logo
24 TEMMUZ 2026

Ruh sağlığınızı korumak için sınır çizmeyi öğrenin

Gündelik hayatın koşturmacası, iş yükü ve sosyal ilişkilerin getirdiği beklentiler arasında çoğumuz aynı tuzağa düşüyoruz: Hayır diyememek

24.07.2026 00:19:00
Abdülkadir Gündoğdu
 
Ruh sağlığınızı korumak için sınır çizmeyi öğrenin
Ruh sağlığınızı korumak için sınır çizmeyi öğrenin
Gündelik hayatın koşturmacası, iş yükü ve sosyal ilişkilerin getirdiği beklentiler arasında çoğumuz aynı tuzağa düşüyoruz: Hayır diyememek.

Başkalarını kırma korkusu veya "yetersiz görünme" kaygısıyla kabul ettiğimiz her ekstra sorumluluk, zamanla ruh sağlığımızda derin yaralar açıyor. Oysa uzmanlara göre "Hayır" demek, bir bencillik değil; bireysel sınırları koruma ve ruh sağlığını güvenceye alma sanatıdır.

Toplumsal öğretiler çoğu zaman bizleri "yardımsever", "uyumlu" ve "her şeye yetişen" bireyler olmaya yönlendiriyor. Ancak her talebe "Evet" demek, zamanla öz saygının yitirilmesine ve ciddi psikolojik yıpranmalara yol açıyor.







"Evet" Demenin Gizli Maliyeti: Tükenmişlik Sendromu

Sürekli olarak kendi ihtiyaçlarını erteleyip başkalarının taleplerine öncelik veren kişilerde bir süre sonra kronik stres ve duygusal tükenmişlik baş gösteriyor. Psikoloji uzmanları, sınır çizememenin getirdiği temel sorunları şöyle sıralıyor:

Öfke ve Kırgınlık Birikimi: İstemeyerek kabul edilen her görev, zamanla hem karşı tarafa hem de kişinin kendisine karşı gizli bir öfke beslemesine neden olur.







Zaman ve Enerji Kaybı: Başkalarının gündemini yaşamaktan, kişinin kendi hedeflerine ve hayallerine ayıracak enerjisi kalmaz.

Öz Değer Kaybı: Kişi, kendi sınırlarını saymadığı sürece çevresinden de saygı görmediği hissine kapılır.







Sınır Çizmek Neden Bu Kadar Zor?

Kişinin kendi ruh sağlığını korumasının önündeki en büyük engel, zihnine yerleşen yanlış inançlardır:

"Her 'Evet', aslında kendi zamanınızdan, huzurunuzdan ve sağlığınızdan verdiğiniz bir tavizdir. Bir başkasına 'Hayır' derken, kendinize 'Evet' demiş olursunuz."

Dışlanma ve Sevilmeme Korkusu: "Hayır dersem beni sevmezler" düşüncesi, çocukluktan gelen onaylanma ihtiyacından beslenir.

Suçluluk Hissi: Karşı tarafı hayal kırıklığına uğratma düşüncesi, kişide haksız bir suçluluk duygusu yaratır.







Zarafetle "Hayır" Demenin Yolları

Sınır koymak, insanlarla aranıza duvar örmek değil; ilişkinin sağlıklı devam edebileceği kapıyı göstermektir. İşte ilişkileri zedelemeden sınır çizmenin etkili yolları:

Dürüst ve Net Olun: Uzun bahaneler üretmek yerine kibar ama kararlı bir dille talebi geri çevirin. (Örn: "Bu konuda sana yardımcı olmayı çok isterdim ancak şu anki yoğunluğum buna izin vermiyor.")

Zaman İsleyin: Hemen yanıt vermek yerine "Takvimime bakıp sana döneyim" diyerek düşünme fırsatı yaratın.

Alternatif Sunun (İsteğe Bağlı): Mümkünse farklı bir çözüm önerin ancak bunu bir zorunluluk olarak görmeyin.

