logo
23 AĞUSTOS 2026

Risaletin gayesi güzel ahlaktır

Resulullah’ın çok yönlü olan şahsiyetinde en bariz alamet, benzeri olmayan güzel ahlaka sahip kılınmış olmasıdır. Sayabileceğimiz bütün güzel vasıflar ve bu vasıflara dayanan bütün güzel tasarruflar bir insanda toplanmış olsa; yine de Resulullah’ın ahlakı daha üstün olurdu

23.08.2026 00:11:00
Haber Merkezi
 
Risaletin gayesi güzel ahlaktır
Risaletin gayesi güzel ahlaktır
"Resulullah'ın çok yönlü olan şahsiyetinde en bariz alamet, benzeri olmayan güzel ahlaka sahip kılınmış olmasıdır. Sayabileceğimiz bütün güzel vasıflar ve bu vasıflara dayanan bütün güzel tasarruflar bir insanda toplanmış olsa; yine de Resulullah'ın ahlakı daha üstün olurdu.

O'nun ahlaka dayalı bütün hal, hareket ve yaşantısında da harikulade meziyetlerle donatılmış olmasının getirdiği üstünlükten başka bir şey bulmak mümkün değildir. O'nun yüce şahsiyetinin en bariz alameti olan güzel ahlakı, aynı zamanda risaletinin de gayesini oluşturmaktadır.

Nitekim bizzat Kendileri risaletlerinin gayesini şu ifadeleriyle beyan etmişlerdir: "Ben ancak güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim." Cenab-ı Hak da Kur'an-ı Kerim'de Peygamber Efendimizin bu sözünü teyiden, "Ve Sen şüphesiz yüce bir ahlaka sahipsin"   buyurmaktadır.

Hz. Resulüllah (s.a.v.), risalet gayesinin tahakkuku için son nefesine kadar gayret edip üstün ahlaka sahip bir toplum yetiştirmiştir. Toplumun bu düzeye gelmesiyle birlikte iman da, ibadet de, hukuk da, düzen de yerli yerine oturmuştur.

Zira bir toplum üstün ahlak üzere yetiştirilip terbiye olunduğu hâl ve tavır üzere yaşıyorsa, o toplumda iman, ibadet, adalet ve merhametin de üst düzeyde olduğu sonucuna rahatlıkla varılabilir.







Tersini düşünürsek, bir şahısta veya toplumda ahlaki güzellikler seyredilemiyorsa, iman ettiğini söyleyenler çok olsa da iman kökleşmemiş, ibadet edenler çok olsa da ibadetin özüne varılamamış, kardeşlik, adalet, hak ve hukuk var deniliyorsa da hakikatine erişilememiştir.

Kısacası, ahlaki bir hayat, fert ve toplumların Allah'ın rızasına uygun bir hayat yaşayan kullar olup, olmadıklarının göstergesi mesabesindedir. Zira Hz. Resulüllah bizzat Kendi lisanıyla üstün ahlakı risaletinin gayesi olarak bildirdiği gibi kişinin din, iman ve ibadetini değerlendirmede mikyas olarak seçmiş ve bizlere nice örneklerini göstermiştir.

Resulullah'a (s.a.v.) soruldu: "Müminlerin hangisi, iman cihetinden en faziletlidir?"

"Ahlakça en güzel olanları" diye cevap verdiler.

Yine Kendisine, "Amellerin hangisi faziletlidir" şeklinde sorulduğunda, "Güzel ahlak" buyurmuşlardı.







Resulullah'a (s.a.v) denildi: "Falanca kadın gündüzleri oruçla, geceleri ibadetle geçirir. Fakat ahlakı kötü olup, etrafındakilere dili ile eziyet verir."

Efendimiz (s.a.v.), "Ondan hayır yoktur, cehennem ehlindendir" buyurdular.

"Sirkenin balı bozduğu gibi, kötü ahlak da amelleri bozar" şeklindeki veciz söz de Hz. Peygambere aittir.

Biri, Resulullah'ın (s.a.v.) önüne durup sordu: "Ey Allah'ın Resulü, din nedir?"

