur? 'Ben gördüm' diyen kişinin yerine aynı ifadelerle başka bir kişinin yazılması kabul edilebilir bir şey değildir.

Bir tutuklu ifadesinde 'Bana bir avukat geldi, bu ifadeye imza at, iki milyon doları da şu hesaba yatır, seni savcıya götüreceğim ve serbest kalacaksın' dediğini anlattı. Bu ifade Silivri'de resmi tutanaklara geçti. Ben de bunu Bayrampaşa'da ismini vererek anlattım. Aynı gece o avukat cep telefonlarını evde bırakıp başka bir araçla Antalya Kepez'e gitti, Yunan adasına geçmek için tekne ayarlarken jandarma tarafından yakalandı. Mahkemeye çıkarıldı, ev hapsi verildi, sonra ev hapsi kaldırıldı. Aynı kişi binamız işgale uğradığında CHP Genel Merkezi önünde 'Burada temizlik başlamış' diyerek fotoğraf verdi. Bütün bunlar ortadayken hâlâ bu iddialara şaşırıyormuş gibi davranılmasını anlamıyorum."

Olağanüstü Kurultay olacak mı?

Kurultay sürecine değinen Özel tedbir kararı nedeniyle CHP'de kurultay yapılamayacağı yönündeki değerlendirmeleri de eleştirdi ve şunları söyledi: "Butlan kararının üzerinden tam 54 gün geçti. 54 günde biz 21 il dolaştık. Milletimizle beraberiz, örgütümüzle beraberiz. Örgütün dikine hiyerarşisini ne kararı verenler kırabildi ne karardan nemalananlar. 74 il başkanı ilk günden beri aslanlar gibi durdular, durmaya da devam ediyorlar. Butlanı kabul edeni millet sokağa çıkartmıyor. Butlanı kabul edenin illerde millet selamını almıyor. Butlana direnenleri omzunun üstünde taşıyor.

O kararla birlikte bir tartışma var. 'Tedbirle geldik. Biz tedbirle geldiğimiz için kurultay yapamayız' diyorlar. Tartışmayı normalde bitirecek olan bu işin uzman görüşü. Konunun bütün profesörleri ortak metin yayınladı. 'Tedbir kurultaya engel değildir, aksine bir an önce yapılmalıdır' dediler. Kanunu çıkaranlar, çıkarırken burada çalışan hocalar görüş verdiler, makale yazdılar. 'Derhal yapılmalıdır' dediler. 'Yapamazsın' dediler. Kim dedi? 'Bir tane avukatım var, o dedi.'

Binin üzerinde delege imzaları teslim ettiler. İmzaları verdik, üstünden bir ay geçti, hiçbir şey söylemeyip üstüne yatıyorlar. Bir yandan da orada burada televizyona çıkınca, 'Tedbir var, kurultay yapamayız' diyorlar. Oysa o imzalar gereğince alıp da İlçe Seçim Kurulu'na başvursa, yapıyorsa yapacak, yapmıyorsa yapmayacak. Hepimiz göreceğiz. Bundan da kaçıyorlar."

Yargıtay denetimi engelleniyor

Özel, CHP'nin kurultay sürecine ilişkin istinaf mahkemesi kararının Yargıtay'a gönderilmesinin çeşitli gerekçelerle ertelendiğini söyleyerek şu değerlendirmelerde bulundu:

"Parti Meclisi üyeleri, bu kararı kabul etmeyenler, daha doğrusu Parti Meclisi yetkisinde olan MYK onayını getirmeyince, milletvekillerimizi PM'den değil de usulsüzce MYK'dan atınca Parti Meclisi'nden istifalar oldu. Yedeklerin çağrılmasına rağmen 23 kişi kaldı. Kanun, '40'ın altında kalırsa derhal kurultay' diyor. Yapmıyorlar. Öyle oturuyorlar. 54 gün geçti. İstinaf, BAM 36 kararı vermiş. Herkes ne diyor bize? 'Yargıya saygı duyun, sakin olun, bekleyin, Yargıtay'ı bekleyin.' 54'üncü gün. Dosyayı Yargıtay'a göndermediler.

İlk 10-15 gün, 'Bir dilekçe yaz, cevap yazayım, inceleyeyim, yapayım' diye oyalama senaryoları. Bir aydır bir düğmeye basacak mahkeme başkanı basmıyor. Düğmeye basma yetkisi oradaki müdürde. Yazı yazmış, yetkiyi üstüne almış, ondan habersiz onaylanmasın diye. Adli tatil gelene kadar onaylamamak için, 'Müzakere var, basamadım. NATO vardı, gidemedim, bilmem ne yapamadım' diyor. Şimdi üç günlük rapor daha almış, o düğmeye basamasın ki kararı Yargıtay'a yollamasın.

Dikkat, kararı alan, kararı Yargıtay'a yollamamaya çalışıyor. Üst mahkemenin denetimine sokmamaya çalışıyor. 54 gün geçmiş. '5-6 gün daha sallarsam araya 40 gün adli tatil girer, belki bunlar yılar, partiyi oraya bırakır, maksat hasıl olur, ben de bu işlerden kurtulurum.'

Aldığı karara güvenmeyen, Yargıtay'ın bozacağını adı gibi bilen, istinaf mahkemesinin tedbir kararı alması sonuç doğuracağı için diplomasını yırtıp atan, yetiştiren bütün hocaların 'Yapamazsın' diye yazdığı, makaleler yayınlanan yerde şimdi rapor almak suretiyle düğmeye basma görevini de memurdan kendisine alarak verilen talimatı uygulayanın muradını ben biliyorum. Ama bu millet günü gelince bunun hesabını soracak. Soracak bunun hesabını."

