Washington'ın Ortadoğu politikasında yıllardır değişmeyen bir soru var: Bir krize müdahale ettikten sonra ne olacak? Bu sorunun cevabını ararken adı sıkça karşılaşılan isimlerden biri Brett McGurk. Bush, Obama, Trump ve Biden dönemlerinde Ortadoğu dosyasının farklı aşamalarında görev alan McGurk, bugün Washington'ın bölge politikası konusunda görüşlerine başvurulan deneyimli isimlerden biri. Onun kariyerinden çok, savunduğu yaklaşım önemli: Bir hedef belirlemeden önce o hedefe nasıl ulaşılacağının hesaplanması.
ABD askeri gücünü kullanarak kısa vadede önemli sonuçlar alabiliyor. Fakat asıl mesele, o sonuçların ardından bölgede nasıl bir siyasi denge oluşacağı. Ortadoğu'da savaşın ilk gününü planlamak başka, sonrasını yönetmek başka.
Brett McGurk'un yaklaşımı bu yüzden önemli. Uluslararası basında yer alan değerlendirmelere göre McGurk, dış politikada büyük hedefler ilan etmek yerine daha sınırlı sonuçlara odaklanılması gerektiğini savunuyor. Hedef belli olacak, kullanılan araç o hedefe uyacak ve mümkünse adım adım ilerlenilecek. Kulağa basit geliyor. Fakat Ortadoğu'da basit görünen hiçbir hesap uzun süre basit kalmıyor.
Çünkü Washington bir hamle yaptığında yalnızca karşısındaki aktörün davranışını değiştirmiyor. Bölgedeki diğer başkentler de kendi hesaplarını yeniden yapıyor. Bir güvenlik hamlesi yeni bir ittifakı doğurabiliyor, bir baskı politikası başka bir aktöre alan açabiliyor. Irak ve Suriye'de yaşananlar, Gazze'deki savaş ve şimdi İran etrafında büyüyen gerilim, aynı gerçeği farklı biçimlerde gösteriyor. Ortadoğu'da bir dosyayı kapatmaya çalışırken başka bir dosyanın açılması artık şaşırtıcı değil.
İran konusunda da asıl soru askeri kapasite meselesinin ötesinde. Washington ne istiyor? İran'ın belirli kapasitelere sahip olmasını engellemek mi, yoksa bölgedeki güç dengesini baştan aşağı değiştirmek mi? İlk hedef daha sınırlı bir operasyonla ilişkilendirilebilir. İkincisi ise çok daha büyük bir siyasi hesabı gerektirir. Çünkü böyle bir değişimin sonucunu yalnızca Tahran belirlemeyecek. Körfez ülkeleri, Irak, Suriye, İsrail ve enerji piyasaları da kendi tepkilerini verecek.
Burada McGurk'un yaklaşımının neden tartışmaya değer olduğu ortaya çıkıyor. Büyük hedefleri küçültmek bazen gerçekçilik olabilir. Fakat hedefi küçülttüğünüzde bile bölgenin kendi dinamiklerini ortadan kaldıramıyorsunuz. Bir aktöre uygulanan baskı, başka bir aktörün daha fazla hareket etmesine yol açabiliyor. Askeri bir kazanım diplomasi masasında beklenmedik bir maliyet çıkarabiliyor. Dolayısıyla mesele yalnızca "ne yapmak istiyoruz?"sorusuyla bitmiyor. "Bunu yaptığımızda başkaları ne yapacak?"sorusu da aynı masada duruyor.
Üstelik Washington artık Ortadoğu'da tek başına hareket eden bir güç değil. Çin ekonomik ağırlığını büyütüyor, Rusya bölgedeki ilişkilerini koruyor, Türkiye kendi güvenlik önceliklerini izliyor. Körfez ülkeleri de Amerikan politikalarını dikkate almakla birlikte kendi çıkarlarını daha fazla öne çıkarıyor. ABD'nin askeri gücü hala büyük bir avantaj. Ancak büyük askeri güç, bölgedeki her gelişmeyi kontrol edebilmek anlamına gelmiyor.
Türkiye'nin bu tabloya bakarken yapması gereken de Washington'ın her hamlesini yalnızca Washington üzerinden okumamak. İran'la ilgili bir gelişmenin Suriye'ye, Suriye'deki bir gelişmenin Irak'a, enerji güvenliğindeki bir değişimin Doğu Akdeniz'e yansıması mümkün. Bölgedeki başlıklar artık birbirinden ayrı dosyalar gibi hareket etmiyor.
Bu nedenle Washington'ın Ortadoğu'daki gerçek sınavı bir operasyonun ne kadar güçlü başladığı değil, sonrasında neyin kurulabildiği. Askeri güç bir sonucu zorlayabilir. Fakat kalıcı bir siyasi dengeyi tek başına yaratamaz.
Ortadoğu'da savaşı başlatmak güç göstergesi olabilir. Asıl güç, savaş bittiğinde ortaya çıkacak düzeni belirleyebilmektir. Washington'ın yıllardır yanıt aradığı soru da budur.
Cem Bürüç / diğer yazıları
- Washington'ın Ortadoğu çıkmazı / 24.08.2026
- ABD: Değişen ortaklar, değişen tutumlar / 22.08.2026
- Sanchez'i ve Brüksel'i çevreleyen aşırı sağ Vox / 21.08.2026
- Zelenskyy'ye Ukrayna'dan yeni rakip: Fedorov neye güveniyor? / 20.08.2026
- Ege'de yeni hesaplaşma / 19.08.2026
- Putin haklı mı çıktı? / 17.08.2026
- Putin'in Japonya hamlesinin arkasında ne var? / 15.08.2026
- Kolombiya’nın Golan’la ne işi var? / 14.08.2026
- Asya ve Ortadoğu'da güvenlik arayışı / 13.08.2026
- Mekke'de yeni güvenlik hattı / 09.08.2026
- ABD: Değişen ortaklar, değişen tutumlar / 22.08.2026
- Sanchez'i ve Brüksel'i çevreleyen aşırı sağ Vox / 21.08.2026
- Zelenskyy'ye Ukrayna'dan yeni rakip: Fedorov neye güveniyor? / 20.08.2026
- Ege'de yeni hesaplaşma / 19.08.2026
- Putin haklı mı çıktı? / 17.08.2026
- Putin'in Japonya hamlesinin arkasında ne var? / 15.08.2026
- Kolombiya’nın Golan’la ne işi var? / 14.08.2026
- Asya ve Ortadoğu'da güvenlik arayışı / 13.08.2026
- Mekke'de yeni güvenlik hattı / 09.08.2026
























































