logo
11 TEMMUZ 2026

Rize'de çöken yolla ilgili tahliye edilen bina sakinleri "Biz uyarmıştık" dedi

Rize'de merkezde çökme meydana gelen yolun üst kısmında bulunan 2 binanın sakinleri olaydan önce çalışanları uyardıklarını, sonrasında yolda çökmenin meydana geldiğini iddia etti

11.07.2026 17:04:00 / Güncelleme: 11.07.2026 17:07:25
İHA
 
Rize'de çöken yolla ilgili tahliye edilen bina sakinleri "Biz uyarmıştık" dedi
Rize'de çöken yolla ilgili tahliye edilen bina sakinleri "Biz uyarmıştık" dedi
Rize Merkez İslampaşa Mahallesi, Şehitler Çeşmesi Sokak'ta alt tarafta gerçekleşen yurt inşaatının taş duvarının çökmesi sonucu yolda göçük meydana geldi. Çöken yolun üst kısmında bulunan 8 daireden oluşan 5 katlı Topçu Apartmanı ve 18 daireden oluşan 7 katlı Denizgören Apartmanı tedbir amaçlı boşaltıldı. Boşaltılan binalarda yaşayan 5 kişiden oluşan toplamda 3 aile Rize Öğretmen Evi'nde misafir edildi. Yolda meydana gelen göçük çevredeki bir iş yerinin kamerasına yansırken duvarın ilk çökme anı ise bir vatandaş tarafından cep telefonu ile anbean kaydedildi.






Öte yandan 2 şehidin kabrinin bulunduğu alanda duvarın çökmesi sonucu hasar alırken bölge drone ile havadan görüntülendi. Olay anını anlatan bina sakinleri ise çökmenin başladığı sırada bölgede arabalar ve vatandaşlar olduğunu, bina sakinin çökmeyi anlaması sonrasında vatandaşları ve araç sahiplerini uyarması ile bölgede oluşabilecek bir facianın önüne geçildiği savundu. Çökme başlamadan önce çalışanları da uyardıklarını iddia eden bina sakinleri eşyaları evlerinde kaldığı için mağduriyet yaşadıklarını dile getirdi.








"Cumaya gitmeden hemen önce operatörü uyardım"

Göçük meydana gelmeden önce evden çıkan ve göçüğün olabileceğini düşündüğü için inşşaat alanında çalışan operatörü uyardığını dile getiren Yaşar Topçu isimli vatandaş "Cuma namazına hazırlandım gidiyordum. Baktım operatör alt kısımda çalışıyor, duvarın 3-4 metre gerisinden. Dedim ona ki: 'Arkadaş, burası bu duvar perde beton değil. Bu yığma duvardır, bu çöker.' dedim. Bana hiç bakmadan gitti. O anda namazı kıldım, gittim merkeze, işlerimi gördüm, geldim. Arkadaş burada bekliyordu. Dedi bana ki: 'Yaşar abi' dedi, 'Geçme o yana' dedi bana, 'Çöküyor bura çatladı.' 'Ben oradan dönüp hemen geliyorum.' dedim. Döndüm gittim arabayı ileri çektim. Gelene kadar 'pof' çöktü! Arkadaş gördü olayı. Orada oturan bayanlar vardı, onları kovdu oradan. Arabaların sahibine haber verdi" şeklimde konuştu.








"Benim elbisem yok, her şeyim içeride. İlaçlarım içeride"

Bütün kıyafetlerinin ve ilaçlarının evde kaldığını o nedenle mağduriyet yaşadığını sözlerine ekleyen Topçu "Bizim halımız ne olacak şimdi' Mağduruz. Benim elbisem yok, her şeyim içeride. İlaçlarım içeride. Polise diyorum 'Bırak alayım onları.', izin vermiyor. Vali mi gelecek buraya, kim gelecek buraya' Gelsin buraya, benim elbiselerimi alsın bize. Elbisemi götürecek, eve mi getirecek beni, ne edecek' Ben böyle pis mi gezeceğim'" ifadelerini kullandı.








Konaklama için kendisine öğretmen evi önerisinde bulunulduğunu ancak akrabalarının yanında kalabileceği için kabul etmediğini de ifade eden Topçu "Kızımın evine kalırım. Bana dediler 'Öğretmenevine alalım seni'. Dedim: 'Yok, benim kızım var burada, akrabalarım falan kalırım.' Benim barınma, barınmak için kıtlığım yok. Burada ne olacağını şu anda ben hiç bilmiyorum. Şu anda bekliyoruz ne olacak diye" şeklinde konuştu.








"'Allah aşkına çalışmayı durdurun' dedim"

Yolun yan kısımlarında kopmalar olduğunu fark ettiğini ve bu nedenle uyarıda bulunduğunu dile getiren Şaban Pehlivan, bölgede olan araç ve vatandaşları uzaklaştırmak için harekete geçtiğini kaydederek "Baktım aşağıya doğru bir toprak kayması gördüm, şüphelendim. Arabalar, komşu arabalar hep orada. Şüphelendim ama adam yine çalışıyor. Çıkarmaya devam ediyor. Ben indim evden aşağı, baktım sağ sol bertilmeye başladı. Arabayı hemen çıkarttım, komşuların arabasını çıkarttım şehitliğin yanında olan. Bir çocuk, iki tane bayan, onları uzaklaştırdım tehlike olacak diye. Emniyeti aradım. Ve bunlar çalışmaya devam ediyor. Baktım bu ev gitmek üzere, yollar gitmek üzere, can kaybı olacak. Dedim: 'Çalışmayı durdurun' dedim. 'Allah aşkına' dedim 'çalışmayı durdurun, yeter. Bizi buralardan çıkaracaksınız ama can kaybı olacak, bırakın' dedim. Bağırdım, çağırdım, sonuçta bu vaziyete geldik" diye konuştu.






BTP 2026 Gençlik Kampı tamamlandı

Bağımsız Türkiye Partisinin 2026 Yaz Gençlik Kampı sona erdi. Bu yıl Afyonkarahisar’da düzenlenen ve ülke genelinde yaklaşık 2 bin kişinin katıldığı kampta seminerler, teşkilat toplantıları, yarışmalar ve gençlik şöleni düzenlendi. 3 gün süren ve renkli görüntülere sahne olan kamp, BTP lideri Hüseyin Baş’ın kapanış konuşmasıyla sona erdi

06.07.2026 16:10:00
Haber Merkezi
 
BTP 2026 Gençlik Kampı tamamlandı
BTP 2026 Gençlik Kampı tamamlandı
Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Geleneksel Yaz Gençlik Kampını bu yıl da Afyonkarahisar'da gerçekleştirdi.

BTP Gençlik Kampına Türkiye'nin dört bir yanından binlerce kişi katıldı.

İlk ziyaret Kocatepe'ye

Kamp, BTP liderinin gençlerle birlikte Mustafa Kemal Atatürk'ün Büyük Taarruzu başlattığı Kocatepe'yi ziyaretiyle başladı.

BTP'liler Kocatepe'de Atatürk ve milli mücadele kahramanları için dua etti.

Hüseyin Baş burada yaptığı açıklamada; "Buradan 26 Ağustos'ta başlatılan taarruz aslında Yunan'a karşı başlatılan bir taarruz değil bütün emperyalist güçlere karşı bir taarruzdur. Çünkü bütün emperyalist güçler o sembol ülke Yunanistan'ın arkasında. Yunanın şöyle özel bir durumu da var; Yunan bütün Avrupa'nın kültür atası olarak kabul edilir. Dolayısıyla Yunanistan'ın galip gelmesi demek bütün batı ve Hristiyan gibi bir algıya da sebep olduğu için bütün dünya arkasında. Atatürk ve yüce Türk milleti, Türk ordusu sadece o küçük bir Yunan ile mücadele etmedi. Buradan başlayan harekat bütün emperyalizmin bağrına bir hançer saplama operasyonudur ve başarıya ulaşmış bir operasyondur" dedi.






"Atamıza söz verdik"

Kampın en coşkulu anlarından biri de BTP liderinin otele gelişiydi.

Gençler Hüseyin Baş'ı sloganlar ve meşalelerle karşıladı.

Kampın başında kısa bir selamlama konuşması yapan Hüseyin Baş, "2026 yılı Bağımsız Türkiye Partisi Geleneksel Gençlik Yaz Kampı'nı açıyoruz. Hayırlı uğurlu olsun. Buraya gelmeden önce biz gençlerle birlikte 26 Ağustos 1922 günü Atatürk'ün Büyük Taarruz'u başlattığı Kocatepe'deydik. Orada gençlerimizle Kocatepe'yi gezdik. Oradan inerken şu sözü verip indik; Atamıza ve tarihimize olan bağlılığımızı, onlara olan minnet borcumuzu, kanımızın son damlasına ve son nefesimize kadar ödemek için mücadele etmek üzere söz verdik ve bağımsız Türkiye hayalini hep birlikte gerçekleştirmek için bir kez daha yemin ettik. Hayırlı uğurlu olsun. Hepinizi tebrik ediyorum" İfadelerini kullandı.






Üye kampanyasında dereceye girenlere plaket verildi

Seminer, eğlence ve yarışların düzenlendiği kampta yapılan teşkilat toplantısında da parti faaliyetleri değerlendirildi.

Bu kapsamda gündem 6 aydır devam eden üye seferberliğiydi.

BTP, Yargıtay verilerine üye sayısını bu yılın ilk 6 ayında yüzde 263,49 artırarak tüm partiler arasında en yüksek oransal büyümeyi gerçekleştirdi. BTP'nin üye sayısı Yargıtay verilerine göre 14 bin 450'den 6 ay içerisinde 52 bin 525'e yükseldi.

Toplantıda üye çalışmalarında başarı gösteren teşkilat mensuplarına plaketleri verildi.

Türkiye genelinde dereceye girenler plaketlerini BTP lideri Hüseyin Baş'ın elinden aldı.






Penaltı ve halat çekme yarışında kıyasıya mücadele…

BTP Gençlik Kampının ikinci günü de renkli etkinliklere sahne oldu.

Çocuklar için düzenlenen etkinlikle başlayan 2. Gün programı penaltı turnuvası ve halat çekme yarışıyla devam etti.

Büyük çekişmelere sahne olan yarışları BTP lideri Hüseyin Baş da izledi, kendisi de penaltı atışı yaptı.

Birinci olan takıma ve yarışmacılara kupa ve madalyalarını BTP lideri takdim etti.






Satranç ve bilgi yarışması da düzenlendi

Satranç turnuvasının da düzenlendiği BTP kampı, akşam saatlerinde bilgi yarışmasıyla devam etti. Yarışma kıyasıya bir rekabete sahne oldu.

Gençler şölende kıyasıya eğlendi

Kampın 2. Gününün en coşkulu anı düzenlenen gençlik şöleniydi.

Türkiye'nin dört bir yanından gelen gençler şarkı, türkü ve marşlarla coşup eğlendi.






Kapanış konuşmasını BTP lideri yaptı

BTP Afyon kampı, 3. gününde BTP lideri Hüseyin Baş'ın yaptığı kapanış konuşmasıyla sona erdi.
Hüseyin Baş konuşmasında şu mesajları verdi:






"Bu kamplar sıradan organizasyonlar değildir"

"Bu kamplar sıradan organizasyonlar değildir. Bu kamplar, bundan tam 25 yıl önce ebedi Liderimiz Prof. Dr. Haydar Baş tarafından başlatılmış büyük bir geleneğin devamıdır.

Bu kamplar, sadece eğlenmek için yapılan buluşmalar değildir. Burada dostluklar kurulur.

Burada kardeşlikler güçlenir. Burada yarının kadroları yetişir. Burada fikirler üretilir. Burada Türkiye'nin meseleleri konuşulur. Burada gelecek planlanır. Bir gün bu ülkenin yönetiminde söz sahibi olacak insanların birbirini tanıdığı, birbirine inandığı ve birlikte yol yürümeyi öğrendiği bir mekteptir burası. İşte bu yüzden BTP gençlik kampları bizim için çok değerlidir.






