logo
20 TEMMUZ 2026

Rusya boş durmuyor

27.11.2011 00:00:00
 
Rusya öncülüğünde eski Sovyet ülkelerinin oluşturduğu Kollektif Güvenlik Anlaşması Örgütü (KGAÖ) Genel Sekreteri Nikolay Bordyuja örgüte üye ülkelerin ortak hava savunma sistemini oluşturacaklarını açıkladı

Başkent Moskova'daki Rusya Dışişleri Bakanlığı binasında düzenlenen basın toplantısında, KGAÖ'nün yapısı, ve gelecekti planları konusunda bilgi verildi. KGAÖ Genel Sekreteri Nikolay Bordyuja, "Rusya NATO'ya cevaben füze kalkanı kuracak mı? şeklindeki bir soruya, "Örgüte üye olan tüm ülkelerin hava savunma sistemlerini tek komuta altında birleştirme planlarımız var, ancak füze kalkanı kurma gibi planımız yok" şeklinde cevap verdi. Öte yandan Rusya Devlet Başkanı Dmitri Medvedev'in önceki gün yaptığı açıklamada " ABD'nin Avrupa'ya kuracağı füze savunma sisteminde anlaşma sağlayamamaları durumunda, kalkanı hedef alabilecekleri sözlerine de değinen Bordyuja, bu açıklamanın yerinde olduğunu vurguladı. Bordyuja, "Devlet Başkanımız Medvedev'in dile getirdiği yaptırımlar başka seçeneği olmayan önlem niteliğindedir. Bu sözler hem NATO, hem de ABD için yapılan sayısız uzlaşıcı çağrıların ardından geldi. Maalesef bunca görüşmelere rağmen, bir netice çıkmadı" dedi.

Rusya'nın tutumu ABD'ye bağlıBardyuja füze kalkanı sistemine karşı düşünülen önlem ve yaptırımlardan, ancak Rusya ile ABD'nin diyaloga geçmesi halinde ve bir neticeye ulaşılması durumunda vazgeçilebileceklerini kaydetti. Bardyuja ABD'yi kastederek, "Şu anda her şey tek bir tarafa bağlı" ifadesini kullandı. Rusya ve ABD arasında ortak füze kalkanı oluşturulması konusunda çalışmalar başlamış, ancak Rusya'nın ortak sistem önerisine NATO karşı çıkmıştı. Füze kalkanında Rusya'nın hedef alınmadığını savunan NATO, iki ayrı yapı ve bilgi paylaşımını savunuyor. 13 Kasım'da Honolulu'da gerçekleşen APEC zirvesinde Medvedev ABD Başkanı Barack Obama ile konuyu müzakere etmiş, ancak görüşme sonrası yapılan değerlendirmede ABD ile füze kalkanı konusunda ilerleme sağlanamadığını açıklamıştı. Uzmanlar Rusya ve ABD'nin füze kalkanı konusunda uzlaşı sağlayamamaları durumunda yeni bir silahlanma yarışının başlamasının kaçınılmaz olduğunu ifade ediyor. DIŞ HABERLER

Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Keçeli'den Yunanistan'a tepki: Batı Trakya'da Türk azınlık okullarının kapatılması Lozan Antlaşması'nın ihlalidir

Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Öncü Keçeli, Yunanistan'ın Batı Trakya Türk azınlığına ait sekiz ilkokulu daha kapatmasını kınayarak, kararın Lozan Barış Antlaşması'nın ihlali olduğunu belirtti ve Atina'yı uluslararası yükümlülüklerine uymaya çağırdı

19.07.2026 21:30:00
Haber Merkezi
 
Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Keçeli'den Yunanistan'a tepki: Batı Trakya'da Türk azınlık okullarının kapatılması Lozan Antlaşması'nın ihlalidir
Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Keçeli'den Yunanistan'a tepki: Batı Trakya'da Türk azınlık okullarının kapatılması Lozan Antlaşması'nın ihlalidir
Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Öncü Keçeli, Yunanistan'ın Batı Trakya Türk azınlığına ait sekiz ilkokulu daha kapatmasını kınayarak, kararın Lozan Barış Antlaşması'nın ihlali olduğunu belirtti ve Atina'yı uluslararası yükümlülüklerine uymaya çağırdı.

Keçeli, sosyal medya hesabından yayımladığı açıklamada, şu ifadeleri kullandı:

"Yunanistan'ın, öğrenci sayısının yetersizliği bahanesiyle Batı Trakya Türk Azınlığı'na ait sekiz ilkokulu kapatma kararını kınıyoruz. Bu son kararla birlikte Azınlık ilkokullarının sayısı 76'ya düşürülmüştür. İskeçe 1'inci Türk Azınlık İlkokulu'nda birinci sınıfa kayıtlarda yeni engellerin çıkarılması da Batı Trakya Türk Azınlığı'nın eğitim haklarının aşındırılmasına yönelik sistematik uygulamaların bir diğer örneğidir. Bu baskıcı karar ve uygulamalar, Lozan Barış Antlaşması hükümlerinin ihlali niteliğindedir.