"Güzel ahlaktır" buyurdular. O kişinin soruyu iki kere tekrarlamasına karşılık Resulüllah Efendimiz yine aynı cevabı verdiler.

Bu hadisler, kişinin din, iman ve ibadetini ölçerken ahlakının mikyas edinildiğini ve bu unsurları güzel kılan yegâne vasfın, güzel ahlak olduğunu ifade etmektedir.

"Allah'ım, yaratılışımı güzel kıldığın gibi, ahlakımı da güzelleştir. Allah'ım, Beni çirkin huylardan uzaklaştır. Allah'ım, Beni en güzel ahlaka ulaştır. En güzel ahlaka Beni ancak Sen ulaştırıp hidayet edebilirsin"   şeklinde dua eden Peygamber Efendimiz, bu duasıyla güzel ahlaka olan iştiyakını sergilediği gibi o güzel ahlaka sahip olmanın anahtarı olduğunu da hadislerinde müjdelemişlerdir.

"Sizin Bana en sevgili ve kıyamet gününde Bana en yakın oturacak olanınız, ahlakı en güzel olanlarınız, alçak gönüllü olanlarınız, ülfet eden ve kendisiyle ülfet olunanlarınızdır."

"İnsanları cennete en çok sokacak olan Allah korkusu ve güzel ahlaktır."







Bir savaş sonrasında Tay Kabilesi esirlerinden kabile reisi Hakim et-Tai'nin kızı Resulullah'a gelerek, "Ey Muhammed, beni salıvereceğini umuyorum. Zira benim babam, etrafında bulunanları himaye eder. Köleleri azat edip, açları doyurur, bir ihtiyaç için gelen hiç kimseyi geri çevirmezdi" deyince, Resulüllah şöyle buyurdular:

"Ey kızım! Bunlar gerçek müminlerin sıfatıdır. Şayet baban, Müslüman olsaydı, onun için Allah'tan rahmet dilerdik."

Sonra ashabına emir buyurdular: "Onu bırakıverin. Babası mekarim-i ahlakı severmiş. Muhakkak ki, Allah da mekarim-i ahlakı sever."

Ashaptan Ebu Bürde (r.a.) ayağa kalkarak dedi ki: "Ey Allah'ın Resulü, Allah mekarim-i ahlakı sever mi?"

Resulüllah, "Nefsim yed-i kudretinde olan Allah'a yemin olsun ki, cennete ancak güzel ahlaklı olanlar girecek" buyurdular. (Prof. Dr. Haydar Baş, Rahmet-el lil Alemin eseri 2. Cilt)

Tarsus-Kazanlı sahilinde plastik kirliliği

Mersin'in Kazanlı ile Tarsus ilçesi arasındaki sahil şeridinde görülen yoğun plastik ve naylon parçaları, ciddi bir çevre kirliliğini gözler önüne serdi

22.08.2026 16:38:00 / Güncelleme: 22.08.2026 16:41:44
İHA
 
Tarsus-Kazanlı sahilinde plastik kirliliği
Tarsus-Kazanlı sahilinde plastik kirliliği
Sosyal medyada 'leo_sano' olarak tanınan Levent Sancak, balık avında karşılaştığı manzaraya tepki gösterdi. Görüntülerde kıyı şeridinin çok sayıda küçük plastik parçasıyla kaplandığı görülürken Sancak, kirliliğin sahil boyunca devam ettiğini belirtti.






Sancak, benzer plastik parçalarını daha önce Adanalıoğlu sahilinde denize ulaşan bazı derelerde de gördüğünü, söz konusu parçaların bu noktalardan denize taşındığına şahit olduğunu ifade etti.

Kirliliğin kaynağının mutlaka araştırılması gerektiğini vurgulayan Sancak, plastik parçalarının sanayi bölgesinden veya başka bir noktadan geliyor olabileceği ihtimalinin yetkili kurumlar tarafından incelenmesini istedi.

Karşılaştığı manzaraya "Facia!" sözleriyle tepki gösteren Levent Sancak, "Bütün sahil plastik parçalarıyla dolu. Burada yüzdüğünüzü düşünün. Balıklara zarar, insanlara zarar, kuşlara zarar Buna ne yapmak lazım, kime şikayet etmek lazım'" diyerek yetkililere çağrıda bulundu.








Bölgedeki plastik kirliliğinin nereden ve nasıl kaynaklandığının tespit edilmesi, derelerden veya farklı noktalardan denize atık taşınıp taşınmadığının araştırılması ve sahil şeridinde gerekli temizlik çalışmalarının başlatılması bekleniyor.

Özellikle kirliliğin kaynağının belirlenerek denize plastik atık ulaşmasının önüne geçilmesi, hem insan sağlığı hem de deniz canlıları ve kıyı ekosisteminin korunması açısından büyük önem taşıyor.

Naylon ve plastik parçaları yalnızca sahilleri değil; denizleri, canlı yaşamını ve geleceği tehdit ediyor.

Afyon'da devrilen otobüste yaralanan 22 kişinin tedavileri devam ediyor

Afyonkarahisar'da kontrolden çıkan yolcu otobüsü devrilmesi sonucu yaşanan trafik kazasında hastaneye kaldırılanların tedavisi devam ederken, kazadan dolayı Afyonkarahisar-Antalya karayolunun bir yönü yaklaşık 2 saat trafiğe kapalı kaldı

22.08.2026 12:32:00
İHA
 
Afyon'da devrilen otobüste yaralanan 22 kişinin tedavileri devam ediyor
Afyon'da devrilen otobüste yaralanan 22 kişinin tedavileri devam ediyor
Kaza, Sinanpaşa ilçesine bağlı Tınaztepe Kavşağınde meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, İstanbul'dan Antalya istikametine giden Gold İstanbul isimli firmaya ait idaresindeki 07 AVB 373 plakalı Temsa marka yolcu otobüsü kavşağa geldiği esnada henüz belirlenemeyen bir sebepten ötürü bariyerlere çarparak devrildi.






Kazada araçta bulunan 45 kişiden 22'si yaralandı. Yaralılar kaza sonrası olay yerine gelen ambulanslarla hastanelere kaldırıldı.








Kazadan dolayı Afyonkarahisar-Antalya karayolunun bir yönü yaklaşık olarak 2 saat trafiğe kapalı kaldı. Karayolu devrilen otobüsün vinç yardımıyla kaldırılmasının ardından tekrar ulaşıma açıldı. Kazada parçalanan bariyerlerin bir kısmının otobüsün içerisine girmesi ise olayın şiddetini gözler önüne serdi.








Kazanın ardından jandarma tarafından başlatılan incelemenin devam ettiği bildirildi.

Aydın-Muğla kara yolunda can pazarı

Aydın-Muğla kara yolunda sabah saatlerinde peş peşe meydana gelen 2 ayrı trafik kazası nedeniyle kara yolunda adeta can pazarı yaşandı

21.08.2026 13:55:00
İhlas Haber Ajansı
 
Aydın-Muğla kara yolunda can pazarı
Aydın-Muğla kara yolunda can pazarı
Aydın-Muğla kara yolunda bugün sabah saatlerinde peş peşe meydana gelen 2 ayrı trafik kazası nedeniyle kara yolunda adeta can pazarı yaşandı. Sabah saatlerinde Kırsal Savrandere Mahallesi yakınlarında meydana gelen kaza nedeniyle tıkanan yolda duran bir tırın altına giren otomobil sürücüsü ile yolcu olarak araçta bulunan kızı ağır yaralandı.






Kaza, sabah saatlerinde Muğla-Aydın kara yolu Hallaçlar köyü ile Savrandere köyü arasında meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, Çine istikametinden Aydın istikametine seyir halinde olan 09 C 3896 plakalı dorseyi çeken Ahmet T. yönetimindeki 09 C 0670 plakalı tır, yaklaşık 3-4 kilometre önünde meydana gelen başka bir kaza nedeniyle yol tıkandığı için durdu. Bu sırada aynı istikamete seyir halinde olan Yüksel Can yönetimindeki 09 ASF 378 plakalı otomobil, önündeki tıra arkadan çarptı.







"Baba ve kızını kurtarmak için herkes seferber oldu"

Kaza sonrası otomobil sürücüsü Yüksel Can ile araçta yolcu olarak bulunan kızı Tuğçe Can, otomobilde sıkıştı. Kaza ihbarının ardından kazanın hemen birkaç kilometre ilerisinde başka bir kaza nedeniyle bulunan itfaiye ekipleri, ihbarla birlikte saniyeler içinde diğer kazaya yetişti. Bu sırada Çine 112 Acil Servis'te çalışıp mesailerini tamamlayarak Aydın'a dönmekte olan sağlık görevlileri de kazazede baba ve kızına ilk müdahale yaptı. Sıkıştıkları araçtan çıkarılan baba ve kızı olay yerinde yapılan ilk müdahalenin ardından ambulansla hastaneye kaldırıldı.








"Durumları ağır olan baba-kız birbirini sordu"

Kazadan sonra ilk olarak araçtan çıkarılan Tuğçe Can, kendi durumuna aldırış etmeden çevresindekilere babasının durumunu sordu. Aynı şekilde başından ağır yaralanan baba da kendi acısını unutup çevresindekilere kızının durumunu sordu. Adnan Menderes Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi'ne kaldırılan baba ve kızın durumunun ağır olduğu öğrenildi.







Kaza ile ilgili inceleme başlatıldı.

Kanal İstanbul'lun ilk köprüsünde 250 tonluk dev operasyon

Kanal İstanbul projesi kapsamında yapımına başlanan ve projenin ilk köprüsü olma özelliğini taşıyan Sazlıbosna Köprüsü inşaatında, 250 tonluk dev tabliye kaldırma operasyonu gerçekleştiriliyor. Havadan çekilen görüntülerde, Sazlıbosna Barajı'ndan başlayıp Küçükçekmece Gölü'ne ve ardından Marmara Denizi'ne kadar uzanan Kanal İstanbul güzergahı tek bir karede net bir şekilde gözler önüne serildi

19.08.2026 12:11:00
İHA
 
Kanal İstanbul'lun ilk köprüsünde 250 tonluk dev operasyon
Kanal İstanbul'lun ilk köprüsünde 250 tonluk dev operasyon
Gündüz ve gece kesintisiz süren hummalı çalışmalarda, her biri 250 tonu bulan dev çelik tabliyeler, milimetrik hesaplamalarla köprüye bağlanılıyor. Havadan çekilen görüntülerinde, köprü inşaatının görkemli yapısı ve Kanal İstanbul güzergahının coğrafi hattı dikkat çekiyor. Sazlıbosna Baraj Göleti'nin iki yakasını birleştiren köprü, göğe yükselen sarı renkli kule vinçler ve çelik eğik askı kabloları eşsiz bir manzara oluşturuyor.






Yüksek irtifadan çekilen fotoğrafta, Sazlıbosna'dan başlayarak güneye doğru kıvrılan vadi hattı, Küçükçekmece Gölü ve ufukta Marmara Denizi üzerinde demirleyen gemiler tek bir havadan çekilen karede net bir şekilde gözüktü. Gece çekimlerinde köprünün ışıklandırma sistemlerinin ilk denemelerinin yapıldığı gözüküyor. Işıkların farklı renkte yandığı havadan çekilen görüntülere yansıdı








Tek seferde 250 tonluk dev yükler havada

Köprü inşaatının kalbini oluşturan tabliye kaldırma operasyonu, sahadaki uzman ekipler tarafından büyük bir hassasiyetle yönetiliyor. Projede görev yapan Sancak Operatörü Berkay Mutlay, "Kanal İstanbul'un ilk köprüsü olarak tanımlanacak Asmalı Eğri Köprü'de tabliye kaldırma operasyonumuzu devam ettiriyoruz. Tabliye kaldırma esasının programlamasını Ocak ayında yaptık, Şubat ayında ise fiili kaldırma işlemlerine başladık. Aralık ayı sonu itibarıyla tabliye kaldırma işini tamamlamayı hedefliyoruz. Köprünün toplam 17 ana tabliyeden oluşuyor. şu anda 11'inci tabliyenin montaj aşamasındayız. Her bir tabliyenin ağırlığı 250 ile 252 ton arasında değişmektedir. Main span (ana açıklık) tarafındaki tabliye 250 ton, side span (yan açıklık) tarafındaki tabliye de aynı şekilde 250 ton ağırlığa sahiptir. Karşılıklı kaldırma yapıldığında ana gövdede toplam 500 tonluk bir yük dengesi yönetilmektedir" dedi.








Türkiye'de bir ilk: Cıvatalı köprü teknolojisi

Dev tabliyeler Strandjack vinçler yardımıyla yükseltilip köprü gövdesindeki hedeflenen seviyeye getirildiklerini ifade eden Mutlay, "Haritacı mühendisler tarafından lazerli konumlandırma yapılıyor. Yaklaşık 1 gün süren montaj ardından, tabliyenin tam haritalandırılmış yerine oturmasıyla birlikte cıvatalama işlemine geçiliyor.








Yaklaşık 12 ila 13 saat süren cıvatalama süreci, köprü mühendisliği açısından da bir ilke imza atıyor. Sazlıbosna Köprüsü, Türkiye'de büyük ölçekli eğik askılı köprüler arasında özel cıvatalı birleştirme teknolojisinin ilk defa bu kapsamlı kullanıldığı yapılardan biri olma özelliğini taşıyor.






Furkan Vakfı'na operasyon: Alparslan Kuytul, eşi ve çok sayıda kişi gözaltında

Adana'da Furkan Vakfı'na yönelik düzenlenen operasyonda Kurucu Başkan Alparslan Kuytul ve eşi Semra Kuytul'un yanı sıra çok sayıda vakıf üyesinin gözaltına alındığı öğrenildi

19.08.2026 09:18:00
İHA
 
Furkan Vakfı'na operasyon: Alparslan Kuytul, eşi ve çok sayıda kişi gözaltında
Furkan Vakfı'na operasyon: Alparslan Kuytul, eşi ve çok sayıda kişi gözaltında
Adana Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, şafak vakti Furkan Vakfı'na yönelik operasyon düzenledi. Vakfın Kurucu Başkanı Alparslan Kuytul'un evinin önüne çok sayıda polis ekibi sevk edilirken, evde arama yapılıp Alparslan Kuytul ve eşi Semra Kuytul gözaltına alındı.








Öte yandan aynı operasyonda çok sayıda vakıf üyesi de gözaltına alındı.








Kuytul çifti ve vakıf üyeleri geniş güvenlik önlemleri altında sağlık raporu için Adana Adli Tıp Kurumu'na getirildi. Sağlık raporunun ardından gözaltına alınan kişiler emniyete götürüldü.















Dalgalı denize girmek, yüzme bilen için de tehlikeli

Dalgalı bir deniz, kıyıdan bakıldığında yalnızca hareketli ve coşkulu bir doğa manzarası gibi görünse de suyun altına adım atıldığı andan itibaren ciddi güvenlik riskleri barındırır

18.08.2026 15:34:00
Hasan Gündoğdu
 
Dalgalı denize girmek, yüzme bilen için de tehlikeli
Dalgalı denize girmek, yüzme bilen için de tehlikeli
Dalga yüksekliğinin arttığı durumlarda denize girmek, yüzme seviyesi ne kadar ileri olursa olsun hayati tehlikeler doğurur.






Rip akıntıları iyi yüzücü dinlemez

Dalgalı havalarda karşılaşılan en büyük tehlike, kıyıya ulaşan büyük su kütlelerinin geri dönüş yolunda oluşturduğu çeken akıntılardır (rip akıntısı). Kıyıya çarpan dalgalar açığa doğru hızlı ve dar bir hat boyunca akış başlatır.

Bu akıntı, yüzücüyü çok kısa sürede sahilden onlarca metre açığa sürükleyebilir. Çeken akıntıya yakalanan kişilerin en sık yaptığı hata akıntıya karşı kıyıya doğru yüzmeye çalışmaktır; bu durum hızla enerjinin tükenmesine ve boğulmaya yol açar.






Fiziksel yorgunluk ve panik faktörü

Sürekli tekrarlayan güçlü dalgalar, yüzücünün su yüzeyinde kalmasını son derece güçleştirir.

