logo
24 AĞUSTOS 2026

Resulullah’ın davet mektuplarının hikmetleri

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla

24.08.2026 00:15:00
Haber Merkezi
 
Resulullah’ın davet mektuplarının hikmetleri
Resulullah’ın davet mektuplarının hikmetleri
"Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla,

Allah'ın kulu ve elçisi Muhammed'den, Rumların başbuğu Heraklius'a:

Allah'ın selamı hidayet yoluna girmiş bulunan kimseye olsun. Buna göre, Ben, seni tam bir İslam daveti ile (İslam'a) çağırıyorum.

İslam'a gir, sonunda emniyet ve selamet içinde olursun ve Allah sana iki defa sevap verecektir. Şayet bundan kaçınacak olursan, köylülerin (yani tebanın) günahı senin üzerinde toplanacaktır.

Ve (siz) ey kitap sahipleri! Gelin, sizinle bizim aramızda bir tek kelimede, (yani) Allah'tan başka hiçbir ilaha tapmamak, O'na hiçbir şeyi ortak koşmamak, Allah'tan başka aramızda hiç kimseyi âmir ve efendi yapmamak (hususunda) birleşelim.

Şayet, onlar sırtlarını dönüp (bundan) kaçınacak olurlarsa şöyle deyiniz: Siz şahit olun ki, kesinlikle bizler, (Allah'a) itaat edip teslim olan Müslümanlarız."







Siyasî diplomasi ve mektupların taşıdığı hikmetler

Resulullah'ın Arap Yarımadası'nda hüküm süren meliklere gönderdiği bu elçiler ve onları İslam'a kazanma gayesi, O'nun hayatını adadığı tebliğ ve irşat davasının bir uzantısıdır.

O, hayatının her devresinde İslam'ı yaymayı ve yaşatmayı kendine dava edinmişti. Her zaman, her devirde ve her şart altında Peygamberimizin gayesi bu olmuştur. Biz Müslümanlar da bu Peygamberî metodu kendimize örnek alarak, şartlar ne olursa olsun en büyük vazifemizin İslam'ı tebliğ etmek olduğunu unutmamalıyız.

Gönderilen mektuplarda önce iman konusunun işlendiğini ve muhatabın ilk olarak Allah'ın birliğine inanmaya davet edildiğini görüyoruz. Kişi, Allah'a iman ettikten sonradır ki, ona namaz, oruç gibi mükellefiyetlerden ve diğer şer'i hükümlerden bahsedilebilir. Böyle olması tabiidir. Zira, henüz iman konusunda tereddüt halinde olan bir insana, İslam'ın kendisine yüklediği hak ve görevlerden bahsedilmesi mantığa aykırıdır.

Demek ki, tebliğde ilk adım, kişiyi Allah'a inanmaya ve itaate davet etmektir. Bu temel inancın oturmasından sonra diğer mevzulara geçilir…







Hükümdarlara gönderilen mektuplar, içerik ve üslup yönünden hemen hemen birbirinin aynısıdır. Bu bakımdan cümle cümle incelemek suretiyle hikmetler çıkarmak yerinde olur:

Resulullah'ın gönderdiği mektuplar, "Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla" diye başlamaktadır. Burada, Allah'ın isimlerinden ikisi zikredilmiş ve mektuba da bu şekilde başlanmıştır.

Rahman ismi, bu âlemde yarattıklarının hepsine acıyan ve merhamet eden manasındadır. Öyle ki, Cenab-ı Hak, günahkârlara, asilere bile nimet ve rızık vermekte, tövbe edenin tövbesini kabul etmektedir.

Nitekim, iman etmemiş bir insan olmasına rağmen Heraklius'a hükümdarlık, zenginlik ve tebaa vermiştir. Bunların hesabı ise öbür âlemdedir.

Orada Allah Rahim isminin tecellisiyle, yalnız inanıp hayırlı iş işleyenlere, ellerindeki nimeti hayra sarf edenlere acıyacaktır. Bunun dışındakiler ise, O'nun rahmet ve merhametinden mahrum kalacaklardır. Bütün bunlar, iman edecek bir kimse için ibret verici gerçeklerdir.

İşte Peygamberimiz, İslam'a davet mektubuna Allah'ın bu iki ismini anarak başlıyor ve muhatabını, bu büyük hakikatlerin ışığında kendi nefsiyle hesaplaşmaya davet ediyor.







"Allah'ın kulu ve kölesi Muhammed'den, Rumların başbuğu Heraklius'a..."

Resulüllah, burada kendisini, Allah'ın kulu ve kölesi olarak tanımlıyor. Köle, tamamıyla başkasının isteklerine esir olan kimse manasındadır. Bu yönüyle düşünüldüğünde iman etmiş insan, Allah'a kayıtsız şartsız teslim olmuş insandır. Zaten insan, ya nefsinin, yani arzu ve isteklerinin esiridir, ya da Allah'ın hükmüne, emrine tâbidir. Her iki halde de

(…)

Buradaki enteresan bir nükte de; Hz. Peygamberin kapalı ifadelerle ümerayı taltif etmesi, bunu yaparken de kelimeleri seçmekte zillete düşmemek için itina göstermesidir.

Dikkat edilirse, Resulüllah Efendimiz, "Rum'un ulusuna" "Kıptilerin büyüğüne" gibi ifadeler kullanırken onlara bir değer atfetmemiştir. Zira böyle olsaydı, "Ey büyük Kisra" ya da "Büyüğümüz Kisra" gibi ifadeler kullanırdı.

Efendimiz (s.a.v.), seçtiği ifadelerle karşısındakine, "şahsıma saygı duyuluyor" hissiyatını vermiştir. Fakat aslen, bir Müslümanla kıyas dahi edilemeyeceğinin ifadesi bu kelimelerde gizlidir.







Böylelikle Peygamber Efendimiz, ince siyasetiyle hem karşısındakinin kalbini te'lif ederek davete hazır kılmış, hem de bunu yaparken İslam'ın ve bir peygamberin izzetine halel getirecek ifadeleri kullanmaktan kaçınmasını bilmiştir.

Hatta, öyle ince bir siyaset ve zeka örneği göstererek bunu yapmıştır ki; muhatabının, "beni methediyor" zannettiği kelimeler aslında ona haddini bildirmektedir.

Buradan anlıyoruz ki; davetçi, Allah'ın hükmüne uymayan ümeraya asla taviz vermeden, hem kalbini te'lif etmeyi, hem de haddini bildirmeyi başarmalıdır.

Nitekim, aşağıdaki selam ifadesinde de aynı nükte gizlidir. Heraklius, kendisine selam veriliyor zannetse de, aslında selama layık olmanın Müslüman olmakla mümkün olduğu hakikati kendisine ifade edilmektedir.







"Allah'ın selamı, hidayet yoluna girmiş bulunan kimse üzerine olsun..."

Burada selam; nazar, tecelli, şefkat, rahmet, merhamet manalarındadır. Resulüllah, Allah'ın selamı, hidayetteki kimselere; yani Müslümanların üzerine olsun, buyuruyor.

Aslında, mektup bir davet ve tebliğ niteliğindedir. Allah'ın selamının herkesten evvel Müslümanların üzerine olması dileği, müminlerin bu şerefe herkesten fazla layık olmaları sebebiyledir.

Çünkü onlar, daha önce de anlatıldığı gibi, Allah'a itaat eden hakiki kullardır. Resulüllah, hidayet yoluna girenlere ve üstünlüklerine işaret buyurarak mektuba giriyor ve hükümdarı da bu kutlu yola girmeye davet ediyor.







"Buna göre, Ben, seni tam bir İslam daveti ile İslam'a çağırıyorum. İslam'a gir, sonunda emniyet ve selamet içinde olursun."

Burada, emniyet ve selamet içinde olabilmenin yolu açıkça belirtilmiştir. Buna göre; İslam'a girmeyen, emniyet ve selamet içinde değildir. Buradaki emniyet ve selametin manası; dünyadaki ve ahiretteki kurtuluştur.

Demek oluyor ki; kurtuluşa ve selamete ermek isteyen bir insan, İslamiyet'i kabul etmek, İslam'ın emir ve yasaklarına uymak mecburiyetindedir. Bunun dışındaki hiçbir yol, din ve şeriat insanı dünya ve ahiret saadetine eriştiremez. Resulûllah'tan önceki peygamberlere inanan ve onların şeriatıyla amel eden kimseler için de durum aynıdır.

Kaldı ki, Resulûllah'ın kitap ehli imparatora ve hükümdarlara mektuplar göndererek onları İslam'a girmeye davet etmesi de, bu konuda hiçbir soru işaretine yer bırakmayacak kadar açık bir delildir.

Şöyle ki; eğer kendi dinlerinde kalmaları onları selamete erdirecek olsaydı, Peygamberimiz onları İslam'a davet etmez, "dininizde kalın" derdi.

Fakat tam tersi olarak Resulüllah hem onları İslam'a çağırıyor, hem de emniyet ve selamet içinde olabilmenin tek yolunun İslam'a girmek olduğunu ifade ediyor. Zira O, yalnız bir nebi değil, Kendisine kitap verilmiş ve en son, en kâmil şeriatla gönderilmiş bir resuldü. Bu yönüyle İlahî vazifesini yerine getirmekte ve istisnasız bütün insanları İslam'ın kurtuluş ve selametine davet etmekteydi.







"Ve Allah sana iki defa sevap verecektir. Şayet bundan kaçınacak olursan, emrinin altındakilerin (yani tebaanın) günahı da senin üzerinde toplanacaktır."

Burada, halkın başında bulunan idarecilerin taşıdıkları sorumluluğun büyüklüğü ifade edilmektedir.

Peygamberimizin, "Eğer İslam'ı kabul ederse, Allah'ın, imparatora iki misli sevap vereceğini" buyurması, idaresi altındaki kimselere Allah'ın hükümleriyle hükmeden idarecilerin kat kat fazla sevaba nail olacaklarının işaretidir.

Çünkü, idareciler, İslam'ı kendi nefislerinde yaşamakla kalmazlar, tebaalarına da yaşatırlar ve Allah'ın koyduğu kurallarla, insanlar arasında hüküm verirler.

Resulüllah, devamla imparatora, "şayet İslam'a girmezse tebaasının günahının da onun üzerinde toplanacağını" işaret ediyor.

Demek oluyor ki, halk kitlelerinin sorumluluğu, aynı zamanda onları yöneten kimselerin üzerindedir." (Prof. Dr. Haydar Baş, Rahmet-el lil Alemin eseri 2. Cilt)

Afyon'da devrilen otobüste yaralanan 22 kişinin tedavileri devam ediyor

Afyonkarahisar'da kontrolden çıkan yolcu otobüsü devrilmesi sonucu yaşanan trafik kazasında hastaneye kaldırılanların tedavisi devam ederken, kazadan dolayı Afyonkarahisar-Antalya karayolunun bir yönü yaklaşık 2 saat trafiğe kapalı kaldı

22.08.2026 12:32:00
İHA
 
Afyon'da devrilen otobüste yaralanan 22 kişinin tedavileri devam ediyor
Afyon'da devrilen otobüste yaralanan 22 kişinin tedavileri devam ediyor
Kaza, Sinanpaşa ilçesine bağlı Tınaztepe Kavşağınde meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, İstanbul'dan Antalya istikametine giden Gold İstanbul isimli firmaya ait idaresindeki 07 AVB 373 plakalı Temsa marka yolcu otobüsü kavşağa geldiği esnada henüz belirlenemeyen bir sebepten ötürü bariyerlere çarparak devrildi.






Kazada araçta bulunan 45 kişiden 22'si yaralandı. Yaralılar kaza sonrası olay yerine gelen ambulanslarla hastanelere kaldırıldı.








Kazadan dolayı Afyonkarahisar-Antalya karayolunun bir yönü yaklaşık olarak 2 saat trafiğe kapalı kaldı. Karayolu devrilen otobüsün vinç yardımıyla kaldırılmasının ardından tekrar ulaşıma açıldı. Kazada parçalanan bariyerlerin bir kısmının otobüsün içerisine girmesi ise olayın şiddetini gözler önüne serdi.








Kazanın ardından jandarma tarafından başlatılan incelemenin devam ettiği bildirildi.

Karaburun sahilde mühimmat yüklü olduğu değerlendirilen İHA bulundu

Karadeniz kıyısı Arnavutköy Karaburun sahilinde, mühimmat yüklü olabileceği değerlendirilen insansız hava aracı (İHA) bulundu. Sabah saatlerinde kıyıdaki vatandaşların fark ettiği İHA için Sahil Güvenlik ekiplerine haber verilirken, bölgeye SAS komandoları sevk edildi. Ekiplerin incelemesinin ardından İHA'nın bulunduğu yerde imha edileceği öğrenildi. Sahilde bulunan İHA drone kamerasıyla havadan görüntülendi

21.08.2026 12:36:00
İHA
 
Karaburun sahilde mühimmat yüklü olduğu değerlendirilen İHA bulundu
Karaburun sahilde mühimmat yüklü olduğu değerlendirilen İHA bulundu
Olay, sabah saatlerinde Arnavutköy Karaburun sahilinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, kıyıda olta atan vatandaşlar sahilde daha önce görmedikleri bir cisim fark ederek bölgede görev yapan cankurtaranlara haber verdi. İhbar üzerine bölgeye gelen cankurtaran ekipleri, cismin insansız hava aracı olduğunu değerlendirerek Sahil Güvenlik ekiplerine bilgi verdi.

İhbarın ardından bölgeye gelen ekipler İHA üzerinde inceleme başlattı. İlk değerlendirmelerde İHA'nın patlayıcı taşıyor olabileceği ihtimali üzerinde durulurken, bölgeye SAS komandoları sevk edildi.






SAS komandoları yerinde imha edecek

Bölgeye ulaşan SAS komandoları, İHA üzerinde çalışma gerçekleştirdi. Yapılan incelemelerin ardından güvenlik tedbirleri kapsamında İHA'nın bulunduğu noktada yerinde imha edileceği öğrenildi. Öte yandan sahilde bulunan İHA drone kamerasıyla havadan görüntülendi. Görüntülerde İHA'nın gövdesi ve geniş kanat yapısı dikkat çekti.








"Kanat açıklığı çok büyük, ilk defa böyle bir şey gördüm"

İHA'nın bulunmasının ardından bölgeye gelen cankurtaran şefi Muhammet Can Çoban, "Sabah vatandaşın ihbarı üzerine olay yerine geldiğimizde değişik bir manzarayla karşılaştık. Böyle şeyleri sürekli televizyonlarda görüyorduk. Burada görünce biz de şaşırdık. Sabah olta atan vatandaşlar görüyor ve bize ihbarda bulunuyor. Biz de nerede olduğunu tespit ettikten sonra Sahil Güvenlik ekiplerine bilgi verdik. Onlar da şu anda olay yerinde incelemelerini yapıyorlar" dedi.

Bulunan cismin daha önce bölgede karşılaştıkları cisimlerden farklı olduğunu belirten Çoban, "Bu, geçtiğimiz günlerde bulunandan çok farklı ve kanat açıklığı çok büyük. İlk defa böyle bir şey gördüm. Balıkçılıkla uğraşan arkadaşlarımız, denizde ve kıyıda gezen vatandaşlarımız var. Böyle şeylerle karşılaşmak bizi üzüyor, korkutuyor. Önünde soba borusu gibi bir şey vardı ama içerisinde bomba var mı yok mu bilmiyoruz" ifadelerini kullandı.








Karadeniz kıyısında peş peşe şüpheli cisimler

Karaburun ve çevresindeki Karadeniz kıyılarında geçtiğimiz günlerde de mühimmat ve savaş kalıntısı olduğu değerlendirilen çeşitli cisimler görülmüştü. Son olarak sahile ulaşan İHA'nın menşei, nasıl bölgeye ulaştığı ve taşıdığı sistemlerin yapılacak teknik incelemeler sonucunda kesinlik kazanması bekleniyor.

Hatay'da orman yangını kontrol altına alındı

Hatay'da ormanlık alanda çıkan yangında, alevler itfaiye ve Orman Bölge Müdürlüğü ekiplerinin çalışmasıyla kısa sürede kontrol altına alındı

21.08.2026 00:55:00
İHA
 
Hatay'da orman yangını kontrol altına alındı
Hatay'da orman yangını kontrol altına alındı
Yangın, akşam saatlerinde Defne ilçesi Toygarlı Mahallesi'nde bulunan ormanlık alanda meydana geldi.






İhbar üzerine bölgeye Orman Bölge Müdürlüğü ile HBB İtfaiye Dairesi Başkanlığı ekipleri sevk edildi.
 
 







Alevler, ekiplerin hızlı ve koordineli müdahalesiyle geniş alana sirayet etmeden kısa sürede kontrol altına alındı.
Ekipler yangına soğutma çalışması gerçekleştirdi.

Kanal İstanbul'lun ilk köprüsünde 250 tonluk dev operasyon

Kanal İstanbul projesi kapsamında yapımına başlanan ve projenin ilk köprüsü olma özelliğini taşıyan Sazlıbosna Köprüsü inşaatında, 250 tonluk dev tabliye kaldırma operasyonu gerçekleştiriliyor. Havadan çekilen görüntülerde, Sazlıbosna Barajı'ndan başlayıp Küçükçekmece Gölü'ne ve ardından Marmara Denizi'ne kadar uzanan Kanal İstanbul güzergahı tek bir karede net bir şekilde gözler önüne serildi

19.08.2026 12:11:00
İHA
 
Kanal İstanbul'lun ilk köprüsünde 250 tonluk dev operasyon
Kanal İstanbul'lun ilk köprüsünde 250 tonluk dev operasyon
Gündüz ve gece kesintisiz süren hummalı çalışmalarda, her biri 250 tonu bulan dev çelik tabliyeler, milimetrik hesaplamalarla köprüye bağlanılıyor. Havadan çekilen görüntülerinde, köprü inşaatının görkemli yapısı ve Kanal İstanbul güzergahının coğrafi hattı dikkat çekiyor. Sazlıbosna Baraj Göleti'nin iki yakasını birleştiren köprü, göğe yükselen sarı renkli kule vinçler ve çelik eğik askı kabloları eşsiz bir manzara oluşturuyor.






Yüksek irtifadan çekilen fotoğrafta, Sazlıbosna'dan başlayarak güneye doğru kıvrılan vadi hattı, Küçükçekmece Gölü ve ufukta Marmara Denizi üzerinde demirleyen gemiler tek bir havadan çekilen karede net bir şekilde gözüktü. Gece çekimlerinde köprünün ışıklandırma sistemlerinin ilk denemelerinin yapıldığı gözüküyor. Işıkların farklı renkte yandığı havadan çekilen görüntülere yansıdı








Tek seferde 250 tonluk dev yükler havada

Köprü inşaatının kalbini oluşturan tabliye kaldırma operasyonu, sahadaki uzman ekipler tarafından büyük bir hassasiyetle yönetiliyor. Projede görev yapan Sancak Operatörü Berkay Mutlay, "Kanal İstanbul'un ilk köprüsü olarak tanımlanacak Asmalı Eğri Köprü'de tabliye kaldırma operasyonumuzu devam ettiriyoruz. Tabliye kaldırma esasının programlamasını Ocak ayında yaptık, Şubat ayında ise fiili kaldırma işlemlerine başladık. Aralık ayı sonu itibarıyla tabliye kaldırma işini tamamlamayı hedefliyoruz. Köprünün toplam 17 ana tabliyeden oluşuyor. şu anda 11'inci tabliyenin montaj aşamasındayız. Her bir tabliyenin ağırlığı 250 ile 252 ton arasında değişmektedir. Main span (ana açıklık) tarafındaki tabliye 250 ton, side span (yan açıklık) tarafındaki tabliye de aynı şekilde 250 ton ağırlığa sahiptir. Karşılıklı kaldırma yapıldığında ana gövdede toplam 500 tonluk bir yük dengesi yönetilmektedir" dedi.








Türkiye'de bir ilk: Cıvatalı köprü teknolojisi

Dev tabliyeler Strandjack vinçler yardımıyla yükseltilip köprü gövdesindeki hedeflenen seviyeye getirildiklerini ifade eden Mutlay, "Haritacı mühendisler tarafından lazerli konumlandırma yapılıyor. Yaklaşık 1 gün süren montaj ardından, tabliyenin tam haritalandırılmış yerine oturmasıyla birlikte cıvatalama işlemine geçiliyor.








Yaklaşık 12 ila 13 saat süren cıvatalama süreci, köprü mühendisliği açısından da bir ilke imza atıyor. Sazlıbosna Köprüsü, Türkiye'de büyük ölçekli eğik askılı köprüler arasında özel cıvatalı birleştirme teknolojisinin ilk defa bu kapsamlı kullanıldığı yapılardan biri olma özelliğini taşıyor.






Kuduz nedeniyle mahalleye giriş çıkışlar yasaklandı

Ardahan'da bir büyükbaş hayvanda kuduz virüsü tespit edilmesi üzerine hastalığın çıktığı mahalle karantinaya alınarak, kontrol tedbirleri başlatıldı. Mahalle girişine "Burada kuduz hastalığı var" tabelası asıldı

19.08.2026 11:54:00
İHA
 
Kuduz nedeniyle mahalleye giriş çıkışlar yasaklandı
Kuduz nedeniyle mahalleye giriş çıkışlar yasaklandı
Ardahan Merkez Gürçayır Mahallesi'ndeki bir hayvancılık işletmesinde bir büyükbaş hayvanın aniden rahatsızlanması üzerine işletme sahibi durumu İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ekiplerine bildirdi.






