logo
09 TEMMUZ 2026

Prof. Dr. Kocasakal İstanbul Barosu için adaylığını açıkladı

Üç avukat grubunun oluşturduğu Cumhuriyetçi Güç Birliği, ekimde yapılacak seçimde İstanbul Barosu için Prof. Dr. Ümit Kocasakal'ın başkan adaylığını duyurdu

09.07.2026 15:00:00
Haber Merkezi
 
Prof. Dr. Kocasakal İstanbul Barosu için adaylığını açıkladı
Prof. Dr. Kocasakal İstanbul Barosu için adaylığını açıkladı
Ekim ayında yapılacak İstanbul Barosu seçimleri öncesinde, Önce İlke Çağdaş Avukatlar Grubu, Önce Avukat Grubu ve İstanbul Milliyetçi Avukatlar Grubu'nun (İMAG) oluşturduğu Cumhuriyetçi Güç Birliği, bugün İstanbul Barosu Galata Hizmet Binası Kültür Merkezi'nde düzenlediği basın toplantısıyla ortak başkan adayını açıkladı.

Daha önce kuruluşunu ilan eden Cumhuriyetçi Güç Birliği, İstanbul Barosu Başkanlığı için Av. Prof. Dr. Ümit Kocasakal'ın ortak aday olduğunu açıkladı. Önceki bildiride imzaları bulunan Önce İlke Çağdaş Avukatlar Grubu'nun önceki dönem başkan adayı Av. Ali Gürbüz, Önce Avukat Grubu önceki dönem başkan adayı Av. Elif Görgülü ve İstanbul Milliyetçi Avukatlar Grubu önceki dönem başkan adayı Av. Hakan Çatak'ın da Ümit Kocasakal'ın yanında yer aldığı toplantıda, birlikteliğin temelinin Cumhuriyetin kurucu değerleri, hukuk devleti, hukukun üstünlüğü ve avukatlık mesleğinin itibarını yeniden güçlendirme hedefi olduğu belirtildi.

Kocasakal, adaylığına ilişkin yaptığı açıklamasına "1923 Cumhuriyetine, başta üniter yapı ve ulus devlet olmak üzere kurucu değerlere sahip çıkmak, Kurucu Önder Atatürk'e fikri bağlılık, hukuk devletine ve hukukun üstünlüğüne sarsılmaz inanç, avukatlık mesleğinin işlev, itibar ve onurunu savunmak İstanbul Barosunun tarihsel çizgisi ve görevidir" diyerek başladı. Bugün 1923 Cumhuriyetinin ve onun Anayasa'nın değiştirilemez maddelerinde ifadesini bulan kurucu değerlerin, hukuk devletinin, temel hak ve özgürlüklerin ağır saldırı altında olduğunu vurgulayan Kocasakal, şu ifadeleri kullandı:

"İSTANBUL BAROSU'NUN TARİHSEL GÖREVİ…"

"Sözde 'Terörsüz Türkiye', 'ortak vatan', 'eşit yurttaşlık', 'ana dilde eğitim', 'vatandaşlık tanımının değiştirilmesi' gibi etnik temelli ve bölücü talepler ışığında sürekli dillendirilen 'Yeni Anayasa' talebi altında amaçlananın, 1923 Cumhuriyetini, Anayasanın ilk dört maddesinde ifadesini bulan üniter ve ulus devlet yapısını ortadan kaldırarak yeni bir devlet ve rejim kurma girişimi olduğu görülmektedir.

Bunu yapılan bütün açıklamalardan 1923 kardeşliğinden çok rahat görebilirsiniz. Nitekim, Anayasa'da ifadesini bulan temel hak ve özgürlerin kullanılmasının adeta lütuf gibi gösterilip karneye bağlandığı, barışçıl protestolarda hakkını arayanların mesela öğretmenlerimiz acımasızca dövüldüğü bir ortamda Yeni Anayasa girişimini sözde 'Özgürlükçü Anayasa' aldatmacası ile meşrulaştırmaya çalışmak insan aklı ile alay etmektir. Mevcut Anayasanın hangi temel hak ve özgürlüklerini kullandırtıyorsunuz ki bir de utanmadan yeni anayasa diyorsunuz. Yeni Anayasa özgürlükçü Anayasa demeniz için onu hak etmenizin lazım. Zerresini hak etmiyorsunuz.

"HUKUK DEVLETİ ADETA ENTÜBE EDİLMİŞ DURUMDA"

Hukuk ve yargı bağımsızlığı ayaklar altındadır, hukuk devleti adeta entübe. Kanunilik ilkesinin ve masumiyet karinesinin yok sayıldığı, tutuklamanın esas özgürlüğün istisna olduğu soruşturmalar bir tür 'sürek avına dönüştürülmüş', Anayasa askıda. Hani böyle askıda ekmek filan var ya. Anayasa askıda. Anayasa Mahkemesi'nin kararlarının amiyane tabirle söylüyorum, takılmadığı, uygulanmadığı bir ülkede konuşacak hiçbir şey yok hukuk adına.

Yargıtay'ın bir dairesi ben tanımıyorum dedi Anayasa Mahkemesi'ni. 'Anayasa Mahkemesi'ni tanımıyorum' diyen yargıçlardan birisi Adalet Bakanı şu an. Biri de Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı. Hangi hukuk devletini konuşacağız. Amacından koparılarak adeta bir silah gibi kullanılan gözaltı, tutuklama, adli kontrol gibi kurumlar toplumsal bir gözdağı haline getirilmiştir. Ölümü gösterip sıtmaya razı etmek. Sıkı kurallara bağlı soruşturma, savcılara verilmiş ve içini istedikleri gibi doldurabilecekleri bir açık çek değildir soruşturma dediğimiz şey. Hukuk devletinde kimse sınırsız bir güç ve yetkiye de sahip değildir.