Nefes Kontrolünün Kaybı: Başın üstünden geçen dalgalar düzensiz nefes alıp vermeye neden olur, su yutma ve akciğerlere su kaçma riskini artırır.

Kas Yorgunluğu: Dengesiz dalga hareketleriyle mücadele etmek kasları hızla yorar, kramplara ve hareket kabiliyetinin kısıtlanmasına sebep olur.

Mental Panik: Su altında kalma süresi uzadıkça panik duygusu artar; panik ise mantıklı karar verme yetisini engelleyerek tehlikeyi ikiye katlar.






Görüş mesafesi ve zemin değişimleri

Sert dalgalar deniz tabanındaki kum, taş ve tortuyu havalandırarak suyun bulanıklaşmasına yol açar. Su altındaki görüşün sıfıra inmesi; dipteki kayalıkların, ani derinleşen çukurların veya zehirli deniz canlılarının fark edilmesini imkânsız kılar.

Ayrıca dalgaların kuvveti, kıyı şeridindeki kum tabakasını yerinden oynatarak daha önce sığ olan alanlarda aniden derin yarlar oluşturabilir.






Kıyıya çarpma ve travma riski

Kıyıya yakın noktalarda kırılan büyük dalgalar (kırılan dalga zonu), insan vücudunu bir tüy gibi savurma gücüne sahiptir. Yüzücüyü sert bir şekilde deniz tabanına, kayalıklara veya iskele ayaklarına çarparak omurga yaralanmaları, kırıklar ve bilinç kaybı gibi ağır travmalara neden olabilir.

Bu nedenlerle, denizin dalgalı olduğu günlerde cankurtaran uyarılarına ve kırmızı bayrak işaretlerine kesinlikle uyulmalı, yüzmek yerine deniz güvenli mesafeden izlenmelidir.

Rize'de Balıkçı köylülerinin kafes balıkçılığı tepkisi

Rize'nin Pazar ilçesinde, köylerinin açığında kafes balıkçılığı yapılmasını istemeyen Balıkçı köyü sakinleri, limana malzeme getirecek vinci engellemek için eylem başlattı

18.08.2026 12:24:00
İHA
 
Rize'de Balıkçı köylülerinin kafes balıkçılığı tepkisi
Rize'de Balıkçı köylülerinin kafes balıkçılığı tepkisi
Rize'nin Pazar ilçesine bağlı Balıkçı köyü sakinlerinin, kayıkhaneye yakın alanda hayata geçirilmesi planlanan kafes balıkçılığına gösterdiği tepki sürüyor. Kurulacak balık kafeslerinin geçimini balıkçılıkla sağlayan köye zarar vereceğini düşünen köylüler, gece gündüz nöbet tutarak denize kafes kurulmaması için mücadele ediyor.






Bugün limana malzeme geleceğini duyan köylüler sabahın ilk ışıklarıyla beraber liman içerisinde toplanarak oturma eylemi başlattı. Rize İl Jandarma Komutanlığı'na bağlı ekipler tarafından bölgede geniş çapta güvenlik önlemi alınırken, zaman zaman vatandaşla jandarma arasında gergin anlar yaşandı.






Büyükçekmece'de 4 bloktan oluşan 48 bağımsız konutun yıkımı başladı

İstanbul'un Büyükçekmece ilçesinde muhtemel depremde yıkılma tehlikesi bulunan 4 bloktan oluşan 48 bağımsız konutun kentsel dönüşüm çalışmaları, Büyükçekmece Belediyesi'nin katkılarıyla yıkılmaya başlandı

18.08.2026 12:21:00
İHA
 
Büyükçekmece'de 4 bloktan oluşan 48 bağımsız konutun yıkımı başladı
Büyükçekmece'de 4 bloktan oluşan 48 bağımsız konutun yıkımı başladı
Büyükçekmece ilçesinde muhtemel Marmara Depremi'nde, yıkılma tehlikesiyle karşı karşıya olan ve yapılan testlerde riskli yapı ilan edilen konutların kentsel dönüşüm çalışmaları bugünde devam etti. Atatürk Mahallesi'nde bulunan 4 bloktan oluşan 48 bağımsız konutun yıkımı, Büyükçekmece Belediyesi katkılarıyla bugün başladı.






