logo
24 TEMMUZ 2026

Sanat ve sporun birleştirici gücü

Toplumsal travmalar, doğal afetler ve küresel kriz dönemleri, insanları fiziksel olarak olduğu kadar ruhsal ve sosyal açıdan da yıpratıyor

24.07.2026 00:12:00
Abdülkadir Gündoğdu
 
Sanat ve sporun birleştirici gücü
Sanat ve sporun birleştirici gücü
Toplumsal travmalar, doğal afetler ve küresel kriz dönemleri, insanları fiziksel olarak olduğu kadar ruhsal ve sosyal açıdan da yıpratıyor.

Tam da bu kriz anlarında; dil, din ve ırk farkı gözetmeksizin milyonları aynı duygu paydasında buluşturan iki devasa güç öne çıkıyor: Sanat ve Spor.

Tarih boyunca insanlık; büyük felaketlerin, savaşların veya salgınların ardından ayağa kalkmak için üretmenin ve hareket etmenin iyileştirici gücüne sığındı. Sanat ve spor, sadece birer serbest zaman aktivitesi ya da eğlence aracı olmanın ötesinde, kolektif travmaların sarılmasında kritik bir "toplumsal terapi" işlevi üstleniyor.







Ruhsal Onarım ve Kolektif İyileşme

Kriz dönemlerinde bireylerde oluşan kaygı, çaresizlik ve yalnızlık hissi; ortak deneyimlerle aşılabilir. Sanat ve spor tam da bu noktada devreye girerek toplumsal dayanışmayı güçlendirir:

Duyguların İfadesi Olarak Sanat: Bir felaketin ardından yazılan bir şiir, tuvale yansıyan bir renk ya da bestelenen bir melodi, söze dökülemeyen acıların dışa vurulmasını sağlar. Sanat; bireyin yaşadığı şoku işlemesine yardım ederken, sergilenen veya paylaşılan eserler aracılığıyla topluma "Yalnız değilsiniz, acınızı paylaşıyoruz" mesajı verir.

Birlikte Atan Kalpler ve Spor: Yeşil sahada ya da salon sporlarında atılan ortak bir çığlık, atılan tek bir gol veya kazanılan tek bir madalya, ağır krizlerin ortasındaki toplumlara ihtiyacı olan umudu aşılar. Spor müsabakaları, rekabetin ötesine geçerek kriz anlarında ortak bir nefes alma ve kenetlenme alanına dönüşür.







Sahadan ve Sahneden Dayanışma Örnekleri

Kriz anlarında sanatçılar ve sporcular, toplumun moral kaynağı olmanın yanı sıra somut yardımların da öncüsü haline geliyor: "Sanat ve spor; karanlık dönemlerde toplumların yolunu aydınlatan en güçlü iki fenerdir."







Afet Bölgelerinde Çocuklar İçin Terapi: Deprem ve sel gibi doğal afetlerin ardından bölgeye giden tiyatro grupları, müzisyenler ve spor kulüpleri; özellikle çocuklar için düzenledikleri atölye ve oyunlarla travmanın izlerini silmeye çalışıyor. Açar açmaz oynanan bir top ya da birlikte boyanan bir duvar, çocuklara güven duygusunu yeniden kazandırıyor.

Yardım Kampanyalarının Lokomotifi: Dünyanın dört bir yanında düzenlenen yardım konserleri ve dostluk maçları, krizlerin yarattığı maddi zararları hafifletmek adına milyonlarca dolarlık kaynak yaratıyor.







Geleceğe Umutla Bakmak İçin

Kriz anlarında altyapı, gıda ve tıbbi destekler ne kadar gerekliyse; toplumun ruhsal bütünlüğünü korumak da o kadar hayatidir. Sanat ve spor, insanlığa kırılan yerlerinden yeniden birleşebileceğini hatırlatır.

