HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 02 AĞUSTOS 2021, PAZARTESİ

Politika spekülatörleri işbaşında

02.07.2001 00:00:00
Cuma günü internetteki bazı haber portallarının yanısıra, kimi kanallarda ve bazı gazetelerin dünkü nüshalarında Milli Güvenlik Kurulu'na sunulan bir rapordan bahsedildi. MGK bildirisinde böyle bir rapora ve üzerinde yapılmış herhangi bir müzakereye değinilmedi. Bildiri dışında toplantıdan bilgi sızdırmak da teamüllere aykırı.

Ancak bugüne kadar devlet, millet, bayrak, vatan, din, asker, demokrasi, insan hakları, ekonomi ve özellikle borsa... vs. gibi temel alanlar üzerindeki spekülasyonlarla varlıklarını devam ettirenler, şimdi de ilginç bir zamanlamayla politika piyasasına çöreklenmek istemektedirler. Bunlar, Hazinesi iflas ettirilen milletin artık son umut olarak gördüğü Kuvay-ı Milliye ruhunun şahlanışını ve önümüzdeki muhtemel siyasi oluşları kendilerince manipüle ederek rantlarının devamını sağlamak hesabı yapmaktadırlar.

Mandacıların foyası

Üç-beş kuruşluk dış borç sunan AB, IMF ve benzer global güçlerin ulusal bağımsızlığımızı hedef almalarına son derece tahammüllü davranan bu spekülatörler, üzerine yabancıların gölgesi düşmüş son dönem politik hayatımızın tam bir mandacılığa dönüşmesi için seferber olmuşlardır. Bu dış odakların ve onların yerli işportacılarının en önemli hedeflerinden biri, milletin bağımsızlık direncini kırmak; diğeri, siviliyle askeriyle tüm Türk milletini yabancı güçlerin boyunduruğu altına sokmaktır. İster 'küreselleşmeden kopmamak lazım' bahanesini ileri sürerek, ister 'dünya ile entegrasyona gitmezsek uluslararası arenadan tecrit ediliriz' fobisi salarak bu emellerine erişmek isteyen spekülatörlerin en büyük korkusu, ülkede bağımsız bir siyasi yapılanma, yerli bir oluştur.

Gölge düşürme senaryosu

İşte bu oluşun, tabandaki gücünü hissetmeye ve dolayısıyla önümüzdeki dönemlerde ülkenin kaderine tesirlerini sezen politika spekülatörleri, daha şimdiden bu Kuvay-ı Milliye oluşunun üzerine güya kendilerince asker gölgesi düşürmeye çalışarak demokratik bakımdan tartışmalı bir zemine çekmek istemektedirler. Bu spekülatörler, en köklü teamülü 'kışlaya siyaseti sokmamak' olduğunu bildikleri halde askeri de kaygan politik zemine çekerek, el altından siyasete müdahale etmek istedikleri imasıyla ülkenin demokratik geleceğini Batılı patronları nezdinde şimdiden tartışmayı açmak arzusundalar. Ama bu mandacı spekülatörler, kendi senaryolarında rol biçtikleri kimi acemi delikanlılar eliyle Türk siyasi hayatının Washington, Vatikan, Berlin yahut Brüksel lobilerinde pişirilmesi için tüm imkanlarını seferber etmekte; dahası üç-dört yıl önce 'mürteci' diye yerlere çaldıkları bu yeni yetmeleri ve zavallıları yabancı azınlık lobilerinin tezgahından geçirdikten sonra baştacı etmeyi görev saymaktadırlar. Bu bağlamda önlerine çıkan en ciddi engel ise, ister sivil ister asker olsun bağımsızlık ruhu çelikleşmiş iradeler olduğu için, politik-bayağı spekülasyonlarını bu minval üzere sürdüre gelmektedirler.

Bu çerçevede geçen hafta piyasaya sürülen senaryoda, güya MGK Genel Sekreteri Cumhur Asparuk ile Prof Dr. Haydar Baş arasında yapılan görüşmede yeni bir parti kurulmasına karar verildiği uyduruluyor. "Söz konusu görüşme sonrası, Baş'ın televizyonu Meltem TV'de askere ılımlı yaklaşan yayınların yapılması dikkat çekerken, kurulması kararlaştırılan yeni parti ile Fazilet Partisi'nin tabanının bölünmeye çalışıldığı yorumları yapıldı" deniliyor. İnternetteki bu bozacıların uydurma haberlerine içerleyen yazılı medyadaki ekşi şiracı arkadaşlarının yanısıra özellikle Oktay Ekşi saçını-başını yoluyor, kendince kalemiyle dizlerini ve askeri dövmeye çalışıyor.