1988 ve 1995 yılları arasında yapıldığı öğrenilen binaların kentsel dönüşüm çalışmalarını Büyükçekmece Belediye Başkan Vekili Hakan Çebi'de geldi. Çebi burada çalışmalar hakkında bilgiler aldı.








Yıkım çalışmaları hakkında bilgiler veren Büyükçekmece Belediye Başkan Vekili Hakan Çebi, "Dün 17 Ağustos Marmara Depremi'nin yıl dönümündeydik. Depremde hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah'tan rahmet diliyorum, mekanları cennet olsun. Biz bu acıların tekrar yaşanmaması, aynı durumlara düşmemek için vatandaşlarımız ve belediyemizle kentsel dönüşüm sürecini daha da hızlandırmamız gerekiyor ve bu amaçla bugün Atatürk Mahallesi'ndeyiz. Burada bulunan iki ayrı parsel üzerinde, toplam bir kısmı 1989 yılında, bir kısmı 1995 yılında yapılmış toplam 48 bağımsız bölüm mevcut... 






Dört blok üzerinden yapılan incelemelerde, tetkiklerde burasının riskli sınıfta yapı olduğu tespit edilmiştir. Bundan sonra kat malikleri ve belediyemiz bir araya gelerek kentsel dönüşüm sürecini başlattık ve bugün de bu kentsel dönüşümün ilk aşaması olan yıkım için buradayız. Yıkımdan sonra bu iki parseli birleştirerek yeni süreçte toplam 72 bağımsız bölüm, kat otoparkı ve yeşil alan olmak üzere devletimizin verdiği Yarısı Bizden Kampanyası'ndan da burası faydalanacaktır. Ben yeni binalarımızın kat maliklerine hayırlı olmasını diliyorum. Kentsel Dönüşüm Müdürümüze de emekleri için teşekkür ediyorum. Firmaya da teşekkür ediyorum. Hayırlı olsun tekrardan" dedi.






Konya Ovası'nda obruk alarmı: Sayı 740'ı aştı

Konya Ovası'nda yıllar içinde artan obruklara ilişkin çalışmalar sürerken, Konya Kapalı Havzası'nda tespit edilen obruk sayısının 740'ın üzerine çıktığı belirlendi. Konya Teknik Üniversitesi Obruk Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Fetullah Arık, Konya'da daha önce 600 civarında olan obruk sayısının günümüzde 700 seviyesine ulaştığını belirterek, bölgedeki artışa dikkat çekti

17.08.2026 13:41:00
İHA
 
Konya Ovası'nda obruk alarmı: Sayı 740'ı aştı
Konya Ovası'nda obruk alarmı: Sayı 740'ı aştı
Konya Kapalı Havzası'nda obruk oluşumlarıyla ilgili envanter çalışmaları devam ediyor. Yapılan son çalışmalarla birlikte havza genelinde 740'ın üzerinde obruk tespit edilirken, bunların yaklaşık 700'ünün Konya Havzası içerisinde, 25-30 kadarının Karaman'da, 8-10 kadarının ise Aksaray'da bulunduğu ifade edildi. Konya Teknik Üniversitesi Obruk Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Fetullah Arık, Konya'daki obruk sayısının geçmiş yıllara göre önemli ölçüde arttığını belirterek, "Konya'da envanter çalışmaları esnasında 600 civarında obruktan söz ediyorduk. Günümüzde artık 700 civarında obruktan söz ediyoruz" dedi.






2020'den bu yana artış

Obrukların sayısındaki artışın dikkat çektiğine değinen Prof. Dr. Arık, 2020 yılında Karapınar çevresindeki sayımlarda yaklaşık 500 obruk bulunduğunu, günümüzde aynı bölgede 600 civarında obruktan söz edilebildiğini söyledi. Arık, "Konya'da envanter çalışmaları esnasında 600 civarında obruktan söz ediyorduk. Günümüzde artık 700 civarında obruktan söz ediyoruz. AFAD'ın yapmış olduğu çalışmalar halen devam ediyor. Konya, Karaman ve Aksaray için duyarlılık, Konya için tehlike haritasının hazırlığı da devam ediyor. Merkezimiz de bu hususta çalışmalarını sürdürüyor. Örneğin 2020 yılında Karapınar çevresindeki sayımlar sonucunda 500 civarında obruk vardı. Şimdi aynı bölge içerisinde 600 civarında obruktan söz edebiliyoruz" şeklinde konuştu.