"BARONUN GÖREVLERİ NELER"

Bu koşullar altında kurucu değerlerin müdafaa ve muhafazası, hukuk devletinin yeniden tesisi ve yargı bağımsızlığının sağlanması avukatın en önemli meslek sorunu olmaktadır. Çünkü hukuk devletinin tüm kurum ve kurallarıyla işlemediği bir ortamda avukatın kendisinden beklenen görevi tam anlamıyla yerine getirebilmesi, adil yargılanma hakkının ve hukuk devletinin güvencesi olabilmesi de meslek sorunlarının çözülebilmesi de mümkün değildir. Elbette bu gerçekler, başta genç meslektaşların haklı beklentileri olmak üzere meslek sorunlarını çözmeye yönelik çalışma ve mücadele gerekliliğini ortadan kaldırmamaktadır. Cumhuriyetin, kurucu değerlerin, hukuk devletinin ve avukatlık mesleğinin işlev ve itibarını korumak, meslek sorunlarıyla etkin biçimde ilgilenmek Baronun aynı anda yapması gereken görevlerdir.

"MEVCUT YÖNETİMİN SESSİZLİĞİ BİLİNÇLİ"

Hukuk devletine yönelik bu açık ve ağır saldırılar karşısında söylemde direnişi ve mücadeleyi dilinden düşürmeyen mevcut İstanbul Barosu yönetimi adeta kuzuların sessizliğine bürünerek ölü taklidi yapmakta, bu şekilde İstanbul Barosunun kurumsal kimliğine ve itibarına zarar vermektedir. Seçilir seçilmez Anayasanın değiştirilemez hükümlerine dokunulabileceği beyanı ile kurucu değerleri tartışmaya açan mevcut yönetim zihniyetinin, üniter yapı ve ulus devleti hedef alan bu yeni açılım sürecine karşı durması düşünülemeyeceğinden bu husustaki sessizliğinin bilinçli bir tercih olduğu açıktır. Böyle bir anlayış İstanbul Barosunu yönetemez, Cumhuriyete ve hukuk devletine yönelik tehditlere karşı duramaz.

"İSTANBUL BAROSU SİZE BEŞ GÖMLEK BÜYÜK GELİR"

Geçtiğimiz günlerde Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Oktay Saral'ın, baro binasına 'LGBTİ+ hakları insan haklarıdır' yazılı pankart asılması üzerinden İstanbul Barosu'nu hedefe koymuştu. Bir kere Oktay Saral, haddini epeyce aşmış. Siz önce kendi ahlakınıza ve tıynetinize bir bakın. İstanbul Barosu size beş gömlek büyük gelir ve ağır gelir. Anlaşılan o ki, birileri İstanbul Barosu'nun büyüklüğünü unutmuşlar. Biz hatırlatmasını da, hak edene haddini bildirmesini de iyi biliriz. Bu rezilliğe, hedef göstermelere karşı ben İstanbul Barosu yönetiminden bir ses duymadım.

"BU ADAYLIK ŞAHSİ DEĞİL"

İşte ahval ve şerait böyleyken, bölünmenin getirdiği olumsuz tablodan ders alınarak aylar önce yapmış olduğumuz Cumhuriyete, ülkenin bölünmez bütünlüğüne, hukuk devletine sahip çıkma temelli birlik çağrımızın karşılık bulmasıyla şahsımın başkan adaylığı altında bir araya gelen Cumhuriyetçi Güç Birliğinin amacı; tüm kurumları ve değerleriyle 1923 Cumhuriyetinin ve hukuk devletinin, avukatlık mesleğinin işlev, itibar ve onurunun savunulmasıdır.

Yani kısaca özetlemek gerekirse bu güç birliği ve adaylığın temeli müdafaa-i hukuk, müdafaa-i vatan, müdafaa-i Cumhuriyet anlayışıdır. Dolayısıyla bu adaylık şahsi olmayıp bir çizgi, anlayış ve zihniyet adaylığıdır. Bu ağır koşullar altında Cumhuriyete ve hukukun üstünlüğüne, İstanbul Barosunun kurumsal büyüklüğüne olan bağlılığım sebebiyle benden talep edilen görevi reddetmem mümkün olmamıştır. Daha önceki görev dönemlerimde yaptıklarım yapacaklarımın, yapmadıklarım da yapmayacaklarımın güvencesidir.

"KAZANAN CUMHURİYET OLACAK"

Cumhuriyetin ve hukuk devletinin maruz kaldığı ağır saldırı altında benzer kaygıları taşıyan üç grubun, kimliklerini ve farklılıklarını korumakla birlikte Cumhuriyetin ve hukukun müdafaa ve muhafazası için bir araya gelerek oluşturduğu bu güç birliği örnek alınmalıdır. Bir kez daha altını çizmek gerekir ki bu güç birliği benzer kaygılara ve anlayışa sahip herkese açıktır ve açık kalmaya devam edecektir. Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün dediği gibi 'Herhalde âlemde bir hak vardır ve hak kuvvetten üstündür.' Evet, hak her zaman kuvvetten üstündür. Kuvvet geçici, hak ve adalet kalıcıdır. Hukuksuzluk kimsenin yanına kalmaz. Kazanan Cumhuriyet ve hukuk olacaktır. Bu duygu ve düşüncelerle tüm üstat ve meslektaşlarıma, yurttaşlarıma en içten sevgi ve saygılarımı sunuyorum."

CHP Aydın Milletvekili Süleyman Bülbül, Yargıtay’ın vereceği karara göre 21 Temmuz’dan itibaren yaklaşık 100 milletvekiliyle yeni bir siyasi oluşum başlatabileceklerini söyledi

CHP Aydın Milletvekili Süleyman Bülbül, Yargıtay’ın vereceği karara göre 21 Temmuz’dan itibaren yaklaşık 100 milletvekiliyle yeni bir siyasi oluşum başlatabileceklerini söyledi. Bülbül, "​Cumhuriyet Halk Partisi'nin 20 Temmuz'a kadar mutlak butlan davası Yargıtay tarafından bozulursa, seçilmiş Genel Başkanımız Özgür Özel'le birlikte bütün muhalefetin lokomotifi olarak iktidara geliyoruz. Eğer bozulmazsa, Allah'ın izniyle 21 Temmuz'dan sonra yeni bir güneş doğacak. Biz 111 milletvekilinden 100’e yakınıyla, yeni bir oluşum olursa bütün hukuki yolları denedikten sonra bu yeni oluşumun düğmesine basacağız" dedi.

