logo
16 NİSAN 2026

Post Kapitalizm: OpenAI ceosu Sam Altman ne demek istedi?

16.04.2026 00:00:00

Yapay zekâ ve otomasyon, insan emeğini üretimden hızla dışlıyor. Otomasyon üretimi artırıyor, kâr chip üreticilerinde ve robot fabrikalarında yığılıyor, ama ücret ödenmiyor, prim kesilmiyor, vergi toplanmıyor. Devlet büyüyen bir ekonominin ortasında gelirini kaybetmeye başlıyor. Bir şirket bir yazılımcıya ya da fabrika işçisine maaş öder, devlet de o maaştan gelir vergisi, SGK primi ve dolaylı vergiler toplar. Ama aynı işi yapay zekâ ya da bir robot yaparsa, şirket eskiden ödediği maaşı artık cebinde tutuyor, aynı kazancı elde ediyor ama devletin bu total işlem sonrası aldığı vergi düşüyor. Asıl kırılma 2030'dan sonra gelecek. Ve o kırılmaya hazırlıksız yakalanan devletler için geri dönüş çok daha pahalı olacak. 

Bu tuzağı derinleştiren ikinci bir boyut daha var: otomasyonun kâr coğrafyası ile vergi coğrafyasının uyuşmaması. Fabrika Türkiye'de, robot Almanya'dan, yazılım Amerika'dan, çip Tayvan'dan geliyor. Üretimden doğan kâr Türkiye'de oluşuyor; ama bu kâra vergi biçecek mekanizma son derece sınırlı kalıyor, asıl gelir yurt dışına çıkıyor.

Otomasyon işsizliği 2030'da bir anda patlak vermeyecek. Kademeli gelecek, fark edilmesi güç olacak ve fark edildiğinde geri dönüş çok daha maliyetli olacak. Tıpkı iklim değişikliğinin birkaç sıcak yaz gibi görünüp aslında kalıcı bir eşiği aşması gibi. Yapısal sorunların kendine özgü bir tehlikesi var: görünmez oldukları sürece konjonktürel sorunların gürültüsünde kayboluyorlar. 

Dünyada bugünlerde tartışılan çözümün ana hattı teorik olarak açık: vergi tabanını emekten sermayeye kaydırmak. Tam bu noktada Sam Altman ve OpenAI Nisan 2026'da "Akıl Çağı için Sanayi Politikası" başlıklı bir rapor yayınladılar. Raporda, yapay zekanın yaratacağı devasa ekonomik dönüşüme hazırlıklı olmak için bir tür "toplumsal sözleşme" yenileme çağrısı yaptılar. Burada raporu ayrıntılı olarak inceleyecek yerimiz yok ama kabaca özetlersek rapor, temel sorun olarak yukarıda bahsettiğimiz gibi yapay zekâ çok fazla insanın işini elinden alacak ve bu yüzden devlet, çalışanlardan aldığı gelir vergisini toplayamaz hale gelecek tespitiyle başlıyor. Altman burada çözüm olarak;

Robot Vergisi: İnsanın işini yapan makinelerden (AI/otomasyon) vergi alınmalı.

AI Şirketlerinden Pay: Büyük AI şirketlerinin değerinin bir kısmı bir Kamu Varlık Fonu'na aktarılmalı.

Vatandaşa Temettü: Bu fonda biriken para, 18 yaş üstü her vatandaşa düzenli nakit ödeme ("temettü") olarak dağıtılmalı. Yani, işsiz kalanlardan vergi alınamayacağı için, AI şirketlerinden vergi veya kâr payı alınıp bunu doğrudan halka dağıtmayı öneriyor.

Dikkat edin bu öneriyi Sam Altman yapıyor. Aynı Sam Altman, bir yandan bu vergileri önerirken diğer yandan politik eylem komitesi (PAC) aracılığıyla kendisine rakip olabilecek yasa tasarılarını lobi faaliyetleriyle engellemeye çalışıyor. Altman gerçekten bir felaket senaryosu görüyor ve toplumu (yöneticileri) uyarmaya çalışıyor. Ama bunu kendi devasa gücünü perçinlemek ve "Biz kendimizden vergi almaya razıyız, bizi durdurmayın" mesajıyla düzenleyicileri yumuşatmak ve bunu kapitalizmi kurtarmanın yolu olarak sunuyor. Zenginliği yeniden dağıtarak toplumsal patlamayı önlemeyi ve mevcut sistemi korumayı hedefliyor. Şirketler ve yapay zekâ tekelleşip tüm parayı kazanırken, devlet vergi toplayamaz hale gelmesin, sokaklar karışmasın diye bir "önleyici iyileştirme paketi" sunmuş oluyor. 

Ama burada asıl dikkat etmemiz gereken konu tabi ki bizim durumumuz: Türkiye'de böyle bir model henüz tartışma gündemine bile girmedi. Hükümetin doğru sorusu şu değil: "Otomasyon işsizliği ne zaman gelecek?" Doğru soru şu: "Geldiğinde hazır olmak için bugün ne yapmalıyız?" Gerçi ülkemizde var olan işsizlik için hangi çözüm üretilebildi ki bide otomasyondan gelen yeni işsizlik için çözüm üretilsin. İşin bir diğer handikaplı noktası da Türkiye, AI üreten mi olacak, yoksa sadece AI kullanan bir ekonomi mi olacak? Çünkü: Eğer sadece kullanan olursa, vergi tabanı daralacak, dışa bağımlılık artacak ve diyelim Sam Altman'ın çözümlerini uygun bulduk, elimizde gelirlerinden faydalanacağımız şirketlerimiz bile olmayacak. 

Treni yakalayabilir miyiz, kaçırır mıyız bilemiyorum ama burada devletin vergi gelirlerinden oluşması kaçınılmaz olan boşluğu Sam Altman dan değil de, Milli Ekonomi Modelinden öğrensek, biraz da Haydar Hocaya kulak versek aslında hem günümüzü hem geleceğimizi kurtarırız diyorum. Bu konunun nasılını da başka bir yazıya bırakmak istiyorum.

 
İbrahim Yıldız / diğer yazıları
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.