Batı Trakya Türk Azınlığı'yla ilgili hak ihlallerini tespit eden uluslararası mahkeme kararlarını ve başlıca Avrupa kurumlarının tavsiyelerini uygulamaktan kaçınan Yunanistan'ı bir kez daha azınlık ve temel insan haklarına ilişkin ahdi yükümlülükleri doğrultusunda hareket etmeye davet ediyoruz. Türkiye, Batı Trakya Türk Azınlığı'nın hak ve hukuk mücadelesini kararlılıkla desteklemeye devam edecektir."

Bahçeli'den Kıbrıs Barış Harekatı mesajı: Türk askeri barışın sigortası

Bahçeli, Türk askerinin Kıbrıs'ta barış ikliminin sigortası olduğunu vurguladı

19.07.2026 18:00:00
AA
 
Bahçeli'den Kıbrıs Barış Harekatı mesajı: Türk askeri barışın sigortası
Bahçeli'den Kıbrıs Barış Harekatı mesajı: Türk askeri barışın sigortası
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Kıbrıs'ta Türk askerinin varlığını tartışmaya açanların, Türk halkının maruz bırakıldığı katliamları bilinçli olarak hasıraltı ettiğini söyledi.
Bahçeli, "Türk askerinin Ada'daki mevcudiyeti, yeni saldırıların önünü kesen caydırıcılığın, Kıbrıs Türkü'nün güvenliğinin ve Doğu Akdeniz'deki barış ikliminin yegane sigortasıdır" ifadesini kullandı.

Bahçeli, Kıbrıs Barış Harekatı'nın 52. yıl dönümü dolayısıyla yaptığı yazılı açıklamada, Akdeniz'in bağrına Türk milletinin irade mührünü vuran aziz şehitleri rahmet ve minnetle, kahraman gazileri şükran ve hürmetle andığını belirtti.

20 Temmuz 1974'ün Türk milletinin barış arzusunu boyun eğiş zannedenlere karşı Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin kudretini, Kurtuluş Harbi'nden sonra bir kez daha yedi cihana gösterdiği tarihi bir safha olduğunu vurgulayan Bahçeli, şu ifadeleri kullandı:

"20 Temmuz 1974, Kıbrıs Türkü'nü yurdundan söküp atmayı, Ada'yı köhne Enosis masallarıyla Yunanistan'a bağlamayı ve Doğu Akdeniz'deki Türk varlığını tasfiye etmeyi amaçlayan kanlı hesabın paramparça edildiği milli bir hüküm günüdür. O gün Türk askeri, Rum-Yunan zihniyetinin asırlık ilhak saplantısını tarihin karanlık sayfalarına hapsetmiş, miadı dolmuş Enosis hülyasını ve yayılmacı emellerini Akdeniz'in sularına gömmüştür."

Devlet Bahçeli, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin Anadolu'nun güneydeki emniyet hattı, Doğu Akdeniz'deki milli hak ve menfaatlerin kilit noktası, şehit kanlarıyla vatan kılınan bir Türk yurdu, mazinin emaneti ve milli varlığın devamlılığı olduğunu vurguladı.

"Ankara ile Lefkoşa'nın kaderi birbirinden ayrılamayacağı gibi, Kıbrıs Türkü'nün güvenliğiyle Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin asayişi, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin egemenliğiyle Türk milletinin Akdeniz'deki itibarı da birbirinden kopartılamaz." değerlendirmesinde bulunan Bahçeli, şunları kaydetti:

"Kıbrıs Türkü, Ada'nın asli sahibidir. Lala Mustafa Paşa'nın serdarlığında yürütülen Osmanlı Devleti Kıbrıs Seferi'nin, on bir aylık muhasaranın ardından 1 Ağustos 1571'de Mağusa'nın fethiyle tamamlandığı ve Türk varlığının Ada'da kök saldığı günden bugüne Kıbrıs Türkü, kendi kaderini tayin etme iradesine sahip egemen bir halk, büyük Türk milletinin koparılamaz ve vazgeçilemez bir parçasıdır.

Bu tarihi hakikat, asırlar boyunca süren kuşatmaların, kanlı saldırıların, yokluk ve yoksunlukların içinden geçerek, vatanını ve bayrağını canından aziz bilen, şehadet mertebesine ve Resul-i Ekrem'in komşuluğuna erişme niyazıyla cepheye koşan bahadırların yazdığı destanlarla tahkim edilmiş ve bugüne kadar taşınmıştır. Helenist yayılmacılığın Kıbrıs Türkü'nün canına, malına, namusuna ve milli kimliğine kastettiği yıllarda, köyler kuşatılmış, ocaklar söndürülmek istenmiş, kadın ve çocuk demeden siviller hedef alınmış, Ada'da Türk milleti soykırıma uğratılmıştır."