09.07.2026 15:14:00
Haber Merkezi
 
 CHP Aydın Milletvekili Süleyman Bülbül, Yargıtay’ın vereceği karara göre 21 Temmuz’dan itibaren yaklaşık 100 milletvekiliyle yeni bir siyasi oluşum başlatabileceklerini söyledi
 CHP Aydın Milletvekili Süleyman Bülbül, Yargıtay’ın vereceği karara göre 21 Temmuz’dan itibaren yaklaşık 100 milletvekiliyle yeni bir siyasi oluşum başlatabileceklerini söyledi
Bülbül, CHP Karacasu İlçe Yönetimi tarafından düzenlenen üye ve delege toplantısına katıldı. Bülbül, CHP yönetiminin "Saray'ın iradesiyle belirlenemeyeceğini" savunarak, Genel Başkan'ın yalnızca parti örgütü ve kurultay delegelerinin iradesiyle seçilebileceğini ifade etti.

31 Mart 2024 yerel seçimlerindeki başarıyı ve Genel Başkan Özgür Özel liderliğindeki süreci hatırlatan Bülbül, 24 Mayıs'ta yaşanan olaylara değinerek, "Polisle ve AFAD'la parti binasına girildi. Cumhuriyet Halk Partisi'nin yönetimi mahkeme kararıyla ya da Saray'ın iradesiyle belirlenemez" dedi.

Genel Merkez'de "muhalefet ruhunun kaybolduğunu" öne süren Bülbül, mahkeme kararıyla göreve geldiğini iddia ettiği yönetimin seçimlerde adayları belirleyeceği yönündeki söylemlere tepki gösterdi. Hukukçu kimliğiyle mahkeme kararını incelediğini belirten Bülbül, kararın yalnızca 38. Kurultay öncesindeki yönetim organlarını kapsadığını, kurultayın yapılmasını engelleyen bir tedbir bulunmadığını savundu.

Parti tüzüğünün 48. maddesine göre olağanüstü kurultayın toplanmasının zorunlu olduğunu belirten Bülbül, 833'ü noter onaylı olmak üzere toplam 1003 delegenin imzasının Genel Merkez'e teslim edildiğini söyledi.

İmzaların kısa sürede incelenebileceğini ifade eden Bülbül, "Amaç kurultay yapmak değil, seçime kadar partiyi işgal etmek ve Saray'a muhalefet etmemektir" dedi.

Mevcut yönetimin 11 Temmuz'a kadar olağanüstü kurultay çağrısına yanıt vermesi gerektiğini dile getiren Bülbül, 26 Temmuz'dan önce kurultay yapılmaması halinde CHP'nin seçime katılma konusunda hukuki risk yaşayabileceğini öne sürdü. Kurultayın toplanmaması durumunda Sulh Hukuk Mahkemesi'ne çağrı heyeti oluşturulması için başvuracaklarını belirten Bülbül, adli tatil öncesindeki sürecin kritik olduğunu söyledi.

"Özel liderliğindeki CHP yüzde 32-35 oranında destek görüyor"
Son dört günde yaptırdıklarını belirttiği üç anketin sonuçlarını da açıklayan Bülbül, Özgür Özel liderliğindeki CHP'nin yüzde 32-35 bandında destek gördüğünü, Kemal Kılıçdaroğlu liderliğinde oluşacak bir yapının ise yüzde 2-5 arasında oy alabileceğini iddia etti.

"21 Temmuz'dan sonra yeni bir güneş doğacak"
Yargıtay'ın "mutlak butlan" davasına ilişkin kararını adli tatil öncesinde vermesi gerektiğini söyleyen Bülbül, "​Cumhuriyet Halk Partisi'nin 20 Temmuz'a kadar mutlak butlan davası Yargıtay tarafından bozulursa, seçilmiş Genel Başkanımız Özgür Özel'le birlikte bütün muhalefetin lokomotifi olarak iktidara geliyoruz. Eğer bozulmazsa, Allah'ın izniyle 21 Temmuz'dan sonra yeni bir güneş doğacak. Biz 111 milletvekilinden 100'e yakınıyla, yeni bir oluşum olursa bütün hukuki yolları denedikten sonra bu yeni oluşumun düğmesine basacağız. Biz kaçmıyoruz, mücadelenin şeklini değiştiriyoruz. İsmet İnönü'nün dediği gibi; 'Yeni bir dünya kurulur, Türkiye de orada yerini alır.' Hepimiz yerimizi alacağız." diye konuştu.

Milli Savunma Bakanlığı, 2026 yılının ikinci yarısında bedelli askerlik ücretinin 472 bin 653 lira 60 kuruş olarak belirlendiğini duyurdu

Milli Savunma Bakanlığı, 2026 yılının ikinci yarısında bedelli askerlik ücretinin 472 bin 653 lira 60 kuruş olarak belirlendiğini, başvuruların ise 7 Temmuz itibarıyla başladığını duyurdu

09.07.2026 14:30:00
Haber Merkezi
 
 Milli Savunma Bakanlığı, 2026 yılının ikinci yarısında bedelli askerlik ücretinin 472 bin 653 lira 60 kuruş olarak belirlendiğini duyurdu
 Milli Savunma Bakanlığı, 2026 yılının ikinci yarısında bedelli askerlik ücretinin 472 bin 653 lira 60 kuruş olarak belirlendiğini duyurdu
Milli Savunma Bakanlığı, 2026 yılının ikinci yarısında bedelli askerlik ücretinin 472 bin 653 lira 60 kuruş olarak belirlendiğini, başvuruların ise 7 Temmuz itibarıyla başladığını duyurdu.
Memur maaş zam oranlarının belli olmasıyla birlikte bedelli askerliğe gelen artış da belirlendi. Bedelli askerlik ücretine ilişkin beklenen resmi açıklama MSB tarafından yapıldı.

MSB Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri ve Bakanlık Sözcüsü Tuğamiral Zeki Aktürk, "Buna göre bedelli askerlik tutarı 2026 yılının ikinci altı ayı için 472 bin 653 lira 60 kuruş olmuştur. 7 Temmuz 2026 tarihinden itibaren bedelli askerlik müracaat işlemleri başlamıştır" dedi.

Erdoğan’dan liderlere sıra dışı hediye

Ankara'da gerçekleştirilen 36. NATO Zirvesi'nde geleneksel kültürel hediyelerin dışına çıkan Cumhurbaşkanı Erdoğan, 32 ülkenin devlet ve hükümet başkanına üzerlerinde isimlerinin yazılı olduğu özel üretim yerli revolver ve mühimmat takdim etti. Dünya basınının manşetlerine taşınan sıra dışı hediye, ülkelerin yerel mevzuatları nedeniyle "diplomatik gümrük" krizine de yol açtı

09.07.2026 12:39:00
Haber Merkezi
 
Erdoğan’dan liderlere sıra dışı hediye
Erdoğan’dan liderlere sıra dışı hediye
Ankara'da Beştepe ev sahipliğinde düzenlenen 36. NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi, askeri ve siyasi kararlarının yanı sıra liderler onuruna verilen akşam yemeği sonrasındaki hediyeleşme töreniyle diplomasi tarihine geçti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, zirveye katılan 32 üye ülkenin devlet ve hükümet başkanına Türkiye'nin yerli savunma sanayisinin önemli simgelerinden olan, özel işçilikle hazırlanmış Sarsılmaz SR 38 model revolver (toplu tabanca) hediye etti.

İsme özel silah, mermi ve ihracat belgesi

Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ndeki akşam yemeğinin ardından takdim edilen hediyeler, bildirilenden çok daha kapsamlı bir set olarak liderlere ulaştırıldı.

Her bir revolverin gövdesine ilgili liderin ismi el işçiliğiyle özel olarak kazındı. Şık kutularda sunulan tabancaların yanında bir kutu gerçek mermi ve özel temizlik kiti yer aldı. Gümrük ve taşıma süreçlerinde aksama yaşanmaması adına, silahların her biri için özel hazırlanmış ihracat belgeleri ve Cumhurbaşkanlığı muafiyet mektubu paketlere eklendi.

Batılı liderler ülkelerinin "silah kanunlarına" takıldı

Erdoğan'ın bu dikkat çeken hamlesi, uluslararası basının gündem maddelerinden biri haline geldi. Silahların gerçek mühimmatla ateşlenebilir yapıda olması, birçok müttefik ülkenin katı iç güvenlik ve silah ithalat yasalarını harekete geçirdi

İngiltere Başbakanı Keir Starmer, İngiliz yasaları gereği ateşli silahı ülkeye sokamayacağı için hediye Ankara'daki İngiltere Büyükelçiliği'ne bırakıldı.

Kanada Başbakanı Mark Carney'e verilen silahın, Kanada Kraliyet Atlı Polisi'ne (RCMP) teslim edilerek ateşlenemez hale getirileceği ve müzede sergileneceği duyuruldu.

Almanya Şansölye Friedrich Merz'in silahı, resmi devlet hediyeleri envanterine kaydedilmek üzere geçici olarak Ankara Büyükelçiliği'ne teslim edildi.

Avrupa Birliği'nden Ursula von der Leyen ve Antonio Costa'ya verilen silahlar güvenlik ekiplerince incelemeye alınırken, hediyelerin değer sınırı konusu gündeme geldi.

Silahın yanında kitap da verildi

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın liderler için hazırlattığı pakette sadece yerli silahlar yer almadı. Recep Tayyip Erdoğan Vakfı tarafından hazırlanan "The Politics of Courage: Erdoğan and the Rise of Türkiye" (Cesaretin Politikası: Erdoğan ve Türkiye'nin Yükselişi) adlı İngilizce biyografik ve siyasi çalışma da liderlere sunuldu.

Kitabın içinde Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ıslak imzasını taşıyan, milletle kurulan hayallerden ve bırakılan mirastan bahseden mektup da yer aldı.

Diplomasi kulislerinde nasıl yorumlandı?

NATO zirvelerinde genellikle sembolik kültürel hediyeler sunulurken, doğrudan yerli ve modern bir ateşli silahın seçilmesi uluslararası ilişkiler uzmanları tarafından Türkiye'nin "kendi kendine yeten savunma sanayisi gücünü ve caydırıcılığını" müttefiklere doğrudan gösterme hamlesi olarak yorumlandı.

Çocuk parkında eski eş dehşeti

Kırklareli'nde 4 yaşındaki kızıyla birlikte çocuk parkına giden 26 yaşındaki kadın, boşandığı eski eşinin silahlı saldırısına uğradı. Genç kadın hastanede hayatını kaybederken, ağır yaralanan 4 yaşındaki kız çocuğunun hayati tehlikesinin sürdüğü öğrenildi. Saldırının ardından kaçan şüpheli ise ölü bulundu

09.07.2026 11:37:00 / Güncelleme: 09.07.2026 11:44:20
İhlas Haber Ajansı
 
Çocuk parkında eski eş dehşeti
Çocuk parkında eski eş dehşeti
Olay, Kırklareli'nin Demirtaş Mahallesi'nde bulunan bir çocuk parkında dün akşam meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, 26 yaşındaki Çisem Çalkantı, 4 yaşındaki kızı Ö.N.K. ile parkta bulunduğu sırada bir süre önce boşandığı eski eşi Y.K. ile karşılaştı.

İddiaya göre Y.K., yanında bulunan tabancayla eski eşi ve kızına peş peşe ateş açtıktan sonra olay yerinden kaçtı. Silah seslerini duyan vatandaşların ihbarı üzerine bölgeye sağlık ve polis ekipleri sevk edildi.

Ağır yaralanan anne ile kızı, sağlık ekiplerinin ilk müdahalesinin ardından Kırklareli Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne kaldırıldı. Çisem Çalkantı, doktorların tüm müdahalelerine rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybetti. İlk tedavisinin ardından durumu ağır olan 4 yaşındaki Ö.N.K. ise ileri tedavi için Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'ne sevk edildi.

Edinilen son bilgilere göre, Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'nde yoğun bakımda tedavisi süren 4 yaşındaki kız çocuğunun hayati tehlikesi devam ederken, sağlık durumunun ciddiyetini koruduğu öğrenildi.

Saldırının ardından kaçan şüpheli Y.K.'nin ise daha sonra ölü bulunduğu bildirildi. Olay yeri ve çevresinde cumhuriyet savcısı ile polis ekiplerince inceleme yapılırken, olayla ilgili başlatılan soruşturma sürüyor.