"Sorun çok ama çözümsüz değiliz!"

Kıymetli gençler, Ülkemizde çok ama çok sorun var, iç karartıcı tablolarla dolu bir sürecin içindeyiz. Sorun çok ama çözümsüz değiliz! Çünkü biz bu milletin potansiyeline inanıyoruz.
Biz Türk gençliğine inanıyoruz. Biz bu toprakların yeniden ayağa kalkacağına inanıyoruz.

Çünkü bu millet büyük bir millettir. Çünkü bu millet tarih boyunca bütün zorlukları aşmayı başarmıştır. Ve inanıyorum ki bu salonda bulunan gençler, yarının daha güçlü Türkiye'sini inşa edecek kadrolardır. Sizler yalnızca bir siyasi partinin gençleri değilsiniz. Sizler bir medeniyet yürüyüşünün temsilcilerisiniz. Sizler bir bağımsızlık idealinin temsilcilerisiniz. Çünkü siz Mustafa Kemal'in askerlerisiniz, Prof. Dr. Haydar Baş'ın evlatlarısınız. Çünkü siz Bağımsız Türkiye gençliğisiniz."

Medyanın toplumsal huzuru sağlamadaki sorumluluğu

"Tık odaklı" haberciliğin ve sosyal medya algoritmalarının yarattığı yankı odaları, toplumsal fay hatlarını derinleştirirken; Barışçıl İletişim kavramı, yapay kutuplaşmalara karşı en güçlü panzehir olarak yeniden masaya yatırılıyor

05.07.2026 00:43:00
Abdülkadir Gündoğdu
 
Medyanın toplumsal huzuru sağlamadaki sorumluluğu
Medyanın toplumsal huzuru sağlamadaki sorumluluğu
Dijitalleşmenin zirve yaptığı, dezenformasyonun ve nefret söyleminin saniyeler içinde milyonlara ulaştığı 2026 dünyasında, medyanın toplumsal huzuru korumadaki rolü hayati bir kırılma noktasında. İletişim bilimciler ve sosyologlar, medyanın yalnızca bir "bilgi aktarıcısı" olmadığını, kullandığı dil ve kurguladığı çerçeveyle toplumsal barışı inşa etme ya da tamamen dinamitleme gücüne sahip olduğunu vurguluyor.

"Tık odaklı" haberciliğin ve sosyal medya algoritmalarının yarattığı yankı odaları, toplumsal fay hatlarını derinleştirirken; Barışçıl İletişim kavramı, yapay kutuplaşmalara karşı en güçlü panzehir olarak yeniden masaya yatırılıyor.







1. "Savaş Haberciliğinden "Barışçıl İletişim"e Geçiş

Geleneksel ve dijital medya, doğası gereği genellikle çatışmayı, dramı ve sansasyonel olayları ön plana çıkarma eğilimindedir. Ancak bu durum, toplumda "kronik bir güvensizlik ve düşmanlık" algısı yaratıyor.

Barışçıl iletişim yaklaşımı, medyanın şu temel sorumlulukları üstlenmesini zorunlu kılıyor:

Çatışmayı Değil, Çözümü Çerçevelemek: Olayları sadece "kazananlar ve kaybedenler" veya "biz ve onlar" ikilemiyle vermek yerine, tarafların altındaki temel ihtiyaçları ve ortak zeminleri görünür kılmak.

Şiddeti Sıradanlaştırmamak: Şiddet görsellerinin ve dilinin dramatikleştirilerek sunulması, toplumda empati duygusunu köreltirken, suça ve nefret söylemine karşı duyarsızlaşmaya yol açıyor.







2. Sosyal Medya Algoritmaları ve Toplumsal Kırılganlık

2026 yılı itibarıyla bireylerin haber tüketim alışkanlıkları büyük oranda yapay zekâ tabanlı algoritmalara bağımlı hale geldi. Bu algoritmalar, kullanıcıların öfke, korku ve nefret gibi ekstrem duygularını tetikleyen içerikleri daha fazla öne çıkarıyor.







Doğrulama (Fact-Checking) Sorumluluğu: Geleneksel gazeteciliğin kurumsal refleksleri, sosyal medyanın hız yarışı karşısında aşınıyor. Medya kuruluşlarının, toplumsal infial yaratma potansiyeli yüksek haberlerde "hız" yerine "doğruluk ve sağduyu" ilkelerini işletmesi toplumsal huzurun ilk kalkanıdır.






3. Dilin Gücü: Kelimeler Silaha Dönüşebilir

Kullanılan tek bir sıfat, haber başlığındaki manipülatif bir vurgu, mikro düzeyde komşuluk ilişkilerinden makro düzeyde etnik ve dini grupların bir arada yaşama kültürüne kadar her şeyi etkileyebilir. Medya; göçmenler, dezavantajlı gruplar veya siyasi fikri farklı olan kesimler hakkında haber yaparken "ötekileştirici" ve "kriminalize edici" dilden kaçınmakla yükümlüdür.







Gazetecilik Etiğinde Yeni Yol Haritası

Barışçıl iletişim, gerçekleri gizlemek ya da pembe bir tablo çizmek demek değildir. Aksine; gerçeği tüm boyutlarıyla, önyargılardan arındırarak ve toplumsal maliyetini hesaba katarak sunmaktır. Medyanın toplumsal huzurdaki sorumluluğu, olayların sadece "yangınını" göstermek değil, o yangının nasıl söndürülebileceğine dair yapıcı kamusal tartışmalara alan açmaktır.

BTP gençliği Afyon Kocatepe’de buluştu


 
Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) bu yılki Geleneksel Yaz Gençlik Kampını Afyonkarahisar'da gerçekleştiriyor. Türkiye'nin dört biryanından gelen gençlerin katıldığı kampın ilk gününde anlamlı bir ziyaret gerçekleştirildi. BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş gençlerle birlikte Mustafa Kemal Atatürk'ün Büyük Taarruzu yönettiği Kocatepe'yi ziyaret etti.

04.07.2026 13:49:00 / Güncelleme: 04.07.2026 13:58:29
HASAN GÜNDOĞDU
 
BTP gençliği Afyon Kocatepe’de buluştu
BTP gençliği Afyon Kocatepe’de buluştu

Kocatepe'de Dağ Başını Duman Almış marşıyla karşılanan BTP lideri büyük taarruza ilişkin BTP Genel Başkan Yardımcısı olan emekli asker Selim Oktay'ın yaptığı bilgilendirmeyi dinledi. Kocatepe'deki tarihi yerleri ziyaret eden BTP lideri yaptığı değerlendirmede ise dikkat çekici ifadeler kullandı.







BTP liderinin açıklamasından satır başları şöyle: "Bugün sözüm ona dünyanın süper gücü olarak nitelendirilen ABD ve Avrupa Birliği gibi devletler arkasında durduğu için küçücük İsrail dünyaya bir tehdit olarak, Ortadoğu'nun en büyük baş belası olarak ortada duruyor. Şimdi bu İsrailliler her dönemde oldu. Bundan 100 yıl öncesinin İsrail'i Yunanistan'dı. O günün şartlarında o günün süper güçlerini arkasına almış, onlardan her türlü mühimmatı, silahı, istihbaratı, insan kaynağını elde etmiş ve bu elde ettikleriyle birlikte Anadolu'nun işgali için o süper güçlerin maşası olmuş bir devlet."







"Buradan 26 Ağustos'ta başlatılan taarruz aslında Yunan'a karşı başlatılan bir taarruz değil bütün emperyalist güçlere karşı bir taarruzdur. Çünkü bütün emperyalist güçler o sembol ülke Yunanistan'ın arkasında. Yunanın şöyle özel bir durumu da var; Yunan bütün Avrupa'nın kültür atası olarak kabul edilir. Dolayısıyla Yunanistan'ın galip gelmesi demek bütün batı ve Hristiyan gibi bir algıya da sebep olduğu için bütün dünya arkasında. Atatürk ve yüce Türk milleti, Türk ordusu sadece o küçük bir Yunan ile mücadele etmedi. Buradan başlayan harekat bütün emperyalizmin bağrına bir hançer saplama operasyonudur ve başarıya ulaşmış bir operasyondur."







"İngiliz istihbaratı faaliyeti yürüten bazı odaklar var. Atatürk zevke ve sefaya düşkün, manevi değerleri olmayan bir insanmış gibi gösterilmek isteniyor. Peki kimdir Atatürk? Mustafa Kemal Atatürk Osmanlı devletinin paşası, son derece inançlı, son derece imanlı bir insan. Zaten o inanç ve iman olmadan bunları gerçekleştirmeniz mümkün değil. Atatürk Kocatepe'ye geldiğinde bir dua ediyor ve bu duadan sonra büyük taarruzu başlatıyor. O dua nasıl büyük bir imanın, nasıl büyük bir teslimiyetin, Müslümanlığın ispatı. Atatürk duasında diyor ki; Ya Rabbi sen Türk ordusunu muzaffer et. Türklüğün ve Müslümanlığın düşman ayakları altında esaret zincirinde kalmasına müsaade etme. Atatürk'ün duası bu. Şimdi bu duayı edip, buradan taarruzu başlatıp, akabinde cumhuriyeti ilan edip, kazandığı her şeyi belki istese bir saltanat, bir krallık kurup kendisine mal edebilecek kişi kazandığı her şeyi milletine armağan ediyor. Kim o mille? O millet de Müslüman. Şimdi haşa Atatürk'ün imanı zafiyeti var, ne için savaşıyor Allah için, kim için Müslüman için. Savaşı kazanıyor kazandığı toprakları Müslüman millete armağan ediyor. Şimdi bu yüce şahsiyet kimisinin gözünde Müslüman olamadı. İşte o göz aslında Türkiye Cumhuriyeti Devletine el uzatan göz, o göz bu milletin birliğine, beraberliğine el uzatan göz. O göz aslında Türk milletiyle, Türk devletiyle, tarihiyle, kültürüyle, medeniyetiyle, haysiyetiyle, şerefiyle derdi olan göz."







"Biz Bağımsız Türkiye Partililer olarak, Bağımsız Türkiye Gençliği olarak Kocatepe'den tekrar Atamıza söz veriyoruz; bu milleti, bu devleti layık olduğu yere taşımak için var gücümüzle çalışacağız. Buradan bu vesileyle bize bu güzel Atatürk'ün hayatını, fikrini anlatan, hiç bilmediğimiz gerçekleriyle Atatürk'ün hayatını kaleme alıp bize aktaran ebedi liderimiz Prof. Dr. Haydar Baş'ı da tekrar anıyor ve Ona da söz veriyoruz; Bağımsız Türkiye yolculuğunu Allah'ın izniyle ve milletimizin de birliği ile dirliği ile biz başaracağız. Bütün dünyaya da örnek olacağız."

Dünyaya huzur ve refahı getirebilecek tek millet Türk milletidir

"Dünya bir gömlek değişiminde, deri değiminde ve bu değişimin sonucu hiç hayra alamet bir sonuç değil. Baskının, otoritenin, kanın, gözyaşının, savaşın başladığı bir döneme doğru dünya ilerliyor. İran'daki gelişmeleri hepimiz takip ediyoruz, Rusya - Ukrayna savaşını hepimiz takip ediyoruz. Savaş Suriye'de Libya'da, Irak'ta yaşandı, hala Yemen'de yaşanıyor. Savaş bugün dünyanın birçok noktasında yaşanıyor ve bu dünyaya huzur ve refahı getirebilecek millet Türk milletidir ve o milletin içinden çıkan Türk gençliğidir ve Allah'ın izniyle biz de onu başaracağız. Bu milli mücadelede biz hep askeri konuşuruz, Atatürk'ü konuşuruz ama bu milli mücadelenin bir de kadın kahramanları var. İşte o kadın kahramanların yerini alacak yine Türk gençliğinin kadınları da burada."

Kocatepe ziyareti duayla sona erdi

Bağımsız Türkiye Parti lideri Hüseyin Baş'ın Kocatepe ziyareti Atatürk ve milli mücadele kahramanları için yapılan dua ile sona erdi.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.