Bir stadyum dolusu insanın aynı marşı söylemesi ya da bir sergi salonunda aynı tabloya bakan insanların göz göze gelmesi, toplumsal hafızanın yaralarını sararak geleceğe dair umutları tazeler. Sanatın zarafeti ve sporun birleştirici disiplini; kriz zamanlarında bir lüks değil, en temel toplumsal ihtiyaçlardan biridir.

Fethiye'de ekiplerin orman yangını ile ilgili mücadelesi sürüyor

Fethiye Göcek'te dün öğlen çıkan ve yaklaşık 24 saattir devam eden orman yangınını söndürmek için ekiplerin canla başla mücadelesi devam ediyor. Karadan arazözler ve söndürme işçilerinin yanı sıra gönüllü vatandaşlar ve kurumların mücadele verdiği yangında hava araçları da adeta zamanla yarışarak sortilerini sürdürdü. Hava araçlarının mücadelesi ve yanan alanlar dronla görüntülendi

23.07.2026 12:32:00 / Güncelleme: 23.07.2026 12:36:30
İHA
 
Fethiye'de ekiplerin orman yangını ile ilgili mücadelesi sürüyor
Fethiye'de ekiplerin orman yangını ile ilgili mücadelesi sürüyor
Fethiye'nin Göcek Mahallesi'nde öğle saatlerinde çıkan ve şiddetli rüzgarın etkisiyle kısa sürede büyüyerek İnlice Mahallesi'ne kadar ulaşan orman yangınına havadan ve karadan yoğun müdahale gerçekleştiriliyor. Yerleşim yerlerini de tehdit eden yangının enerjisi ekiplerin çalışmaları sonucunda büyük oranda düşürülürken, şu ana kadar ekseriya ormanlık alan olmak üzere yaklaşık 3 bin 200 dönüm civarında alanın yandığı öğrenildi.






"5 uçak 14 helikopter, 126 araç ve 417 personel mücadele veriyor"

Yangının başlamasının ardından İl Afet ve Acil Müdahale Planı kapsamında Kriz Koordinasyon Merkezi'nin yönetimi toplanarak planlı bir şekilde söndürme çalışmaları başlatıldı. Olumsuz hava şartları ve arazinin sarp olması nedeniyle hava araçları yangını söndürmek için zamanla yarışıyor. Orman Bölge Müdürlüğü başta olmak üzere AFAD, Jandarma, Emniyet, Büyükşehir Belediyesi, Devlet Su İşleri, MUSKİ ve diğer kurumlarla koordineli şekilde müdahalelerini sürdürüyor.








5 uçak 14 helikopter, 126 araç ve iş makinesi 53 arazöz, 16 su tankeri, 5 ilk müdahale aracı, 18 iş makinesi, 6 TOMA ile söndürme çalışmalarının devam ettiği yangının boyutu gün ağarınca ortaya çıktı.




















Ünlü yönetmen ve kardeşi Bursa'da uyuşturucu operasyonunda gözaltına alındı

Bursa'nın İnegöl ilçesinde İlçe Jandarma Komutanlığı ekiplerince düzenlenen uyuşturucu operasyonunda, yönetmen Ezel Akay ile müzisyen kardeşi Eren Kazım Akay gözaltına alındı

23.07.2026 08:00:00
İHA
 
Ünlü yönetmen ve kardeşi Bursa'da uyuşturucu operasyonunda gözaltına alındı
Ünlü yönetmen ve kardeşi Bursa'da uyuşturucu operasyonunda gözaltına alındı
Bursa İl Jandarma komutanlığı Narkotik Şube Müdürlüğü ekipleri, Ezel Akay'ın ikametinde kenevir yetiştirildiği yönündeki bilgi üzerine çalışma başlattı. Cumhuriyet Savcılığı koordinesinde adrese operasyon düzenleyen ekipler, evde yaptıkları aramada özel düzenekle yetiştirildiği değerlendirilen kenevir bitkileri ile çok miktarda kubar esrar ele geçirdi. Ele geçirilen uyuşturucu maddelere incelenmek üzere el konuldu.








Operasyon kapsamında Ezel Akay ile kardeşi Eren Kazım Akay gözaltına alınarak ifadeleri alınmak üzere jandarma karakoluna götürüldü.









Şüpheliler, işlemlerinin ardından uyuşturucu madde kullanıp kullanmadıklarının belirlenmesi amacıyla kan ve saç kılı numunesi alınmak üzere İnegöl Devlet Hastanesi'ne sevk edildi. Hastane girişinde basın mensuplarının görüntü almasına tepki gösteren Ezel Akay, "Niye fotoğraf çekiyorlar'" ifadelerini kullandı.
 







Olayla ilgili soruşturma İlçe Jandarma Komutanlığı ve Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde sürüyor.

Antalya'da termometreler 44 dereceyi gördü

Antalya'da termometreler 44 dereceyi gösterdi. Deniz suyu sıcaklığının 30 dereceye ulaştığı kentte vatandaşlar serinlemek için Konyaaltı Sahili'ne akın etti

22.07.2026 15:35:00
İhlas Haber Ajansı
 
Antalya'da termometreler 44 dereceyi gördü
Antalya'da termometreler 44 dereceyi gördü
Meteoroloji'nin günler öncesinden yaptığı yüksek sıcaklık uyarılarının ardından Antalya'da termometreler 44 dereceyi gösterdi. Deniz suyu sıcaklığının 30 dereceye ulaştığı kentte yerli ve yabancı turistler ile vatandaşlar serinlemek için Konyaaltı Sahili'ne akın etti.






Meteoroloji Bölge Müdürlüğü verilerine göre Antalya şehir merkezinde hava sıcaklığı 41 derece olarak ölçülürken, termometreler 44 dereceyi gösterdi. Deniz suyu sıcaklığı 30 dereceye ulaşırken, nem oranı ise yüzde 18 olarak kaydedildi.








Sıcaktan bunalanlar sahillere koştu

Yüksek sıcaklığı fırsata çeviren yerli ve yabancı turistler ile kent sakinleri, serinlemek için Konyaaltı Sahili'nde yoğunluk oluşturdu. Bazıları Akdeniz'in serin sularına girerek sıcak havadan korunmaya çalışırken, bazıları da şemsiye gölgelerinde vakit geçirdi. Sahilde bulunan bazı vatandaşlar ise falezlerden denize atlayarak serinlemeyi tercih etti. Öğle saatlerinde sahildeki hareketlilik dikkat çekerken, uzmanlar özellikle güneş ışınlarının en dik geldiği saatlerde uzun süre güneş altında kalınmaması gerektiğini hatırlattı.







"Sıcak olsa da Antalya buna değer"

Hatay'ın İskenderun ilçesinden tatil için Antalya'ya gelen Fatma Çürük, sıcak havaya rağmen kentin güzelliğine dikkat çekerek, "Antalya çok güzel. Sıcak olsa da buna değer. Biz de Hatay'dan geliyoruz, orası da çok sıcak. Bugün biraz yürüyelim dedik ama sıcak gerçekten etkiledi" dedi. Eşi Adem Çürük ise, "Antalya vazgeçilmezimiz. İki gündür sıcaklık oldukça yüksek ama her şeye rağmen görülmeye değer bir şehir" ifadelerini kullandı.







Konyaaltı Belediyesi'nden sıcak hava tedbiri

Yoğun sıcaklık uyarılarının yapıldığı günde Konyaaltı Belediye Başkanı Cem Kotan da sosyal medya hesabından aldığı tedbiri paylaştı. Kotan, aşırı sıcaklar nedeniyle sahada görev yapan belediye çalışanlarının 11.00 ile 15.00 saatleri arasında dinlendirileceğini duyurdu.

Batının ‘insan hakları’ istismarı

İnsan hakları konusu özellikle bugün demokrasi ve hukukun üstünlüğü ilkeleri ile beraber uluslararası ilişkilerde farklı amaçlarla kullanılmaktadır

18.07.2026 00:38:00
Haber Merkezi
 
Batının ‘insan hakları’ istismarı
Batının ‘insan hakları’ istismarı
İnsan hakları konusu özellikle bugün demokrasi ve hukukun üstünlüğü ilkeleri ile beraber uluslararası ilişkilerde farklı amaçlarla kullanılmaktadır.

Bu husus dünya ülkelerinin insan hakları ihlalleri konusunda hazırladıkları raporlarda da görüldüğü gibi tamamen siyasi bir boyut kazanmıştır.

Mesela, Avrupa Birliği'ne üye ülkelerin insan hakları konusunda birbirlerini eleştirdikleri örneğine hemen hemen hiç rastlanmamaktadır.







Oysa bu ülkelerdeki bazı insan hakları ihlalleri hakkında Uluslararası Af Örgütü gibi kuruluşların pek çok raporu var. AB üyesi ülkelerin birçoğu hakkında Avrupa İnsan Hakları Divanı'nda, İnsan Hakları Sözleşmesi'nin ihlal edildiği gerekçesiyle açılmış pek çok dava ve verilmiş karar mevcuttur. 

Avrupa İnsan Hakları Divanı'nda İtalya aleyhindeki başvurular Türkiye'nin yedi misli, Fransa aleyhindekiler Türkiye'nin üç misli, İngiltere aleyhindekiler de Türkiye'den çok fazla olmasına rağmen, AB üyeliği konusunda Türkiye'nin önüne getirilen ilk mesele insan hakları ihlalleridir.

Bu bağlamda, Lozan'da azınlık olarak sayılmayanlara azınlık statüsünde haklar verilmesi ve böylece Türkiye'nin parçalanmasının önünü açacak düzenlemelerin insan haklarıdır denilerek yerine getirilmesinin istenmesi düşündürücüdür.







Türkiye'yi ziyaret eden AB üyesi ülkelerinin Dışişleri bakanları resmi programlarında olmamasına rağmen, özellikle bazı dernek yetkilileri ile görüşmeler talep etmekte, hapishaneleri ziyaret talebinde bulunmaktadır. Bu talepler, özellikle AB kapısında yarım asırdır bekletilen Türkiye'ye karşı, Avrupa'nın elindeki "insan hakları" kozunun bir yansımasıdır.

Şurası bir gerçek ki, uluslararası arenada özellikle Türkiye için insan hakları denilince; hakların temini ve her türlü yaşam koşullarının iyileştirilmesinden değil, siyasi taleplerin yerine getirilmesinden bahsedilmektedir.

Geçmişi sömürgeciliğe dayanan devlet anlayışlarında insan, bu kurumun devamında vazifeli bir araçtan öteye gidememiş, devletin devamına katkısı oranında hak sahibi olabilmiştir.







Bugün, Afganistan veya Irak'ta yaşanan katliamlar, ırza geçmeler, çocuk ölümleri dikkate alındığında; kapitalist sistemlerde insanın bu sistemin devamını sağlama dışında bir değerinin olmadığı açıkça görülmektedir.

Devletlerarası hukukta yüzlerle ifade edilebilecek konunun ele alındığı insan hakları sözleşmeleri yürürlüktedir. Ekonomik, sosyal, kültürel haklar, soykırımın önlenmesi, köleliğe karşı sözleşmeler, işkencenin önlenmesi konusunun ele alındığı metinler, kadınların ve çocukların haklarının ayrıntılı olarak yazıldığı sözleşmeler, işçi hakları vs. konuların yazılı hale getirildiği bu çalışmaların hepsi yalnızca kağıt üstünde kalmaktadır.

Emperyalizmin etkisindeki devletlerin halkları için hak sahibi olmak söz konusu değildir. Küreselleşen günümüz sisteminde ise, hak sadece belli devletlerin elinde devletlerin çıkarları için kullanılan birer araçtır. Güçlü olanların her zaman haklı olduğu bir dünyada yaşamaktayız." (Prof. Dr. Haydar Baş Milli Ekonomi Modeli)

Gurbetçilerin Kapıkule'den yurda girişleri sürüyor

Yaz tatillerini memleketlerinde geçirmek isteyen gurbetçiler, Avrupa'nın çeşitli ülkelerinden çıktıkları binlerce kilometrelik yolculuğun ardından Kapıkule Sınır Kapısı'ndan Türkiye'ye giriş yapıyor. Uzun yolculuğun yorgunluğunu sınır kapısından geçer geçmez unuttuklarını söyleyen gurbetçiler, Türk bayrağını görmenin ve ezan sesini yeniden duymanın tarifsiz bir mutluluk olduğunu ifade etti

17.07.2026 12:41:00
İHA
 
Gurbetçilerin Kapıkule'den yurda girişleri sürüyor
Gurbetçilerin Kapıkule'den yurda girişleri sürüyor
Türkiye'nin Avrupa'ya açılan en büyük kara hudut kapısı olan Kapıkule Sınır Kapısı'nda yaz sezonuyla birlikte gurbetçi yoğunluğu yaşanıyor. Almanya, Fransa, Belçika, Hollanda ve Avusturya başta olmak üzere birçok Avrupa ülkesinden yola çıkan gurbetçiler, yıllık izinlerini aileleri ve yakınlarıyla geçirmek için ana vatana geliyor. Kavurucu sıcaklara ve uzun yolculuğun yorgunluğuna rağmen memleketlerine ulaşmanın sevincini yaşayan gurbetçiler, sınır kapısından içeri girdikleri ilk anda hissettikleri duygunun her şeye değdiğini belirtiyor. İlk duraklarının anne-babaları, akrabaları ve yıllardır özlemini çektikleri memleketleri olduğunu söyleyen gurbetçiler, Türkiye ile bağlarının hiçbir zaman kopmadığını dile getiriyor.






"Ezan sesine hasret kalıyoruz"

Fransa'nın Marsilya şehrinden yola çıkan Gökhan Koçak, "Fransa'nın Marsilya şehrinden yola çıktım, Ankara'ya sevdiklerimi görmeye gidiyorum. Ülkeye ilk girdiğimde her zamanki gibi yine çok duygulandım. Yolun verdiği yoğunluğu ve yorgunluğu ülkemize girer girmez unutuyorum. Çünkü bu bambaşka bir duygu. Öncelikle bayrağımızı görmek, ardından ezan sesini duymak insanı çok etkiliyor. Evet, Avrupa'da ezan sesine hasret kalıyoruz. Bazı Avrupa ülkelerinde ezan dışarıya verilmediği için bunu yaşayamıyoruz. Bu yüzden ülkemize geldiğimizde ilk hissettiğimiz şeylerden biri de ezan sesi oluyor. Burada doğup büyüdüm, sonradan yurt dışına gittim. Her sene olduğu gibi bu yıl da ülkeme gelmenin mutluluğunu yaşıyorum. İnşallah iznim güzel geçer. Sağ salim geldik, dönüşte de yine sağ salim dönmeyi nasip etsin" dedi.








"Yorgunluğumuzu ülkeye girince unutuyoruz"

Eda Nur Koçak ise, "Maalesef Fransa'da bunlar yok, hasret kalıyoruz. Çok mutluyuz. Tabii ki yol yorgunuyuz ama ülkeye giriş yaptığımız andan itibaren bütün yorgunluğumuzu unutuyoruz. Rabbim, memleketine gelmek isteyen herkese bunu nasip etsin inşallah. Şu anda eşimin ailesinin yanına gidiyoruz. Onları da çok özledik. Çok mutluyuz. Yolumuzun büyük kısmını tamamladık. İnşallah Ankara'ya sağ salim ulaşacağız" dedi.








"Memlekete geldiğinizde insanda bambaşka bir duygu oluşuyor"

Fransa'da yaşayan Enes Dağlar, "Fransa'da yaşıyorum, memleketim Sivas'a gidiyorum. Gurbet zor. Anne ve babadan ayrı kalınca daha da zor oluyor. Ama aileniz yanınızdaysa orada da normal bir hayat sürüyorsunuz. Ben beş yıl öncesine kadar Türkiye'de yaşıyordum. İnşaat sektöründe, demir işinde çalışıyordum. Evlendikten sonra Fransa'ya yerleştim. Türkiye'de sabah 08.00'de iş başı yapıyordum. Fransa'da ise sabah 06.00'da kalkıyorum. Patron beni 06.30-06.40 gibi alıyor, yine 08.00'de iş başı yapıyoruz. Orada herkes kendi yemeğini götürüyor. Çalışma düzeni farklı. Maddi anlamda alım gücü biraz daha rahat olabilir ama ben Türkiye'ye para için gelmiyorum. Ben annemle babamı görmek için geliyorum. İki yıldır memleketime gelemiyordum. Bu yıl kavuşacağım için çok heyecanlıyım. Onlar da beni heyecanla bekliyor. İnşallah kazasız belasız varırız. Memlekete geldiğinizde insanda bambaşka bir duygu oluşuyor. İnsan 'Çok şükür evime geldim' diyor. Bunu anlatmak gerçekten çok zor. Rabbim bütün gurbetçi kardeşlerimize, ağabeylerimize ve ablalarımıza kazasız belasız memleketlerine gelip dönmeyi nasip etsin" ifadelerini kullandı.

Murat Nehri'nde kaybolan Berat'ın cansız bedenine ulaşıldı

Murat Nehri'ne düşerek kaybolan 10 yaşındaki Berat Karakaya'nın cansız bedenine ulaşıldı

17.07.2026 11:59:00
İhlas Haber Ajansı
 
Murat Nehri'nde kaybolan Berat'ın cansız bedenine ulaşıldı
Murat Nehri'nde kaybolan Berat'ın cansız bedenine ulaşıldı
Muş'taki Murat Nehri'ne düşerek kaybolan 10 yaşındaki Berat Karakaya'nın cansız bedenine ulaşıldı.






Muş merkeze bağlı Özdilek köyünde 10 Temmuz'da Murat Nehri'ne düşerek kaybolan 10 yaşındaki Berat Karakaya'nın cansız bedeni, arama çalışmalarının 8. gününde düştüğü noktadan yaklaşık 4 kilometre uzaklıkta bulundu. Karakaya'nın cansız bedeni, düştüğü noktadan yaklaşık 4 kilometre uzaklıkta kıyı taraması yapan amcası tarafından bulundu. Amcası tarafından kıyıya çıkarılan Karakaya için daha sonra arama kurtarma ekipleri ve aileye haber verildi.








Muş AFAD İl Müdürlüğü koordinesinde 8 gündür yürütülen arama çalışmalarına İl Jandarma Komutanlığı, Van Jandarma Sualtı Arama Kurtarma timleri, Van Emniyet Müdürlüğü dalgıç polisleri, Siirt, Bitlis ve Erzurum AFAD ekipleri ile Diyarbakır jandarma dalgıç ekipleri, aile bireyleri ve köylüler de destek verdi. Yaklaşık 170 personelin görev aldığı arama çalışmalarında Murat Nehri boyunca hem su üstünde hem de su altında kapsamlı tarama faaliyetleri yürütülmüş, çalışmaların daha etkin sürdürülebilmesi amacıyla Alparslan-1 ve Alparslan-2 barajlarındaki su akışı da belirli süreyle durdurulmuştu.








Berat Karakaya'nın cenazesi, olay yerinde yapılan incelemenin ardından otopsi işlemleri için Muş Devlet Hastanesi morguna kaldırıldı.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.