Sadece Milli Ekonomi Modeline ait kurallar -1-
Denenmiş tüm sistemler, üretimden ve üreticiden yola çıkar. Sadece MEM, tüketen kesimden yanadır. Çünkü piyasalardaki problem sadece “pazar” problemidir
22.05.2026 00:21:00
Haber Merkezi
Haber Merkezi





1- MEM TÜKETİM EKSENLİ TEK ANALİZDİR
Denenmiş tüm sistemler, üretimden ve üreticiden yola çıkar. Sadece MEM, tüketen kesimden yanadır. Çünkü piyasalardaki problem sadece "pazar" problemidir. Devletin tüketen kesimi desteklemesi, tüketiciyi güçlendirdiği için mala talebi arttırır. Pazar kabiliyeti güçlenir.
Tüketim olmazsa siz istediğiniz kadar üretim yapın, üreticiyi devlet eli ile destekleyin, bu, sadece üreticinin sonunu hazırlar.
Çünkü pazarda alıcısı olmayan mal, stoklanmaktan başka bir işe yaramaz. MEM için ana hedef, üretim ve tüketim arasındaki dengenin oluşmasıdır. İşte biz, tüketiciyi destekleyerek bunu gerçekleştiriyoruz. Ve sürekli büyüme de ancak böyle yakalanır.

2- SÜREKLİ BÜYÜME MESELESİ
Sürekli büyümenin olabilmesi için, üretim ve tüketimin devamlı devrede olabilmesi şarttır. Eğer ekonomiyi büyütmek istiyorsak, tüketim kesimini desteklemek zorundayız.
Milli Ekonomi Modeli, iktisat tarihinde tüketim kesimi dikkate alınarak hazırlanan tek modeldir. Zira, tüketim kesimi desteklendiğinde üreticinin pazar problemi de kalmayacaktır. Böylece hem üretim, hem de tüketim aynı anda devreye girmiş olacaktır.

Üretim ve tüketimin aynı anda devrede olması, ekonominin sürekli bir hareket halinde olduğunun ifadesidir ki, o takdirde ekonomi sürekli bir büyümenin içine girmiş demektir.
Kapitalist sistemin gereği olarak bugün piyasalarda yaşanılan; insanların elinde olması gereken paranın belli güçlerin elinde toplanmasıdır.
Bu ise, paranın hem üretimden ve hem de tüketimden dışlanması demektir. Neticede, pazarda harcanması gereken para olması gereken ellerde olmadığı için pazar problemi ortaya çıkmaktadır. Dünyada güçlü sermayedarlar olmasına rağmen, ne üretim, ne de tüketim istenilen seviyelerdedir.

Oysa belli ellerde stoklanan sermaye, âdil bir şekilde dağıtıldığında insanların tamamına kazandırılır. Pazar ihtiyacı, üretilen mamuller için halledilmiş olur.
Üretici malını rahatlıkla satabileceği bir pazara kavuşur. Bugün pazara gidenlerin elinde istenilen imkân olmadığı için ne üreten kendisine üretim için gerekli desteği bulabiliyor, ne de tüketen yeterli tüketim imkânlarına kavuşabiliyor.
Ekonomiler için en büyük problem, tüketim kabiliyetini kaybetmiş insandır. Elde edilen gelirin tamamının tüketime dönüştüğünü varsaysak bile, gelir en fazla kendisi kadar bir tüketim oluşturabilir.

Sonuçta üretim ile tüketim arasında, eksik üretim miktarı kadar fark ortaya çıkar. Bu açık kapatılmazsa, zaman içinde ekonomilerin "durağan" döneme geçmesi kaçınılmazdır. Dünya bugün bu kaderi yaşamaktadır.
İşte Milli Ekonomi Modeli, bu durağanlığı kaldırmak için, devletin "senyoraj hakkını" kullanmasını ve bunu "sosyal devlet projeleri" ile tüketim kesimine aktarmayı çözüm olarak sunmaktadır.
MEM'e göre, devlet, piyasalara müdahale etmek zorundadır.

