İlk yazımızda Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nın Türkiye açısından ne ifade ettiğini sorgulamıştık. Ardından şu soruyu sorduk: Türkiye gerçekten güvenliğini mi güçlendiriyor, yoksa başka ülkelerin güvenlik sorunlarını da kendi güvenlik alanına mı taşıyor?
Şimdi meseleyi biraz daha genişletelim.
7 Ağustos'ta Mekke'de atılan imza, yalnızca Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasındaki askerî iş birliğinden ibaret görünmüyor.
Anlaşma, ABD-İran savaşının ve Yemen'deki Husilerin yeniden tırmandırdığı bölgesel güvenlik krizinin hemen ardından geldi. Suudi Arabistan'ın özellikle Yemen'den gelen füze ve İHA saldırıları karşısında yeni güvenlik arayışına girdiği, Türkiye ve Pakistan'la yapılan anlaşmanın da bu arayışın bir parçası olduğu görülüyor.
Tam burada daha büyük bir soru ortaya çıkıyor: Ortadoğu'da yeni bir güvenlik düzeni mi kuruluyor?
Resmî açıklamalara göre anlaşma savunma amaçlı ve herhangi bir ülkeyi hedef almıyor. Türkiye de anlaşmanın belirli bir aktöre karşı olmadığını ve başka ülkelerin katılımına açık olduğunu belirtiyor.
Fakat devletlerarası siyasette yalnızca açıklamalara değil, zamanlamaya ve ortaya çıkan tabloya da bakmak gerekir.
Anlaşmanın İran savaşı sonrasında ortaya çıkması, İran'ın dışında kalması ve Yemen'deki çatışmaların yeniden alevlenmesi elbette dikkat çekicidir.
Daha da dikkat çekici olan ise ABD Başkanı Donald Trump'ın bu anlaşmadan duyduğu açık memnuniyettir. Trump, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan'ı tebrik ederek anlaşmayı Ortadoğu'nun bir araya gelmesi açısından "büyük, cesur ve önemli bir ilk adım" olarak nitelendirdi.
Öyleyse şu soruyu sormak hakkımızdır:
Amerika'nın memnuniyet duyduğu bu yeni güvenlik mimarisi, sadece bölge ülkelerinin kendi güvenliklerini sağlamaları anlamına mı geliyor; yoksa ABD'nin bölgedeki yükünü azaltırken bölgesel güçleri yeni bir güvenlik düzeni içinde konumlandırıyor mu?
Bu sorunun cevabını bugün kesin olarak vermek mümkün olmayabilir.
Fakat tarih bize bir şeyi öğretmiştir:
Büyük güçlerin alkışladığı her gelişme, küçük ve orta ölçekli ülkelerin mutlaka kazandığı anlamına gelmez.
Türkiye'nin burada son derece dikkatli olması gerekir.
İslam dünyasının ülkeleri elbette birbirleriyle daha fazla iş birliği yapmalıdır. Ancak kurulacak düzen, bölgeyi yeni cephelere ayıracaksa; kardeş ülkeleri birbirlerinin karşısına çıkaracaksa, bunun adına güvenlik demek kolay değildir.
Belki de bugün Ortadoğu'nun ihtiyacı yeni bloklar değil, yeni bir akıldır.
Çünkü savaşlardan yorulmuş bir coğrafyanın ihtiyacı, savaşın taraflarını çoğaltmak değil; savaşı doğuran sebepleri ortadan kaldırmaktır.
Mekke'de atılan imzanın gerçek anlamını zaman gösterecek. Fakat biz bugünden sormak zorundayız: Yeni bir güvenlik düzeni mi kuruluyor, yoksa yeni bir çatışma düzeninin taşları mı döşeniyor? Vesselam…
Şimdi meseleyi biraz daha genişletelim.
7 Ağustos'ta Mekke'de atılan imza, yalnızca Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasındaki askerî iş birliğinden ibaret görünmüyor.
Anlaşma, ABD-İran savaşının ve Yemen'deki Husilerin yeniden tırmandırdığı bölgesel güvenlik krizinin hemen ardından geldi. Suudi Arabistan'ın özellikle Yemen'den gelen füze ve İHA saldırıları karşısında yeni güvenlik arayışına girdiği, Türkiye ve Pakistan'la yapılan anlaşmanın da bu arayışın bir parçası olduğu görülüyor.
Tam burada daha büyük bir soru ortaya çıkıyor: Ortadoğu'da yeni bir güvenlik düzeni mi kuruluyor?
Resmî açıklamalara göre anlaşma savunma amaçlı ve herhangi bir ülkeyi hedef almıyor. Türkiye de anlaşmanın belirli bir aktöre karşı olmadığını ve başka ülkelerin katılımına açık olduğunu belirtiyor.
Fakat devletlerarası siyasette yalnızca açıklamalara değil, zamanlamaya ve ortaya çıkan tabloya da bakmak gerekir.
Anlaşmanın İran savaşı sonrasında ortaya çıkması, İran'ın dışında kalması ve Yemen'deki çatışmaların yeniden alevlenmesi elbette dikkat çekicidir.
Daha da dikkat çekici olan ise ABD Başkanı Donald Trump'ın bu anlaşmadan duyduğu açık memnuniyettir. Trump, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan'ı tebrik ederek anlaşmayı Ortadoğu'nun bir araya gelmesi açısından "büyük, cesur ve önemli bir ilk adım" olarak nitelendirdi.
Öyleyse şu soruyu sormak hakkımızdır:
Amerika'nın memnuniyet duyduğu bu yeni güvenlik mimarisi, sadece bölge ülkelerinin kendi güvenliklerini sağlamaları anlamına mı geliyor; yoksa ABD'nin bölgedeki yükünü azaltırken bölgesel güçleri yeni bir güvenlik düzeni içinde konumlandırıyor mu?
Bu sorunun cevabını bugün kesin olarak vermek mümkün olmayabilir.
Fakat tarih bize bir şeyi öğretmiştir:
Büyük güçlerin alkışladığı her gelişme, küçük ve orta ölçekli ülkelerin mutlaka kazandığı anlamına gelmez.
Türkiye'nin burada son derece dikkatli olması gerekir.
İslam dünyasının ülkeleri elbette birbirleriyle daha fazla iş birliği yapmalıdır. Ancak kurulacak düzen, bölgeyi yeni cephelere ayıracaksa; kardeş ülkeleri birbirlerinin karşısına çıkaracaksa, bunun adına güvenlik demek kolay değildir.
Belki de bugün Ortadoğu'nun ihtiyacı yeni bloklar değil, yeni bir akıldır.
Çünkü savaşlardan yorulmuş bir coğrafyanın ihtiyacı, savaşın taraflarını çoğaltmak değil; savaşı doğuran sebepleri ortadan kaldırmaktır.
Mekke'de atılan imzanın gerçek anlamını zaman gösterecek. Fakat biz bugünden sormak zorundayız: Yeni bir güvenlik düzeni mi kuruluyor, yoksa yeni bir çatışma düzeninin taşları mı döşeniyor? Vesselam…
Uğur Kepekçi / diğer yazıları
- Mekke'den yeni bir Ortadoğu düzeni mi çıkıyor? / 24.08.2026
- Mekke Anlaşması: Türkiye güçleniyor mu, yük mü alıyor? / 23.08.2026
- Mekke anlaşması: Görünen başka, gerçek başka mı? / 21.08.2026
- Terörsüz Türkiye için ekonomik bağımsızlık şart / 20.08.2026
- Terörsüz Türkiye mi, yeni bir Türkiye mi? / 19.08.2026
- Terörsüz Türkiye, bağımsız Türkiye / 17.08.2026
- Silahlar sussun, gönüller buluşsun / 16.08.2026
- Terörsüz Türkiye yetmez, nasıl bir Türkiye? / 15.08.2026
- Terörsüz Türkiye için başka bir yol mümkün mü? / 14.08.2026
- Karanlığa değil, nura yürüyen insan / Kötülüğün gölgesinde insan -8- / 13.08.2026
- Mekke Anlaşması: Türkiye güçleniyor mu, yük mü alıyor? / 23.08.2026
- Mekke anlaşması: Görünen başka, gerçek başka mı? / 21.08.2026
- Terörsüz Türkiye için ekonomik bağımsızlık şart / 20.08.2026
- Terörsüz Türkiye mi, yeni bir Türkiye mi? / 19.08.2026
- Terörsüz Türkiye, bağımsız Türkiye / 17.08.2026
- Silahlar sussun, gönüller buluşsun / 16.08.2026
- Terörsüz Türkiye yetmez, nasıl bir Türkiye? / 15.08.2026
- Terörsüz Türkiye için başka bir yol mümkün mü? / 14.08.2026
- Karanlığa değil, nura yürüyen insan / Kötülüğün gölgesinde insan -8- / 13.08.2026
























