Flash Haber TV'nin sahibi hakkında tahliye kararı

Pozitifbank, Payfix Ödeme Kuruluşu ve Flash Haber TV'nin sahibi Erkan Kork'un da aralarında bulunduğu 55 sanığın yargılandığı yasa dışı bahis davasının görülmesine devam edildi. Ara kararını açıklayan mahkeme Erkan Kork'un tahliyesine hükmetti

09.07.2026 11:33:00
İhlas Haber Ajansı
 
Flash Haber TV'nin sahibi hakkında tahliye kararı
Flash Haber TV'nin sahibi hakkında tahliye kararı
Pozitifbank Payfix Ödeme Kuruluşu ve Göktuğ Multimedya Yayıncılık Anonim Şirketi bünyesinde yer alan Flash Haber Tv'nin sahibi Erkan Kork dahil 55 sanığın yargılandığı yasadışı bahis davasının görülmesine devam edildi. Önceki celsede tutuklu sanıklar Hülya Turan, Arzu Tepe ve Hamza Kork tahliye edilmişti. İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmaya tutuksuz sanıkların bir kısmı ile taraf avukatları salonda hazır bulundu. Tutuklu sanık Erkan Kork ise duruşmaya Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla katıldı.

"Şirketimiz mevzuata uygun faaliyet gösterdi"

Savunmasına daha önce ayrıntılı beyanda bulunduğunu belirterek başlayan Erkan Kork, bu kez farklı yönlerden açıklama yapmak istediğini söyledi.

Kork, "Bugün burada hakkında konuşulan şirket, faaliyete geçtiği ilk günden itibaren mevzuata uygun işlemiş, insan kaynağına ve teknik altyapıya ciddi katkılarda bulunmuştur. Payfix'in kuruluşundan itibaren hedefim güçlü bir kurumsal yapı oluşturmaktı. Şirketim için her zaman en iyi insanları almaya ve teknik altyapıyı güçlendirmeye çalıştım. Her yıl yöneticilerimiz ve çalışanlarımız için eğitimler düzenledik" dedi.

"Bizim için önemli olan doğru olanı yapmaktı"

Şirketin ödeme sistemlerine ilişkin de konuşan Kork, "Payfix'e Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından FAST ödeme sistemi yetkisi verilmiştir. Müşterilerimize daha fazla imkan sağlayacak olmamıza rağmen risk almamak adına FAST işlemlerini ve günlük işlem limitlerini sınırlandırdık. Bizim için önemli olan daha fazla işlem yapmak değil, doğru olanı yapmaktı. Payfix'te yönetim anlayışımız hiçbir zaman 'yapamıyorsak yapalım' anlayışı olmadı. Ben hiçbir zaman mevzuatın bana yüklediği yükümlülüklere asgari düzeyde uymadım, her zaman daha fazlasını yaptım" ifadelerini kullandı.

"Adaletli yargılanmak istiyorum"

IBAN dolandırıcılığıyla mücadele konusunda da savcılığa çok sayıda başvuruda bulunduklarını öne süren Kork, "Biz sadece Payfix'i korumadık, aynı zamanda tüm sektörün yaşadığı mağduriyetlerle savaştık. IBAN dolandırıcılığı konularıyla ilgili savcılığa birçok başvuruda bulunduk. Yargılanmaktan hiçbir zaman kaçmadım ancak adaletli yargılanmak isterim. Beraat edeceğime eminim ama bunun için 16 ay hapis mi yatmam lazımdı' Benim haricimde tutuklu ya da ev hapsinde sanık kalmadı. Mahkemede savunma yapan tüm sanıkların söylemlerine katılıyorum. Hiçbir sanığın ne benimle ne Payfix'le ne de diğer şirketlerimle ilgili aleyhime bir beyanı bulunmamaktadır. Sayın hakim, sizden adalet ve tutuksuz yargılanma talep ediyorum" diyerek tahliyesini istedi.

Mahkeme tahliyeye hükmetti

Savunmaların ardından ara kararını açıklayan mahkeme, tutuklu sanık Erkan Kork'un tahliyesine karar verdi.

Nüfusumuz alarm veriyor

TÜİK, "Dünya Nüfus Günü 2026" bültenini yayımladı. Verilere göre Türkiye, 86 milyon 92 bin 168 kişilik nüfusuyla 194 ülke arasında 18. sırada yer alırken; doğurganlık hızı, çocuk ve genç nüfus oranlarında küresel ortalamanın gerisinde kaldı

09.07.2026 11:23:00
Haber Merkezi
 
Nüfusumuz alarm veriyor
Nüfusumuz alarm veriyor
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Birleşmiş Milletler (BM) nüfus tahminlerini temel alarak hazırladığı Dünya Nüfus Günü 2026 raporunu yayımladı. Rapor, Türkiye'nin demografik yapısındaki hızlı yaşlanmayı ve nüfus yenilenme eşiğindeki düşüşü gözler önüne serdi. Ülkedeki çocuk ve genç nüfus oranları ile kadın başına düşen doğurganlık hızı, net bir şekilde dünya ortalamasının altında kaldı.


Doğurganlık hızında kritik gerileme


Küresel ölçekte nüfus dinamiklerini sarsan en çarpıcı veri doğurganlık hızında yaşandı. TÜİK verilerine göre, dünya geneli doğurganlık hızı kadın başına 2,24 çocuk iken Türkiye'nin doğurganlık hızı kadın başına 1,42 çocuk olarak hesaplandı.

Türkiye'nin toplam doğurganlık hızı, hem küresel ortalamanın hem de nüfusun kendini yenileyebilmesi için gerekli olan 2,10 eşiğinin çok altında gerçekleşti. Türkiye bu oranla dünya ortalamasını yakalayamasa da birçok Avrupa Birliği (AB) ülkesinin üzerinde yer aldı.


Çocuk ve genç nüfus oranları alarm veriyor


Yıllarca "genç ve dinamik nüfusuyla" övünen Türkiye'de, genç kuşakların toplam nüfus içindeki payı eriyor. Dünya ve Türkiye kıyaslamasında öne çıkan oranlar şu şekilde paylaşıldı:

Çocuk Nüfus Oranı (0-14 Yaş): Dünya genelinde bu oran yüzde 29,3 iken, Türkiye'de yüzde 24,8 seviyesinde kaldı.

Genç Nüfus Oranı (15-24 Yaş): Dünya ortalaması yüzde 15,6 olarak ölçülürken, Türkiye yüzde 14,8 ile bu eşiğin altında konumlandı.

Türkiye'nin çocuk ve genç nüfus oranları dünya ortalamasının altında kalsa da AB üyesi 27 ülkenin tamamından daha yüksek bir performans göstermeye devam etti.


Yaşlı nüfus oranı ilk kez dünya ortalamasını geçti


Gençleşme hızının yavaşlamasına paralel olarak, Türkiye'deki yaşlı nüfus da (65 yaş ve üzeri) hızla tırmanışa geçti. Dünya genelinde yaşlı nüfus oranı yüzde 10,4 olarak hesaplanırken, Türkiye'de bu oran yüzde 11,1'e yükselerek dünya ortalamasını geride bıraktı.


Türkiye nüfus büyüklüğünde dünyada 18. sırada


BM verilerine göre, dünya nüfusu 8 milyar 231 milyon 613 bin 70 kişiye ulaştı.

Dünyanın en kalabalık ülkesi 1 milyar 463 milyon kişiyle Hindistan oldu. Hindistan'ı 1 milyar 416 milyonla Çin, 347 milyonla ABD takip etti.

Türkiye, 86 milyon 92 bin 168 kişilik nüfusuyla dünya nüfusunun yüzde 1,0'ını oluşturarak 194 ülke arasında 18. sırada yer aldı.


Doğuşta beklenen yaşam süresi dünyayı geçti


Rapordaki olumlu göstergelerden biri ise yaşam süresi oldu. Türkiye'de doğuşta beklenen yaşam süresi, küresel ortalamanın üzerinde seyretti. Erkeklerde dünya ortalaması 70,9 yıl iken Türkiye'de 75,5 yıl; kadınlarda ise dünya ortalaması 76,2 yıl iken Türkiye'de 80,7 yıl olarak kayıtlara geçti.

Dev vurgunda firari hoca Paris’te, eşi gözaltında!

Antalya, sağlık dünyasını sarsan dev bir dolandırıcılık iddiasıyla çalkalanıyor

08.07.2026 20:16:00
İhlas Haber Ajansı
 
Dev vurgunda firari hoca Paris’te, eşi gözaltında!
Dev vurgunda firari hoca Paris’te, eşi gözaltında!
Antalya, sağlık dünyasını sarsan dev bir dolandırıcılık iddiasıyla çalkalanıyor. Akdeniz Üniversitesi'nde görevli Dr. Öğr. Üyesi Fatih A.'nın, "Amerikan borsasında yüksek kazanç" vaadiyle aralarında ünlü profesör ve cerrahların da bulunduğu çok sayıda sağlık çalışanını yaklaşık 225 milyon lira dolandırarak Paris'e kaçtığı iddia edildi.

Skandalın büyümesi üzerine Akdeniz Üniversitesi Rektörlüğü'nden jet hızıyla açıklama geldi: "Olay kurumsal değil, bireysel çıkar ilişkisidir."

"Siz iş yoğunluğundan anlamazsınız" diyerek tuzağa çekti



Edinilen bilgilere göre, üniversitede uzun yıllar anestezi teknikeri olarak çalıştıktan sonra akademik başarılarıyla öğretim görevliliğine kadar yükselen ve çevreye büyük güven veren Fatih A., kendi geliştirdiği bir borsa algoritması ve mobil aplikasyon olduğunu öne sürdü.

Şüpheli, sağlık çalışanlarına "Paranız enflasyonda erimesin. Gece işleyen döviz bazlı ABD borsası var. Siz yoğunluktan yapamazsınız, bu robot yazılım hiç kaybettirmiyor" diyerek milyonlarca lira ve döviz topladı.

Evinin tapusunu bile üzerine yaptırdı!

Vurgunun boyutu şikayetçi ifadeleriyle ortaya çıktı. Yatırım amacıyla sisteme dahil olan bazı hekimlerin yüksek kazanç hırsıyla bankalardan yüklü miktarda kredi çektiği veya evlerini ipotek ettirdiği öğrenildi. Mağdurlar arasında yer alan bir profesörün ise bürokratik işlemlerin uzun sürmemesi gerekçesiyle yeni satın aldığı gayrimenkulün tapusunu doğrudan şüpheli Fatih A.'nın üzerine tescil ettirdiği iddia edildi. Sisteme aktarılan paraların ardından Fatih A.'nın bir anda tüm sosyal medya hesaplarını kapatarak sırra kadem bastığı belirtildi.

Firari hoca Paris'te, eşi gözaltında!

Dolandırıldıklarını anlayan hekimlerin şikayeti üzerine Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde "Nitelikli Dolandırıcılık" suçlamasıyla geniş çaplı soruşturma başlatıldı. İlk belirlemelere göre şüphelinin, topladığı nakit paralar ve üzerine geçirdiği gayrimenkullerle birlikte Fransa'nın başkenti Paris'e kaçtığı tespit edildi ve hakkında yakalama kararı çıkarıldı. Antalya Emniyet Müdürlüğü ekiplerince düzenlenen operasyonda, şüphelinin Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde görevli eşi F.A. gözaltına alındı. Adliyeye sevk edilen F.A., olayla bir ilgisi olmadığını iddia etmesinin ardından adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

Akdeniz Üniversitesi'nden dolandırıcılık iddialarına ilişkin açıklama



Akdeniz Üniversitesi, bir öğretim görevlisinin geliştirdiğini öne sürdüğü robot yazılımıyla yüksek kazanç vaadiyle aralarında çok sayıda akademisyenin de bulunduğu kişileri yaklaşık 225 milyon lira dolandırdığı iddiasıyla ilgili, konunun bireysel ilişkilere dayandığını ve gerekli idari ve hukuki işlemlerin sürdüğünü açıkladı.

Akdeniz Üniversitesi, bazı basın yayın organları ve sosyal medya platformlarında yer alan üniversitede öğretim görevlisi olarak görev yapan Fatih A.'nın geliştirdiğini öne sürdüğü robot yazılımıyla yüksek kazanç vaadiyle aralarında çok sayıda akademisyenin de bulunduğu kişileri yaklaşık 225 milyon lira dolandırdığı iddiasıyla ilgili açıklama yaptı. Rektörlüğün sosyal medya hesaplarından yapılan açıklamada, söz konusu iddiaların Akdeniz Üniversitesinin kurumsal yapısıyla değil, kişiler arasındaki çıkar ilişkileriyle ilgili olduğu belirtildi. Haberlere konu sürecin yalnızca üniversiteyle sınırlı olmadığı, farklı sağlık kuruluşlarından isimleri de kapsadığının anlaşıldığı ifade edilen açıklamada, "İddiaların mevcut yönetim dönemiyle hiçbir ilgisi bulunmamaktadır" denildi.

Açıklamada, iddiaların daha önce başlayan bireysel ilişkilere dayandığı kaydedilerek, konunun adli makamlarca yürütüldüğü, üniversitenin de görev alanı çerçevesinde gerekli idari ve hukuki işlemleri sürdürdüğü bildirildi.

NATO Zirvesi sonuç bildirgesi yayımlandı

Ankara'da gerçekleştirilen tarihi NATO Liderler Zirvesi, küresel güvenliğin geleceğini şekillendirecek radikal kararların yer aldığı "Ankara Zirvesi Bildirisi"nin ilan edilmesiyle tamamlandı. İttifakın yük paylaşımında köklü bir dönüşümü başlatan zirvede, 50 milyar doları aşan yeni savunma tedarik anlaşması, Ukrayna'ya 70 milyar avroluk dev askeri destek ve transatlantik yapay zekâ hamlesi öne çıkan başlıklar oldu

08.07.2026 17:10:00
Haber Merkezi
 
NATO Zirvesi sonuç bildirgesi yayımlandı
NATO Zirvesi sonuç bildirgesi yayımlandı
Türkiye'nin ev sahipliğinde, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde düzenlenen 36. NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi, küresel istikrarsızlık ve stratejik rekabet ortamına karşı ittifakın en net yanıtlarından biri haline geldi. 32 üye ülkenin liderlerinin katılımıyla tamamlanan kritik oturumların ardından yayımlanan sonuç bildirgesi, savunma sanayisinden yapay zekâ teknolojilerine, bölgesel krizlerden nükleer caydırıcılığa kadar kritik maddeler içeriyor.

Bildirgede öne çıkan tarihi kararlar ve küresel güvenliğe yön verecek başlıklar şu şekilde sıralandı:

1. Savunmada tarihi alım: 50 milyar doları aşan tedarik anlaşması

Ankara Bildirisi'nin en somut ekonomik çıktısı savunma sanayisi alanında oldu. İttifak üyesi ülkeler, kolektif üretim kapasitelerini artırmak, mühimmat stoklarını güçlendirmek ve teknolojik inovasyonu hızlandırmak amacıyla sanayi sektörüyle ortak hareket etme taahhüdünde bulundu.

Bu kapsamda müttefiklerin, toplam değeri 50 milyar doları aşan yeni bir savunma tedarik anlaşması sağladığı resmen duyuruldu. NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, zirve kapsamındaki Sanayi Forumu'nda müttefiklerin Airbus'tan 12 adet A400 modeli askeri uçak alarak hava gücü kapasitesini artıracağını da ilan etti.

2. Ukrayna'ya 2026 için 70 milyar avroluk "sarsılmaz" destek

İttifak liderleri, Ukrayna'nın özgürlüğü, egemenliği ve toprak bütünlüğüne olan desteklerini güçlü bir dille yineledi. Rusya'nın oluşturduğu uzun vadeli tehditlere karşı koymak amacıyla müttefikler, 2026 yılı için Ukrayna'ya 70 milyar avro tutarında askeri teçhizat, yardım ve eğitim sağlama sözü verdi.

Bildiride ayrıca, bu desteğin adil ve öngörülebilir olması gerektiği vurgulanırken, 2027 yılında da en az eşdeğer bir seviyenin sürdürüleceği taahhüt edildi. Avrupa Birliği'nin Ukrayna Destek Kredisi vasıtasıyla sağladığı çok yıllı finansman kararı da takdirle karşılandı.

3. Savaş bulutu ve yapay zekâ dönemi

Geleceğin harp teknolojilerine geniş yer ayrılan sonuç bildirisinde, NATO'nun teknolojik üstünlüğünü koruma kararlılığı vurgulandı. Müttefiklerin ortak çalışabilirliğe sahip, güçlü bir transatlantik muharebe bulutu (warfighting cloud) geliştirdiği ve savunma sistemlerinde ileri düzey yapay zekâ modellerini benimseyeceği açıklandı. İttifak, siber ve uzay varlıklarıyla desteklenen entegre hava ve füze savunması ile insansız sistemlere yatırımlarını katlayacak.

4. 5. maddeye "sarsılmaz" bağlılık teyidi

Diplomatik ve askeri caydırıcılık kulvarında, Washington Antlaşması'nın temel taşı olan ve "bir müttefike yapılan saldırının tüm müttefiklere yapılmış sayılacağını" öngören 5. maddeye yönelik bağlılık en üst düzeyde yeniden teyit edildi. ABD Başkanı Donald Trump ve diğer müttefik liderlerin imzasıyla transatlantik bağın sarsılmaz niteliği dünyaya ilan edildi.

5. İran ve Hürmüz Boğazı uyarıları

Küresel enerji koridorlarının güvenliği ve nükleer silahlanma tehdidi de Ankara'nın ana gündem maddeleri arasındaydı. Bildirgede, İran'ın asla nükleer silaha sahip olmaması gerektiği yönündeki kararlılık yinelenirken, Tahran yönetimine son dönemde gerilimin tırmandığı Hürmüz Boğazı'ndaki seyrüsefer özgürlüğüne tam olarak saygı gösterme çağrısı yapıldı.

6. Türkiye'nin ev sahipliğine özel teşekkür

Liderler, zirve sonuç bildirisinin kapanış bölümünde tarihi organizasyona ev sahipliği yapan Ankara'ya ve Türk hükümetine özel bir parantez açtı. Bildiride, "Türkiye'nin bize gösterdiği cömert misafirperverlikten dolayı minnettarız" ifadesi kullanılarak Türkiye'nin ittifak içindeki stratejik ve birleştirici rolüne vurgu yapıldı.

'Erdoğan’ı Hangi ABD Başkanı uçak kapısında karşıladı?'

Yeniçağ gazetesi yazarı Fatih Ergin, Meltem TV’de Handan Koltuk’un sunduğu Geniş Açı programında ABD Başkanı Donald Trump’ın Ankara ziyaretini mercek altına aldı. Trump’ın Türkçe selamı, Erdoğan’ın alkışı, protokol jestleri ve Anıtkabir’in programdan çıkarılmasıyla birlikte Erdoğan’ın meşruiyet arayışına da dikkat çekti

08.07.2026 15:10:00
Eyüp Kabil
 
'Erdoğan’ı Hangi ABD Başkanı uçak kapısında karşıladı?'
'Erdoğan’ı Hangi ABD Başkanı uçak kapısında karşıladı?'
ABD Başkanı Donald Trump, 36. NATO Liderler Zirvesi kapsamında Ankara'ya resmi ziyaret gerçekleştirdi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından Ankara Havalimanı'nda (Etimesgut) törenle karşılanan Trump'a 21 pare top atışı eşlik etti. Karşılama töreninde dikkat çeken anlardan biri, Trump'ın Muhafız Alayı Tören Kıtası'nı Türkçe olarak "Merhaba asker!" diye selamlaması oldu.

Bu sırada Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın askerleri alkışladığı görüntüler kamuoyunda geniş yankı uyandırdı. Törenin ardından liderler heyetlerini takdim etti ve Beştepe'ye geçti.

Meltem TV'de yayınlanan Handan Koltuk ile Geniş Açı programında konuk olan Yeniçağ Gazetesi Yazarı Fatih Ergin, bu gelişmeleri detaylı şekilde yorumladı. Ergin, Trump'ın selamını ve Erdoğan'ın alkışını özellikle vurgulayarak, "Trump 'Merhaba asker' dedi, Erdoğan alkışladı" ifadesini kullandı.

Ergin, protokol açısından da önemli bir noktaya dikkat çekti. Erdoğan'ın Trump'ı uçak kapısında (apronda) karşıladığını hatırlatarak, "Erdoğan'ı hangi ABD başkanı uçak kapısında karşıladı?" sorusunu gündeme getirdi. Bu soruyla, geçmişteki karşılıklı ziyaretlerdeki protokol uygulamalarını ve mevcut ziyaretin sembolik önemini tartışmaya açtı.

Programda ayrıca Trump'ın Anıtkabir ziyaretinin resmi programdan çıkarıldığı bilgisi paylaşıldı. Konuklar, ziyaretin bu şekilde düzenlenmesinin protokol ve siyasi anlamını değerlendirdi.

Öte yandan Ergin, Trump ziyaretini Erdoğan'ın uluslararası meşruiyet arayışıyla doğrudan ilişkilendirdi. Trump'a gösterilen bu sıcak karşılamanın, Erdoğan'a iç politikada güç ve meşruiyet kazandırma çabasının bir parçası olduğunu belirtti. Ergin'e göre, ABD'den alınan destek, iktidarın iç siyasetteki pozisyonunu güçlendirme ve yeni rejim inşası için kritik önem taşıyor. Bu tür jestlerin, Erdoğan'ın "meşruiyet" ihtiyacını karşılamaya yönelik olduğunu ifade etti.

Programda Kutlu Parti Genel Başkanı Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu ve gazeteci Hasan Hüseyin Tekin de konuk olarak yer aldı ve konuyla ilgili görüşlerini paylaştı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "NATO 3.0 için kısıtlamalar kalkmalı" dedi

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ankara'daki NATO Zirvesi'nin açılış konuşmasını yaptı; 3.0 hedefine geniş yer ayırırken "Savunma başta olmak üzere müttefikler arasındaki kısıtlamalar kalkmalı" ifadesini kullandı

08.07.2026 14:19:00
Haber Merkezi
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, "NATO 3.0 için kısıtlamalar kalkmalı" dedi
Cumhurbaşkanı Erdoğan, "NATO 3.0 için kısıtlamalar kalkmalı" dedi
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ankara'daki NATO Zirvesi'nin açılış konuşmasını yaptı; 3.0 hedefine geniş yer ayırırken "Savunma başta olmak üzere müttefikler arasındaki kısıtlamalar kalkmalı" ifadesini kullandı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ankara'da düzenlenen NATO Zirvesi'nin açılış konuşmasında dikkati çeken mesajlar verdi.

Türkiye olarak 2030 yılından önce savunma harcamalarımızın oranını yüzde 3.5 yapmak için tedbir aldıklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, güvenlik ve dayanıklılık harcamalarında şimdiden yüzde 1.5 oranına ulaştıklarını söyledi.

Erdoğan, asıl başarının ise savunma sayanisindeki atılımda olduğunu ifade etti.

"Bu alanda dünyanın ilk 10 ülkesi arasına girdik. İttifakımızda eksikliği en çok hissedilen hava ve füze savunmada 24 milyar dolar ilave bütçe ayırdık. En büyük kara ordusuna sahip ülke olarak yeteneklerimizi ittifakın imkanına sunma gayretindeyiz. İttifakın harekat, misyonuna katkı veren ülkelerin başında geliyoruz." diyen Erdoğan, şöyle devam etti:

"NATO 3.0 hedefine ulaşmak için şu iki hususa dikkat çekmek isterim. Savunma başta olmak üzere müttefikler arasındaki kısıtlama kaldırılmalı. Bu hem endüstri hem hükümet yetkilileri tarafından ifade edilmesini memnuniyet ile karşılıyorum."

Erdoğan, Rusya - Ukrayna, ABD / İsrail - İran cepheleriyle ilgili olarak da şunları kayda geçirdi: "Ukrayna savaşında Sayın Trump'ın barış vizyonunu paylaşıyorum. Ukrayna'ya sağladığımız katkımızı devam ettireceğiz. İletişim kanallarımızdan istifade ediyoruz. İran krizinde sabotaj teşebbüslerine rağmen trump'ın kararlı tutumunu takdir ile karşılıyorum. Hürmüz'ün mayınlardan temizlenmesi için gerekli katkıya hazırız."

NATO 3.0 NEDİR?

İttifakın gündeminde, Soğuk Savaş (NATO 1.0) ve Soğuk Savaş sonrası dönemin (NATO 2.0) ardından, NATO 3.0 modeli var.

Bu model, ABD'nin ittifaktaki askeri ve mali yükünü azaltarak liderliği ve birincil savunma sorumluluğunu Avrupa ülkelerine devretmeyi amaçlıyor.

NATO'nun geleceği bu modelse Türkiye, hem ittifakın en güçlü ordularından birine sahip olması hem de savunma sanayisi avantajı nedeniyle stratejik ve operasyonel olarak çok önemli bir rol üstlenme potansiyeline sahip.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.