Onur ve haysiyetin zıddı olan her ne varsa, onur ve haysiyeti çağrıştıran hangi hasletler varsa tamamı bu toplumda uzun zamandan beridir sosyal hayatın dışına atılır oldu.
Bir el, nasıl bir uğursuz else bu el, koca bir toplumu, koskoca bir milleti tuttu da yâd ellere savurdu durdu nice on yıllardan beri.
Bu korkunç savrulmadan ötürü, toplumun yanında-yöresinde, sağında-solunda, zihninde-gönlünde öyle yaralar, öyle büyük yarılmalar oluştu ki, buharlaştırılan onurunun peşine düşmez oldu, ayaklar altına serilen haysiyetinin davacısı olmayı aklına bile getirmedi.
Her hal ve şartta, her zaman ve zeminde zalimleri ve zorbaları alkışlamayı bir eksiklik olarak görmedi, 'zulme meylederseniz ateş size dokunur' şeklindeki İlahi uyarıya kulaklarını tıkadı, öyle ki, toplumu yakıp kavuran alev-ateş dalgalarını yağmur bulutları zannedip öylece yaşadı, öylece kendi kendini kandırmış oldu.
Seçim meydanlarında, miting meydanlarında İstiklal şairimiz merhum Akif'e ait olan, 'zulmü alkışlayamam, zalimi asla sevemem' diye başlayan o meşhur ve derin manalar içeren dizeleri gırtlakları yırtılırcasına okuyarak oy toplayıp iktidar olanların şimdi alkışladıklarına, şimdi muhabbetle sevdikleri zalimlere bakınca insan şaşırıp kalıyor:
"Zulmü alkışlayamam, zalimi asla sevemem;
Gelenin keyfi için geçmişe kalkıp sövemem.
Biri ecdadıma saldırdı mı, hatta boğarım! ...
-Boğamazsın ki!
-Hiç olmazsa yanımdan kovarım.
Üç buçuk soysuzun ardından zağarlık yapamam;
Hele hak namına haksızlığa ölsem tapamam.
Doğduğumdan beridir, aşığım istiklale;
Bana hiç tasmalık etmiş değil altın lale!
Yumuşak başlı isem, kim dedi uysal koyunum?
Kesilir belki, fakat çekmeye gelmez boyunum!
Kanayan bir yara gördüm mü yanar ta ciğerim,
Onu dindirmek için kamçı yerim, çifte yerim!
Adam aldırmada geç git! , diyemem aldırırım.
Çiğnerim, çiğnenirim, hakkı tutar kaldırırım!
Zalimin hasmıyım amma severim mazlumu...
İrticâın şu sizin lehçede ma'nâsı bu mu?'
Onur ve haysiyetin çöpe atıldığı dalkavukluğun başlara taç yapıldığı günlerden geçiyoruz.
Bir el, nasıl bir uğursuz else bu el, koca bir toplumu, koskoca bir milleti tuttu da yâd ellere savurdu durdu nice on yıllardan beri.
Bu korkunç savrulmadan ötürü, toplumun yanında-yöresinde, sağında-solunda, zihninde-gönlünde öyle yaralar, öyle büyük yarılmalar oluştu ki, buharlaştırılan onurunun peşine düşmez oldu, ayaklar altına serilen haysiyetinin davacısı olmayı aklına bile getirmedi.
Her hal ve şartta, her zaman ve zeminde zalimleri ve zorbaları alkışlamayı bir eksiklik olarak görmedi, 'zulme meylederseniz ateş size dokunur' şeklindeki İlahi uyarıya kulaklarını tıkadı, öyle ki, toplumu yakıp kavuran alev-ateş dalgalarını yağmur bulutları zannedip öylece yaşadı, öylece kendi kendini kandırmış oldu.
Seçim meydanlarında, miting meydanlarında İstiklal şairimiz merhum Akif'e ait olan, 'zulmü alkışlayamam, zalimi asla sevemem' diye başlayan o meşhur ve derin manalar içeren dizeleri gırtlakları yırtılırcasına okuyarak oy toplayıp iktidar olanların şimdi alkışladıklarına, şimdi muhabbetle sevdikleri zalimlere bakınca insan şaşırıp kalıyor:
"Zulmü alkışlayamam, zalimi asla sevemem;
Gelenin keyfi için geçmişe kalkıp sövemem.
Biri ecdadıma saldırdı mı, hatta boğarım! ...
-Boğamazsın ki!
-Hiç olmazsa yanımdan kovarım.
Üç buçuk soysuzun ardından zağarlık yapamam;
Hele hak namına haksızlığa ölsem tapamam.
Doğduğumdan beridir, aşığım istiklale;
Bana hiç tasmalık etmiş değil altın lale!
Yumuşak başlı isem, kim dedi uysal koyunum?
Kesilir belki, fakat çekmeye gelmez boyunum!
Kanayan bir yara gördüm mü yanar ta ciğerim,
Onu dindirmek için kamçı yerim, çifte yerim!
Adam aldırmada geç git! , diyemem aldırırım.
Çiğnerim, çiğnenirim, hakkı tutar kaldırırım!
Zalimin hasmıyım amma severim mazlumu...
İrticâın şu sizin lehçede ma'nâsı bu mu?'
Onur ve haysiyetin çöpe atıldığı dalkavukluğun başlara taç yapıldığı günlerden geçiyoruz.
Aziz Karaca / diğer yazıları
- Onur ve haysiyet çöpe atıldı / 14.07.2026
- "Dostun iki yüzlü düşmanın namert" / 13.07.2026
- Yüz bin Gazzeli şehidin eli yakanızda / 10.07.2026
- Ya ben kime anlatayım derdimi? / 08.07.2026
- İmtiyazlı zümre her şeyden muaf! / 07.07.2026
- Anlayanlar beri gelsin / 06.07.2026
- Nisan yağmuru yemiş yeşillik gibi… / 03.07.2026
- Servet belli ellerde toplanmış devletleşmiş / 01.07.2026
- Hayatımıza girdi gireli / 30.06.2026
- Bu ülkenin öğretmenleri açlık grevindeyse / 26.06.2026
- "Dostun iki yüzlü düşmanın namert" / 13.07.2026
- Yüz bin Gazzeli şehidin eli yakanızda / 10.07.2026
- Ya ben kime anlatayım derdimi? / 08.07.2026
- İmtiyazlı zümre her şeyden muaf! / 07.07.2026
- Anlayanlar beri gelsin / 06.07.2026
- Nisan yağmuru yemiş yeşillik gibi… / 03.07.2026
- Servet belli ellerde toplanmış devletleşmiş / 01.07.2026
- Hayatımıza girdi gireli / 30.06.2026
- Bu ülkenin öğretmenleri açlık grevindeyse / 26.06.2026























