Millet umudunu yeni partide arıyor

Özel, CHP'de yaşanan tartışmalar üzerinden kamuoyunda dile getirilen "yeni parti" iddialarına da değindi. Vatandaşların CHP'nin iktidar yürüyüşünün engellenmesi halinde umudunu başka adreslerde aramaya başladığını söyledi. Özel, şu ifadeleri kullandı:

"Bir yandan da 'Yeni parti kurulur mu, kurulmasın, nereye gidiyorsunuz? Niye gidiyorsunuz? Anlayamadım' diyorlar. Kimse yeni parti kurmanın meraklısı değil de sokakta iktidar yürüyüşümüzü kesip, partiyi baraj altına çekip umudunu tükettiğin emekli soruyor yeni partiyi. Böyle soruyor, kolumu cimciriyor, 'Yeni parti' diye. Yeni partiyi nasırlı elleriyle kiraz toplayan teyzem soruyor. Sanayide bütün gün çalışan kalfa soruyor. Yeni partiyi, 'Alın terinin karşılığını alırsam sosyal demokratların iktidarında alırım, sendikaya kavuşurum, yarın öbür gün daha iyi çalışırım' diyenler arıyor. Yeni partiyi bu ülkenin, 'Artık bu ülkede yaşamayacağım ve dünyanın başka bir tarafına gideceğim' diyen gençler soruyor.

Ondan sonra diyorsun ki, 'Anlamadım niye yeni parti.' Hem seçilmeden geleceksin, AK Parti yargısıyla atanacaksın, kendini altı yıl öncesinden bugüne olmayan mazbatanla ışınlatacaksın. Eline verilen delege, ki 500 tanesi o seçimde oyu bana değil, sana vermiş. İnsan bundan bir şey anlar ya. O seçimde, 'İradesi sakatlandı' dediğin seçimde sana oy veren 500 delege imza vermiş, 'Gel kurultayı yenileyelim' diye. Ona yok. Bu kurultayda bin 333 delege tarihin en yüksek oyuyla, oyunu kaybetmemeye yemin etmiş, kazanan CHP'nin iktidar yürüyüşüne vermiş. 'Ben kurultay yapmayacağım. Yaparsam Eylül'de başlayacağım, Nisan'a kadar sallayacağım. Erken seçim olursa AK Parti'ye böyle yakalanacağım, bütün umutları kaybettireceğim.' Ondan sonra, 'Ya yeni parti niye konuşuluyor, hiç anlamıyorum.'

Millet anlıyor, niye konuşuluyor. Milletin umudunu burada tüketirsen, millet umudu yeni partide arıyor.

Ömrüm boyunca kendimden önce görev yapan genel başkanlarla konuşurken düğmem açık konuşmadım. Adlarını anıp bir kere kötü kelime söylemedim. Benden önceki genel başkan demediğini bırakmadı. 'Olsun, o beni eleştirir, onun hukuku bana emanet' dedim.

2023'te yapılmış seçim için 2025'te seçilmiş il başkanlarını görevden alıyorsunuz. 60 tanesi sizin döneminizin il başkanını, 'Niçin seçilmiş CHP'ye saygı duyuyorsun, atanmış benimle yürümüyorsun?' diye bu partinin evlatlarını kıyıyorsunuz, partiden atıyorsunuz. En sonunda da dönüp dolaşıp 'Öyle yapamam, böyle yapamam' diyorsunuz.

Giderken 1 milyon 250 bin üye vardı, 2 milyona çıkardık Allah'a şükür. 'Etmeyin istifa' dedim. Maalesef 50 bini istifa etmiş. 1 milyon 950 bin üyemiz var."

Kaybeden CHP'yi salsın

Konuşmasının sonunda Kılıçdaroğlu'na doğrudan çağrıda bulunan Özel, genel başkanlık için tüm parti üyelerinin katılacağı bir yarış önerisinde bulundu. Böyle bir yarışta yüzde 90'ın altında oy alması halinde siyaseti bırakacağını söyleyen Özel, aynı taahhüdü Kılıçdaroğlu'ndan da beklediğini ifade etti. Özel, sözlerini şöyle tamamladı:
"Görüyorum ki 'Ben aday olmam. Hiç olmadım. Aday gösterilirsem olabilir' lafları yeniden geri gelmiş. İlk kez Sayın Kılıçdaroğlu, size bu kürsüden söylüyorum. Bu kürsüde siz görev yaptınız, konuştunuz. Ben orada oturdum, burada oturdum. Alay ediyorlar benimle. Alay oldunuz, ben burada gözyaşı döktüm. Ama bu kürsünün ilk sahibi Gazi Mustafa Kemal Atatürk'tür. Son sahibi ne benim ne sensin.

Madem ki partilisin, madem ki bölünmek istemezsin, madem ki bölünme olursa AK Parti'ye yarayacak diye sanki bölebilecekmiş gibi konuşursun; buradan açıkça söylüyorum. İster 1 milyon 950 bin üyemizle, istifa edenleri geri çağıralım ve 2 milyon üyemizle, ister son bıraktığın 1 milyon 200 bin üyemizle ikimiz tüm üyelerle Genel Başkanlık yarışına girelim. Kaybeden CHP'yi salsın. Kaybeden siyaseti bıraksın.

Sayın Kılıçdaroğlu, çağrı yapıyorsun ya, ben de çağrı yapıyorum. İkimiz 2 milyon üye ile yarışalım. Yüzde 90'ın altında oy alırsam siyaseti bırakıyorum. Bu aziz milletin ve bu aziz emanetin önünde tarihi çağrımı yapıyorum. 2 milyon üye ile yarışalım. Yüzde 90'ın altında oy alırsam siyaseti bırakıyorum.

'Bilmiyorum, duymuyorum, konuşmuyorum' diyerek değil, siyaset iddia ile olur. 'Partiyi birinci parti yapmazsam siyaseti bırakıyorum' demiştim, yaptım. 'Yüzde 90 oy almazsam siyaseti bırakıyorum' diyorum. Kazanmak, galibiyet iddia işidir. Ortaya koyuyorum. Buyursun."

Komedyen Deniz Göktaş ilk duruşmada tahliye edildi

"Ölü Deniz" isimli stand-up gösterisindeki şakaları gerekçe gösterilerek 88 gündür "kuyu tipi" cezaevinde tutulan komedyen Deniz Göktaş, çıkarıldığı ilk duruşmada tahliye edildi. Mahkeme Göktaş'a toplam 1 yıl 7 ay hapis cezası verirken, hükümle birlikte serbest bırakılmasına hükmetti

28.09.2026 16:10:00
Haber Merkezi
 
Komedyen Deniz Göktaş ilk duruşmada tahliye edildi
Komedyen Deniz Göktaş ilk duruşmada tahliye edildi
YouTube üzerinden yayımladığı "Ölü Deniz" adlı stand-up gösterisi nedeniyle hakkında soruşturma başlatılan ve 3 Temmuz'dan bu yana cezaevinde bulunan ünlü komedyen Deniz Göktaş, İstanbul 14. Asliye Ceza Mahkemesi'nde ilk kez hâkim karşısına çıktı. Hakkında 12 yıl 2 aya kadar hapis cezası talep edilen davanın ilk duruşmasında mahkeme, Göktaş hakkında tahliye kararı verdi.

Yoğun güvenlik önlemlerinin alındığı ve salon yetersizliği nedeniyle İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesi salonunda görülen duruşmayı siyasi parti temsilcileri, çok sayıda gazeteci, avukat ve yurttaş takip etti.

İki suçtan ceza, bir suçtan beraat

Kararını açıklayan mahkeme heyeti, Deniz Göktaş'ı "Cumhurbaşkanına alenen hakaret" suçundan 11 ay 20 gün, "halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik veya aşağılama" suçundan ise 7 ay 15 gün olmak üzere toplam 1 yıl 7 ay 5 gün hapis cezasına çarptırdı. "Daltonlar Çetesi" ile ilgili yaptığı espriler nedeniyle yöneltilen "suçu ve suçluyu övme" suçlamasından ise beraatine hükmedilen Göktaş, aldığı cezaların hükmüyle birlikte tahliye edildi.

"Cümle başına 22 gün hücrede kaldım"

Çorlu Karatepe Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nda (kuyu tipi cezaevi) tek kişilik hücrede geçirdiği 88 günü anlatarak savunmasına başlayan Deniz Göktaş, mizahın suç sayılamayacağını vurguladı. Göktaş savunmasında şu ifadelere yer verdi:

"3 Temmuz'dan beri kuyu tipi bir cezaevinde güneş görmeden, başka hiçbir insan temasım olmadan hücredeyim. Harbiye'de kurduğum 4 cümle ile suçlanıyorum ve kurduğum cümle başına tam 22 gündür hücredeyim. Yasalar değişmedi. Değişen ne? Şaka kaldıramayan, eleştiri kaldıramayan kırılgan yöneticiler."

Cumhurbaşkanı Erdoğan'a yönelik kullandığı "diktatör" ifadesinin hakaret değil, siyasi bir betimleme olduğunu savunan komedyen, "Bu coğrafyanın yüzlerce yıllık geleneği olan hicve açık olunmalıdır" dedi. İddianamedeki "oruç tutan canlı bombalar" ve "dalgıçlar (haşema)" şakalarının ise toplumsal gerginliklerin mizahi bir dille dışa vurumu olduğunu ekledi.

Adliyede yaşananları anlattı: "Zorla Kılıçdaroğlu ile görüştürüldüm"

Göktaş savunmasında, gözaltına alınma ve tutuklanma sürecindeki usulsüzlüklere de dikkat çekti. Yurt dışı tatilini kendi isteğiyle yarıda keserek Türkiye'ye döndüğünü belirten Göktaş, havalimanında ters kelepçeyle gözaltına alındığını söyledi. Göktaş, Çağlayan Adliyesi'nde yaşadığı ilginç bir anıyı da mahkeme salonunda paylaştı:

"Hâkimliğe çıkarılmayı beklerken bana üç kez 'Kemal Kılıçdaroğlu ile görüşmek istiyor musun?' diye soruldu. Görüşmek istemediğimi net bir şekilde söylememe rağmen emrivakiyle adliye koridorunda kendisiyle görüştürüldüm. Ters kelepçe yetmezmiş gibi bir de Kılıçdaroğlu ile görüştürüldüm. Kılıçdaroğlu bana 'Niye döndün, imkanım olsa bir dakika durmam burada' demeyen tek kişiydi."

88 günlük belirsiz bekleyişin ardından özgürlüğüne kavuşan Deniz Göktaş'ın tahliye kararı, adliye koridorlarında ve sosyal medyada büyük bir sevinçle karşılandı.

Osmaniye’nin Merkez ilçesine bağlı Çardak Köyü’nde, Farabi Anadolu Lisesi’nin bahçesinde öğretmen Mehmet Bilgili silahlı saldırıda ağır yaralandı. Öğretmen tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı

Osmaniye'nin Merkez ilçesine bağlı Çardak Köyü'nde, Farabi Anadolu Lisesi'nin bahçesinde öğretmen Mehmet Bilgili silahlı saldırıda ağır yaralandı. Öğretmen tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Vali Mehmet Fatih Serdengeçti, saldırıyı gerçekleştirdiği belirtilen A.B.'nin yakalanarak gözaltına alındığını açıkladı

28.09.2026 13:44:00 / Güncelleme: 28.09.2026 13:50:04
Haber Merkezi
 
 Osmaniye’nin Merkez ilçesine bağlı Çardak Köyü’nde, Farabi Anadolu Lisesi’nin bahçesinde öğretmen Mehmet Bilgili silahlı saldırıda ağır yaralandı. Öğretmen tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı
 Osmaniye’nin Merkez ilçesine bağlı Çardak Köyü’nde, Farabi Anadolu Lisesi’nin bahçesinde öğretmen Mehmet Bilgili silahlı saldırıda ağır yaralandı. Öğretmen tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı
Osmaniye'nin Merkez ilçesine bağlı Çardak Köyü'nde, Farabi Anadolu Lisesi'nin bahçesinde öğretmen Mehmet Bilgili ilahlı saldırı sonucu ağır yaralandı. Hastaneye kaldırılan öğretmen tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetti. Osmaniye Valisi Mehmet Fatih Serdengeçti, şüpheli A.B.'nin kısa sürede yakalanarak belirtirken saldırganın öğretmenin yeğeni olduğunu açıkladı.

