HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 28 TEMMUZ 2021, ÇARŞAMBA

"Paşanın kızını alan paradır"

18.07.2001 00:00:00
Bütün para yazılarını iktisatçılar, ekonomistler yazacak diye bir şart olmasa gerek. Bütün bir hayatın paraya kilitlendiği bir dönemde bir para yazısı da biz yazalım dedik. Tabii konuyu edebiyat cephesinden ele alınca önce para ile ilgili deyimlerden yola çıkıyoruz.

Para babası: Çok parası olan, aşırı zengin.

Para basmak: Çok para kazanmak.

Para delisi: Paraya aşırı düşkünlük.

Para dökmek: Çok para harcamak.

Para ile değil: Son derece ucuz.

Para sızdırmak: Zor yolu ile para almak.

Paranın para olduğu zaman: Çok eski zaman.

Paraya para dememek: Çok kazanmak.

Eskiden kuruş diye bir para birimimiz varmış. Kuruşun kırkta birine de para derlermiş ve mesela on paraya, otuz paraya bir şeyler alınır satılır imiş.

Merhum Fethi Gemuhluoğlu, dostluk üzerine sohbet ederken bir yerde şöyle demiş:

"Her şeye dost olalım ama paraya dost olmayalım. Ben parayı sol elleri ile tutanların destanımsı, mucizemsi hikayeleri ile büyümüş bir arkadaşınızım" dedikten sonra Neyzen Tevfik'ten bir beyit naklediyor:

"Feleğin kahpe başında paralansın parası

Ben güzel sevmeye geldim değil ekmek yemeğe".

Geldik ikibinli yıllara, para gündemimize öyle bir girdi ki 7'den 70'e herkesin sohbeti para ile başlıyor para ile bitiyor. Paranın ismi her dem gündemimizde ama kendisi Kaf dağının ardında. Ulaşmak için taviz üstüne tavizler verildi ama bir türlü ulaşılamadı. Ulaşılsa da bize ait değil, gavurun parası; bedi yok bereketi yok.

Neyse, işin bu tarafını yine ekonomistlere bırakalım ve ünlü halk şairi Reyhani'ye kulak verelim.

Reyhani'nin bu şiirinin yer aldığı kaseti, 70'li yıllarda elden ele, evden eve dolaşan, satış rekorları kıran bir kasetti. Bilindiği gibi o yılların Anadolu'sunda bir çok köyde henüz elektrik olmadığı için her köyde tek-tük bulunan teypler, kucak kucak pil harcıyordu. Zannediyorum ki bu şiir, bugün dahi yeni bir beste ile, tutulan bir ses tarafından okunsa bir anda Türkiye'nin gündemine oturur.

"Her nere gittimse nasıl ettimse,

Baktım gördüm başta gelen paradır.

Tellalın yanına şöyle sokuldum,

Duydum ağzındaki ilan paradır.

Yorulmuş öküze tekme attıran

Totoda tam on üçü tutturan

Hakime savcıya kaş göz ettiren

Avukatta olan plan paradır.

Bir ölünün cemaati az ise

Mutlak parası yok harçlığı kısa

Bir ölünün cemaati çok ise

Ölen insan değil ölen paradır.

Parasız insana söz mü verirler

Yol mu gösterirler hız mı verirler

Keloğlan'a saçlı kız mı verirler

Paşanın kızını alan paradır.

Gönlümün gözüne bakan geliyor

Tesbihine püskül takan geliyor

Fesini bir yana yıkan geliyor

Ramazanda hafız olan paradır.

Fakiri bilirim lafta bulunur

Korkusundan hep hilafta bulunur

Camide de arka safta bulunur

İmamın sağında kılan paradır.

Aşık Reyhani'yim söz mü çalarım

Elli mi çalarım yüz mü çalarım

Perde inletir de saz mı çalarım

Unutma ki sazı çalan paradır.
 
Aziz Karaca / diğer yazıları


logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 425 10 66
Faks: (212) 424 69 77
E-posta: [email protected] [email protected]


WhatsApp haber: (0542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2021

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez.