logo
08 AĞUSTOS 2026

Risaletin gayesi güzel ahlaktır

Nitekim bizzat Kendileri risaletlerinin gayesini şu ifadeleriyle beyan etmişlerdir: "Ben ancak güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim

06.02.2026 00:19:00
Haber Merkezi
 
Risaletin gayesi güzel ahlaktır
Risaletin gayesi güzel ahlaktır
"Resulullah'ın çok yönlü olan şahsiyetinde en bariz alamet, benzeri olmayan güzel ahlaka sahip kılınmış olmasıdır. Sayabileceğimiz bütün güzel vasıflar ve bu vasıflara dayanan bütün güzel tasarruflar bir insanda toplanmış olsa; yine de Resulullah'ın ahlakı daha üstün olurdu.

O'nun ahlaka dayalı bütün hal, hareket ve yaşantısında da harikulade meziyetlerle donatılmış olmasının getirdiği üstünlükten başka bir şey bulmak mümkün değildir. O'nun yüce şahsiyetinin en bariz alameti olan güzel ahlakı, aynı zamanda risaletinin de gayesini oluşturmaktadır.



Nitekim bizzat Kendileri risaletlerinin gayesini şu ifadeleriyle beyan etmişlerdir: "Ben ancak güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim."

Cenab-ı Hak da Kur'an-ı Kerim'de Peygamber Efendimizin bu sözünü teyiden, "Ve Sen şüphesiz yüce bir ahlaka sahipsin"   buyurmaktadır.

Hz. Resulüllah (s.a.v.), risalet gayesinin tahakkuku için son nefesine kadar gayret edip üstün ahlaka sahip bir toplum yetiştirmiştir. Toplumun bu düzeye gelmesiyle birlikte iman da, ibadet de, hukuk da, düzen de yerli yerine oturmuştur.



Zira bir toplum üstün ahlak üzere yetiştirilip terbiye olunduğu hâl ve tavır üzere yaşıyorsa, o toplumda iman, ibadet, adalet ve merhametin de üst düzeyde olduğu sonucuna rahatlıkla varılabilir.

Tersini düşünürsek, bir şahısta veya toplumda ahlaki güzellikler seyredilemiyorsa, iman ettiğini söyleyenler çok olsa da iman kökleşmemiş, ibadet edenler çok olsa da ibadetin özüne varılamamış, kardeşlik, adalet, hak ve hukuk var deniliyorsa da hakikatine erişilememiştir.

Kısacası, ahlaki bir hayat, fert ve toplumların Allah'ın rızasına uygun bir hayat yaşayan kullar olup, olmadıklarının göstergesi mesabesindedir.



Zira Hz. Resulüllah bizzat Kendi lisanıyla üstün ahlakı risaletinin gayesi olarak bildirdiği gibi kişinin din, iman ve ibadetini değerlendirmede mikyas olarak seçmiş ve bizlere nice örneklerini göstermiştir.

Resulullah'a (s.a.v.) soruldu: "Müminlerin hangisi, iman cihetinden en faziletlidir?"

"Ahlakça en güzel olanları" diye cevap verdiler.

Yine Kendisine, "Amellerin hangisi faziletlidir" şeklinde sorulduğunda, "Güzel ahlak" buyurmuşlardı.

Resulullah'a (s.a.v) denildi: "Falanca kadın gündüzleri oruçla, geceleri ibadetle geçirir. Fakat ahlakı kötü olup, etrafındakilere dili ile eziyet verir."

Efendimiz (s.a.v.), "Ondan hayır yoktur, cehennem ehlindendir" buyurdular.



"Sirkenin balı bozduğu gibi, kötü ahlak da amelleri bozar" şeklindeki veciz söz de Hz. Peygambere aittir.

Biri, Resulullah'ın (s.a.v.) önüne durup sordu: "Ey Allah'ın Resulü, din nedir?"

"Güzel ahlaktır" buyurdular. O kişinin soruyu iki kere tekrarlamasına karşılık Resulüllah Efendimiz yine aynı cevabı verdiler.

Bu hadisler, kişinin din, iman ve ibadetini ölçerken ahlakının mikyas edinildiğini ve bu unsurları güzel kılan yegâne vasfın, güzel ahlak olduğunu ifade etmektedir.



"Allah'ım, yaratılışımı güzel kıldığın gibi, ahlakımı da güzelleştir. Allah'ım, Beni çirkin huylardan uzaklaştır. Allah'ım, Beni en güzel ahlaka ulaştır. En güzel ahlaka Beni ancak Sen ulaştırıp hidayet edebilirsin"   şeklinde dua eden Peygamber Efendimiz, bu duasıyla güzel ahlaka olan iştiyakını sergilediği gibi o güzel ahlaka sahip olmanın anahtarı olduğunu da hadislerinde müjdelemişlerdir.

"Sizin Bana en sevgili ve kıyamet gününde Bana en yakın oturacak olanınız, ahlakı en güzel olanlarınız, alçak gönüllü olanlarınız, ülfet eden ve kendisiyle ülfet olunanlarınızdır."

"İnsanları cennete en çok sokacak olan Allah korkusu ve güzel ahlaktır."



Bir savaş sonrasında Tay Kabilesi esirlerinden kabile reisi Hakim et-Tai'nin kızı Resulullah'a gelerek, "Ey Muhammed, beni salıvereceğini umuyorum. Zira benim babam, etrafında bulunanları himaye eder. Köleleri azat edip, açları doyurur, bir ihtiyaç için gelen hiç kimseyi geri çevirmezdi" deyince, Resulüllah şöyle buyurdular:

"Ey kızım! Bunlar gerçek müminlerin sıfatıdır. Şayet baban, Müslüman olsaydı, onun için Allah'tan rahmet dilerdik."



Sonra ashabına emir buyurdular: "Onu bırakıverin. Babası mekarim-i ahlakı severmiş. Muhakkak ki, Allah da mekarim-i ahlakı sever."

Ashaptan Ebu Bürde (r.a.) ayağa kalkarak dedi ki: "Ey Allah'ın Resulü, Allah mekarim-i ahlakı sever mi?"

Resulüllah, "Nefsim yed-i kudretinde olan Allah'a yemin olsun ki, cennete ancak güzel ahlaklı olanlar girecek" buyurdular. (Prof. Dr. Haydar Baş, Rahmet-el lil Alemin eseri 2. Cilt)

Medyada holdingleşme tarafsızlığı yok etti

Küresel çapta dev holdinglerin ve siyasi güç merkezlerinin medya sektöründeki hakimiyeti, haberciliğin temel ilkesi olan siyasal tarafsızlığı giderek daha fazla yıpratıyor

08.08.2026 00:18:00
Abdülkadir Gündoğdu
 
Medyada holdingleşme tarafsızlığı yok etti
Medyada holdingleşme tarafsızlığı yok etti
Küresel çapta dev holdinglerin ve siyasi güç merkezlerinin medya sektöründeki hakimiyeti, haberciliğin temel ilkesi olan siyasal tarafsızlığı giderek daha fazla yıpratıyor.

Medya sahipliğinin birkaç merkezde toplanması, halkın haber alma hakkını ve demokratik çoğulculuğu riske atıyor.

Medya, tarihsel olarak demokrasilerin "dördüncü kuvveti" ve kamuoyunun denetim mekanizması olarak konumlandırılsa da son yıllarda mülkiyet yapılarında yaşanan dönüşüm bu işlevi tartışmalı hale getirdi.

Yayın organlarının bağımsız gazeteciler veya kamu odaklı kurumlar yerine; inşaat, enerji, finans ve savunma gibi farklı sektörlerde faaliyet gösteren büyük sermaye gruplarının eline geçmesi, haber merkezlerindeki yayın çizgisini doğrudan etkiliyor.







Sermaye ilişkileri ve siyasal iklimin habere yansıması

Geleneksel gazetecilik ilkeleri; tarafsızlık, nesnellik ve kamu yararını her türlü çıkarın üzerinde tutmayı gerektirir. Ancak medya organlarının ticari ve siyasi ağlarla örülü mülkiyet yapıları, haberin mutfağında ciddi bir "filtreleme" sürecini beraberinde getiriyor.

Medya sahiplerinin devlet ihalelerine giriyor olması veya kamu düzenlemelerine bağımlı sektörlerde yatırım yapması, yayın organlarının siyasi iktidarlarla ve güç odaklarıyla çatışmaktan kaçınmasına yol açıyor. Bu durum, eleştirel haberciliğin yerini otosansüre ve tek sesliliğe bırakması riskini doğuruyor.







Çapraz sahiplik ve algı yönetimi

Medya sektöründe çapraz sahiplik (aynı sermaye grubunun gazete, televizyon, radyo ve dijital platformların tümüne sahip olması) yayın çeşitliliğini görünürde artırsa da, özünde aynı mesajın farklı kanallardan yinelemesine dayanıyor.

Gündem Belirleme Gücü: Farklı mecralara sahip gruplar, kamuoyunun neyi konuşup neyi konuşmayacağını tek elden yönlendirebiliyor.

Otosansör Mekanizması: Gazeteciler, bağlı bulundukları holdingin ticari veya siyasi çıkarlarıyla çelişen haberleri yapmaktan kaçınmak zorunda kalabiliyor.

Tiraz ve Reyting Kaygısı: Reklam verenlerle ve kamusal fonlarla kurulan ilişkiler, editoryal bağımsızlığın önüne geçebiliyor.







Dijital medya çözüm mü, yeni bir bağımlılık mı?

Geleneksel medyadaki bu tarafsızlık krizine karşı dijital yayıncılık ve bağımsız haber platformları alternatif bir kanal olarak öne çıksa da, dijitalleşme kendi zorluklarını beraberinde getiriyor. Algoritma bağımlılığı, fonlama sorunları ve dev teknoloji şirketlerinin tekelci yapısı, dijital haberciliğin de sürdürülebilirliğini ve tarafsızlığını sınamaktadır.







Uzmanlar, siyasal tarafsızlığın ve haber etiğinin korunabilmesi için şu adımların kritik olduğuna dikkat çekiyor:

Şeffaf Mülkiyet Yapısı: Medya organlarının nihai sahiplerinin ve finansman kaynaklarının kamuoyuna açıkça beyan edilmesi.

Editoryal Bağımsızlık Güvencesi: Yayın sahibi ile haber merkezi arasındaki sınırları koruyan yasal ve kurumsal güvencelerin oluşturulması.

Kamu Yayıncılığının Güçlendirilmesi: Siyasi baskılardan uzak, doğrudan halka hesap veren özerk kamu yayıncılığı modellerinin teşvik edilmesi.

Medya sahipliğinin şeffaflaşmadığı ve editoryal bağımsızlığın teminat altına alınmadığı bir düzende, siyasal tarafsızlık bir ilke olmaktan çıkıp yalnızca bir temenni olarak kalma riskiyle karşı karşıya.

Ayvalık'ta ormanlara giriş yasak ama denetim yetersiz

Balıkesir'in Ayvalık ilçesi, son yılların en büyük orman yangınlarıyla mücadele ederken, Balıkesir Valiliği'nin 5 Mayıs 2026 tarih ve 2026/1 sayılı Orman Yangınları ile Mücadele Komisyonu Kararı kapsamında, 15 Haziran-30 Eylül 2026 tarihleri arasında belirlenen mesire alanları ve izin verilen noktalar dışında ormanlara giriş yasaklanmasına rağmen özellikle Ayvalık'taki bazı koy ve ormanlık alanlarda vatandaşların denetimsiz şekilde ormana girmeye devam ettiği gözleniyor

01.08.2026 11:41:00 / Güncelleme: 01.08.2026 11:45:00
İHA
 
Ayvalık'ta ormanlara giriş yasak ama denetim yetersiz
Ayvalık'ta ormanlara giriş yasak ama denetim yetersiz
Balıkesir Valiliğinin aldığı karar doğrultusunda, yangın sezonu boyunca yalnızca belirlenen orman parkları ve mesire alanlarında belirli kurallar çerçevesinde piknik yapılmasına izin verilirken, bunun dışındaki tüm ormanlık alanlara giriş 6831 sayılı Orman Kanunu kapsamında yasak bulunuyor.






Geçtiğimiz yıl söz konusu yasaklar Jandarma ekipleri tarafından sıkı şekilde denetlenirken, bu yıl denetim görevinin Orman İşletme Müdürlüğü ekiplerine bırakıldığı öğrenildi. Ancak sahadaki görüntüler, denetimlerin yeterli düzeyde yapılmadığı yönünde eleştirilere neden oluyor.








Objektiflere yansıyan fotoğraflarda, çok sayıda vatandaşın ormanlık alan içerisindeki sahillere rahatlıkla girerek gün boyu vakit geçirdiği görülüyor. Özellikle yoğun sıcakların ve kuvvetli rüzgârın etkili olduğu günlerde bu durumun, oluşabilecek bir ihmal veya dikkatsizlik sonucu yeni orman yangınlarına zemin hazırlayabileceği değerlendiriliyor.








Son günlerde Ayvalık, Gömeç ve çevresinde binlerce hektarlık alanın kül olduğu büyük orman yangınlarının ardından, vatandaşlar denetimlerin artırılmasını ve yasakların sadece kâğıt üzerinde kalmayıp sahada da etkin şekilde uygulanmasını istiyor.

Uzmanlar ise orman yangınlarıyla mücadelede en etkili yöntemin, yangın çıkmadan önce riskleri ortadan kaldıracak önleyici tedbirlerin eksiksiz uygulanması olduğuna dikkat çekiyor.

logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.