Bu vatanın sahipleri

Politika spekülatörleri, senaryo uydurmakta oldukça gecikti. Çünkü Prof. Dr. Haydar Baş, sadece son günlerde değil, benim hatırladığım en az yirmi yıldan bu tarafa 'bu vatan bu bayrak benim, bu millet benim, bu asker bu polis benim" diyor, bu vatanın ancak onun uğruna can vermeyi cana minnet sayanların omuzlarında yükseleceğini hatırlatıyordu. Hatta bugünün spekülatörleri 1974 Kıbrıs Barış Harekatı'nda Türkiye'mize ambargo uygulayan ABD ve Avrupa'nın yanında yer alırken, Prof. Dr. Haydar Baş, bunların çifte standartlarına, çok yüzlülüklerine dikkat çekmekteydi. Kaderin cilvesine bakınız ki; bu spekülatörler bugün de "Türk askerinin Kıbrıs'ta işgalcı olduğunu karar altına alan" AB ve AİHM lobilerinin eşiğinde gözü kapalı, tasmalı birer mandacı olarak beklerlerken; Prof. Dr. Haydar Baş ayağında demir çarık ülkemizi adım adım gezerek, yine "bu vatan, millet, bu din, bu devlet, bu asker, bu sancak benim; millet benim, sivil benim, asker benim..." diyerek vatanın bağrına dayanan düşman hançerlerine karşı Kuvay-ı Milliye ruhunu şahlandırmaktadır. Dünden bugüne sayın Baş'ın kıble ve istikametinde bir milim sapma olmadığı gibi, bu spekülatörlerin mandacı karakterlerinde de bir noktalık değişme olmamıştır. O halde asıl siz kimsiniz, bay spekülatör? Sizin bayrağınız hangisi? Yoksa siz de mi, vatan dayak yemediğim yerdir, diyenlerdensiniz?

Bu millet dindardır, mürteci değil

Ülkemizdeki inanç ve ibadet gerçeği gün gibi açıktır. Türkiye'mizde tarikatlar, 677 sayılı yasayla menedilmiştir. Ülkemizde ne bir tarikat vardır, ne de herhangi bir tarikat lideri... Ülkede bir tarikat ve liderinden bahsedilemeyeceğine göre siz, MGK Genel Sekreteri'nin hayali bir şahısla görüşme yalanını hangi şeytanın aklıyla uydurdunuz? Yoksa sizin yapmak istediğiniz, geçmişte yaptığınız gibi devletle milletin, siville askerin arasına girip toplumda fitne çıkarmak, ayrılık tohumları ekmek; askerimizin Türkiye'miz konusunda endişesi, görüşü veya projesi olan herhangi bir vatan evladı ile dahi görüşmesini engellemek midir?

Dolayısıyla ülkede tarikat diye bir kurumun ve liderinin varlığından sözetmek, olsa olsa güvenlik güçlerini hukuksuzluğa göz yummakla suçlamak, dahası siz spekülatörlerin yıllarca yaptıkları üzere devletle milleti karşı karşıya getirmek, bu noktada hassas karakterleri mütedeyyin halkın üzerine kışkırtarak toplumu bölmek, parçalamaktır.

Evet, ülkemizde varolan şey; mütedeyyin halkın dinini Anadolu samimiyeti içinde yaşamaya çalışması, ibadet ve ahlak noktasında elinden geldiğince hassas davranmasıdır. Maalesef medyada köşe başlarını tutan bu spekülatörlerin bu güne kadar yaptıkları iş, toplumun bu dindar yönünü irticaya bulayarak devlet ve milletin arasına duvarlar örmek, ulusal kuvveti yani Kuvay-ı Milliye ruhunu bölmek olmuştur.

Spekülatörlerin kışkırtmaları

Bu cümleden olarak bugün AB'ye üyelik ve özgürlükler bahanesiyle kolkola işgördükleri Batı lobilerinde dün birkaç zavallının omuzuna tahtadan tüfekler yükleyerek dört duvar arasında kendi devletine karşı volta attıran spekülatörler, dışarıda uydurdukları bu senaryolarla Türkiye'mizdeki mütedeyyin halkı devletiyle karşı karşıya getirmeyi, sindirmeyi, linç etmeyi denemişlerdir. Maalesef aynı mandacı kadro şimdi de konjonktür gereği AB'ye üyelik bahanesiyle, demokratik hak ve özgürlükler adına Kıbrıs'ta, Ege'de, AGSK komisyonlarında ve Türkiye'mizde askerimizi sindirme senaryosunu aynı Batılı lobidaşlarına uygulatma niyetlerini açıkça ifade etmekten çekinmemektedirler.