Ruh Sağlığınız İçin Kendinize Öncelik Verin

Sağlıklı sınırlar, daha kaliteli ve sürdürülebilir ilişkilerin temelidir. Size kendinizi değersiz veya aşırı yüklenmiş hissettiren durumlarda "Hayır" diyebilmek, iç huzurunuzu yeniden kazanmanın en kestirme yoludur. Unutmayın; kendi bardağınız boşken, bir başkasının bardağını dolduramazsınız.

Ünlü yönetmen ve kardeşi Bursa'da uyuşturucu operasyonunda gözaltına alındı

Bursa'nın İnegöl ilçesinde İlçe Jandarma Komutanlığı ekiplerince düzenlenen uyuşturucu operasyonunda, yönetmen Ezel Akay ile müzisyen kardeşi Eren Kazım Akay gözaltına alındı

23.07.2026 08:00:00
İHA
 
Ünlü yönetmen ve kardeşi Bursa'da uyuşturucu operasyonunda gözaltına alındı
Ünlü yönetmen ve kardeşi Bursa'da uyuşturucu operasyonunda gözaltına alındı
Bursa İl Jandarma komutanlığı Narkotik Şube Müdürlüğü ekipleri, Ezel Akay'ın ikametinde kenevir yetiştirildiği yönündeki bilgi üzerine çalışma başlattı. Cumhuriyet Savcılığı koordinesinde adrese operasyon düzenleyen ekipler, evde yaptıkları aramada özel düzenekle yetiştirildiği değerlendirilen kenevir bitkileri ile çok miktarda kubar esrar ele geçirdi. Ele geçirilen uyuşturucu maddelere incelenmek üzere el konuldu.








Operasyon kapsamında Ezel Akay ile kardeşi Eren Kazım Akay gözaltına alınarak ifadeleri alınmak üzere jandarma karakoluna götürüldü.









Şüpheliler, işlemlerinin ardından uyuşturucu madde kullanıp kullanmadıklarının belirlenmesi amacıyla kan ve saç kılı numunesi alınmak üzere İnegöl Devlet Hastanesi'ne sevk edildi. Hastane girişinde basın mensuplarının görüntü almasına tepki gösteren Ezel Akay, "Niye fotoğraf çekiyorlar'" ifadelerini kullandı.
 







Olayla ilgili soruşturma İlçe Jandarma Komutanlığı ve Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde sürüyor.

Batının ‘insan hakları’ istismarı

İnsan hakları konusu özellikle bugün demokrasi ve hukukun üstünlüğü ilkeleri ile beraber uluslararası ilişkilerde farklı amaçlarla kullanılmaktadır

18.07.2026 00:38:00
Haber Merkezi
 
Batının ‘insan hakları’ istismarı
Batının ‘insan hakları’ istismarı
İnsan hakları konusu özellikle bugün demokrasi ve hukukun üstünlüğü ilkeleri ile beraber uluslararası ilişkilerde farklı amaçlarla kullanılmaktadır.

Bu husus dünya ülkelerinin insan hakları ihlalleri konusunda hazırladıkları raporlarda da görüldüğü gibi tamamen siyasi bir boyut kazanmıştır.

Mesela, Avrupa Birliği'ne üye ülkelerin insan hakları konusunda birbirlerini eleştirdikleri örneğine hemen hemen hiç rastlanmamaktadır.







Oysa bu ülkelerdeki bazı insan hakları ihlalleri hakkında Uluslararası Af Örgütü gibi kuruluşların pek çok raporu var. AB üyesi ülkelerin birçoğu hakkında Avrupa İnsan Hakları Divanı'nda, İnsan Hakları Sözleşmesi'nin ihlal edildiği gerekçesiyle açılmış pek çok dava ve verilmiş karar mevcuttur. 

Avrupa İnsan Hakları Divanı'nda İtalya aleyhindeki başvurular Türkiye'nin yedi misli, Fransa aleyhindekiler Türkiye'nin üç misli, İngiltere aleyhindekiler de Türkiye'den çok fazla olmasına rağmen, AB üyeliği konusunda Türkiye'nin önüne getirilen ilk mesele insan hakları ihlalleridir.