Bahçeli, böylesi bir vahametin içinden doğan Türk Mukavemet Teşkilatı'nın dağınık milli iradeden müşterek bir ülkü doğuran, ülküyü askeri disiplin ile birleştiren, Ada'da Türk milletinin çaresizlik dehlizlerinde kaybolmasını önleyen, bağımsızlık ve hürriyet sevdasını mücadeleyle yüreklerde diri tutan milli bir mukavemet karargahı olduğuna işaret etti.

Mahkemeler tatile girdi: Hangi davalar görülecek

Yargıda adli tatil dönemi başladı. 31 Ağustos’a kadar sürecek süreçte nöbetçi mahkemeler görev yapacak, diğer davaların görülmesine ise yeni adli yıla kadar ara verilecek

19.07.2026 17:26:00
Haber Merkezi
 
Mahkemeler tatile girdi: Hangi davalar görülecek
Mahkemeler tatile girdi: Hangi davalar görülecek
Yargı mensuplarının toplu izin dönemi olarak bilinen adli tatil süreci başladı. 31 Ağustos'a kadar devam edecek dönemde mahkemelerde nöbetçi heyetler görev yapacak, tutuklu bulunan sanıklarla ilgili dosyalar ve gecikmesinde sakınca bulunan acil işler değerlendirilecek.

Adli tatil boyunca normal duruşmalara büyük ölçüde ara verilirken, yargı süreçlerinin tamamen durmaması için nöbetçi mahkemeler çalışmalarını sürdürecek. Yeni adli yılın başlamasıyla birlikte diğer davaların görülmesine devam edilecek.

Adliyelerde görevli nöbetçi mahkemeler, yalnızca kanunda belirtilen kapsamda kalan dosyaları ele alacak. Tutukluluk durumları, acil yargı işlemleri ve bekletilmesi sakıncalı görülen başvurular bu süreçte değerlendirilecek.

Danıştay'da adli tatil döneminde nöbetçi heyet görev alacak. Bu heyet, esas hakkında karar veremeyecek; ancak yürütmenin durdurulması taleplerini inceleyebilecek.

Yargıtay'da ise adli tatil süresince biri hukuk, diğeri ceza alanında olmak üzere iki nöbetçi daire görev yapacak. Ceza dairesi tutuklu sanıklarla ilgili dosyaları, hukuk dairesi ise acil nitelikteki işlemleri değerlendirecek.

Kanunlarda yer alan düzenlemelere göre adli tatil her yıl 20 Temmuz'da başlayıp 31 Ağustos'ta tamamlanıyor. Hukuk Muhakemeleri Kanunu, Ceza Muhakemesi Kanunu ve ilgili yargı mevzuatında bu döneme ilişkin hükümler yer alıyor.

Anayasa Mahkemesi ise adli tatil uygulaması dışında tutuluyor. Mahkeme, bu süreçte çalışmalarına devam ediyor.

Yeni adli yılın başlamasıyla birlikte kamuoyunun takip ettiği davalar ve diğer yargı süreçleri belirlenen takvim doğrultusunda yeniden görülecek.

Bu kez Ukrayna katliam yaptı


 
Rusya’nın Tambov ve Moskova bölgelerine düzenlenen insansız hava aracı (İHA) saldırılarında 7 kişinin hayatını kaybettiği, 48 kişinin yaralandığı, bir petrol tesisi ile çeşitli lojistik merkezlerinde hasar meydana geldiği bildirildi. Saldırılar sonrası bölgeden yoğun duman yükseldi.
 

18.07.2026 14:29:00
HABER MERKEZİ/AA
 
 Bu kez Ukrayna katliam yaptı
 Bu kez Ukrayna katliam yaptı

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, Rusya'nın Tambov ve Moskova bölgelerinde iki lojistik merkezine saldırı düzenlediklerini bildirdi.
Zelenskiy, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, Rus ordusunun Ukrayna'nın şehirlerine yönelik saldırılarına karşılık olarak Rusya'daki bazı hedeflere saldırıları sürdürdüklerini belirtti.

Öte yandan Ukrayna Ordusu İnsansız Sistemler Kuvvetleri Komutanı Robert Brovdi, bu gece Rus gölge filosuna ait olduğunu öne sürdüğü 13 gemiye saldırılar düzenlediklerini bildirdi.

Rusya da öldürüyor

Ukrayna'nın Harkiv kentinde Rusya'ya ait bir "Banderol" füzesinin yola isabet ettiği saldırıda 1 kişi hayatını kaybetti, 9 kişi yaralandı. Ukrayna polisi, saldırının meydana geldiği bölgede inceleme yürüttü.

DEAŞ'a yönelik 30 ilde operasyon: 119 şüpheli yakalandı

İçişleri Bakanlığı, 30 ilde DEAŞ terör örgütüne yönelik düzenlenen operasyonlarda 119 şüphelinin yakalandığını bildirdi

18.07.2026 13:02:00
AA
 
DEAŞ'a yönelik 30 ilde operasyon: 119 şüpheli yakalandı
DEAŞ'a yönelik 30 ilde operasyon: 119 şüpheli yakalandı

Bakanlığın NSosyal hesabından yapılan paylaşıma göre, Jandarma Genel Komutanlığı Terörle Mücadele Daire Başkanlığı ile Cumhuriyet Başsavcılıkları koordinesinde, İl Jandarma Komutanlıklarınca 30 ilde yürütülen çalışmalar kapsamında şüphelilerin DEAŞ terör örgütüne üye oldukları tespit edildi.

Sosyal medya hesapları üzerinden terör örgütünün propagandasını yapan, terör örgütüyle iltisaklı kişiler ve sözde yardım kuruluşları vasıtasıyla örgüte finans sağladıkları belirlenen şüpheliler hakkında savcılıklar tarafından soruşturma başlatıldı.

Operasyonlara ilişkin görüntülere de yer verilen açıklamada, şunlar kaydedildi:

"Güvenlik güçlerimiz ile birlikte DEAŞ terör örgütünün faaliyet ve finans yapılanmalarına karşı operasyonlarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz. Kahraman Jandarmamızı, Daire Başkanlığımızı, Cumhuriyet Başsavcılıklarımızı ve emeği geçenleri tebrik ediyoruz." 

Yazıcıoğlu dosyasında yeni detaylar ortaya çıktı: Savaş uçakları kayıtları ve mahrem sorumlu trafiği

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın, BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu ile 5 kişinin hayatını kaybettiği helikopter kazasına ilişkin yürüttüğü soruşturmada, FETÖ'nün olaydaki rolüne ilişkin yeni delillere ulaşıldı. Savaş uçaklarının uçuş kayıtları, mahrem sorumluların irtibat trafiği, ByLock yazışmaları ve itirafçı beyanlarının dosyaya girmesiyle soruşturma genişledi

18.07.2026 11:52:00
İHA
 
Yazıcıoğlu dosyasında yeni detaylar ortaya çıktı: Savaş uçakları kayıtları ve mahrem sorumlu trafiği
Yazıcıoğlu dosyasında yeni detaylar ortaya çıktı: Savaş uçakları kayıtları ve mahrem sorumlu trafiği
Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu ve beraberindeki 5 kişinin hayatını kaybettiği helikopter kazasına ilişkin Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturmada, FETÖ'nün olaydaki rolünü ortaya koyabilecek yeni deliller dosyaya girdi. Helikopterin kırıma uğradığı esnada bölgede uçuş yapan savaş uçaklarının hareketliliği de dikkate alındı. Yapılan incelemelerde, kaza anında bölgede Amasya 5. Ana Jet Üssü'nden havalanan iki F-16 ile Malatya Erhaç Havalimanı'ndan kalkan bir F-4 savaş uçağının bulunduğu belirlendi. Radar kayıtlarında F-4 uçağının bir süre sistemden kaybolduğu, bunun radarın kapatılması, ani irtifa değişikliği ya da alçak uçuştan kaynaklanmış olabileceği değerlendirildi.

Soruşturmada, F-4 savaş uçağının pilotlarından Ali Armağan'ın geçmişi ve bağlantıları da dikkat çeken bulgular arasında yer aldı. Kazadan 5 gün önce uçuş saatini tamamlamak amacıyla Malatya'ya geldiği belirlenen Armağan'ın, ilerleyen süreçte FETÖ üyeliğinden mahkum olduğu tespit edildi.

Soruşturma kapsamında, Armağan'ın 2010 yılından itibaren örgütün gizli operasyonel haberleşme hatlarını kullandığı, dönemin Hava Kuvvetleri mahrem sorumlusu Adil Öksüz ile de yoğun iletişim trafiği içerisinde bulunduğu belirlendi.

Öte yandan, Adil Öksüz'ün evinde ele geçirilen ve FETÖ elebaşı Fetullah Gülen tarafından imzalanan bir kitap üzerinde yapılan incelemede, pilot Ali Armağan'ın eşine ait parmak izine ulaşıldığı tespit edildi.