İhbar üzerine adrese giden veteriner hekimler, şüpheli sığırdan numune aldı. Alınan numuneler, incelenmek üzere Erzurum Veteriner Kontrol ve Araştırma Enstitüsüne gönderildi. Laboratuvarda yapılan testlerin pozitif çıkmasıyla hayvanda kuduz virüsü bulunduğu kesinleşti. 






Bunun üzerine harekete geçen Hayvan Sağlığı ekipleri, virüsün yayılmasını önlemek amacıyla hastalıklı hayvanı itlaf ederek, derin bir çukura gömdü. Halk ve hayvan sağlığını korumak amacıyla Gürçayır Mahallesi'nde karantina uygulaması başlatan yetkililer, bölgeye hayvan giriş ve çıkışlarını yasakladı. Mahalle girişine de "Burada kuduz hastalığı var" tabelası asıldı.








İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ekiplerinin virüsün kaynağını ve yabani hayvan temasını belirlemek amacıyla bölgedeki filyasyon ve aşılama çalışmalarını yoğun şekilde sürdürdüğü öğrenildi.

Furkan Vakfı'na operasyon: Alparslan Kuytul, eşi ve çok sayıda kişi gözaltında

Adana'da Furkan Vakfı'na yönelik düzenlenen operasyonda Kurucu Başkan Alparslan Kuytul ve eşi Semra Kuytul'un yanı sıra çok sayıda vakıf üyesinin gözaltına alındığı öğrenildi

19.08.2026 09:18:00
İHA
 
Furkan Vakfı'na operasyon: Alparslan Kuytul, eşi ve çok sayıda kişi gözaltında
Furkan Vakfı'na operasyon: Alparslan Kuytul, eşi ve çok sayıda kişi gözaltında
Adana Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, şafak vakti Furkan Vakfı'na yönelik operasyon düzenledi. Vakfın Kurucu Başkanı Alparslan Kuytul'un evinin önüne çok sayıda polis ekibi sevk edilirken, evde arama yapılıp Alparslan Kuytul ve eşi Semra Kuytul gözaltına alındı.








Öte yandan aynı operasyonda çok sayıda vakıf üyesi de gözaltına alındı.








Kuytul çifti ve vakıf üyeleri geniş güvenlik önlemleri altında sağlık raporu için Adana Adli Tıp Kurumu'na getirildi. Sağlık raporunun ardından gözaltına alınan kişiler emniyete götürüldü.















Rize'de Balıkçı köylülerinin kafes balıkçılığı tepkisi

Rize'nin Pazar ilçesinde, köylerinin açığında kafes balıkçılığı yapılmasını istemeyen Balıkçı köyü sakinleri, limana malzeme getirecek vinci engellemek için eylem başlattı

18.08.2026 12:24:00
İHA
 
Rize'de Balıkçı köylülerinin kafes balıkçılığı tepkisi
Rize'de Balıkçı köylülerinin kafes balıkçılığı tepkisi
Rize'nin Pazar ilçesine bağlı Balıkçı köyü sakinlerinin, kayıkhaneye yakın alanda hayata geçirilmesi planlanan kafes balıkçılığına gösterdiği tepki sürüyor. Kurulacak balık kafeslerinin geçimini balıkçılıkla sağlayan köye zarar vereceğini düşünen köylüler, gece gündüz nöbet tutarak denize kafes kurulmaması için mücadele ediyor.






Bugün limana malzeme geleceğini duyan köylüler sabahın ilk ışıklarıyla beraber liman içerisinde toplanarak oturma eylemi başlattı. Rize İl Jandarma Komutanlığı'na bağlı ekipler tarafından bölgede geniş çapta güvenlik önlemi alınırken, zaman zaman vatandaşla jandarma arasında gergin anlar yaşandı.