Yeğeni olduğu ortaya çıktı
Valiliğin açıklamasına göre olay, 28 Eylül 2026 tarihinde meydana geldi. Merkeze bağlı Çardak köyündeki Farabi Anadolu Lisesi'nin bahçesinde Türk dili ve edebiyatı öğretmeni Mehmet Bilgili, aralarında husumet bulunan yeğeni A.E. Bilgili'nin silahlı saldırısına uğradı. İhbar üzerine okula 112 Acil Sağlık ve jandarma ekipleri yönlendirildi.
Tabancayla açılan ateş sonucu ağır yaralanan öğretmen, ambulansla kaldırıldığı hastanede müdahaleye rağmen kurtarılamadı. Okula giden Vali Mehmet Fatih Serdengeçti, yetkililerden bilgi aldı.

Zanlının psikolojik sorunları olduğu açıklandı
Serdengeçti, gazetecilere, saldırının eğitim öğretimle alakası olmadığını söyledi.
Öğretmen ile yeğeni arasında husumet bulunduğunu dile getiren Serdengeçti, şöyle konuştu:
"Zanlı şizofren, psikiyatri bağlamında uzun yıllardır tedavisi devam ediyor. Daha önce öğretmenimizin kendisini yetiştirdiği, evlat olarak baktığına yönelik bilgiler var elimizde. Fakat son dönemlerde husumet oluşuyor, şizofreni kaynaklı çeşitli iddialardan kaynaklı bu menfur saldırıyı gerçekleştiriyor. Gerek kolluk kuvvetlerimizce gerek Cumhuriyet Başsavcılığınca aydınlatacaktır. Burada öğrenci ve eğitime dönük bir saldırı değil."
Vali Serdengeçti, saldırganın amcası olan öğretmeni hedef aldığını belirterek, "Okulumuzun bahçesinde hedef alıyor. Geçmiş olsun, başımız sağ olsun." dedi. Serdengeçti, şüphelinin yakalandığını ve olayda kullanılan ruhsatsız tabancanın ele geçirildiğini ifade ederek, "Kendisinin, öğretmene husumete dönük çeşitli iddiaları var fakat saldıran kişinin şizofreni belirtileri olduğunu biliyoruz." diye konuştu.

TBMM Genel Kurulu, 51 günlük aranın ardından yasama çalışmalarına 1 Ekim'de başlayacak

TBMM Genel Kurulu, 51 günlük aranın ardından yasama çalışmalarına 1 Ekim'de başlayacak

28.09.2026 13:35:00
AA
 
TBMM Genel Kurulu, 51 günlük aranın ardından yasama çalışmalarına 1 Ekim'de başlayacak
TBMM Genel Kurulu, 51 günlük aranın ardından yasama çalışmalarına 1 Ekim'de başlayacak
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş'un katılımıyla, 28. Dönem 5. Yasama Yılı açılışı dolayısıyla ilk olarak Meclis'teki Atatürk Anıtı'na saat 13.00'te çelenk konulacak, saygı duruşunda bulunulacak ve İstiklal Marşı okunacak.

Anıttaki törenin ardından TBMM Genel Kurulu, TBMM Başkanı Kurtulmuş başkanlığında saat 14.00'te açılacak.

Kurtulmuş, yapacağı sunuş konuşması sonrasında Genel Kurul'a Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı takdim edecek, ardından İstiklal Marşı okunacak. Daha sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan, Genel Kurul'a hitap edecek.

Meclis başkanlarının yasama yılı açılışı dolayısıyla geleneksel olarak verdiği resepsiyon, Kurtulmuş'un ev sahipliğinde TBMM Tören Salonu'nda saat 18.30'da gerçekleştirilecek.

Yasama yılının açılışında devlet protokolü ile davetiye gönderilen izleyiciler dışında TBMM'ye ziyaretçi kabul edilmeyecek.

Genel Kurul, yeni yasama yılının ilk mesaisini 6 Ekim'de yapacak.

Yeni Parti’nin hafta sonu düzenlenen ilçe başkanlıkları ön seçimleri kapsamında, Ankara’da sandık başına giden üyelerin oylarıyla 13 ilçe başkanı belli oldu

Yeni Parti’nin hafta sonu düzenlenen ilçe başkanlıkları ön seçimleri kapsamında, Ankara’da sandık başına giden üyelerin oylarıyla 13 ilçe başkanı belli oldu

28.09.2026 13:00:00
Haber Merkezi
 
 Yeni Parti’nin hafta sonu düzenlenen ilçe başkanlıkları ön seçimleri kapsamında, Ankara’da sandık başına giden üyelerin oylarıyla 13 ilçe başkanı belli oldu
 Yeni Parti’nin hafta sonu düzenlenen ilçe başkanlıkları ön seçimleri kapsamında, Ankara’da sandık başına giden üyelerin oylarıyla 13 ilçe başkanı belli oldu
Yeni Parti'nin hafta sonu düzenlenen ilçe başkanlıkları ön seçimleri kapsamında, Ankara'da sandık başına giden üyelerin oylarıyla 13 ilçe başkanı belli oldu.

Yeni Parti'nin ilçe ön seçimleri 26-27 Eylül tarihlerinde, Türkiye genelinde kurulan sandıklarla gerçekleştirildi. 26 Ağustos tarihine kadar partiye üye olan tüm üyelerin oy kullanabildiği seçimlerde, Ankara'da da 13 ilçede sandık kuruldu. Ön seçim sonuçlarına göre Ankara'nın 13 ilçe başkanı şöyle:

Akyurt - Yalçın İpek

Altındağ - Gökhan Urun

Ayaş - Fatih Öztürk

Çankaya - Ercan Başal

Elmadağ - Mehmet Kurusakız

Etimesgut - Özgür Şahbaz

Gölbaşı - Nazım Sağlam

Keçiören - Görkem Cevahir Yıldırım

Mamak - Şeref Demirbaş

Nallıhan - Mustafa Sarıkaya

Pursaklar - Hüseyin Benek

Sincan - Önder Ağdede

Yenimahalle - Halil Alankuş

Trabzon'da palamut 100-125 lira arasında

Trabzon'da balıkçılar, tezgahlarında yerini alan palamudu tanesi 100 ile 125 lira arasında değişen fiyatlardan satışa sunuyor

 

28.09.2026 12:20:00
Anadolu Ajansı
 
Trabzon'da palamut 100-125 lira arasında
Trabzon'da palamut 100-125 lira arasında

Ortahisar ilçesindeki Moloz mevkisinde yer alan balıkçı tezgahlarında palamudun tanesi 100 ile 125 liradan satılırken, istavritin kilogramı 100, somon 200, çipura 500, levrek ise 600 liradan alıcı buluyor.

Balıkçı Ahmet Çoğalmış, AA muhabirine, vatandaşların bu sezon daha çok palamuda ilgi gösterdiğini söyledi.

Tezgahlardaki palamutların taze olduğunu belirten Çoğalmış, sıcak havanın balıkların görünümünü etkileyebildiğini ifade etti.

Çoğalmış, piyasadaki herkesin şu an taze balık sattığına dikkati çekerek, "Havalar sıcak gittiği için balıklar ezik gibi görünÜyor ama ezik değil. Havaların sıcaklığından dolayı biraz gevşek oluyor. Vatandaş bayat balık aldığını sanıyor ama öyle değil. Şu an piyasa herkes taze balık satıyor." diye konuştu.

Balıkçı Emin Avcı da bu sezon palamudun daha fazla, hamsinin ise daha az olmasını beklediklerini dile getirdi.

Hamsinin şu anda Marmara tarafından geldiğini aktaran Avcı, "Hamsi palamut gibi olmaz, az olur. Şu anda hamsi geliyor ama Marmara tarafından geliyor. Bizim yerli hamsi daha çıkmadı. Palamut olduğu zaman hamsi biraz daha az oluyor" dedi.

İBB davasının 88. duruşması başladı

İBB davasına ilişkin 57'si tutuklu 436 sanığın yargılandığı davanın 88. duruşması başladı

28.09.2026 12:09:00
Anadolu Ajansı
 
İBB davasının 88. duruşması başladı
İBB davasının 88. duruşması başladı

İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesince, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu karşısındaki salonda görülen duruşmaya, görevlerinden uzaklaştırılan İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu ile Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık ve Medya AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun'un da aralarında bulunduğu bazı tutuklu sanıklar katıldı.

Bazı tutuksuz sanıklar ile avukatlarının da bulunduğu duruşmada, sanıkların yakınları izleyici olarak yer aldı.

Duruşma, tutuksuz sanıkların savunmalarının alınmasıyla devam ediyor.

İddianameden

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunca hazırlanan iddianamede, Mülkiye Teftiş Kurulu Başkanlığı "ihbar eden" sıfatıyla, Hazine ve Maliye, İçişleri, Enerji ve Tabii Kaynaklar, Tarım ve Orman bakanlıkları ile İstanbul Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü, İBB Başkanlığı ve Şişli Belediye Başkanlığı "suçtan zarar gören" sıfatıyla yer alıyor.

İddianamede, 16 kişi "müşteki", 7'si firari, 5'i "müşteki sanık" olmak üzere toplam 407 kişi "sanık" olarak bulunuyor.

Suç örgütünün kurulduğu 2014'ten bugüne kadarki faaliyetleri anlatılan iddianamede, "İddianameye konu 143 eyleme ilişkin elde olunan menfaat ile sebep olunan kamu zararının, suç tarihleri itibarıyla (güncel değeri hariç) toplamda menkul olarak yaklaşık 160 milyar lira ve 24 milyon dolar, gayrimenkul olarak ise İstanbul ile ülke genelinde 95 taşınmazdan ibaret (örgüt elebaşı ve yöneticilerinin suç gelirlerinden elde ettikleri mal varlıkları hariç) olduğuna" ilişkin değerlendirme yapılıyor.

İddianamede yer alan örgüt şemasında, sanık Ekrem İmamoğlu'nun "örgüt elebaşı", sanıklar Murat Ongun, Fatih Keleş, Adem Soytekin, Ertan Yıldız, Hüseyin Gün ile firari sanık Murat Gülibrahimoğlu'nun da "örgüt yöneticisi" olduğu belirtiliyor.

Şemada, 10 örgüt üyesinin Ekrem İmamoğlu'na doğrudan bağlı olduğu aktarılarak örgüt üyelerinden 77'sinin Fatih Keleş'e, 35'inin Murat Ongun'a, 8'inin Ertan Yıldız'a, 7'sinin Hüseyin Gün'e, 6'sının Murat Gülibrahimoğlu'na ve 6'sının da Adem Soytekin'e bağlı olduğu gösteriliyor.

İddianamede, Ekrem İmamoğlu'nun "suç işleme amacıyla örgüt kurmak", "kişisel verilerin kaydedilmesi", "kişisel verileri ele geçirme ve yayma", "suç delillerini gizleme", "haberleşmenin engellenmesi", "kamu malına zarar verme", "rüşvet", "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma", "irtikap", "kamu, kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık", "suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama", "ihaleye fesat karıştırma", "çevrenin kasten kirletilmesi", "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet" ve "Maden Kanunu'na muhalefet" suçlarından toplam 849 yıldan 2 bin 430 yıl 6 aya kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.

İddianamede, Keleş'in 48 kez "rüşvet", "rüşvet alma" ve "rüşvet verme", 55 kez "ihaleye fesat karıştırma", 39 kez "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", 8 kez "suç gelirlerini aklama", "Maden Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet", "çevre kirliliğine neden olma", "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet", "irtikap", "suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme" ile "haberleşmenin engellenmesi" suçlarından 556 yıl 8 aydan 1542 yıl 8 aya kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.

Ongun'un "rüşvet" ve 53 kez "ihaleye fesat karıştırma", 33 kez "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", "kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme", "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" ile "suç gelirlerini aklama" suçlarından 287 yıl 6 aydan 779 yıl 6 aya kadar hapis cezasına çarptırılması istenen iddianamede, Yıldız'ın "rüşvet", "ihaleye fesat karıştırma", "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık" suçlarından 86 yıldan 251 yıla kadar hapsi öngörülüyor.

İddianamede, Soytekin'in "rüşvet", "zincirleme şekilde rüşvet", "irtikap" ve "suç gelirlerini aklama" suçlarından 67 yıldan 194 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edilirken, Gülibrahimoğlu'nun "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", "suç gelirlerini aklama", "evrakta sahtecilik", "Maden Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet", "çevre kirliliğine neden olma" ve "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet" suçlarından 19 yıl 6 aydan 51 yıla kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.

Gün'ün "suç işlemek amacıyla örgüt kurma", "kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme" suçlarından 20 yıldan 40 yıla kadar hapsi talep edilen iddianamede, örgüt yöneticisi konumundaki bu sanıkların, örgütün kendilerine bağlı yapılanmalarının faaliyeti çerçevesinde işlenen bütün suçlardan ayrıca fail olarak cezalandırılmalarına karar verilmesi gerektiği belirtiliyor.

İddianamede, yakalandıktan sonra örgütün yapısı ve faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili bilgi veren örgüt yöneticisi sanıklardan Adem Soytekin, Hüseyin Gün ve Ertan Yıldız hakkında "etkin pişmanlık" hükümlerinin uygulanması isteniyor.

Tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan hakkında 5 kez "rüşvet alma", 2 kez "irtikap", "kişisel verilerin hukuka aykırı kaydedilmesi", "kişisel verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme" ve "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma" suçlarından toplamda 35 yıldan 91 yıla kadar hapis cezası istemine yer verilen iddianamede, tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık'ın ise 7 kez "rüşvet alma" ve "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma" suçlarından toplam 30 yıldan 88 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.

Birleşen dosya

Beyoğlu Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan İnan Güney'in de aralarında bulunduğu 7 sanık hakkında hazırlanan iddianame de bu davayla birleştirilmişti.

İddianamede, sanıklar İnan Güney, İsmail Akkaya, Seyhan Özcan, Veysel Eren Güven, Sabriye Akkaya, Mehmet Akif Bulut ve Deniz Göleli'nin "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmamakla birlikte yardım etme" ile "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık" suçlarından 9 yıl 8 aydan 31 yıl 8'er aya kadar hapisle cezalandırılmaları isteniyor.

Birleşen ikinci dosya

Ağaç ve Peyzaj AŞ üzerinden usulsüzce kurgusal ihale sistematiği işletilerek ihalelere fesat karıştırıldığı iddiasıyla yürütülen soruşturma tamamlanmış ve 29 sanık hakkında hazırlanan iddianame de bu davayla birleştirilmişti.

Sanıklar Ekrem İmamoğlu, Fatih Keleş ve Ali Sukas'ın "ihaleye fesat karıştırma", "resmi belgede sahtecilik", "rüşvet alma ve verme" ile "rüşvete aracılık etme" suçlarından 62'şer yıldan 168'er yıla kadar hapisle cezalandırılmaları, diğer 26 sanık hakkında ise aynı suçlardan 3 yıldan 168 yıla kadar değişen sürelerde hapis cezası isteniyor.

Yargılama sürecinde, birleşen dosyalarla birlikte 59 sanığın tahliye edilmesiyle davada 57 tutuklu sanık bulunuyor.

Gaziantep’teki kazada ölen 7 kişinin kimlikleri belli oldu

Gaziantep-Nurdağı kara yolunda yolcu otobüsü ile otomobilin kafa kafaya çarpıştığı feci kazada hayatını kaybeden 2'si çocuk 7 kişinin kimlikleri belirlendi. Otomobilde bulunan ve aynı aileden olan kurbanların cenazeleri otopsi işlemlerinin ardından Hatay'a gönderilirken, hastaneye kaldırılan 16 yaralıdan birinin durumunun ciddiyetini koruduğu açıklandı

28.09.2026 11:40:00 / Güncelleme: 28.09.2026 11:43:58
Haber Merkezi
 
Gaziantep’teki kazada ölen 7 kişinin kimlikleri belli oldu
Gaziantep’teki kazada ölen 7 kişinin kimlikleri belli oldu
Gaziantep'in Şehitkamil ilçesi kırsal Acaroba Mahallesi yakınlarında dün akşam saat 18.06'da meydana gelen, 34 HBS 100 plakalı yolcu otobüsü ile 31 AHB 98 plakalı otomobilin çarpıştığı feci kazanın bilançosu netleşti.

Hatalı sollama sonucu kontrolden çıkan otomobilin şerit ihlali yaparak otobüsün önüne kırılmasıyla gerçekleşen kazada, adli tıp kurumundaki kimlik tespit çalışmaları tamamlandı.

Aynı aileden 7 can yok oldu

Yapılan incelemelerin ardından otomobilde can veren sürücü ve yolcuların tamamının Hatay nüfusuna kayıtlı akrabalar olduğu belirlendi. Feci kazada hayatını kaybeden vatandaşların isimleri şu şekilde açıklandı:

• Gülistan Özdemir (46)

• Nisanur Özdemir (23)

• Zeynep Alin Özdemir (6 - Çocuk)

• Senem Gökşen (44)

• Atakan Gökşen (1 - Bebek)

• Fatma Balık (73)

• Gülhan Yaman (47) 

Gaziantep Adli Tıp Kurumu morgunda geceden bu yana süren otopsi işlemlerinin tamamlanmasının ardından, 7 kişinin cenazesi ailelerine teslim edilerek defnedilmek üzere memleketleri Hatay'a uğurlandı.

