logo
24 AĞUSTOS 2026

Caydırıcılığın anahtarı tam bağımsızlıktır

24.08.2026 00:00:00 / Güncelleme: 24.08.2026 00:15:25
 

Bölgesel krizlerin derinleştiği ve güç dengelerinin yeniden tanımlandığı Orta Doğu coğrafyasında, Türkiye'nin sınır güvenliği ve egemenlik sahası çok boyutlu tehditlerle karşı karşıya.

Siyasette zaman zaman dile getirilen "hinterlandı genişletme", "bölgesel büyüme" ya da tarihi etki alanlarına geri dönme söylemleri, sahadaki askeri ve diplomatik gerçekliklerle derin bir çelişki oluşturuyor.

Sınırın hemen ötesinde kurulan yeni ittifaklar, doğrudan Türkiye sınırlarını hedef alan hava operasyonları ve küresel baskı mekanizmaları, romantik büyüme iddialarının aksine stratejik bir savunma ve bağımsızlık krizine işaret ediyor.

Suriye sahasındaki yeni denklem ve bölgesel kuşatma

Suriye'de yaşanan rejim değişikliği sonrası oluşan yönetim yapısı, bölgesel dengeleri tamamen değiştirdi.

Suriye Demokratik Güçleri (SDG/YPG) ile Şam yönetimi arasında sağlanan entegrasyon süreci, terör unsurlarının tasfiye edilmesi yerine resmi devlet mekanizmalarına ve bakanlık kadrolarına eklemlenmesi sonucunu doğurdu.

Bu yeni idari yapı ve bölgedeki Amerikan koordinasyonu, Türkiye'nin güney sınırında bağımsız hareket etme kabiliyetini sınırlandırıyor.

Ebu Zuhur Hava Üssü'ne düzenlenen hava saldırıları ve İsrail'in Türkiye sınırına yalnızca 70 kilometre mesafede gerçekleştirdiği askeri operasyonlar, bölgedeki tehdidin boyutunu gözler önüne seriyor.

Türkiye'nin üs kurma ya da asker konuşlandırma niyetinin bulunmadığını resmen açıklamak zorunda kalması, sahadaki hareket alanının nasıl daraltıldığını gösteriyor.

Ayrıca İsrail medyasında yer alan analizlerde NATO'nun 5. maddesinin sınır ötesinde devreye girmeyeceğinin vurgulanması, Suriye'deki ve hatta Kıbrıs'taki Türk askeri varlığının hedef haline getirilmeye çalışıldığını ortaya koyuyor.

Büyüme vaatleriyle topluma sunulan tablonun aksine, sınır hattında doğrudan Türkiye'yi çevreleyen bir kuşatma stratejisi yürütülüyor.

Caydırıcılığın önündeki engel: Dış bağımlılık

Askeri kapasite ve ordu gücü bakımından Türkiye'nin bölgesel tehditleri bertaraf edecek güçte olduğu tartışmasız bir gerçek.

Ancak sahadaki caydırıcılığı fiiliyata dökememenin temel sebebi, askeri yetersizlikler değil, siyasi ve ekonomik bağımlılık zincirleridir.

Sınır hattına yaklaşan tehditlere anında karşılık verilememesi ya da hava savunma sistemlerinin düğmesine basılmasında tereddüt yaşanması, küresel finansal sistemin ve diplomatik ittifakların yarattığı baskılardan kaynaklanıyor.

Henry Kissinger'ın "Amerika ile müttefik olmak ölümcüldür" tespitinde olduğu gibi, küresel aktörlerle kurulan asimetrik ilişkiler devletlerin elini kolunu bağlıyor.

Dolar hegemonyası, dış borçlanma mekanizmaları ve ekonomik yaptırım tehditleri, milli güvenliğin gerektirdiği askeri adımların atılmasını engelliyor.

Gerçek savunma kalkanı yalnızca çelik kubbeler, füzeler ya da gelişmiş radar sistemleri değildir; bu sistemleri hiçbir dış merciye bakmaksızın, finansal şantajlardan çekinmeksizin kullanabilecek ekonomik ve siyasi iradedir.

Ekonomik bağımsızlık tesis edilmeden, sahada caydırıcı bir güç olmak ve sınır güvenliğini tam anlamıyla korumak mümkün değildir.

Milli Ekonomi Modeli ve tam bağımsız Türkiye

Bölgesel tehditlerin Türkiye sınırlarına dayandığı bu süreçte, dış odakların telkinlerine dayalı politikaların terk edilmesi hayati bir zorunluluktur.

Çin ve Rusya gibi aktörlerin küresel yaptırımlara karşı kendi iç pazarlarını ve milli para sistemlerini devreye sokarak direnç göstermesi, bağımsızlığın ekonomik modelden geçtiğini kanıtlıyor.

Türkiye'nin de dolar hegemonyasından kurtulması için, Prof. Dr. Haydar Baş'ın Milli Ekonomi Modeli'ni hayata geçirmesi ve bu çerçevede kendi milli paralarla ticaret eksenini kurması gerekmektedir.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün "Bağımsızlık benim karakterimdir" vizyonu ve Prof. Dr. Haydar Baş'ın "Ne AB ne ABD, tek çözüm bağımsız Türkiye" ilkesi, karşı karşıya kalınan tehditlerin yegane çözüm reçetesidir.

Asıl hedefin Türkiye olduğu gerçeğini görerek; sınır güvenliğini tavizsiz şekilde tahkim eden, kendi nükleer ve konvansiyonel savunma sanayiini bağımsız kararlarla yöneten ve ekonomisini dış şantajlara kapalı hale getiren tam bağımsız bir devlet aklı inşa edilmelidir.

Krizler sınır kapısına dayandıktan sonra değil, tehditler oluşum aşamasındayken önlem almak milli bekamızın temel şartıdır.

 
Murat Çabas / diğer yazıları
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.