ABD Başkanı Donald Trump'ın İsrail ile birlikte İran'a yönelik askeri operasyon başlatması, yalnızca Ortadoğu'daki güvenlik dengelerini değil, Washington'daki iç siyaseti de sarsabilecek bir gelişme olarak görülüyor. Kasım ayında yapılacak ara seçimlere aylar kala başlayan bu savaş, Trump için aynı zamanda önemli bir siyasi risk anlamına geliyor. Çünkü savaşın seyri hem Amerikan kamuoyunun hem de Cumhuriyetçi Parti'nin Trump'a olan desteğini doğrudan etkileyebilir.
Trump'ın siyasi kariyeri boyunca en çok öne çıkardığı iddialardan biri, ABD'nin "sonsuz savaşlar" dönemini sona erdireceği yönündeydi. Afganistan ve Irak gibi uzun süreli askeri müdahalelerin Amerikan toplumunda yarattığı savaş yorgunluğunu iyi değerlendiren Trump, kendisini yeni savaşlar başlatmayan bir lider olarak tanıtmıştı. Bu söylem, özellikle Trump'ın en sadık seçmen kitlesi olan MAGA hareketi içinde güçlü bir karşılık bulmuştu. Ancak İran'a yönelik askeri operasyon, bu siyasi anlatıyla açık bir çelişki yaratıyor.
Nitekim ABD'de son günlerde Trump'ın kendi siyasi tabanında bile bu konuda görüş ayrılıklarının ortaya çıktığı görülüyor. Özellikle izolasyoncu ve dış müdahalelere karşı çıkan muhafazakar çevreler, Washington'un yeniden Ortadoğu'da uzun sürebilecek bir çatışmanın içine çekilmesinden endişe duyuyor. Cumhuriyetçi Parti içinde yıllardır süren "müdahaleci" ve "izolasyoncu" dış politika anlayışları arasındaki gerilim, İran savaşıyla birlikte yeniden görünür hale gelmiş durumda.
Amerikan kamuoyunun genelinde de İran'a yönelik saldırılara güçlü bir destek olduğu söylenemez. Çeşitli kamuoyu araştırmaları, Amerikalıların önemli bir bölümünün bu askeri operasyon konusunda temkinli hatta olumsuz bir tutum sergilediğini gösteriyor. Bu tablo, Trump yönetiminin savaş kararının geniş bir toplumsal mutabakata dayanmadığı yönündeki eleştirileri güçlendiriyor. ABD'de kamuoyu desteği zayıf olan askeri operasyonların zamanla siyasi yük haline gelmesi ise daha önce birçok kez yaşanmış bir durum.
Savaşın ekonomik etkileri ise Trump açısından belki de en kritik başlıklardan biri olabilir. İran ile yaşanan gerilimin enerji piyasalarında yarattığı dalgalanma, petrol fiyatlarını doğrudan etkileyebilecek potansiyele sahip. Enerji maliyetlerindeki artış, ABD'de benzin fiyatlarının yükselmesine ve enflasyon baskısının yeniden artmasına yol açabilir. Oysa Trump'ın seçim kampanyasında en çok vurguladığı konulardan biri enflasyonu kontrol altında tutmak ve Amerikan ekonomisini güçlendirmekti. Ortadoğu'daki geniş çaplı bir çatışmanın küresel enerji arzını etkilemesi durumunda ise bu hedeflerin ciddi şekilde zorlaşması muhtemel.
Trump yönetiminin karşı karşıya olduğu bir başka tartışma da savaşın hukuki boyutuyla ilgili. ABD Anayasası savaş ilan etme yetkisini Kongre'ye verirken, modern dönemde Amerikan başkanlarının sınırlı askeri operasyonlar için bu onayı her zaman aramadığı biliniyor. Buna rağmen İran gibi büyük bir ülkeye yönelik geniş çaplı saldırıların Kongre'nin açık onayı olmadan başlatılması Washington'da ciddi bir anayasal tartışmayı beraberinde getirdi. Bazı hukukçular ve siyaset bilimciler, böyle bir kararın başkanlık yetkilerinin sınırlarını zorladığını savunuyor.
Kasım ayında yapılacak ara seçimler bu tartışmaların gölgesinde gerçekleşecek. ABD'de başkanlar en fazla iki dönem görev yapabildiği için Trump'ın yeniden başkanlığa aday olması zaten mümkün değil. Ancak ara seçimler yine de Trump açısından büyük önem taşıyor. Çünkü bu seçimler, Cumhuriyetçi Parti'nin Kongre'deki çoğunluğunu koruyup koruyamayacağını belirleyecek ve Trump yönetiminin kalan görev süresinde ne kadar güçlü hareket edebileceğini gösterecek. Kongre'de çoğunluğun kaybedilmesi durumunda Trump'ın dış politika ve iç politika hamleleri ciddi şekilde sınırlanabilir.
Cumhuriyetçi Parti içinde de dikkatli bir denge arayışı olduğu görülüyor. Parti yönetimi bir yandan kendi başkanını açıkça karşısına almak istemiyor. Ancak diğer yandan seçmen tabanında popüler olmayan bir savaşla özdeşleşmenin siyasi sonuçlarından da çekiniyor. Bu nedenle bazı Cumhuriyetçi siyasetçilerin İran konusunu seçim kampanyalarında mümkün olduğunca geri planda tutmaya çalıştığı dikkat çekiyor.
Savaşın Trump açısından nasıl sonuçlanacağı ise büyük ölçüde çatışmanın gidişatına bağlı olacak. Eğer operasyon kısa sürede belirgin bir askeri başarıyla sonuçlanırsa Trump bunu güçlü liderlik örneği olarak sunmaya çalışacaktır. ABD tarihinde dış politika krizlerinin bazı başkanların popülaritesini kısa vadede artırdığı biliniyor. Böyle bir senaryoda Trump'ın destek oranlarında geçici bir yükseliş yaşanması da mümkün.
Ancak savaşın uzaması ya da bölgesel bir krize dönüşmesi durumunda tablo hızla değişebilir. Enerji fiyatlarının yükselmesi, Amerikan askerlerinin kayıp vermesi veya ABD'nin daha geniş bir çatışmanın içine çekilmesi Trump'ın siyasi konumunu ciddi şekilde zayıflatabilir. Ayrıca Washington yönetiminin İran operasyonunun nihai hedefi konusunda net bir strateji ortaya koyamaması hem müttefikler hem de Amerikan kamuoyu açısından önemli bir belirsizlik yaratıyor.
Sonuç olarak İran savaşı Trump için hem bir güç gösterisi hem de büyük bir siyasi kumar niteliği taşıyor. Trump yeniden başkan adayı olamayacak olsa da bu savaşın siyasi sonuçları onun başkanlığının nasıl hatırlanacağını ve Cumhuriyetçi Parti'nin gelecekteki yönünü belirleyebilir. Kasım ayında yapılacak ara seçimler ise Amerikan seçmeninin bu kararı nasıl değerlendirdiğini gösterecek ilk büyük sınav olacak.
Cem Bürüç / diğer yazıları
- İran, Hindistan ve Pakistan: Bölgedeki yeni dengeler / 12.03.2026
- İran'dan Afganistan sınırına: Bölge yanarken Pakistan Taliban'ı neden kontrol edemiyor, Çin bu denklemde nerede? / 11.03.2026
- Trump'ın İran Savaşı: Güç gösterisi mi, siyasi kumar mı? / 10.03.2026
- Fay hatları kırılıyor: Dünya yeni bir savaşlar dönemine giriyor / 09.03.2026
- Avrupa siyasetinde yeni bir denge arayışı: Pedro Sánchez'in yaklaşımı / 07.03.2026
- İran sahasında vekil güç arayışı: Etnik yapılar ve sahadaki kapasite / 06.03.2026
- Kuralsız dünya: Güçlü olanın hukuku olursa / 05.03.2026
- İran: Küresel rekabetin kırılgan merkezi / 04.03.2026
- Tahran'daki sarsıntı: İran krizi bölgesel mi, küresel mi? / 02.03.2026
- Güç mücadelesi artık tanklar, uçaklar veya gemiler üzerinden yürümüyor / 01.03.2026
- İran'dan Afganistan sınırına: Bölge yanarken Pakistan Taliban'ı neden kontrol edemiyor, Çin bu denklemde nerede? / 11.03.2026
- Trump'ın İran Savaşı: Güç gösterisi mi, siyasi kumar mı? / 10.03.2026
- Fay hatları kırılıyor: Dünya yeni bir savaşlar dönemine giriyor / 09.03.2026
- Avrupa siyasetinde yeni bir denge arayışı: Pedro Sánchez'in yaklaşımı / 07.03.2026
- İran sahasında vekil güç arayışı: Etnik yapılar ve sahadaki kapasite / 06.03.2026
- Kuralsız dünya: Güçlü olanın hukuku olursa / 05.03.2026
- İran: Küresel rekabetin kırılgan merkezi / 04.03.2026
- Tahran'daki sarsıntı: İran krizi bölgesel mi, küresel mi? / 02.03.2026
- Güç mücadelesi artık tanklar, uçaklar veya gemiler üzerinden yürümüyor / 01.03.2026


























