1 kişinin hayati tehlikesi sürüyor

Kazanın ardından yan yatan midibüsten çıkarılarak kentteki çeşitli hastanelere sevk edilen 16 yaralının tedavisi hassasiyetle sürdürülüyor. Gaziantep Vali Yardımcısı İlker Eker, ilk saatlerde otobüsteki yolcuların büyük bölümünün hafif ve orta dereceli yaralanmalara sahip olduğunu bildirmişti.

Ancak gelişmeleri yakından takip eden İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi sosyal medya hesabından yaptığı son güncellemede, yaralılardan 1 vatandaşın sağlık durumunun ciddiyetini koruduğunu ve hayati tehlikesinin devam ettiğini duyurdu. Diğer 15 yaralının ise genel durumlarının iyi olduğu ve hayati risklerinin bulunmadığı öğrenildi.

Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından görevlendirilen 1 Başsavcı Vekili ve 2 cumhuriyet savcısı eşliğinde, otobüs içi kameralar ve çevre güvenlik kameraları incelenerek kazayla ilgili geniş çaplı adli tahkikat sürdürülüyor.

Polisler iş bırakacak mı? EGM’den açıklama geldi

Emniyet Teşkilatı Sendikası’nın 28 Eylül’de Türkiye genelinde iş bırakma kararı almasının ardından “polisler greve gidiyor” iddiaları gündeme geldi

28.09.2026 10:37:00
Haber Merkezi
 
Polisler iş bırakacak mı? EGM’den açıklama geldi
Polisler iş bırakacak mı? EGM’den açıklama geldi
Emniyet Teşkilatı Sendikası'nın 28 Eylül'de Türkiye genelinde iş bırakma kararı almasının ardından "polisler greve gidiyor" iddiaları gündeme geldi. Emniyet Genel Müdürlüğü ise eylemin polisleri kapsamadığını açıkladı.

Emniyet Genel Müdürlüğü (EGM), sosyal medya ve bazı haber sitelerinde yayılan "polisler 28 Eylül'de iş bırakacak" iddialarına ilişkin açıklama yaptı. EGM, iş bırakma kararı alan sendikanın üyelerinin sivil personelden oluştuğunu belirterek polislerin iş bırakacağı yönündeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını bildirdi.

Sendika neden iş bırakma kararı aldı?

Tartışmanın başlangıcında ise Emniyet Teşkilatı Sendikası'nın açıklaması bulunuyor. Sendika, 28 Eylül Pazartesi günü öğleden sonra Türkiye genelinde iş bırakma eylemi yapacağını duyurdu.

Sendika kararının gerekçeleri arasında emniyet teşkilatındaki intihar vakaları, ekonomik ve sosyal sorunlar, ağır çalışma koşulları, mobbing, emeklilikte yaşanan gelir kayıpları ve özlük haklarındaki eşitsizlikler gösterildi.

Sendika ayrıca son beş günde yedi emniyet teşkilatı mensubunun yaşamına son verdiğini, Bursa ve İstanbul'da iki teşkilat mensubunun ise intihar girişiminde bulunduğunu açıkladı. Anayasa Mahkemesi önündeki eylem sırasında emekli bir emniyet mensubunun yaşamına son vermesi de açıklamada hatırlatıldı.

"Bu tablo artık görmezden gelinemez"

Sendika, yaşananların ardından yalnızca sorunların dile getirilmesinin yeterli olmadığını belirterek eylem kararı aldığını duyurdu. Açıklamada 3600 ek gösterge, yardımcı hizmetler sınıfının sorunları, eşit işe eşit ücret ve Emniyet Meslek Kanunu gibi başlıklarda çözüm bekleyen sorunlara da dikkat çekildi.

EGM: Polisler eyleme katılmayacak

Tartışmaların "polisler bugün görev bırakacak" şeklinde yayılması üzerine EGM devreye girdi. Kurum, 28 Eylül'deki iş bırakma kararının sendika üyesi sivil personeli ilgilendirdiğini, polislerin iş bırakacağı yönündeki iddiaların ise gerçeği yansıtmadığını açıkladı.

Böylece 28 Eylül'deki iş bırakma tartışmasının, emniyet teşkilatındaki çalışma koşulları ve özlük haklarına ilişkin sorunlardan kaynaklandığı; ancak EGM'ye göre eylemin görevdeki polisleri kapsamadığı ortaya konuldu.

İstanbul'da yağışın da etkisiyle sabah saatlerinde trafik yoğunluğu

İstanbul'da, haftanın ilk iş günü sabah saatlerinde yağışın da etkisiyle bazı bölgelerde trafik yoğunluğu oluştu

28.09.2026 09:10:00 / Güncelleme: 28.09.2026 09:35:10
AA
 
İstanbul'da yağışın da etkisiyle sabah saatlerinde trafik yoğunluğu
İstanbul'da yağışın da etkisiyle sabah saatlerinde trafik yoğunluğu

Anadolu Yakası'nda, D-100 kara yolunda Tuzla'da başlayan yoğunluk Avrasya Tüneli girişine kadar ulaşıyor.

TEM Otoyolu'nda Sultanbeyli'de yoğunlaşan trafik, 15 Temmuz Şehitler Köprüsü'ne kadar devam ediyor.

Otoyolda Fatih Sultan Mehmet Köprüsü istikametinde, Şile Otoyolu'nda ise Altunizade'den Ümraniye'ye kadar araçlar ağır seyrediyor.

Avrupa Yakası'nda D-100 kara yolunda Haliç Köprüsü, Halıcıoğlu, Edirnekapı ve Cevizlibağ çevresinde trafik yoğunluğu yaşanıyor.