Bu bağlamda, Lozan'da azınlık olarak sayılmayanlara azınlık statüsünde haklar verilmesi ve böylece Türkiye'nin parçalanmasının önünü açacak düzenlemelerin insan haklarıdır denilerek yerine getirilmesinin istenmesi düşündürücüdür.







Türkiye'yi ziyaret eden AB üyesi ülkelerinin Dışişleri bakanları resmi programlarında olmamasına rağmen, özellikle bazı dernek yetkilileri ile görüşmeler talep etmekte, hapishaneleri ziyaret talebinde bulunmaktadır. Bu talepler, özellikle AB kapısında yarım asırdır bekletilen Türkiye'ye karşı, Avrupa'nın elindeki "insan hakları" kozunun bir yansımasıdır.

Şurası bir gerçek ki, uluslararası arenada özellikle Türkiye için insan hakları denilince; hakların temini ve her türlü yaşam koşullarının iyileştirilmesinden değil, siyasi taleplerin yerine getirilmesinden bahsedilmektedir.

Geçmişi sömürgeciliğe dayanan devlet anlayışlarında insan, bu kurumun devamında vazifeli bir araçtan öteye gidememiş, devletin devamına katkısı oranında hak sahibi olabilmiştir.







Bugün, Afganistan veya Irak'ta yaşanan katliamlar, ırza geçmeler, çocuk ölümleri dikkate alındığında; kapitalist sistemlerde insanın bu sistemin devamını sağlama dışında bir değerinin olmadığı açıkça görülmektedir.

Devletlerarası hukukta yüzlerle ifade edilebilecek konunun ele alındığı insan hakları sözleşmeleri yürürlüktedir. Ekonomik, sosyal, kültürel haklar, soykırımın önlenmesi, köleliğe karşı sözleşmeler, işkencenin önlenmesi konusunun ele alındığı metinler, kadınların ve çocukların haklarının ayrıntılı olarak yazıldığı sözleşmeler, işçi hakları vs. konuların yazılı hale getirildiği bu çalışmaların hepsi yalnızca kağıt üstünde kalmaktadır.

Emperyalizmin etkisindeki devletlerin halkları için hak sahibi olmak söz konusu değildir. Küreselleşen günümüz sisteminde ise, hak sadece belli devletlerin elinde devletlerin çıkarları için kullanılan birer araçtır. Güçlü olanların her zaman haklı olduğu bir dünyada yaşamaktayız." (Prof. Dr. Haydar Baş Milli Ekonomi Modeli)

Gurbetçilerin Kapıkule'den yurda girişleri sürüyor

Yaz tatillerini memleketlerinde geçirmek isteyen gurbetçiler, Avrupa'nın çeşitli ülkelerinden çıktıkları binlerce kilometrelik yolculuğun ardından Kapıkule Sınır Kapısı'ndan Türkiye'ye giriş yapıyor. Uzun yolculuğun yorgunluğunu sınır kapısından geçer geçmez unuttuklarını söyleyen gurbetçiler, Türk bayrağını görmenin ve ezan sesini yeniden duymanın tarifsiz bir mutluluk olduğunu ifade etti

17.07.2026 12:41:00
İHA
 
Gurbetçilerin Kapıkule'den yurda girişleri sürüyor
Gurbetçilerin Kapıkule'den yurda girişleri sürüyor
Türkiye'nin Avrupa'ya açılan en büyük kara hudut kapısı olan Kapıkule Sınır Kapısı'nda yaz sezonuyla birlikte gurbetçi yoğunluğu yaşanıyor. Almanya, Fransa, Belçika, Hollanda ve Avusturya başta olmak üzere birçok Avrupa ülkesinden yola çıkan gurbetçiler, yıllık izinlerini aileleri ve yakınlarıyla geçirmek için ana vatana geliyor. Kavurucu sıcaklara ve uzun yolculuğun yorgunluğuna rağmen memleketlerine ulaşmanın sevincini yaşayan gurbetçiler, sınır kapısından içeri girdikleri ilk anda hissettikleri duygunun her şeye değdiğini belirtiyor. İlk duraklarının anne-babaları, akrabaları ve yıllardır özlemini çektikleri memleketleri olduğunu söyleyen gurbetçiler, Türkiye ile bağlarının hiçbir zaman kopmadığını dile getiriyor.






"Ezan sesine hasret kalıyoruz"

Fransa'nın Marsilya şehrinden yola çıkan Gökhan Koçak, "Fransa'nın Marsilya şehrinden yola çıktım, Ankara'ya sevdiklerimi görmeye gidiyorum. Ülkeye ilk girdiğimde her zamanki gibi yine çok duygulandım. Yolun verdiği yoğunluğu ve yorgunluğu ülkemize girer girmez unutuyorum. Çünkü bu bambaşka bir duygu. Öncelikle bayrağımızı görmek, ardından ezan sesini duymak insanı çok etkiliyor. Evet, Avrupa'da ezan sesine hasret kalıyoruz. Bazı Avrupa ülkelerinde ezan dışarıya verilmediği için bunu yaşayamıyoruz. Bu yüzden ülkemize geldiğimizde ilk hissettiğimiz şeylerden biri de ezan sesi oluyor. Burada doğup büyüdüm, sonradan yurt dışına gittim. Her sene olduğu gibi bu yıl da ülkeme gelmenin mutluluğunu yaşıyorum. İnşallah iznim güzel geçer. Sağ salim geldik, dönüşte de yine sağ salim dönmeyi nasip etsin" dedi.








"Yorgunluğumuzu ülkeye girince unutuyoruz"

Eda Nur Koçak ise, "Maalesef Fransa'da bunlar yok, hasret kalıyoruz. Çok mutluyuz. Tabii ki yol yorgunuyuz ama ülkeye giriş yaptığımız andan itibaren bütün yorgunluğumuzu unutuyoruz. Rabbim, memleketine gelmek isteyen herkese bunu nasip etsin inşallah. Şu anda eşimin ailesinin yanına gidiyoruz. Onları da çok özledik. Çok mutluyuz. Yolumuzun büyük kısmını tamamladık. İnşallah Ankara'ya sağ salim ulaşacağız" dedi.








"Memlekete geldiğinizde insanda bambaşka bir duygu oluşuyor"

Fransa'da yaşayan Enes Dağlar, "Fransa'da yaşıyorum, memleketim Sivas'a gidiyorum. Gurbet zor. Anne ve babadan ayrı kalınca daha da zor oluyor. Ama aileniz yanınızdaysa orada da normal bir hayat sürüyorsunuz. Ben beş yıl öncesine kadar Türkiye'de yaşıyordum. İnşaat sektöründe, demir işinde çalışıyordum. Evlendikten sonra Fransa'ya yerleştim. Türkiye'de sabah 08.00'de iş başı yapıyordum. Fransa'da ise sabah 06.00'da kalkıyorum. Patron beni 06.30-06.40 gibi alıyor, yine 08.00'de iş başı yapıyoruz. Orada herkes kendi yemeğini götürüyor. Çalışma düzeni farklı. Maddi anlamda alım gücü biraz daha rahat olabilir ama ben Türkiye'ye para için gelmiyorum. Ben annemle babamı görmek için geliyorum. İki yıldır memleketime gelemiyordum. Bu yıl kavuşacağım için çok heyecanlıyım. Onlar da beni heyecanla bekliyor. İnşallah kazasız belasız varırız. Memlekete geldiğinizde insanda bambaşka bir duygu oluşuyor. İnsan 'Çok şükür evime geldim' diyor. Bunu anlatmak gerçekten çok zor. Rabbim bütün gurbetçi kardeşlerimize, ağabeylerimize ve ablalarımıza kazasız belasız memleketlerine gelip dönmeyi nasip etsin" ifadelerini kullandı.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.