Senyoraj devreye girmeli, devletler para basma haklarını kullanmalıdır. Bununla elde edilecek para, sosyal devlet projeleri ile tüketiciye verilecek ve tüketicinin tetikleyicisi olacaktır.
Senyorajın maaş olarak halka verilmesi, işçinin, memurun, emeklinin, köylünün yani tüketici sınıfın tüketim kabiliyetinin devreye girmesine neden olacaktır. Bu şartlarda, talep olduğu için, üretici de daha çok üretecektir.
Bu iki unsur emme-basma tulumba gibi birbirini harekete geçirecek ve ekonomide istenen denge sağlanacaktır. Sürekli büyüme kendiliğinden ortaya çıkacaktır." (Prof. Dr. Haydar Baş Milli Ekonomi Modeli)
Denenmiş tüm sistemler, üretimden ve üreticiden yola çıkar. Sadece MEM, tüketen kesimden yanadır. Çünkü piyasalardaki problem sadece "pazar" problemidir. Devletin tüketen kesimi desteklemesi, tüketiciyi güçlendirdiği için mala talebi arttırır. Pazar kabiliyeti güçlenir.
Tüketim olmazsa siz istediğiniz kadar üretim yapın, üreticiyi devlet eli ile destekleyin, bu, sadece üreticinin sonunu hazırlar.
Çünkü pazarda alıcısı olmayan mal, stoklanmaktan başka bir işe yaramaz. MEM için ana hedef, üretim ve tüketim arasındaki dengenin oluşmasıdır. İşte biz, tüketiciyi destekleyerek bunu gerçekleştiriyoruz. Ve sürekli büyüme de ancak böyle yakalanır.

2- SÜREKLİ BÜYÜME MESELESİ
Sürekli büyümenin olabilmesi için, üretim ve tüketimin devamlı devrede olabilmesi şarttır. Eğer ekonomiyi büyütmek istiyorsak, tüketim kesimini desteklemek zorundayız.
Milli Ekonomi Modeli, iktisat tarihinde tüketim kesimi dikkate alınarak hazırlanan tek modeldir. Zira, tüketim kesimi desteklendiğinde üreticinin pazar problemi de kalmayacaktır. Böylece hem üretim, hem de tüketim aynı anda devreye girmiş olacaktır.

Üretim ve tüketimin aynı anda devrede olması, ekonominin sürekli bir hareket halinde olduğunun ifadesidir ki, o takdirde ekonomi sürekli bir büyümenin içine girmiş demektir.
Kapitalist sistemin gereği olarak bugün piyasalarda yaşanılan; insanların elinde olması gereken paranın belli güçlerin elinde toplanmasıdır.
Bu ise, paranın hem üretimden ve hem de tüketimden dışlanması demektir. Neticede, pazarda harcanması gereken para olması gereken ellerde olmadığı için pazar problemi ortaya çıkmaktadır. Dünyada güçlü sermayedarlar olmasına rağmen, ne üretim, ne de tüketim istenilen seviyelerdedir.

Oysa belli ellerde stoklanan sermaye, âdil bir şekilde dağıtıldığında insanların tamamına kazandırılır. Pazar ihtiyacı, üretilen mamuller için halledilmiş olur.
Üretici malını rahatlıkla satabileceği bir pazara kavuşur. Bugün pazara gidenlerin elinde istenilen imkân olmadığı için ne üreten kendisine üretim için gerekli desteği bulabiliyor, ne de tüketen yeterli tüketim imkânlarına kavuşabiliyor.
Ekonomiler için en büyük problem, tüketim kabiliyetini kaybetmiş insandır. Elde edilen gelirin tamamının tüketime dönüştüğünü varsaysak bile, gelir en fazla kendisi kadar bir tüketim oluşturabilir.

Sonuçta üretim ile tüketim arasında, eksik üretim miktarı kadar fark ortaya çıkar. Bu açık kapatılmazsa, zaman içinde ekonomilerin "durağan" döneme geçmesi kaçınılmazdır. Dünya bugün bu kaderi yaşamaktadır.
İşte Milli Ekonomi Modeli, bu durağanlığı kaldırmak için, devletin "senyoraj hakkını" kullanmasını ve bunu "sosyal devlet projeleri" ile tüketim kesimine aktarmayı çözüm olarak sunmaktadır.
MEM'e göre, devlet, piyasalara müdahale etmek zorundadır.

Senyoraj devreye girmeli, devletler para basma haklarını kullanmalıdır. Bununla elde edilecek para, sosyal devlet projeleri ile tüketiciye verilecek ve tüketicinin tetikleyicisi olacaktır.
Senyorajın maaş olarak halka verilmesi, işçinin, memurun, emeklinin, köylünün yani tüketici sınıfın tüketim kabiliyetinin devreye girmesine neden olacaktır. Bu şartlarda, talep olduğu için, üretici de daha çok üretecektir.
Bu iki unsur emme-basma tulumba gibi birbirini harekete geçirecek ve ekonomide istenen denge sağlanacaktır. Sürekli büyüme kendiliğinden ortaya çıkacaktır." (Prof. Dr. Haydar Baş Milli Ekonomi Modeli)































































