logo
02 HAZİRAN 2026

Pirinçte Türkiye ithalatçı oldu

TÜİK verilerine göre 2022 yılında ülkemizde 895 bin ton pirinç tüketildi. Bu tüketimin 594 bin tonunu Türk çiftçisi üretti, 301 bin tonu ise ithalatla karşılandı

19.02.2024 19:13:00
Yenal Arman
Pirinçte Türkiye ithalatçı oldu
Pirinçte Türkiye ithalatçı oldu
Pirinç, Türkiye'de en çok tüketilen tahıllardan biridir. TÜİK verilerine göre 2022 yılında ülkemizde 895 bin ton pirinç tüketildi. Bu tüketimin 594 bin tonunu Türk çiftçisi üretti, 301 bin tonu ise ithalatla karşılandı. Pirinç üretimi, özellikle Edirne, Balıkesir, Çanakkale, Sakarya, Samsun, Adana ve Mersin gibi illerde yoğunlaşmıştır. Pirinç tarımı, suya ve güneşe ihtiyaç duyan, emek ve sermaye yoğun bir faaliyettir. Pirinç tarımının geliştirilmesi, hem ülke ekonomisine hem de çiftçilerin gelirine katkı sağlamaktadır.

İthalat çiftçiye zarar veriyor

Yenimesaj.com.tr'nin görüşlerine başvurduğu tarım uzmanları, pirinç tarımının önündeki en büyük engellerden birinin ithalat baskısı olduğunu vurguluyor. Türkiye, dünyanın en büyük pirinç ithalatçılarından biri. 2022 yılında 301 bin ton pirinç ithal edildi. İthal pirincin yerli pirince göre daha ucuz olduğu için tüketicilerin tercihini etkilediğini belirten uzmanlar, bu durumun yerli pirinç üreticilerinin rekabet gücünü azaltmakta ve zarar etmelerine neden olduğunu söylüyor. Pirinç ithalatının azaltılması için, devletin yerli pirinç üreticilerine destek vermesi, kaliteli tohum ve gübre temin etmesi, sulama altyapısını iyileştirmesi ve pirinç fiyatlarını düzenlemesi gerekiyor.

Gıda güvenliği için pirinç çok önemli

Pirinç tarımı, Türkiye'nin gıda güvenliği, kırsal kalkınma ve biyolojik çeşitlilik açısından stratejik bir öneme sahiptir. Pirinç tarımının sürdürülebilirliği ve rekabet gücü için, üretim, tüketim ve ithalat arasındaki dengenin sağlanması, pirinç tarımına yönelik politikaların etkin bir şekilde uygulanması ve pirinç tarımının iklim değişikliğine adapte edilmesi gerekmektedir. Bu sayede, pirinç tarımı hem ülke hem de çiftçi için kazançlı bir faaliyet haline gelebilir.

Kilo vermeyi zorlaştıran 9 hata


 
 
Beslenme ve Diyet Uzmanı Ceren Güven, hızlı kilo verme amacıyla uygulanan şok diyetlerin, vücutta kas kaybına yol açarak metabolizmayı yavaşlattığını ve sürdürülebilir olmadığını belirterek, kilo verme sürecini zorlaştıran 9 kritik hatayı anlattı.

02.06.2026 06:24:00
MURAT ÇORBACI
Kilo vermeyi zorlaştıran 9 hata
Kilo vermeyi zorlaştıran 9 hata

Yaz aylarının gelişiyle birlikte birçok kişi, kışın aldıkları fazla kilolardan kurtulmak ve 'yaza fit girmek' için harekete geçiyor. Kimi spora başlayıp beslenmesini düzenlerken, kimileri ise hızlı sonuç alma isteğiyle internet ve sosyal medyada karşılaştığı şok diyetler ve zayıflama çaylarına yönelerek sağlığını ciddi riske atabiliyor! Beslenme uzmanları, kilo verme sürecini zorlaştıran 9 kritik hatayı anlattı







1. Öğün atlamak ve uzun süre aç kalmak

Öğün atlamak çoğu kişinin düşündüğünün aksine kilo vermeyi hızlandırmaz, tam tersine metabolizmayı yavaşlatabilir. Uzun süre aç kalan vücut kendini korumaya alarak enerji harcamasını azaltır. Bunun sonucunda bir sonraki öğünde daha fazla yemek yeme eğilimi ortaya çıkar. Ayrıca uzun süreli açlık, kan şekeri dengesini bozarak özellikle tatlı ve yüksek kalorili besinlere yönelimi artırır. Gün sonunda farkında olmadan alınan toplam kalori yükselir ve kilo verme süreci sekteye uğrar. 

2. Yetersiz protein alımı

Yetersiz protein alımında kas kaybı yaşanabilir ve bu da metabolizma hızının düşmesine yol açar. Oysa protein, aynı zamanda tokluk hissini artırarak gereksiz atıştırmaların önüne geçer. Günlük beslenmede yumurta, yoğur, et, tavuk ve baklagiller gibi kaliteli protein kaynaklarına yeterince yer vermek, hem kilo kontrolünü destekler hem de daha dengeli bir beslenme sağlar.







3. Yetersiz su tüketimi

Su, metabolizmanın sağlıklı çalışması için vazgeçilmezdir. Bu nedenle günlük ortalama 2-2,5 litre su tüketimi, kilo kontrolünün en basit ama en etkili adımlarından biridir.

4. Çok düşük kalorili diyetler

Hızlı kilo vermek için yapılan aşırı düşük kalorili diyetler, kısa vadede sonuç verebilse de uzun vadede sürdürülebilir olmadığı gibi ciddi riskler taşır.







5. Hareketsizlik

Sadece diyet yapmak kilo verme sürecinde çoğu zaman yeterli olmaz. Fiziksel aktivitenin yetersiz olması, harcanan enerinin düşük kalmasına ve kilo kaybının yavaşlamasına neden olur. Düzenli yürüyüş ve egzersiz, hem yağ yakımını hızlandırır hem de kas kütlesini korur.







6. Yetersiz uyku

Uyku düzeninin bozuk olması, vücuttaki açlık hormonlarını doğrudan etkileyerek daha fazla yeme isteğine neden olabilir. Düzenli ve kaliteli uyku, kilo kontrolü açısından en az beslenme kadar önemlidir.







7. Stres ve duygusal yeme

Stres altında birçok kişi farkında olmadan daha fazla ve genellikle sağlıksız besinler tüketir. Bu durum özellikle yüksek kalorili gıdalara yönelimi artırır. Nefes egzersizleri, yürüyüş ve sosyal destek gibi yöntemler bu süreçte yardımcı olabilir.

8. Şok diyetler uygulama

Hızlı kilo verme isteğiyle uygulanan şok diyetler, vücuda yeterli enerji ve besin öğesi sağlamadığı için kas kaybına ve metabolizmanın yavaşlamasına neden olabilir. Bu tür diyetler kısa vadede kilo kaybı sağlasa da sürdürülebilir değildir ve diyet bırakıldığında verilen kilolar hızla geri alınabilir. Sağlıklı kilo kaybı için dengeli ve düzenli beslenme temel olmalıdır.









9. Zayıflama çaylarını bilinçsiz tüketmek

Zayıflama çayları genellikle bağırsakları hızlandırarak geçici kilo kaybı hissi oluşturur. Ancak bu durum yağ kaybı değil, sıvı kaybıdır. Kontrolsüz tüketildiğinde sıvı ve elektrolit dengesini bozabilir, ayrıca bazı bitkisel içerikler karaciğer üzerinde toksik etki oluşturarak ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir. Bu nedenle bu tür ürünler mutlaka uzman onayında ve kontrolünde kullanılmalıdır.

Sözler tutulmadı, madenciler yeniden başkent yolunda

Nisan ayında gerçekleştirdikleri kilometrelerce yürüyüş ve 9 günlük açlık grevinin ardından üç bakanlığın garantörlüğünde uzlaşmaya varan Doruk Madencilik işçileri, ödeme taahhütlerinin yerine getirilmemesi üzerine 1 Haziran 2026 itibarıyla yeniden Ankara yolunu tuttu. Beypazarı'nda otobüsleri iptal edilen ve engellemelerle karşılaşan madenciler, "Haklarımız eksiksiz yatana kadar bakanlıkların ve holding binalarının önü direniş alanıdır" diyerek kararlılıklarını vurguladı

01.06.2026 16:10:00
Haber Merkezi
Sözler tutulmadı, madenciler yeniden başkent yolunda
Sözler tutulmadı, madenciler yeniden başkent yolunda
Eskişehir'in Mihalıççık ilçesinde bulunan Yıldızlar SSS Holding bünyesindeki Doruk Madencilik işçileri, aylardır ödenmeyen maaşları ve tazminatları için nisan ayında tarihi bir direniş başlatmıştı. Eskişehir'den Ankara'ya yürüyen ve başkentte 9 gün boyunca açlık grevi yapan işçiler, İçişleri Bakanlığı, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı temsilcilerinin devreye girmesiyle eylemlerini askıya almıştı.

28 Nisan 2026'da yapılan üst düzey görüşmede, işçi alacaklarının en geç 15 Mayıs 2026 tarihine kadar tamamen ödeneceği taahhüt edilmiş, Çalışma Bakanlığı tarafından ek 60 milyon TL'lik ödeme yapıldığı duyurulmuştu. Ancak verilen bu resmi sözlere ve devlet kurumlarının garantörlüğüne rağmen holding yönetimi taahhütlerine uymadı. Sadece ödemeler eksik kalmakla yetinmedi, iddialara göre eyleme katılan 125 maden işçisi işten çıkarıldı ve bu işçilerin kıdem tazminatları ile 45 günlük içeride kalan ücretleri de gasp edildi.

Ankara yolunda ilk engel

Bağımsız Maden-İş Sendikası öncülüğünde 1 Haziran'da yeniden Ankara'da toplanma kararı alan işçiler, daha yolun başında sert engellemelerle karşılaştı. Beypazarı'ndan Ankara merkeze hareket etmek isteyen madenciler için Beypazarı Belediyesi tarafından tahsis edilen otobüslerin, hükümet ve emniyet birimlerinin baskısı sonucu geri çekildiği öne sürüldü.

Konuya ilişkin açıklama yapan Bağımsız Maden-İş Örgütlenme Uzmanı Başaran Aksu, sürecin engellenmeye çalışıldığını şu sözlerle duyurdu:

"Üç kez otobüs kiraladık, üçü de iptal ettirildi. Şoförler emniyet ve mülki amirler tarafından ruhsat iptali ve cezalarla tehdit edildi. Karşımıza çıkan güçlere sesleniyoruz; eğer IBAN'larımıza parayı yatırma kudretiniz yoksa bize 'yasak' diye, 'buradan yürüyemezsiniz' diye çıkmayın. Biz her şeyi açık ve hukuki yollarla yapıyoruz."

Madencilerin talepleri neler?

Yeniden Ankara'da İçişleri Bakanlığı önünde ve holding merkezlerinde eylem alanları kuracaklarını açıklayan madencilerin talepleri net:

Tüm Alacakların Ödenmesi: Ödenmemiş kıdem ve ihbar tazminatları, içeride kalan aylık ücretler, ücretsiz izin günlerine ait primlerin eksiksiz yatırılması.

İşe İade ve Güvence: Direnişe katıldığı gerekçesiyle hukuksuzca işten atılan 125 işçinin derhal işe geri başlatılması.

Ücretsiz İzin Dayatmasının Kaldırılması: İşçilerin rızası dışında uygulanan süresiz ücretsiz izin politikasının son bulması.

İş Güvenliği (İSİG): Maden ocaklarında İş Sağlığı ve Güvenliği kurallarına uygun, insani bir çalışma ortamının sağlanması.

Kamulaştırma: Hak ihlalleriyle gündemden düşmeyen madenin devlet eliyle kamulaştırılarak iş güvencesinin teminat altına alınması.

"Kimsenin sözüne inanıp eylemi bırakmayacağız"

Bağımsız Maden-İş Sendikası Başkanı Gökay Çakır, nisan ayındaki eylemlerde kendilerine "Suhuletle bu işi çözelim" diyen yetkililerin sözlerini tutmadığını belirterek, "1 Haziran itibarıyla ailelerimizle birlikte eylemdeyiz. Bu sefer paralar hesaplarımıza kuruşu kuruşuna yatmadan kimsenin sözüne inanıp eylem alanını terk etmeyeceğiz" dedi.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar'ın daha önce şirket hakkında sarf ettiği "Ben bu şirkete bir daha asla ruhsat falan vermem" açıklamalarını da hatırlatan işçiler, maden patronlarının devlet gözetiminde işçi haklarını gasp etmesine seyirci kalınmamasını istiyor.

Madenciler, tüm baskı ve ulaşım engellemelerine rağmen kararlılıkla yürümeye ve haklarını alana kadar başkentten ayrılmamaya yeminli.

Marketteki korkunç olayda "tek kurşun" detayı

Kocaeli'nin Derince ilçesinde oğlunun trafik kazasında ölümünden sorumlu tuttuğu komşusunu markette tabancayla vurarak öldüren ve eşini yaralayan sanığa verilen toplam 23 yıl hapis cezası Yargıtay tarafından bozuldu. Yüksek Mahkeme, olayda tek el ateş edildiğine dikkat çekerek, sanığa iki ayrı suçtan ceza verilmesinin hukuka aykırı olduğuna hükmetti

01.06.2026 14:50:00
İhlas Haber Ajansı
Marketteki korkunç olayda "tek kurşun" detayı
Marketteki korkunç olayda "tek kurşun" detayı
Derince'ye bağlı Yenikent Mahallesi'nde 22 Şubat 2022'de yaşanan olayda, bir süpermarkette alışveriş yapan Belfun Doğramacı (44) ve eşi Sevda Doğramacı (39), komşuları Mustafa Ş.'nin silahlı saldırısına uğradı. Olayda Belfun Doğramacı kalbinden vurularak hayatını kaybederken, eşi Sevda Doğramacı kolundan yaralandı.

23 yıl ceza verilmişti

Kocaeli 4. Ağır Ceza Mahkemesinde yargılanan sanık Mustafa Ş.'ye; 3 Nisan 2024'te maktul Belfun Doğramacı'ya yönelik haksız tahrik altında kasten öldürme suçundan 16 yıl, eşi Sevda Doğramacı'yı kasten yaralama suçundan 6 yıl ve ruhsatsız silah bulundurmaktan 1 yıl olmak üzere toplam 23 yıl hapis cezası verilmişti.

Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesi, yerel mahkemenin verdiği bu kararı inceleyerek istinaf başvurularını esastan reddetti ve kararı onadı. Bunun üzerine dosya Yargıtay'a taşındı.



Yargıtay kararı 4 ayrı gerekçeyle bozdu

Dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesi, 3 Mart 2026'da oy birliğiyle aldığı kararda yerel mahkemenin ve istinafın kararını bozarak dosyayı Kocaeli 4. Ağır Ceza Mahkemesine geri gönderdi.

Yargıtay 1. Ceza Dairesinin bozma ilamında, sanık Mustafa Ş. ile maktul Belfun Doğramacı arasındaki yaklaşık 5 yıllık tanışıklığın husumete dönüştüğü ayrıntılarıyla yer aldı. Kararda yer alan bilgilere göre, Mayıs 2019'da maktul Belfun Doğramacı'nın kullandığı aracın kaza yapması sonucu, araçta bulunan sanığın oğlu hayatını kaybetti, maktul ise yaralandı. Bu süreçte sanık Mustafa Ş., yürüyemediğini zannettiği maktule aylar boyunca yardım etti ve hastane süreçlerinde yanında oldu. Ancak sanık, bir gün hastane dönüşü maktulün aslında yürüyebildiğini tesadüfen öğrenince yardımı kesti.

"Oğlunu cinlere kurban verdim" iddiası husumeti büyüttü

Yüksek Mahkemenin kararına göre, yardımların kesilmesinin ardından taraflar arasındaki gerilim giderek arttı. Maktul Belfun Doğramacı'nın, çevresindeki insanlara sanığın kazada ölen oğlu için "Onun oğlunu cinlere kurban verdim" şeklinde söylemlerde bulunduğu iddiaları dosyaya yansıdı.

Ayrıca maktulün, aracıyla sürekli olarak sanığın evinin ve dükkanının bulunduğu sokaktan yüksek sesle müzik dinleyerek geçtiği, bu durumun tahriki artırdığı ifade edildi.

22 Şubat 2022'de sanığın eşinin dükkanında bulunan silahı alarak maktulün arkasından markete girdiği, Mustafa Ş.'nin elindeki silahla maktulün kafasına doğru vurduğu, maktul ile eşinin beraberce yere düştükleri, eşinin tüm engelleme çabalarına rağmen sanık Mustafa Ş.'nin elindeki tabancayı yerde yatan çifte doğrultarak ateş ettiği, bu atış neticesinde maktulün hayatını kaybettiği, eşi Sevda Doğramacı'nın ise kolundan yaralandığı kaydedildi.



Yargıtay'ın bozma ilamında şu gerekçelere yer verildi:

Olay yerinde yalnızca bir adet 9 milimetre boş kovan bulunduğu, sanığın ve yaralı eşin beyanlarında "tek atış" yapıldığının ifade edildiği vurgulandı. Yargıtay, tek kurşunla hem ölümün hem de yaralanmanın gerçekleştiği bu olayda "Fikri İçtima" kurallarının (TCK 44. Madde) işletilmesi gerektiğini belirtti. Sanığa sadece en ağır cezayı gerektiren "kasten öldürme" suçundan ceza verilmesi gerekirken, yaralama suçundan da ayrıca ceza verilmesi hukuka aykırı bulundu.

Maktul Belfun Doğramacı'nın 25 Şubat 2020 tarihli rapora göre yüzde 98 engelli olduğu belirtildi. Yargıtay, maktulün tüm sağlık kayıtlarının incelenerek Adli Tıp Kurumundan rapor alınmasını; olay anında "kendisini beden ve ruh bakımından savunamayacak durumda" olup olmadığının kesin olarak tespit edilmesi gerektiğini kaydetti.

Yargıtay, maktulden sanığa yönelen haksız hareketlerin boyutu dikkate alındığında, sanığa uygulanan haksız tahrik indiriminin asgari oranda tutulması gerektiğini belirtti. Mevcut kararda 16 yıl hapis verilerek tahrik indiriminin fazla uygulandığı ve sanığa "eksik ceza" tayin edildiği ifade edildi.

Sanığın sabıka kaydında yer alan önceki "tehdit" suçunun yasal değişikliklerle "uzlaşma" kapsamına alındığı hatırlatıldı. Yargıtay, bu suç için uzlaştırma işlemi yapılıp yapılmadığı araştırılmadan sanık hakkında "mükerrer (tekrar eden) suçlu" hükümlerinin doğrudan uygulanmasını usule aykırı buldu.

Bozma kararının ardından sanık Mustafa Ş., Kocaeli 4. Ağır Ceza Mahkemesinde Yargıtay'ın belirttiği usul ve esaslar çerçevesinde yeniden hakim karşısına çıkacak.

Çanakkale'de 30 kaçak göçmen kurtarıldı

Çanakkale'nin Ayvacık ilçesi açıklarında motoru arızalanan lastik botla sürüklenen ve yardım talebinde bulunan 14'ü çocuk 30 kaçak göçmen, Sahil Güvenlik ekiplerince kurtarıldı

01.06.2026 10:59:00
İhlas Haber Ajansı
Çanakkale'de 30 kaçak göçmen kurtarıldı
Çanakkale'de 30 kaçak göçmen kurtarıldı
Çanakkale'nin Ayvacık ilçesi açıklarında motoru arızalanan lastik botla sürüklenen ve yardım talebinde bulunan 14'ü çocuk 30 kaçak göçmen, Sahil Güvenlik ekiplerince kurtarıldı.

Sahil Güvenlik Kuzey Ege Grup Komutanlığı ekipleri, Ayvacık ilçesi açıklarında kaçak göçmenlerin olduğu lastik botun motor arızası nedeniyle sürüklendiği ve yardım talebinde bulunulduğu bilgisi üzerine harekete geçti. Bölgeye sevk edilen Sahil Güvenlik botları 'KB-103', 'KB-76' tarafından 14'ü çocuk toplamda 30 kaçak göçmen kurtarıldı.

Kaçak göçmenler, işlemlerinin ardından Ayvacık Göçmen Ön Kabul ve Sevk Merkezine (GÖKSEM) teslim edildi.

Tatilciler dönüş yolunda: 43 ilin geçiş noktasında kilometrelerce kuyruk

Ulaşımda 43 ilin geçiş noktasında yer alan "kilit kavşak" Kırıkkale'de, kurban bayramı tatilini tamamlayan vatandaşların dönüşe geçmesiyle gece yarısı yoğun trafik oluştu. Kilometrelerce uzayan araç kuyruğu havadan görüntülendi

31.05.2026 06:00:00
İHA
Tatilciler dönüş yolunda: 43 ilin geçiş noktasında kilometrelerce kuyruk
Tatilciler dönüş yolunda: 43 ilin geçiş noktasında kilometrelerce kuyruk
Kurban Bayramı tatilini memleketlerinde ya da tatil bölgelerinde geçiren vatandaşlar, dönüş için yeniden yollara akın etti.








Türkiye'nin önemli ulaşım güzergahlarından biri olan Kırıkkale'de de gece saatlerinde de yoğunluk arttı. Ankara-Samsun ve Kırıkkale-Kayseri kara yollarının kesiştiği "kilit kavşak"ta yaşanan araç yoğunluğu havadan görüntülendi.








Kilometrelerce araç kuyruğuna takılan sürücüler tampon tampona ilerledi. Trafik ekipleri de yoğunluğun yaşandığı bölgelerde önlem aldı. Ekipler, ulaşımın aksamaması için kavşaklar ve bağlantı yollarında çalışma yaptı. 






Trafik yoğunluğunun pazar gecesine kadar devam etmesi bekleniyor.




















Hasankeyf'in yeni hali bayramda ziyaretçi akınına uğradı


 
Batman'ın tarihi Hasankeyf ilçesi, Kurban Bayramı tatilinde ülkenin farklı illerinden gelen ziyaretçileri ağırlıyor.
 

30.05.2026 12:42:00
AA
 Hasankeyf'in yeni hali bayramda ziyaretçi akınına uğradı
 Hasankeyf'in yeni hali bayramda ziyaretçi akınına uğradı
Birçok medeniyetin izlerini taşıyan Hasankeyf, 9 günlük bayram tatilinde de ziyaretçilerin ilgi odağı oluyor. İlçeyi ziyaret edenler, Ilısu Barajı nedeniyle orijinal yerlerinden taşınan İmam Abdullah Türbesi, Zeynel Bey Türbesi, Artuklu Hamamı, Hasankeyf Kalesi, Hasankeyf Müzesi ve Er-Rızk Camisi gibi tarihi yerleri ziyaret ediyor.
Ziyaretçiler, ​Ilısu Baraj Gölü'nde katıldıkları tekne turlarıyla kanyonları ve Hasankeyf Kalesi'ni görme imkanı buluyor.







İnsanları çok cana yakın ve misafirperver

Kocaeli'nden gelen Rıdvan Yıldırım, Hasankeyf'te tarihi eserleri gördüğünü belirterek, "Çok turistik bölge, çok güzel. Turistik alanı da çok fazla. Memnun kaldık ve çok keyif aldık. İnsanları çok cana yakın ve misafirperver" dedi.







Mardin'in Midyat ilçesinden gelen Hilvan Konak da fırsat buldukça Hasankeyf'e gezmeye geldiğini söyledi.
İlçenin görülmeye değer olduğunu dile getiren Konak, "Bayram tatilinde fırsat bulup tekrar geldik. Tekneye bindik, müzeye gittik" diye konuştu.







Buranın doğası, tarihi çok başka

Tuğba Çiçek ise Hasankeyf'in beklentilerini fazlasıyla karşıladığını anlatarak, kardeşiyle birlikte çıktıkları GAP turu kapsamında ilçeye geldiklerini bildirdi.
Çiçek, "Kütahya'dan geldik. Heyecanlıyız. Doğasıyla, kültürüyle çok güzel bir şehir. Çok beğendik. Diyarbakır'ı da gezdik. Diyarbakır da çok güzeldi. Daha sonra Mardin'e gideceğiz. Buranın doğası, tarihi çok başka" ifadelerini kullandı.







İlçede 40 yıldır esnaflık yapan Cemil Uluk de ziyaretçi yoğunluğundan memnun kaldıklarını dile getirdi. Uluk, "Büyük bir hareketlik var. Esnaf olarak mutluyuz. Herkesi ilçeye bekliyoruz. Misafirlerimizi ağırlayıp memnun gönderiyoruz" dedi.

Tatilcilerin dönüşü sürüyor: Bolu geçişinde uzun araç kuyrukları

TEM Otoyolu ve D-100 kara yolunun Bolu geçişinde Kurban Bayramı'nın 4'üncü gününde sabahın erken saatlerinde uzun araç kuyrukları oluştu. Trafiği zaman zaman durma noktasına geldiği Bolu geçişinde oluşan trafik yoğunluğu havadan görüntülendi

30.05.2026 12:01:00
İHA
Tatilcilerin dönüşü sürüyor: Bolu geçişinde uzun araç kuyrukları
Tatilcilerin dönüşü sürüyor: Bolu geçişinde uzun araç kuyrukları
Pazar günü sona erecek olan 9 günlük bayram tatilinin 8'nci, bayramın ise 4'üncü gününde dönüş için yola koyulan sürücüler, Bolu geçişinde yoğunluğunu sürdürüyor.






Özellikle TEM Otoyolu ve D-100 kara yolunun Bolu geçişinde İstanbul istikametine doğru araç trafiği sabah saatlerinde yer yer durma noktasına geldi. 






Tatilcilerin dönüş yolunda kullandığı güzergahlardan olan Köroğlu Rampaları mevkisinde kilometrelerce araç kuyruğu oluştu. Sürücüler, yavaş ilerleyen trafik nedeniyle zor anlar yaşadı.








Ağır vasıtalara geçiş yok

Öte yandan, dönüş yolculuğunda yaşanabilecek olumsuzlukların ve trafik sıkışıklığının en aza indirilmesi amacıyla Bolu Valiliği tarafından yeni bir tedbir kararı alındı. 






Alınan karara göre; Valilikten yapılan açıklamaya göre; Bu kapsamda bugün saat 13.00'den itibaren 1 Haziran Pazartesi günü saat 01.00'e kadar, kamyon, çekici ve tanker cinsi araçların İstanbul istikametine geçilerine izin verilmeyecek.













Artvin'de dere taştı: 5 köyün ulaşımını sağlayan yol hasar gördü

Borçka ilçesinde etkili olan sağanak yağış hayatı olumsuz etkiledi. Yağışların ardından debisi yükselen Camili köyü deresi taşarak çevrede hasara neden oldu

30.05.2026 11:38:00
İHA
Artvin'de dere taştı: 5 köyün ulaşımını sağlayan yol hasar gördü
Artvin'de dere taştı: 5 köyün ulaşımını sağlayan yol hasar gördü
Artvin'in Borçka ilçesinde etkili olan sağanak yağış nedeniyle Camili köyü deresi taştı. Taşkın sonucu beş köyün ulaşımını sağlayan kara yolunda hasar meydana gelirken, yol güvenlik amacıyla ulaşıma kapatıldı.






Taşkın sırasında dere üzerinde bulunan ve bölgedeki beş köyün ulaşımını sağlayan kara yolunun bir bölümünde çökme ve hasar meydana geldi. Yol üzerindeki köprünün korkuluklarının bir kısmı da sel sularına kapılarak yıkıldı.








İhbar üzerine bölgeye sevk edilen ekipler, bölgede güvenlik önlemleri alarak yolu ulaşıma kapattı. Yetkililer, su seviyesinin normale dönmesinin ardından yapılacak teknik incelemeler sonrasında yolun onarılarak yeniden ulaşıma açılacağını belirtti.













Ünlü sunucu, Bodrum'da hastaneye kaldırıldı

Muğla'nın Bodrum ilçesinde rahatsızlanan televizyon programcısı ve haber sunucusu Reha Muhtar, özel bir hastanede tedavi altına alındı

30.05.2026 11:29:00 / Güncelleme: 30.05.2026 11:32:17
İHA
Ünlü sunucu, Bodrum'da hastaneye kaldırıldı
Ünlü sunucu, Bodrum'da hastaneye kaldırıldı
Uzun yıllar televizyon ekranlarında görev yapan Reha Muhtar'ın, yaşadığı rahatsızlık nedeniyle Bodrum'daki özel bir hastaneye başvurduğu öğrenildi. Doktorlar tarafından yapılan kontrollerin ardından Muhtar'ın kalp yetmezliği teşhisiyle tedavi altına alındığı belirtildi.



Hastanede gözetim altında tutulan Muhtar'ın sağlık durumunun doktorlar tarafından yakından takip edildiği öğrenilirken, ailesi de Bodrum'a hareket etti.

Muhtar'ın eski eşi oyuncu Deniz Uğur, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, çocukları Mina ve Poyraz ile birlikte Bodrum'a geldiklerini belirterek sevenlerinden dua istedi. Uğur paylaşımında, "Reha Muhtar'ın hastaneye kaldırıldığı haberini aldık. Çocuklarımızın babalarının yanında olmaları ve sağlık durumunu takip etmeleri için Bodrum'a doğru yola çıktık. Bu süreçte destek veren herkese teşekkür ediyoruz" ifadelerine yer verdi.



Reha Muhtar'ın tedavisinin sürdüğü öğrenildi.

Çocuklarınıza erken yaşta sorumluluk verin


 
 
Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Abdullah Atlı, "Çocuğun önüne bir hedef koymadığımızda ve sorumluluk vermediğimizde, davranışsal problemler ve aile içi çatışmalar 30'lu yaşlara kadar devam edebiliyor. Biz bunu klinikte sıkça gözlemliyoruz" dedi.

30.05.2026 10:42:00
AA
Çocuklarınıza erken yaşta sorumluluk verin
Çocuklarınıza erken yaşta sorumluluk verin

Diyarbakır'da Dicle Üniversitesi (DÜ) Tıp Fakültesi Psikiyatri Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Abdullah Atlı, Cambridge Üniversitesi tarafından yürütülen ve sonuçları geçen yıl kamuoyuyla paylaşılan çalışmada, insan beyninin yaşam boyunca beş gelişim evresinden geçtiğinin ve 9 ile 32 yaş arasının 'ergenlik dönemi' olarak tanımlandığının ortaya konulduğunu söyledi.
Doğumdan ileri yaşlara kadar yaklaşık 4 bin kişinin beyin taramalarının incelendiği araştırmada beynin nöral bağlantılarının zaman içindeki değişimi haritalandırılırken, 32 yaşından sonra gelişimin daha stabil bir yapıya geçtiğini anlatan Atlı, ilerleyen yaşlarda ise gerileme evrelerinin başladığının belirlendiğini ifade etti.
Söz konusu araştırma bulgularının klinik gözlemleriyle de örtüştüğünü belirten Atlı, çalışmanın ileri görüntüleme teknikleriyle elde edilen verilere dayandığını anlattı.

Geçmişte bireyler çok daha erken yaşta sorumluluk alıyordu

Atlı, şunları kaydetti: "Benim de yakından takip ettiğim bir çalışma. Bu veriler, manyetik rezonans (MR) görüntüleme çalışmalarında tespit edilmiş. Burada aslında çalışan ve büyüyen bir beyin ortaya konuluyor. Ergenlik kavramı çoğu zaman yanlış anlaşılıyor. Ergenlik deyince çoğumuzun aklına hırçın, sinirli bir genç geliyor ama sadece mesele o değil. Ergenlik, büyüyen, gelişen, her şeyi alan ve sürekli aktivite gösteren bir beyin demektir. Bu çalışma da bunu destekliyor. Beynin gelişimi 30'lu yaşların başına kadar sürüyor. 32 yaşa kadar beynin nöronlarındaki gelişim devam etmekte, sinir ağları verimli bir şekilde çalışmaktadır. Bu süreçte beyin sürekli bir yapılanma içerisinde ancak 30'lu yaşların başından sonra bu gelişim yerini daha stabil bir evreye bırakır. 66 yaşına kadar görece dengeli bir dönem devam ederken, sonrasında gerileme başlar, 80'li yaşlardan itibaren ise bu gerileme daha belirgin hale gelir."

Ergenlik sürecinin uzamasında toplumsal değişimlerin de etkili olabileceğine işaret eden Atlı, "Geçmişte bireyler çok daha erken yaşta sorumluluk alıyordu. Günümüzde eğitim süreçlerinin uzamasıyla birlikte bu yaşlar ileriye kaydı. Bugün gençlere evlilik planlarını sorduğumuzda 30-35 yaş aralığı öne çıkıyor. Bu da ergenlik döneminin sosyal olarak da uzadığını gösteriyor. Ailelerin çocuklara erken yaşta sorumluluk vermesi önemli. Çocuğun önüne bir hedef koymadığımızda ve sorumluluk vermediğimizde, davranışsal problemler ve aile içi çatışmalar 30'lu yaşlara kadar devam edebiliyor. Biz bunu klinikte sıkça gözlemliyoruz" değerlendirmesinde bulundu.

Erken dönemde sorumluluk üstlenilmesi gerekiyor

Günümüzde "ev genci" olarak tanımlanan bir kesimin ortaya çıktığını belirten Atlı, şunları söyledi: "Bu bireylerin halen bir gelişim süreci içinde olduğunu söylemek mümkündür ancak bu noktada, gençlere nitelikli bir psikososyal eğitim sunulması, sosyal ve mesleki beceriler kazandırılarak hayatın içine aktif şekilde dahil edilmeleri büyük önem taşıyor. Aksi halde 30'lu yaşlara kadar aile içi çatışmalar devam ediyor. Anne ve babalar 'Bana bağırdı, sözümü dinlemedi' derken, gençler de 'Babam bana bağırdı, travmatize oldum' şeklinde karşılık veriyor. Bu kısır döngüden çıkabilmek için hem ailelerin hem de gençlerin süreci doğru yönetmesi ve erken dönemde sorumluluk üstlenilmesi gerekiyor. Eskiden çağlar yüzlerce yıl sürerken, bugün 10-20 yıl içinde büyük değişimler yaşanıyor. Bu dönüşüm, beynin gelişim süreçlerini de etkilemiş olabilir."

Bireyin yaşamını nasıl değerlendirdiğinin gelişim algısını etkilediğini dile getiren Atlı, "50 yaşına gelmiş birinin kendini 20 yaşında hissetmesi farklı şekillerde yorumlanabilecek bir durumdur. Asıl sorulması gereken, kişinin 20 ile 50 yaş arasında nasıl bir yaşam sürdüğüdür. Eğer işlevsel ve üretken bir yaşam geçirmemişse, kendini hala 20 yaşındaymış gibi hissedebilir. Buna karşılık, spor yapan, kitap okuyan, sosyal aktivitelere katılan ve topluma katkı sağlayan bir yaşam sürmüşse, bu süreci kıymetli görür ve yaşına uygun bir olgunluk hisseder çünkü o 50 yılı dolu dolu yaşamıştır" ifadelerini kullandı.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.