Foyaları açığa çıktı

Böylece bu mukaddes vatan topraklarında yabancılara ayak basacakları bir yer açmak niyetinde idiler; ama tutmadı. Çünkü AB sürecinde kimin milletten, vatandan, bayraktan yana, kimlerin de yabancılardan taraf olduğu net olarak ortaya çıkınca; bu hesap bozuldu. Mandacı speküatörlerin asıl paniği ve uydurma senaryolarla yeni yöntem arayışları işte bundandır.

Yılların birlik timsali

Prof. Dr. Haydar Baş, bügün veya bir yıl, yahut iki yıl önce değil, yirmi yılı aşkın zamandan beri ülkemizde birlik olmadan dirliğin olmayacağını haykıran tek insandır. O şimdi değil, yıllar öncesinde de "Bu vatan bizimdir; bizim kalacak" diyordu. Etrafındaki milyonlara sadece bugün değil yıllar önce de aynı aşk ve heyecanla "Bu millet, bu devlet, bu din, bu diyanet, bu bayrak, bu sancak, bu asker, bu polis... bizimdir; bizim bir vatan evladımızın insanlık ve medeniyeti Batı'nınkini satın alır" diyordu. Hatta "Orman çakalsız olmaz; bizim eşkiyamız bile onlarınkinden daha namuslu, daha delikanlıdır" diyordu.

Bir başka örnek gösterin

Ta 1975'li yıllardan beri sivil-asker, alim-cahil, genç-ihtiyar topyekün milletin tek bilek tek yürek olması gerektiğini, tarihi miras ve misyonumuz gereği tüm dünyanın gözünün hep üzerimizde olduğunu anlatan, yazan ve yaşayan tek insan olarak bilinir. Tam bir istikrar ve istikamet üzere, geçmişte olduğu gibi bugün de Kuvay-ı Milliye olarak adlandırılan bu şuur üzere bir an bile titrek davranmadan koşan bir başka vatan evladı gösteremezsiniz. Hatta yıllarca partilerini dinin kurumu şeklinde algılayan ve toplumu da bu algılama ile inanç sınıflandırmasına tabi tutan bazı insanlara bile İslamın değişmez tevhid akidesini hep hatırlatmıştır. Birçoklarını papaz tütsülerine tutulduğu günümüzde de Milli bütünlüğümüzün teminatının bu tevhitten, bu Dini bütünlükten geçtiğinin ısrarla altını çizmektedir.

Yıllarca asıl birliğin gönüllerden başladığını, dolayısıyla milletimizden hiçbir ferdin gönlünün kırılmasının doğru olmadığını anlatmış, hep gönülleri kazanmaya çalışmıştır. 1980'li yıllardan bu yana insanımızın fikir ve gönül dünyasını yoğuran İcmal dergisi ve bu dergi etrafında kümelenerek yıllardan beri milletimizin birlik harcı olarak hizmet gören kadro, bu gerçeklerin yazılı ve sicilleri lekesiz canlı vesikalarıdır. Bugün Meltem TV de bu hizmeti ifa etmektedir, Yenimesaj gazetesi de...

İşte milletin kararı

Bu gerçekler ışığında senelerden bu yana yüce milletimiz, Prof. Dr. Haydar Baş beyi ve etrafındaki dostlarını, politika spekülatörlerinin ve bir başkasının kendi yanlış kulvarına manipüle edemeyeceği; vatana, millete, dine, devlete hizmet dışında bir başka yaban oyununa alet edemeyeceği dirayetli, basiretli, dindar, vatanperver ve önsezi sahibi kadro olarak tespit ve tescil etmiştir. Kuvay-ı Milliye ruhunun şahlandığı mitingler, bu gerçekleri görmeyen gözler için önemli tablolardır.

Bu bakımdan spekülatörlerin, bu kadro üzerinde hiçbir oyununun tutmayacağını bilmeleri, varlıklarının devamı açısından kendilerine başka kapı bulmaları şarttır.
 
Misafir Kalem (K) / diğer yazıları


logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 425 10 66
Faks: (212) 424 69 77
E-posta: [email protected] [email protected]


WhatsApp haber: (0542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2021

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez.