Suriye'nin üyeliğini Kasım 2011'de Kahire'deki dışişleri bakanları toplantısında askıya alan Arap Birliği, 12 yıl aradan sonra kurucusu olduğu organizasyon içindeki koltuğunu Suriye'ye iade etti.
Önümüzdeki hafta Suudi Arabistan'da toplanacak Arap Birliği zirvesine Suriye de katılacak.
Arap Birliği'nin, bağımsız bir devlet olarak kabul ettiği Filistin de dâhil olmak üzere 22 üyesi bulunuyor. Üye devletlerin çoğunun Şam'ın dönüşüne olumlu baktığı ifade ediliyor. Aykırı görüşteki ülkeleri rahatlatmak isteyen Arap Birliği Genel Sekreteri Ahmed Aboul Gheit, her ülkenin Suriye ile olan ilişkisine kendisi karar vereceğini açıklamıştı.
Şam'a gelen arabuluculara görüşmelerinde Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad'ın Arap Birliği'ne dönmek için yanıp tutuşmadığını fakat ön koşul olmadan ikili ilişkileri düzene sokmaya hazır olduğu mesajı verdiği biliniyor.
Lübnan merkezli El Ahbar gazetesi Suriye lideri Esad'ın "Suriye'nin yalnızca kendini ilgilendiren iç meseleleri hakkında herhangi bir ülkeyle görüşeceğini kimse düşünmemeli. Zira iç meseleleri herhangi bir şekilde müzakereye etmeye asla niyetimiz yok" dediğini aktarmıştı.
Suriye'nin Arap Birliği'ne dönüş süreci bu seviyeye kadar olgunlaştığına göre 'Esad istediğini aldı' tespitini yapabiliriz.
Arap Birliği'nden Şam dışlanınca boşalan koltuğa, Mart 2013'te Doha'da gerçekleşen zirvede Suriye Muhalif ve Devrimci Güçler Ulusal Koalisyonu oturtulmuştu. 'Oturtulmuştu' diyorum, zira zoraki bir hamleydi bu ve herkes bu hamlenin kalıcı olmayacağının farkındaydı.
Şimdi ne olacak?
Ne olacağı belli, koltuğun asıl sahibi gelince Suriyeli muhaliflere yol göründü…
Belki hedeflerine ulaşıp, Beşar Esad'ı iktidardan uzaklaştırmak mümkün olsa muhalifler Arap Birliği koltuğuna oturmaya devam edebilirlerdi. Ancak şu bir gerçek ki, Esad'ı alaşağı edebilseydiler Suriye'yi bekleyen sonuç Libya gibi olmaktan başka bir şey olmayacaktı.
Suriye'nin Arap Birliği'ne dönüşü hem muhalifler hem de onları destekleyen ülkeler için büyük bir hezimet anlamına geliyor. Ancak artık bu sonucu istemeseler de herkes kabul etmek zorunda kalacak.
19 Mayıs'ta gerçekleşecek Arap Birliği zirvesinde 12 yıl sonra koltuğuna oturacak olan Şam'ın eli bundan sonra çok daha kuvvetlenecek. Diplomatik girişimler ve normalleşme hamleleri daha da hız kazanacak.
Bu bağlamda Ankara-Şam ilişkilerinde de yeni bir sayfa açılması gerekiyor. 12 yıldır Şam'la köprüleri atmış olan AKP hükümetinin yeni bir sayfa açabilmesi koştuğu şartlar nedeniyle imkansız olmasa bile çok ama çok zor.
Bu bağlamda 15 Mayıs sabahına yeni bir yönetimle merhaba diyebilirse Türkiye, bunun Ankara-Şam ilişkilerine de hızla olumlu yansıyabilmesi mümkün. Aksi takdirde herkes arayı düzeltse bile biz Suriye'yle aynı tas aynı hamama devam etmeyi sürdürebiliriz.
- Enerji masasında Türkiye neden yok? / 08.11.2025
- Çağdaş Nemrutların ateşinden hiç korkmadı! / 13.04.2025
- Ya Öcalan cumhurbaşkanı olursa... / 10.04.2025
- DEM Parti’ye mağdur rolü mü biçildi? / 05.11.2024
- Bin tane Öcalan’ın çağrısı terörü bitirir mi? / 29.10.2024
- Türkiye’nin refleksleri yok edildi / 24.10.2024
- Vatikan çok üzüldü… / 22.10.2024
- Bir savcı çok şeyi değiştirir / 20.10.2024
- Kaç Erdoğan var? / 19.10.2024































