Mecidiyeköy'de yağışın da etkisiyle trafik yoğunluğu çift yönlü etkili oluyor.

TEM Otoyolu Bahçeşehir, Saadetdere ve Beylikdüzü'nde trafik ağır seyrediyor.

Öte yandan tramvay, metro, otobüs ve metrobüs duraklarında yolcu yoğunluğu yaşanıyor.

Zincirlikuyu, Cevizlibağ, Uzunçayır ve Altunizade gibi aktarma merkezlerine gelen vatandaşlar araçlara binmek için sıra bekliyor.

Metro İstanbul'un sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, "Hava muhalefeti nedeniyle TF1 Maçka-Taşkışla Teleferik Hattı'nda seferler yapılamamaktadır." ifadesi kullanıldı.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Cep Trafik Haritası verilerine göre, kent genelindeki trafik yoğunluğu sabah saatlerinde yüzde 72'ye kadar çıktı.

Yoğunluk, Anadolu Yakası'nda yüzde 89, Avrupa Yakası'nda ise yüzde 58 olarak ölçüldü.
 

Sermaye piyasası işlemleri soruşturmalarında 45 firma ve 19 fon üzerindeki mal varlığı tedbiri kaldırıldı

İstanbul'da sermaye piyasasında gerçekleştirilen işlemlere ilişkin soruşturmalar kapsamında 45 firma ve 19 fon üzerindeki mal varlığı tedbiri kaldırıldı

28.09.2026 06:00:00
AA
 
Sermaye piyasası işlemleri soruşturmalarında 45 firma ve 19 fon üzerindeki mal varlığı tedbiri kaldırıldı
Sermaye piyasası işlemleri soruşturmalarında 45 firma ve 19 fon üzerindeki mal varlığı tedbiri kaldırıldı

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terörizmin Finansmanı ve Aklama Suçları Soruşturma Bürosunca, sermaye piyasasında gerçekleştirilen işlemlere ilişkin soruşturmalar sürüyor.

Soruşturma kapsamında Başsavcılığın ilgili kurumlara yazdığı müzekkerede kişi ve kurumların hesaplarında bulunan sermaye piyasası araçlarının dondurulmasının talep edildiği bildirildi.

Yazıda, ilgili kurumlar nezdinde mal varlığı ve para hareketlerine yönelik tedbir uygulanan firmalar ve fonlarla alakalı olarak, Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) ve ilgili kurullar tarafından yeni değerlendirme ve bildirimlerin yapıldığı belirtildi.

Bu doğrultuda, söz konusu tedbirlerin ve mal varlığının dondurulması kararının kaldırılmasına karar verildiği kaydedildi.

Soruşturmada tedbir kararı kaldırılan 45 firma ile 19 fonun bulunduğu, gerçek kişiler üzerindeki tedbirin ise devam ettiği öğrenildi.

Soruşturma

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının MASAK'a 17 Eylül'de gönderdiği müzekkerede, Pusula Finans Holding AŞ, Tera Yatırım Menkul Değerler AŞ, Hedef Holding AŞ ve Bulls Yatırım Menkul Değerler AŞ ile bunların alt şirketlerinin yöneticilerine ilişkin mali verilerin temini talep edilmişti.

Şirketlerin tüm yöneticilerinin açık kimlik bilgilerinin tespit edilmesi, bunların 2024'ten bugüne kadar yurt dışına gerçekleştirdikleri para ve kripto varlık transferleri ile tüm para giriş-çıkışlarının ham veri halinde Başsavcılığa gönderilmesi istenmişti.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terörizmin Finansmanı ve Aklama Suçları Soruşturma Bürosunca yürütülen soruşturmada, Tera Yatırım Holding Yönetim Kurulu Başkanı Emre Tezmen, Tera Yatırım Holding Yönetim Kurulu Üyesi Emre Alkin, Tera Yatırım Bağımsız Yönetim Kurulu Üyesi Kerem Alkin, Tera Portföy Genel Müdürü Alper Öztürk, Pusula Holding Yönetim Kurulu Başkanı Serdar Turhan, Pusula Portföy Yönetimi AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Muhammed Yarız, Namık Kemal Gökalp, Altunç Kumova ve İbrahim Bekçi tutuklanmıştı.

Gözaltına alınan Enver Çevik ve Kemal Akkaya, savcılıktaki ifadelerinin ardından serbest bırakılmıştı.

Soruşturma kapsamında gözaltına alınan Doğa Sigorta Yönetim Kurulu Başkanı Nihat Kırmızı, Tera Yatırım Yönetim Kurulu üyeleri Bülent Uygun ve Abdulkadir Özkan da adliyeye sevk edilmiş ve tutuklanmıştı.

Adliyeye sevk edilen şüphelilerden Furkan Baki, Murat Keçeci, Ramazan Erbey, İlhan Aygül, Salih Can Bülbül, Selçuk Kahya, Uğur Akkafa, Samet Çetinel, Celal Yarız, İsmail Ege, Mehmet Yıldırım, Lütfi Çetinel, Berkan Gülen ve Mehmet Erbey'in tutuklanmasına, 3 şüpheli hakkında ise adli kontrol tedbirinin uygulanmasına karar verilmişti.

Soruşturma kapsamında gözaltına alınan ve Çağlayan'daki İstanbul Adliyesi'ne sevk edilen 19 şüpheli tutuklanmış, 2 zanlı ise adli kontrol şartıyla salıverilmişti.

Devam eden soruşturmada 8 zanlı daha gözaltına alınmış, 6'sının tutuklanmasına hükmedilmişti.

Böylece soruşturmada tutuklananların sayısı 51'e ulaşmıştı.

Tera Portföy CEO'su Emir Münir Sarpyener'le birlikte hakkında yakalama kararı çıkarılan Tera Portföy Yönetim Kurulu Başkanı Erdin Özel de gözaltına alınmıştı. 

logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.