Soruşturma kapsamında, Hava Kuvvetleri mahrem yapılanmasının kazadan önce ve sonraki yurt içi ile yurt dışı seyahat trafiği de ayrıntılı şekilde incelendi. Yapılan incelemelerde, FETÖ Hava Kuvvetleri mahrem sorumlusu Erol Sağlam'ın kazadan 4 gün önce Malatya'ya giderek buradaki mahrem sorumlu Ali Cingitaş ile görüştüğü belirlendi. Bu iki ismin ortak irtibat noktası olduğu tespit edilen Cağfer Sarıkaya'nın ise kazadan 2 gün önce, 15 Temmuz darbe girişiminin kilit isimleri Adil Öksüz ve Harun Biniş ile birlikte ABD'ye gittiği tespit edildi.
Öte yandan, kazadan 5 gün sonra Malatya mahrem sorumlusu Ali Cingitaş'ın İstanbul'a gittiği, burada daha önce herhangi bir iletişim kaydı bulunmayan, darbe girişiminin Akıncı Üssü'ndeki yöneticilerinden Kemal Batmaz ile yüz yüze görüştüğünün ortaya çıktığı öğrenildi.

"'Tereyağından kıl çeker gibi halledildi' denildi"

Soruşturmada, örgütün mülki idare mahrem yapılanmasında görevli Ömer Hakan Kısıkkaya ile Elazığ il sorumlusu Mehmet Durakoğlu arasında geçtiği belirlenen ByLock yazışmaları da dosyaya girdi. Yazışmaların, kazanın örgüt hiyerarşisi içerisindeki yansımalarına ilişkin önemli bulgular içerdiği değerlendirildi.

Yazışmalarda, Durakoğlu'nun olayın hemen ardından İzmir'e giderek üst düzey örgüt mensuplarıyla görüştüğünü, İstanbul'da bir heyetin toplandığını ve "tereyağından kıl çeker gibi işin halledildiğini" yazdığı tespit edildi. Mesajın devamında ise örgüt elebaşı Gülen'in olayla ilgili "sürecin en sıkıntılı hadisesiydi" ifadelerini kullandığının kayıtlara geçtiği belirlendi.
Soruşturma dosyasına, eski bir FETÖ üyesinin Adıyaman Terörle Mücadele (TEM) Şube Müdürlüğü'ne giderek verdiği itiraf niteliğindeki ifadeler de girdi.

İtirafçı, ifadesinde örgütün üst yönetiminde yer alan bir ismin, Muhsin Yazıcıoğlu'na örgüt saflarında yer alması yönünde teklifte bulunduğunu, ancak Yazıcıoğlu'nun bu teklifi sert bir şekilde reddettiğini anlattı.

İfadede, teklifin reddedilmesinin ardından örgüt elebaşı Fetullah Gülen'in önce Yazıcıoğlu'nun açıklarının ve zaaflarının araştırılması yönünde talimat verdiği, herhangi bir açık tespit edilememesi üzerine ise doğrudan "ortadan kaldırın" talimatını verdiğine ilişkin iddiaların da soruşturma dosyasına yansıdığı belirtildi.

Başsavcılık tarafından yürütülen soruşturma kapsamında, merhum BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu ve beraberindekilerin bulunduğu helikopterin kaza/kırıma uğramasına ilişkin yürütülen soruşturmada, "Fetullahçı Silahlı Terör Örgütü faaliyetleri kapsamında tasarlayarak kasten öldürme suçuna iştirak" ettikleri iddiasıyla tutuklama talebiyle hakimliğe sevk edilen 27 şüpheliden 19'u tutuklanırken, 8 şüpheli adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

Malatya'da deprem


 
 Malatya'nın Battalgazi ilçesinde saat 06.20'de 5 büyüklüğünde deprem meydana geldi.

18.07.2026 06:36:00 / Güncelleme: 18.07.2026 07:14:58
Haber Merkezi
 
Malatya'da deprem
Malatya'da deprem

Malatya'nın Battalgazi ilçesinde saat 06.20'de 5 büyüklüğünde deprem meydana geldi.

Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının (AFAD) internet sitesinde yer alan bilgiye göre, saat 06.20'de, merkez üssü Malatya merkezde bulunan ve ilin en kalabalık ikinci ilçesi olan Battalgazi'de 5 büyüklüğünde sarsıntı kaydedildi.
Depremin yerin 15.59 kilometre derinliğinde meydana geldiği belirlendi.
 
Saha taramaları başladı
 
Malatya Valisi Seddar Yavuz, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, ekiplerin saha taramalarına başladığını, an itibarıyla olumsuz bir tespit ve ihbar alınmadığını bildirdi.
Yavuz, depremden etkilenenlere geçmiş olsun dileğinde bulundu.

Olumsuz bir durum yok
 
Öte yandan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum da Malatya'nın Battalgazi ilçesinde meydana gelen deprem sonrası olumsuz bir tespitin olmadığını, tüm ihbarları değerlendirdiklerini bildirdi. Kurum, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, şu ifadelere yer verdi: "Güzel Malatya'mıza geçmiş olsun. Battalgazi'de meydana gelen deprem sonrası şu an itibarıyla herhangi bir olumsuz tespit olmamakla birlikte tüm ihbarları değerlendiriyoruz."

Çevre illerde de hissedildi
 
AFAD, Malatya'nın Battalgazi ilçesinde meydana gelen ve çevre illerden hissedilen 5 büyüklüğündeki deprem sonrası olumsuz bir durumun bulunmadığını bildirdi.
AFAD'ın sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, şunlar kaydedildi: "Malatya ilimizin Battalgazi ilçesinde saat 06.20'de meydana gelen ve Malatya, Elazığ, Adıyaman, Tunceli ve Şanlıurfa illerimizde hissedilen 5 büyüklüğündeki deprem sonrası, an itibarıyla, olumsuz bir durum bulunmamaktadır. Saha tarama çalışmaları devam etmektedir. Etkilenen vatandaşlarımıza geçmiş olsun dileklerimizi sunarız."

Aşırı kullanımı böbrekleri bitiriyor


 
Tuz, yaşam için vazgeçilmez olsa da ihtiyaçtan fazla tüketildiğinde başta böbrekler olmak üzere kalp, damar sistemi ve birçok organ üzerinde ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor.

18.07.2026 02:28:00
MURAT ÇORBACI
 
Aşırı kullanımı böbrekleri bitiriyor
Aşırı kullanımı böbrekleri bitiriyor

Prof. Dr. Murathan Uyar, özellikle Türkiye'de önerilen miktarın oldukça üzerinde tuz tüketildiğine dikkat çekerek, küçük alışkanlık değişikliklerinin uzun vadede büyük sağlık kazanımları sağlayabileceğini vurguladı. Uyar, şunları söyledi: "Sabaha zeytin ve peynirle başlıyoruz, öğlen bir dilim ekmekle yemeğimizi tamamlıyor, akşam da çoğu zaman farkında bile olmadan tuz tüketmeye devam ediyoruz. Üstelik yemek daha ağzımıza gitmeden elimiz tuzluğa uzanıyor. Oysa bu küçük beyaz kristaller, yaşam için vazgeçilmez olduğu kadar, fazla tüketildiğinde sağlığımızı sessizce tehdit eden en önemli etkenlerden biridir.

Aslında ihtiyaç duyulan sodyum

Tuz, yaklaşık yüzde 40 sodyum ve yüzde 60 klorürden oluşur. Vücudumuz için gerekli olan aslında sodyumdur. Sinir hücreleri onun sayesinde haberleşir, kaslarımız onun sayesinde kasılır, kalbimiz düzenli çalışır ve hücrelerimizdeki su dengesi korunur. Kısacası sodyum olmadan yaşam mümkün değildir. Ancak doğa bize ihtiyaç duyduğumuz sodyumu zaten sunuyor. Sebzelerde, süt ürünlerinde, etlerde ve birçok doğal besinde yeterli miktarda bulunuyor. Sorun, ihtiyacımızdan çok daha fazlasını tüketmeye başlamamızla ortaya çıkıyor. İnsanlık tarihinin büyük bölümünde insanlar günde bir gramdan bile az tuz tüketiyordu. Besinler doğal hâlleriyle yeniyor, hazır gıdalar ise henüz hayatımıza girmemişti. Günümüzde ise işlenmiş gıdalar, fast-food ürünleri, hazır soslar, atıştırmalıklar ve ekmek sayesinde çoğu kişi farkında olmadan önerilen miktarın birkaç katı tuz alıyor. Dünya Sağlık Örgütü, günlük tuz tüketiminin 5 gramı, yani yaklaşık bir silme çay kaşığını geçmemesini öneriyor. Ne yazık ki Türkiye'de yapılan çalışmalar ortalama tüketimin bunun yaklaşık üç katına ulaştığını gösteriyor.

Peki fazla tuz vücudumuza ne yapıyor?

İlk hedef damarlarımız oluyor. Kandaki sodyum arttıkça vücut daha fazla su tutuyor. Damarların içindeki sıvı miktarı yükseliyor ve bunun sonucu olarak tansiyon artıyor. Yüksek tansiyon ise yıllarca hiçbir belirti vermeden kalbi, beyni, böbrekleri ve damarları yıpratıyor. Bu nedenle hipertansiyona boşuna 'sessiz katil' denmiyor."

Zayıflama iğnesi kullanmak isteyenler, iki kere düşünsün!


eslenme ve Diyet Uzmanı Belinda İrem Ardal, "Sadece zayıflama iğnelerine güvenerek kilo kaybetmek önemli riskleri beraberinde getirebiliyor. Bu risklerden en önemlisi hızlı kilo kaybı ile birlikte kas dokusunun da kaybedilmesi" dedi. 

18.07.2026 02:06:00
MURAT ÇORBACI
 
Zayıflama iğnesi kullanmak isteyenler, iki kere düşünsün!
Zayıflama iğnesi kullanmak isteyenler, iki kere düşünsün!

Obezite uzun yıllar boyunca yalnızca fazla yemek yemek ya da irade eksikliğiyle açıklanmaya çalışıldı. Oysa obezite; hormonlardan genetik yatkınlığa, bağırsak-beyin iletişiminden metabolizmaya kadar birçok mekanizmanın birlikte rol oynadığı kronik ve karmaşık bir hastalık. Son yıllarda tüm dünyada büyük ilgi gören GLP-1 reseptör agonistleri yani zayıflama iğneleri de bu bakış açısını değiştiren önemli gelişmeler arasında. Bu ilaçların sadece iştahı azaltmaya yardımcı olmadığını, ayrıca kişinin gün boyu zihnini meşgul eden, sürekli ne yiyeceğini düşündüren ve bilim dünyasında 'yemek gürültüsü - food noise' olarak tanımlanan içsel dürtüyü de baskılayabildiğini söyleyen Beslenme ve Diyet Uzmanı Belinda İrem Ardal, "GLP-1 ilaçları kilo verme sürecinde önemli bir destek sağlayabilir. Ancak bu ilaçlar yağları yakan bir mucize değil; doğru beslenme, düzenli hareket ve sürdürülebilir yaşam alışkanlıkları oluşturabilmek için biyolojik bir fırsat sunuyor. Longevity (uzun ve sağlıklı yaşam) yaklaşımında hedef yalnızca kilo vermek değil, metabolik sağlığı ve kas kütlesini koruyarak uzun yıllar sağlıklı yaşayabilmektir" dedi.

Yaşam tarzı değişikliği şart

Ardal, "Elde edilen sonuçlar yalnızca ilacın değil, yaşam tarzı değişikliğinin de başarısını yansıtıyor" ifadelerini kullandı. İlacın bırakılmasının ardından kaybedilen kilonun korunmasının tamamen yaşam alışkanlıklarına bağlı olduğunu belirten Ardal, "Sadece zayıflama iğnelerine güvenerek kilo kaybetmek önemli riskleri beraberinde getirebiliyor. Bu risklerden en önemlisi hızlı kilo kaybı ile birlikte kas dokusunun da kaybedilmesi. Direnç egzersizleri ve yeterli protein alımıyla desteklenmeyen kilo kaybı, metabolizma hızının yavaşlamasına, vücut kompozisyonunun bozulmasına ve ilacın bırakılmasının ardından kiloların daha hızlı geri alınmasına neden olabilir" uyarısında bulundu.

Doğal yolu var mı?

GLP-1 hormonunun her öğünden sonra vücudumuz tarafından doğal olarak da salgılandığını vurgulayan Ardal, "GLP-1'i artıran tek bir mucize besin ya da sihirli bir yöntem yok. Asıl önemli olan, vücudun bu hormonu doğal olarak üretebileceği metabolik ortamı oluşturabilmek. Şunlar yapılabilir:

1. Sofranızı hormonlarınız için hazırlayın: Zeytinyağı, avokado ve tahin gibi sağlıklı yağlar; yumurta, yoğurt, balık ve kaliteli protein kaynakları ile liften zengin, özellikle prebiyotik özellik taşıyan soğan, pırasa ve hindiba gibi sebzeler GLP-1 salınımını destekleyebiliyor. Ayrıca öğünlerde lif, protein ve sağlıklı yağları karbonhidrattan önce tüketmek hem tokluk hormonlarının daha etkili çalışmasına hem de kan şekeri kontrolünün iyileşmesine katkı sağlayabiliyor.

2. GLP-1 sadece mutfakta desteklenmiyor: Kısa yürüyüşler, kaliteli uyku, etkili stres yönetimi ve gece boyunca sindirim sistemine dinlenme fırsatı veren düzenli beslenme aralıkları da bağırsak-hormon dengesini olumlu yönde etkiliyor." 

Hulusi Akar, Washinton'da konuştu


 
Çeşitli temaslarda bulunmak üzere ABD'de bulunan TBMM Milli Savunma Komisyonu Başkanı ve AK Parti Kayseri Milletvekili Hulusi Akar, "F-35 programının durdurulmasının gerekçesi S-400, o kalkınca zaten doğrudan F-35 başlayacak" dedi.
 

18.07.2026 01:04:00
HABER MERKEZİ/AA
 
Hulusi Akar, Washinton'da konuştu
Hulusi Akar, Washinton'da konuştu

TBMM Milli Savunma Komisyonu Başkanı ve AK Parti Kayseri Milletvekili Hulusi Akar, çeşitli temaslarda bulunmak üzere ABD'ye gitti. Akar ve TBMM Milli Savunma Komisyonu Üyesi milletvekilleri, Türkiye'nin Washington Büyükelçiliği konutunda basın mensuplarının sorularını cevapladı. Burada konuşan Akar, Washington'a yaptıkları ziyaretle, ülkeler arasında, Amerika gibi yakın ilişki içerisinde oldukları ülkelerdeki diyaloğun güçlendirilmesine, karşılıklı güvenin pekiştirilmesine önem verdiklerini söyledi.