Zeytinburnu'nda yıkım sırasında 4 katlı bina aniden çöktü

İstanbul Zeytinburnu'nda kentsel dönüşüm kapsamında yıkım çalışmaları başlatılan 4 katlı bir bina, çalışma esnasında aniden çöktü. O anlar bir vatandaşın cep telefonuyla anbean kaydedildi

17.08.2026 13:58:00
İHA
 
Zeytinburnu'nda yıkım sırasında 4 katlı bina aniden çöktü
Zeytinburnu'nda yıkım sırasında 4 katlı bina aniden çöktü
Olay, Zeytinburnu Telsiz Mahallesi'nde dün meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, kentsel dönüşüm projesi kapsamında yapılan incelemeler sonucunda sokak üzerinde bulunan 4 katlı bir binanın yıkımına karar verildi.






Proje kapsamında bina boşaltıldıktan sonra yıkım çalışmalarına başlandı. Çalışma esnasında beton kesme makinasıyla vurulan bir darbede bina aniden çöktü. 






Binanın çökmesiyle birlikte cadde toz bulutuyla kaplanırken, vatandaşlar panikle etrafa kaçıştı. O anlar cadde üzerinde bulunan bir vatandaşın cep telefonu kamerasına anbean yansıdı.






Konya Ovası'nda obruk alarmı: Sayı 740'ı aştı

Konya Ovası'nda yıllar içinde artan obruklara ilişkin çalışmalar sürerken, Konya Kapalı Havzası'nda tespit edilen obruk sayısının 740'ın üzerine çıktığı belirlendi. Konya Teknik Üniversitesi Obruk Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Fetullah Arık, Konya'da daha önce 600 civarında olan obruk sayısının günümüzde 700 seviyesine ulaştığını belirterek, bölgedeki artışa dikkat çekti

17.08.2026 13:41:00
İHA
 
Konya Ovası'nda obruk alarmı: Sayı 740'ı aştı
Konya Ovası'nda obruk alarmı: Sayı 740'ı aştı
Konya Kapalı Havzası'nda obruk oluşumlarıyla ilgili envanter çalışmaları devam ediyor. Yapılan son çalışmalarla birlikte havza genelinde 740'ın üzerinde obruk tespit edilirken, bunların yaklaşık 700'ünün Konya Havzası içerisinde, 25-30 kadarının Karaman'da, 8-10 kadarının ise Aksaray'da bulunduğu ifade edildi. Konya Teknik Üniversitesi Obruk Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Fetullah Arık, Konya'daki obruk sayısının geçmiş yıllara göre önemli ölçüde arttığını belirterek, "Konya'da envanter çalışmaları esnasında 600 civarında obruktan söz ediyorduk. Günümüzde artık 700 civarında obruktan söz ediyoruz" dedi.






2020'den bu yana artış

Obrukların sayısındaki artışın dikkat çektiğine değinen Prof. Dr. Arık, 2020 yılında Karapınar çevresindeki sayımlarda yaklaşık 500 obruk bulunduğunu, günümüzde aynı bölgede 600 civarında obruktan söz edilebildiğini söyledi. Arık, "Konya'da envanter çalışmaları esnasında 600 civarında obruktan söz ediyorduk. Günümüzde artık 700 civarında obruktan söz ediyoruz. AFAD'ın yapmış olduğu çalışmalar halen devam ediyor. Konya, Karaman ve Aksaray için duyarlılık, Konya için tehlike haritasının hazırlığı da devam ediyor. Merkezimiz de bu hususta çalışmalarını sürdürüyor. Örneğin 2020 yılında Karapınar çevresindeki sayımlar sonucunda 500 civarında obruk vardı. Şimdi aynı bölge içerisinde 600 civarında obruktan söz edebiliyoruz" şeklinde konuştu.








Obrukların oluşumunda doğal yapı ve su etkili

Obruk oluşumlarının doğal jeolojik şartlara bağlı olarak meydana geldiğini anlatan Prof. Dr. Arık, "Obruk oluşumları aslında doğal jeolojik şartlara bağlı olarak meydana geliyor. Özellikle kaya yapısı son derece önemli. Suyla karşılaştığı zaman çözünebilir nitelikteki birimlerin olduğu yerlerde su ve kaya etkileşimi sonucunda yer altındaki küçük boşluklar büyük mağaralara evrilebiliyor ve zaman içerisinde mağara tavanlarının ağırlığını taşıyamayarak çökmeleri sonucunda oluşuyor. Bu normal, doğal jeolojik şartlar demek yani kaya türü. Tabii suyun hareketine imkan verecek nitelikte yer altındaki örtülü kırıklar, faylar ve yer altındaki birimlerin gözenekleri bunda önemli etkenler. Yer altı suyunun süreksizliği, yer altı suyunun varlığı, seviyesi ve suyun karakteristiği son derece önemli obruk oluşumları için. Örneğin Konya yöresinde hafif asidik nitelikte sular, çözünürlüğü biraz daha artırıcı bir faktörle karşımıza çıkıyor" ifadelerini kullandı.








Kuraklık ve aşırı yer altı suyu kullanımı

Arık, "Tabii su seviyesindeki değişkenliklere en önemli etki iklim değişikliği içinde bulunduğumuz dönemde. Örneğin 2025 yılı son 40 yılın, 50 yılın en sıcak dönemi olarak kayıtlara geçti. Ötesinde 2026 yılında da özellikle bahardan sonra meydana gelen yağışlarda yine son 60 yılın en yağışlı periyodu olarak söylenebilir. Yani bu şekilde iklim değişikliğinin tam da özeti olarak söyleyebiliriz. Uzun süreli kuraklıklar, ani yağışlı periyotlar gibi olaylar iklim değişikliğinin sonucu. Tabii vatandaşlar bölgede tarıma da devam edebilmek için mecburen yer altı sularına başvuruyorlar. Yer altı sularını kullanma ve su seviyesindeki değişiklik de yine önemli etkenlerden bir tanesi. Özellikle düşündüğümüzde suyun yer altı seviyesindeki temel etkeni, aşırı suya olan talep olarak söyleyebiliriz" dedi.








"Deprem-obruk ilişkisi için daha fazla veriye ihtiyaç var"

Fayların obruk üzerindeki etkisine de değinen Fetullah Arık, "Tabii bu, obruk oluşumlarıyla ilgili olarak biraz önce fayların da etkisinden bahsetmiştik. Yani faylar birincisi, suyun hareketine imkan veren yer altındaki süreksizlikleri meydana getiriyor. İkincisi, bu faylara bağlı meydana gelmiş olan depremler de obruk oluşumlarını, çökmeyi tetikleyen faktörlerden bir tanesi. Dünyanın pek çok yerinde faylar, depremler ve obruk ilişkileri kurulabilmiş durumda. Bu bölge içerisinde en önemli sorun, obrukların tam olarak ne zaman oluştuğuyla ilgili kesin verilerin olmayışı. Depremlerle ilgili kayıtlarda saati, tarihi her şey net olmasına rağmen obruklarla ilgili böyle bir kayıt olmadığı için depremle obruk ilişkisi de tam olarak kurulamıyor. Ancak bazı depremlerden sonra, o dönemde depremle eş zamanlı ya da birkaç gün sonra veya birkaç hafta sonra bazı obrukların oluştuğunu biliyoruz. Burada deprem-obruk ilişkisi vardır diyebilmek için yetersiz veri olarak özetleyebiliriz" diye konuştu.






Hatay'da işçi servisi tırla kafa kafaya çarpıştı: 1 ölü, 15 yaralı

Hatay'da işçileri taşıyan servis minibüsünün tırla çarpıştığı kazada 1 kişi hayatını kaybetti, 15 kişi de yaralandı

17.08.2026 00:20:00
İHA
 
Hatay'da işçi servisi tırla kafa kafaya çarpıştı: 1 ölü, 15 yaralı
Hatay'da işçi servisi tırla kafa kafaya çarpıştı: 1 ölü, 15 yaralı
Kaza, Erzin-Ceyhan kara yolu Burnaz mevkiinde yaşandı. Toros Tarım işletmesinden çıkan işçi servisi ile karşı yönden gelen tır kafa kafaya çarpıştı. İhbar üzerine bölgeye itfaiye, sağlık ve jandarma ekipleri sevk edildi.






Kazada hurdaya dönen minibüsteki yaralılar itfaiye ekipleri tarafından araçtan çıkarıldı. Kazada serviste bulunan Mehmet Soylu isimli işçi hayatını kaybederken, 15 yaralı olay yerinde yapılan ilk müdahalenin ardından hastaneye sevk edildi.









Soylu'nun cansız bedeni de olay yerindeki incelemenin ardından morga kaldırıldı.
 







Servisteki işçilerin taşeron firmada çalıştığı ve mesai bitimi Dörtyol ile Payas ilçelerindeki evlerine dönmek için yola çıktıkları öğrenildi. Jandarma ekipleri kazayla ilgili inceleme başlattı.






logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.