Obrukların oluşumunda doğal yapı ve su etkili

Obruk oluşumlarının doğal jeolojik şartlara bağlı olarak meydana geldiğini anlatan Prof. Dr. Arık, "Obruk oluşumları aslında doğal jeolojik şartlara bağlı olarak meydana geliyor. Özellikle kaya yapısı son derece önemli. Suyla karşılaştığı zaman çözünebilir nitelikteki birimlerin olduğu yerlerde su ve kaya etkileşimi sonucunda yer altındaki küçük boşluklar büyük mağaralara evrilebiliyor ve zaman içerisinde mağara tavanlarının ağırlığını taşıyamayarak çökmeleri sonucunda oluşuyor. Bu normal, doğal jeolojik şartlar demek yani kaya türü. Tabii suyun hareketine imkan verecek nitelikte yer altındaki örtülü kırıklar, faylar ve yer altındaki birimlerin gözenekleri bunda önemli etkenler. Yer altı suyunun süreksizliği, yer altı suyunun varlığı, seviyesi ve suyun karakteristiği son derece önemli obruk oluşumları için. Örneğin Konya yöresinde hafif asidik nitelikte sular, çözünürlüğü biraz daha artırıcı bir faktörle karşımıza çıkıyor" ifadelerini kullandı.








Kuraklık ve aşırı yer altı suyu kullanımı

Arık, "Tabii su seviyesindeki değişkenliklere en önemli etki iklim değişikliği içinde bulunduğumuz dönemde. Örneğin 2025 yılı son 40 yılın, 50 yılın en sıcak dönemi olarak kayıtlara geçti. Ötesinde 2026 yılında da özellikle bahardan sonra meydana gelen yağışlarda yine son 60 yılın en yağışlı periyodu olarak söylenebilir. Yani bu şekilde iklim değişikliğinin tam da özeti olarak söyleyebiliriz. Uzun süreli kuraklıklar, ani yağışlı periyotlar gibi olaylar iklim değişikliğinin sonucu. Tabii vatandaşlar bölgede tarıma da devam edebilmek için mecburen yer altı sularına başvuruyorlar. Yer altı sularını kullanma ve su seviyesindeki değişiklik de yine önemli etkenlerden bir tanesi. Özellikle düşündüğümüzde suyun yer altı seviyesindeki temel etkeni, aşırı suya olan talep olarak söyleyebiliriz" dedi.








"Deprem-obruk ilişkisi için daha fazla veriye ihtiyaç var"

Fayların obruk üzerindeki etkisine de değinen Fetullah Arık, "Tabii bu, obruk oluşumlarıyla ilgili olarak biraz önce fayların da etkisinden bahsetmiştik. Yani faylar birincisi, suyun hareketine imkan veren yer altındaki süreksizlikleri meydana getiriyor. İkincisi, bu faylara bağlı meydana gelmiş olan depremler de obruk oluşumlarını, çökmeyi tetikleyen faktörlerden bir tanesi. Dünyanın pek çok yerinde faylar, depremler ve obruk ilişkileri kurulabilmiş durumda. Bu bölge içerisinde en önemli sorun, obrukların tam olarak ne zaman oluştuğuyla ilgili kesin verilerin olmayışı. Depremlerle ilgili kayıtlarda saati, tarihi her şey net olmasına rağmen obruklarla ilgili böyle bir kayıt olmadığı için depremle obruk ilişkisi de tam olarak kurulamıyor. Ancak bazı depremlerden sonra, o dönemde depremle eş zamanlı ya da birkaç gün sonra veya birkaç hafta sonra bazı obrukların oluştuğunu biliyoruz. Burada deprem-obruk ilişkisi vardır diyebilmek için yetersiz veri olarak özetleyebiliriz" diye konuştu.






logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.