Kongre üyeleri ile de görüştüler

Beraberlerindeki heyetle, ABD Kongre üyeleri ve farklı düşünce kuruluşlarıyla görüşmeler yaptıklarını belirten Akar, "Burada savunma ve güvenlik konuları, bizim Amerika'yla olan ilişkilerimizdeki en önde gelen konulardan biri. Burada işbirliğimizi bölgesel ve küresel gelişmeler kapsamında ele aldık. Bütün görüşmelere genel olarak baktığımızda gerçekten son derece pozitif, son derece verimli, son derece yapıcı bir atmosferde gerçekleşti." ifadelerini kullandı. Akar, askeri, savunma ve bilimsel anlamda Türkiye ile ABD arasındaki ilişkilerin her zamankinden çok daha önemli olduğunu muhataplarına söylediklerini aktardı.
Ankara NATO Zirvesi'nin başarısının ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile ABD Başkanı Donald Trump arasındaki ilişkilerin, ziyaret için olumlu bir zemin oluşturduğuna dikkati çeken Akar, görüşmelerinde, Türkiye-ABD arasındaki savunma, güvenlik ve işbirliğinin yalnızca iki ülke için değil, NATO'nun caydırıcılığı, NATO bakımından da önemli olduğunu, Avrupa Atlantik Güvenliği açısından da stratejik öneme sahip olduğunu dile getirdiklerini söyledi.

S-400 konusu bir şekilde çözülecek

ABD'nin Hasımlarıyla Yaptırımlar Yoluyla Mücadele Yasası (CAATSA), S-400 ve F-35'e ilişkin Akar, liderlerin bu konuda görüşmeler yaptığını ve belli bir çerçeve çizildiğini belirterek, şöyle devam etti: "Bu 'S-400 BAE'ye gidiyor falan' demedik biz, demiyoruz. Bunun bir an önce çözülmesi için, bir an önce bir yola konulması için mutabakat sağlandığını ve yakın bir zamanda bazı gelişmelerin olabileceğini, aramızdaki bu sıkıntı olan hususun çözüleceğini kendileriyle konuştuk, görüştük. Bu konuda zaten onların kendi kanallarından aldıkları bilgiler var. O bilgiler çerçevesinde bize pozitif cevaplar verdiler.
S-400 konusu bir şekilde çözülecek. Bu konuda birtakım gelişmeler bekliyoruz, umuyoruz, temenni ediyoruz ve olacak gibi görünüyor. Bunun sonunda da önemli ve pozitif gelişmeler olacak şekilde niteliyoruz S-400 konusunu. F-35 programının durdurulmasının gerekçesi S-400, o kalkınca zaten doğrudan F-35 başlayacak. F-35 konusunda bizim elimiz çok güçlü aslında. Şundan güçlü, biz F-35'in bin yani rakam olarak gerçekten tam bin parçasını yapan bir millettik, yapan bir devlettik, yapan bir ülkeydik. Biz bunu bir şekilde çözeceğiz. Çözülecek görünüyor."


Patriot'lar gelecek

Akar, Türkiye'deki hava savunma sistemlerine yönelik Çelik Kubbe Projesi üzerinde çalışmaların devam ettiğini aktardı. "NATO ve ikili anlaşmalar kapsamında bir-iki Patriot bataryası geldi-geliyor Türkiye'ye." diyen Akar, bu konuda farklı ülkelerle de görüşmelerin sürdüğünü belirtti.

İsrail şımarıklaştı

Akar, ABD'nin Türkiye'nin müttefiki olduğunu, ABD ile çalışmaya gayret gösterdiklerini vurgulayarak, İsrail'in ABD'de yapmaya çalıştığı Türkiye karşıtlığına ilişkin şunları kaydetti: "Amerika'nın dikkat etmesi gereken konuları var. Bir dost olarak kendilerine, bu İsrail konusunu, İsrail'in çok şımarık davrandığını, İsrail'in Amerika'yı istismar ettiğini, İsrail'in Amerikan parasıyla birtakım işler yapmaya çalıştığını, binlerce insanın ölümüne sebep olduğunu, 70 binden fazla insanın ölmesine sebep olduğunu, binlerce gazeteci, binlerce sağlık personeli, binlerce Birleşmiş Milletler personeli olduğunu, dolayısıyla Amerika'nın bu konuda artık İsrail'in bu şımarıklığına bir 'dur' demesi gerektiğini, bölgedeki istikrarın, bu çatışmanın yayılması, önlenmesi bakımından da bunun şart olduğu, bir şekilde bunun tedbir alması gerektiğini de ifade ettik."
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.